Etiket: Karakter

  • Fahrettin Sayhan: “Hocamız ve ekip olarak bir karakter oluşturmaya çalışıyoruz”

    Fahrettin Sayhan: “Hocamız ve ekip olarak bir karakter oluşturmaya çalışıyoruz”

    Kendi evinde Samsunpor’a 1-0’lık skorla mağlup olan Eskişehirspor’da Teknik Sorumlu Fahrettin Sayhan, maçın ardından düzenlenen basın toplantısında, “Hocamız ve ekip olarak bir karakter oluşturmaya çalışıyoruz” dedi.

    TFF 1. Lig’in 6. haftasında alt sırlarından kurtulma mücadelesi veren Eskişehirspor, evinde ağırladığı Samsunspor’a 1-0 mağlup oldu. Lig başladığından beri 3 puana hasret kalan Eskişehirspor’da, basın toplantısına katılan Teknik Sorumlu Sayhan, “Öncelikle son 2 maçta yediğimiz 2 gol, nüans farklarından oldu. Bundan dolayı üzüntülüyüz ama takımızdaki oynayan oynamayan bütün oyuncuları tebrik ediyoruz. Hocamız ve ekip olarak bir karakter oluşturmaya çalışıyoruz. Bu oluşumda yapılan hatalara daha çok çalışıp, daha çok düzeltip yolumuz devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

  • Cumhurbaşkanı Erdoğan: “Necip Fazıl belli çevrelerin karakter suikastına maruz kalmıştır”

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Üstat Necip Fazıl sırf milletin değerleriyle, tarihiyle, kutsallarıyla barışık kimliğinden dolayı sürekli belli çevrelerin karakter suikastına maruz kalmıştır” dedi.

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, eşi Emine Erdoğan ile birlikte Lütfi Kırdar Kültür ve Sanat Merkezinde düzenlenen Necip Fazıl Ödül törenine katıldı. Törene Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yanı sıra Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk, Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Mevlüt Uysal, Fatih Belediye Başkanı Hasan Suver ve çok sayıda davetli katıldı. Ödül töreninde sanatçı Yücel Arzen, Necip Fazıl’a ait 2 şiiri besteledi. Fatih Belediyesi Sulukule Sanat Akademisi Gençlik Senfoni orkestrasının 15 kişilik bölümü nefesli ve yaylı enstrümanlarla sanatçı Yücel Arzen’e sahnede eşlik etti.

    “Bu ülkeye asalak gibi yapışan elitler Türkiye’nin kültür hayatının çoraklaşmasının müsebbipleridir”

    Törende konuşma yapan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Kültür ve Turizm Bakanlığımızın güçlü desteği ile Necip Fazıl ödülleri hamdolsun artık kendi sahasında bir mihenk taşına dönüşmüştür. Elbette bunların hepsi önemlidir değerlidir. Ancak Necip Fazıl ödüllerinin esas başarısı fikir ve sanat dünyamızın özgürleşmesine zenginleşmesine çeşitlenmesine yaptığı katkıdır. Bu ödüller asıl büyük değişimi, asıl İnkılabı burada gerçekleştirmiştir. Çünkü Türkiye’nin düşünce ve yazı hayatı çok uzun yıllar her türlü keyfiliğin, her türlü bağnazlığın sergilendiği bir alan olmuştur. Eserin özgürlüğünde ziyade ideolojisine bakan yazarın kimliğini eserinin önüne koyan bir kesim tek ellerine aldıkları bu alanda kendi hizipleri kendi küçük grupları dışında hiç kimseye hayat hakkı tanımamıştır. Bu kesimin senelerce baş tacı ettiği ödüle boğduğu birçok ismin tek alametifarikası fikirlerini orijinalliğinden, eserlerinin kalitesinden, oyunculuklarının gücünden ziyade kendileriyle aynı marjinal ideolojik kabileye mensubiyetleridir. Millete tepeden bakan kendi insanını hor hakir gören, kaymağını yedikleri bu ülkeye adeta asalak gibi yapışan elitler Türkiye’nin kültür hayatının çoraklaşmasının da başlıca müsebbipleridir” dedi.

    “Necip Fazıl belli çevrelerin karakter suikastına maruz kalmıştır”

    Necip Fazıl Kısakürek’in yaşadığı zorlukları anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Üstat Necip Fazıl son nefesini verinceye kadar devlet gücünü elinde tutan işte az önce ifade ettiğim bu statükonun ve kalemşörlerinin hedefi olmuştur. Tam 8’kez hapse giren üstat 79 yaşında darı bekaya yine ardında bir mahkumiyet kararı bırakarak göçmüştür. Fakat üstat yılmamıştır. Bir keresinde hakim efendi ‘artık bıktık senden sürekli buraya geliyorsun gidiyorsun’ demiş, üstadın cevabı çok ilginçtir, ‘siz burada hancı ben bu davada yolcu oldukça ben bu hana daha çok varırım’ diyor. Davaya inanmak bu, bu yolda yolculuk bu. Üstat sırf milletin değerleriyle, tarihiyle, kutsallarıyla barışık kimliğinden dolayı sürekli belli çevrelerin karakter suikastına maruz kalmıştır. Şiirinin gücüne, eserlerin kalibresine rağmen sırf baskılara boyun eğmediği için takunyalı, gerici denilerek tahfif edilmiştir. O dönemin kimi gazetelerine baktığımızda üstadın yazılarından dolayı her mahkemeye çıkışını müjde edasıyla veren manşetler görürsünüz. Aynı dönemin köşe yazarlarına baktığınızda fikirle, kalemle, kelamla bileğini bükemedikleri Necip Fazıl’ı hakaretlerle alt etmeye çabalayan zavallıları görürsünüz. Yine o dönemi incelediğinizde Necip Fazıl’ı susturmaya yönelik her baskıyı her yargı kararını, her hukuksuz teşebbüsü sevinç naralarıyla karşılayan işporta aydınları görürsünüz. Tabi bir de ilim ve fikir yoksunu çapulcuların egemenliğine girmeyi reddeden bir Necip Fazıl Kısakürek’in görürsünüz” diye konuştu.

    “Necip Fazıl ödüllerini medyanın kendi kendine iade-i itibar gayreti milletin minnettarlığının nişanesi olarak görüyorum”

    Ödül töreniyle ilgili düşüncelerini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Necip Fazıl Ödülleri medyanın kendi kendine iade-i itibar gayreti yanında milletimizin üstadın mücadelesi karşısındaki minnettarlığını da bir nişanesi olarak görüyorum. Bu ödüller kültür ve sanat dünyamızı yıllarca körleştiren, tek tipleştirme, ideolojik bağnazlıktan kurtuluşumuzun remzidir. Ülkemizin kendi köklerine kendi değerlerine sahip çıkma konusundaki kararlılığının ifadesi olan bu ödüller aynı zamanda milletimizin kendi münevver’i ile hiçbir komplekse kapılmadan kucaklaşmasının sembolüdür Bu bakımdan Necip Fazıl ödüllerinin ihdasını, devamlılığını ve başarısını son derece önemli buluyorum. Bu başarıda emeği alın teri ve katkısı olan herkese teşekkür ediyorum. Necip Fazıl Ödüllerinin açtığı gedikten yürüyen genç sanatçılarımız, şairlerimiz, romancılarımız, düşünce adamlarımız sınırları ve çağları aşan kaliteli çalışmalara imza atacaklardır ben buna inanıyorum. Gelecek nesillere üstadın hayalini kurduğu güçlü bir Türkiye’yi İnşallah bu eserlerle bırakacağımız inanıyorum” şeklinde konuştu.

    “Necip Fazıl ilhamını burada, bu topraklarda bu milletin şanlı tarihinden almıştır”

    Necip Fazıl Kısakürek’in eserleriyle ilgili konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Milli ve yerli şairlerden mahrum kalmış bir millet tıpkı bir yetim çocuk gibi mahsun, mahcuptur, sessiz ve kimsesizdir. Kendi kültür ve inanç kaynaklarından beslenen bunların ışığında kendi insanının dertlerini, çığlıklarını, feryatlarını, öfkesini ve riyaların dizelere nakşeden şairleri olan bir millet ise asla garip kalmaz. Milletin yürek teline ancak kendi insanına tepeden bakmayan, onu hor hakir görmeyen karakterler dokunabilir. O toplumun sesi ve kelime sancağı olan şiirler kaleme alabilirler. Milletin kalbinde makes bulmayan hiçbir kelimenin sözün veya hedefin kalıcı olması mümkün değil. Üstadın eserlerinin hala heyecan ve coşku uyandırması kaynağını milletin diğerlerinden medeniyet köklerinden almasına borçludur. Onun eserlerinin şiirlerinin ve fikirleriniz membaı Anadolu’dur, Türkiye’dir. O ilhamını burada bu topraklarda bu milletin Şanlı tarihinden almıştır. Türk milletinin hissiyatını hayallerini, özlemlerini, kendi üslubuyla kelimelere döktüğü içinde vefatından 35 sene sonra bile 3 saat aramızdadır” ifadelerini kullandı.

    Öte yandan Necip Fazıl Saygı Ödülü’nü Nevzat Atlığ, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın elinden alırken, diğer ödül alan isimler ise şöyle:

    “Necip Fazıl Şiir Ödülü-Arif Ay

    Necip Fazıl Hikaye-Roman Ödülü-Aykut Ertuğrul

    Necip Fazıl Fikir Araştrıma ödülü-Ahmet Yaşar Ocak

    Necip Fazıl Uluslararası Kültür Sanat ödülü-Muhammed Harb

    Necip Fazıl ilk eserler ödülü-Fatih Baha Aydın

    Necip Fazıl İlk Eserler Ödülü-Yasemin Karahüseyin.”

  • Her kalem farklı bir karakter

    Üzerine işlediği figürlerle kalemleri bambaşka bir görünüme kavuşturan Akif Gözcü, “Çekmecede duran bir kalem değil, hayatın içinde olan kalemler üretmek istiyorum” dedi.

    Son dönemlerde farklı işlemelerle süslenmiş kalemler dikkat çekmeye başladı. Ünü sınırları aşmış mücevher ustası Sevan Bıçakçı’nın öğrencisi Akif Gözcü’nün, kalemlere işlediği figürler görenleri mest ediyor. Farklı tasarımlarıyla dikkat çeken Gözcü, kendisini bir cümleyle şöyle ifade ediyor; “Çekmecede duran bir kalem değil, hayatın içinde olan kalemler üretmek istiyorum”.

    Kalemleri sanatla buluşturan Akif Gözcü’nün eserleri farklı tasarımlarıyla görenleri hayran bırakıyor. İHA’ya açıklamalarda bulunan Gözcü, bir kalemin kullanıcıya ulaşmadan önce çok ciddi zaman ve emek aşamasından geçtikten sonra, teslim edildiğini söyledi. Akif Gözcü, “Kalemlerimiz tasarım aşamasından itibaren, finale kadar süren süreç yaklaşık bir dört beş ayı bulabiliyor bazen. Çünkü tasarım süreci en önemlisi. Kişiye özel kalemler yaptığımız için, o insanları tanımak, hikayelerini bilmek durumundayız; nelerden hoşlanırlar, neler isterler onlara dikkat ediyorum” şeklinde konuştu.

    “Çekmecede duran bir kalem değil, hayatın içinde olan kalemler üretmek istiyorum”

    Çekmecede duran bir kalem değil, hayatın içinde olan kalemler üretmek istediğini ifade eden sanatçı, “O yüzden de kalem sürecimiz uzun sürebiliyor. Akif Gözcü kalemini taşımak isteyen bir kişi, kalemine sahip olabilmesi için en azından bir dört beş ay beklemek durumunda fakat daha sonra elinden bırakamayacağı bir kaleme sahip oluyor” dedi.

    “Yaklaşık 14 ay süren, 900 kilogram ağırlığında bir ofis masası hazırladım”

    Sadece kalem tasarımı yapmadığını bunun dışında her türlü objeler üzerinde farklı tasarımlar yaptığını belirten Gözcü, “Bunlardan bir tanesini örneklendirecek olursak eğer; sevgili Sevan Bıçakçı için hazırladığım bir ofis masası var; yaklaşık 14 ay sürdü, 900 kilogramlık bir masa. Dünyada eşi benzeri yok. Masanın üzerine, binlerce sardalya balığı, onu çeviren yunuslar, batık gemiler ve bir boğaz işledik ve her iki yakasında da İstanbul’u resmettik. Bu da çok uzun sürede ortaya çıkan, başlı başına bir sanat eseriydi” ifadelerini kullandı.

    “Her kalem farklı bir karakter”

    Gözcü, her kalemin kendisi için farklı bir karakteri olduğunu söyleyerek, “İnsanların hayatına dokunan, onları mutlu eden, sadece günlük kullanım için bir eşya obje haricinde onların kimliklerini yansıtan şeyleri üretmeye devam ediyorum. Türkiye’deki bir çok ünlü ve siyasi isim Akif Gözcü kalemlerini kullanıyorlar. Kalemlerimizi genelde kişiye özel olarak tercih ediyorlar. Kendi hayatlarına dokunacak şeyleri tercih ediyorlar. Bizi biz yapan unsurlardan bir tanesi, kişiye özel kalem yapıyor olmamız ve onlara ait olan hikayeleri konu edinmemiz. O yüzden tercih ediliyoruz diyebilirim. Çok özel ama bazen çocuğunun ismi olabilir, bazen firmasının logosu olabilir, bazen burcu olabilir, bazen onun için hayatında çok önemli olan bir anının minyatür veya rölyef olarak kalemin üzerine aktarılmış olması olabilir. Bu tür şeyleri konu edinebiliyoruz” açıklamalarında bulundu.

  • Mesut Bakkal: ”Oyuncular karakter fışkırması yaptı”

    Spor Toto Süper Lig’in 7. hafta maçında sahasında Akhisarspor’u 2-1’lik skorla mağlup eden Aytemiz Alanyaspor’da Teknik Direktör Mesut Bakkal, ”Bazı tereddütler olabilir, 3’te 3’ten sonra biraz gevşeme olur falan diye ama oyuncular bizim tabirimizle maçtan önce bir ‘karakter fışkırması’ yaptılar. İstediler, onları tebrik ediyorum” dedi.

    Maçın ardından düzenlenen basın toplantısında konuşan Aytemiz Alanyaspor Teknik Direktörü Mesut Bakkal, 3’te 3 yapmalarının ardından herkesin takımı merak ettiğini söyledi. Maçın başından beri oyunu hak ettiklerini aktaran Bakkal, ”Özellikle takım disiplini, sahadaki fedakarlık, geriye koşular, hücumda çoğalma, bunların hepsini biz 3 maçta yapmıştık. Ben bu maçta oyuncularımdan tekrar istedim. Çünkü 12 puan önemli bir avantajdı. Bazı tereddütler olabilir, 3’te 3’ten sonra biraz gevşeme olur falan diye ama oyuncular bizim tabirimizle maçtan önce bir ‘karakter fışkırması’ yaptılar. İstediler, onları tebrik ediyorum” dedi.

    “Bu galibiyetlerin devam etmesi en büyük isteğim”

    Fernandes’in gol atmasına sevindiğini belirten Bakkal, şunları söyledi:

    ”2 aydan sonra döndü, kulübemiz daha da güçlendi. Takımın performansı gittikçe artıyor. Efecan’ın, Merih’in, Baiano’nun, N’Sakala’nındı, hepsini isim isim saymama gerek yok, sahaya çıkan herkes özveriyle oynadı. Fazla bir pozisyon vermedik. Hatta penaltı kaçırdık. Penaltı kaçmasaydı daha da farklı rahatlayabilirdik. Bu cumartesi günü, burası sahil kenti herkesin işi var, gücü var ama gelen taraftara teşekkür ediyorum. Galibiyet onlara armağan olsun. Tek isteğim var. Bu galibiyetlerin arkasında durmak ve devam etmek en büyük isteğim” diye konuştu.

  • Dizilerin Karakter Oyuncusu İydigül’den Terk Edilen Köpekler Tepkisi

    Hayvan dostu ve Türk dizilerinin karakter oyuncusu Semih İydigül, ‘Bir damla yaşam’ motoru ile Mersin’den başladığı Türkiye turunda Bakü’ye de uğrayarak hayvan katliamlarına dikkat çekiyor. Muğla’da Muğla Büyükşehir Belediyesi Hayvan Bakım Barınağını ziyaret eden İydigül, Muğla Büyükşehir Hayvan Bakım Barınağı’nın Türkiye’nin en iyi barınaklarından birisi olduğunu açıkladı.

    ‘Kurtlar Vadisi Pusu’ dizisinde Azerbaycan Uçbeyi Bahtiyar, Suskunlar, Dila Hanım, Kuzey-Güney, İzmir Çetesi, Hanımın çiftliği, Leyla ile Mecnun, Yer Gök Aşk ve Arka Sokaklar gibi dizilerin karakter oyuncusu hayvan sever Semih İydigül, Türkiye’de hayvan haklarının söz konusu olmadığını belirterek, “Bu konuda bir farkındalık yaratmaya çalışsak da olmuyor. Türkiye genelindeki barınakları ziyaret ediyorum. Muğla Büyükşehir Belediyesi’nin havyan bakım evine geldim. Burası barınak değil, toplama kampı değil, ölüm kampı değil bakımevi. Gittiğim her yerde keşke bu bakımevi kelimesini kullanabilsem. Fakat gördüğüm çoğu yer ne yazık ki, toplama ve ölüm kampları gibi. Burada görevli veteriner hekimlerimiz, görevli kardeşlerimiz sayesinde burası gayet bakımlı ve temiz. Hayvanlarımızın önlerinde yemekleri var, suları var, bulundukları alan tertemiz. Bu bizim için çok önemli ve buradaki hayvanlar rahatlar” dedi.

    MERSİN’DEN BAKÜ’YE

    Hayvan dostu İydigül, bu sene “Mersin’den Bakü’ye” diye bir proje geliştirdiğini belirterek, “Bakü’de düzenlenen olimpiyat öncesi hayvan katliamı olmuştu. Oraları da gördüm. Gördüğüm manzara kötü idi. Yaklaşık 80 hayvan barınak dolaştım. Bunların içinde elle tutulacak en fazla sayı 5 veya 6 tanedir. Biz katliamlara dur demek için yollara çıktık” dedi.

    OKULLARDA EĞİTİM SEMİNERİ

    Okullarda çocuklara hayvan sevgisi vermeye çalıştığını belirten Semih İydigül, “Milli Eğitim Bakanlığımızdan bu konuda destek istiyorum. Biz kötü bir şey yapmıyoruz. Bize zorluk çıkarmasınlar, önümüze engel koymasınlar bu konuda. Milli Eğitim Müdürleri ve Belediyelerimizden de bu konuda desteklerini bekliyorum” dedi.

    TERK EDİLEN KÖPEKLERİN SAHİPLERİNE TEPKİ

    Muğla’nın turistik bir il olması nedeniyle yaz sezonunda sahiplenilen köpeklerin kış aylarında terk edildiğini belirten İydigül, “Bazı vicdansız kişiler bu hayvanları ve canları tatil döneminde alıyorlar. İki ay bakıyorlar, sonra evlerine dönerken o canları terk ediyorlar. Evlatlarını terk eder gibi terk ediyorlar. Bu nasıl bir vicdandır, bu nasıl bir merhamettir. Yollar, sokaklar, caddeler, barınaklar sizlerin terk ettiğiniz hayvanlar ile dolu. Siz evladınızı bu hayvanlar gibi bırakabilir misiniz? Onlar da evlat. Bu havyanlar bir kap yemek, bir kap su ve sevgi istiyor. Öyle internet üzerinden sanal alemde hayvanlar kurtulmuyor” dedi.

    “BEN BİR SOKAK KÖPEĞİYİM”

    Kendisinin bir sokak köpeği olduğunu belirten İydigül, “Ben bir sokak köpeğiyim. Bunu gururla söylüyorum. Bir sokak hayvanıyım. Sadece ve sadece onların konuşan haliyim. Onların dertlerini dile getirebiliyorum, onların isteklerini konuşarak anlatabiliyorum. Keşke her barınak ve bakım evi Muğla Büyükşehir Belediyesi’nin bakımevi gibi olsa. Maalesef bunu çoğu yerde göremiyorum” dedi.