Etiket: Kapağı

  • Göz Kapağı Ameliyatı İle Yorgun İfadeden Kurtulun

    Göz Hastalıkları Uzmanı Op.Dr.Şeyda Atabay, “Göz kapagı ameliyatı ile yorgun ifadeden kurtulun” dedi.

    Göz kapağı ameliyatının en önemli avantajının lokal anestezi ile gerçekleştirebilmesi olduğunu belirten Op.Dr.Şeyda Atabay, “Hastamız ameliyat sırasında hiçbir ağrı duymaz. Tüm ameliyat boyunca hastamız ile konuşarak rahat bir şekilde ameliyatlarımızı gerçekleştirebilmekteyiz. Tüm ameliyat hastamızın gözü kapalı olarak yukarıdan yapıldığı için hastamız rahatsızlık duymaz. Lazerle yaptığımız için kanama problemi çok yaşamayız. Ameliyat yara yerine estetik dikişler atılarak sonlandırılır. Ameliyat sonrasında hastalarımızı hemen evlerine gönderebilmekteyiz. Hastanede kalmayı gerektirmez. Ameliyat sonrasında uygulayacakları buz kompresi ile ağrı sorunu da olmamaktadır. Gayet konforlu bir ameliyattır” dedi.

    Üst ve alt göz kapağı ameliyatının lokal ya da genel anestezi altında 1 ila 2 saatte tamamlandığını belirten Op.Dr.Şeyda Atabay, “Operasyon sırasında hasta acı ya da ağrı hissi duymaz. Üst göz kapağında kat çizgisinden, alt göz kapağında kirpiklerin hemen altında kesiler açılarak buradan müdahale edilir. Üst göz kapağındaki kas dokusundaki gevşeklik giderilir. Bağ ve kas dokusu onarılır, fazla yağ miktarı ve deri alınır. Alt göz kapağındaki fazla yağ, cilt ve kas dokusu alındıktan sonra özel dikişlerle kesi yeri, iz belirgin olmayacak şekilde kapatılır. Dikişlere hafif bir pansuman yapılır” diye konuştu.

  • Göz Kapağı Düşüklüğü Görme Kaybına Neden Olabiliyor

    Göz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Barış Yeniad, göz kapağı düşüklüğünün görme kaybına neden olabildiğini söyledi.

    Göz kapağı düşüklüğünün doğuştan veya ileri yaşlarda görülebildiğini anlatan Göz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Barış Yeniad, “En sık göz kapağı düşüklüğü nedenleri, yaşa bağlı göz kapağını kaldıran kaslarda güçsüzlük, göz bölgesine gelen travmalar, geçirilmiş göz ameliyatları, miyokondrial miyopati gibi kas hastalıkları ve doğuştan göz kapağı kaslarının yeterli gelişmemesidir” dedi.

    DOĞUŞTAN GÖZ KAPAĞI DÜŞÜKLÜKLERİ NEDEN OLUR?

    Doğuştan göz kapağı düşüklüğünün, göz kapaklarını yukarı kaldıran ’levator palpebralis’ olarak adlandırılan kasın yeteri kadar gelişmediği durumlarda ortaya çıktığını anlatan Göz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Barış Yeniad, “Her 10 bin doğumda bir bebekte bu durum ortaya çıkabilmektedir. Doğuştan göz kapağı düşüklükleri sadece estetik bir durum değildir. Eğer göz kapağı göz bebeğini kapatacak kadar düşükse o gözde tembellik riski olduğundan ileride görme kayıplarına yol açabilir. Bu nedenle düşüklüğün acilen düzeltilmesi gerekmektedir. Tedavi mutlaka cerrahidir ve başka bir tedavi seçeneği bulunmamaktadır. Uygulanacak cerrahi tedavi ise göz kapağını yukarı kaldıran kasın kuvvetine göre seçilir” diye konuştu.

    ERİŞKİNLERDE GÖZ KAPAĞI DÜŞÜKLÜĞÜ NEDEN OLUR?

    Erişkinlerde göz kapağı düşüklüğünün en sık, yıllar içinde göz kapağını kaldıran kasın zayıflamasına bağlı olarak geliştiğini ifade eden Göz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Barış Yeniad, “Bu durum özellikle ileri yaşta katarakt ameliyatı geçirmiş hastalarda daha sık görülmektedir. Bunun dışında travmalar, sinir felçleri veya göz kapağı yapısını bozan kitlelere bağlı olarak meydan gelebilir. Erişkinlerde göz kapağı düşüklüğü sıklıkla kozmetik istenmeyen sonuçlara neden olur ve düzeltilmez ise zamanla artabilir” diye konuştu.

    GÖZ KAPAĞI DÜŞÜKLÜĞÜ NASIL TEDAVİ EDİLİR?

    Göz kapağı düşüklüğünün tedavisinin cerrahi olduğunu kaydeden Göz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Barış Yeniad, “Yapılacak cerrahi tedavi seçiminde muayenede uygulanacak tanı yöntemleri son derece önemlidir. Kapak düşüklüğünde yanlış tedavi uygulandığında yüz güldürücü sonuçlar alınamaz bu nedenle cerrahi tedavide tecrübe son derece önemlidir. Tanı yöntemleri arasında en önemlisi göz kapağını kaldıran kasın ne kadar çalıştığıdır. Eğer bu kas iyi çalışıyorsa ameliyat sonrası sonuçlar çok daha iyi olmaktadır. Temel olarak göz kapağı düşüklüğünde iki yöntem mevcuttur. Birinci yöntem göz kapağını kaldıran kas yeteri kadar çalışıyorsa bu kasın kuvvetlendirilerek daha iyi çalışır hale getirildiği levator cerrahisidir. Levator cerrahisi yaklaşık 15-20 dakika süren lokal anestezi altında uygulanan bir yöntemdir. Kapak yüksekliği ameliyat sırasında ayarlanır ve hasta ile kooperasyon son derece önemlidir. Eğer göz kapağını kaldıran kas çalışmıyorsa göz kapağı frontal askı dediğimiz yöntem ile alnımızdaki frontal kasa asılır. Askı yönteminde bacaktan alınan otojen fascia lata veya silikon gibi materyaller kullanılabilir. Frontal askı cerrahisi lokal veya genel anestezi altında yapılabilir. Çocuklarda ise her iki yöntem de genel anestezi altında yapılmalıdır. Hastaların bilmesi gereken en önemli husus kapak düşüklüğünde uygulanan cerrahi sonrasında tekrar ayarlama yapmak gerekebilir. Her iki kapak arasında 1 milimetreden az fark olması başarı kriteri olarak kabul edilir. Ameliyat sonrasında dikişler ise 1.haftada alınmaktadır” dedi.

    Göz kapağı düşüklüğünde en önemli şeylerden birinin göz kapağı yüksekliğinin ayarlanması olduğunu söyleyen Doç. Dr. Yeniad, “Kapak yüksekliği az veya çok ayarlanırsa istenen sonuç alınamaz. Yetersiz veya fazla düzeltmelerde tekrar ayarlama yapılmalıdır. Özellikle frontal askı cerrahisinde fazla düzeltmelerde göz kapağı yeterli esneklikte olmaz ve kapanmada problemler yaşanabilir. İyi kapanmayan göz kapakları nedeni ile saydam tabakamız korneada çok ciddi sonuçlar ortaya çıkabilir” şeklinde konuştu.

  • Göz Kapağı Düşüklüğü’ne Dikkat

    Göz Hastalıkları Uzmanı Doç.Dr.Barış Yeniad, göz kapağı düşüklüğüne dikkat edilmesi gerektiğini belirtti.

    Göz kapağı düşüklüğünün doğuştan veya ileri yaşlarda görülebildiğini anlatan Doç.Dr.Barış Yeniad, “En sık göz kapağı düşüklüğü nedenleri yaşa bağlı göz kapağını kaldıran kaslarda güçsüzlük, göz bölgesine gelen travmalar, geçirilmiş göz ameliyatları, miyokondrial miyopati gibi kas hastalıkları ve doğuştan göz kapağı kaslarının yeterli gelişmemesidir” dedi.

    DOĞUŞTAN GÖZ KAPAĞI DÜŞÜKLÜKLERİ NEDEN OLUR?

    Doğuştan göz kapağı düşüklüğünün göz kapaklarını yukarı kaldıran” levator palpebralis” olarak adlandırılan kasın yeteri kadar gelişmediği durumlarda ortaya çıktığını kaydeden Doç.Dr.Barış Yeniad, “Her 10 bin doğumda bir bebekte bu durum ortaya çıkabilmektedir. Doğuştan göz kapağı düşüklükleri sadece estetik bir durum değildir. Eğer göz kapağı göz bebeğini kapatacak kadar düşükse o gözde tembellik riski olduğundan ileride görme kayıplarına yol açabilir. Bu nedenle düşüklüğün acilen düzeltilmesi gerekmektedir. Tedavi mutlaka cerrahidir ve başka bir tedavi seçeneği bulunmamaktadır. Uygulanacak cerrahi tedavi ise göz kapağını yukarı kaldıran kasın kuvvetine göre seçilir” diye konuştu.

    ERİŞKİNLERDE GÖZ KAPAĞI DÜŞÜKLÜĞÜ NEDEN OLUR ?

    Doç.Dr.Barış Yeniad, erişkinlerde göz kapağı düşüklüğü en sık yıllar içinde göz kapağını kaldıran kasın zayıflamasına bağlı olarak geliştiğini ifade ederek “Bu durum özellikle ileri yaşta katarakt ameliyatı geçirmiş hastalarda daha sık görülmektedir . Bunun dışında travmalar, sinir felçleri veya göz kapağı yapısını bozan kitlelere bağlı olarak meydan gelebilir. Erikinlerde göz kapağı düşüklüğü sıklıkla kozmetik istenmeyen sonuçlara neden olur ve düzeltilmez ise zamanla artabilir” dedi.

    GÖZ KAPAĞI DÜŞÜKLÜĞÜ NASIL TEDAVİ EDİLİR?

    Göz kapağı düşüklüğünün tedavisinin cerrahi olduğunu anlatan Doç.Dr.Barış Yeniad, daha sonra şunları söyledi; “Yapılacak cerrahi tedavi seçiminde muayenede uygulanacak tanı yöntemleri son derece önemlidir. Kapak düşüklüğünde yanlış tedavi uygulandığında yüz güldürücü sonuçlar alınamaz bu nedenle cerrahi tedavide tecrübe son derece önemlidir. Tanı yöntemleri arasında en önemlisi göz kapağını kaldıran kasın ne kadar çalıştığıdır. Eğer bu kas iyi çalışıyorsa ameliyat sonrası sonuçlar çok daha iyi olmaktadır. Temel olarak göz kapağı düşüklüğünde iki yöntem mevcuttur. Birinci yöntem göz kapağını kaldıran kas yeteri kadar çalışıyorsa bu kasın kuvvetlendirilerek daha iyi çalışır hale getirildiği levator cerrahisidir. Levator cerrahisi yaklaşık 15-20 dakika süren lokal anestezi altında uygulanan bir yöntemdir. Kapak yüksekliği ameliyat sırasında ayarlanır ve hasta ile kooperasyon son derece önemlidir. Eğer göz kapağını kaldıran kas çalışmıyorsa göz kapağı frontal askı dediğimiz yöntem ile alnımızdaki frontal kasa asılır. Askı yönteminde bacaktan alınan otojen fascia lata veya silikon gibi materyaller kullanılabilir. Frontal askı cerrahisi lokal veya genel anestezi altında yapılabilir. Çocuklarda ise her iki yöntem de genel anestezi altında yapılmalıdır. Hastaların bilmesi gerekn en önemli husus kapak düşüklüğünde uygulanan cerrahi sonrasında tekrar ayarlama yapmak gerekebilir. Her iki kapak arasında 1mm den az fark olması başarı kriteri olarak kabul edilir. Ameliyat sonrasında dikişler ise 1.haftada alınmaktadır.

    Göz kapağı düşüklüğünde en önemli şeylerden biri göz kapağı yüksekliğinin ayarlanmasıdır. Kapak yüksekliği az veya çok ayarlanırsa istenen sonuç alınamaz. Yetersiz veya fazla düzeltmelerde tekrar ayarlama yapılmalıdır.Özellikle frontal askı cerrahisinde fazla düzeltmelerde göz kapağı yeterli esneklikte olmaz ve kapanmada problemler yaşanabilir. İyi kapanmayan göz kapakları nedeni ile saydam tabakamız korneada çok ciddi sonuçlar ortaya çıkabilir.”

  • 78 Yaşında Kalp Kapağı Değişti

    Mersin’in Tarsus ilçesinde 78 yaşındaki Ali Çöp’ün kalp kapağı (mitral kapak) değiştirildi. Bu yaştaki bir hastada çok nadiren yapılan ameliyatın ardından hasta sağlığına kavuştu.

    Tarsus’un Çakırlı Mahallesi’nde yaşayan, 6 çocuk ve 10 torun sahibi çiftçi Ali Çöp, geçtiğimiz Ocak ayında nefes darlığı yaşamaya başladı. Çocukları tarafından Medical Park Tarsus Hastanesi’ne getirilen Ali Çöp’ü muayene eden ve anjiyo yapan Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Abdurrahman Tasal, kalp kapağında sorun olduğunu belirleyince hastanın yaşı nedeniyle ilaç tedavisi başlattı. Ancak 3 ay süren ilaç tedavisi sonuç vermeyince ameliyat gerekliliği ortaya çıktı. Yaşı nedeniyle ameliyatın getireceği riski kabul eden Ali Çöp operasyonun yapılmasını istedi.

    Ameliyatı Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Özgür Mart ile ekibi gerçekleştirdi. Yaklaşık 2 saat süren ameliyatla Ali Çöp’ün kalp kapağı değiştirildi. Başarılı geçen operasyondan sonra Ali Çöp sadece 14 saat yoğun bakımda tutulup normal odaya alındı.

    Ameliyat sonrası, doktorları Özgür Mart ve Abdurrahman Tasal’la bir araya gelen Ali Çöp, “Kendimi çok iyi hissediyorum” dedi.

    Op. Dr. Özgür Mart ise kapak değişimi ameliyatlarının 55-60 yaşından sonra çok riskli olduğunu, Ali Çöp’ün operasyonunu ise sorunsuz tamamlandığını belirtti.

  • Ahi Evren’de Kalp Kapağı Değişimi

    Trabzon’daki Ahi Evren Kalp Damar Hastanesi’nde Doğu Karadeniz Bölgesi’nde ilk defa gerçekleştirilen bir operasyonda kapalı yöntemle bir hastanın kalp kapağı değiştirildi.

    Ahi Evren Kalp Damar Hastanesi’nde tedavi gören 81 yaşındaki Nazmiye Öztürk adlı hastanın mitral kalp kapağı operasyonu Kardiyolog Doç. Dr.Levent Korkmaz, Uzm. Dr. Ali Rıza Akyüz ve Kalp Damar Cerrahı Uzm. Dr. Muhammet Onur Hanedan tarafından göğsü tamamen açmadan, meme altından girilerek gerçekleştirdi.

    Kardiyolog Doç. Dr. Levent Korkmaz, hastanın daha önce açık kalp ameliyatı geçirdiğini belirterek “Hastamız Nazmiye Öztürk’ün mitral kalp kapağı 2010 yılında açık kalp ameliyatıyla değiştirilmiş. Yaklaşık bir yıl önce yapılan tetkiklerde değişen bu kapağın bozulduğu ve tekrar ameliyat ile bu kapağın değişmesi gerektiği hastamıza söylenmiş. Hasta ve yakınları birçok doktordan bu konuda fikir almışlar ancak ikinci açık kalp ameliyatının çok riskli olduğunu öğrenmeleri üzerine ameliyat olmaktan vazgeçmişler. Son dönemlerde şikâyetleri belirgin olarak artan hastamız gittiği hastane tarafından bu tür ameliyatlarıın kapalı yöntemle de yapılabildiği bilgisi verilerek fikir almak üzere Hastanemize yönlendirilmiştir” dedi.

    Operasyonun başarıyla geçtiğini kaydeden Dr. Korkmaz, “Hastamız bize başvurduktan sonra gerekli değerlendirmeleri ve tetkikleri yaptık. Operasyonu hastamızın göğsünü tamamen açmadan, meme altından girerek gerçekleştirdik. Yaklaşık 20 dakika süren bir işlem ile daha önceden bozulan kapağın içerisine yeni bir kapak yerleştirdik. İşlem oldukça başarılı geçti. Hastamızı gelişebilecek herhangi bir olumsuzluğu gözlemlemek amacıyla 48 saat süreyle yoğun bakımda takip ettik. Ardından hastamız tedavisi servis ortamında tamamlanarak taburcu edildi. Hastanemizde yaklaşık 150 hastamızın aort kapağı ameliyatsız yöntemle başarılı bir şekilde değiştirilmişti. Bölgemizde ilk defa, Türkiye’de de 5. kez uygulanan bu yöntemle mitral kapak değişimini de bu hastamızda başarılı bir şekilde gerçekleştirdik” diye konuştu.