Etiket: Kanunu

  • Eğitim-Bir-Sen’den öğretmenlik meslek kanunu talebi

    Eğitim Bir-Sen Malatya 1 Nolu Şube Başkanı Hüseyin Söylemez, Öğretmenlik Meslek Kanunu ile ilgili yaptığı açıklamada, “Kanun, öğretmenlik değerinin somut göstergesi olmalıdır” dedi.

    Eğitim Bir-Sen Malatya 1 Nolu Şube Başkanı Hüseyin Söylemez, Öğretmenlik Meslek Kanunu ile ilgili yazılı açıklama yaptı. Kanunun öğretmenlik mesleğinin değerinin somut göstergesi olması gerektiğini kaydeden Söylemez, “Öğretmeni, şuur sermayesini artırmaya, bilgi haznesini büyütmeye, idrak zeminini güçlendirmeye, olaya ya da olguya dair hikmeti keşfetmeye dönük eylemleriyle beşerin insanlaşması ve bireyin uzmanlaşması yolculuğunun rehberi olarak kabul ediyoruz. Bütün insanlığa uzanan kapsayıcı ve etki üretici sorumluluk alanı, öğretmenlik mesleğinin önemli ve değerli kabul edilmesi için hem gerek hem de yeter şart hükmündedir. Meslek kanunu, öğretmenliğin ve öğretmenin, toplum ve gelecek için taşıdığı önemin ve değerin somut göstergesi olacaktır” dedi.

    İçerik konusunda da mutabakat aranması gerektiğini kaydeden Başkan Söylemez, “Öğretmenlik mesleğini düzenleyecek bir kanuna ihtiyaç olduğu konusunda toplumda ve eğitimin paydaşları arasında bir mutabakatın varlığı kuşkusuzdur. Ancak bu mutabakatın, kanunun içeriği konusunda da aranmasının gerektiği şüphesizdir. Söz konusu düzenlemelerin farklı saiklerle gerçekleştirildiği, Bakanlığın ve özel öğretim kurumlarının gelecek vizyonuyla uyumlu olmadığı, öğretmeni ‘öğretmenlik’ özelinde değil de kamu personel sistemi içerisinde bir hizmet sınıfı içinde ele alan sistemin, toplumun meslekten ve meslek mensuplarından beklentilerini karşılamasına imkan verecek esnekliği ve özerkliği sağlamadığı aşikardır. Mesleğin bütün yönlerini kapsayan sistematik bir düzenleme yapılmadan, bu çok parçalı yapı altında öğretmenlik mesleğinin statüsünün yükseltilerek niteliklerinin geliştirilmesinin sağlanmasının mümkün olmadığı, meslek mensuplarının mesleği ifa süreçlerinin sürdürülebilir olmadığı görülmektedir. Öğretmenliğin bir kariyer mesleği, yöneticiliğin profesyonel bir meslek olarak değerlendirilmesi ve mesleki standartlara kavuşturulması isteniliyor ise bunu sağlayacak olanın bir meslek kanunu olacağı kuşkusuzdur” ifadelerini kullandı.

  • Eğitim-Bir-Sen’den öğretmenlik meslek kanunu talebi

    Eğitim-Bir-Sen Bursa 1 No’lu Şube Başkanı Ramazan Acar, öğretmenlik mesleğini düzenleyecek bir kanuna ihtiyaç olduğunu söyledi.

    Şube olarak Bursa’da, genel merkez olarak Türkiye’de yetkili sendika olan Eğitim-Bir-Sen, Öğretmenlik Meslek Kanunu’na dair önerilerini açıkladı. Bursa 1 No’lu Şube Başkanı Ramazan Acar, eğitimin insanların birbirleriyle ilişki, iletişim ve etkileşimlerinden beslenen, aklî süreçlerin hâkim olduğu ve ahlakî sonuçların hedef alındığı faaliyetler bütünü olduğuna dikkat çekti. Söz konusu faaliyetlerin tarihin her döneminde önemini koruduğunu hatırlatan Acar, “Öğretmenlerin şuur sermayesini artıran, bilgi haznesini büyüten, idrak zeminini güçlendiren, olaya ya da olguya dâir hikmeti keşfetmeye dönük eylemleriyle beşerin insanlaşması ve ferdin uzmanlaşması yolculuğunun rehberi olarak kabul edilmesi gerekiyor” dedi.

    Resmî-özel öğretim kurumu ayrımı yapılmaksızın bütün öğretmenleri kapsayacak, öğretmenlik mesleğinin bütün boyutlarını ele alacak bir kanunî düzenlemeye ihtiyaç duyulduğuna vurgu yapan Başkan Ramazan Acar, “Bu konu öğretmenler, sendikalar, siyasi partiler ve son yıllarda Millî Eğitim Bakanlığı tarafından sık sık dile getiriliyor. Öğretmenlik mesleğini düzenleyecek bir kanuna ihtiyaç olduğu konusunda toplumda ve eğitimin paydaşları arasında bir mutabakat var” diye konuştu.

    Kanun ölü doğmasın

    Mevcut Devlet Memurları Kanunu, Millî Eğitim Temel Kanunu, İlköğretim ve Eğitim Kanunu ve 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi gibi yasal metinlerde öğretmenlerin statü, hak, yetki, görev ve sorumluluklarını düzenleyen hükümler bulunduğunu da hatırlatan Ramazan Acar, “Öğretmenliğin bir kariyer mesleği, yöneticiliğin profesyonel bir meslek olarak değerlendirilmesi ve meslekî standartlara kavuşturulması isteniliyor ise özel bir meslek kanunu çıkarılması gerekiyor” şeklinde konuştu.

    Eğitim-Bir-Sen olarak, söz konusu hazırlık geliştirme çalışmalarına katkıda bulunmak maksadıyla bir çalışma hazırladıklarını belirten Acar, “Biz Öğretmenlik Meslek Kanunu’nun öğretmene destek kanunu olarak tanımlamasını sağlayacak şekilde yürürlüğe girmesini istiyoruz. Kanun ancak bu şekilde ölü doğma riskinden kurtulur, haklı talepleri ve beklentileri karşılayabilir. Bütün bunlar için eğitim paydaşlarının katkısına ve katılımına fırsat verilmelidir” diyerek sözlerini noktaladı.

  • “Kişisel Verilerin Korunması Kanunu Uygulamalar, Riskler ve Önlemleri Paneli” ATO’da gerçekleşti

    Ankara Ticaret Odası (ATO) Yönetim Kurulu Başkanı Gürsel Baran, iletişim teknolojilerindeki gelişimle birlikte “kişisel veri” kavramının ve korunması konusunun gündeme geldiğini belirterek, “Ülkemizde kişisel veriler Anayasa ile güvence altında” dedi.

    ATO’nun 8 No’lu Bilişim Teknolojileri ve 65 No’lu Danışmanlık Hizmetleri Meslek Komiteleri ile Kişisel Verileri Koruma Kurumu iş birliğinde “Kişisel Verilerin Korunması, Riskler ve Önlemler Paneli” düzenlendi. ATO Meclis Salonu’da gerçekleşen panelin açılışında bir konuşma yapan ATO Başkanı Gürsel Baran, ad-soyad, doğum yeri, elektronik posta, kan grubu ve parmak izi gibi bilgilerinin kişisel veri kabul edildiğini ve korunması gereken bilgiler olduğunu söyledi. Türkiye’de ’kişisel veri’ kavramının, yapılan değişiklikle anayasanın 20. maddesine eklendiğini kaydeden Baran, “Böylece kişisel veriler ‘temel hak ve özgürlük’ olarak anayasa ile güvence altına alınmış oldu” dedi.

    Kişisel verilerin korunması konusunun herkesi ilgilendirdiğini vurgulayan Baran, konuyla ilgili panel düzenlemekteki amaçlarının elektronik ortam olması nedeniyle sürekli gelişen alanda, ATO üyelerinin hata ve yanlış yapmalarının önüne geçmek olduğunu ifade etti.

    Sanal ayak izi

    Kişisel Verileri Koruma Kurumu Başkanı Prof. Dr. Faruk Bilir de açılışta yaptığı konuşmada, kanun hakkında bilgi vererek, vatandaşların sanal ortamda kayıt yaptırırken bu kayıtların hangi gerekçelerle yapıldığına dikkat etmesi gerektiğini dile getirdi. Sosyal medya kullanıcılarının sanal alemde ayak izi bıraktıklarını anlatan Bilir, Facebook’u örnek göstererek, kullanıcının beğenilerine bakılarak arkadaşları, ailesi ve eşi kadar tanınabileceğini anlattı. Bilir, Facebook kullanırken kontrolün kullanıcıda olması gerektiğine dikkat çekti. Bilir, 6698 sayılı Kanunun amacının kişisel verilerin işlenmesi ve paylaşılmasını tümüyle engellemek olmadığını, amacın kişisel veri işleyenlerin, veri sahibi kişilerin mahremiyetine zarar vermelerini engellemek olduğunu ifade etti.

    Sanal ayak izlerinin Türkiye’de kalması gerektiğini de kaydeden Bilir, Veri Sorumluları Sicil Bilgi Sistemine (VERBİS) geçerek, ciro, çalışan sayısı ve yerleşiklik durumuna göre kayıt yükümlülüğü getirdiklerini belirtti. Bilir, Google, Facebook ve Twitter’in VERBİS’e kayıt olması gerektiğini de söyledi.

    “Veri temelli ekonomi”

    Kişisel Verileri Koruma Kanununun, kişisel verilerin işlenmesi ve paylaşılması konusunda tümüyle engel olmadığını da anlatan Bilir, şirket ve kurumların hangi durumlarda kişisel verileri işleyip paylaşabileceğinin çerçevesini kanunun çizdiğini dile getirdi. Kişinin kendi kişisel verilerinin geleceğini belirleme hakkına sahip olduğunu söyleyen Bilir, gerektiğinde kişisel verilerin yurt içi ve dışına aktarılabileceğini ekledi. “Dünyada veri temelli ekonomiden bahsediliyor. Bizler bu verileri hukuka uygun olarak kullanabilirsek bundan ekonomik değer üretebiliriz” diyen Bilir, Türkiye’de de yerli ve milli veri merkezi olması gerektiğini belirtti.

    ATO Meclis Üyesi ve Danışmanlık Hizmetleri Meslek Komitesi Başkanı Hüseyin Özer de açılış konuşmasında kayıt dışılıktan ve bunun kişisel verilerin korunması konusundaki olumsuz etkisinden bahsetti. Özer, sağlıklı verinin üretilip, doğru yerlerde ve doğru ellerde kullanılması gerektiğini vurguladı.

    Ankara Ticaret Odası Bilişim Teknolojileri Meslek Komitesi Başkanı Ömer Faruk Kayaaslan konuşmasında, teknolojinin gelişirken getirdiği yeniliklerin ihlalleri de beraberinde sürüklediğini kaydederek, düzenledikleri faaliyetin amacının kişisel veri mahremiyeti konusunda farkındalık ve hassasiyet oluşturmak ve konuyla ilgili firmaları oluşan fırsatlar ve riskler konusunda bilgilendirmek olduğunu söyledi.

    Kişisel Verileri Koruma Kurumu Daire Başkanı Dr. Yılmaz Vural’ın moderatörlüğünü gerçekleştirdiği panelde, Kişisel Verileri Koruma Kurumu Daire Başkanı Mustafa Erbilli, Daire Başkan Yardımcısı Tuğba Yılmaz ve Başkanlık Müşaviri Seçil Koyuncu, “Kişisel Verilerin Korunması Mevzuatı Genel Bilgiler, Veri Sorumluları Sicili ve Şirket Kanununa Uyum Süreci, Kişisel Veri Güvenliği ve Bilişim” başlıklarında konuşmalar yaptı.

  • İZTO’dan “Tüketicinin Korunması Kanunu” toplantısı

    İzmir Ticaret Odası (İZTO) tarafından düzenlenen 6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Kanunu bilgilendirme toplantısında konuşan İZTO Genel Sekreteri Prof. Dr. Mustafa Tanyeri, “Aslında Türkiye’nin bir birikimi var. Sadece problemimiz biraz kağıt üzerindeki uygulamaların sahada uygulanması ve ihlal edilenlerle ilgili yaptığımız disipline edici faaliyetlerin yeterli olmaması” dedi.

    İzmir Ticaret Odası (İZTO) tarafından, 6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Kanunu bilgilendirme toplantısı düzenlendi. Oturum başkanlığını İZTO Meclis Üyesi Metin Aztekin’in yönettiği toplantıya; İZTO Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Özgener, İZTO Genel Sekreteri Prof. Dr. Mustafa Tanyeri, İzmir Ticaret İl Müdürü Şahin Ersü de katıldı. Toplantıda, İzmir Ticaret İl Müdürlüğü Tüketici Hakem Heyeti Servis Sorumlusu Aynur Gülsüm Marasalı ve İzmir Barosu Tüketici Komisyonu Üyesi ve Tüketici Hakem Heyeti Üyesi Avukat Salih Emrah Ertan sunum yaptı.

    “Gelenekte ahilik kültürü var”

    Toplantıda konuşan İZTO Genel Sekreteri Prof. Dr. Mustafa Tanyeri, “Türkiye bu konuyla ilgili uzun soluklu yolculuğu var. Ondan da önce çok uzun yıllardan beri dünyanın da gündeminde. Şu anda çok katı bir şekilde AB üyesi ülkelerde uygulanıyor. Türkiye de belli aşamadan sonra bu mevzuatı adapte etti. Türkiye’de bu konuya çok da yabancı değil. Tüccar kesiminin çatısı olan ticaret odaları geleneğinde Anadolu’da yeşermiş olan ahilik geleneği var. Bu gelenekte genelde tüketicinin sağlık ve güvenliğinin tazmin edilmesi ve birçok hakkının teslim edildiğini görüyoruz. Türkiye ve üzerinde oturduğu miras dünyanın en güzel örneklerini oluşturuyor. Aslında Türkiye’nin bir birikimi var bu konuda. Sadece problemimiz biraz kağıt üzerindeki uygulamaların sahada uygulanması ve ihlal edilenlerle ilgili yaptığımız disipline edici faaliyetlerin yeterli olmaması” dedi.

    “Yeni düzenlemeler gündeme gelecek”

    Tüccar ve tüketicinin etle tırnak gibi olduğunu kaydeden Tanyeri, “Bir tanesi sunan, diğeri bu hizmeti fayda elde edilen kesim. Modern düzenlemelerin yapıldığı temel haklardan bugüne geldik. Dünün bazı düzenlemeleri dünde kaldı artık yeni şeyler söylemek lazım. Dünya farklı mecraya gidiyor. Dijital devrim var ve daha bunun başındayız. Nereye gideceği konusunda kimsenin kesin hüküm yok. Örneğin elektronik ticaretle ilgili düzenlemelerin yeniden gündeme gelmesine neden olacak çığ gibi bir pazar var. Bu konutla ilgili yeni düzenlemeler gündeme gelecek. Bunun anayasal hak olarak devletin tüketicilerin sağlık ve güvenliğini koruma yükümlülüğü olarak mutlaka hayata geçirmesi, kontrol edilmesi ve hayatın bir parçası haline gelmesi lazım” diye konuştu.

    “Bizim bir yerde olma şansımız yok”

    İzmir Ticaret İl Müdürü Şahin Ersü de, “Ben hem tüketici hakem heyetleri koordinasyonlarını yapıyorum, hem de tüketici hakem heyetine başkanlık ediyorum. Çalışmalarımızda, hakem heyetlerinde kararlar alıyoruz ve bu kararlardan siz esnaf ve tüccarın zarar gördüğünü de müşahede ediyoruz. Bizim bir yerde olma şansımız yok. Kanuna baktığımızda kaymakamlıklarda tüketici hakem heyetlerine kaymakamlar başkanlık ediyor, ilde de ticaret il müdürleri sorumlu. Bizim bir yerde olma şansımız yok. Hizmet sunan da alan da bizim için et tırnak. Ahilik kültüründen terbiye alan insanlar asla kimseye zarar verme düşüncesinde değil. Her şeyi kayıtlı, adresleri belli ama sonuç itibariyle uyuşmazlığa girdikleri bir takım müşterileri de var. Bununla ilgili çalışmalar yapılaması gerektiğine inandığımı söyledim ama geçmişte bu ortamı bulamadım” diyerek yapılan toplantıların faydalı olacağını belirtti.

  • Yeni teknopark kanunu Ar-Ge projelerinin kalitesini artıracak

    Bakanlar Kurulu tarafından önceki yıl çıkarılan 4691 sayılı Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Kanunu’nun getirdiği değişiklikler ULUTEK Teknopark bünyesinde faaliyet gösteren firmalara anlatıldı.

    Sistem Global Danışmanlık Denetim Grup Başkanı Ülkü Şengül tarafından verilen “Teknopark’ta Mâlî Uygulamalar ve Yeni Dönem” eğitimine ULUTEK Teknopark’ta faaliyet gösteren çok sayıda firma temsilcisi katıldı. Yayınlanan Bakanlar Kurulu kararı ile 2001 yılından beri uygulanan kurumlar vergisi kazancına yönelik istisnânın uygulama şartlarının kökten değiştirildiğini söyleyen Denetim Grup Başkanı Ülkü Şengül, “Yapılan düzenleme ile artık Teknopark bünyesinde faaliyet gösteren firmalara belge şartı getirildi. Yüzde 100 olan kurumlar vergisini bir orana bağladı. Aslında bildiğimiz dünya bir miktar değişti. Bu konuya dikkatinizi çekmek istiyorum. Teknoparklardaki firmalar kurumlar vergisi kazancına dair bu istisnâyı uygularken Bakanlar Kurulu kararını dikkate almaları gerekiyor” dedi.

    Yaşanan bu değişim sürecini firmalar bazında negatif veya pozitif olarak ele almamak gerektiğinin altını çizen Ülkü Şengül, “Teknoparkta yer alıyorsanız zaten doğrudan kurumlar vergisinden muaf oluyordunuz. Önceden bu konu çok daha sade ve anlaşılır bir şekildeydi. Şu ânda yeni gelen mevzuat, yönetici şirketin onayıyla beraber bir belge şartı mecburiyeti getirdi. Belli hadlerin üzerindeyseniz, patent ya da patente eşdeğer belge alma zorunluluğu getirdi ya da proje bitirme belgesi alma zorunluluğu getirdi. Aslında belgelemeyle ilgili bir farklılık oldu. Ancak günün sonunda yüzde yüz olan kurumlar vergisi istisnası bir orana bağlandı. Yüzde yüz olmasa da buna yakın bir oran çıkacak zaten bu hesaplamaların sonunda. Dolayısıyla bir değerlendirme yapmamız gerekirse, yeni sistem uygulamaya daha dikkat çekici hale getirdi. Ar-Ge projelerinin niteliğine mutlaka ciddi bir katkı sağlayacak. Patent veya patent eşdeğer belge şartı olduğu için, firmalar bunu alabilmek için Ar-Ge projelerinin niteliğini ister istemez bir miktar daha arttırmak zorunda kalacaklar” diye konuştu.

    ULUTEK Teknopark’ın ev sahipliğinde gerçekleştirilen eğitim soru-cevap kısmı ile tamamlandı.