Etiket: Karadenizde

  • Karadeniz’de Hamsi Bereketi Yaşanırken Palamut Kayboldu

    Hamsi avında bu sezon son 5-6 yılın en bereketli sezonu yaşanırken, palamut yok denecek kadar az avlandı.

    Trabzon Su Ürünleri Merkez Araştırma Enstitüsü Müdürü Doç. Dr. İlhan Aydın, hamsi avında bugünlerde geçen yılın rakamlarına ulaşıldığını ifade ederek hamsinin en lezzetli dönemini yaşadığını söyledi.

    Bugünlerde yoğun hamsi avı yaşandığına dikkat çeken Müdür Aydın, “Hamsi Eylül 15 itibariyle küçük sürüler halinde avlandı. Ekim ayı ortaları itibariyle yoğun bir avcılık oldu. Özellikle Sinop civarında başladı Trabzon-Rize açıklarında devam etti. Havaların yavaş yavaş soğumasıyla birlikte hamsi kıyıya doğru geldi. Artık bu bölgede avlanıyor. Sadece Doğu Karadeniz Bölgesi’nde büyük tekneler değil, Batı Karadeniz, Marmara’daki yaklaşık 200 civarında tekne avcılığı sürdürüyor. Gerek taze tüketimi için gerekse sanayi üretimi için yoğun bir avcılık yapılmakta. Özellikle bu günlerde hamside geçen yılın rakamlarına ulaştığımızı düşünüyoruz. Tahminlerimiz o yönde. Sezonun bir müddet daha böyle süreceğini düşünüyoruz. Hamsi şu anda lezzetli durumda. Bizim gözlemlerimizde çok verimli bir yıl geçiyor. Özellikle boy itibariyle 9 santimin üzerinde bir avcılık söz konusu. Popilasyon da zaten bu şekilde. Oldukça iyi bir sezon geçiriyoruz diyebilirim” dedi.

    Hamside son 5-6 yılın en verimli sezonu yaşandığını kaydeden Müdür Aydın, “Son 5-6 yılın en iyi yılını yaşıyoruz. Ekosistem bize böyle bir ışık verdi. Yazın yaptığımız saha çalışmasında Karadeniz’in bu sezon bol hamsi vereceği işaretini bize göstermişti. Çok fazla hamsi yumurtası vardı. Sürüler dağınık şekilde ve bolca vardı. Bu işaret bize bu yılın verimli geçeceğini ifade ediyordu. Türkiye olarak hamsinin çoğunu biz avlıyoruz. Av gücümüz buna müsait. Ukrayna, Romanya ve Bulgaristan’da fazla avcılık yok. Dolayısıyla hamsinin yönetimiyle ilgili bizim ön planda olmamız gerekiyor. Bununla ilgili Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı çok ciddi destekler sağladı ve projeler üretti. Bu projenin devamını sağlamak üzere bakanlığımız bize görev verdi. Bu görevi yerine getiriyoruz. Hamsiyi sürekli izleyeceğiz. Alt yapıyı oluşturduk. Avcılık verilerini takip ederek hem ülke ekonomisine nasıl kaynak sağlarız hem de ekolojik anlamda sürdürülebilir kaynağımızı nasıl muhafaza edebiliriz bunun çalışmasını yapıyoruz” ifadelerini kullandı.

    PALAMUTTA EN BÜYÜK PAY TÜRKİYE’NİN

    Ege Denizi ve Karadeniz’e kıyısı olan ülkeler arasında palamut avında en fazla payı Türkiye’nin aldığını ifade eden Müdür Aydın, “Denizler arası göç etme özelliğine sahip olan palamut, avının büyük bölümünü su sıcaklığı ve besin miktarına bağlı olarak Eylül-Kasım ayları arasında Karadeniz de vermektedir. Ege Denizi ve Karadeniz’e kıyı ülkelere baktığımızda palamuttan en büyük payı Türkiye almaktadır. Karadeniz’e komşu ülkelerin avcılık istatistikleri hemen hemen sıfıra yakındır. Yunanistan ise Ege Denizi ve İyon Denizi’nden maksimum 3-5 bin ton palamut avcılığı yapmaktadır. Ülkemizin palamut av miktarı ise yıllara göre değişim göstermekle birlikte 70 bin tonlara kadar çıkabilmektedir. Palamudun 1928 den günümüze kadar yakalanma istatistiklerine bakıldığında her 7-8 senede pik noktaya ulaştığı sonra tekrar düşüş ve yükselme eğiliminde olduğu görülmektedir. Bu döngünün uzun süreli olarak izlenmesinden görülebilmektedir” diye konuştu.

    Enstitü olarak 2005 yılından beri palamudun biyolojik özelliklerinin belirlenmesi ve avcılık çabasının ortaya koyulabilmesi için çalışmalar yapıldığını belirten Müdür Aydın, “Ülkemiz karasularından elde edilen palamudun yaklaşık yüzde 85’lik bir kısmı gırgır ağları ile geriye kalan kısmı ise uzatma ağları ve dalyanlar ile yakalanmaktadır. Denizler arası göç yaptığından bu tür çalışmalar uluslararası düzeyde yapılmalıdır. Enstitümüz 2005 yılından beri palamudun biyolojik özelliklerinin belirlenmesi ve avcılık çabasının ortaya koyulabilmesi için çalışmalar yapmaktadır. Bu çalışmalarda balığın büyüme özelliklerinden mide muhteviyatına, avlanma yeri ve zamanından av verimine kadar birçok parametre toplanmakta ve rapor halinde GTHB’na düzenli olarak sunulmaktadır. Palamutta yasal avlanma boyu 25 cm’dir” şeklinde konuştu.

    Öte yandan 2013 yılında 35-40 bin ton, 2014 yılında 10-15 bin ton civarında palamut avı gerçekleşirken, bu sezon bu rakam ancak 2 bin 500 ton civarında olduğu kaydedildi.

  • Karadeniz’de Bir İlk

    Ordu’da kalp ameliyatı olacak kayın pederine ziyarette bulunduğu sırada göğüs ve sırt ağrısı sebebiyle muayene olduğunda by-pass olması gerektiği ortaya çıkan 51 yaşındaki Necati Acu, göğüs kafesi kesilmeden gerçekleştirilen ameliyat sonucu sağlığına kavuşarak taburcu oldu.

    İstanbul’da devlet memuru olarak yaşamını sürdüren evli ve iki çocuk babası olan ve yıllardır sırt ve göğüs ağrısı şikayeti yaşayan Necati Acu, Medical Park Ordu Hastanesi’nde kalp ameliyatına alınacak olan kayın pederine ziyarette bulunduğu sırada burada muayene olmaya karar verdi. Yapılan tahlil ve tetkiklerinin sonucunda doktorlar kendisine koroner anjiyografi önerdi. Gerçekleştirilen anjiyo sonrası Medical Park Ordu Hastanesi Kardiyoloji Bölümünden Uzm.Dr. Tahir Ulusoy Necati Acu’ya kalbi besleyen damarlarından birinde ciddi bir darlık olduğunu ve ameliyat olması gerektiğini söyledi. Kayın pederi ile aynı hastanede ameliyat olmaya karar veren Necati Acu, daha önce bölgede uygulanmayan bir yöntem ile göğüs kemiği kesilmeden meme altından 6 cm’lik bir kesi ile by-pass ameliyatı olarak kısa sürede sağlığına kavuşmuş bir şekilde hastaneden taburcu oldu.

    GÖĞÜS KAFESİ KESİLMEDİ

    Operasyonu gerçekleştiren Medical Park Ordu Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Bölüm Başkanı Prof.Dr. Ali Civelek, hastanın gerçekleştirilen koroner anjiyografisi sonrası kalbi besleyen en önemli damarında çok ciddi bir darlık olduğunu tespit ettiklerini, bu darlığın yerinin çok kritik ve stent ile açılmaya çok müsait olmadığını belirtti. Bu nedenle ameliyat yapmaya karar verdiklerini belirten Prof. Dr. Ali Civelek, “Normal kalp ameliyatları hastaların göğüs kemiği kesilerek gerçekleştirilir. Fakat biz bu hastamıza gerekli koşulları sağladığı için ‘minival invaziv cerrahi’ dediğimiz farklı bir yöntem uyguladık. Yani operasyonu hastamızın klasik kalp ameliyatlarında olduğu gibi göğüs kemiğini keserek değil, meme altından 6 cm’lik küçük bir kesi ile kapalı bir şekilde gerçekleştirdik. Başarılı geçen bir operasyonun sonucunda da hastamızı operasyondan kısa bir süre sonra sağlığına kavuşmuş bir şekilde hastanemizden taburcu ettik” dedi.

    EN KOLAY BY-PASS

    Operasyon hakkında bilgiler veren Prof. Dr. Ali Civelek konuşmasına şöyle devam etti: “Bu operasyon ülkemizde çok sık uygulanan bir yöntem değildir. Ancak dünyada ve ülkemizde giderek artan bir popüleriteye sahiptir. Deneyimli bir ekip ile uygun ekipmanların olduğu merkezlerde uygulanabilen bir yöntemdir. Bu operasyonun klasik yönteme oranla birçok avantajı vardır. En önemli avantajlarını kısaca özetlemek gerekirse operasyon sırasında ve sonrasında neredeyse hiç kan nakline ihtiyaç duyulmamaktadır. Hastalar erken dönemde sağına soluna dönebilmeye, yürümeye başlayabiliyorlar. Hastanede çok kısa süre kalıyor ve sosyal hayatlarına çok kısa sürede geri dönebiliyor, hatta araba kullanmaya başlayabiliyorlar. Çünkü göğüs kemiğini keserek yaptığımız operasyonlarda göğüs kemiğinin iyileşmesi için doğal olarak 2-3 ay gibi bir süreye ihtiyaç oluyor. Bu dönem içerisinde hastaların araba kullanmamak başta olmak üzere bir takım fiziksel aktivitelerine kısıtlama geliyor. Göğüs kemiğini kesmediğimiz meme altından küçük bir kesi ile yaptığımız operasyonlarda ise bu tip kısıtlamaların hepsi ortadan kalkmaktadır. Hastalar arzu ederlerse ameliyattan sonra evlerine kendi arabalarını kullanarak dahi gidebilirler.”

    KARADENİZ’DE İLK DEFA UYGULANDI

    Bu operasyonun tüm by-pass ameliyatlarında uygulanabilecek bir yöntem olmadığını ifade eden Prof. Dr. Ali Civelek, “Bu bölgemizde göğüs kafesini kesmeden küçük bir kesi ile gerçekleştirilen ilk ameliyat. Sadece İstanbul ve Ankara’da belli merkezlerde yapılabilen bir ameliyattır. Biz de bölgemizde Ordu’da böyle bir ilke imza attığımız için çok mutlu ve gururluyuz. İnşallah bundan sonra da şartları sağlayan hastalarımıza bu işlemi uygulamaya devam edeceğiz. Bu yöntem şu anda tek damar hastalarına uygulanabilen bir yöntemdir. Ancak gerekli şartlar sağlandığında çok damar hastalarına da uygulanabiliyor. Damar yapısının bu tür ameliyatlara çok uygun olması gerekiyor. Aşırı kireçli olan, çok yaygın hastalığı olan damarlarda ve ileri derecede akciğer rahatsızlığı olan hastalarda uygulanabilecek bir yöntem değildir. Biz merkezimizde yaptığımız by-pass ameliyatlarının büyük bir kısmını çalışan kalpte yapıyoruz. Tabii bu da hasta için çok konforlu bir durumdur. Bu nedenle bu işlemin de çalışan kalpte gerçekleştirilmesi şarttır. Hastanın kilosu da bizim için önemli bir etkendir. Çünkü çok küçük bir alanda çalışıyoruz. Bütün bunları değerlendirip hasta eğer uygun ise ameliyatımızı gerçekleştiriyoruz. Küçük kesi ile kapalı ameliyatları sadece by-pass hastalarında değil, uygun olan kalp kapak hastalarında da uygulamaktayız” şeklinde konuştu.

  • Karadeniz’de Fırtına

    Ordu’nun Perşembe ilçesi Medreseönü Mahallesi’ndeki balıkçılar, Karadeniz’deki fırtına nedeniyle balığa çıkamadılar.

    Fırtına yüzünden denize açılamayan balıkçıların önceki gün serdikleri ağları da denizde kaldı. Perşembe Kovanlı-Okçulu Mahallesi Su Ürünleri Kooperatifi üyeleri önceki akşam denize attıkları ağa bu gece fırtına yüzünden çıkamadıklarını belirttiler.

    Kovanlı-Okçulu Mahallesi Su Ürünleri Kooperatifi Başkanı Ersin Arslan, “Denize çıkmadan önce hava tahminlerine bakıyoruz ve ona göre denize çıkıyoruz. Aldığımız hava tahminin çok üstünde bir fırtına oluştu. Beklemediğimiz bir hava şartıyla karşılaştık. Oluşan fırtınadan malının zarar görmemesi için buradaki balıkçılar teknelerini korumaya çalışıyor ve nöbet tutuyorlar. Benim teknem oluşan fırtına yüzünden açıklara doğru gitmeye başladı ve hava şartları yüzünden maalesef ulaşamıyorum” dedi.

    Kayıklarını demir halatlarla yedeklediklerini belirten balıkçı Ersin Arslan ise, “Teknemizin başını bekliyoruz. Burada mahsur kaldık. Hava şartları nedeniyle çıkıp emniyetle bir şekilde limana gidemiyoruz. Yetkililerden burada bulunan balıkçı barınağımızın koruma duvarlarının yükseltilmesini ve bu gibi hava muhalefetlerinde mağdur olmamamız için buranın bir an önce yaptırılmasını istiyoruz” diye konuştu.

    Limandaki koruma taşlarının alçak olduğunu belirten balıkçı Refai Aydın da, “Aşırı dalgalar şu anki koruma duvarını aşıyor. Kayıklarımız tehlike altında. Malımıza sahip çıkmak için buradayız” açıklamasını yaptı.

  • Karadeniz’de Renk Cümbüşü

    Her mevsim doğal güzelliği ve yeşil bitki örtüsü ile bilinen Doğu Karadeniz, sonbaharın gelmesiyle birlikte ayrı bir güzelliğe bürünürken, Ordu’nun yaylalarında doyumsuz manzaralar ortaya çıktı.

    Yeşilin her tonunu barındıran Karadeniz ormanları, sonbaharın gelişiyle yaprakları sararan ağaçlarla ayrı bir güzelliğe büründü. Türkiye’nin 36. Tabiat Parkı olan Gölköy ilçesine bağlı Ulugöl’de ağaçlar renk cümbüşüne döndü. Ulugöl’e giden yürüyüş parkuru boyunca renk cümbüşü halinde sıralanan ağaçların oluşturduğu yolda gezmenin keyfini yaşayan doğaseverler, krater gölün oluşturduğu eşsiz manzara eşliğinde hatıra fotoğrafı çektiriyorlar. Sonbaharda ayrı güzelliğe bürünen Karadeniz ormanlarını her mevsim gezenler, farklı güzellikler keşfetmenin de keyfini yaşıyorlar.

  • Doğu Karadeniz’de Kivi Hasat Takvimi 15 Kasım Olarak Belirlendi

    Doğu Karadeniz Bölgesi’nde kivi hasat başlangıç tarihinin tespiti için kivi şeker ölçümleri gerçekleştirildi. Yapılan ölçümler neticesinde üreticilerden 15 Kasım tarihinden itibaren kivilerini toplamaya başlamaları istendi.

    Doğu Karadeniz Bölgesi’nde üretilen kivilerin hasat olgunluğuna ulaşıp ulaşmadığının tespiti için bugün Rize Kivi Kooperatifi tarafından şeker ölçümü gerçekleştirildi. İsmail Kahraman Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen ölçümlerde, Rize ve çevresinden getirilen kivi numunelerinde şeker ölçümü gerçekleştirildi. Yapılan ölçümlerde, şeker ortalamasının, hasat olgunluğu olarak kabul edilen 6.5 değerinin üzerinde olduğu tespit edildi. Yapılan açıklamada 15 Kasım tarihinden itibaren kivi hasadının başlayabileceği ancak üreticilerin kivi hasadına başlamadan önce kendi bahçelerinde de şeker ölçümleri gerçekleştirmeleri istendi.

    Rize Ziraat Odası Başkanı Nevzat Paliç, bu yıl rekoltenin artacağını belirterek “2015 yılı kivi hasadı için teknik ölçümleri gerçekleştirdik. Yapılan ölçümlerde ortalama şeker değerinin 6.5’in üzerinde olduğu anlaşıldı. Üreticilerimiz 15 Kasım tarihinden itibaren bahçelerine girebilir. Geçtiğimiz yıl Mart ayında yağan kar nedeni ile bölgemizde kivi üretimi önemli oranda düşmüştü. Bölgemizde yılda ortalama 15 bin ton civarında kivi üretiliyor. Bu yıl üretimin 10 bin tonun üzerinde olacağını tahmin ediyoruz. Gölgemizin iklim ve hava şartlarından dolayı, bölgemizde üretilen kivilerimiz şeker ve aroma bakımından diğer bölgelerde üretilen kivilerden daha kaliteli. Bu yıl bu kalitenin de istenilen düzeyde olacağını tahmin ediyoruz” dedi.