Etiket: Karabulut

  • Avukat Rezan Epözdemir: “Münevver Karabulut ailesi ödenen tazminat emsal olacak”

    İstanbul’da 8 yıl önce sevgilisi tarafından vahşice öldürülen Münevver Karabulut’un otopsisi esnasında yan masadaki erkek cesetten sperm bulaşmasıyla ilgili ailenin açtığı davada, Adalet Bakanlığı’nın aileye 225 bin lira tazminat ödemesine ilişkin açıklamada bulunan Avukat Rezan Epözdemir, Türk hukuk tarihinde ilk defa Adli Tıp Kurumu’nun kusuru nedeniyle böylesine yüksek bir manevi tazminat kararı çıktığını söyledi. Epözdemir, “Bakanlık, 30 gün içerisinde mağdur ailenin hak etmiş olduğu tazminatı ödemek zorundadır. Biraz emsal, belirleyici ve caydırıcı maiyette manevi tazminat kalemleri artık çıkabilecek” dedi.

    İstanbul’da 3 Mart 2009 yılında sevgilisi Cem Garipoğlu tarafından vahşice öldürülen Münevver Karabulut’un otopsisinin tutanağında genç kızın iç çamaşırında sperm bulunduğu belirtilmişti. Araştırmalar sonucunda spermin otopsi esnasında yan masada bulunan ölmüş bir erkek cesedinden bulaştığı tespit edilmişti. Bunun üzerine Münevver Karabulut’un annesi Nagihan ve babası Süreyya Karabulut, avukatları Rezan Epözdemir aracılığıyla Adalet Bakanlığı’na 250 bin TL’lik manevi tazminat davası açtı. İstanbul 4. İdare Mahkemesi’nde görülen davada, mahkeme Karabulut ailesine 25 bin lira manevi tazminat ödenmesine hükmetti. Bunun üzerine davanın avukatı Epözdemir, Danıştay’a itiraz etti. İtiraz sonucunda tazminatın az olduğunu ifade eden Danıştay 10. dairesi de kararı bozdu. İstanbul 4. İdare Mahkemesi, geçtiğimiz günlerde Karabulut ailesine Adalet Bakanlığı tarafından 225 bin lira tazminat ödemeye mahkum etti.

    “Türk hukuk tarihinde ilk defa böylesine bir karar çıktı”

    Gelişmenin ardından verilen karar hakkında açıklamalarda bulunan Avukat Rezan Epözdemir, “7 yıl sonucunda çok ciddi bir hukuki mücadele verdik. Biliyorsunuz, Adli Tıp Kurumu’nda yaşanan sperm skandalı nedeniyle biz Türk hukuku tarihinde ilk defa Adli Tıp Kurumu’nun hizmet kusuru var gerekçesiyle hak arama özgürlüğümüzü kullanmıştık. Sonrasında da manevi tazminat davası açmıştık. İlk mahkemede 250 bin liralık tazminatın fazla olduğunu ve 25 bin liralık manevi tazminatın hükmedilmesi gerektiğini söylemişti. Biz de bu kararı Danıştay’da temyiz ettik. O zamana kadar Yargıtay ve Danıştay’ın yüksek ve kontrol mahkemeleri, ‘Manevi tazminat zenginleştirme aracı olamaz’ diyordu. İlk defa bu kararla bu ülkeyi terk etti ve Danıştay; ‘Manevi tazminat bir özel hukuk cezası olmalıdır. Failde ceza ve caydırıcılık mağduru değilse tatmin duygusu oluşturmalıdır, caydırıcı maiyette olmalıdır’ dedi. 250 bin liranın tamamının kabul edilmesi gerektiğinden bahisle bu kararı bozdu. Bu tabi bizim hukuk sistemimiz açısından emsal bir karar, Türk hukuk tarihinde ilk defa Adli Tıp Kurumu’nun kusuru nedeniyle böylesine yüksek bir manevi tazminat kararı çıkıyor. Bunun pratikteki yansımaları ve tezahürlerine baktığımız da iş, trafik kazalarında ve kasten öldürmelerde bütün bu ölümlü olaylarda mağdur aileler, ‘biz acı ve keder duyduk manevi tazminat talep ediyoruz’ derken, biraz emsal, belirleyici ve caydırıcı maiyette manevi tazminat kalemleri artık çıkabilecek. Bunlar söz konusu olabilecek. Bu kararda bunun önünü açtı” dedi.

    “Adalet Bakanlığı 30 gün içerisinde bu tazminatı ödeyecektir”

    Epözdemir, “7 yıllık hukuki mücadelemiz sonucunda böylesine emsal bir karar almamız son derece sevindirici. Bundan sonraki süreçte Danıştay’ın kararı bozmasının ilanından sonra dosya İlk Derece Mahkemesi’ne geldi. Bu mahkemede kararı bozarak, Danıştay’ın bozma kararına uydu. 30 gün içerisinde bu karar Adalet Bakanlığı’na gidecek. Bakanlıkta 30 gün içerisinde mağdur ailenin hak etmiş olduğu tazminatı ödemek zorundadır. Bakanlıkta 30 gün içerisinde bunu ödeyecektir” diye konuştu.

  • Fuhşa Zorlayan Kocasını Öldüren Çilem Doğan Karabulut Tahliye Oldu

    Adana’da fuhşa zorlayan kocasını öldürmekten 15 yıl hapis cezasına çarptırılan bir çocuk annesi kadın, 50 bin TL’lik kefaletle tahliye edildi.

    Adana’da kendisine şiddet uygulayıp, fuhşa zorladığı iddiasıyla kocası Hasan Karabulut’u (33) öldürmekten 15 yıl hapis cezasına çarptırılan Çilem Doğan Karabulut, 50 bin TL’lik kefaletle ’adli kontrol şartı’ ile tutuklu bulunduğu Tarsus Kapalı Kadın Cezaevi’nden tahliye edildi. Cezaevi önünde bekleyen ailesi ve sevenlerine kavuşan Çilem Doğan Karabulut, “Çok mutluyum, bana sürpriz oldu. Gerek basın, gerek heyet ve gerekse kadın avukatlarımız olsun hepsine ayrı ayrı teşekkür ederim. Bugün gerçekten de konuşacak durumda değilim. Ama yine kadınlarımız için mücadele edeceğiz. Kadınlar ölmesin diyeceğiz. Bu haberi bir gün bekliyordum ama o gün bugün değil diye düşünüyordum. Yani bu kapıdan bir gün çıkacağımı düşünüyor ve bekliyordum. Daha sonra yine tekrar görüşeceğiz” ifadelerini kullandı.

    Çocuğuna kavuşacağından dolayı çok sevinçli olduğunu belirten genç kadın, “Bütün her şey onun gülüşlerini süslemek için” dedi.

    Karabulut, daha sonra ailesi ve avukatlarıyla birlikte arabaya binerek Adana’daki evine doğru yola çıktı.

    8 Temmuz 2015 tarihinde Adana’nın merkez Seyhan ilçesi Yeşilyurt Mahallesi’nde kendisini dövüp, fuhşa sürüklemek istediğini iddia ettiği eşi Hasan Karabulut’u tabancayla vurarak öldüren Çilem Doğan Karabulut, tutuklanarak cezaevine gönderilmişti. Karabulut hakkında ‘yakın akrabayı öldürme’ suçundan Adana 10. Ağır Ceza Mahkemesi’nde ‘ağırlaştırılmış ömür boyu hapis cezası’ istemiyle dava açılmıştı. Çilem, 15 yıl hapis cezasına mahkum edilmişti. Çilem Karabulut’un avukatı İsa Ayanoğlu, davanın görüldüğü Adana 10. Ağır Ceza Mahkemesi’ne itirazda bulunarak tahliye talebinde bulunmuş, buna gerekçe olarak da mahkeme başkanının ‘muhalefet şerhi’ ve Yargıtay’ın bozma kararı vermesi halinde Karabulut’un 3-4 yıl boşa hapis yatacağı ihtimalini ortaya koymuştu. Bu talebi yerinde gören mahkeme heyeti, Ayanoğlu’nun başvurusu üzerine Çilem Karabulut için 50 bin TL’lik kefalet belirlemişti. Kararı değerlendiren İsa Ayanoğlu, “Mahkeme doğru bir karar verdi. Bu karar, şiddet gören kadınlar adına önemli bir zaferdir” yorumunu yapmıştı.

  • Çilem Karabulut Davası

    Adana’da sürekli şiddet gördüğü ve kendisine fuhuş yaptırmak istediği iddiasıyla eşi Hasan Karabulut’u tabancayla vurarak öldüren Çilem Karabulut’un yargılanmasına devam edildi.

    Geçtiğimiz yıl 8 Temmuz’da Yeşilyurt Mahallesi’ndeki evine giden Hasan Karabulut, iddiaya göre tabancasını yastığın altına koyduktan sonra, 1 çocuk annesi eşi Çilem Karabulut’a fuhuş yaptırmak istediğini ve beraber Antalya’ya gideceklerini söyledi. Çilem Karabulut’un tepki göstermesi üzerine “Ne diyorsam onu yapacaksın, lafımı ikiletme” diyerek saçlarından tutup sürüklemeye başladı. Boğuşma anında çift yatağa düştü ve Çilem Karabulut eşinin tabancasını yastığın altından alarak uzak mesafeden 8 kurşunla eşini öldürdü. Çilem Karabulut tutuklanarak cezaevine gönderildi.

    Çilem Karabulut’un yargılanmasında sona yaklaşıldı. Davanın üçüncü duruşması bugün 6. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yapıldı. Davaya müdahil olan avukatlar da dava öncesinde adliye önünde basın açıklaması yaparak, Çilem Karabulut’un kendini savunduğu gerekçesiyle tahliye edilmesi gerektiğini savundu.

    Tarsus Cezaevi’ndeki sanık Çilem Karabulut, Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEBGİS) ile duruşmaya katıldı. Duruşma savcısı dosya mütalaasını verdi ve Çilem Karabulut’un eyleminin meşru müdafaa olmaması nedeniyle eşini kasten öldürmek suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılmasını isteyip ağır haksız tahrik hükümlerinin uygulanmasını talep etti.

    Çilem Karabulut’un avukatları, müvekkillerinin daha önce eşinden şiddet ve tehdit gördüğü için 6 ayrı mahkemenin 9 ayrı tedbir kararı aldığını, eylemin meşru müdafaa sınırlarında kaldığını ve sanığın anne bakımına muhtaç 2.5 yaşında çocuğu olduğunu söyleyerek, tahliye ve adli kontrol kararı alınmasını talep etti. Mahkeme heyeti, Çilem Karabulut’un tutukluluk halinin devamına karar verip duruşmayı 8 Haziran Çarşamba gününe erteledi.

    “CANIMI NE ZAMAN ALACAĞINI BEKLİYORDUM”

    Çilem Karabulut, yakın akrabayı öldürme suçundan ağırlaştırılmış ömür boyu hapis cezası istemiyle 10. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılandığı ilk duruşmada, 2013 yılında evlendiği eşi Hasan Karabulut’tan sürekli şiddet gördüğünü belirterek şunları söylemişti:

    “Hasan’dan çok korkuyordum. Çete liderliğinden arandığını duyunca polisle işbirliği yapıp, ondan kurtulmak istedim. Polise gidip her şeyi anlattım. Azrail’i bekleyen ölü gibiydim. Kendisini polise ihbar ettiğimi öğrendiğini düşünüp, canımı ne zaman alacağını bekliyordum. Eve geldiğinde ’seninle konuşacaklarım var’ dedi. Yatak odasına girip soyundu, silahını da yastığın altına koydu. Kapıyı kilitledi ve önüme bir valiz attı. Antalya’ya gideceğimizi söyledi. Karşı gelince de saçımdan tutup, üzerime çıktı. Boğuşurken yana düşünce, silahını aldım ve ateş ettim.”

  • Rektör Adayı Prof. Dr. Aysun Bay Karabulut, BBP’yi Ziyaret Etti

    İnönü Üniversitesinde, Haziran ayında yapılacak olan rektörlük seçimleri için adaylığını açıklayan İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi Biyokimya Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Aysun Bay Karabulut, Büyük Birlik Partisi(BBP) Malatya İl Başkanlığını ziyaret etti.

    Haziran ayında yapılacak İnönü Üniversitesi Rektörlük Seçimleri için geri sayım heyecanı sürerken, rektörlük için geçtiğimiz günlerde düzenlediği bir basın toplantısıyla adaylığını açıklayan İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi Biyokimya Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Aysun Bay Karabulut, bugün BBP Malatya İl Başkanlığını ziyaret etti. Ziyarette bir konuşma yapan BBP Malatya İl Başkanı Av. Sema Altuntaş, İnönü Üniversitesindeki çalışmaların memnuniyet verici olduğunu söyleyerek, yapılacak olan rektörlük seçimlerinin başarılı ve demokratik bir biçimde gerçekleşmesini temenni etti. Prof. Dr. Aysun Bay Karabulut’un, gittiği her platformda Malatya’nın sorunlarına dikkat çektiğini belirten Altuntaş, “Bu anlamada kendisinin çalışmalarını beğeniyle ve ilgiyle takip ediyoruz. Aynı zamanda kendisini cesaretinden dolayı tebrik ediyoruz. Biz her zaman söylüyoruz, kadınımız ne kadar güçlü olursa ülkemiz de o kadar güçlü olur. Biz, Aysun Hanıma rektörlük yolunda başarılar diliyoruz” şeklinde konuştu.

    Prof. Dr. Aysun Bay Karabulut ise İnönü Üniversitesinin yerel değerlerini koruyarak, bir dünya üniversitesi kimliğine ulaşması ve dünyanın nitelikli üniversiteleri arasına girmesi yolunda hizmete talip olduğunu ifade ederek, “Bu yolda sizlerin de desteğini bekliyorum” diye konuştu.

    Prof. Dr. Aysun Bay Karabulut daha sonra BBP Malatya İl Başkanı Av. Sema Altuntaş’a ve Yönetim Kurulu Üyelerine projelerini anlattı.

  • Münevver Karabulut Cinayeti Davasının Avukatından Çarpıcı İtiraf:

    İZMİR (İHA) – Cem Garipoğlu tarafından vahşice öldürülen Münevver Karabulut’un ailesinin avukatı Rezan Epözdemir, “Cem Garipoğlu’nun intihar ettiğine eminim. Ancak eşimi bile ikna edemiyorum, insanlar kaçtığını düşünüyor” dedi. Özgecan Aslan davasında da görev alan Epözdemir, son celsede kravat takıp düğme iliklediği için sanıklara ceza indirimi yapıldığı sürece kadın cinayetlerinin önüne geçilemeyeceğini de söyledi.

    Gediz Üniversitesi 3’üncü Hukukta Kariyer Günleri, ülkenin tanınmış hukukçularını bir araya getirdi. Açılışını Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Oğuz Atalay’ın yaptığı etkinlikte Galatasaray Üniversitesi’nden Prof. Dr. Hakan Pekcanıtez, İzmir Barosu Başkanı Avukat Aydın Özcan, Hakim Murat Aydın, Gediz Üniversitesi’nden Yrd. Doç. Dr. Soner Hamza Çetin ile avukatlar Barış Kaşka ve Rezan Epözdemir konuşma yaptı.

    Hunharca öldürülen Münevver Karabulut’un ve Özgecan Aslan’ın ailelerinin avukatı Epözdemir, çarpıcı açıklamalarda bulundu. Avukat Rezan Epözdemir, Münevver Karabulut cinayetinden aldığı cezasını çekerken intihar eden Cem Garipoğlu ile ilgili soru üzerine, “Ben öldüğüne ikna oldum. Tüm deliller intihar ettiğini ortaya koyuyor. Ancak eşimi bile ikna edemedim, ’Ölmedi değil mi?’ diyor. İnsanlar cezaevinden kaçtığını, hayatta olduğunu düşünüyor. Ne yazık ki geldiğimiz nokta bu. Bir hukukçu olarak bu durum karşısında üzülüyorum” dedi.

    Kadın cinayetlerinde sosyal sorumluluk kapsamında mağdur aile vekilliği yapan Avukat Rezan Epözdemir, acı olayların önüne geçilememesinin en önemli nedenlerinden biri olarak sanıklara uygulanan ceza indirimlerini gösterdi.

    “ADALET TECELLİ ETMİYOR”

    Yürürlükteki mevzuatta bir sıkıntının olmadığını dile getiren Epözdemir, “Canavarca, hunharca, kan gütme veya tasarlama sureti ile cinayetin ceza kanunumuzdaki karşılığı ağırlaştırılmış müebbet. 15 günde bir yakınlarınla görüşüyorsun, günde 1 saat havalandırma boşluğuna çıkabiliyorsun ve tek kişilik hücrede kalıyorsun. Bundan daha ağır ceza yok. Sorunumuz ise cezanın bireyselleştirilerek uygulanmasında. Burada sancılı 2 husus var. Birincisi haksız tahrik indirimi, diğeri de takdiri indirim. ’İzlediğim açık bir filmde eşime benzettim, öldürdüm’ diyene, ’Kıskandım’ diyene, ’Erkekliğime laf söyledi’ diyene tahrik indirimi uygulanıyor, kanunun amacına çıkılıyor. Hiçbir yerde böyle bir şey yok. Failin geçmişi, sosyal ilişkileri, yargılama sırasındaki davranışları da takdiri indirim sebebi olabiliyor. Adam mahkemeyi yanıltmış, yalan söylemiş; son celseye güzel bir kıyafetle gelip düğme ilikleyerek ’Pişmanım’ diyor, cezası indiriliyor. Bir cinayet sanığını sırf son celsede kravat takıp düğme ilikledi diye ağırlaştırılmış müebbet yerine 6 yıl cezaevinde tutup salıverirseniz, kamu vicdanını rahatsız edersiniz, adalet de tecelli etmez” ifadelerini kaydetti.