Etiket: Karadenizde

  • Doğu Karadeniz’de yaban hayatı fotokapanlarla izleniyor

    Orman ve Su İşleri Bakanlığı Doğa Koruma ve Milli Parklar (DKMP) Genel Müdürlüğü ülke genelinde olduğu gibi Doğu Karadeniz’de de yaban hayatını fotokapanlarla izliyor. Bölgede yayılış gösteren büyük memeli yaban hayvanlarının fotokapanlarla tespit edilmesi maksadıyla 2015 yılı başından itibaren 100 adet fotokapan farklı alanlara yerleştirildi.

    Doğu Karadeniz’in zengin yaban hayatı varlığı ile yaban hayvanları fotokapanlar sayesinde doğal ortamlarında gözlemlenebiliyor. Bu doğrultuda çalışmalarını yürüten Orman ve Su İşleri Bakanlığı son 6 ayda bölgede bozayı, çakal, tilki, kurt, vaşak, yaban domuzu, karaca, kızıl geyik, çengelboynuzlu dağ keçisi, yaban keçisi, yaban tavşanı, kınalı keklik gibi hayvanların görüntülerini fotokapanlarla kayıt altına aldı.

    Yaban hayatı için 2015 yılı başından itibaren Doğu Karadeniz’de toplam 100 adet fotokapanın farklı alanlara kurulduğunu vurgulayan Bakan Veysel Eroğlu “Fotokapanlar sayesinde görüntülenmesi son derece zor olan nadir yaban hayvanlarını doğal ortamlarında gözlemleyebiliyoruz. Yürütülen çalışmalar neticesinde bugüne kadar birçok türün kayıt altına alındığı bölgede özellikle Giresun’da ender görülen vaşak popülasyonunun artmaya başladığı belirlendi. Ayrıca Gümüşhane’de uzun zamandır görülmeyen çengelboynuzlu dağ keçisini tespit ettik. Bu da bize yaban hayatı destekleme çalışmalarımızın oldukça faydalı olduğunu gösteriyor” diye konuştu.

    Fotokapanlar alana yerleştirildikten sonra binlerce fotoğraf depolanabiliyor. Depolanan fotoğraflar belirli aralıklarla toplanarak analiz ediliyor ve hedefler doğrultusunda veriler işleniyor. Gelen fotoğraflar aynı zamanda müdahale edilmesi gereken durumlarda proje yürütücülerine de zaman kazandırıyor.

    Ayrıca sisteme dahil edilen GSM devreleri ile çekilen fotoğraflar birkaç dakika içinde ilgili kişilerin cep telefonlarına MMS veya elektronik posta adreslerine mail olarak gönderilebiliyor.

  • Karadeniz’de Rip Akıntısı Uyarısı

    Yaklaşan yaz mevsimi nedeniyle hava sıcaklıkları artarken deniz sezonu da yaklaşıyor. Deniz sezonunun yaklaşması ile birlikte ise özellikle Karadeniz’de Rip Akıntısı tehlikesi boğulma vakalarına neden oluyor.

    Konuyla ilgili uyarılarda bulunan Giresun Üniversitesi Sivil Savunma Uzman Ertuğrul Yalçın, “Denizlerimizin yapısı, tanımadığımız kıyılar, yüzme kurallarını bilmemek, hem yetişkinler, hem çocuklar hem de gençler için ölümcül sonuçlar doğurabiliyor” dedi.

    Yeni acıların yaşanmaması ve başta Karadeniz’e yabancı üniversite öğrencileri olmak üzere, gençleri ve vatandaşları uyaran Yalçın, “Karadeniz sahillerinde görülen ve aslında bir doğa olayı olan güçlü akıntılar, aynı zamanda bizler için birer yaşamsal tehdit oluşturuyor. Karadeniz’e özgü, rüzgârlı ve dalgalı havalarda sıkça görülen ve çok kuvvetli akıntılar olarak bilinen çeken akıntılar, sığ sudan derin suya hareket eden, özellikle fırtınalı havalarda dalga yüksekliği arttıkça gücü de artan ve bazen çok iyi yüzme bilenlerin dahi karşı koyamadığı bir doğa olayıdır. Boğulmalarda, güvenli sığ sulardan açığa doğru çekildiğini fark eden insanların, korku ve panikle çırpınarak kıyıya dönmeye çabalarken yorgun düşüp kendilerini su üzerinde tutamamaları sonucu gerçekleşiyor. Bu anlarda, boğulanları kurtarmaya çalışanların da boğulma tehlikesi yaşadıkları, hatta yaşamlarını yitirdiği görülebiliyor” diye konuştu.

    “GÜVENLİK ÖNLEMLERİ ALINMIŞ PLAJLAR TERCİH EDİLMELİ”

    Doğu Karadeniz sahillerinin hangi noktalarında çeken akıntıların görülmekte olduğu henüz bilinmediğini belirten Yalçın, “Bu nedenle, her sahil şeridi, dalgalı ve rüzgârlı havalarda risk oluşturuyor. Uzmanlar, kıyılarını çok iyi tanımadığımız yerlerde, özellikle dalga yüksekliği diz seviyesini geçen ve dalga akıntısı güçlü olan havalarda denize girilmesini tehlikeli buluyor. Ayrıca, vatandaşlarımızın deniz sezonunun açılması ile birlikte, boğulma ve denizde meydana gelebilecek olumsuz olaylara karşı ruhsatlı plaj işleten, belgeli cankurtaran istihdam etmiş, can yeleği, can simidi, gözlem kulesi vb. ekipman bulunduran ve deniz eğlence araçları standartlara uygun ve her türlü güvenlik önlemi alınmış tesisleri tercih etmeleri, çok önemli bir koruyucu ve önleyici hususlar olarak altı çiziliyor” dedi.

    ALINMASI GEREKEN ÖNLEMLER VE YAPILMASI GEREKENLER

    Olası bir boğulma tehlikesine karşı alınması gereken koruyucu önlemleri sıralayan Yalçın şunlara yer verdi:

    “Dalgalı ve rüzgarlı havalarda denize girmeyiniz. Denize girmek için cankurtaran ve sağlık ekibi bulunan sahil ve plajları tercih ediniz. Çocuklarınız denizdeyken gözlerinizi onlardan ayırmayınız. Kendiniz ve çocuklarınız için denizde su yüzeyinde kalmanızı sağlayacak can yeleği, can simidi gibi kurtarıcı malzemeler bulundurmayı ihmal etmeyiniz. İyi yüzme bilmiyorsanız, kesinlikle tek başınıza denize girmeyiniz. Yanında kurtarma malzemeleri bulunan ve iyi yüzme bilen birisini gözcü olarak sahilde bırakınız. Bütün bunlara dikkat etmenize rağmen ’çeken bir akıntı’ya kapılırsanız: Sahile doğru yüzmeye çalışarak kendinizi yorulmayınız. Akıntının sizi götürmesine bir süre izin veriniz. Akıntı zayıfladığında sahile değil, yanlara doğru yüzerek akıntıdan kurtulunuz. Akıntısız rotaya ulaştığınızda, sahile doğru yüzmeye çalışınız. Sahile yüzemeyecek durumdaysanız, su üzerinde kalmaya çalışınız ve elinizi kaldırarak yardım isteyiniz. Enerjinizi boşa harcamamaya çalışınız. Bu esnada lütfen sakin olunuz. Sakin olmak ve panik içerisine girmemek hayatınızı kurtaracaktır. Deniz içerisinde elini kaldıran birini gördüğünüzde bu kişinin yardıma ihtiyacı olduğunu biliniz! Kişiyi sakin olması konusunda (ses vb. yollarla) uyararak cankurtaran çağırınız. Cankurtaran yoksa can simidi, halat vb. deniz malzemeleri atarak yardım ediniz. Bu esnada önce kendi güvenliğinizi sağlayınız. Sakin, bilgili ve kendinize güveniniz varsa yardım ediniz. Telaşlı ve heyecanlı iseniz tehlikeye atılmayınız, çevreden yardım isteyiniz. Unutmayınız; siz de bir gün kurtarılmaya muhtaç olabilirsiniz. Hayatımızı önemseyelim; güvenli yaşam için bir adım atalım. Güvenli yaşam hepimiz hakkıdır. Ve güvenli yaşam, her şeyden önce kendi isteğimize, istencimize, bilgimize ve davranışlarımıza bağlıdır. Güvenli bir deniz mevsimi için öncelikle yüzmeyi bilimsel tekniklerine uygun şekilde öğrenelim. Suda boğulmalarda ve tüm vakalarda ilk yardım yapabilmek için İlk Yardım Yönetmeliğine uygun mutlaka “ilk yardım eğitimi” alalım. Bilgi hayat kurtarır… Olimpik yüzme havuzu bulunan ve başarılı sporcular çıkartan ilimizde, hem yüzme bilmeyenler, hem de yüzme tekniğini geliştirmek isteyenler için eğitim olanakları bulunmaktadır.”

  • Karadeniz’de İlk Pediatrik Radyoloji Toplantısı Başladı

    Türkiye Radyoloji Derneği(TRD) Samsun Şubesi’nin düzenlediği Karadeniz’in ilk ’Pediatrik Radyoloji Sempozyumu’ Samsun’da başladı.

    Atakum Gradn Amisos Otel’de düzenlenen sempozyuma TRD Başkanı Prof. Dr. Tamer Kaya, TRD Samsun Şube Başkanı Prof. Dr. Çetin Çelenk, Sempozyum Başkanı ve Ondokuz Mayıs Üniversitesi(OMÜ) Pediatri Radyoloji Bili Dalı Başkanı Doç. Dr. Ceyhan Bilgici, radyolojinin duayenlerinden Prof. Dr. Ercan Tuncel, radyoloji alanında birçok kitap yazan Prof. Dr. Barış Diren, OMÜ’den Prof. Dr. Mustafa Bekir Selçuk ve Türkiye’de bu pediatri ve radyoloji alanının önde gelen uzmanları katıldı.

    BİLGİCİ: “KONUŞMACILAR BİZİMLE TECRÜBELERİNİ PAYLAŞACAK”

    Programda bir konuşma yapan OMÜ Pediatri Radyoloji Bili Dalı Başkanı Doç. Dr. Ceyhan Bilgici Pediatrik radyoloji, radyolojinin pediatrik klinik branşlarla en çok iç içe giren ve en çok işbirliğine ihtiyaç duyulan branşıdır. Dolayısıyla bizde bunu göz önünde bulundurarak program konularını hem radyolojiden hem de pediatristlerin faydalanacağı, günlük pratiğimizde sık karşılaştığımız sorunları dikkate alarak hazırlamaya çalıştık. Bugün konuşmacılarımız bizlere konuyla ilgili eğitici olgularını ve tecrübelerini paylaşacaklardır” dedi.

    ÇELENK: “2016 YILI İÇİN BEŞ TOPLANTI PLANLADIK”

    Geçen sene üç sempozyum düzenlediklerini söyleyen TRD Samsun Şube Başkanı Prof. Dr. Çetin Çelenk, “Bunlardan aldığım güzel geri dönüşlerle bu yıl da bu faaliyetlere daha istekli bir şekilde devam etme kararlılığındayız. 2016 yılı için beş toplantı planladık. Birincisini Ocak ayı içerisinde yaptık bu ikincisi. Faydalı bir toplantı olmasını diliyorum” diye konuştu.

    KAYA: “BURADA ÜÇ NESİL BİR ARAYA GELDİK”

    TRD’nin çok deneyimli hocalar tarafından kurgulandığını belirten TRD Başkanı Prof. Dr. Tamer Kaya, “Hak ettiği yere hızlı bir şekilde geldiğini görüyorum. Daha da iyi noktalara ulaşacak. Burada üç nesil bir araya geldik umarım hepimiz için faydalı bir toplantı olacaktır” şeklinde konuştu.

    TUNCEL: “RADYOLOGLARIN EN İYİ DİYALOG KURDUĞU SINIF PEDİATRİSTLERDİR”

    Prof. Dr. Ercan Tuncel, “Bizim zamanımızda radyologların radyologluğu tamamen kendi değer yargılarına bağlıydı. Bizim zamanımızda rapora ihtiyaç duymazlardı. Ama bunun tek bir istisnası vardı pediatristler. Radyologların en iyi diyalog kurduğu sınıf pediatristlerdir. Benim gözlemim bu. Pediatristler hastalarını en fazla seven, egolarını değil de hastalarını en fazla öne çıkaran gruptur. Dolayısıyla eğer materyal değerliyse o zaman radyoloğun yorumları da değerlidir” ifadelerini kullandı.

  • Doğu Karadeniz’de 600 Bitki Tehlike Altında

    Artvin Çoruh Üniversitesi Orman Fakültesi Orman Mühendisliği Bölüm Başkanı ve Orman Botaniği Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Özgür Eminağaoğlu, Doğu Karadeniz Bölgesi’nin sahip olduğu 4 binden fazla bitki türü ile Avrupa’nın birçok ülkesinden daha zengin olduğuna dikkat çekti.

    Prof. Dr. Özgür Eminağaoğlu, “Doğu Karadeniz Bölgesi’nde dünyada ender rastlanan bitki florası bulunmaktadır. Bölgede 600 nadir bitki tehlike altındadır” dedi.

    Prof. Dr. Özgür Eminağaoğlu, Ordu’nun Melet Irmağı ile Gürcistan arasında kalan bölge olarak nitelendirilen, Türkiye’nin en fazla yağış alan, yaklaşık 4 bin metre yüksekliğe kadar uzanan dağları ile bilinen Doğu Karadeniz Bölgesi’nin bünyesinde barındırdığı 4 bin’den fazla bitki türü ile Avrupa’nın birçok ülkesinden daha zengin olduğuna dikkat çekti.

    600 BİTKİ TÜRÜ TEHLİKE ALTINDA

    Doğu Karadeniz Bölgesi’nin bitki genetik kaynakları açısından Türkiye’de bulunan 5 mikro-gen merkezinden biri olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Özgür Eminağaoğlu, nadir görülen 600 adet bitki türünün tehlike altında olduğunu vurguladı. Eminağaoğlu, “Bölgede toplam nadir bitki sayısı 600’dür.Ülkemizde yalnızca Doğu Karadeniz Bölgesi’nde yayılış gösteren endemik tür sayısı 210’dur.Doğu Karadeniz Bölgesi sahip olduğu 400’den fazla endemik bitki zenginliği bakımından Avrupa ülkeleri ile mukayese edilecek düzeydedir. Bölgede saptanan 600 nadir bitkinin 80’i Küresel Ölçekte Tehlike Altında, 150’si Avrupa Ölçeğinde Tehlike Altında ve 370’i ise Ulusal Ölçekte Tehlike Altındaki taksonlardır” diye konuştu.

    “DÜNYANIN EN ÖNEMLİ BİTKİLERİ BU BÖLGEDE”

    Dünya Doğayı Koruma Vakfı’nın (WWF) Doğu Karadeniz Bölgesi’ni dünya üzerinde korumada öncelikli ‘200 Ekolojik Bölge’den biri olarak ilan ettiğini, bölgenin aynı zamanda ‘Kuzeydoğu Anadolu Bitkisel Çeşitlilik Merkezi’ olarak tanımlandığını kaydeden Prof. Dr. Eminağaoğlu, şu bilgileri verdi: “Türkiye’nin de üye olduğu ve 1984’te Bern’de imzalanan ‘Avrupa’nın Yaban Hayatı ve Yaşama Ortamlarını Koruma Sözleşmesi’ kapsamında Türkiye’de 87 adet bitki türü bu sözleşme kapsamına girmektedir. Bu türlerden 10’u Doğu Karadeniz Bölgesi sınırları içerisindedir. Ayrıca ‘Nesli Tehlikede Olan Yabani Hayvan ve Bitki Türlerinin Uluslararası Ticaretine İlişkin Sözleşmesi’ (CITES) kapsamında ülkemiz bitkilerinden 114’ü CITES sözleşmesine tabidir. Bu türlerden yarıdan fazlası olan 60 adeti Doğu Karadeniz Bölgesinde bulunmaktadır. Bölge ayrıca dünyanın biyolojik çeşitlilik açısından en zengin ve aynı zamanda tehlike altındaki en önemli 34 biyoçeşitlilik noktasından biri olan ’Kafkasya Biyoçeşitlilik Sıcak Noktası” içerisinde yer almaktadır.”

    BÖLGENİN TAMAMI MİKRO GEN MERKEZİ

    Eminağaoğlu, şu bilgileri verdi: “Doğu Karadeniz bölgesi ayrıca elma, armut, kiraz, erik, kardelen gibi bitkilerin mikro gen merkezidir. Artvin, sahip olduğu 2 bin 727 bitki türü ile yalnızca Doğu Karadeniz Bölgesi’nin değil, aynı zamanda Türkiye’nin en fazla bitki türüne sahip ilidir. Rize’de Bin 518, Trabzon’da Bin 375, Gümüşhane’de 980, Giresun’da 463 ve Ordu’da 309 bitki türü bulunmaktadır. Bölge, bitki genetik kaynakları yönünden çok özel bir konumda bulunmaktadır. Bölge ülkemizde bulunan 5 mikro-gen merkezinden birisidir.”

  • Karadeniz’de Yosun Ölümleri Yaşanıyor

    Akçakoca balıkçı barınağı Kooperatif Başkanı Mustafa Karakaş, Karadenizde zaman zaman bu aylarda yosun ölümlerinin yaşanmasıyla deniz renginin yeşile döndüğünü söyledi.

    Batı Karadeniz sahilinde deniz renginin yeşile dönme sebebinin Yosun ölümleri nedeniyle yaşandığı ifade edildi. Akçakoca Balıkçı Barınağı Kooperatif Başkanı Mustafa Karakaş, Karadeniz’de deniz renginin yeşile dönerek berraklığın gitmesine yönelik yaptığı açıklamada, ’’Her yıl Nisan ve Mayıs aylarında Deniz sıcaklığının değişmesiyle birlikte Yosun ölümleri yaşanır. Kıyıya vuran ölü yosunlar güneşin yardımıyla renk değiştirerek yeşilimtrak rengi denize yansıtır. Bu nedenle Karadeniz’in rengi biraz yeşile döner. Bir süre sonra tekrar mavi rengi almaya devam eder. Yosun ölümleri hemen hemen her mevsim değişikliği bu aylarda meydana gelir’’ diye konuştu.