Etiket: Karardı

  • Sigortasız çalıştığı balıkçı teknesinde kaza geçirdi hayatı karardı

    Çanakkale’nin Biga ilçesinde 1.5 yıl önce sigortasız ve sezonluk çalıştığı büyük balıkçı teknesinde geçirdiği iş kazasında beli kırılıp, sol ayağında his kaybı bulunan adamın hayatı karardı. Sağlığına kavuşamayacağından endişe duyan adamın, malulen emekli olabilmesi için kazayı o iş yerinde geçirdiğini belgelemesi gerekiyor. İş yerine dava açmaya hazırlanan Nasrettin İbiş, sağlığına kavuşmak için destek istedi.

    Evli ve 3 çocuk babası 49 yaşındaki Nasrettin İbiş, böbrek rahatsızlıkları bulunan iki kızının tedavisi için Antalya’ya geldi. Biga ilçesinde çalıştığı büyük balıkçı teknesinde iş kazası geçirdiğini söyleyen İbiş, gemi iskeledeyken, yatakhaneye indiği sırada merdivenlerden düştüğünü anlattı. İbiş, “Belim kırıldı, platinler takıldı. İki kez ameliyat oldum. Sol ayağımda his yok. Yürümekte zorluk çekiyorum. Tedavi görüyorum. Hastanelere gidip geliyorum ama bir sonuç alamadım. Çalışamıyorum. O nedenle mağdur oldum” diye konuştu.

    “Kazayı kanıtlaması gerekiyor”

    İki kızının okula gittiğini ve onların eksikliklerini tamamlayamadığı için çok üzgün olduğunun altını çizen İbiş, “Emekli olabilmem için yaşadığımın iş kazası olduğunun kanıtlanması gerekiyor. İş yerine iş kazası davası açılacak. Çanakkale Barosu avukat tayin etti. İşlemler başladı, vekalet gönderdim. İyileşme yok, günden güne kötüye gidiyorum. Eskisi gibi olmasam da evime ekmek getirebilecek kadar sağlığıma kavuşmak istiyorum. Ya da emekli olabilirsem aileme bir ek gelir olur. Ama en çok sağlığıma kavuşmak istiyorum” ifadelerine yer verdi.

    Eşinin durumuna üzülen Aysel İbiş ise en çok eşinin sağlığına kavuşmasını ve kendisine bir iş imkanı sağlanmasını istedi.

    “Çocuklarına bakamadı”

    Sağlık sorunları nedeniyle kendisinin ve eşinin Çanakkale’de iş bulamadığını dile getiren Nasrettin İbiş, “İki kızımda da böbrek rahatsızlığı var. Onların tam teşekküllü bir hastanede tedavi edilmesi ve yeni imkanlar için iki ay önce Antalya’ya taşındık. Kirada kalıyoruz. Ben zaten çalışacak durumda değilim ama eşim de iş bulamadı. Çocuklarıma bakamaz oldum. Mağdur durumdayız. Antalya Yardımlaşma Platformu tarafından ev ve mutfak eşyası yardımı yaptı” dedi.

  • İş kazası geçirdi hayatı karardı

    2010 yılında geçirdiği iş kazası sonrasında mağdur olan Gönül Kaya Arık, ’’Adalet yerini bulsun, hakkımı istiyorum’’ dedi.

    Gönül Kaya Arık, 2010 yılında çalıştığı unlu mamuller fabrikasında iş kazası geçirdi. Geçirdiği iş kazası sonucunda omuriliği zedelenen ve günlük yaşamındaki ihtiyaçlarını karşılarken zorlanan Arık, açtığı davadan herhangi bir sonuç alamadı. Birçok kez davayı kazandığını fakat karşısında bir muhatap olmadığı için işlem yapılamadığını belirten Arık, ’’2010 yılında dokuzuncu ayın 16’sında iş kazası geçirdim. Yufka fabrikasında çalışıyordum. Yufkalar elimde düştüm. Omuriliğimin, belimin üstüne düştüm. Bir saate yakın olduğum yerde kaldım. Hiç ilgilenmediler. Sonra eşimi aradım. Ambulans geldi beni aldı. Götürürken patron geldi, ’Onkoloji Hastanesine götürelim’ dedi. Ben de eşimi aradığımı söyledim. Ondan sonra ne ilgilendi, ne sorumlular geldi, aradı, ilgilenmediler. Bir geçmiş olsun dahi demediler’’ ifadelerini kullandı.

    ’’Kazandığım halde tazminatımı alamıyorum’’

    İşverenin kazadan 6 ay sonra kağıt imzalatmak için geldiğini söyleyen Arık, ’’Maaş alıyorum diye imza atacakmışım. Ben maaş almıyorum, neyin imzasını atayım dedim ve atmadım. O zaman ne benden ne de devletten beş kuruş para alamazsın dedi ve gitti. Mahkemeye verdik. Avukat tamam bu dava kazanılmıştır dedi. Öyle dedikten sonra mahkeme bitti, süreç tamamlandı. Tazminatı kazandım. Kazandığım halde tazminatımı alamıyorum. Neden alamadığımı da bilmiyorum. Avukat da dava bitti kapandı diyor. Nasıl kapandı bilmiyorum. Ben sakat kaldığımla kaldım” diye konuştu.

    Avukatının kendisini yeterince bilgilendirmediğini söyleyen Arık, ’’6 ay içerisinde suç duyurusunda bulunmam gerekiyormuş. Bunu ben bilmiyordum. Avukatım da bana söylemedi ve ilgilenmedi. Ben ona vekaletimi vermiştim zaten. Daha sonra da bunun üstünden zaman geçmiş dediler. 6 ay süresi varmış bunun. İki defa aynı yerden ameliyat oldum. Şu anda belim sorunlu, iş yapamıyorum. Bütün her şeyimi eşim dostum yapıyor’’ şeklinde konuştu.

    ’’Adalet yerini bulsun, hakkımı istiyorum’’

    ’’Gereğinin yapılmasını istiyorum. Çünkü kolay şeyler yaşamıyorum’’ diyen Arık, ’’Bazı avukatlar baştan biz alsaydık olurdu, şimdi geç kaldınız dediler. Zaman aşımı da demediler. Baştan değiştirebilirdin dediler. Davayı kazandım, tazminatımı kazandım ama muhatap yok. İşveren bütün malını mülkünü başka birine devretmiş dedi avukat. Adalet yerini bulsun, hakkımı istiyorum. Kimseden bir şey istemiyorum. Sakat kaldığımla kaldım. Gereğinin yapılmasını istiyorum. Çünkü kolay şeyler yaşamıyorum’’ dedi.

  • Boş senede imza attı, hayatı karardı

    Bursa’nın İnegöl ilçesinde 2007 yılında alışveriş yaptığı firma ile anlaşma gereği boş senede imza atan Habil Bayram, aradan geçen 10 yılda 23 bin lira borçlu çıktı. Alışveriş yaptığı firmanın boş senede 5 bin lira yazarak kendisini icraya verdiğini öne süren Bayram, “Bu olanların tamamı bir boş senede imza atmam yüzünden oldu. Kimse boş senede imza atmasın” dedi.

    İnegöl’de tutkal alım-satımı yaparken alışveriş yaptığı Manisalı bir firma yetkilileri tarafından kendisine 2007 yılında boş senede imza attırıldığını belirten Habil Bayram, “2007 yılında boş senede imza attım ve hacizlik oldum. Borcum olmadan bir senede imza atmam hayatımı kararttı. Bu iş intihara kadar gidecek. Yetkililerden bana yardım etmelerini istiyorum. Borcum yok. Benim borcumu ispatlasınlar ayakkabılarımı dahi satacağım” diye konuştu.

    “2007 yılında beni araçla alıp, zorla boş senede imza attırdılar” diyen Bayram, “İmza atmasaydım dayak yiyecektim. Manisa’da sandık işi yapan firmayla alışveriş yapıyordum. Bin 800 lira civarında bir bakiyem kalmıştı. Buna karşılık bana zorla imza attırdı. Borcumu ödemeye gittiğimde avukat beni bürosundan kovdu. İki gün bürosuna gidip geldim, borcum olan parayı ödemek istedim ama parayı almadan beni kovdular. 3-4 sene beni arayan olmadı. 10 yıl boyunca borç katlandı ve 23 bin liraya çıktı. Bu borç nedeniyle babadan kalma üç tarlam satıldı ama yine borç kapanmadı. Bu borç nedeniyle huzurum da kalmadı. Kendi köyüme dahi gidemiyorum” dedi.

    Bayram, “Bu konuda savcılığa başvuruda bulundum, takipsizlik kararı verildi. Bu durum yüzünden iyice psikolojim bozuldu. Çalışmayı seven bir insanım. Çalıştıkça başıma bunlar geldi. Ne yapacağımı şaşırdım. Huzurum bozuldu. Boş bir kağıt benim hayatımı kararttı” şeklinde konuştu.

  • Geçirdiği kazayla hayatı karardı

    İzmir’in Bayraklı ilçesinde 3 yıl önce geçirdiği motosiklet kazasının ardında beyin sinir sisteminde hasar oluşan ve günlük ihtiyaçlarını tek başına karşılayamayan 20 yaşındaki İsmail Sefa Aydın, fizik tedavi görmediği taktirde bir daha eski sağlığına kavuşamayacak.

    Cengizhan Mahallesi’nde 3 sene önce 20 yaşındaki İsmail Sefa Aydın, motosiklet kazası geçirdi. Kaza sonrası beyin sinir sisteminde hasar meydana gelen İsmail, 3 senedir yatağa bağlı bir şekilde yaşıyor. Günlük ihtiyaçlarını kendi başına karşılayamayan ve özel mamayla mideden beslenen İsmail’in fizik tedavi görmediği taktirde bir daha eski sağlığına kavuşamayacağını söyleyen anne Güldeniz Aydın, “Oğlumun arkadaşları askere giderken o burada yatıyor” dedi.

    Devletten bir miktar para yardımı aldıklarını söyleyen Aydın, bu paranın yetmediğini ve eşinin de İsmail’e bakmak için çalışamadığını ifade etti.

    “Arkadaşları askere giderken benim oğlum burada yatıyor”

    Oğlunun arkadaşlarının askere gittiğini yalnız kendi oğlunun yatağa bağlı yaşadığını söyleyen Aydın, “Eşimle iki buçuk senedir kendi çabamızla evde bakmaya çalışıyoruz. Eşim işe gidemiyor işsiz. Devletin verdiği bakım parası yetmiyor. Evim kira, çocuğun gerekli medikal ihtiyaçlarını sürekli dışarıdan alıyoruz. Devlet sadece mamasıyla bezlerini karşılıyor. Çocuğumun bütün bakımlarını eşim yaptığı için işe gidemiyor. Doktorlar iyi bir fizik tedavi sonrası İsmail’in iyileşebileceğini söyledi. Haftada aldığımız iki saat fizik tedavi çok yetersiz” diyerek oğlunun fizik tedavi görmesi yönünde yetkililerden yardım istedi.

  • Ev sahibinin ’Yıkmazlar’ sözüne inandı, hayatı karardı

    Antalya’da 1,5 yıl önce eşi cezaevine girdikten sonra 2 çocuğuyla hiçbir geliri olmadan yaşam mücadelesi vermeye başlayan Ebru Kayalı, taşınırken 1 yıllık kontrat yapıp ev sahibinin ’yıkamazlar’ dediği evin yıkılacağını öğrenince gözyaşlarına boğuldu.

    Antalya’nın Kepez ilçesinde ilkokul birinci sınıf öğrencisi oğlu ve 4 yaşındaki kızıyla birlikte yaşayan 33 yaşındaki Ebru Kayalı, 1,5 yıl önce eşinin cezaevine girmesiyle zorlu bir hayat mücadelesine başladı. Ünsal Mahallesi 5088 Sokak’ta 2 odalı rutubetli bir eve yeni taşınan ve çocuklarına hem annelik hem de babalık yapan Kayalı, hiçbir geliri olmadan komşuların desteğiyle ayakta kalmaya çalışıyor. Safra kesesindeki taş sebebiyle sinirlendiğinde bayılıp kalan, bu nedenle de çalışamayan genç anne, yaşamın zorluklarını bir bir aşmaya çalışırken, henüz bir ay önce taşındığı evinin park yapımı nedeniyle yıkılacağını öğrenince ne yapacağını şaşırdı. Üzerine ‘tam park’ yazısı yazılan rutubetli evinde çocuklarıyla yaşayan gözü yaşlı anne, yetkililerden yardım beklediğini söyledi.

    “En azından bir yıl otururum diye düşündüm”

    Eşi cezaevine girdikten sonra sıkıntılı süreçler geçirdiğini anlatan Kayalı, uzun süredir komşularının kendisine yardım ettiğini, son olarak ise sosyal yardımlaşma merkezlerine başvurduğunu ve beklemede olduğunu anlattı. Çocuklarına alacak ilaç parasının dahi olmadığını söyleyen genç anne, kaldıkları eve gelen yıkım kararıyla yaşamlarının da yıkılacağını söyledi. Evin yıkılacağını evi tutmandan önce bildiğini ancak ev sahibinin ’Yıkım emri hep geliyor, yıkmazlar’ sözüne güvenerek tuttuğunu belirten Kayalı, “Taşınalı 1 ay oldu, yıkım emri verdiler. Ben bir yıllık sözleşme imzaladım. En azından bir yıl otururum, o zamana kadar yardımlar da gelir diye düşündüm. Şimdi başvuru yaptım, evim yıkılınca adres olmadığı için yine gelemeyecekler. Ev sahibi ‘Belki yıkılmaz yaza kadar. Yıkım emri geliyor bize ama kaç senedir yıkılmıyor’ dedi. Ama evi tutar tutmaz yıkım emri geldi. Park yapılacakmış. İlla park diye tutturdukları zaman park oluyor. Geliyorlar, yıkıyorlar, ‘ne olacak, ne yaparlar diye’ düşünmüyorlar” ifadelerini kaydetti.

    “2 çocuğumla sokakta kalacağım, başka çarem yok”

    Evi yıkıldıktan sonra ne yapacağını bilmeyen Kayalı, yetkililerden yardım beklediğini ifade ederek, “2 çocukla sokakta kalacağım başka çare yok. Yardım edenim yok. Ne yapacağımı şaşırdım. Çocuklarımın ilacını da alamıyorum. Ameliyat olacaksın diyorlar, ameliyat da olamıyorum. Bazen, ‘keşke Allah canımı alsa da kurtulsam’ diyorum. Çocuklar olmasa başka bu hayatta tutunacak bir şeyim yok. Onlar beni ayakta tutuyor. Devletimizden çocuklarıma bir yardım bekliyorum. Başka bir şey istemiyorum” diye konuştu.