Etiket: “Kaos

  • 16 Nisan’dan sonra kaos ortamı oluşturmak isteyenlere operasyon

    İzmir’de, 16 Nisan referandumundan sonra eylemler yapan 16 kişi hakkında gözaltı kararı verilirken, 11 kişi operasyonla yakalandı.

    Edinilen bilgiye göre, 16 Nisan’da sonra İzmir genelinde bazı sokak olayları planlayan kişilere yönelik operasyon başlatan İzmir Emniyet Müdürlüğüne bağlı Terörle Mücadele Müdürlüğü ekipleri, 16 kişi hakkında gözaltı kararı çıkartılması üzerine harekete geçti. Sokak olayı planladığı iddia edilen kişilere yönelik Aliağa, Menemen’da tek tek yapılan baskınlarda şu ana kadar 11 kişi gözaltına alındı. Adreslerde yapılan aramalarda, çok sayıda dijital malzeme ve örgütsel doküman ele geçirilirken, 11 kişinin emniyetteki sorgusu devam ediyor.

  • PKK’nın Bağlar’da kaos planı

    Diyarbakır’ın merkez Bağlar ilçesinde terör örgütü PKK mensuplarının, vatandaşların evlerini terk etmelerini sağlayıp, kaos ortamı oluşturmak istediği ortaya çıktı. Diyarbakır Emniyet Müdürü Adnan Taşdan, emniyetin gerekli tüm tedbirlerini her zaman aldığını belirterek, “Bu hainlerin amacı kaos ortamı yaratmaktır. Biz dün olduğu gibi bugün de bu hainlere Diyarbakır halkı ile birlikte gerekli cevabı vereceğiz” dedi.

    Diyarbakır’ın merkez Bağlar ilçesinde Kaynartepe Mahallesi ile çevresindeki bazı caddelerde ilan edilen sokağa çıkma yasağının kaldırılmasının ardından hayat hızla normalleşirken, terör örgütü PKK mensuplarının ilçede bir kez daha kaos ortamı oluşturmak istediği ortaya çıktı. Edinilen bilgilere göre, terör örgütünün milisler aracılığıyla, çeşitli yöntemlerle, “Evinizi terk edin, biz yeniden geleceğiz” diyerek, vatandaşlara korku salmaya çalıştığı öğrenildi. Mahalledeki bazı duvarlara, “İntikam alacağız. İhanetin bedeli ağır olacak” yazılarının yazılması da dikkat çekti.

    Polis anons yaptı

    Söz konusu durum üzerine tedirgin olan vatandaşların sık sık ’155’ hattına ihbarda bulunduğu da öğrenildi. Bunun üzerine polis, geçtiğimiz günlerde vatandaşları rahatlatmak için, Kaynartepe Mahallesi’nin tamamı, Gürsel Caddesi’nin Cemiloğlu Caddesi’nden Bağlar Dörtyol’a kadar olan bölümü ile Nükhet Coşkun Caddesi’nde zırhlı araçlardan anons yaptı. Anonslarda, “Evlerinizden çıkmayın. Rahat olun, biz yanınızdayız. Amaçları sizlerin evlerinizi terk edip mağdur olmanızı sağlamaktır. Bu sayede kaos ortamı yaratmak istiyorlar” denildi.

    “Gerekli önlemleri aldık”

    Diyarbakır İl Emniyet Müdürü Adnan Taşdan, yaşanan gelişmeleri yakından takip ettiklerini ve vatandaşın huzur ve güveni için gerekli önlemleri aldıklarını söyledi. Taşdan, “Konuyu yakından takip ediyoruz. Vatandaşlarımızın huzur ve güveni için güvenlik güçlerimiz günün her saatinde görevinin başındadır. Bu konuda da gerekli güvenlik tedbirleri alınmıştır. Vatandaşlarımız rahat olsunlar, biz onların yanındayız. En küçük bir tehlikeyi sezmeleri halinde Polis İmdat hattını arasınlar. Güvenlik güçlerimiz anında yanlarında olacaklardır. Korkmasınlar ve korku salmaya çalışanlara karşı da dimdik dursunlar. Bu hainlerin amacı kaos ortamı yaratmaktır. Biz dün olduğu gibi bugün de bu hainlere Diyarbakır halkı ile birlikte gerekli cevabı vereceğiz” dedi.

    Sokağa çıkma yasağı ilan edilmişti

    Diyarbakır’ın merkez Bağlar ilçesi Kaynartepe Mahallesi’nde 14 Mart gecesi teröristlerin bir anda ortaya çıkarak, durdurdukları aracı yakmaları ve barikat olarak kullanmaları üzerine sokağa çıkma yasağı ilan edilmişti. Yasakla birlikte geniş kapsamlı operasyon başlatılmış, bir polis şehit olmuş, 16 polis de yaralanmıştı. 16’sı yaralı olmak üzere 23 örgüt mensubunun da yakalandığını operasyonlarda, 70 Kalaşnikof, 6 bixi, 5 keskin nişancı tüfeği, 10 roketatar, 91 el bombası, 22 el yapımı patlayıcı düzeneği, bomba yapımında kullanılan 18 çuval kimyasal toz, çok sayıda mühimmat ve yaşam malzemesi ile esrar ele geçirilmiş, 50 barikat kaldırılmış ve 10 çukurun kapatılmıştı.

  • “Bombalı Araç” Mesajları Terör Örgütlerinin Kaos Planı Mı?

    Ankara ve İstanbul’da yaşanan bombalı terör saldırısının ardından vatandaşlara sms yoluyla iletilen ’Bombalı araç var sokağa çıkmayın’ gibi tedirgin eden türden mesajların terör örgütlerinin yeni bir kaos planı olabileceği belirtildi. Uzmanlar, gelen mesajların kesinlikle başka kişilere iletilmemesi gerektiği uyarısını yaptı.

    Türkiye’nin önemli illerinde son aylarda yaşanan bombalı terör saldırılarının ardından büyük şehirlerdeki vatandaşları bir korku saldı. Özellikle saldırı sonrasında vatandaşlar tarafından polise onlarca ihbar geldi. Bazı kentlerde yetkili birimlerce doğrulanmadığı halde bombalı araç haberleri yaygınlaştı. İzmir, Ankara, İstanbul gibi kentlerde yaşayan yurttaşlar, cep telefonlarına gelen mesajla daha da paniğe kapıldı. Son zamanlarda gelen mesajların sıklığı artarken, iletilerde sokağa çıkılmaması, otobüs veya metroya gerekli olmadıkça binilmemesi gerektiği yazıldı.

    TERÖR ÖRGÜTLERİNİN KAOS PLANI MI?

    Elden ele dolaşan bu mesajların terör örgütlerinin yeni bir kaos planı olabileceği belirtildi.

    Ege Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümünde görevli Prof. Dr. Tanju Tosun, bu tür dezenformasyon türdeki mesajların kişileri psikolojik olarak etkilemeye yönelik olduğunu söyledi. Gelen mesajların başka kişilere iletilmemesi uyarısında bulunan Tosun, mesajlara itibar edilmemesi gerektiğine dikkat çekti. Terör örgütlerinin çalışma şekline değinen Tosun, şöyle konuştu: “Terör saldırısının ardından başta sosyal medya olmak üzere, çeşitli iletişim araçlarıyla kamuoyuna ulaştırılan yeni saldırı olasılıklarına ilişkin mesaj ve haberler toplumda belirgin bir endişeye yol açmış görünüyor. Geniş kitleler özellikle yakın geçmişte gerçekleştirilmiş terör eylemlerinin ardından bu tür duyumları aldıkları takdirde, haberin, mesajın gerçekliğini sorgulama ihtiyacı hissetmeden, insanların psikolojik özellikleri gereği, bu tür gerçek dışı kirli haberlere inanma eğilimindedir. Çünkü, yakın bir geçmişte yaşanan eylemler, endişe inşa etme amaçlı haberler rasyonel akıl sürecinde değerlendirilmeden, endişe, korku gibi saiklerle gerçek olanı bastırır. Bu tür endişeleri aşmak için bir yandan siyasi ve bürokratik karar vericilere, diğer yandan kamuoyuna, vatandaşlara önemli sorumluluklar düştüğü kanaatindeyim.”

    ÖRGÜTLER BU TÜR PROPAGANDALARA BİLİNÇLİ OLARAK YÖNELİYOR

    Prof. Dr. Tanju Tosun, sözlerine şöyle devam etti:

    “Burada öncelikle belirtmemiz gereken; politik karar alıcılar ve bürokratik uygulayıcılar kamuoyuna aktarılan bu tür gerçek dışı mesajlar, haberlerin gerçek dışılığı konusunda ikna edici yöntemle kitleleri gerçeğe ilişkin bilgilendirmelidir. Bilgilendirmenin içeriğinde bu tür mesaj, haberlerin gerçek olanı gizleme, terör örgütlerinin dezenformasyonu, karşıt propagandası olduğunun altı özenle çizilmelidir. Ayrıca, terör örgütlerinin toplumsal desteklerinin yok olma sürecinde bu tür karşı propagandaya bilinçli olarak yöneldiklerinin de özenle vurgulanması gerekir.”

    Tosun, ayrıca, “Kitle üzerinde endişe oluşturma, yıldırma türü bu tür haber ve mesajların etkisini yok etmek için, bizzat mesajın ulaştığı kitlelere de önemli görev düştüğü kanaatinde” olduğunu söyledi.

    Tosun, gerçek haberle gerçek dışı haber arasındaki ayrıntıyı fark etmek gerektiğini belirterek sözlerini şöyle tamamladı:

    “Öncelikle resmi yayın organlarından, kurumlardan kendilerine bu tür bilgilerin aktarılıp aktarılmadığını sorgulamalı, araştırmalı, ardından sosyal çevresinde bu tür gerçek dışı, kirli haberlerin yayılmaması için, mesaj, haberi yaymak yerine, gerçek dışılığı, kurumları itibarsızlaştırma, yılgınlığa düşürme ve endişe yaratma odaklı olduğunu, gerekli gördüğü takdirde sağduyulu bir dille sosyal çevresinde dile getirmelidir. Burada altı önemle çizilmesi gereken bir diğer husus; bu tür fısıltı gazeteciliğinin özellikle medyaya güvenin azaldığı dönemlerde yükselişe geçmesidir. Bunun önüne geçilmesinin yolu; medyaya olan güvenin arttırılması ve siyasi iktidarların kamuoyunu endişeye sevk eden gerçek dışı haberlere vatandaşların itibar etmesine fırsat vermeden kamuoyu ile konuya ilişkin bilgileri önleyici tedbir amaçlı olarak açıkça paylaşmasıdır. Çünkü, hayali olanın gerçek olan karşısında inandırıcı olma, itibar elde etme şansı yoktur.”

  • Çetin: “Zeytinyağında Kaos Yaşanıyor”

    Tariş Zeytin ve Zeytinyağı Birliği Başkanı Cahit Çetin, Türkiye’nin önümüzdeki yıllarda ciddi rekolteler ile yüzleşeceğini belirterek, zeytinyağında bir kaos yaşandığını söyledi.

    Uzun zamandır üst üste Tariş Zeytin ve Zeytinyağı Birliği olarak seçilen Edremitli başkan Cahit Çetin, Tariş Edremit Kooperatifi binasında basın toplantısı gerçekleştirdi. Zeytin ve zeytinyağı üreticilerini savunarak, içinde bulundukları çıkmazdan kurtulma yöntemlerini anlatan Çetin, maliyetin altında fiyatlarla, fırsatçılık yapmaya çalışan tüccarlara da serzenişte bulundu. Üreticileri, markalaşmaları ve ürünlerinde coğrafi işaret tanımlaması yapmaları yönünde uyaran başkan Cahit Çetin, “Türkiye’de Tarım Bakanlığı’nın koyduğu dünya ikinciliği hedefi çok doğru bir hedefti. Bu hedefe doğru da hızla yürüyoruz. Bu hedef yürürken bazı aksaklıklarda beraberinde geliyor. Ulusal politikalar, gerek iç pazarda, gerek dış pazarda standartların Avrupa normlarına uygun bir şekilde yapabilmek çok zor bir şey değil. Ülkemiz önümüzdeki yıllarda ciddi rekolteler ile yüzleşecektir. Şu anda 180 bin, 170 bin ton önümüzdeki senelerde 250 bin, 300 bin ton gibi rakamlara hazırlanıyoruz. Bunlar sürpriz değil. Bunlar beklenen sonuçlar. Daha böyle 150 bin ton, 200 bin ton rekolte olduğu zaman karmaşa olan bir ortamın daha düzenli bir hale getirilmesi lazım. Yasal düzenlemelerle, yönetmelikler ile bunların tarifinin yapılması lazım. Şu anda zeytinyağında bu noksanlıktan kaynaklanan bir kaos yaşanıyor” dedi.

    “ÜLKEMİZİN HEDEFİNİ KARŞILAYACAK BİR AĞAÇ SAYISINA ULAŞIYORUZ”

    Türkiye’de atalardan kalma 90 milyon zeytin ağacı olduğunu ifade eden Çetin, “Bu ağaçlara, devlet desteğiyle yeni dikilen 90 milyon ağaç daha eklendi. Ülkemizin hedefini karşılayacak bir ağaç sayısına ulaşıyoruz. Zeytin ağacı hemen dikildiği yıl ürün vermiyor. Beklemek lazım. Fakat, yeni pazarlama sistemi de ülkemize gerekli. Eskiden, zeytincilik, Ege bölgesinin ürünü gibi görünürdü. Artık Akdeniz bölgesini de dikkate almak zorundayız. Akdeniz’de 80 bin ton üretim var bu sene. Türlerin tefriki de yapılmıyor. O bölgede cins ayrımı da yapılmadı. Zeytinyağı maalesef diğer bölgelerin türleriyle karıştı. Coğrafi işaretler, ürünlere verilmiyor. Akdeniz bölgesinin, kendi zeytinyağını, belli bir etiket düzenlemesiyle dikkate alması lazım. Ülkemizin, dünya birinciliği hedefi olan 700 bin ton zeytinyağı hedefine ulaştığımız zaman, uluslararası hedef pazarlarda rakip ülkelerle yarışmak zorundayız. Yarışırken de, Türkiye, bu ürünlerin hangi cins olduğunu tüketicilere ifade etmek zorundadır. Batı ülkeleri buna alışkındır. Batılı tüketici, markete girdiği zaman, şişedeki etikette yazan coğrafi bölge işaretine bakıp, yağın hangi bölgeye ait olduğunu öğrenir. Bu durum tüketiciye de saygıdır. Bizim ülkemizde bu yok” diye konuştu.

    “EGE BÖLGESİNİN ÜRETİCİLERİ TALEPSİZ BİR ORTAM YAŞIYOR”

    Bu yılki zeytinyağı üretiminin 160 bin ton olduğunu, bu yağın 80 bin tonunun Güney illerinden elde edildiğini ve bu nedenle Ege bölgesi üreticilerinin yağlarına talep olmadığını vurgulayan Tariş Zeytin ve Zeytinyağı Birliği Başkanı Cahit Çetin, “Eskiden, Suriye’ye dahil Ege bölgesinin zeytinyağı gidiyordu. Ama bu yıl ülkemizin 160 bin ton rekoltesinin 80 bin tonu Güney illerimizde. Bu güzel bir durum ama bu durum, buradaki üreticiyi açığa düşürdü. Ege üreticilerimiz talepsiz bir ortam yaşıyor şu anda. Üreticinin ve tüketicinin haklarının yasal düzenlemelerle belirlenmesi lazım. Yapıldığı gibi de uygulanması lazım. Örneğine bakabilmek için, İtalya ve İspanya’ya 2 tane uzman göndermek yeterlidir. Biz bu konuda Tariş olarak devletin emrinde de oluruz. Çok geç kalmadan, hızlı bir şekilde bunu yapmalıyız. Bu bölgede hiç alıcı yok. Alıcı olmaması, Güneye yoğunlaşılması ve bu bölgenin talepsiz kalması, Türk zeytinciliğinin geleceği bakımından ciddi bir eksikliktir ve tehdittir. Zeytinyağı cinslerinin, mutlaka etiketlerin üzerlerine konulmasını ve her birinin ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyorum. Bu uygulama, Tariş’in ürünlerinde var. Ama herkesin yapmasını beklemek zorundayız” şeklinde konuştu.

    “ÜRETİCİLER, MARKALAŞIN VE COĞRAFİ İŞARET BELİRLEMESİ YAPIN”

    Ege bölgesi üreticilerinin içinde bulundukları sıkıntılı dönemden kurtulmaları için ürünlerini markalaştırmaları gerektiğini ve ürünlerine mutlaka coğrafi işaret tanıtmayan etiketler koymaları gerektiğini ifade eden başkan Cahit Çetin, “Üreticiler, çok kısa zamanda organize olmalı. Ya kooperatifleşmeliler, ya da kendi aralarında kendi yağlarını pazarlayacak yeni coğrafi işaretlere müracaat edecekler. İtalya’da, Toskana’da yüzlerce coğrafi işaret olduğu gibi. Bugün üretici, kendilerinden daha ucuza yağ almak isteyen bir pazar ile de karşı karşıyadır. O yüzden, üreticiye diyorum ki; Kendi malınızı kendiniz pazarlayın. Kimsenin, gelip benim malımı alsınlar diye beklemesine gerek yok bana göre. Ya tek başınıza, ya da birkaç arkadaş birleşerek, yeni bir marka ve coğrafi işaret alarak kendi pazarınızı oluşturacaksınız. Şu anda, üreticilerin biraz daha zayıflayarak fiyatı düşürmesini bekleyen bir pazar anlayışı var. Bu hiç te etik değil. Türkiye’de yükselen zeytinyağı talebi döneminde, üreticilerin, kendi markası ve coğrafi işaretiyle, kendi ürününü kendisi pazarlaması ve satması daha etiktir” dedi.

  • Karaer; “Kaos Planları 1 Kasım’da Bozuldu”

    Sağlık-Sen Aydın Şube Başkanı A. Baki Karaer, “2016 yılında da taleplerimizin takipçisi olacağız” dedi.

    2015 yılının hem kamu görevlileri, hem Türk milleti hem de insanlık için önemli gelişmelerin yaşandığı bir yıl olduğuna işaret eden Sağlık-Sen Şube Başkanı Baki Karaer, “Sağlık ve sosyal hizmet çalışanları açısından birçok talebimizin hayata geçtiği, bazı taleplerimizin de gelecek yıla taşındığı bir yılı hep beraber yaşadık. Bu arada, yıpranma payı, kreş açılması ve lisans tamamlama konularında almış olduğumuz sözler, çalışmalarımızı bu sözlerin tutulması ve gereğinin yerine getirilmesine yoğunlaşmamızı sağladı. Kreş konusunda genelge yayınlandı, yeni yapılacak sağlık kuruluşlarına kreş zorunluluğu getirildi. Lisans tamamlama uygulama eksikleriyle de olsa hayata geçti. Yaşanan aksaklıkların giderilmesi, sağlığın üst öğrenimi olmasına karşın kapsam dışı kalan bölümlerin de lisans tamamlamaya dahil edilmesi için çalışmalarımız sürecek” diye konuştu.

    “YIPRANMA PAYI VE EK ÖDEMELERİN EMEKLİLİĞE YANSITILMASININ TAKİPÇİSİ OLACAĞIZ”

    Sağlıkçılara yıpranma payı konusunda önemli gelişmelerin yaşandığına dikkat çeken Baki Karaer, “Sözünü aldığımız bir başka konu ise; yıpranma payı idi. Sağlık çalışanlarının yıllardır talep ettiği yıpranma payı konusunda önce sözünü aldık, sonra da toplu sözleşmede bilim kurulu oluşturulmasını ve çalışmaya başlanmasını sağladık. En temel taleplerimizden birisi de ek ödemelerin emekliliğe yansıtılmasıdır. 2016 yılının yıpranma payının hayata geçtiği, ek ödemelerin emekliliğe yansıtıldığı bir yıl olmasını diliyoruz. 2016’da bütün taleplerimizin takipçisi olmayı sürdüreceğiz” ifadelerini kullandı.

    “KAOS PLANLARI 1 KASIM’DA BOZULDU”

    2015 yılının Türkiye ve dünyada birçok olayın yaşandığı bir yıl olduğunu kaydeden Karaer, şöyle konuştu: “Bölgemizde hesap peşinde olan güçler, bazen Irak, bazen de Suriye üzerinden sahneye çıktı. Bu güçlerin içimizdeki uzantıları da hiç boş durmadı. İstikrar ve büyümemizi sabote etmek için ellerinden geleni yaptı. Ancak, bütün bu kaos planları 1 Kasım’da milletin basiret duvarına çarparak parçalandı. Sağlık-Sen olarak geçmişte olduğu gibi bundan sonra da milletimizin yanında, iradesinin arkasında olmaya devam edeceğiz. Özelde sağlık ve sosyal hizmet çalışanlarının, genelde ise mağdurların ve mazlumların yardımcısı olmaya devam edeceğiz. 2016’nın, ülkemizde ve dünyada, mazlumların gözyaşının dindiği, yardım çığlıklarının karşılık bulduğu, savaşın ve katliamların sona erdiği, sevgi, barış ve hoşgörünün hakim olduğu bir yıl olmasını diliyoruz”