Etiket: Kanunu

  • İzmir Balıkçı İşadamları Derneği Başkanı’ndan “Su Ürünleri Kanunu değişsin” talebi

    İzmir Balıkçı İşadamları Derneği Başkanı Mehmet Şahin Çakan, hala 1971 yılındaki Su Ürünleri Kanunu ile su ürünleri üretmeye çalıştıklarını belirterek, “Sürdürülebilir balıkçılık istiyorsak bu kanunların hepsini değiştirmemiz lazım” dedi.

    İMEAK Deniz Ticaret Odası İzmir Şubesi’nin ekim ayı meclis toplantısı, Erdoğan Yılmaz Meclis Salonu’nda gerçekleştirildi. Toplantıda İzmir Balıkçı İşadamları Derneği Başkanı ve İZTO Yönetim Kurulu Üyesi Mehmet Şahin Çakan, balıkçılık sektörü ile ilgili olarak üyelere bilgi verdi. Sürdürülebilir balıkçılık yapılabilmesi için Su Ürünleri Kanunun değiştirilmesi gerektiğini söyleyen Çakan, yaklaşık 1,5 milyon insanın balıkçılık sektöründen ekmek yediğini ancak hiçbirinin sigorta ve sosyal güvencesinin olmadığını söyledi.

    “Kanunları değiştirmemiz lazım”

    Denizlerdeki son durum hakkında meclis üyelerine bilgi veren İzmir Balıkçı İşadamları Derneği Başkanı ve İZTO Yönetim Kurulu Üyesi Mehmet Şahin Çakan, “İhracat, ithalattan değil denizlerdeki durumdan bahsetmek istiyorum. Yaşam döngüsü içinde sağlıklı beslenmek için en önemli şey balık. Katma değer açısından da önemli bir sektör. Üç tarafımızın denizlerle çevreli olması nedeniyle ülke olarak önemli bir konumumuz var ama balıkçılık sektörü çok farklı. Norveç, Japonya kadar balıkçılıkta gelişmiş bir ülkeyiz. Su Ürünleri Kanunu 1971 yılında yapıldı. O günden bugüne neler neler değişti. Hala bu kanunlarla su ürünlerini yönetmeye çalışıyoruz. Bakanımızın İzmirli olması bizi heyecanlandırdı. Kendisiyle görüştük, bana dedi ki; ‘Şahin sen sektörü topla, çalıştay hazırla tüm sorunları çözmeye başlayalım.’ Topladık, çok büyük katılım oldu. Çalıştay hazırladık, aldığımız kararları tek tek yerine getirmeye başladık. Eskiden bir avcı gemisi 3-4 ışık lambası yakabiliyordu. Aldığımız karalardan sonra avcı gemileri artık bir ışık lambası yakabiliyor. Sürdürülebilir balıkçılık istiyorsak bu kanunların hepsini değiştirmemiz lazım” dedi.

    Palamut bereketi

    Çakan, şöyle devam etti:

    “Su ürünleri kanununun değişebilmesi için devletimizin, üniversitelerin ve balıkçılığın olduğu bir danışma kurulu kuralım; muhatap balıkçı olsun, avcılığı yeniden kanunlaştıralım. Yunanistan’la deniz ortak ama onlarda avcılık yasak bizde serbest. Kışın biz balık veriyoruz yazın ithal ediyoruz. Bu sene balıkçılık sektöründe ülkemizin protein açığını balıkçılar kapattı. Eylül-ekim aylarında çok palamut oldu, insanlar bu açığı oradan kapattı. Hiç bu kadar palamutçuluk olmadı. İnanılmaz bir satış oldu ama avcılığımız biraz geride. Bu sorunlardan biri de, bizim ülkemizde şu an 16 bin 700 tane ruhsatlı balıkçı gemisi var. Karadeniz’den Hopa’ya kadar. Ama biz bu çalıştayda aldığımız kararla burada denizlerde çalışan arkadaşlarımız mal sahibi ve paydaşlar.”

    “Biz denizcilikte gerçekten iyiyiz”

    Balıkçılıkta yüzde 8 oranında KDV oranı uygulanmasını eleştiren Çakan, “Kayıt dışı tüm ürünler KDV yüzde 1, bir tek balıkçılıkta yüzde 8. Su ürünleri mezunu olanlara balıkçı gemisinde görev verilsin. Bu arkadaşlarımız denizlerde tutulan menşeilerde yetkilendirilsin. Böylelikle stoklarımızı tespit ederiz ve kayıt dışılık önlenir. Hem çocuklarımız iş sahibi olur. Denizde çalışan balıkçı gemilerinde birliklerde en azından bir kişi bile çalıştırsalar çok sorunu çözerler. Su ürünleri kooperatifleri ve birliklerinin daha aktif olması lazım. 2000’li yılların başında 60 milyon dolar ihracat yapıyorduk, 2017 yılında 856 milyon dolar civarında. Kısa sürede balıkçılık nereye geldi. Denizler bizim ama eğer sürdürülebilir balıkçılık istiyorsak devletin daha fazla desteklenmesi lazım. Uluslararası suları teşvik etmemiz lazım. Belgesellerde izliyorsunuz Japon gemilerini. Bizim onlardan hiçbir eksiğimiz yok. Japon, Portekiz ve Çin gemileri de Türk gemici olmak şartıyla istediği gemiyi alabiliyor. Çünkü biz denizcilikte gerçekten iyiyiz” şeklinde konuştu.

    “Acil balık çıkartma yerlerine ihtiyacımız var”

    Balıkçıların ürünleri boşaltacak yerlerinin olmadığını dile getiren Çakan, “Liman sorunu çok büyük. Yusuf başkanımız inşallah bu işleri çözecek. 40-50 metre balıkçı gemilerimizin yardımcıları var onlar olmadan bir tek Foça Limanı’nda boşaltabiliyoruz yoksa ne Didim’e ne Çeşme’ye ne Kuşadası’na yanaşabiliyoruz. Bizim acil balık çıkartma yerlerine ihtiyacımız var. Kayaların üzerinde balıkçılar balık boşaltıyorlar. Bundan sonra kanunlar umarım değişir ve balıkçılık sektörü rahatlar. İzmir’de 75 tane balıkçılık yapan av teknesi var. Yunanistan’ı yakından inceliyorum. Sık sık gidip geliyorum. İnanın bizden 50 sene gerideler balıkçılıkta. Bir tane balıkçı gemimizi oraya götürürsek tüm Yunanistan halkına bir tane gemimiz bakar. Ege’de avlanma sahası yok, her taraf ada” ifadelerini kullandı.

    “Zor günler yaşayacağımız gözükmekte”

    Toplantıda konuşan DTO Yönetim Kurulu Başkanı Yusuf Öztürk de, “Alsancak Limanı’nda Ağustos-Eylül ayında 825 bin ton ihracat yapılmış, ithalat ise 710 bin tonda kalmış. Bu rakamlar ters olmalıydı. Tehlikeli bir virajda olduğumuzu gösteriyor. İhracat açısından ileriki dönemlerde sıkıntı yaşayacağımızı gösteriyor. Denizcilik taşımacılığı açısından da zor günler yaşayacağımız gözükmekte. Son günlerde çalıştığımız konulardan biri de son kararname ve tebliğ. Yüzde 85 oranında tebliğ amacına ulaşmış vaziyette. Türkiye’de dolarizasyonun daha düşük olması için yüzde 85 başarı söz konusu. Yüzde 15’lik bir anlaşılmama durumu var sektörde. Özellikle deniz ticareti konusunda. Kasım ayında İzmir limanının 2019 tarifesi belli olacak. Bu bizim için çok önemli. Ticaretin kolaylaştırılmasıyla ilgili bir taslak çalışma var. Evrak boyutunda yapacağız, idare de önemli çalışmalar yapıyor. İhracatçıyı da destekleyecek deniz taşımacılığını destekleyecek birtakım çalışmalar var. Bu konuda da şubemiz çalışmalarına devam ediyor” dedi.

    “İzmir’in ikinci hub olabilme ihtimali vardı”

    Türkiye’de transit taşımacılığın gelişmesi gerektiğini kaydeden Öztürk, “Bu bize ek gelir getirecektir. Transit taşımacılığında tedbirleri daha da kolaylaştırıyorlar. Geleceğe iyi şekilde bakmaya gayret gösteriyoruz. Yeni hava limanı açıldı. Türkiye bir aktarma merkezi idi, şimdi daha da arttı. Bunun daha da artması lazım. İzmir olarak Atatürk Havalimanı varken umudumuz vardı. İzmir’in ikinci hub olabilme ihtimali vardı. Denizcilik ve turizm açısından bu çok önemliydi. Hep İstanbul bağlantılı uçuşların olmuş olması bizi olumsuz etkiliyordu. Yeni hava limanı açılınca bu umutlarımız suya düşmüş gibi oldu ama THY ve Kültür Bakanlığı, turizm merkezlerini direkt uçuşlar için çalışma gerçekleştirdi. İş adamları için de çok önemli” açıklamasında bulundu.

  • 2019 yılı Merkezi Yönetim Bütçesi ve 2017 yılı Kesin Hesap Kanunu görüşmeleri

    Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, “2019-2021 Yeni Ekonomi Programına göre sıkı para ve maliye politikaları uygulanarak ekonomideki dengelenme süreci doğru bir şekilde yönetilecek; enflasyon, cari işlemler ve dış finansman ihtiyacı kaynaklı risklerimizi minimize eden sürdürülebilir bir büyüme patikası izlenecektir. Bu doğrultuda 2018 ve 2019 yılları için büyüme tahminlerimizi sırasıyla yüzde 3,8 ve yüzde 2,3 olarak belirledik” dedi.

    Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, Plan ve Bütçe Komisyonu’nda Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin ilk bütçesinin sunumunu yaptı. Albayrak, dünya ve Türkiye ekonomisi hakkında bilgi verdi. Albayrak, 2018 yılının ilk yarısında ABD, Çin ve Hindistan’da gerçekleşen güçlü büyüme ile emtia ihracatçısı ülkelerdeki ekonomik toparlanma küresel ekonomik büyümeyi desteklediğini söyleyerek, “ABD kaynaklı olarak uluslararası ticarete getirilen kısıtlamalar ve jeopolitik riskler sonucunda ekonomik aktivitede nispi bir ivme kaybı gözlenmiştir. Küresel ekonominin dış ticarette artan korumacılık, jeopolitik riskler ve sıkılaşan finansal koşullara rağmen 2018 ve 2019 yıllarında 2017 yılı ile aynı oranda yüzde 3,7 büyümesi beklenmektedir. Küresel ticaret, ABD ve Çin arasındaki ticari gerilimin etkisi ile hız kaybetmektedir. 2017 yılında yüzde 5,2 büyüyen küresel ticaret hacminin 2018 yılında yüzde 4,2, 2019 yılında ise yüzde 4 oranında büyümesi beklenmektedir. Gelişmiş ülkelerde ekonomik faaliyetler, özellikle Avro Bölgesi’ndeki ivme kaybına rağmen güçlü seyrini korumaktadır. ABD ve Çin arasındaki ticari gerilim ve artan belirsizlikler, ihracatı ve yatırımları olumsuz etkileyerek ekonomik büyümeyi baskılamaktadır. Gelişmiş ekonomilerin 2018 yılında yüzde 2,4, 2019 yılında ise yüzde 2,1 büyümesi beklenmektedir. ABD ekonomisi korumacı ticaret politikaları ve Amerikan Merkez Bankası’nın (Fed) faiz artışlarına rağmen destekleyici finansal koşullar ve mali genişleme ile güçlü görünümünü korumaktadır. ABD ekonomisinin 2018 yılında yüzde 2,9, 2019 yılında ise yüzde 2,5 oranında büyümesi öngörülmektedir. Avro Bölgesi’ndeki olumlu büyüme performansı bir miktar güç kaybetmesine rağmen devam etmektedir. ABD’nin ticaret politikasına ilişkin belirsizlikler ve jeopolitik riskler önümüzdeki dönemde Avro Bölgesi büyümesini olumsuz yönde etkileyebilecek faktörlerdir. 2017 yılında yüzde 2,4 oranı ile son 10 yılın en yüksek seviyesine ulaşan ekonomik büyümenin, 2018 yılında yüzde 2, 2019 yılında ise yüzde 1,9 oranlarında gerçekleşmesi beklenmektedir” ifadelerini kullandı.

    “Türkiye G20 ülkeleri arasında en hızlı büyüyen ülke olmuştur”

    Türkiye ekonomisine yönelik olarak Albayrak, “Ülkemiz son yıllarda çok sayıda iç ve dış şoklara maruz kalmıştır. 15 Temmuz 2016 menfur darbe girişimi, Suriye kaynaklı jeopolitik riskler ve artan terör saldırıları ekonomimizde planlanan yapısal dönüşümlerin gerçekleşmesine fırsat vermemiştir. Küresel finansal koşullardaki dalgalanmaların da etkisi ile makroekonomik istikrar zarar görmüştür. Bu şokları bertaraf etmek amacıyla ekonomiyi canlandırmaya yönelik uygulamaya koyduğumuz mali tedbirler, destekleyici makro ihtiyati politikalar, Kredi Garanti Fonu aracılığıyla sağlanan krediler ve olumlu dış konjonktürün etkisi ile 2017 yılında yüzde 7,4 ile güçlü bir büyüme performansı elde ettik. Bu büyüme performansı ile Türkiye G20 ülkeleri arasında en hızlı büyüyen ülke olmuştur. 2018 yılının ilk yarısında da Türkiye ekonomisi yüzde 6,2 büyüyerek küresel ve yerel ölçekteki birçok belirsizliğe rağmen güçlü seyrini sürdürmüştür. Yılın ilk yarısında büyüme tarafındaki pozitif görünümün devam etmesinde iç talep ve yatırım kanalından gelen güçlü katkılar belirleyici olmuştur. 2018 yılının ikinci çeyreğinden itibaren gelişmekte olan ülkelere yönelik risk algısının bozulması ve Fed’in faiz artışları ile uluslararası sermaye akımları yavaşlamıştır. Bu süreçte dış finansman ihtiyacımızın yanında Türkiye ekonomisine ve Türk Lirası’na yönelik spekülatif saldırılar neticesinde ülke risk primimiz yükselmiş ve Türk Lirası değer kaybetmiştir. Kur ve faiz tarafında yaşanan şoklar ve finansmana erişimin sınırlanması ile iç talep ivme kaybetmiştir. Dış talep ise mal ihracatı ve turizmdeki güçlü performans ile büyümeye pozitif katkı vermektedir. 2019-2021 Yeni Ekonomi Programına göre sıkı para ve maliye politikaları uygulanarak ekonomideki dengelenme süreci doğru bir şekilde yönetilecek; enflasyon, cari işlemler ve dış finansman ihtiyacı kaynaklı risklerimizi minimize eden sürdürülebilir bir büyüme patikası izlenecektir. Bu doğrultuda 2018 ve 2019 yılları için büyüme tahminlerimizi sırasıyla yüzde 3,8 ve yüzde 2,3 olarak belirledik” değerlendirmesini yaptı.

    Albayrak, konuşmasını şöyle sürdürdü:

    “Ekonomimiz güçlü büyüdüğü dönemlerde, iş gücü politikalarımızın da katkısıyla yüksek istihdam yaratmayı başarabilmiştir. 2017 yılında yaklaşık 1,6 milyon kişiye, 2018 yılının ilk çeyreğinde ise bir önceki yılın aynı dönemine göre yaklaşık 1,2 milyon kişiye ilave istihdam sağladık. AK Parti hükümetleri olarak gelişen ve değişen ekonomik şartlara uyum kapsamında istihdamı destekleyen düzenlemeleri ve politikaları hayata geçirdik. Küresel kriz sonrası 8,5 milyon istihdam yaratarak uluslararası karşılaştırmalarda yüksek istihdam sağlayan ülkelerden biri konumuna geldik. Ekonomide başlayan dengelenme süreciyle birlikte yıllık istihdam artışında yavaşlama, işsizlik oranlarında ise artma eğilimi görülmüştür. Önümüzdeki dönemde ekonomideki dengelenmenin belirginleşmesi ve yavaşlayan iç talep nedeniyle işsizlik oranının bir miktar artarak 2018 yılında ortalama yüzde 11,3 olarak gerçekleşmesini öngörüyoruz.”

    Albayrak, 2017 yıl sonunda 157 milyar dolara yükselen yıllık ihracatın 2018 yılında artışı sürdürerek Eylül ayında 165,1 milyar dolar ile rekor kırdığını kaydederek, “Yıl sonunda ise ihracatın 170 milyar dolara yükselmesini bekliyoruz. En büyük ihracat pazarımız olan AB ekonomisindeki toparlanma ihracatımıza olumlu katkı sağlamaktadır. Toplam ihracatın yüzde 49,8’ini oluşturan AB’ye ihracatımız Ağustos ayında bir önceki yıla göre 3,2 milyar avro artarak 67,8 milyar avroya ulaşmıştır. 2017 yılında toparlanan turizm gelirleri, 2018 yılında turist sayısının rekor seviyeye ulaşmasıyla, ilk sekiz ayda yüzde 23 artış göstermiştir. 2018 yılı Ocak-Ağustos döneminde yabancı ziyaretçi sayısı geçen yıla göre yüzde 22,9 artmıştır. Turizm gelirlerinin yıl sonunda 29 milyar dolara yükseleceğini tahmin ediyoruz. Artan enerji fiyatları ve güçlü iç talebe bağlı olarak cari açık 2018 yılının Mayıs ayına kadar artışını sürdürdükten sonra ekonomik dengelenmeyle birlikte yılın ikinci yarısında düşüş eğilimine girmiştir. Çekirdek cari denge olarak nitelendirilen altın ve enerji hariç dengenin de 2018 yıl sonunda pozitif gerçekleşmesi beklenmektedir. 2018 yıl sonunda cari açığın 36 milyar dolar, cari açığın GSYH’ye oranının ise yüzde 4,7 olmasını bekliyoruz” şeklinde konuştu.

  • Iğdır’da çocuk koruma kanunu toplantısı

    Çocuk Koruma Kanununa göre verilen tedbirlerin izlenmesine yönelik oluşturulan üst komisyon toplantısı Valilik toplantı salonunda gerçekleşti.

    Toplantıda, Çocuk Koruma Kanununa göre verilen koruyucu ve destekleyici tedbirlerin yerine getirilmesinde çalışma, usul ve esasları hakkında bilgilendirme yapıldı.

    Toplantı, görüş ve önerilerin değerlendirilmesinin ardından sona erdi.

  • Başkan Özselek: “7143 Sayılı Yapılandırma Kanunu mükellefler için fırsat”

    Konya Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler (SMMMO) Başkanı Seyit Faruk Özselek, 7143 Sayılı Yapılandırma Kanununun mükellefler için bir fırsat olduğunu, vergi borcu bulunan vatandaşların bu fırsattan bir an önce yararlanarak borçlarını yapılandırmaları gerektiğine dikkat çekti.

    Başkan Özselek yaptığı açıklamada, “Bazı alacakların yeniden yapılandırılması ve mali af vatandaşlarımız ve mükelleflerimiz için tarihi bir fırsattır. Yapılandırma süresi 31 Temmuz 2018 tarihinde sona erecektir. Bu tarz yapılandırmalar uzun zaman zarflarında nadir şekilde gerçekleştiğinden, vergi mükelleflerimiz bu fırsattan istifade etmeliler. 31 Mart 2018 öncesine ait birikmiş ve içinden çıkılamaz hale gelmiş borçlar, yapılandırma kanunu ile faizleri silinerek peşin veya taksitler halinde ödenebilecektir. 7143 Sayılı Yapılandırma Kanunuyla vatandaşların kamuya olan borç yükü azalacak olup, toplumun yapılandırmaya duyarlı şekilde yaklaşarak mevcut olan borçlarını indirimli şekilde ödemeleri kendilerine fayda sağlayacaktır. Bizler vatandaşlarımızın bir an önce bu fırsattan yararlanarak borçlarını yapılandırmalarını tavsiye ediyoruz. Vatandaşlarımız mağdur olmamaları için yapılandırma başvurularını son güne bırakmamaları gerekmektedir. Uygulanan kanun ile kamu alacaklarının yeniden yapılandırılması piyasaları ekonomik yönden rahatlatacak bir uygulamadır. Ülkemize ve vatandaşlarımıza büyük katkılar sağlayacaktır. Yapılandırma başvuruları 31 Temmuz 2018 tarihine kadar yapılabilecektir” şeklinde konuştu.

    Yapılandırma ve mali affın tarihin en geniş kapsamlı yapılandırması olduğuna dikkat çeken Başkan Özselek, “Ülkemiz tarihi boyunca bu kadar geniş kapsamlı bir yapılandırma kanunu görülmemiştir. Bu nedenle vergi mükelleflerimizin bu kanundan yararlanmasını özellikle tavsiye etmekteyiz. Vergi Dairesi borçları, Sosyal Güvenlik Kurumu alacakları gibi iki ana dalda ayrılan yapılandırma detayında çok geniş bir alana yayılmış durumdadır. 2018 yılı Mart ayı ve öncesi dönemlerde, Vergi daireleri ve belediyelere ödenmesi gereken vergiler ve bunlara bağlı vergi cezaları, gecikme faizleri, gecikme zamları, yeniden yapılandırma kapsamında yer almaktadır. Çeşitli kanunlardan dolayı kesilen idari para cezaları da 31 Temmuz 2018 tarihine kadar yapılandırılabilecektir. Yine kanunda belirtilen dönemlere ait, 4/a, 4/b ve 4/c sigortalılarına ait sigorta primleri, işsizlik sigortası primi, idari para cezaları, iş kazası, meslek hastalığı veya işveren ya da üçüncü kişilerin sigortalılara yaptıkları haksız fiiller sonucunda doğan rücu alacakları, yersiz bağlanan gelir ve aylıklardan doğan alacakları kapsamaktadır. Ayrıca Bağ-kur sigortalılarının daha önce dondurulan hizmet sürelerinin ihyası halinde doğacak alacakları da yine kanun kapsamındadır” ifadelerini kullandı.

    Konya SMMMO Başkanı Seyit Faruk Özselek, “Maliye bakanlığına, il özel idarelerine, belediyelere, büyükşehir belediyelerine, YİKOB’lara, Su ve Kanalizasyon İdarelerine bağlı tahsil dairelerine olan alacakları ödemek isteyen borçlu mükelleflerin, 31 Temmuz’a kadar borçlu bulundukları tahsil dairelerine yazılı olarak başvurması gerekmektedir. Maliye Bakanlığına bağlı vergi dairelerine borçları bulunan mükellefler, yapılandırma başvurularını vergi dairelerinin yanı sıra, Gelir İdaresi Başkanlığı web sitesinden ve turkiye.gov.tr üzerinden yapabilmektedir. Yeniden yapılandırma hükümlerinden yararlanmak isteyen mükellefler ise, takip ve tahsilat işlemleri için açtıkları davalardan vazgeçmeleri gerekmektedir” dedi.

  • KAYSO “7143 Sayılı Vergi Ve Bazı Alacakların Yapılandırılması Kanunu” Hakkında Bilgilendirildi

    Kayseri Sanayi Odası’na (KAYSO) yönelik 7143 Sayılı Vergi ve Bazı Alacakların Yapılandırılması Kanunu bilgilendirme toplantısına KAYSO Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Büyüksimitci, KAYSO Meclis Başkanı Abidin Özkaya, KAYSO yönetim kurulu üyeleri ve meclis başkanlık divanı, Vergi Dairesi Başkanı Ahmet Günçavdı, Grup Müdürü Sezer Sarı katıldı.

    Vergi ödemenin çok büyük bir vatandaşlık görevi olduğunu vurgulayan Başkan Büyüksimitci, ”Bir ülkenin gelişip kalkınması için vergi bir külfet değil olmazsa olmazlarından bir tanesidir. Vergi alışkanlığının yerleşmesi adına devletin yaklaşımı çok önemliydi. Özellikle kayıt dışı ile mücadelede çok çaba sarf ediliyor. Düzenli vergi ödeyenlere bir takım indirimler yapılıyor. 7143 Sayılı Kanun, vatandaşlarımızın kamuya olan borçlarını büyük oranda ödeme kolaylığı sağlıyor. Yapılandırılan borçların peşin veya ilk iki taksitinin ödeme süresinde ödenmesi halinde ayrıca indirimler tanıyor. Borçlar taksitler halinde, 18 taksitte ve 36 ayda ödeniyor. İhtilaflı alacaklarda durumuna göre yüzde 80’e varan indirimler sunuyor. Devam eden vergi incelemeleri için Kanundan yararlanma imkanı sunuyor. Matrah artırım imkanı getiriyor. Daha önce unutulmuş ya da eksik beyan edilmiş vergiler için beyan yapılabiliyor. Dolayısıyla her mükellef için bir imkan var. İşletme kayıtlarının fiili durumlarına uygun hale getirilerek kayıtlı ekonomiye geçişi teşvik edilmekte ve bazı varlıklar milli ekonomiye kazandırılmaktadır. Biz vergimizi doğru verdiğimiz, devletimizin de doğru harcadığı sürece ülkemiz çok daha iyi noktalara gelecektir” diye konuştu.

    Vergi Dairesi Başkan Vekili Ahmet Günçavdı, 7143 Sayılı Vergi ve Bazı Alacakların Yapılandırılması kanunu hakkında bilgilendirme sunumu yaparak, borçların yapılandırılmasının son tarihinin 31 Temmuz 2018 olduğunu belirtti.