Etiket: Kararı

  • TAPDK’nın ’Yılbaşı Sepeti’ Kararı Büfe Sahiplerine Yaradı

    Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu’nun (TAPDK) marketlerde satılacak yılbaşı sepetlerinde tütün mamulleri ve alkollü içeceklerin kaldırılması kararını Tekirdağlı vatandaşlar ve büfe işletmecileri olumlu buldu. Karar ile yılbaşında daha fazla satış yapacağını düşünen büfe sahibi, “Biz de büfe tekel market işletimi yapıyoruz ama böyle olunca haksız rekabet oluyordu” dedi.

    Resmi Gazete’de yayımlanan Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu (TAPDK) kararına göre, “Tütün Mamulleri ve Alkollü İçkilerin Satışına ve Sunumuna İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik’in 19 uncu ve 20’nci maddeleri çerçevesinde, Kurumumuzdan alınmış perakende tütün mamulü ve/veya alkollü içki satış belgesine haiz perakende satış yerlerinde satışa sunulan yılbaşı sepetlerinin içerisinde tütün mamullerinin ve alkollü içkilerin yer almaması” ifadelerini yer verildi. Karar, Tekirdağ’da hem vatandaşları hem de büfe işletmecilerini memnun etti.

    Tekirdağ’da büfe işletmecisi İlker Okal, kararın alınmasıyla haksız rekabetin ortadan kalkacağını ifade ederek, “Biz de büfe tekel market işletimi yapıyoruz ama böyle olunca haksız rekabet oluyordu. Alkol satıcıları bizlere elde ettirmedikleri karı onlara elde ettiriyorlardı. Bu da bizim karımızı almak anlamına geliyordu. Gıda ile alkolün aynı pakette satmak gibi ticari bir kampanya yapılamaz. Bu durum ancak kişinin kendi isteği üzerine alkolü ve tüketeceği malzemeyi ayrı alarak tüketmesiyle olur. Alkol ve gıda mamullerinin aynı pakette satılmaması çok uygun” dedi.

    “GEÇ KALINMIŞ UYGULAMA”

    Kararın daha erken alınması gerektiğini belirten Mücahit Çalgın isimli vatandaş ise, “Aslında geç bile kalınmış bir uygulama olduğunu düşünüyorum. Sadece yılbaşında değil tüm zamanlarda içki insana zarar verir. Sağlıksız ürünlerin satışına kısıtlama getirilmesi memnuniyet verici. Hükümetin böyle bir karar alması bizleri de memnun etmiştir” diye konuştu.

    Berberlik yapan Özcan Kaykı ise, “Alkol olmaması daha iyi. Aslında paketin bile olmaması lazım çünkü bizim yılbaşı ile alakamız yok Müslümanlar olarak. Alkolün kaldırılması iyi olmuştur” ifadelerini kullandı.

    Alkolle gıda ürünlerinin aynı pakette satılmasının yanlış bir şey olduğunu söyleyen Lütfi Onaran isimli vatandaş, “Alkolle gıdanın aynı yerde olması iyi değil. Alkolün kaldırılması daha iyi olur. Sonuçta alkol alacak adam ayrı alsın. Evimize öyle bir paket alırken alkol olduğu için alamıyoruz. Alkolle tütün ürünlerinin kaldırılması iyi olur” dedi.

    Gıda ve alkol ürünlerini ayrı satılmasının daha uygun olacağını belirten Hasan Bedel, “Benim için çok da fark etmiyor ama ayrı olması daha iyi olur diye düşünüyorum. Gıda ürünleri ile alkol ürünlerinin ayrı yerlerde satılması daha uygundur” ifadelerini kaydetti.

  • Memur-sen Genel Başkanı Yalçın: “Milletimizin Kararı İstikrar, Rotası Yeniden Büyük Türkiye”

    Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, “26. Dönem Milletvekilliği Genel Seçimi, süreci ve sonuçlarıyla milletimizin yüksek feraseti ve basiretini bir kez daha tescillediği bir zemin olarak siyasi tarihe kaydedilmiştir” dedi.

    Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, seçim sonuçlarına ilişkin yaptığı yazılı açıklamada, “Milletimiz, 1 Kasım seçimleriyle 7 Haziran’da gerçekleştirilen 25. Dönem Milletvekili Genel Seçimi sonuçlarını seçenek ve çözüm üretme mevzisi olarak görülmesi gereken siyaset kurumunun değersizleştirilmesine, milletin ve devletin iç ve dış aktörlerce vesayet çemberine alınmasına, milletin ve iradesinin berhavar edilmesine sermaye yapmak isteyenlere izin vermemiş, izin vermeyeceğini ilan etmiştir. Ülkemizin 7 Haziran seçimlerinden sonra siyasi, ekonomik, sosyolojik ve diplomatik bağlamda içine çekilip mahkum edilmek istendiği ’kara delikler’, bizzat milletin eliyle kapatılmış ve bir daha açılmamak üzere mühürlenmiştir. 7 Haziran seçim sonuçlarıyla siyasi aktörlere uzlaşma hedefli koalisyon davetiyesi gönderen milletimiz; bu davetiyeyi ideolojilerini dayatma, hayırları ile milleti yok sayma ve sırtını terör örgütlerine yaslama merkezli siyaset vizesi olarak kullananlara 1 Kasım’da önüne konulan demokrasi sandıkları üzerinden kurduğu ’istikrar temelli konsolidasyon’ ile ’verdiğim fırsatın tehdide, sağladığım imkanın riske dönüştürülmesine izin vermem’ kararını deklare etmiştir. 1 Kasım seçimlerinin sonuçları, sonuçlara sevinen ve üzülenler kendi değerlendirmelerini ve bu değerlendirmelere dayalı karar ve uygulamalarını siyasetin kendi kuralları içerisinde hayata geçirecektir. Bu noktada her siyasi parti kendi iç dinamikleri ile birlikte milletin seçim sonucuyla verdiği mesajı da dikkate almak, yarına dair siyaset stratejisini, siyasi söylem ve eylemlerini, merkezinde millet ve iradesinin olduğu bir kurguyla belirlemek sorumluluğuyla hareket etmelidir. Seçim süreçlerinde ’seçmen’ sıfatıyla farklı siyasi partilere ve eğilimlere destek vermek, demokrasinin gereği ve vazgeçilmezi olan ’tercih özgürlüğü’ kapsamında olup, ’ayrışma, kutuplaşma, kamplaşma’ değil bireylerin ’farklı siyasi partilerde uzlaşma’ tavrıdır. Bu noktada, seçim sürecinde seçmen sıfatı üzerinden farklı tercihlerde bulunmak demokratik seçme hakkının gereğidir ve saygıya muteberdir. Seçim sonuçlarıyla oluşan millet iradesine ve oluşacak tek partili hükümet idaresine saygı göstermek de, demokratik olgunluğun, demokrasi kültürünün gereğidir. 1 Kasım Pazar günü seçmen sıfatıyla farklı tercihlerde bulunma hakkını kullandı; bugünden itibaren millet sıfatımızla bir olmak, iri olmak, diri olmak duruşuyla farklı tercihlerimize gözümüzü kapatıp fikri zenginliklerimizle birbirimize gönlümüzü açıp, yakıtı Çanakkale ruhu olan kardeşlik gemimiz Türkiye’nin değişmez rotası ’yeniden büyük Türkiye’ yolculuğumuzu huzur içinde, refah içinde, barış ve kardeşlik iklimiyle sürdürmek için payımıza düşen sorumlulukları yerine getirmeye başlamalıyız. Bu yolculuğun varış limanı; bütün dünya mazlumları için merhameti kuşanan ’yeni Türkiye’, dünyanın bütün zalimlerine isyanı haykıran ’güçlü Türkiye’, bütün insanlık için adalet, barış, huzur ve adil paylaşıma dayalı kalkınma ve refah getirecek olan ’beşten büyük dünya’ olmalıdır” dedi.

    1 Kasım seçimi sonucunda ortaya çıkan tablonun siyaset kulvarının kendi parametreleri üzerinden bütün siyasi partileri sevindirdiğini ifade eden Yalçın, “2 Kasım’dan itibaren herkesi sevindirecek, herkese kazandıracak süreçler ve sonuçlar için hep birlikte sorumluluk almalı, istisnasız herkes elini, bedenini taşın altına koymalı, sevincini ya da üzüntüsünü ’ötekileştirme’ malzemesi yapmaktan kaçınmalıdır. 26. Dönem Milletvekili Genel Seçimleri, milletin Meclisinin dört partiden oluştuğu, icraatlarıyla milletin beklentilerini karşılama sorumluluğunu üstlenecek hükümetin ise tek partiden oluşacağı bir siyasi fotoğrafı ortaya koymuştur. Şüphesiz ki; bu sonuç nedenler ve niçinler üzerinden tartışılacaktır. Ancak, Memur-Sen olarak milletimizin iradesiyle ürettiği bu sonuçla birlikte ortaya çıkan etkilere ve beklentilere yönelik bazı ön hatırlatmaları ve gözlemleri ifade etmek, milletimizin ve kamu görevlilerinin sendikal zemindeki yetkili sivil toplum örgütü olmamızın yüklediği bir sorumluluktur. Bu noktada milletimiz 1 Kasım seçimleriyle etnik temele, dini söylemlere dayalı ayırımı yapılmadan her tür terörün, bütün terör örgütlerinin, terörü destekleyenlerin, terörü besleyen ve terörden beslenenlerin karşısında olduğunu ve terör bitene, silahlar teslim edilene kadar terörle mücadeleye devam edilmesi yönündeki tutarlığını, Türkiye’nin egemenlik alanı elbette sınır çizgileridir. Ancak, mazlumla ilgilenme, mağdura destek verme, mahzuna omuz vermede sınır çizgilerimiz değil gönül zenginliğimiz, medeniyet değerlerimiz belirleyicidir. Duruşundaki kararlılığını, Türkiye’deki seçim süreci ve sonuçlarının en az Türkiye kadar Filistin’i, Arakanı, Doğu Türkistan’ı, Suriye ve Mısır’ı, Bosna, Kosova, Makedonya’yı, medeniyet havzamızı ve bütün mazlum coğrafyaları da ilgilendirdiğinin ve etkilediğinin bilincindeyiz. İrademizle şekillendirdiğimiz Meclis ve oluşacak hükümet, icraatlarıyla sadece bize ve devletimize değil bizin parçası olan, bizde hakkı olan, bizle hukuku olan, bizden beklentisi ve umudu olan herkese hizmet etmelidir. Anadolu coğrafyası medeniyet havzamızın merkezidir. Bu topraklar sahip olduğu insani değerlerle, tarihsel birikimiyle, insanımız özgüveni ve hakikatle bağını yeniden tesis etme iradesiyle mevcut duruma yansıtacağı fikri ve fiili üretim kapasitesiyle bölgesinin lideri, küresel rekabetin öncüsü Türkiye hedefine odaklanmışlığını, ’Siyaset, milletin takdiriyle, milletin tercihiyle şekillenir. Vesayetin de vesayetçilerin de, ne bugünümüzde ne yarınımızda yeri yoktur. İrademize ket vurmak isteyenleri de, seçtiğimiz idareye vesayet uygulamaya yeltenenleri de biliriz. İrademizin vesayete alınmasına, Türkiye’nin kaosa sürüklenmesine, medeniyetimizle ve değerlerimizle bağımızın sona erdirilmesine izin vermeyiz’ misyonunu, ’Türkiye, demokrasinin bütün kurum ve kurallarıyla hayat bulduğu, demokratik hukuk devletinin bütün zeminlere hakim olduğu, sosyal devletin gelir dağılımında adaleti sağlama aracı olarak kullanıldığı bir siyasal sistemi ve istikrar zeminiyle; milleti ve devletiyle siyasetten ekonomiye, eğitimden diplomasiye, kültürden teknolojiye her alanda dünya liginin zirvesinde olmalıdır’ vizyonunu ortaya koymuştur” ifadelerini kullandı.

    Açıklamada şunlar kaydedildi:

    “Bugünden itibaren milletin iktidara taşıdığı siyasi partiye ve siyasi liderlere, milletin muhalefet sorumluluğu yüklediği siyasi partilere ve siyasi aktörlere düşen; terörle, vesayetle, devleti kendi mülküne çevirmekle iştigal edenler istisna olmak üzere herkesi kucaklamak, herkesle kucaklaşmaktır. Kamu görevlilerinin emeğini daha değerli kılma, ekmeğini daha da artırma çabasını kuşanmaktır. Cuma namazı için izin süresinin arttırılması, sözleşmeli ve 4/C’lilerin kadroya geçişi, ek gösterge adaletsizliklerinin düzeltilmesi, silahlı kuvvetler ve emniyet bünyesindeki sivil memurların mağduriyetlerinin giderilmesi başta olmak üzere 3. Dönem Toplu Sözleşme’nin içeriğinde yer alan çalışma konularındaki uzlaşmayı kazananıma dönüştürmektir. Demokratik hukuk devleti noktasında sırtımızda kambur olan kamu görevlilerine yönelik grev ve siyaset yasaklarını sona erdirmektir. Yeniden büyük Türkiye’nin yol haritası olacak yeni anayasa için ter akıtmak, uzlaşma oluşturmaktır. Türkiye’nin dünya devler liginde olmasını sağlayacak ekonomik büyümeyi gerçekleştirmektir. Terörlü mücadeleyi kararlılıkla sürdürmek, terör batağına çekilmek istenen gençlere yeni ufuklar göstererek, yeni umutlar vererek milletine ve devletine hizmet yoluna davet etmektir. Türkiye’yi çözümlerle buluşturmak, buzdolabına konan çözüm sürecini, doğru muhataplarla beklenen sonuca ulaştırmaktır. Suriye’deki vahşeti, Mısır’daki cinneti bitirecek ulusalüstü diplomasi ataklarını başlatmaktır. Filistin’i zulümden, Mescid-i Aksa’yı işgalden kurtaracak uluslararası aklı ve insani ahlakı oluşturmaktır. Bu düşüncelerle Memur-Sen olarak 26. Dönem Milletvekili Seçimleri sonucunda millet iradesiyle oluşan TBMM’nin ve kurulacak hükümetin 1 Kasım seçimlerinde milletimizin istiklaline el sürdürmemek, istikrarı sürdürmek, istikbali olarak gördüğü ’yeniden büyük Türkiye’ yolculuğunu sürdürmek kararı doğrultusundaki icraatlarına yeniden büyük Türkiye ve adil dünya inşası hedefi doğrultusunda her türlü katkıyı vereceğimizi milletimize, medeniyet havzamızdaki kardeşlerimize, dünya mazlum ve mahzunlarına saygı ve hürmetle arz ederiz.”

  • Elvan: “Mersin Ve Türkiye’nin Kararı İstikrardan Yana Olmuştur”

    Mersin AK Parti’den birinci sıradan milletvekili seçilen eski Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Lütfi Elvan, 1 Kasım seçimlerinde hem Mersin’in hem de Türkiye’nin kararının istikrardan yana olduğunu belirterek seçmene teşekkür etti.

    Eski Bakan Elvan, resmi olmayan seçim sonuçlarına göre, AK Parti’nin yeniden tek başına iktidar olması üzerine bir mesaj yayınlayarak Mersinlilere teşekkür etti. Mesajında, “Büyük desteğinizle 1 Kasım seçimlerinden AK Parti’miz zaferle çıkmıştır” diyen Elvan, Mersinlilere seçim öncesinde verdiği sözlerin de arkasında olduğunu belirtti.

    Oyunu Mersin’de kullanmasının ardından Ankara’ya giden ve Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun dün geceki balkon konuşmasında yanında olan Elvan, mesajında şunları kaydetti:

    “Büyük desteğinizle 1 Kasım seçimlerinden AK Parti zaferle çıkmıştır. Hem Mersin’in hem de Türkiye’nin kararı istikrardan yana olmuştur. Hedefimiz Mersin ve Türkiye’ye hizmet etmektir. Verdiğimiz tüm sözlerin arkasındayız. Projelerimizi bir bir hayata geçireceğiz ve Mersin’i hak ettiği noktaya ulaştıracağız. Bize oy veren veya vermeyen tüm hemşehrilerime teşekkür ediyorum. Allah hepinizden razı olsun. Mersin hepimizin.”

  • Sergen Yalçın İstifa Kararı Aldı

    Medicana Sivasspor Teknik Direktörü Sergen Yalçın, 2-0 kaybedilen Trabzonspor karşılaşması sonrası istifa kararı aldığını, yönetimle görüşeceğini söyledi.

    Karşılaşma sonrası düzenlenen basın toplantısında karşılaşmayı değerlendiren Medicana Sivasspor Teknik Direktörü Sergen Yalçın, “Gerçekten üzgünüz. Ligin başından beri ortaya koyduğumuz performans yeterli bir performans değil. Maçta iyi oynadığımızı iyi mücadele ettiğimizi düşünüyorum oyuncularımı tebrik ediyorum, gerçekten iyi mücadele ettiler. Ellerinden gelen her şeyi yaptılar. İstatistiklere baktığım zaman şaşırdım 52 tane orta yapmışız ama gol imkanı bulamadık. Tabii birçok nedeni var. Birçok bahanesi var ama bahanelerin arkasına sığınacak bir yapım yok. Sonuçta çözüm üretmesi gereken benim. Bu takımın bütün sorumluluğu bana ait. İstediğimiz çözümleri üretemiyoruz. Maç kazanmakta çok zorlanıyoruz. Ortaya koyduğumuz performans hem oyuncularımıza yakışmıyor. Sivasspor’un çok iyi yerlerde olmasını istiyoruz. Bazen futbolda bu tür sonuçlar olabiliyor. Bu futbol başarılı olmakta var başarısız olmakta var geçen sezon nasıl başarılı olup bu takımı kaos ortamından çıkarabildiysek bu sezonda bunu becerebiliriz diye düşündük ama şu ana kadar ortaya koyduğumuz performans çok bunu becerebilecek nitelikte değil. Bugün çok daha iyi oynadık, çok daha üstün oynadık. Ama futbol her zaman sonuç oyunudur. Kimse iyi oynayana mücadele edene puan vermiyor. Yapacağımız bir şey yok kendimize artık zarar vermek istemiyoruz. Sivasspor’a da zarar vermek istemiyoruz” dedi.

    “FUTBOL BAŞARIYA ODAKLI”

    Futbolun çok enteresan bir oyun olduğunu söyleyen Yalçın, “Sonuçlara odaklanmış bir oyun. Maalesef bizim ülkemizde futbol piyasasında maalesef sabır minimuma inmiş durumda başarı şart onun haricinde bizim oturduğumuz koltukta rahat oturmamız mümkün değil, kendi içimizde sıkıntıyı yaşıyoruz. Yenilmiyoruz diye kendimizi avutmaya çalışıyoruz. Ama bizim içimiz rahat değil. Kazanmak istiyoruz doğal olarak biz iki sezondan beri oynadığımız birçok müsabakayı kazandık. Kazanamama bu stres maalesef oyuncularımızı çok sıkıntıya sokuyor. Oyun içinde bu çok net belli oluyor. Oyuncularım saha içerisinde sorumluluktan kaçması tamamen sonuca odaklı kazanmış olsak çok daha farklı olacak. Bugün iki taraftan biri kırılacaktı böyle bir maçta maalesef olay bize düştü” diye konuştu.

    “BIRAKMAYI DÜŞÜNÜYORUM”

    Görevi bırakmayı düşündüğünü söyleyen Yalçın, ”Kendimize de Sivasspor’a zarar vermek istemiyorum. Yeni bir enerji ortamı oluşabilir belki benim niyetim bırakmak ama başkanla konuşmadan benim böyle bir karar tek başına veremem. Akşam başkanla ve yönetim kurulu ile görüşeceğim. Onların onayını almadan tek başına böyle bir karar almak istemiyorum. Toplantıdan çıkacak sonuç inşallah hayırlı olur” şeklinde konuştu.

    Karşılaşmanın hakemini eleştiren Yalçın, Ali Palabıyak’a çok güvendiğini ancak Rize maçından sonra bu maçta da yönetimini beğenmediğini ifade etti.

    Futbolcuların paralarının gününde ödendiğini, tesislerin güzel olduğunu ve Sivasspor’un çalışabilecek en iyi kulüplerden biri olduğunu, sorunun futbolcular ve kendisinde olduğunu aktaran Yalçın, kadro dışı bırakılan Batuhan Karadeniz sorununa değinerek sözlerine şöyle devam etti:

    “Bu oyuncu hayatında ilk kez kadro dışı kalmadı. Bizden önce 8 kere kadro dışı kalmış. Ben takımda tutmak için elimden geleni yaptım, bir seneden beri her türlü idare ettim. Elimden gelen yardımı yaptım ama bizim de sabrımız bir yere kadar. Biz oyunculara yardım etmeye çalışıyoruz. Oyuncuların da bize yardım etmesi lazım. Oyuncular bize yardım etmezse ben tek taraflı bir oyuncuya yardım edemem. Böyle bir mantık futbolda yok. Ne kadar ekmek o kadar köfte. Bana ne kadar oynarsan ben o kadar yardım ederim. Ben şimdi bu oyuncuya nasıl yardım edeyim olayın dışında kalan bir oyuncuya yardım edemez hiçbir teknik direktör bana çıkarsın mücadele edersin bana kazandırırsın bizde sana gereken yardımı yaparız. Herkesin birlikte hareket etmezi lazım o mücadele ortak olması lazım. Ben sorumluluğu tabi üzerime alırım ama bende kaçamak cevap veririm. Ben mi oynuyorum derim. Ben oynasam çözerim belki birçok şeyi ben oynamıyorum biz kenarda maç seyrediyoruz. Ancak üç oyuncu hamlesi yapabiliyorum.”

    Karşılaşma öncesi soyunma odasının kapısını tekmeleyen Ümit Kurt’u uygunsuz davranışları nedeniyle kadro dışı bıraktığını söyleyen Yalçın, ”Ben bile oyuncuyken yedek kaldım. Ağzımı açmadım, hocaya saygımdan dolayı. Messi bile Atletico Madrid maçında 65 dakika kenarda bekledi. Soyunma odasında o arkadaşın davranışları çok gereksizdi. Profesyonel futbolcuya yakışmayacak cümlelere sarf etti. Biz de mecburen 18’inin dışında bıraktık. Kim olursa olsun kadro dışı bırakırdı“ dedi.