Etiket: Karanlık

  • Şimşirgil: “Millet tankların önüne yatmasaydı Türkiye karanlık günler yaşayacaktı”

    Vatandaşlara kitap okuma alışkanlığını kazandırmak için kahvehanelere kütüphane köşesi oluşturan Yıldırım Belediyesi, diğer yandan da Prof. Dr. Ahmet Şimşirgil’i ilçe sakinleriyle buluşturarak güncel konular hakkında sohbet etme imkanı sunmaya devam ediyor.

    Kahvehaneden kıraathaneye kültürel dönüşüm projesi çerçevesinde Yıldırımlılarla buluşan ünlü tarihçi Prof. Dr. Ahmet Şimşirgil, ’Misak-ı Milli ve 15 Temmuz’ konulu programı ile ilçe sakinleriyle Esenevler Mahallesi Demirtaş Kıraathanesi’nde bir araya geldi. Yıldırımlıların büyük ilgi gösterdiği konferansta, Osmanlı İmparatorluğu ve Cumhuriyet dönemi siyasi hayatlarında gizli kalmış yönleri aktaran Ahmet Şimşirgil, 15 Temmuz’da yaşanan darbe girişimi hakkında da önemli bilgiler verdi.

    Yıllardır İslam’a hizmet ettiklerini iddia eden hainlerin planlarının sonunda bir milletin alnına kurşun sıkacak, bir devleti yıkacak hale geldiğini dile getiren Şimşirgil, “Hainler bertaraf etmeseydi 16 Temmuz itibariyle Türkiye’de karanlık günler yaşanmaya başlanacak, insanlara zulme uğrayacaktı. Ancak bu millet tankların önüne geçerek kalleş kalkışmaya geçit vermedi” diye konuştu.

    Osmanlı döneminde yaşatılan kıraathane kültürünün Yıldırım’da tekrar hayat bulmasından dolayı mutlu olduğunu belirterek başta Yıldırım Belediye Başkanı İsmail Hakkı Edebali olmak üzere emeği geçen herkese teşekkür eden Prof. Dr. Ahmet Şimşirgil’in katılacağı bir sonraki kahvehane programı, 24 Ocak Salı günü Piremir Mahallesi’ndeki Çamlık Kıraathanesi’nde gerçekleşecek.

  • Kayıp parçaları ABD’de olan çingene kızı mozaiği karanlık odada korunuyor

    ABD’nin kayıp parçalarını vermediği çingene kızı Zeugma mozaiği, Gaziantep’teki müzede karanlık bir odada korunuyor. Müze ziyaretçileri ise eserin ait olduğu yerin Anadolu toprakları olduğunu belirterek, ABD’nin elindeki parçaları Türkiye’ye teslim etmesini istedi.

    Nizip ilçesinin 10 kilometre doğusunda bulunan Zeugma antik kentinde, 1998-1999 kış döneminde Belkıs Harabelerinin kurtarılması sırasında bulunan Çingene kızı mozaiği, yaklaşık 15 yıldır dünyanın en büyük ikinci müzesi olan Gaziantep Zeugma Müzesi’nde korunuyor. Üç blok halinde inşa edilen ve iki bin yıllık mozaikler ile define avcılarının talanıyla eksilen parçalarının da lazer sistemiyle görüntü olarak tamamlandığı müzede korunan çingene kızı mozaiği, karanlık ve özel bir odada meraklılarına sergileniyor. Odanın ışıklı giriş duvarında ise eserin eksik parçalarının inovasyonu yer alıyor.

    Zeugma’nın kayıp parçaları

    Zeugma’nın en nadide parçası olan ve Milat’tan sonra 2’nci yüzyılın sonuna tarihlenen Maenad Mozaiği’nin (Çingene Kızı) kenar bordürleri ve bazı parçaları 2012 yılında ABD’de ortaya çıkmıştı. Kültür ve Turizm Bakanlığı, eserlerin Ohio Eyaletindeki Bowling Green Devlet Üniversitesinin Wolfe Sanat Merkezinde sergilendiğinin belirlenmesi üzerine üniversite yönetimiyle iletişime geçerek, parçaların Türkiye kökenli olduğunu ispatlayan bilimsel raporlar göndermişti. Ancak üniversite, bakanlığın raporunu ’yeterli’ görmemiş ve mozaiklerin yurt dışına yasa dışı olarak çıkarıldığını ispatlayan doküman sunulmasını istemişti. Kültür ve Turizm Bakanlığı ise 4 yıldır üniversite yönetimiyle yapılan görüşmelerden bir netice alınamaması üzerine eserlerin iadesi için konunun UNESCO nezdinde gündeme getirilmesi amacıyla Dışişleri Bakanlığından talepte bulunmuştu.

    “ABD’liler ikna edilebilir”

    Yer Tanrıçası ve tanrıların anası Gaia veya Büyük İskender olduğuna dair farklı görüşler bulunduğu Çingene kızını görmeye gelen ziyaretçiler ise eserin Anadolu’ya ait olduğunu söyleyerek, kayıp parçalarının teslim edilmesini istedi. Gaziantepli olduğunu belirten Bülent Targan, Çingene kızı olarak bilinen mozaiği her fırsatta ziyaret ettiğini belirterek, kayıp parçalarının Gaziantep’e kazandırılması gerektiğini kaydetti. ABD’lilerin ikna edileceğine inandığını belirten Targan, “Çingene kızı Zeugma’nın sembol, kesinlikle Gaziantep’e, Türkiye’ye özgü olan bir değer. Dünya kültür mirası içerisinde korunması gereken bir parça. Parçaların verilmemesi çok üzücü. Ama bu konuda daha çok çaba harcamak gerekir. Çıkarılan eserler, ait olduğu yerde kalmalıdır. Çingene kızının tüm parçalarının da mutlaka Gaziantep’te olması gerekiyor. Bence ABD’liler ikna edilebilir. Çünkü zaten bu topraklardan çıkmış olan bir parça” dedi.

    “Geri getirilebilirse şahane olur”

    Çingene kızının sergilendiği Zeugma Müzesi’ni gezen Bahri Karakaş isimli sanatsever ise eserin Anadolu’ya ait olduğunu vurgulayarak, “Bu toprakta bulunmuşsa, buranındır. Oraya da gitmesini istersen de, gönderirsin sergilenir, toplar tekrar geri gelir. Dünyanın bir çok yerine ait eserler, farklı yerler var. Bu kadar toprağı, tarihi yönden zengin bir yeri kaç yerde bulursun ki. Bunlara taş parçası gibi bakarsan tabi sahip çıkamazsın. Bunların ne olduğunu anlamak lazım. Kaçakçılar alıyor, satıyorlar. Birinin müzesine, kişisel koleksiyonuna gidiyor. Bu bölgede, herkesin görmesi gerektiği eserlerin, oralarda dolaşması hiç hoş değil. Bize ait olan bir parçanın bizde olması doğru olanıdır. Bildiğim kadarı bu da bir takım, resmi prosedürlerle oluyor. bu yol üzerinden gidilip, geri getirilebilirse şahane olur” diye konuştu.

    Eserin Türkiye’ye kazandırılması için görüşmeler sürerken, Dışişleri Bakanlığının da ana parçası Türkiye’de bulunan eserin, kayıp parçalarının da Gaziantep’e getirilmesi için UNESCO nezdinde girişimde bulunması bekleniyor.

    Çingene Kızı mozaiği

    Çingene Kızı mozaiği, Maenad Villası’nın yemek odasının dikdörtgen tabanına ait taban mozaiğinin kaçakçılardan geriye kalan parçaları arasında bulundu. Boyu 78, eni 52 cm olan mozaikte kadın figürü sağına doğru bakıyor. Kabarık saçları ortadan ikiye ayrılmış ve ensesinden bir eşarpla bağlanmış kadının kulaklarında iç içe geçmiş iri halka küpe bulunuyor. Bu nedenle ilk bulunduğunda Çingene Kızı olarak adlandırılan kadın tasvirinin yer aldığı dikdörtgen paneldeki mozaik taban, büyük ölçüde tahribata uğramış, figürlerin çoğu eski eser kaçakçıları tarafından çalınmış.

    “Çingene Kızı” mozaiği Gaziantep iline bağlı Nizip ilçesinin 10 kilometre doğusunda bulunan Zeugma antik kentinde, 1998-1999 kış döneminde Belkıs Harabelerinin kurtarılması sırasında bir villanın 300 metrekarelik tabanının parçası olarak, üzerindeki sütunun kaldırılmasıyla bulunmuştu. Akratos, Mevsim tanrıçası ve Satir adlı eserlerle birlikte kurtarılan Çingene Kızı mozaiği, antik kent ile birlikte Gaziantep’in de simgesi halini almıştı. Çingene Kızı mozaiğine konu olan kişinin cinsiyeti bir tartışma konusu olmakla beraber, figürün yer tanrıçası ve tanrıların anası Gaia veya Büyük İskender olduğuna dair farklı görüşler de yer almakta. Mozaiğe, saç örgülerinden dolayı halk arasında “Çingene Kızı” denilmektedir.

  • Ünlü oyuncu 3 gün boyunca karanlık odada kaldı

    Ünlü oyuncu Murat Aygeni gözüne kaçan kimyasal madde nedeniyle 3 gün boyunca karanlık odada yaşadı.

    Ünlü oyuncu Murat Aygeni, Bodrum Masalı dizi setinde talihsiz bir kaza yaşadı. Gözüne temas eden kimyasal bir madde nedeniyle 3 gün karanlık odada yaşayan ünlü oyuncu bulanık gördüğünü açıkladı.

    Gazetecilerin sorularını yanıtlayan oyuncu Aygeni küçük bir kaza yaşadığını anlatarak, “Gözüme 1 hafta önce bir kimyasal madde kaçtı. Göz kapağımın içi ve altı yandı. 3 gün karanlık odada oturmak zorunda kaldım. Şu anda iyiyim. Biraz bulanık ama lens taktım bugün. Benim gözlerin zaten biraz bozuk. Hafif bulutlanma ve adaptasyon sorunu yaşıyorum”dedi.

  • (Özel Haber) Karanlık dünyasını müzikle aydınlatıyor

    Tepebaşı Belediyesi’nin görme engelli vatandaşlar için açtığı bağlama kursuna katılan Nihal Yalçın, yüzde 100 görme engeline rağmen pes etmeden derslerine devam ediyor.

    Yapılan yanlış tedavi sonucu 2010 yılında her iki gözünü de tamamen kaybeden Nihal Yalçın, kendi deyimiyle müzikle oyalanmayı tercih etti. Yaşadığı sıkıntılara rağmen hayattan bir an bile olsun kopmayan Yalçın, 3 farklı enstrümanın ardından şimdilerde ise bağlama çalmak için uğraşıyor. Hayat hikayesini paylaşan 33 yaşındaki Yalçın, “Ben sağlıklı bir şekilde dünyaya geldim. 1991-1992 yılları arasında doktor hatası nedeniyle yanlış tedavi oldum. İşitme kaybım oluştu. Ardından 1995 yılında retina yırtılması sonucunda sol gözümü kaybettim. Yüzde 70’lik bir kayıpla Anadolu Üniversitesi Engelliler Entegre Yüksekokulu Grafik Tasarımı mezunuyum. 2010 yılında ise tamamen gözlerimi kaybettim. Bizler hayatımızda sürekli zorluk ve sıkıntılar yaşadığımız için normal insanlar gibi bizlerin de rahatlayabileceği bir şeylerin olması gerekiyordu. Ben de kötü alışkanlıklar edinmektense, müzikle kendimi oyalamayı tercih ettim. Orgla başlamıştım ilk olarak. Sonrasında piyano ve gitarla devam ettim. Şimdi de piyano ile devam ediyorum. Yapamadıklarımla değil, yapabildiklerimle var olmaya çalışıyorum” dedi.

    “Ritim ve tempolarla anlaşıyoruz”

    Tepebaşı Belediyesi bağlama eğitmeni Mehmet Özel ise, öğrencisinin kabiliyetli olduğuna dikkat çekti. Ritim ve tempolarla iletişim kurduklarını belirten Özel, “Vatandaşlarımız kurslar hakkında belediyemizden bilgi alırken, engelli vatandaşlar için kursların olup olmadığını sormuşlar. Beni de Başkanımız Ahmet Ataç bizzat kendisi aradı. Geçen sene görme engelli arkadaşlarımıza gitar kursu da verildi. Bu sene de biz bağlama öğretmeye çalışıyoruz. Ritim ve tempolara anlaşıyoruz. İnşallah derslerimize başladık, kurslarımız bittiğinde de temennimiz bağlamayı öğrenecekler. Nihal Yalçın geçen sene gitar kursuna gelmiş. Gitardan sonra bağlamaya merak salmış. Bize de haber verdiler. Geldik kendisini dinledik. Gerçekten yetenekli bir arkadaşımız. İnşallah kendisine kursumuz bitmeden 10 tane türkü öğretme hedefimiz var” şeklinde konuştu.

    Öte yandan engelli vatandaşlar, kendilerine sunulan kurs ortamından dolayı Tepebeşı Belediyesi’nin yetkililerine teşekkür ettiler.

  • Bakan Tüfenkci: “FETÖ karanlık faaliyetlerini yürüttükleri diğer ülkeler için de tehdit oluşturmaktadır”

    Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci, FETÖ/PDY ile ilgili, “Bu yapının masum ve legal faaliyetleri ardında müthiş bir illegal yapı olduğunu göstermektedir. Bu grup sadece Türkiye için değil, karanlık faaliyetlerini yürüttükleri diğer ülkeler için de tehdit oluşturmaktadır” dedi.

    Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci, Güney Afrika Büyükelçisi Pule I. Malefane’i makamında kabul etti. Büyükelçi Malefane’e taze ve kurutulmuş Malatya kayısısı ikram eden Bakan Tüfenkci, Malatya kayısısının yetiştirilişi hakkında da Malefane’e bilgi verdi. Tüfenkci, Güney Afrika’nın Türkiye’nin Afrika kıtasıyla bağlarını güçlendirmesi açısından önemli bir ülke olduğunu söyledi. Güney Afrika ile ticaret hacminin 2015 yılında 1,4 milyar dolar olduğunu belirten Bakan Tüfenkci, ülkeler arasındaki ticaret hacmi potansiyelinin çok daha yüksek olduğunu vurguladı. Tüfenkci, FETÖ’nün 15 Temmuz’daki darbe girişimine de değinerek, söz konusu terör örgütü hakkında bilgi verdi. FETÖ’nün sapkın dini inançlarını halka silah zoruyla enjekte etmeye çalıştığını ifade eden Tüfenkci, bu yapının demokratik-laik-hukuk devletini hedef aldığına işaret etti. Bakan Tüfenkci, darbe girişiminin tüm sorumlularının yargı önünde hesap vereceğini kaydetti.

    “Bu yapının masum ve legal faaliyetleri ardında müthiş bir illegal yapı olduğunu göstermektedir”

    FETÖ’nün küresel okullar, iş dernekleri ve kültürel örgütler şebekesi olarak faaliyet gösterdiğini söyleyen Bakan Tüfenkci, “Bu örgüt, faaliyetlerini finanse etmek ve hain uluslararası şebekesini sürdürebilmek için çeşitli ülkelerde bir yolsuzluk ağına sahiptir. Bu yapının masum ve legal faaliyetleri ardında müthiş bir illegal yapı olduğunu göstermektedir. Bu grup sadece Türkiye için değil, karanlık faaliyetlerini yürüttükleri diğer ülkeler için de tehdit oluşturmaktadır. Bunlarla uluslararası alanda mücadele etmek gereklidir” diye konuştu.

    Bu tehdidin bertaraf edilmesinde dostların desteğinin önemli olduğunun altını çizen Tüfenkci, teröre ve terörizme karşı tüm dünyadan ortak ve net bir tavır beklediklerini söyledi. Bakan Tüfenkci, Güney Afrika ile ekonomik ve ticari ilişkilerin daha ileriye taşınması yönünde bakanlık olarak görev ve yetki alanları dahilinde her türlü işbirliğine açık olduklarını da ifade etti.

    “Gülen okullarının faaliyetleri hükümetimizle müştereken yürütülen faaliyetler değil”

    Büyükelçi Malefane ise, Güney Afrika Cumhuriyeti olarak demokratik yollarla seçilmiş bir hükümete karşı sebebi ne olursa olsun her türlü faaliyete ve girişime karşı olduklarını, bunun hiçbir haklı gerekçesinin olmayacağını söyledi. Kendi web sitelerinde yayınladıkları mesajla da bu girişimi kınadıklarını kaydeden Malefane, hayatını kaybeden kişilerin ailelerine taziyelerini iletti.

    Gülen’in dünyanın her tarafında olduğu gibi Güney Afrika Cumhuriyeti’nde de destekçilerinin olduğunu belirten Büyükelçi Malefane, FETÖ’nün Güney Afrika’da yürüttüğü eğitim faaliyetlerinin hükümetle müştereken yürütülen faaliyetler olmadığının altını çizdi. Büyükelçi, Gülen okullarının Güney Afrika’da en fazla riske, tehlikeye ve sıkıntıya maruz kalan kişilere karşı eğitim programları yürüttüklerine değindi.

    Türkiye’de kapatılan kurumlarda okumakta olan Güney Afrikalı öğrencilerin olduğunu hatırlatan Büyükelçi Malefane, bu öğrencilerin okullarına devam edemediklerini söyleyerek, bu öğrencilerin örgütün gerçek amacını bilmeyen, masum öğrenciler olduğuna dikkati çekti. Malefane, bu öğrencilerin eğitim hayatlarına başka okullarda devam edebilmesi için destek istedi.

    İki ülke arasındaki ticaret hacminin daha da artırılabileceğini dile getiren Malefane, ikili işbirliklerinin artırılması gerektiğine vurgu yaptı. Malefane, Güney Afrika’da yatırım yapmak isteyen yatırımcıların siyasi olaylardan dolayı yatırımlarının hiçbir zarara uğramayacağının, yatırımlarının garanti altına alınacağının anayasal güvence altına alındığını da belirtti.