Etiket: karar

  • AK Parti’li Kurtulmuş: “Hükümetin aldığı kararın yerinde olup olmadığına karar verme yetkisi yüksek yargıda değildir”

    AK Parti Genel Başkan Vekili Numan Kurtulmuş, andımız konusunda yüksek yargıya sert eleştiride bulundu. Kurtulmuş, “Bu uygulamayla ilgili olarak hukukun yüksek yargının yapacağı tek şey hükümetin aldığı bu kararın anayasalara uygun olup olmadığıdır. Yoksa hükümetin aldığı kararın yerinde olup olmadığına karar verme yetkisi yüksek yargıda değildir” dedi.

    AK Parti Konya İl Başkanlığı tarafından eğitim programının gerçekleştiği otelde düzenlediği basın toplantısında konuşan AK Parti Genel Başkanvekili Numan Kurtulmuş, andımız konusunda yüksek yargıya sert eleştiride bulundu. Kurtulmuş, “Okullarda okutulan andımızın kaldırılmasıyla alakalı ilgili 2013 yılında Türkiye Cumhuriyeti hükümeti tarafından verilen kararın yüksek yargı tarafından Danıştay tarafından bozulması reddedilmesi bu kararın bir şekilde kaldırılması konusundaki karardır. Bunun önümüzdeki günlerde de tartışılacağını görüyoruz. Öncelikle şunu ifade etmek isterim. Biz konunun içerik kısmıyla ilgili tartışmayı bir kenara koyarak konuşmak zorundayız içerik meselesi ayrı bir şey ama buradaki esas mesele siyaseti kim yapacak sorusudur. Halkın oylarıyla seçilmiş olan bir hükümet herhangi bir konuda karar verebilir, uygulamada bulunabilir. Bu uygulamayla ilgili olarak hukukun yüksek yargının yapacağı tek şey hükümetin aldığı bu kararın anayasalara uygun olup olmadığıdır. Yoksa hükümetin alıp kararın yerinde olup olmadığına karar verme yetkisi yüksek yargıda değildir. Demokrasinin temel kurallarından birisi budur” dedi.

    “Türkiye’nin bir daha hiçbir şekilde eski dönemlere de dönmeyeceğinin bilinmesini isterim”

    Yüksek yargı geçmiş dönemlerde olduğu gibi çok sayıda kararın yüksek yargının bozduğunu başörtü kararını imam hatip liselerinin katsayı kararını hatırlatan Kurtulmuş, “O zaman eski Türkiye’nin alışkanlıkları itibariyle bürokratik oligarşi devreye girmiş. Tam manasıyla jüristokrasi dediğimiz yani yargıç egemenliğine dayalı bir yapının oluşması için birileri düğmeye basmıştır. Türkiye bu anlamda çok mesafe kat etti. AK Parti kurulduğu günden itibaren vesayetlerle mücadele eden bir siyasi parti olarak herkesin kendi işini yapması konusunda büyük bir mücadele verdi. Türkiye’deki sivil ve asker bürokrasi bunun içine Türk Silahlı Kuvvetleri ve yüksek yargı da olmak üzere herkes kendi işini yapacak. Siyaset yapmak siyasetin işidir. Siyasetin dilini ayarlamak da siyasetin işidir. Siyaset değişen şartlara göre değişen konjektüre göre kararını verebilir. Siyasetin ortaya koyduğu kararlardaki kullandığı dile de karar verecek olan yüksek yargı değildir. Aksine o zaman derler ki buyurun Yüksek Yargı siz Türkiye’yi yönetin. Dolayısıyla demokrasinin çok temel prensiplerinden biri olan yargının kendi işini bürokrasinin kendi işini siyasetin kendi işini yapmayı rencide eden bir karar olmuştur. Ve bu anlamda tabiri caizde bu kararıyla yüksek yargı siyaseti imkansız hale getirmiştir. Siyaseti imkansız hale getirmenin kimsenin hakkı yoktur. Türkiye’nin bir daha hiçbir şekilde eski dönemlere de dönmeyeceğinin bilinmesini isterim. Bu anlamda devam eden bir yargı süreci var yapılan itirazlar olacaktır, bunlar bir kez daha gözden geçirilecektir. Bu vesileyle ben bu konunun herhangi bir şekilde siyasi istismar vesilesi yapılmasını doğru bulmam. Bütün siyasi partileri andımızın içeriğiyle ilgili tartışmaya girmek yerine alınan bir hükümet kararına yüksek yargının vermiş olduğu bu kararın demokrasinin ruhunu rencide eden bir husus olduğunun demokrasi bakımından daha doğru olduğu kanaatindeyim. İçerik konusu ise başka bir tartışmadır, onun başka bir şekilde tartışırız. Bu tartışmada herkesin kullandığı siyaset diline de bir şekilde ayar vermesini temenni ediyoruz. Herkesin özenli bir şekilde konuşması gerektiğini hatırlatmak istiyoruz” ifadelerini kullandı.

    “Cumhur İttifakı’nın bir şekilde ruhuna sahip çıkmak Türkiye’nin milli menfaatleri bakımındandır”

    Konuşmasının ardından basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Numan Kurtulmuş, Cumhur İttifakı’yla ilgili bir soruya ise “Milliyetçi Hareket Partisi’nin FETÖ’ye karşı mücadelede terör örgütlerine karşı mücadelede DEAŞ, YPG’ye karşı mücadelede ayrıca Türkiye’nin temel meselelerinde AK Parti hükümetine vermiş olduğu bu desteği son derece önemli ve anlamlı olduğunu biliyoruz. Ve milli konularda, milli hassasiyetlerimiz noktasında müşterekliğin devam etmenin korumanın da iki parti içinde ama bunun da ötesinde Türkiye içinde çok önemli ve faydalı bir alan olduğuna da inanıyoruz. Yapılan müzakereler de gerek genel başkanlar düzeyinde gerekse bizim gruplar halinde yaptığımız hep bunun altını çizdik. Yani Cumhur İttifakı’nın bir şekilde ruhuna sahip çıkmak Türkiye’nin milli menfaatleri bakımındandır. Ancak AK Parti ve Milliyetçi Hareket Partisi programları itibariyle stratejileri itibariyle, öncelikleri itibariyle iki ayrı partidir yani iki farklı parti bir kimlik altında birleşiyor değildir. Dolayısıyla AK Partinin Milliyetçi Hareket Partisi’nin iki farklı parti olarak belli konularda ayrı düşünmeleri kadar da doğal bir şey olamaz. Örneğin af konusunda örneğin emeklilikte yaşa takılanlar konusunda diğer bazı konularda farklı yaklaşımların olması da eşyanın tabiatı gereğidir. Seçim ittifakı da Cumhur İttifakı’ndan ayrı ele aldığımız bir konudur. Cumhur İttifakı’nın ruhunu korumak ama yerel seçimlerde bir işbirliği yapılabilmesi için de samimiyetle bir gayret sarf etme noktasındayız. Bu samimiyetle her iki tarafta bu iradeyi korumaktadır. Bir yol bulunabilir mi bir ittifak imkanı bir iş birliği imkanı olabilir mi bunlarla ilgili olarak görüşlerimizi karşılıklı paylaşıyoruz” şeklinde konuştu.

    Selamlama konuşmasını Konya AK Parti İl Başkanı Hasan Angı’nın yaptığı programda konuşan AK Parti İnsan Haklarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Leyla Şahin Usta, “AK Parti gördüğünüz gibi her yönüyle, her alanda çalışmalarına hızla devam ediyor. Bizi diğer siyasi partilerden farklı kılan dinamik ve herkesin sahasında yapmış olduğu çalışmalarla her daim aktif ve alandayız. Konyalı olarak AK Partiyi temsilen bu güne kadar bu davada ne kadar hizmet ettiysek bundan sonrası için de daha fazla hizmet etmek için her fırsatta bir arada olmaya çalışmaya Rabbim birlik ve beraberliğimizi daim kılsın diyerek günümüzün hayırlı olmasını temenni ediyorum” dedi.

    Numan Kurtulmuş ve beraberindeki heyet, Mevlana Müzesi’ni ziyaret etti. Müze ziyaretinin ardından Tarihi Bedesten Çarşısı’nda esnaflarla bir araya gelen Kurtulmuş vatandaşların sorunlarını dinledi.

  • Antalyaspor’dan flaş karar

    Spor Toto Süper Lig’in 9. haftasında deplasmanda Alanyaspor ile karşılaşacak Antalyaspor bir ilki gerçekleştirecek. Kırmızı-beyazlılar, okul formasını Antalyaspor yapıp sınıflara taşıyan okulun ismini, formanın ana sponsoru yaparak yeşil sahaya çıkacak.

    Antalya’nın Muratpaşa ilçesindeki Barbaros İlköğretim Okulu, bundan 2 yıl önce başlattığı ‘tuttuğun takımın formasıyla gelebilirsin’ uygulamasında, öğrencilerin çoğunun Antalyaspor formasıyla gelmesiyle birlikte, resmi kıyafetin yanında, okul formasını Antalyaspor’un forması olarak belirlemişti. Karar üzerine okula ziyarete gelen Antalyaspor Başkanı Ali Şafak Öztürk, öğrenci ve öğretmenlerin Antalyaspor sevdasını karşılıksız bırakmadı. Öztürk ve yönetimi kulübe talimat vererek Alanyaspor maçına formaların göğüs kısmını, Barbaros Ortaokulu’na ayrılmasını istedi.

    “Siz armamızı sınıflara taşıdınız, biz de sizleri yeşil sahalara taşıyoruz”

    Formanın görseli Antalyaspor’un resmi hesaplarından da ‘Siz armamızı sınıflarınıza taşıdınız, biz de sizleri formamız üzerinde sahalara taşıyoruz” mesajıyla paylaşıldı. Beyaz formaya kırmızı harflerle Barbaros Ortaokul’u yazılan forma sade tasarımıyla dikkat çekerken, sosyal medyada taraftarlardan kulübe ve sponsorluğa destek olan turizmci Tolga Cömertoğlu’na teşekkür mesajları yağdı.

  • İBB meclisi karar aldı, Eren Bülbül’ün ismi İstanbul’da yaşayacak

    İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisi, vatandaşlardan gelen şikayetler üzerine FETÖ’yü çağrıştıran 90 cadde ve sokak ismini; şehit, gazeteci, sporcu ve sanatçı isimleriyle değiştirdi. Eren Bülbül’ün adı da artık İstanbul sokaklarında yaşayacak.

    İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisi, çeşitli ilçelerdeki FETÖ terör örgütünü çağrıştıran 90 cadde ve sokak isminin değiştirilmesini kararlaştırdı. Ekim ayı toplantılarının son birleşiminde görüşülen raporda; zaman, hizmet, himmet, ışık, samanyolu, dumanlı ve benzeri isimleri taşıyan cadde ve sokakların isminin değiştirilmesi, meclis üyelerinin oy birliğiyle kabul edildi.

    Eren Bülbül’ün adı Bahçelievler’de yaşayacak

    2017’de Trabzon’un Maçka ilçesinde ihbar ettiği PKK’lı teröristlerin açtığı ateşle şehit düşen 15 yaşındaki Eren Bülbül’ün adının, Bahçelievler Zafer Mahallesi’ndeki Samanyolu Sokağı’na verilmesi onaylandı.

    ’Zeytin Dalı Harekatı’ dört ilçede sokak adı oldu

    Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Suriye’nin kuzeybatısında bulunan Afrin’deki terör odaklarına yönelik Ocak 2018’de başlattığı Zeytin Dalı Harekatı’nın ismi de Beylikdüzü, Küçükçekmece, Maltepe ve Sarıyer’deki 4 ayrı sokağa verildi.

    5 ilçede şehit isimleri yaşayacak

    Avcılar, Bayrampaşa, Büyükçekmece, Kartal ve Güngören’deki 5 ayrı sokağa çeşitli operasyonlarda şehit düşen askerlerin isimleri verildi. Beylikdüzü Dereağzı Mahallesi’ndeki Zaman Sokağı’nın ismi, Türk ve İslam tarihinde çok önemli yeri olan Kudüs şehrinin ismiyle değiştirildi. Beylikdüzü Sahil Mahallesi’ndeki Samanyolu Caddesi’ne Kasım 2017’de hayata veda eden ’Cep Herkülü’ lakaplı ünlü haltercimizin adı verilerek, Naim Süleymanoğlu Caddesi oldu. Karaciğer yetmezliği nedeniyle 2015 yılında hayatını kaybeden ’Boğazın Boğası’ lakaplı Türk boksunun efsane ismi Sinan Şamil Sam’ın adı da Beylikdüzü Gürpınar Mahallesi’nde Işık Sokağı’na konuldu.

    Şişli’deki sokaklara Hrant Dink ve Uğur Mumcu’nun ismi verildi

    Şişli Gülbahar Mahallesi’ndeki Işık Sokağı’nın yeni adı, uğradığı suikast sonucu hayatını kaybeden gazeteci Uğur Mumcu oldu. Şişli Meşrutiyet Mahallesi’ndeki Samanyolu Sokağı’na da uğradığı suikast sonucu 2007 yılında yaşamını yitiren gazeteci Hrant Dink’in adı verildi.

    Zaman, ışık, dumanlı yerine şair ve sanatçı isimleri verildi

    Kadıköy Dumlupınar Mahallesi’ndeki Zaman Sokağı’na da şair Melih Cevdet Anday’ın adı konuldu. Bakırköy Şenlikköy’deki Işık Sokağı’na ise ünlü yazar Yaşar Kemal’in adı verildi. 2013 yılında hayatını kaybeden ünlü oyuncu Tuncel Kurtiz’in adı ise Maltepe Zümrütevler Mahallesi’ndeki Dumanlı Sokağı’nda yaşayacak.

    Münir Özkül’un adı Beyoğlu ve Üsküdar’da yaşayacak

    Beyoğlu Kılıçalipaşa Mahallesi’nde bulunan Samanyolu Sokağı’na ise Türk sinemasına damga vurmuş sanatçı Münir Özkul’un adı verildi. Özkul’un adı Üsküdar Kandilli Mahallesi’ndeki Işık Sokağı’nda da yaşayacak.

  • Sezgi Kırıt davasında karar açıklandı

    Antalya’da 2009 yılında bakkala gitmek için evden ayrılan ve çıplak cesedi 10 gün sonra Isparta’da bulunan 16 yaşındaki Sezgi Kırıt’ın ölümüyle ilgili İstinaf Mahkemesi’nde görülen davada karar açıklandı. Mahkeme, sanıkların 1 ile 5 yıl arasında cezalandırılmasına karar verdi

    Antalya’da 31 Ağustos 2009 günü ekmek almak için evden ayrılan Sezgi Kırıt (16), iddiaya göre sosyal medya hesabından tanıştığı O.K. ile buluştu. O.K, Kırıt’ı arkadaşı A.K.’nin evine götürdü. İddialara göre evde Sezgi Kırıt’a uyuşturucu enjekte edilip, çocuk şiddet ve tecavüze uğradı. Aynı gece evde yaşamını yitiren Sezgi Kırıt’ın cesedi, üzerindeki giysiler çıkartılarak Isparta yolunda bir araziye bırakıldı. 10 gün sonra bulunan Kırıt’ın cesedi, kimliği saptanamayınca ve Adli Tıp’ta yapılan otopside de şüpheli bir durum çıkmayınca kimsesizler mezarlığına gömüldü. Olaydan 40 gün sonra sahipsiz bir ceset bulunup gömüldüğünü öğrenen ailenin başvurusu üzerine mahkeme kararıyla mezar açıldı. İncelemede cesedin Sezgi Kırıt’a ait olduğu saptanınca soruşturma başlatıldı. Olayla ilgili O.K, A.K, kız kardeşi E.K. ile E.K.’nin oğlu M.M.K. gözaltına alındı. Adli Tıp Kurumunun otopsi raporunda da tecavüz ve darp bulgusu belirtilmediği için şüpheliler serbest bırakıldı. Şüphelilerden A.K. 1 Kasım 2014 tarihinde vefat etti. Ulusal Kriminal Büronun Sezgi Kırıt’ın ölümüyle ilgili verdiği raporda, olayın ‘zorlamalı ölüm ve tecavüz’ olduğunun belirtilmesi üzerine O.K., M.M.K. ve E.K. tutuklandı. Daha önce Antalya 6. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen ve karara bağlanan davada, tutuklu sanıklar O.K. ile M.M.K.’ye ağırlaştırılmış ömür boyu ve 21’er yıl hapis, sanık E.K.’ye ise 28 yıl hapis cezası verildi. İki hafta önce Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesi’nde görülen dava duruşmasında savcı, sanık M.M.K ile O. K. ‘olası kasıtla insan öldürme’, ‘hürriyeti yoksun bırakma’, ‘çocuğun cinsel istismarı’ suçlarından, E.K.’yi ise ‘delilleri yok etme’ suçundan cezalandırılmasını ve yine sanıkların uyuşturucu temininden dolayı mahkemeden suç duyurusunda bulunulmasını talep etti. Tutuklama talebini kabul etmeyen mahkeme, sanıklar hakkında adli tedbir kararı verdi.

    1 ile 5 yıl arasında ceza çıktı

    Bugün yine Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesi’nde davanın karar duruşması görüldü. Duruşmaya, tutuksuz sanıklar M.M.K. ile O.K. ile Sezgi Kırıt’ın ailesi ve taraf avukatları katıldı. Tutuksuz sanık E.K. ise rahatsızlığı nedeniyle duruşmaya katılmadı. Duruşmada ayrıca Aile Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile Kadın ve Demokrasi Derneği (KADEM) avukatları ile bazı sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri de hazır bulundu.

    Duruşmanın ardından kararı açıklayan mahkeme heyeti, sanık E.K.’ya ‘delilleri yok etme’ suçundan 4 yıl, ‘evi terk eden çocuğu rızası ile de olsa ailesine veya yetkili makamlara haberdar etmeden yanında tutma suçu’ndan 1 yıl, sanık M.M.K’ya ‘evi terk eden çocuğu rızası ile de olsa ailesine veya yetkili makamlara haberdar etmeden yanında tutma suçu’ndan 1 yıl, sanık O.K.’ya ise ‘evi terk eden çocuğu rızası ile de olsa ailesine veya yetkili makamlara haberdar etmeden yanında tutma suçu’ndan 1 yıl, ‘reşit olmayanla cinsel ilişki suçu’nu işlediği için de 2 yıl hapis cezası verdi.

    Sanıklar, gözetim ve tutuklu süreleri göz önünde bulundurularak cezalarından mahsup edildi.

    “Bu bize dert olsun”

    Mahkeme sonrası karara tepki gösteren Kırıt ailesinin avukatı Sibel Önder ve KADEM üyeleri, mahkeme binası dışında basın açıklaması yaptı. Verilen kararın adaletsizce olduğunu söyleyen Avukat Sibel Önder, “Sezgi Kırıt, 15 yaşında birden fazla erkeğin tecavüzüne uğradıktan sonra işkenceye maruz kaldı, öldürüldü ve Isparta’da Arıkovan çiftliğine atıldı. Bugün mahkeme sanıklar için birer yıl verdi. Hukukun, adaletin öldüğü bir gündeyiz. Adalet anlamına bir kişinin hayatını kast etmeniz halinde bu hususu değerlendirme altına alınmadığını dahi gördük. Bütün delillerin olmasına rağmen, bütün işleyişe rağmen tüm sanıklar hakkında beraat kararı verildi. Bugün biz Sezgi Kırıt’ın hesabını soramadık, bu da bize dert olsun” dedi.

    “Cübbemden ve aldığım hukuk eğitiminden utanıyorum”

    Dosyada sanıklardan birinin 16 tane suç kaydının yer aldığına dikkati çeken Önder, “Uyuşturucudan hırsızlığa, hırsızlıktan nitelikli hırsızlığa, yaralama, suç aletini satın alma ve cinayet. Bunların hepsinden beraat aldı. Suç potansiyeli yüksek insanlar bugün etrafımızda dolaşıyor. Eline, gözüne, dizine her yerine muhtaç olduğumuz çocuklarımız şu an açıkta ortalıkta gezmekte. 15 yaşındaki çocuğun üzerinde adam olduğunu zanneden insanlar, bizim gözümüzde insanlıktan çıktılar. Türk toplumunun huzurunda hiçbirinin insani değer taşımadığı açık net ortadadır. Sayın başkan yerel mahkemenin vermiş olduğu sanıklar hakkında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına istinaden buradaki savcının iki kere ağırlaştırılması talebini reddetti. Cinayet hususuna hiçbir şekilde girmedi, Sezgi Kırıt’ın nasıl öldüğü ve öldürüldüğüne dahil hiçbir cevap bulamadı Türk adaleti. Adalet bugün mülkün temeli olamadı. Bugün adalet yıkıldı ve öldü. 15 yaşındaki bir çocuğa tecavüz edip uyuşturucu vererek öldürebiliyorsanız, Türk toplumu huzurunda beraatı almaya hak kazandığınız gibi, maalesef müvekkilime vekalet ücreti ödenmesi yönünde de hüküm tahsis edildi. Kızını kaybettiğine mi yansın, kızını katledenlere üstüne bir de para verdiğine mi yansın. Ben cübbemden, aldığım hukuk eğitiminden utanıyorum. Bugün adalet ve hukuk öldü cenazesini kaldırıyoruz” diye konuştu.

    Önder, davayı Yargıtay’a taşıyacaklarını, sonuç alamamaları halinde ise Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) kadar gideceklerini sözlerine ekledi.

  • İstinaf mahkemesinden emsal karar

    İzmir’de sözleşmeli Jandarma Uzman Onbaşı olarak eğitime başlayan bir kişi, önceki yıllarda yargılandığı bir dava sebebiyle sözleşmesi feshedildi. Hukuk mücadelesini sürdüren vatandaş, İzmir Bölge Adliye Mahkemesinin kararıyla yeniden görevine dönerken, Ceza Avukatı Çiler Nazife Koşar, “Emsal karar” dedi.

    Hakkari’de askerliğini tamamladıktan sonra sözleşmeli olarak İzmir Yeni Foça 7. Jandarma Komando Eğitim Alay Komutanlığında Jandarma Uzman Onbaşı olarak eğitimlere başlayan S.B.S.’nin, güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının olumsuz olması sebebiyle 10 Ekim 2017 tarihinde sözleşmesi feshedildi. S.B.S.’nin herhangi bir sabıka kaydı bulunmaması, güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının olumsuz sonuç getireceği bir durumun olmaması sebebiyle S.B.S. isimli vatandaş hukuk mücadelesine başladı. İlk olarak S.B.S.’nin avukatı Çiler Nazif Koşar, feshin iptali için İzmir 5. İdare Mahkemesine dava açtı ancak mahkeme ’hükmün açıklanmasının geri bırakılması’ kararı verildiğini, bu sebeple de fesih kararının doğru olduğuna hükmetti.

    Yeniden eğitimlere başladı

    İzmir 5. İdare Mahkemesinden çıkan kararın ardından Avukat Çiler Nazife Koşar, müvekkilinin yargılandığı fiilin yasada tahdidi olarak sayılan suçlardan olmadığı, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının işleme dayanak alınamayacağı ileri sürerek, kararın istinaf yoluyla incelenerek kaldırılması için İzmir Bölge İdare Mahkemesine başvurdu. İzmir Bölge İdare Mahkemesi, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş olması, olayın meydana geliş şekliyle fiilin niteliği dikkate alındığında bu hususun güvenlik soruşturmasının olumsuz şekilde değerlendirilmesini gerektirecek bir mahiyette olmadığı kanısına vardı. İdare Mahkemesi kararında, hukuki isabet bulunmadığı gerekçesiyle istinaf mahkemesi, S.B.S.’nin başvurusunun kabulüne ve İzmir 5. İdare Mahkemesinin kaldırılmasıyla dava konusu işlemin iptaline karar verdi. Alınan karar neticesinde Jandarma Genel Komutanlığı da Danıştaya gitmedi ve S.B.S.’yi yeniden çağırdı. Hukuk mücadelesini kazanan S.B.S., İzmir Yeni Foça 7. Jandarma Komando Eğitim Alay Komutanlığından sözleşmeli Jandarma Onbaşı olarak eğitimlerine yeniden başladı.

    “Yapılan işlemin yasal dayanağı kabul edilemezdi”

    Konuyu değerlendiren Ceza Avukatı Çiler Nazife Koşar, “Müvekkilim hakkında yapılan yargılama sonucu hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmiş olup, verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının arşiv araştırması ve soruşturmasını olumsuz etkileyecek bir niteliği bulunmamaktadır; çünkü hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı kesin bir mahkumiyet hükmü teşkil etmeyeceğinden, yapılan hukuki işlemin yasal dayanağı olarak kabul edilmesi mümkün değildir. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı, kurulan hükmün sanık hakkında bir hukuki sonuç doğurmamasını ifade eder” dedi.

    Karar emsal oldu

    Verilen kararın emsal olduğunun altını çizen Koşar, “Yerel mahkeme, takdir yetkisini kötüye veya keyfiyete göre kullanamaz. Müvekkilime verilen fesih kararı hukuka aykırıdır. İzmir Bölge İdare Mahkemesi bu kararıyla emsal oluşturmuştur” diye konuştu.

    Avukat Koşar, “Türkiye Cumhuriyeti’nde herkes, huzurlu, güvenli, geleceğinden emin bir şekilde yaşama hakkına sahip olduğuna, temel haklarının devletin koruması altında bulunduğuna inanmalıdır. Bireylere bu güveni verecek olan, yürütme ve yargıdır. Zira temel hukuk kuralları ve temel hak ve özgürlüklere saygı, hukuk devletinin en temel işlevi ve görevidir” ifadelerini kullandı.