Etiket: Kapanış

  • MHP Kızılcahamam Kampı Kapanış Oturumu

    MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, “Biz yeni anayasada vatandaşlık tarifiyle oynanmasına karşıyız. Biz Anayasa’dan Türk ifadesini çıkarma provalarına sonuna kadar karşı çıkacağız. Ve biz Türkiye Cumhuriyeti’nin simge ve özeti olan Anayasa’nın ilk dört maddesinin tahrip edilip kurnazca alaşağı edilmesine de direneceğiz” dedi.

    Partisinin üç günlük Kızılcahamam Kampı’nın kapanış oturumunda konuşan MHP Lideri Devlet Bahçeli, Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun, partisinin Afyonkarahisar’da dün düzenlenen 24. İstişare ve Değerlendirme Toplantısı’nda “çok talihsiz değerlendirmelere imza attığını” ileri sürdü. Bahçeli, “Davutoğlu, esefle karşıladığımız konuşmasında; kaosa geçit vermediklerini, Türkiye’yi de, gönül coğrafyamızı da zaafa uğratmadıklarını iddia etmektedir. Bu Davutoğlu hangi alemde yaşamakta, dünyaya hangi gözlükle bakmaktadır? Türk devleti Cizre’de sokaklara tam manasıyla giremezken, Sur ve Silopi’de hala hakimiyet kuramazken, Başbakan’ın kalkıp ’kaosa geçit vermedik’ sözü hayal mahsulü, yalan destanıdır. Hele hele ’gönül coğrafyamızı zaafa uğratmadık’ sözü ancak cahillere söylenecek bir saptırmadır. Davutoğlu neyden bahsetmekte, kime, neyi anlatmaktadır?” ifadelerini kullandı.

    Her gün gelen şehit haberlerinin yüreklere ateş gibi düştüğünü dile getiren Bahçeli, şunları söyledi:

    “Saraydan başını çıkaramayanlar, israf ve haram içinde yüzenler; bu milletin oturacak evleri dahi olmayan mazlum evlatlarının şehadetine ya duyarsız ya da kör ve sağırdır. Sayın Davutoğlu, polislerimiz canlı hedeftir, görmüyor musun? Askerlerimiz haince katledilmektedir, anlamıyor musun? Hala neyin düzen ve dirliğinden bahsediyorsun? Ortadoğu’da kan gövdeyi götürüyor, Türkiye Suriye’den sonraki vahşet durağı olarak devreye alınıyor, Davutoğlu Erdoğan’la birlikte pembe tablolar çiziyor. Suriye’nin Azez Kenti’nin Duden Köyü’nde 75 Türkmen’in kafası kesildi, AKP’den bir ses, bir telin ve taziye duyuldu mu? Gazze’dekilere ağlayanların, Türk ve Türkmen ölümleri karşısında suskun kalması en hafif tabirle zulme ortaklıktır, cinayetlere payandalıktır. Ülkeyi ve milleti hedef alan operasyonlara, ameliyatlara karşı durduklarını söyleyen Davutoğlu, sen bu asılsız ve uyduruk tezleri kimin adına, kime yaranmak adına seslendiriyorsun? Sağımıza solumuza, önümüze arkamıza ölüm çukurları açılmışken, Erdoğan ve Davutoğlu’nun fildişi kulelerinden, yalan kubbelerinden hakikat kıyımı yapmaları günahtır, ayıptır, millete en ağır hakarettir.”

    “BAŞBAKAN, BİZİM NASIL BİR ÜLKE OLDUĞUMUZ HALA BİLMİYOR”

    Hükümeti, “baştan ayağa eksik, kusurlu, noksan ve ihmalkarlık” ile suçlayan Bahçeli, “AKP ve himayesi altındaki mihraklar Türkiye’ye çevrilmiş namludur. Bu namludan Türk milletinin yıkım ve devrilmesi için dedikodu, tezvirat, ihanet, melanet ve zillet mermi gibi çıkmaktadır. İşte bu şartlar altında Türkiye yeni anayasa sürecine kilitlenmiştir. Ve eşzamanlı olarak başkanlık sistemi Erdoğan güdümündeki AKP tarafından tedavüle sokulmuştur. Tam bu aşamada, Davutoğlu, ’Nasıl bir ülke olmak istiyoruz sorusunun cevabını yeni anayasa metnine, ruhuna ve lafzına yansıtmak durumundayız.’ sözlerini ağzından çıkarmıştır. Bizim nasıl bir ülke olduğumuzu hala bilmeyen bir şahıs Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı’dır. Sayın Davutoğlu, bizim nasıl ülke olduğumuzu ya öğren ya da biz sana sabır ve sebatla kesinlikle öğreteceğiz” şeklinde konuştu.

    “Davutoğlu Afyonkarahisar’dan konuştu, biz de kendisini başkent Ankara’nın Kızılcahamam ilçesinden milli bir sesle uyarıyor ve kendine gelmesini diliyoruz” ifadesini kullanan Bahçeli, yeni anayasa tartışmalarına ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu:

    “Türkiye Cumhuriyeti milli ve üniter bir devlettir. Bu bir. Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğü, üzerinde tartışma götürmeyecek bir ilke ve tarihi iradedir. Bu iki. Türkiye Cumhuriyeti devleti bağımsız yaşama ülkümüzün, birlik ve beraberlik içinde var olmamızın muhteşem bir eseri ve payidar kalacak bir ecdat yadigarıdır. Bu da üç. Davutoğlu yeni anayasaya bakınca nasıl bir ülke olmamız gerektiğini değil, milletimizin ve devletimizin bocaladığı sorunları aşma, hukuki ve siyasi engelleri tesirsiz hale getirme fırsatı olarak görmelidir. Her zaman dediğimiz gibi anayasa toplumsal ve siyasal bir mutabakatın zamanlar üstü belgesidir. Bu belge kişiye özel hazırlanamaz. Bu belge yalnızca bir siyaseti gözeterek yazılamaz. Yeni anayasaya kimliğini kaybetmiş bir ülkeye kimlik yapımı, rejim ve sistemini bulamamış bir ülkeye yenisini kurma yol ve eşiği olarak bakılmamalıdır. Yeni anayasada bir devlet veya bir millet tarifi yapmak yerine, devleti daha süratli ve etkin çalıştırmak; birey, toplum ve devlet ilişkilerini demokratik standartlara kavuşturmak asıl ve esas olmalıdır. Biz anayasa yoluyla millet olmadık. Biz anayasa yoluyla devlet kurmadık. Ve bu yolla da ne devletimizi ne de milletimizi kaybetmeye, heba etmeye, yeni baştan 36 etnik kimlik çürümüşlüğüne göre bina etmeye tahammül edemeyiz, izin veremeyiz.”

    “TÜRKİYE’YE SEÇİLMİŞ DESPOT DEĞİL, YENİ BİR ANAYASA LAZIM”

    Bahçeli, yeni anayasanın bir ihtiyaç olduğunu, buna diyecekleri bir şey olmadığını belirterek, “140 yıldır süren bu tartışma geniş katılımlı bir mutabakatla sonuçlandırılmalıdır. Buna da itirazımız olmayacaktır. Fakat Türkiye’nin yeni anayasa kılıfı altında başkanlık sistemine geçmesine; demokrasiyi özünde benimsememiş, muhalif seslere katlanamayan, parlamenter sisteme kilit vurmak için her kumpastan medet uman ilkel zihniyetlere ortak olamayız, göz yumamayız. Türkiye’ye seçilmiş despot değil, yeni bir anayasa gerekmektedir. Türkiye’nin sorunu sistem değil, var olan sistemin makul ve ahlaki çalıştırılmaması, devletin rasyonel ve hızlı karar alacak ehil ve milli ellerde olmamasıdır. Bugün başkanlık isteyenler, yarın hanedanlık kuracağız derlerse ne yapacağız? Bugün başkan olacağım diyenler, yarın Türkiye Cumhuriyeti’nin tarihi ve milli mirasını tamamıyla ters tasarruflarla dağıtırsa ne yapacağız? Bugün başkan olanlar, yarın krallık iddiasında bulunurlarsa buna nasıl mani olacağız?” ifadelerini kullandı.

    Türkiye’nin sorununun sistem değil, var olan sistemin makul ve ahlaki çalıştırılmaması, devletin rasyonel ve hızlı karar alacak ehil ve milli ellerde olmaması olduğunu anlatan Bahçeli, “Bu temel dinamitlenmeden, ki bunun adı darbe veya devrimdir, var olan devletimizin adını, ruhunu, ilke ve esaslarını değiştirmek kesinlikle imkansızdır. Bu itibarla AKP’nin başkanlık hayalinden vazgeçmesini, Davutoğlu’nun ise Erdoğan’ın oyununa gelmemesini istemek en tabii beklentimiz ve tavsiyemizdir. Biz yeni anayasada vatandaşlık tarifiyle oynanmasına karşıyız. Biz Anayasa’dan Türk ifadesini çıkarma provalarına sonuna kadar karşı çıkacağız. Ve biz Türkiye Cumhuriyeti’nin simge ve özeti olan Anayasa’nın ilk dört maddesinin tahrip edilip kurnazca alaşağı edilmesine de direneceğiz. Şunu unutmayalım ki, yeni anayasayı Türk milleti adına yapmayı istiyoruz. Hal böyleyken yeni anayasa, yeni Türkiye derken; Türk milletinin ve Türklüğün horlanıp aşağılanması teşebbüs aşamasında bile olsa bizim için aşılması imkansız bir sınırdır” ifadelerini kaydetti.

  • Fikir Ve Sanat Akademisi’nden “Müzikli” Kapanış

    26 Aralık itibari ile güz dönemini tamamlayan Serdivan Fikir ve Sanat Akademisi, kapanışı TRT’de yayınlanan “Can Veren Pervaneler” programının sunucusu Hayati İnanç’la gerçekleştirdi.

    İnanç’ın katılımıyla düzenlenen “Dinle Sözü” isimli müzikli söyleşi programına, Akademi öğrencilerinin yanı sıra vatandaşlar da yoğun ilgi gösterdi. “Müzikli Söyleşi” şeklinde icra edilen programda solist olarak sahne alan Ahmet Musa Bala ve Abdullah Uysal birbirinden değerli besteleri yorumlarken, Hayati İnanç ise seslendirilen eserler üzerinden keyifli bir söyleşi gerçekleştirdi.

    Konuklar Müzikli Söyleşi programında okunan eserleri kendileri için hazırlanan kitapçıklardan takip etme ve birlikte seslendirme imkanı da buldular.

  • “Uygulamalı Girişimcilik Eğitimi” Kursu Kapanış Programı

    Kırklareli Üniversitesi, İŞKUR ve KOSGEB işbirliğiyle yürütülen öğrencilere yönelik “Uygulamalı Girişimcilik Eğitimi” kursu kapanış programı gerçekleştirildi.

    Kayalı Kampüsü İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi konferans salonunda düzenlenen programa, Kırklareli Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Aykaç, İŞKUR İl Müdürü Hasan Aksoy, KOSGEB İl Müdürlüğü Uzman Yard. Tuba Yaşar, akademik personel ve kursiyerler katıldı.

    “Özen yoksa ödül de yoktur” ifadeleriyle söze başlayan Rektör Prof. Dr. Aykaç, yapılan işe ne kadar özen gösterilirse elde edilecek sonucun da o kadar başarılı olacağını söyledi.

    Üniversite olarak ildeki bütün kuruluşlarla iyi ilişkiler içinde olduklarını belirten Prof. Dr. Aykaç, “KOSGEB, İŞKUR gibi kuruluşlarla bu güne kadar önemli işlere imza attık. Bunlardan biri de “Uygulamalı Girişimcilik Eğitimi” kursudur. Bizler emek verdik. Bunun karşılığını da alıyoruz. Kişi özenle, dikkatle işine sarılıyorsa bunun sonucunu da mutlaka alacaktır. İki noktaya dikkat etmek gerekmektedir. Bunlar, geçici olan menfaatler mi yoksa kalıcı olan kazançlar mı? Menfaatler kaybolup gider ancak uzun vadeli olan kazançlar bütün insanlığın faydasınadır. Neyi ortaya koyduk? Sonucunda neyi elde ettik? Bu prensiple hareket ederek, başarıyı yakalamamız gerekir” dedi.

    İŞKUR İl Müdürü Hasan Aksoy ise, “Uygulamalı Girişimcilik Eğitimi” kursu kapanış programını başarılı bir şekilde tamamlamaktan dolayı büyük mutluluk duyduğunu ifade etti. Müdür Aksoy, “Genç İş Başı Eğitim Programı’yla birçok işsiz, iş bulma imkânı bulmuştur. Bu çalışma hem iş isteyene hem de işverene büyük avantaj sağlamaktadır. Bizim kurumumuza başvuran kişilere günde 4-5 saatlik bir çalışma ile ayda 1000 lira kazanma imkânı sunuyoruz. Ancak en önemli şartımız, gittiğiniz işyerinin en az iki sigortalı çalışanının olmasıdır. İşyerine herhangi bir maliyet olmadan İŞKUR maliyeti karşılamaktadır. Bu program 2015’te 6 ay sürdü. Önümüzdeki yıllarda da bu süre artabilir” şeklinde konuştu.

    KOSGEB İl Müdürlüğü Uzman Yard. Tuba Yaşar da eğitimini tamamlayan kursiyerlere hayırlı olsun dileklerini ileterek, bu tür çalışmaların devamının gelmesi için gereken özeni göstereceklerini ifade etti.

    “Uygulamalı Girişimcilik Eğitimi” kursu kapanış programı, kursiyerlere hediye verilmesinin ardından toplu fotoğraf çekinilmesiyle sona erdi.

  • İslam İşbirliği Teşkilatı 5. Sağlık Bakanları Konferansı Kapanış Oturumu

    İSTANBUL (İHA) – Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, terör örgütlerinin oyunlarının birlikte bozulması gerektiğini belirterek, “Teröre karşı bugün mücadele vermezsek yarın daha karanlık olacaktır” dedi.

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Çırağan Sarayı’nda düzenlenen İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) 5. Sağlık Bakanları Konferansı’na kapanış oturumuna katıldı. Konferansa Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yanı sırda, İİT Genel Sekreteri İyad Medeni, İİT Genel Sekreter Yardımcısı Muhammed Naim Han, Suudi Arabistan Sağlık Bakanı Halid bin Abdulaziz el Faleh, Endonezya Sağlık Bakanı Nila Farid Moeloek, KKTC Sağlık Bakanı Salih İzbul, Sudan Sağlık Bakanı İdris Abu Garda ve Senegal Sağlık Bakanı Awa Marie Coll Seck, Yemen Sağlık Bakanı Nasser Mohsen Nasser Baoom, Somali Sağlık Bakanı Hawa Hassan Mohamed olmak üzere 43 ülkenin Sağlık Bakan, Bakan Yardımcısı ve Müşteşarı katıldı. Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başlayan konferansta bir konuşma yapan Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, “Bundan önce olduğu gibi ülkenin dönem başkaları süresinde ve sonrasında da İslam aleminin ve insanlığın sağlığına, refahına her türlü katkıyı yapmaya hazır olduğumuzu buradan bir kez daha ifade etmek istiyorum. Yiyecek bulamadığı için hayatını kaybeden bir çocuğun aşısı yapılmadığı için ömrünün geri kalan kısmının bir başkasının desteği yürüten bir çocuğun acısının yine bizle hissedecek yine bizler paylaşarak azaltacağız” dedi.

    “G-20’DE AŞIRICILIĞA KARŞI ALINAN ORTAK KARARLARLA, ORTAK MÜCADELE KONUSUNDA GÖRÜŞ BİRLİĞİ İÇERİSİNDE OLDUK”

    Konferansta bir konuşma yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İslam ülkeleri arasındaki en kapsamlı ve etkin işbirliği İslam İşbirliği Teşkilatının sorumlulukları her geçen gün artıyor. Dünyada giderek derinleşen terörizm ve mülteci sorunlarının merkezinde Müslüman toplumlar ve İslam dünyası yer alıyor. Diğer ülkelerde terörizme ve mülteci krizine yol açtığı sorunlara karşı artan tepkiler, topyekün İslam dünyasına tüm Müslümanlara yönelmeye başladı. Suriye başta olmak üzere bölgemizde yaşanan insani dramlar devam ederken içinde birde Müslümanlara yönelik nefret saldırıları ırkçı tutumların yükselişiyle karşı karşıyayız. Geçtiğimiz Pazar ve Pazartesi günü Antalya’da yapılan G-20 Liderler Zirvesi’nde bu konuyu ayrıntılı olarak ele alma imkanı bulduk. Zirvede temsil edilen Müslüman nüfusun liderlerinin aşırıcılığa karşı aldığı ortak karalarlar, ortak mücadele konusunda görüş birliği içerisinde olduk. İslam İşbirliği Teşkilatı içinde temsil edilen tüm ülkelere bu noktada çok önemli görevler düşüyor” dedi.

    “TERÖR ÖRGÜTLERİNİN OYUNLARINI BİRLİKTE BOZMALIYIZ”

    “Müslümanlar olarak sorumluluk çok büyük İslam adını kullanarak Müslümanlara en büyük zararı veren DAİŞ, El-Kaide, Boko Haram gibi örgütler karşısında hep birlikte el ele vererek, net ve ilkeli tutum ortaya koymalıyız” diyen Erdoğan, “İslam Müslüman cihat mücahit şeriat gibi kavramların bu teröristlerin aracı olmaktan istismar aracı olmaktan kurtarmalıyız. Bu örgütler, bu kavramlar üzerinden Müslümanların kanlarının döken, onurlarını kıran, geleceklerini karartan güçlerini oyununu hep birlikte bozmalıyız. Dünyadaki bir 17 Müslüman’ın izzetinin bir avuç teröristin insafına terk edemeyiz, etmemeliyiz. Bu aziz dinin sahibi ve koruyucusu elbette Allah’tır. Allah ama bizimde kendi haysiyet ve istikbalimize daha sıkı bir şekilde sahip çıkma sorumluluğumuz elbette vardır. Kendi coğrafyamızda ortaya çıkan ve bir proje ürünün olduğu her hainden belli olan bu örgütlerin önünün biz kesmezsek neler olduğunu görüyoruz. Birileri hemen uçaklarıyla, tank, top, füzeleriyle gerektiğinde askerleriyle gelip bu işe soyunuyor. Biz kendimiz çözemediğimiz de birileri hemen alıp olayı çok daha derinleştiriyor ve yaygınlaştırıyor. Özellikle mezhep sorunu İslam dünyasının yumuşak karnı olduğunu sürdürüyor. Bu mesela kimi yerde etkin ayrımlarla tahkim ediliyor, kanatılıyor. Bugün bölgemiz herkesin birbiriyle kavgalı olduğu, oluk oluk Müslüman kadının akıtıldığı bir hale geldi. Artık bu gidişe hep birlikte dur demeliyiz” ifadelerini kullandı.

    “TERÖRE KARŞI BUGÜN MÜCADELE VERMEZSEK YARIN DAHA KARANLIK OLACAKTIR”

    “Peygamberimiz merhamet peygamberidir, barışın timsalidir. Merhamet dini olan sevgi, dini olan vicdan, dini olan ilim, dini olan İslamın terörle zulümle ölümle, cehaletle anılmasının önüne geçmek hepimizin boynunun borcudur” ifadelerini kullanan Erdoğan, “Şimdi mücadele zamanıdır. Teröre zulme adaletsizliği kine öfkeye israfa aşırıcılığa dinimizin yasakladığı her türlü kötülüğe mücadele zamanıdır. Eğer bu mücadeleyi hemen vermeye başlamazsak, yarın hepimizin için daha karanlık olacaktır. Gündüzü geceye çevirende geceyi gündüze döndüren de Allah’tır. Mücadelemizde başarılı olabilmek için Rabbimize güvenmemiz onun emrettiği şekilde dosdoğru olmamız kafidir. Müslümanlar olarak birlik ve beraberliğimizi kardeşliğimizi tesis ettiğimiz an bu kardeşinizin üstesinden gelemeyeceği hiçbir şey yoktur. Bakınız burada 43 İslam ülkesinin bakan, bakan yardımcısı ve kıymetli temsilcisi var. Her birimiz bu meseleyi kendi ülkelerimiz nezdinde gündeme getirdiğimizde mutlaka bir farkındalığın oluşmasına katkı sağlarız. Aynı anlayışı her platformda ortaya koyduğumuzda çok muazzam bir sinerjinin ortaya çıkacağına inanıyorum. Bu birlik ve beraberliğe kardeşlik ve uyanışa gerçekten çok ihtiyacımız var. Ancak inananlar kardeştir. Kardeşliğimizin gereği yerine geliyor mu? Burada soru işareti, maalesef. O günlerin çok yakın olduğunu ümit ediyorum” şeklinde konuştu.

    “BM VE DİĞER İNSAN ÖRGÜTLERİ MÜLTECİLERE İYİ HİZMET VEREMEDİ”

    Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasını şöyle sürdürdü:

    “Son 12-13 yıl içerisinde sağlıkta ciddi adımlar attık ve sıçramalar gerçekleştirdik. Devlet yönetiminde temel ilke olan insanı yaşat ki, devlet yaşasın sözünün sağlık alanında görmek mümkündür. Hem insan hem alt yapı hem de insan kaynağı bakımından, sağlık bakımından kat ettiğimiz mesafe devrimdir. Her yıl yurtdışından gelen 400 bin kişiye de sağlık hizmeti verebilir hale geldik. İlaveten Suriye ve Irakta ülkemize gelen 2 buçuk, kardeşimizin sağlık hizmeti ihtiyaçlarını da aynı sistem içerisinde ciddi bir aksaklığa mahal vermeden karşıladık. Şu hususu sizinle paylaşmak istiyorum. Suriye’de istikrarsızlığın başladığı 2011’den bu yana yaklaşık 5 milyon insan ülke dışına gitmek zorunda kaldı. Bunların 2 milyon 200 bini Türkiye’ye, 1 milyonu Lübnan 650 bini, Ürdün 250 bin, Irak’ta hayatlarını sürdürmeye çalışıyor. Kalanı da çeşitli ülkelere dağılmış durumdadır. Suriye’de yaşanan her şeye yeni göç dalgalarını ortaya çıkarıyor. BM ve diğer örgütler iyi bir hizmet veremedi. İslam dünyası bu konuda dayanışma koymadı. Bir Türkiye olarak mülteciler için ne yaptık? Sadece kamplarda kalanlar için kalan para 8 buçuk milyon dolardır. 280 bin kişi kamplarda kalıyor. 2 milyon 200 bin Suriye, 300 bin Iraklı, Türkiye’nin değişik vilayetlerinde, 500 bin İstanbul’da var. Bunlara STK, belediye bakıyor. Buradan meydana gelecek sosyoloji ve psikolojik tramvayı düşünebiliyor musun? Bütün bunlarla mücadele edeceğiz. Ülkemizin değişlik vilayetlerinde her yerde, bunlarla karşı karşıyayız. Biz bu meseleye insani ahlaki ve İslami bir vazife olarak bakıyor ve çalışmalarımızı hızlı şekilde yürütüyoruz. Halkıma diyorum ki onlar muhacirdir, siz ensar olmaya devam edeceksiniz. Bu varil bombalarından kaçan Suriyeli muhacirlere ensar gerekiyordu. Bu görev de bize düştü. Batı destek verse de vermese de, biz bunu sonuna kadar yürütmeye devam edeceğiz. Gönül Tüm İslam ülkelerini yanımızda görebilmeyi isterdi, olanlar da var onlara şükran ediyorum.”

    “TERÖR EN ÖNEMLİ GEREKÇESİ FAKİRLİKTİR”

    Erdoğan, “Vicdanımızı kaybettiğimiz de bizi biz yapan tüm değerleri kaybederiz. Oysa bizim medeniyetimizde mazluma kültüre milliyeti sorulmanda el uzatılır. Mazlum sadece insan olması sıfatıyla her yardıma layıktır. 7 milyonu ülke içinde ve 7 milyonu dışında Suriyeli var. Milyonlarca mazlum kardeşimizin hayatlarını sürdürmeye çalışıyor. Afrika’da katliama maruz kalan milyonlarca insan var. Askeri konuda ciddi bir durum mevcuttur diyelim, bu mazlumlara yardım elinin uzatılması konusunda ne mani var? Halbuki maddi durumları bizden daha iyi olan İslam ülkeleri var. Yardım konusunda daha faal olmalarını bekliyoruz. Terörün en önemli gerekçesi fakirliktir. Terörün arkasındaki güçler fakiri yoksulu seçiyorlar. Canlı bombayı onların içinden seçiyor. Onu o şekilde araziye gönderiyor. Terörizm ile göç sorunu bataklıkta üreyen sinekler gibidir. Öyleyse, bu bataklığı kurutmak lazım. Bunun adı sefalet bataklığı, bunu yok edince terörizm ve göçleri ortadan kaldırmış olursunuz. Türkiye olarak bunları artırarak sürdürmek kararındayız. Tüm İslam ülkelerini birlikte hareket etmeye devam ediyorum” diye konuştu.

  • Serdivan Belediyesi Kapanış Saatlerine Yeni Düzenleme Getirdi

    Serdivan Belediye Encümeni, kış saati uygulaması kapsamında ilçe sınırları içerisinde faaliyet gösteren gayrisıhhi umuma açık istirahat ve eğlence yerlerinin kapanış saatlerini belirledi.

    Konu ile ilgili Serdivan Belediyesi’nden yapılan açıklamada kış saati uygulaması kapsamında Belediye Encümeni’nin aldığı kararla, ilçe sınırları içerisindeki gayrisıhhi umuma açık istirahat ve eğlence yerlerinin 15 Kasım Pazar gününden itibaren saat 24.00’a kadar, Kafeler Caddesi olarak da bilinen Bağlar Caddesi’ndeki işletmelerin ise 01.00’a kadar müşterilerine hizmet verebileceği belirtildi.

    Açıklamada tekel bayilerinin kapanış saatleri ile ilgili herhangi bir değişiklik yapılmadığı dile getirilirken, “Tütün Mamulleri ve Alkollü İçkilerin Satışına ve Sunumuna İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik’ kapsamında alkollü içki satışı yapan tekel bayilerinin gece 22.00’a kadar açık kalacağı belirtildi. Kapanış saatleri ile ilgili encümen kararının ilçe genelindeki işletmelerin yanı sıra ilgili kamu kurumlarına ve esnaf odalarına da iletildiği ifade edilirken, bu kapsamda denetimlerin de belirli periyotlarda yapılacağı dile getirildi.