Etiket: Karadenizde

  • Kastamonu, Karadeniz’de Balıkçılığın Merkezi Haline Gelecek

    Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu (TDKDK), 2020 yılına kadar uygulanacak olan IPARD II Programının tanıtımını yaptı. İnebolu’da kurulan su ürünleri tesisi sayesinde yakın bir zamanda Kastamonu, Karadeniz bölgesinde balıkçılığın merkezi haline gelecek.

    TKDK, IPARD II Programı kapsamında ilk başvuru çağrı ilanına 18 Aralık 2015 tarihinde çıktı. Yatırımcıların yeni destek alanları ve daha yüksek hibe oranları ile destek alacağı IPARD II hrogramının tanıtımı amacıyla TKDK’nın 42 İl Koordinatörlüğünde lansman çalışmaları düzenleniyor. Bu kapsamda TKDK, Kastamonu’da IPARD II Lansman toplantısı gerçekleştirdi. Kastamonu Üniversitesi 3 Mart Konferans Salonunda düzenlenen toplantıya, Belediye Başkanı Tahsin Babaş, İl Özel İdaresi Genel Sekreteri Tahir Zafer Karahasan, Gıda Tarım ve Hayvancılık İl Müdürü Osman Yaman, protokol üyeleri, yatırımcılar, STK temsilcileri, muhtarlara ve çok sayıda vatandaş katıldı.

    “TKDK OLARAK KASTAMONU’YA 51 MİLYON TL HİBE ÖDEDİK”

    Törende konuşan TKDK Kastamonu İl Koordinatörü Eniz Gökçek, Kastamonu’da 2013 yılından itibaren 7 çağrı ilanına çıktıklarını ve bunun sonucunda toplam 230 proje ile sözleşme imzalandığını belirterek, bu 230 projenin toplam yatırım tutarının 86 milyon TL, ödenecek destek miktarının ise 51 milyon TL olduğunu söyledi.

    Destek verilen işletmelerde toplam 400’ü doğrudan olmak üzere toplam bin kişiye istihdam sağlandığını söyleyen Gökçek, “230 proje içerisinde süt hayvancılığından, kırsal turizme kadar toplam 8 sektörden projeler hayata geçirildi. Özellikle et üreten tarımsal işletmeler kapsamında kırmızı et ve kanatlı eti üretimi olmak üzere Kastamonu’ya, 23 milyon lirası hibe, 36 milyon TL değerinde yatırım kazandırıldı. Ayrıca 24 milyon TL’lik süt üreten tarımsal işletme yatırımına vesile olundu. TKDK hibeleri ile kadın girişimcilerin yatırım yapması teşvik edilmektedir. Bugüne kadar ilimizde yapılan yatırımlar içinde 35 kadın girişimci kurumumuzdan hibe alarak kendi işletmesinin sahibi olmuştur” dedi.

    2011 yılından itibaren şimdiye kadar Kastamonu’da yapılan yatırımlara değinen Gökçek, “Yatırımcılara ve söz konusu yatırımların hayata geçmesinde TKDK’ya destek veren kurum ve kuruluşlara teşekkür ediyoruz” diye konuştu.

    IPARD-II Programını da tanıtan Gökçek, 18 Aralık’ta çıkılan çağrı ilanı ile yeni dönemin başladığını ve IPARD-II ile kırsal kalkınma adına yapılan yatırımların süreceğini belirtti.

    “KASTAMONU, BALIKÇILIĞIN MERKEZİ HALİNE GELECEK”

    İnebolu’da TKDK’nın da desteklediği devasa bir tesisin kurulmaya çalışıldığına değinen Gökçek, “Su Ürünleri için kurulan tesisin yaklaşık 10 milyon liralık bir yatırımı bulunuyor. Biz TKDK olarak, bu tesise yaklaşık 4,5-5 milyon lira hibe desteği sağlayacağız. Bu tesis, Karadeniz bölgesinde şimdiye kadar kurulan en büyük tesis olacak. Bu tesis sayesinde Kastamonu, Karadeniz bölgesinin balıkçılıkta özelliklede hamsi üretiminde merkezi haline gelecek. Ayrıca bu tesis sayesinde çok sayıda kişide istihdam edilecek” şeklinde konuştu.

    Tesisin, balıkçılık döneminde avlanan balıkların muhafaza edilmesini kapsadığını ifade eden Gökçek, “Tesiste, balıkçılar tarafından avlanan balıklar burada soğuk depoda depolanacak. Bizler, ne zaman balığa ihtiyaç duyduğumuzda bu tesisten balık alıp yiyebileceğiz. Bu tesis sayesinde ayrıca balıkları da daha ucuza yiyeceğiz. Örneğin 5 TL’ye aldığımız hamsiyi, bu tesisin açılmasıyla birlikte artık 1 TL’ye alıp yiyebileceğiz. Bu tesisin çalışmaları sürüyor. İnşallah hem memleketimize hem de ülkemize hayırlı olur” ifadelerini kullandı.

    “ÇİFTÇİLERİMİZDEN DAHA FAZLA PROJE BEKLİYORUZ”

    TKDK’nın Kastamonu’da üç yıldır faaliyette olduğunu hatırlatan Gıda Tarım ve Hayvancılık İl Müdürü Osman Yaman, her zaman söyledikleri gibi Kastamonu’dan çok az sayıda proje geldiğini ifade ederek, “Herkesten ve herkesimden fazlasıyla proje bekliyoruz. Bakanlığımızın imkanlarından herkesi faydalandırmak istiyoruz” dedi.

    Siyez buğdayının Kastamonu’da 6 bin dekarlık bir alandı yetiştirildiğini sözlerine ekleyen Yaman, “Ama siyez bulgurunu işleyen bir tane dahi tesisimiz yok. Siyez buğdayının yüzde 80’i civarında hayvanlar için kullanılıyor. Siyez buğdayına çok fazla talep var ama üretim çok az. Seydiler’de siyez buğdayının işleme tesisi var ama İhsangazi ilçesinde işleme tesisi yok. Bizler, bu konuda sizlerden destek istiyor ve proje bekliyoruz. Kastamonu, 153 kilometre sahil şeride bulunan bir şehir, ama baktığımızda işleyen bir tane su ürünleri tesisi var. Bu çok az, biz arzu ediyoruz ki işleyen su ürünleri tesisinin yanında birkaç tane daha işleyen su ürünleri tesisi olsun. Ayrıca ilimizde kestane üretimi yaygın, ama kestanemizi işleyen bir tane dahi tesisimiz yok. Bu kestaneleri ve bu su ürünlerini işleyen tesisler kurulsun ki burada hayatlarını idam ettirenler çok daha fazla para kazansınlar ve göç etmesinler” diye konuştu.

    Kastamonu’da düzenli sulama sisteminin bulunmadığını ve dağınız sulama yapıldığını ifade eden Yaman, “Bu yüzden fazla su ile az yer suluyoruz. Bakanlığımız, basınçlı sulama sistemlerine yani yağmurlu veya damlama şeklindeki sulama sistemlerine destek veriyor. Bu konuda çiftçilerin, sulama sistemleri konusunda proje yapmalarını istiyoruz” şeklinde konuştu.

    Törende, protokol konuşmalarının ardından bazı alanlarda kurumun enleri arasına giren yatırımcılara plaket takdim edildi.

  • Karadeniz’de İlk

    Karadeniz Bölgesi’nde tek olan Ordu Üniversitesi (ODÜ) Güzel Sanatlar Fakültesi Heykel Bölümü, temel eğitimlerini sürdürüyor.

    Fakülteye bir ziyarette bulunan ODÜ Rektörü Prof. Dr. Tarık Yarılgaç, Güzel Sanatlar Fakültesi Heykel Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Canan Zöngür’den bölümde yapılan çalışmalar hakkında bilgi aldı. Çalışmalardan memnun kaldığını belirten Rektör Yarılgaç, “Güzel Sanatlar Fakültesi Heykel Bölümü’ne ilk kez bu yıl öğrenci alımı yapıldı. Hızlı bir şekilde fiziki oluşumunu tamamladı. Şu anda Karadeniz bölgesinde tek olma özelliğine sahiptir. Fakülte tarafından birinci sınıfta temel eğitimlerini alan öğrenciler, daha sonraki yıllarda heykel dalında uzmanlık alanlarına yönlendirilerek kendi özgün tasarımlarını yapmaya başlayacaklardır” dedi.

    Heykel bölümü ikinci sınıf öğrencilerinin yaptığı çalışmalardan oluşan sunumları takdir eden ve bölümdeki atölye uygulamalarını yakından inceleyen Rektör Prof. Dr. Yarılgaç, “Buradaki çalışmalar, öğrencilere okul sonrası meslek yasamı için gerekli donanımları kazandıracaktır. Karadeniz Bölgesi’nde bir ilk olan bölümümüz, ülkemiz heykel sanatının gelişimini destekleyen kurumsal ve toplumsal düzeydeki tasarımların öncüsü olacaktır” diye konuştu.

  • Karadeniz’de Tıbbi Ve Aromatik Bitkiler Ek Gelir Kapısı Olacak

    Doğu Karadeniz Bölgesi’nde tıbbi ve aromatik bitki envanteri çıkarılarak, ekonomik değeri olan bitkilerin üreticiler tarafından yetiştirilmesi ile ek gelir kapısı sağlanacak.

    Doğu Karadeniz Projesi Bölge Kalkınma İdaresi (DOKAP), “Tıbbi ve Aromatik Bitki Envanteri Çıkarılması Eğitimi ve Araştırma Projesi” semineri düzenledi. Seminerin açılış konuşmasını yapan DOKAP Başkanı Ekrem Yüce, Doğu Karadeniz’de 3 bin 659 çeşit tıbbi ve aromatik bitki bulunduğunu ifade etti. Doğu Karadeniz Bölgesi’ndeki tıbbi ve aromatik bitkilerin çok zengin olduğunu vurgulayan Yüce, “Sadece bizim çalışma bölgelerimizde 3 bin 659 adet tıbbi ve aromatik bitki bulunuyor. Bu bitkilerin katma değere dönüştürülmesi için ve bölge halkının kalkınmasına yardımcı olmak için çalışmalar hızlı bir tempo ile başladı. Bugün ise burada bu çalışmaları anlatan ve bu bitkilerin nasıl kullanılacağını, araştırılacağını sizlere bu işin uzmanı olan saygıdeğer hocalarımız anlatacak. İnşallah bu çalışmalar ile birlikte bölgemizde ek bir gelir daha ortaya çıkmış olacak. Bitki çeşitliliği açısından oldukça zengin olan Doğu Karadeniz Bölgesi’ndeki tıbbi ve aromatik bitki envanteri çıkarılacak, bu bitkilerden ekonomik değeri olanlar belirlenecek ve üreticilerin bu bitkileri yetiştirmeleri teşvik edilerek bölge insanımızın ve ülkemizin kalkınmasına katkı sağlanacaktır” dedi.

    Daha sonra Prof. Dr. Neriman Özhatay ve Yar. Doç. Dr. Mine Koçyiğit, Doğu Karadeniz Bölgesi’nde doğal tıbbi ve aromatik bitki envanterleri hakkında bilgiler verdi. Prof. Dr. Yüksel Kan ise, “Doğu Karadeniz Bölgesi’nde Tıbbî ve Aromatik Bitkiler Üretiminin Geliştirilmesi ve Üreticilerin Eğitimi” konulu bir seminer verdi.

  • Karadeniz’de Hamsi Göçünü Tamamlamak Üzere

    Karadeniz’de bugünlerde hamsi avı yüzde 80-90 oranında azalırken, bunun başlıca nedeni hamsinin erken göç etmesi olduğu belirtildi.

    Trabzon Balık Hali’ne genellikle kıyı balıkçıların getirdiği mezgit, barbunya ve istavrit gibi balıklar yer alırken, 1 ay öncesine kadar günlük 15 binlerde olan hamsi kasası sayısı bugün itibariyle günlük 300’lere kadar düştü.

    Türkiye’nin en önemli balıkçılık şirketlerinden olan Denizer Balıkçılık’ın sahibi Recep Denizer, bu sezon hamsinin göçünü erken tamamladığından yakındı. Teknelerin son bir haftadır az miktarda hamsi avladığını belirten Denizer, artık Trabzonlu balıkçıların ve teknelerin hamsinin peşinden Gürcistan sularına doğru gitmeye hazırlandığını söyledi.

    Ülkeler arası antlaşma gereği 1 Ocak itibariyle teknelerin Gürcistan karasularında avlanmaya başlayacağını ifade eden Denizer, “Bu sezon hamsi göçünü erken tamamladı. Dolayısıyla Balık Hali’ne bugünlerde artık hamsi az miktarda geliyor. Zaten yavaş yavaş sezonun sonuna doğru da geliyoruz. 1 Ocak İtibariyle balıkçılarımızın çoğu Gürcistan karasularında avlanacak. Bu tarihten sonra buradan gelen hamsiyi tüketeceğiz. Bugünlerde Balık Hali’ne kıyı balıkçıların avladığı Mezgit, Barbon ve İstavrit gibi balıklar geliyor” dedi.

  • Doğu Karadeniz’de ’Çöp’e Çözüm

    Engebeli ve dağlık olması sebebiyle Doğu Karadeniz Bölgesi’ndeki belediyelerin en büyük sorunlarının başında gelen çöp konusunda önemli bir adım atıldı. Doğal güzellikleri ve yeşil turizmi konusunda en önemli cazibe merkezlerinden biri olan Doğu Karadeniz Bölgesi’nin imajını bozan çöp konusunda bölgede bulunan belediyelerin Yakma Tesisleri ve Kompost-Maddesel Geri Kazanım Tesislerine sahip olması için sıkı bir çalışma başlatıldı.

    Çöp yakma tesisi ve düzenli depolama alanları olmadığı için şehir çöplerini dere, yol ve deniz kenarına dökmek zorunda kalan belediyelerin bu durumuna çare bulabilmek için Doğu Karadeniz Projesi Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı (DOKAP) ve Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) bir çalışma başlattı.

    DOKAP Eylem Planı’nda yer alan ‘Düzenli depolama alanları için yer tespiti çalışması ve alternatif katı atık bertaraf sistemleri araştırılacaktır’ eylemi kapsamında gerçekleştirilen ve protokolü imzalanan çalışma ile Samsun, Ordu, Giresun, Trabzon, Rize, Artvin, Gümüşhane ve Bayburt illerini kapsayan alanda en uygun düzenli katı atık depolama alanları ile yakma tesisleri ve kompost-maddesel geri kazanım tesisleri için bölgede uygun yerlerin alternatifli olarak belirlenmesi amaçlanıyor.

    ÇÖP YAKMA TESİSLERİ İÇİN İLK ADIM

    DOKAP Başkanı Ekrem Yüce, bölgedeki 3’ü büyükşehir olmak üzere 8 ilde atık kompozisyonları tespit edilerek yakma tesisleri ve kompost-maddesel geri kazanım tesisleri için maliyet-fayda analizlerinin gerçekleştirilmesi, böylece bu tesislerin nerelerde hangi standartlara göre yapılmasına karar verilmesini amaçladıklarını belirtti.

    Bu süreçte 6 farklı çalışma ekibi oluşturularak ve teknik olarak yapılan bütün tespitler, alan-arazi çalışmaları ile nihai olarak karara bağlanacağını belirten Yüce, “Böylece, düzenli katı atık depolama alanlarının, yakma tesisleri ve kompost-maddesel geri kazanım tesislerinin bütüncül yaklaşımlarla konumsal ve istatiksel olarak planlanması sağlanacaktır” dedi.

    ÇÖPLER DÜZENSİZ DEPOLANIYOR

    Bu arada Japon Kalkınma Ajansı (JİCA) tarafından yapılan araştırma raporunda Doğu Karadeniz Bölgesi’nde her yıl 1 milyon ton civarında çöp toplandığı, bunun 600 bin tonunun denize döküldüğü belirtildi. Yapılan araştırma sonuçlarına göre, bölgedeki illerde çöp sorununun ciddi bir problem haline geldiği, belediyeler tarafından toplanan çöplerin ırmak veya deniz kenarına döküldüğü, bu durumun Karadeniz’i kirlettiğine dikkat çekildi. Kıyı belediyelerinin yılda 1 milyon ton çöp topladığına dikkat çekilen araştırmada, çöplerin büyük bir kısmının denize döküldüğü belirtilerek, “Çöp dağlarında oluşan çöp suları yeraltı sularına, akarsuya, denize karışmakta, orada yaşayan canlıları etkilemekte, toprağı ağır metallerle doyurmakta, soluduğumuz havayı metan gazları gibi zehirli gazlarla kirletmektedir. Düşünmeden atılan her çöp, dönüp dolaşıp hem yediklerimizi hem geçimimizi tehdit etmektedir” denildi.