Etiket: Kapatılması

  • Besim Tibuk: “Reina’nın kapatılması İstanbul turizmi için büyük kayıptır”

    Net Holding A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Besim Tibuk, İstanbul’un ünlü eğlence mekanı Reina’nın tahliye kararıyla ilgili, “Reina’nın kapatılması İstanbul turizmi için büyük bir kayıptır” dedi.

    Net Holding A.Ş. Yönetimi Kurulu Başkanı Besim Tibuk, ünlü eğlence mekanı Reina’nın tahliye kararıyla ilgili yaptığı açıklamada, “Reina’nın kapatılması İstanbul turizmi için büyük bir kayıptır. Son 10 senedir yaptığı başarılı çalışmalarla Reina, İstanbul’daki tur programlarına girmiştir. Topkapı Sarayı, Ayasofya gibi gidilmesi gereken yerler listesinde yerini almıştır. Turizmin bu kötü döneminde bir de Reina’nın kapatılması İstanbul turizmi için çok kötü olacaktır. Reina’yı kapattıran mal sahibinin birçok gayrimenkulü ve lokantası vardır. Oralarda kendine her türlü müesseseyi kurabilir. Reina’yı yok etmek çare değildir. Turizm sektörü Reina’ya sahip çıkmalıdır” dedi.

  • BUEK Başkanı Enver Yücel: “Askeri okulların kapatılması yerinde bir karar”

    Bahçeşehir Uğur Eğitim Kurumları (BUEK) Başkanı Enver Yücel, askeri okulların kapatılmasının yerinde bir karar olduğunu vurguladı.

    Türkiye’de yaşanan darbelerin ve muhtıraların iyi irdelenip, bunun insan yetiştirmekle ilişkisinin iyi anlaşılması gerektiğini belirten Bahçeşehir Uğur Eğitim Kurumları (BUEK) Başkanı Enver Yücel, “Bu karar keşke ülkemizin başına böyle bir felaket gelmeden yıllar önce alınsaydı. Dünyanın hızla değiştiğinden bahsediyoruz ve çok şeyin değiştiğini dile getiriyoruz. Bazen bu değişim ve anlayışın eğitim sistemimize uyarlanmadığını görüyoruz. Bilgi çağında, dijital çağda sanayi devrimi anlayışı ile eğitimimizi yürütmeye çalışıyoruz. Aslında çok başka bir çağdayız” dedi.

    40 yıldır öğrencilere meslek öğretme yaşının 14-15 yaşlarında başlatıldığını belirten Enver Yücel, “Türkiye’nin ve dünyanın o zamanki ve şimdiki yaş ortalamasına bakın, aradaki farkı göreceksiniz. Hatta ve hatta insanın tek bir mesleği icra etmesi yerine yaşam boyu iki veya üç mesleği icra edebileceği bugünden görülüyor. Bugün doğanların yaş ortalaması 120-130 olur diyecek olursak abartmış olmayız. Böyle bir durumda, dünyadaki eğitimin gelişim ve dönüşümlerini göz ardı edemeyiz” ifadelerini kullandı.

    “Bireylere önce iyi bir insan olmak öğretilmeli”

    Eğitimin öncelikle bireyin iyi bir insan olma temelleri üzerine atılması gerektiğinin altını çizen Yücel, “İyi insan ve dünya vatandaşı olmayı öğretecek içeriklere sahip bir müfredat üzerinde bireyi inşa etmeliyiz. 14 yaşında mesleki eğitim başlamamalıdır. Hangi meslek olursa olsun, bireylere meslek öğretene kadar 5 yaşından 20 yaşına kadar insan olma, erdem sahibi, vicdan sahibi, fazilet sahibi, eleştirel düşünceye sahip, analitik düşünceye sahip temel değerler verilmelidir. Bunun için mesleki eğitim kadar müfredatımızdaki öncelik; vatan, millet ve ülke sevgisine sahip, kültür ve medeniyetleri özümsemiş, dünyayı kavrayabilen bireyler yetiştirmek olmalıdır. Bu birikimlerle birlikte mesleki eğitime geçilmelidir” diye konuştu.

    “Kandırılmaya müsait, iradesine kota konulmuş meslek elemanları artık olmayacak”

    Gençlerin emeklerinin heba olmaması ve öğrencinin hangi mesleğe sahip olacağına kendisinin karar vermesi gerektiğini belirten Yücel, “Rehberler de öğrencinin hangi mesleğe uygun olduğunu ve yeteneklerini tespit etmeli, öğrencinin ilgi alanlarına göre onları yönlendirmelidirler. Yani 13-14 yaşındaki bir çocuğu ailesi elinden tutup “Sen asker ol, sen polis ol ya da tornacı, marangoz ol” diyerek yönlendirmemelidir. Konu sadece yaş meselesi de değil, aynı zamanda içerik meselesidir. Normal liselerden sonra asker ve polis yetiştirme politikamız görecekseniz çok daha iyi sonuçlar verecektir. Kandırılmaya müsait, iradesine kota konulmuş meslek elemanları artık olmayacaktır” şeklinde açıklamalarda bulundu.

    “İşe yetiştirilecek öğretmenlerden başlamalıyız”

    Yapılan değişikliklerin ardından artık devletin de eleman alırken hangi alanda olursa olsun meslek öğretmek için mesleğin yapı ve karakterine uygun bireyleri seçme şansına sahip olacağını belirten Yücel, “Önemli olan bir diğer konu kimin, nasıl ve hangi ortamda eğitim-öğretim verdiğidir. İşe, yetiştirilecek öğretmenden başlamalıyız. Örneğin; öğretmen olmakla disiplin sahibi olmak ayrı şeylerdir. Matematik alanında çalışmakla, o alanda öğretmenlik yapmak çok farklı bir şeydir. Bunun için eğitim fakülteleri, alan bilgisi dışında pedagojik konulara daha çok önem vermelidir. O zaman iyi öğretmenden iyi nesil, iyi nesilden iyi bir ülke oluruz. Çocuklarımızı 13-14 yaşında toplumdan izole edip iyi bir insan olarak yetiştiremeyiz. İyi bir insan olmayan da vicdan sahibi olmadığı için iyi bir meslek sahibi olamaz” dedi.

  • Geçit Kavşağı’nın Trafiğe Kapatılması İsyan Ettirdi

    Bursa-Mudanya yolu üzerindeki Geçit Kavşağı’nın trafiğe kapatılması bölge halkını isyan ettirdi.

    Bursa Büyükşehir Belediyesi Ulaşım Koordinasyon Merkezi (UKOME) kararınca Geçit Kavşağı’nın doğu – batı aksının trafiğe kapatılması, Nilüfer Kent Konseyi ve çevredeki mahalle sakinleri tarafından protesto edildi. Aralarında Nilüfer Kent Konseyi Başkanı Şazi Çavuşoğlu, Balat Mahalle Muhtarı Ersin Yetik, Ahmet Yesevi Mahalle Muhtarı Bülent Çaklı, Balat ve Ahmet Yesevi Mahalle Komite üyeleri, Büyük Birlik Partisi Nilüfer İlçe Başkanı Mustafa Aydın, bölgede yaşayan yurttaşlar ile çok sayıda esnafın da bulunduğu kalabalık grup karara tepki gösterdi. Geçit Kavşağı’nda toplanan Balat, Ahmet Yesevi, Geçit ve Bademli sakinleri ‘Ulaşamıyoruz UKOME’, ‘Geçit Kavşağı trafiğe açılsın’, ‘Nitelikli ulaşım haktır’ yazılı dövizler taşıdı, sloganlar attı.

    Grup adına açıklama yapan Balat Mahalle Komitesi Üyesi Gaffar Aker, yeni uygulamayla birlikte günün büyük kısmında trafik yoğunluğu yaşanan Bursa-Mudanya yolunda ulaşımın keşmekeşe dönüştüğünü ifade etti. Alınan kararın yanlış olduğunu vurgulayan Aker, ‘Bu kararda katılımcı bir yaklaşım benimsenmedi. Karar ile ilgili olarak Nilüfer Belediyesi, Mudanya Belediyesi ve karardan doğrudan etkilenen Ahmet Yesevi, Balat, Minareli Çavuş, Nilüferköy ve Geçit Mahalle sakinleri ile muhtarların görüşleri alınmadığı gibi konu ile ilgili bilgi dahi verilmemiştir’ dedi.

    Uygulamanın trafik yoğunluğunu daha da artırdığını ifade eden Aker, ‘Geçit tarafından ve kent merkezinden Balat Mahallesi’ne doğru gidecek olanlar artık Bademli Kavşağı’ndan döndükleri için bu yöne bir o kadar trafik daha eklenmiştir. Balat Mahallesi’nden gelip Mudanya yönüne, Bademli’ye gitmek veya karşı tarafa geçmek isteyen araçlar Korupark Kavşağı’ndan dönüş yapmak zorundadır. Trafik sıkışıklığı bu kavşaklara yüklenmiş oldu. Özlüce tarafından gelip Mudanya yönüne giden araçlar için de durum aynıdır. Organize Sanayi Bölgesi’nden Korupark Kavşağı’na çıkmak veya Ata Bulvarı’ndan Mudanya yönüne katılmak zorundayız. Uygulama ile birlikte bu yollarda da yüzlerce metre trafik oluşmakta ve bizler trafikte daha uzun yol giderek eskisinin iki katı eziyet çekmekteyiz. Ayrıca Geçit Mahallesi’nden şehir merkezine gidecek olan araçlar da arka yolları kullandığı için ölüm yolu haline gelmiş, tali yollardan bu yola çıkış imkansızlaşmıştır’ şeklinde konuştu.

    Plan ve alternatif yol olmadan Geçit Kavşağı’nın trafiğe kapatılmasına isyan eden vatandaşlar da, ‘Evlerimize ya da yolun karşı tarafına geçebilmek için yaklaşık 5 kilometre uzaklıktaki Bademli ve Korupark kavşaklarını kullanmak zorundayız. Bu da çalışanlar için bir ayda en az 100 kilometre fazladan yol demek. Bu uygulama trafik yoğunluğunu azaltmanın aksine daha da çok artırdı. Herhangi bir acil servis yolu bulunmuyor. Ambulans ya da itfaiyenin acil durumlarda ulaşması çok zor. Bölge halkı ve esnafı mağdur durumda. Geçit Kavşağı’nın ulaşıma açılarak bu mağduriyetin bir an önce giderilmesini talep ediyoruz’ ifadelerini kullandı. Açıklamaların ardından vatandaşlar, kararın iptal edilmesi için imza kampanyası başlattı.

    Balat Mahalle Komitesi üyesi Gaffar Aker’in okuduğu basın açıklamasının ardından 6 Ocak Çarşamba günü saat 19.00’da Balat Mahalle Muhtarlığı’nda toplanılması ve mücadelenin devamı için bir yol haritası oluşturulmasına karar verildi.

  • Habur Kapısının Kapatılması İhracatçıyı Olumsuz Etkiledi

    Türkiye Irak Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TISİAD) Başkanı Nevaf Kılıç, 14 Aralık’tan bu yana Habur Sınır Kapısı’nın kapalı olduğunu belirterek, ticaretin ve yaşamın ciddi anlamda olumsuz etkilendiğini söyledi. .

    Kılıç, yaptığı yazılı açıklamada, güvenlik gerekçesiyle Irak’a açılan Habur Sınır Kapısı’nın 11 gündür kapalı olduğunu hatırlatarak, yetkililerin yaşanan bu durumla ilgili bir an evvel harekete geçmelerini beklediklerini söyledi. Bu nedenle transit taşımacılığın başka ülkelere kaymasından endişe ettiklerini ifade eden Kılıç, Almanya’nın ardından Türkiye’nin en çok ihracat yaptığı ikinci ülkenin Irak olduğuna vurgu yaptı.

    Kılıç, “Irak’la 2014’ün ilk 5 ayında aylık 1 milyar doları aşan bir ihracatımız vardı. Güvenlik sorunları başlayınca bu 500 milyon dolara düştü. Ardından 700-750 milyon dolar seviyelerinde seyretti. Şimdi ise Habur sınır kapısı kapalı durumda ve bizim 300 milyon dolar gibi bir ihracat kaybımız söz konusu. Bu durum ülke ekonomisine çok büyük bir kayıp yaşatmaktadır” dedi. Habur kapısının Mersin Limanı’nı da dolaylı yoldan olumsuz etkilediğini ifade eden Nevaf Kılıç, Irak’a gidecek olan konteynırların Mersin Limanı üzerinden geldiğini belirtti. Kılıç, “Kapı kapalı olduğu için araçlara bu konteynırlar yüklenemiyor. Liman şişti kaldı” diye konuştu.

    “LOJİSTİK FİRMALARI CAN ÇEKİŞİYOR”

    Sınır kapısının kapatılmasından dolayı binlerce insanın mağdur olduğunu söyleyen Kılıç, şöyle devam etti:

    “Binlerce araç kapıda bekliyor. Frigorifik araçlarda bekleyen gıda ürünleri var. Çoğu ürün bozulmuş durumda. Hepsinin bir raf ömrü var. Bunlar riskli ürünlerdir. Lojistik firmalar oldukça yüksek derecede mağdur durumdalar. Sektör adeta can çekişiyor. Araçlar hep kredili alındı. Binlerce insan buralarda çalışıyor. Bu işe bir çözüm bulunmalıdır. Herkes taşın altına elini sokmalıdır. Bu yaşanılan sorunlar diyalogla son bulmalıdır.”

    Bu durumdan zarar görenleri devletten destek beklediğini dile getiren Kılıç, “Şu anda Habur içinde ve Irak’ta bekleyen araçların Türkiye’ye girişleri sağlanmalıdır. Rusya ve Suriye pazarları kapanmışken, Irak kapısının da kapatılması sıkıntıları daha da arttırmıştır. Nakliyecilerin SGK, MTV ve bankalara olan borçlarının ertelenmesi ve nakliye sektörüne hükümetimizin krediler konusunda yardımcı olmasını bekliyoruz” ifadelerini kullandı.

  • Şifa Üniversitesi Rektörü, Tıp Merkezlerinin Kapatılması Kararını Değerlendirdi:

    Şifa Üniversitesi Rektörü Prof.Dr. Mehmet Ateş, üniversiteye bağlı 9 tıp merkezi için YÖK’ün verdiği kapatma kararını değerlendirdi. Ateş, ‘’Bu işlem savcılık ya da mahkemelerce yapılan bir operasyon, işlem değildir. Kapatma işlemleri üniversitemizin eğitim faaliyetlerini değil yalnızca sağlık uygulama ve araştırma merkezinin ek binaları ile ilgilidir. 5 ilde, tıp fakültesi bulunan 23 vakıf üniversitesini ilgilendirmiş olmasına rağmen Türkiye’de sadece İzmir İl Sağlık Müdürlüğü ve İzmir Valiliği tarafından uygulamaya konulmuştur’’ dedi.

    İzmir İl Sağlık Müdürlüğü’nün Valilik oluru ile ‘eğitim yapılmadığı ve sadece sağlık hizmeti verildiği’ gerekçesi ile Şifa Üniversitesi’nin 9 hastane ve polikliniğine ilişkin işlemi ile ilgili Şifa Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Ateş basın toplantısı düzenledi. Şifa Üniversitesi Bornova Eğitim Araştırma Hastanesi’de gerçekleştirilen basın toplantısında konuşan Rektör Ateş, medyaya 11-12 Aralık 2015 tarihinde yansıyan üniversitenin sağlık uygulama ve araştırma merkezinin ek binalarının kapatılması süreci adli bir süreç olmayıp tamamıyla idari bir süreç olduğunu belirterek, ’’Bu işlem savcılık ya da mahkemelerce yapılan bir operasyon, işlem değildir. Kapatma işlemleri üniversitemizin eğitim faaliyetlerini değil yalnızca sağlık uygulama ve araştırma merkezinin ek binaları ile ilgilidir. Bu uygulamaya dayanak teşkil eden YÖK Yürütme Kurulu Kararı Türkiye’deki sağlık eğitimi veren, tıp fakültesi, uygulama merkezi, semt poliklinikleri bulunan tüm vakıf üniversitelerini kapsamaktadır. YÖK’ün 04.11.2015 tarih 228 sayılı “semt poliklinikleri” konulu kararı doğrultusunda yapıldığı iddia edilen uygulama ülkemizin 5 ilinde, tıp fakültesi bulunan 23 vakıf üniversitesini ilgilendirmiş olmasına rağmen Türkiye’de sadece İzmir İl Sağlık Müdürlüğü ve İzmir Valiliği tarafından uygulamaya konulmuştur’’ dedi.

    YÖK’ÜN BİLGİSİ VARDI

    Bornova Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezi’nin 11 Mayıs 2011 YÖK Yürütme Kurulu Kararı ile kurulduğunu ifade eden Şifa Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Ateş, ’’Üniversitemiz bünyesinde yer alan Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Tıp Fakültesi, Diş Hekimliği Fakültesi, Sağlık Bilimleri Fakültesi ve Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulunda, 2015-2016 eğitim öğretim yılı itibariyle 2 bin 663 öğrenci lisansüstü, lisans ve ön lisans programlarında kayıtlı olarak “akademik sağlık eğitimi” görmektedir. Bu kadar çok sayıda öğrenciye İzmir’de 8 ayrı yerde bulunan ek binalarımızda kaliteli bir eğitim verebilmek amacıyla gerekli sınıf akademisyen istihdamı sağlanmıştır. Tüm bu gelişmeler YÖK’ün bilgisi dahilindedir’’ dedi.

    EK BİNALARDA YÜRÜTÜLEN FAALİYETLER İÇİN İZİN BAŞVURUSUNDA BULUNULDU

    Şifa Üniversitesi’nin her yıl YÖK tarafından denetlendiğini dile getiren Ateş, ’’Denetleme raporlarında ek binalarda verilen sağlık ve eğitim hizmetleri detaylı olarak irdelendiğini, kapatılan ek binalar bugüne kadar YÖK tarafından da Bornova Uygulama ve Araştırma Merkezi’mizin bir parçası olarak kabul edildiğini ileri sürdü. Ek binaların uygulama merkezlerinin bir parçası olup olmadığı sorusunun cevabı 8 Ağustos 2014 YÖK Yürütme Kurulu Kararı ile verildiğini ifade eden Ateş, ‘’Bu kararda ‘eğitim verilen tüm alanların uygulama merkezinin parçası olduğu’ kabul edilmektedir. 04.11.2015 tarihli YÖK Yürütme Kurulu toplantısında 2014 yılında alınan ek binaların uygulama merkezinin parçası sayıldığına dair kararın kaldırılmasına, semt polikliniklerinin faaliyetlerinin sona erdirilmesine, kapatma işlemlerinin tamamlanarak karardaki şartlara uygun olarak faaliyet gösterecek ek hizmet binalarının izin alınmak üzere 06.12.2015 tarihine kadar YÖK Yürütme Kurulu’na bildirilmesine karar verilmiştir. Bu karar doğrudan doğruya tüm vakıf üniversitelerine iletilmiştir. Üniversitemiz bu yazı üzerine, 594 sayfadan oluşan 04.12.2015 tarihli cevabi yazımız ile ek binalarımızda yürütülen eğitim öğretim faaliyetleri, çalışan akademisyen sayısı, akademisyenler nezaretinde yapılan uygulama ve stajlar, öğrenci sayısı, derslik kapasitesi, sosyal alanlar detaylı olarak belgeleriyle birlikte açıklanarak izin başvurusunda bulunmuştur’’ dedi

    TUTANAKLARA HER ŞEY GEÇTİ

    Üniversitenin ek hizmet binalarını İzmir Valiliği ve İl Sağlık Müdürlüğüne iletildiğini iddia eden Şifa Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Ateş, ‘’Bu bilgilendirmelere rağmen İzmir İl Sağlık Müdürlüğü 07.12.2015 tarihinde üniversitemize yazı yazarak ‘Ek hizmet binaları ile ilgili Yükseköğretim Kurulu Başkanlığına herhangi bir başvurunun olup olmadığı, alınmış izin belgesi var ise izin belgesinin bir örneğinin 09.12.2015 saat 13.00’e kadar müdürlüğümüze iletilmesi’ istenmiştir. İl Sağlık Müdürlüğü’nün bu yazısı üzerine 08.12.2015 tarihinde, ek hizmet binaları ile ilgili izin başvurumuzun 04.12.2015 tarihinde ekleri ile birlikte Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı’na sunulduğu bildirilmiştir.İl Sağlık Müdürlüğü bu yazımız kendilerine ulaşmasına rağmen 09.12.2015 tarihinde saat 13.15’de başlamak üzere, haber vermeden, tüm ek binalarımıza durum tespiti yapmak üzere ekiplerini göndermiştir. Yapılan incelemelerde, denetlenen ek binalarda eğitim faaliyetlerinin yürütüldüğü bizzat İl Sağlık Müdürlüğü ekipleri tarafından tespit edilmiş, öğrenci isimlerine kadar tutanaklara geçirilmiştir. Görüldüğü üzere bu binalar gerçekten eğitim faaliyetlerinde kullanılmakta olup İl Sağlık Müdürlüğü tarafından da bu durum tescil edilmiştir. Durum tespiti için gelen ekiplere hiçbir yerde zorluk çıkarılmamış, görmek istedikleri her yer açılarak gösterilmiştir. Buna rağmen İl Sağlık Müdürlüğü, valilik oluru ile ek binaların kapatılmasına karar vermiş, kapatma işlemini polis marifetiyle gerçekleştirmiştir. Yaşanan bu süreç adli bir süreç olmamasına rağmen, idarenin çok sayıda polis ile kapatma işlemine gelmesi vatandaşlar üzerinde bunun bir operasyon olduğu algısı oluşmasına neden olmuştur’’ diye konuştu.

    TÜRKİYE’DEKİ TÜM VAKIF ÜNİVERSİTELERİNİ KAPSIYOR

    Bu olayın idari idari işlem olduğunu ve Türkiye’deki tüm vakıf üniversitelerini kapsadığını ifade eden Ateş, ’’İzmir’de faaliyet gösteren başka bir vakıf üniversitesinin de iki ayrı uygulama merkezi aynı gün aynı işlemler sonucunda kapatılmıştır. Hatalı olduğuna inandığımız bu işlemin bir an evvel düzeltilmesi gerekmektedir. Aksi halde yaklaşık bin 500 çalışan, eğitim faaliyetlerinin aksaması nedeniyle öğrencilerimizin, sağlık hizmeti bekleyen çok sayıda randevulu hastanın mağdur olacak’’ dedi