Etiket: Kararına

  • Artvin’de Danıştay’ın Cerattepe kararına zincirli protesto

    Artvin’de 6 kişi kendisini Kafkasör yaylası Cerattepe Mevkii’nde çıkartılması planlanan madenin işletmecisi özel şirketin kapısına zincirledi.

    Protestocu 5 kişi maden şirketinin bulunduğu il merkezindeki iş hanına gelerek, Rize İdari Mahkemesi’nden çıkan ‘ÇED olumlu raporunu’ Danıştay’ın onamasını protesto etmek için, önce kendilerini kapıya zincirle bağladılar. Daha sonra grup pankart açarak sloganlar atmaya başladı. Etraftan toplanan vatandaşlar sloganlara eşlik ederek alkış tuttu.

    Eylem esnasında protestocu grup adına konuşan Dursun Ali Koyuncu “Yaklaşık 2 yıl önce Cerattepe için açtığımız iptal davası bugün sonuçlandı. Danıştay bugün Cerattepe’nin katliamı için onay vermiştir. Danıştay Artvin halkın taleplerine rağmen bu madene onay vermiştir” ifadelerini kullandı.

    Olay yerine gelen Artvin Emniyet Müdürlüğü mensubu polisler önce eylemi izleyen vatandaşları dağıtmaya çalıştı. Daha sonra pankartı toplayan polis eylemcilere müdahale etti. Daha sonra zinciri çözmeye çalışan polis zinciri çözemeyin vücuduna sarılı olan zinciri boyunlarından çıkartarak eylemcileri göz altına aldı.

    Olayla ilgili soruşturma başlatıldı.

  • Erdoğan’dan ABD’nin YPG-PYD terör örgütüne silah yardımı kararına tepki

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ABD’nin PYD-YPG terör örgütüne silah yardımı yapma kararını eleştirerek, “Bizler müttefiklerimizin terör örgütlerinin değil, bizim yanımızda yer almayı tercih edeceklerine inanmak istiyoruz” dedi.

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, resmi ziyaret için Türkiye’ye gelen Sierra Leone Cumhurbaşkanı Ernest Bai Koroma ile başbaşa ve heyetlerarası görüşmelerin ardından ortak basın toplantısında konuştu. ABD’nin PYD-YPG’ye silah yardımında bulunma kararı almasına değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Suriye ve Irak’ta her gelişme bizim için doğrudan milli güvenlik meselesidir. Bizler müttefiklerimizin terör örgütlerinin değil, bizim yanımızda yer almayı tercih edeceklerine inanmak istiyoruz” dedi.

    “Fırat Kalkanı Harekatı DEAŞ ile mücadele için bir başka terör örgütüne ihtiyaç olunmadığını tüm dünyaya ispat etmiştir”

    Türkiye’nin başından beri Suriye’nin toprak bütünlüğünün sağlanmasından yana tavır koyduğunun altını çizen Erdoğan, “Dün akşam, ABD yönetimi tarafından alınan ve bir kısmı basına yansıyan kararlar hakkında görüşlerimi paylaşmak istiyorum. Komşumuz Suriye’de 6 yıldır 1 milyon insanın hayatına mal olan, yıkıcı ve bölgeyi istikrarsız hale getiren bir iç savaş yaşanıyor. DEAŞ, El Kaide ve YPG-PYD gibi terör örgütlerinin Suriye’deki kaosu fırsata çevirmeye çalıştıklarını görüyoruz. Türkiye olarak başından beri tavrımızı demokrasiden, meşruiyetten, Suriye’nin toprak bütünlüğünün korunmasından yana koyduk. Kapı komşumuzda yaşanan insani drama ve katliamlara tepkisiz kalmadık. Zira bizim Suriye’ye sınırımız 911 kilometre. Irak’a 350 kilometre. Böyle bir sınırdaş konumunda olduğumuz ülkede bizleri rahatsız eden terör eylemleri, zaman zaman tehdit oluşturan terör eylemlerine karşı uzun zaman sabrettik. Ama belli bir noktadan sonra artık sabrın sonu geldi ve atılması gereken adımları atmaya başladık. 3 milyon Suriyeliye kapısını açan Türkiye oldu. 25 milyar doların üzerinde orada yardım, gerek konteyner kentler, çadır kentler kurmak suretiyle, sağlık, eğitim, gıda sağlamak suretiyle yatırım sayılabilecek adımlar attık. Bunun yanında terör örgütleri arasında ayrım yapılmaması gerektiğini, iyi terörist, kötü terörist ayrımına gidilemeyeceğini terörizmin tanımı içinde ortaya koymaya çalıştık. Suriye’deki cinayet şebekelerinin tamamına karşı kararlı bir şekilde mücadele yürüttük, yürütüyoruz. DEAŞ terör örgütüne şuana kadar ki en büyük zayiatı verdiren Fırat Kalkanı Harekatı bu tavrımızın en somut örneğidir. Bu harekat DEAŞ ile mücadele için bir başka terör örgütüne ihtiyaç olunmadığını tüm dünyaya ispat etmiştir. DEAŞ terörü ile mücadelede tavrımız bugün de aynıdır” diye konuştu.

    “Bunun aklıselim ile çözülmesinden yana olduğumuzu ifade ediyorum”

    DEAŞ terör örgütü ile mücadelenin bir başka terör örgütü ile yürütülmemesi gerektiğinin altını çizen Erdoğan, “Böyle bir adım Suriye ve bölgenin geleceğini tehlikeye sokacaktır. Geçmişte atılan yanlış adımların Suriye’yi getirdiği durum ortadadır. Suriye ve Irak’ta her gelişme bizim için doğrudan milli güvenlik meselesidir. Bizler müttefiklerimizin terör örgütlerinin değil, bizim yanımızda yer almayı tercih edeceklerine inanmak istiyoruz. Bu konudaki tavrımızı, alınan kararla ilgili endişelerimizi 16 Mayıs’ta Başkan Trump ile yapacağımız görüşmelerde ayrıntılı bir şekilde kendilerine de bizzat ifade edeceğim. Aynı şekilde 25 Mayıs’ta Brüksel’de toplanacak mini NATO zirvesinde müttefiklerimizle konuyu masaya yatıracağız. Bu temasların bölgenin istikrarını garanti altına alacak, Suriye’nin gerçekleri ile uyumlu bir sonuca ulaşmamıza sağlayacağına inanıyorum. Temenni ederim ki, şuana kadar ortaya konulan, ifade edilen bazı gerçeklerden Amerika’ya gitmeden, bir an önce dönülmüş olur. Bu olayları yaşayan biziz. Bu açıklamaları yapanların hiç birisinin bu olaylarla yakından uzaktan alakası yok. Suriye’de, Irak’ta ne oluyor, bunların hiç birisini onlar bilmiyor. Ama biz bunları yaşıyoruz. Bizim bütün sınır boylarındaki vilayetlerimizde şehitlerimiz oldu. Bunları tüm ailelerini birada güvenlik altına almak için bu mücadeleyi veren biziz. Biz Suriye’nin bölünmesine, parçalanmasına karşı olduğumuzu her an söyledik. Bundan sonraki süreçte bunun aklıselim ile çözülmesinden yana olduğumuzu ifade ediyorum. Temenni ediyorum ki, yanlıştan bir an önce dönülür” şeklinde konuştu.

  • Başbakan Yıldırım’dan Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi’nin kararına ilişkin açıklama

    Başbakan Binali Yıldırım, “Uluslararası kuruluşlar maalesef Avrupa’da yükselen ırkçılığın etkisinde kalarak böyle kararlar alıyorlar. Bunlar bölgesel ve küresel barış için faydalı kararlar değil, açıkçası Türkiye olarak bu kararı tamamen siyasi bir karar olarak görüyoruz” dedi.

    Başbakan Binali Yıldırım, Radyo Televizyon Gazetecileri Derneği tarafından Grand Otel’de düzenlenen ödül törenine katılmadan önce gazetecilerin sorularını cevapladı. Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi’nin (AKPM) Türkiye’yi siyasi denetime almasına ilişkin kararının sorulması üzerine Yıldırım, “(HDP’li vekillerinin de imzasının olduğu) Buna şaşırmadım, orada bu kararın yönünde oy kullanmaları hiç şaşırtıcı değil. O kararda tamamını oy kullananlar PKK’nın terör örgütü olmaktan çıkarılması için propaganda yapan kimseler. Bu karar şunu gösteriyor, son zamanlarda İslamafobi, Türkiye karşıtlığı gibi politikaların Avrupa Konseyi Parlamentosuna yansımasıdır. Uluslararası kuruluşlar maalesef Avrupa’da yükselen ırkçılığın etkisinde kalarak böyle kararlar alıyorlar. Bunlar bölgesel ve küresel barış için faydalı kararlar değil, açıkçası Türkiye olarak bu kararı tamamen siyasi bir karar olarak görüyoruz. Türkiye’nin gerçekleri ile örtüşmüyor, hiç kimse Türkiye gibi 15 Temmuz travmasını yaşamadı. Yaşamadıkları için Türkiye’de neler oldu, Türk halkı badirelerden geçti ve buna karşı Türkiye’nin alması gereken tedbirler nelerdir, bunları zahmet edip derinliğine inceleme zahmetinde bulunmadılar. Türkiye, alınan karar ne olursa olsun, demokrasini güçlendirmeye, ülkesinin ve milletinin refahını korumaya devam edecek. Türkiye, yurtlarından edilmiş çaresiz insanların derdine derman olmaya devam edecek. Bir gün gelecek ki onlar da bu aldıkları kararın ne kadar yanlış olduğuna kanaat getirecekler ve tekrar gözden geçirecekler. Bunun doğuracağı sonuçlar var, o sonuçları da hükümet olarak değerlendirmemizi yapacağız, atmamız gereken adımları da karar vereceğiz” ifadelerini kullandı.

    Yıldırım, konuşmasını şöyle sürdürdü:

    “Şu anda Avrupa Birliği genellikle AKPM ile çalışıyor. Bazı kararları da referans kabul ediyor. Önümüzdeki günlerde zannediyorum, AB’ye bu kararın yansıması da görülecektir. AB ile ilişkilerimiz on zamanlarda olabilecek en olumsuz düzeye erişmiş gözüküyor. Bunun gelmesi ile de çok fazla bir değişiklik olmaz. Bizim, AB’den istediğimiz ve beklediğimiz şey açıktır, Türkiye konusundaki kafa karışıklığını gidermeleri ve Avrupa’nın kendi gelecek vizyonunu gözden geçirmesi lazım. Avrupa bir Hristiyan birliği olarak yoluna devam mı edecek, yoksa açılım yapıp, Türkiye’yi de arasına alacak mı almayacak mı? Bu kararı önce kendi bünyelerinde vermesi lazım, bunu net olarak açıklamalarını bekliyoruz. Bazı ülkeler diyor ki, Türkiye birliğe zinhar üye olamaz gibi açıklama yapan ülkeler var, sanki Türkiye aman aman biz geliyoruz, kapıları açın. O zaman biz de halkımıza soracağız. Ey ahali, bu şartlar altında girelim mi girmeyelim mi? Bu iş tek taraflı beyanlarla olmaz. Girecek olanın da kararı önemlidir. Girmesini kabul edecek topluluğun da bir çok sesli konuşmayı bırakıp kendi aralarında bu zihin karışıklığını gidermeleri lazım. Türkiye konusunda net, anlaşılabilir bir gelecek vizyonunu ortaya koymaları lazım. Bu, bir kere bunların Türkiye konusundaki yaklaşımı, tam üyelik konusundaki geldiğimiz konum net olarak ortaya çıkmadan, şu anda konunun muhatabı değiliz. Konunun muhatabı AB. Ondan sonra ne yapacağımıza karar vereceğiz.“

    Sincar’a düzenlenen hava harekatına ilişkin ayrıntıların sorulması üzerine Yıldırım, “Türkiye terörle amansız mücadele yapıyor. 15 Temmuz darbe girişiminden sonra FETÖ terör örgütüne yönelik, hukuki süreç devam ediyor. Kamunun bütün kurumları, Türkiye’nin çeşitli kurumlarının temizlenmesi. İkinci husus, PKK ile mücadele, üçüncü husus DEAŞ’a yönelik operasyon. Eğer yurtdışında gerek bölücü terör örgütü, gerek DEAŞ Terör örgütünün ülkemizin sınır güvenliğine yönelik tehditleri devam ederse, tehdidin A ülkesinden geldiğine B ülkesinden geldiğine bakmayız, yapılan operasyon bu anlamda değerlendirilmesi gereken bir konudur. Son günlerde yoğun bir terörle mücadele var, bugün itibaryıla 70 terörist etkisiz hale getirildi, 5 şehidimiz var. Terörle mücadeledeki kararlılık tüm hızıyla devam ediyor. Bunların yuvalandıkları yerleri bulup imha ediyoruz. Bu terör belasından ülkemizi kurtaracağız. Bunun kararlılığı içerisinde bütün kurumlarımız, polisimiz, askerimiz canla başla çalışıyor. Artık terörü Türkiye’nin gündeminden alt sıralara düşürmek için çalışıyoruz” ifadelerini kullandı.

  • BDDK’nın online alışveriş kararına uzmanlardan destek

    Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu (BDDK) tarafından alınan karar doğrultusunda, bankalar artık müşterilerine kredi kartı gönderirken online alışveriş özelliğini kapalı hale getirmeye hazırlanıyor. Uzmanlar önlemlerin yerinde olduğunu, Türkiye’de acilen teknoloji eğitimi seferberliği gerçekleştirilmesinin zorunluluk oluşturduğunu ifade etti.

    Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu (BDDK), çok önemli bir karara imza attı. BDDK, bankaların artık müşterilerine kredi kartı gönderirken online alışveriş özelliğini kapalı hale getirmesine karar verirken, müşteri kartını aldıktan sonra banka müşteri hizmetleri ile görüşüp internet kullanımı için onay verecek. Mevcut kartlar için de müşteri, bankaya 17 Ağustos’a kadar online işlemler konusundaki kararını bildirecek. İzmir Ekonomi Üniversitesi Ekonomi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hakan Yetkiner ise alınan kararı değerlendirdi. Önlemlerin yerinde olduğunu ifade eden Yetkiner, Türkiye’de acilen teknoloji eğitimi seferberliğine dikkat çekti.

    Alışverişte yüzde 60 giyim var

    Yetkiner, TÜİK verilerine göre alışverişin yüzde 60’ını giyim ve spor malzemesi, yüzde 29,7’sini seyahat bileti, araç kiralama, yüzde 25,8’ini ev eşyası, yüzde 21’ini cep telefonu gibi elektronik araçlar, yüzde 19,8’ini de gıda maddelerinin oluşturduğunu ifade etti. Türkiye’de yaklaşık 176 milyon banka kartı ile kredi kartı bulunduğunu belirten Prof. Dr. Yetkiner, “Teknoloji her geçen gün yaşamımızı daha çok kontrol altına alıyor. Önce bilgisayar, sonra internet, şimdi de akıllı telefonlar her an yanımızda bulundurduğumuz teknolojiler haline geldi. Teknolojilerin etkin kullanımı meselesi bir yana, bireysel ve kamu alanında ciddi güvenlik problemleri ortaya çıkıyor. Bunun sonucu olarak özel hayatın ihlalinden ticari sırların korunmasına kadar bir dizi sorun katlanarak büyüyor. BDDK’nın aldığı önlemler çok yerinde ancak teknoloji eğitimi eksik kaldığı ya da verilmediği sürece alınan her önlem bir sonraki teknolojik yenilikle birlikte geçersiz kalacaktır” dedi.

  • Zenger Konağı’nın kamulaştırılma kararına tepki gösteren Zeki Zenger, kendini yakmak istedi

    Turgut Özal’ın teknik danışmanlığını da yapan Erkal Zenger’in oğlu Zeki Zanger, Ankara Kalesi içerisinde bulunan Zenger Paşa Konağı’nın kamulaştırılması kararına karşılık, konağın çatısına çıkarak kendisini yakmak istedi.

    Ankara Kalesi içerisinde bulunan Zenger Paşa Konağı’nın sahibi Zeki Zenger ve kafe olarak işletilen konağın çalışanları, kamulaştırılma kararına tepki göstererek, konağın çatısına çıktı ve kendilerini yakmak istedi. Benzin ve ispirto dolu bidonları üzerlerine döken Zeki Zenger ve çalışanlar, uzun süre konağın çatısında eylem yaptı.

    Durumu fark eden vatandaşlar polis, itfaiye ve sağlık ekiplerine haber verdi. Olay yerine gelen polis ekipleri konak etrafına emniyet şeridi çekerek önlem alırken, Zeki Zenger ve çalışanlarını ikna etmek için çalışma başlattı. Bir süre sonra ikna olan Zenger ve çalışanları ekipler tarafından çatıdan aşağı indirildi.

    İşletme sahibi Zeki Zenger, restorasyon çalışmasının 7 yıldır devam ettiğini belirterek, “Restorasyon çalışmaları yüzünden insanlar gelmedi buraya. Burada bütün restoranlar kapandı. En son Zenger Paşa Konağı kalmıştı onu da kapattılar sonunda. İçkili yerleri kapatmaya çalışıyorlardı. Kapattılar işte. Hiçbir yer kalmadı kalede. Konağın işletme sahibi benim ama mülk Ankara Büyükşehir Belediyesi. Şu anda boşaltıyorlar. Süre tanımadılar. İçeride eşyalarımız kaldı. Hiçbir eşyamızı alamadık” ifadelerini kullandı.