Etiket: Kanunu

  • Kahraman: “Fındık kanunu çıkmalı”

    Ordu Ticaret Borsası Başkanı Ziver Kahraman, dünya fındık üretiminin yüzde 75’ini, ihracatının yüzde 70’ini yapan Türkiye’de fındık kanununun mutlaka çıkması gerektiğini söyledi.

    Kahraman yaptığı açıklamada, fındığın Türkiye açısından günümüzde en eski ihraç ürünü olduğuna dikkat çekti. Fındık ihracatından yılda ortalama 2,5 milyar dolarlık bir döviz geliri elde edildiğine dikkat çeken Kahraman, bu payın daha çok artması gerektiğine işaret etti. Kahraman, “Fındık üretim ve ticaretinde liderliğimiz devam ediyor olsa da aldığımız payın giderek düşmekte olduğu da bilinen diğer bir gerçektir. Fındığın temel alındığı piyasanın yaklaşık 50 milyar dolarlık bir işlem hacmine sahip olduğu hesaba katılırsa bizim aldığımız 2,5 milyar dolarlık payın ne anlama geldiği daha net anlaşılacaktır. Bize düşen bu pazardan daha çok pay almak adına katma değeri yüksek, güçlü ürünler elde etmektir. Yani daha çok yatırım, daha çok girişim, daha çok AR-GE ve ÜR-GE ve inovasyon bakış açısı getirmeliyiz” diye konuştu.

    Kahraman, fındık kanunun da çıkması gerektiğine dikkat çekerek, “Fındık sektörü değişiyor. Bu değişimi yok saymak, dışında kalmak ve değişime yönelik olarak yatırımlarımıza yön vermemek girişimcilik ruhumuza aykırıdır. Bu değişim içerisinde bizler ‘Fındık Kanunu’ çıkartılıp değişen konjonktürle birlikte üretimden ticarete kadar fındık sektörüne dair düzenlemeler yapılması için başlattığımız lobicilik faaliyetimizi de titizlikle sürdürüyoruz” açıklamasında bulundu.

  • 2018 yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı görüşmeleri

    Başbakan Binali Yıldırım, “Ana muhalefet partisi Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, Filistin meselesi ve Amerikan yönetiminin aldığı kararla ilgili değerlendirmede bulundu. ‘Başkanın bütün liderleri aradığı halde, Cumhurbaşkanımızı aramadığını’ ifade etti. Doğru. Cumhurbaşkanımızla Trump arasında görüşme olmadı, çünkü Cumhurbaşkanımızın görüşü bellidir. Olsa olsa Trump bunu bildiği için aramaya dahi cesaret edememiştir” dedi.

    Başbakan Binali Yıldırım, TBMM Genel Kurulunda devam eden ‘2018 yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı’ görüşmeleri kapsamında hükümet adına söz aldı. Kudüs’ün yeryüzünün ikinci Meclis’i olduğunu belirten Yıldırım, “Ailemizin ayrılmaz parçasıdır. Sezai Karakoç’un dediği gibi gökte yapılıp yere indirilen şehrin adıdır. Kudüs, sana aziz Türk milletinden selam gönderiyoruz. Geçtiğimiz günlerde Amerikan yönetimi Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak gördüğünü ve büyükelçiliği Kudüs’e taşıyacağını duyurdu. Amerikan yönetiminin bu kararı uluslararası hukuka ve BM’nin aldığı kararlara terstir ve yok hükmündedir. Dünyada hiçbir ülke, vicdan sahibi bu kararı onaylamadı, onaylamaz. Bütün dünya biliyor ki bugün İsrail Kudüs’te işgalci konumdadır. Bu kararla yıllardır barış bekleyen, bölgedeki sorunları çözmek yerine bölgede ateşin üzerine benzin dökülmüştür. Bu kararı alanlar Ortadoğu’da barış istenmediğini alenen ortaya koymuştur. Bu durum bölgede var olan sorunları çözmeye katkı sağlamadığı gibi küresel terörün artmasına da zemin hazırlayacaktır. Çözüm, ancak BM kararlarına uygun olarak taraflar arasında varılacak nihai anlaşmayla mümkündür. BM Güvenlik Konseyinin Kudüs gündemli toplantısında bağlayıcı karar ne yazık ki alınamamıştır. Bu olay da göstermiştir BM’nin dengesiz yapısının küresel sorunlara çözüm üretmekte yetersiz kaldığıdır. Putin’in Türkiye’de olması tesadüfi değildir” ifadelerini kullandı.

    Çarşamba günü İslam İşbirliği Liderler Zirvesi’nin İstanbul’da toplanacağını hatırlatan Yıldırım, “Burada uluslararası toplum ve İslam ülkelerinin bir ve beraber hareket etmesidir. Filistin halkı haksız, hukuksuz, kibirli karar karşısında asla yalnız değildir. Yüce Meclisimiz bu konuda bütün parti gruplarının yayımladığı ortak bildiriyle Filistin halkının yanında olduğunu beyan etmiştir” dedi.

    Yıldırım, konuşmasında şunları kaydetti:

    “Ana muhalefet partisi Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, Filistin meselesi ve Amerikan yönetiminin aldığı kararla ilgili değerlendirmede bulundu. ‘Başkanın bütün liderleri aradığı halde, Cumhurbaşkanımızı aramadığını’ ifade etti. Doğru. Cumhurbaşkanımızla Trump arasında görüşme olmadı, çünkü Cumhurbaşkanımızın görüşü bellidir. Olsa olsa Trump bunu bildiği için aramaya dahi cesaret edememiştir ama Sayın Cumhurbaşkanımız bu konunun başlamasından önce bu konuda bütün liderlerle gerekli telefon diplomasisini yapmıştır. ‘Kudüs’ konulu en büyük toplantının Türkiye’de gerçekleşmesini sağlamıştır. Diğer konu da burada yine Kudüs’ün fiili durumudur. Kudüs’te şu anda birçok İsrail’in devlet kuruluşları yer almaktadır. Biz, Kudüs’ü asla ve asla İsrail’in başkenti olarak tanımadık, bundan sonra da çözüm oluncaya kadar tanımayacağız. Bu nettir. Neden Tel Aviv İsrail’in başkenti olarak yazılmamış, internet sitesinde. Elimde anlaşmalar var, 1996 yılında merhum Demirel İsrail’e resmi ziyaret yaptığında 6 adet anlaşma yapmış, 6’sını da Kudüs’te yapmıştır. Bunarı yaptı diye Sayın Demirel, Kudüs’ü başkent olarak mı tanımıştır? Bizim için İsrail’in başkenti Tel Aviv’dir. Bizim, Kudüs’te büyükelçiliğimiz var ama Filistin devletinin büyükelçiliği.”

    Amerika ile olan diplomasi trafiğine işaret eden Yıldırım, FETÖ konusunda ABD’nin takındığı tutumu eleştirdi. Rıza Zarrab davasına işaret eden Yıldırım, “Zarrap davasını yeniden (Genel Kurulda) açalım. Zarrab hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına soruşturma açılmış, takipsizlik kararıyla kapanmıştır. İtiraz edilmiş. 6. Ceza Sulh Mahkemesi itirazı reddetmiş. Adı geçen bakanlar hakkında soruşturma komisyonu rapor hazırlamış. Genel kurula gelmiş değerlendirilmiş. Genel kurulda soruşturmanın açılmaması yönünde kararını yüce Meclis ortaya koymuş. Şimdi Amerika’da bu davanın sanığı olarak yola çıkan, mahkemeye gelmeden tanığa dönen şahısa bakalım. Bu şahıs diyor ki, ‘Ben yalan söylersem ceza almadan kurtulacağım’. Sayın Kılıçdaroğlu’na katılıyorum, biz şarlatanın söylediklerine mi yoksa Yüce Meclis’in kararına mı itibar edeceğiz? Tabii Yüce Meclis’in kararına itibar edeceğiz. Bütün bunlar 17-25 Aralık darbe girişiminde konuşulmuş, yeni söylenen hiçbir şey yoktur. Dolayısıyla böyle bir girişimi de ihtiyaç yoktur” diye konuştu.

    Avrupa Birliği sürecine değinen Yıldırım, Kıbrıs meselesinin AB üyeliğini tıkayan konu olmaktan çıkarılması gerektiğini dile getirdi. Dış politikada bölgeye bakıldığında ciddi boranların olduğunu anlatan Yıldırım, “Suriye’de itilafların sona ermesi, sahada sukünetin sağlanması çabalarımız sürüyor. Halep’te ilan edilmesini sağladığımız ateşkesin ülke geneline yayılması için ciddi bir çaba sarfettik” dedi.

    Suriye’deki gelişmelere değinen Yıldırım, “Asla Kürt kardeşlerimizi hedef almadık, onların ihtiyaçlarını görecek iletişimi açık bıraktık. DEAŞ ve PKK, Irak ve Suriye’nin toprak bütünlüğünü tehdit ediyor. Irak hükümetinin sınır kapısını tam kontrol altına almak için önümüzdeki günlerde Gaziantep’te toplantı gerçekleştireceğiz. İnsan haklarının ayaklar altına alındığı büyük bir etnik kıyım yaşıyoruz. Myanmar’da insanlar evlerinden atılmış durumda. Oraya insani yardımları en önce ulaştıran Türkiye olmuştur” dedi.

    Yıldırım, Suriye’de işler yoluna girdiği zaman Süleyman Şah Saygı Karakolunun tekrar faaliyete geçeceğini ifade etti.

  • Avusturya’da yürürlüğe giren “Burka Kanunu” protesto edildi

    Başkent Viyana’daki Parlamento binası önünde toplanan binlerce gösterici, çeşitli maskelerle yüzlerini örterek, ülkede bugün yürürlüğe giren “burka yasağını” protesto etti.

    Avusturya’da bugün yürürlüğe giren topluma açık yerlerde yüzün tamamının tanınmayacak şekilde örtünmesini yasaklayan “burka kanunu” protesto edildi. Polisin geniş güvenlik önlemleri aldığı gösteride, protestoculardan ilginç anlar yaşandı.

    Avusturya’da “burka yasağı” bugünden itibaren uygulanacak olmasına protestocuların ellerindeki pankartlarda yazılı, “Tek tipe hayır”, “Müslümanların ötekileştirilmesine hayır” pankartlar açan göstericiler, kişisel yaşama müdahale olarak tanımladıkları yasağın kaldırılmasını istedi.

    Protestoya katılan Afganistanlı Aclan Adin isimli gösterici, İHA muhabirine yaptığı değerlendirmede, ’’Politikacılar İslam’ın değerlerini seçim malzemesi olarak kullanıyor. Burka kapalı bir giysi oluşu sebebiyle insanları doğal olarak korkuttuğuna değiniliyor. Yabancı biri bizim adımıza nasıl giyineceğimize karar verir ki. Bugün yürürlüğe giren topluma açık yerlerde yüzün tamamının tanınmayacak şekilde örtünmesini yasaklayan burka yasağının kaldırılması için çıkan yeni yasayı protesto ediyoruz’’ dedi.

    Protestoya katılan Avusturyalı Karin Verschleir isimli gösterici, “kim nasıl giyinmek istiyorsa o şekilde giyinmelidir. Devlet ya da başka bir kurum kimseye nasıl giyinmesi gerektiğini dikte edemez” dedi.

    ’’Yabancı biri benim adıma nasıl giyeceğime karar veremez’’ dedi.

    Afganlı Hatice K. isimli bir başka gösterici ise, “Toplumu ayrıştırmadan öteye geçmeyen bu anlamsız yasayı protesto etmek için gösteriye katıldım. Eğer Avusturya’da din özgürlüğü varsa, neden topluma açık yerlerde din özgürlüğüne müsaade edilmiyor. Yabancı biri benim adıma nasıl giyeceğime karar veremez. Bu yasa az sayıda da olsa tamamen örtünen insanları toplumdan izole edecektir” dedi.

    ’’Burka yasağına uymayan kişilerin 150 avro para cezasına çarptırılacak’’

    Yetkililer burka yasağına uymayan kişilerin 150 euro para cezasına çarptırılacağı, yüzünü açmamakta direnen kişilerin kimlik tespiti yapılmak üzere polis merkezlerine götürüleceğini bildirdi.

    Öte yandan halka açık yerlerde yüzün tanınmayacak şekilde tekstil ya da maske, kask gibi unsurlarla örtünmesini yasaklayan kanun 1 Ekim 2017 tarihinde yürürlüğe girdi. Burka yasağı, Dışişleri ve Entegrasyon Bakanı Sebastian Kurz tarafından uyum yasası kapsamında mecliste yapılan oylamayla kanunlaştırılmıştı. Avusturya’ya dışarıdan girenler, Kamuda çalışanlar, Uluslararası kurumlarda çalışan bürokratları da kapsıyor.

  • Küçük esnaf iş kanunu kapsamına girmek istemiyor

    TBMM’de görüşülen İş Kanununun meclisten geçmesi halinde küçük esnafın ayakta kalamayacağını öne süren Alaşehir Lokantacılar Odası Kurucu Başkanı Günay Karpat, “Halen mecliste görüşülmekte olan İş Kanunu meclisten geçerse, bakkal, kasap, lokantacı, tornacı, berber, elektrikçi gibi birçok esnafın sonu olur” diyerek, küçük esnafın 4857 sayılı yasanın 4. maddesinin kapsamında kalmak istediklerini belirtti.

    İş Kanunu Yasasıyla ilgili kaygılarını dile getiren Alaşehir Lokantacılar Odası Başkanı Günay Karpat sorunlarını dile getiren dilekçeyi Lokantacılar, Tatlıcılar, Pastacılar Federasyonu Genel Başkanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına göndereceğini dile getirdi.

    Küçük esnafın iş kanunu kapsamına alınması halinde esnafın yaşayacağı sıkıntıları dile getiren bir dilekçe hazırlayan Karpat, dilekçesinde şunlardan bahsetti:

    “Asırlık lezzetler, mekanlar kıdem tazminatına yenik düşecek. Bakanlık istihdam seferberliği başlattı. Ancak bu esnaf ve sanatkara kurulan bir tuzaktır. Ekonominin temeli esnaf diyen oda başkanlarımız istihdamın bir kişi artırınca esnaf ve sanatkarın başına ne geldiğinden habersiz. Halen mecliste görüşülmekte olan 4857 sayılı iş kanunun 4. maddesi gereğince esnaf ve sanatkarların yanında çalışanların iş kanunundan doğan hakları yoktur. Kapsamda olan esnaf ve sanatkarlar bir kişi artı işe aldığında diğer çalışanlarıyla beraber kıdem tazminatı ve diğer sosyal haklarıyla karşımıza çıkacaktır. Bu şartlarda ne sanat ne sanatkar ayakta kalabilir. Ustalar işini emanet etmek istese kıdem tazminatıyla karşı karşıya kalacaktır. Hükümet mecliste görüşülecek olan yasada esnafımızın geleceği açısından ilgili maddeyi yeniden gözden geçirmesini talep ediyoruz. Bu yasa meclisten geçerse, bizim gibi küçük esnaflar olarak hepimiz iş kanunu kapsamına giriyoruz. İş kanunu kapsamına girersek, yanımızda çalıştırdığımız elemanlar bizden kıdem tazminatı isteyeceklerdir. Bizler işçiye tatil parası, mesai parası gibi ek ücretler ödemek zorunda kalacağız. Bunu küçük esnafın ödemesi mümkün değil. Dolayısıyla biz halen uygulanmakta olan işçileri asgari ücret ve sigortalı olarak çalıştırmaya devam etmek istiyoruz. Zaten zor şartlarda yaşayan küçük esnafımızın ayakta durması daha da zorlaşacaktır. Buda esnaf ve sanatkarın sonu demektir. Biz küçük esnaflar olarak, 4857 sayılı yasanın 4. maddesi kapsamında kalmak istiyoruz.”

  • Türk kökenli vekilden şoklu kesimi mecbur kılacak kanunu tepki

    Brüksel Bölge Milletvekili Emin Özkara, Kurban Bayramı’na az bir süre kala şoklu kesimi mecbur kılacak kanun taslağını gündeme getiren Hayvan Refahından Sorumlu Brüksel Bölge Bakanı Bianca Debaets’a tepki gösterdi.

    Milletvekili Özkara, Flaman hükümetinden esinlenerek, şoklu kesimi mecbur kılacak yasa tasarısı taslağını önümüzdeki haftalarda meclise getirmeye hazırlanan Bakan Debaets’ın, bu konuyu öncelikle hükümet ortakları ve Müslüman temsilcilerle ile görüşmesi gerektiğine dikkat çekti. Her Kurban Bayramı öncesi Belçika’da yankı yapan konu ile ilgili İHA’ya açıklama yapan Milletvekili Emin Özkara, “Haftalardır, çok sayıda vatandaş ve kuruluş benimle irtibata geçerek, bu konuda tedirginliklerini bildirerek, konuyla ilgili sorular soruyorlar. 182 ayrı milleti barındıran Brüksel bölgesinde ikamet eden Müslüman vatandaşlar, 14 Ağustos 1986 yılında yürürlüğe giren ve dini ritüellere göre kesimi serbest kılan kanunun geçerliliğini merak ediyorlar. Ayrıca şubat ayında 2 milletvekili tarafından, dini ritüellere göre kesimi yasaklamak üzere sunduğu kanun Danıştay’dan dönmüştü. Bu konuyu da merak ediyorlar” diye konuştu.

    Kendisinin üç dönemdir halk tarafından seçildiğini hatırlatan Özkara, vatandaşların hakkını savunmak üzere bu konuda Hayvan Refahından Sorumlu Brüksel Bölge Bakanı Bianca Debaets’a bir soru önergesi yönelttiğini belirtti. Soru önergesinde, Bakan Debaets’a Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin din özgürlüğünden söz eden 9. maddesini hatırlattığını ifade eden Özkara, yürürlüğe konmak istenen kanunun, 9. maddeye ters düşeceğini söyledi.

    Önergesinde, bakana bu yasayı hazırlarken Müslüman Temsil Kurumu ile Yahudi Cemaatiyle görüşüp görüşmediğini soran Özkara, bakana şubat ayında Danıştay’dan dönen kanun taslağını hatırlatarak, sunacağı kanun taslağının dini özgürlüğü kısıtlayacağının altını çizdi.