Etiket: Kanserine

  • İskenderun’da meme kanserine dikkat çektiler

    Hatay’ın İskenderun ilçesinde Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezi (KETEM) tarafından meme kanserine dikkat çekmek için sağlıklı yaşam parkında stant açıldı.

    Meme kanseri farkındalık ayı dolayısıyla bugün sağlıklı yaşam parkında stant açtıklarını ve bir farkındalık oluşturmak istediklerini belirten İskenderun KETEM Birim Sorumlusu Dr. Gülden Köklü, “Meme kanserine dolayısıyla farkındalık yaratmak için buradayız. Bugün pembe renk hakimdi, bir yandan pembe kurdelemizi halkımızın yakalarına takarken, diğer taraftan dağıttığımız pembe tişörtlerle sloganımız ‘olan erken teşhis hayat kurtarır’ ile meme kanserine dikkat çektik” dedi.

    Dr. Gülden Köklü, 40 yaş üstü tüm kadınları ücretsiz olarak gerçekleştirdikleri mamografi taramasına KETEM’e beklediklerini de sözlerine ekledi.

  • Meme kanserine karşı pembe kıyafet giyip, gökyüzüne pembe balonlar saldılar

    Antalya’da meme kanserine karşı farkındanlık yürüyüşü düzenlendi. Pembe kıyafetleriyle Antalya sokaklarını dolduran yüzlerce kadın ve erkek, gökyüzüne de pembe balonlar bıraktı.

    1-31 Ekim Meme Kanseri Bilinçlendirme ayı dolayısıyla Antalya’da farkındalık yürüyüşü düzenlendi. Antalya Büyükşehir Belediyesi, Antalya Gazeteciler Cemiyeti(AGC), Antalyaspor, Memorial Antalya Hastaneleri işbirliği ile düzenlenen yürüyüşe yüzlerce vatandaş katıldı. Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Menderes Türel, AGC Başkanı Mevlüt Yeni, Memorial Antalya Onkoloji Merkezi Başkanı Prof. Dr. Mustafa Özdoğan, Antalya Tanıtım Vakfı Başkanı Yeliz Gül Ege ile yüzlerce kadın ve erkek, üzerlerinde “Korkma, farkında ol. Geç kalma” yazılı pembe tişörtüyle Antalya sokaklarında yürüdü. Saat 14.00’da Cumhuriyet Meydanı’ndan bando takımı eşliğinde başlayan yürüyüş, Karaalioğlu Parkı’na kadar devam etti. Yarım saatlik yürüyüşün ardından Karaalioğlu Parkı’nda toplanan grup, burada pembe balonları gökyüzüne salarak görsel şölen oluşturdu. Farkındalık yürüyüşüne, motosiklet tutkunları organizasyonu olan HOG, Meme Kanseri Antalya Psikososyal Destek Grubu’ndan Pembe Athenalar gurubu da destek verdi.

    “20 yaşından sonra mutlaka ayda bir kez memenizi gözlemleyin”

    Tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de meme kanserine dikkat çekmek için çeşitli etkinliklerin düzenlendiğini belirten Prof. Dr. Mustafa Özdoğan, “Buradaki amacımız meme kanserine ne kadar erken tanı konulursa tedavi ve hayatta kalma ihtimali tedavi sürecinde daha az zarar görme ihtimali fazla. Biz de bu nedenle kadınlarımıza diyoruz ki memenizin farkına varın. 20 yaşından sonra mutlaka ayda bir kez memenizi gözlemleyin. Akıntı, şekil değişikliği var mı? 40 yaşına kadar 3 yılda bir doktora gidin 40 yaşından sonra 2 yılda bir mamografi yaptırın. 50 yaşından sonra da yılda bir kez mamografi yaptırın diyoruz. Biz kadınlarımızı hastalığa yakalanmadan ya da yakalandıklarında erken teşhis istiyoruz. Bir toplumun kadını hasta değilse, mutluysa sağlıklıysa o toplum mutludur. Biz de şehrimizin sağlıklı olmasını insanımızın sağlıklı olmasıyla ancak ilişkilendirebiliyoruz” dedi.

    “Yüzde 25 oranında maalesef sağlığımızı tehdit eder hale geldi”

    Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Menderes Türel ise, etkinliğe katılmaktan dolayı büyük memnuniyet duyduğunu belirtti. Türel, “Kanser bugün benim bilgilerime göre yaklaşık yüzde 25 oranında maalesef sağlığımızı tehdit eder hale geldi. Tedaviden önce erken teşhis yaşam kurtarmak adına çok önem arz ediyor. Erken teşhis tedavi merkezleri çok önemli. Biz de Büyükşehir Belediyesi olarak bu konuda özellikle mamografi cihazlarıyla vatandaşlarımıza ücretsiz hizmet veren sağlık merkezleri bulunduruyoruz. Vatandaşlarımıza bu hizmetleri ücretsiz sunuyoruz. Özellikle 3 senede bir mamografiden geçmesi önem arz ediyor. Biz de belediye olarak buna alt yapı sağlamaya çalışıyoruz. Belediyecilik sadece yol, su, park ve peyzajdan ibaret değil. Sağlıklı bir şehir olması için sağlıklı bir toplum birey olması için bizde gayret gösteriyoruz. Özellikle erken teşhis ve tanıya bu güzel etkinliğe katıldık” diye konuştu.

  • Akdeniz mutfağı akciğer kanserine kalkan

    Akdeniz usulu beslenme, akciğer kanserine yakalanma riskini azaltıyor.

    Göğüs Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Özkan Demirhan, akciğer kanserine karşı önlem almanın yollarını ve doğru beslenmenin korunmadaki önemini anlattı.

    Demirhan, erken teşhisn diğer kanser türlerinde olduğu gibi akciğer kanserinde de büyük önem taşıdığına dikkat çekerek, “Akciğer kanserini erken evrede yakalamak için checkup sayısını arttırmak, akciğer filmleri ve düşük doz tomografiler önemli rol oynuyor. Özellikle 10-20 yıldır sigara kullanan 40 yaş üstü kişiler, ailesinde akciğer kanseri hikayesi olanlar düzenli olarak hekim kontrolünde olmak zorundalar. Risk altında oldukları için bu kişilere kesinlikle tomografi öneririm. Eğer lezyon tespit edilirse veya patolojik bir durum görülürse 6 ayda bir ya da duruma göre 3ayda bir de çekilebilir. Ama düşük doz tomografi olması büyük önem taşıyor çünkü hastalar radyasyona maruz kalıyor.Tomografi ilaçsız çekilse bile hasta radyasyon alır. Erken tanıda bize yol gösteren uluslararası bir formül vardır bu yöntem yüzde 100 olmasa da bizlere bir fikir vermekte. Filmde patoloji saptandığı zaman sigara içimi ve yaş durumu da göz önünde bulundurulur. Sıkıntılı durumları erken tespit etmek için PET CT de öneribilir. Lezyon tanısı için biyopsiye kadar giden bir sürece de gidebilir eğer ameliyata uygunsa mutlaka cerrahi tedavi tercih edilmelidir” dedi.

    İnsanların kandan korktuğunu fakat öksürüğü önemsemediğini belirten Demirhan, “Aslında öksürüğü yabana atmamak gerekir. Akciğer kanseri için sinsi bir kanser tanımlaması yapıyoruz ama insanlar belli başlı belirtilere karşı uyanık olup zamanında önlem alabilir. Örneğin öksürüğün çok iyi takip edilmesi gerekir. Öksürük karakterinin değişmesi önemli bir ön bulgu olabilir. Öksürük sayısı artmıştır ya da kişi sadece gündüz öksürürken gece de öksürmeye başlamıştır. İnsanlar genelde kan gördükleri zaman korkarlar ama öksürünce umursamazlar. ‘Öksürüyorum sigarandır’ derler. Oysa öksürüğün kalple mi akciğerle mi ilişkili olduğunun araştırılması gerekir. Balgamda kanama veya çok kirli balgam çıkarma da akciğer kanserinin bir başka belirtisi olabilir” dedi.

    Demirhan, akciğer kanserinden korunmak için şu tavsiyelerde bulundu:

    ” – Abartılı yemekten kaçının.

    – Şeker tüketimini çok aza indirin.

    – Beyaz et ağırlıklı beslenin. Beyaz et tercihinizi mutlaka balıktan yana kullanın.

    – Haftada bir kere mutlaka kırmızı et tüketmeye dikkat edin. Ancak etin çok pişmiş ve yanmış halini değil orta pişmiş halini tercih edin.

    – Öğünlerde bol miktarda yeşillik tüketin.

    – C vitamininden zengin gıdaları tercih edin.

    – Akdeniz usulu beslenmeyi yaşam şekli haline getirin.

    – Zeytinyağını sofranızın ve mutfağınızın baştacı yapın. Katı yağlardan uzak durun.

    – İyotlu tuz dahil olmak üzere tuzdan mutlaka uzak durun.”

    – Düzenli spor yapın”.

  • Mesane kanserine, tedavi umudu doğdu

    Kanadalı bilim adamları, mesane kanserine karşı VAR2CSA adlı sıtma paraziti proteinin, kansere çare olabileceğini belirtti.

    University of British Columbia tarafından yapılan araştırmada, kemoterapiye cevap vermeyen mesane kanseri tümörleri, bir grup fareye aktarılarak ilacın etkisi gözlendi. VAR2CSA adlı sıtma paraziti proteinin uygulandığı tümörlü hayvanların, yüzde 80’i 70 gün boyunca hayatta kalmayı başarırken, ilacın uygulanmadığı diğer hayvanların öldüğü gözlendi. Araştırmayı yürüten Mads Daugaard çıkan sonuç karşısında çok heyecanlandıklarını belirtirken, ilacın ölümcül mesane kanseri tedavisinde daha kapsamlı araştırmaların önünü açacağını dile getirdi. Daugaard, araştırmanın bir sonraki safhasında ilacın klinik deneylerde uygulanabilirliğini kontrol edeceklerini söyledi.

    Tedavi edilmesi en pahalı kanser hastalıklarından olan mesane kanseri en yaygın 5. kanser hastalığı iken son 20 yılda yapılan araştırmalar tedavide yetersiz kalıyor.

  • Kalın bağırsak kanserine yol açan 7 etken

    Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi Gastroenteroloji Uzmanı Doç. Dr. Fatih Oğuz Önder, 3 Mart Dünya Kolon Kanseri Günü dolayısıyla kolon kanserine yol açan başlıca 7 etkeni anlattı.

    Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi Gastroenteroloji Uzmanı Doç. Dr. Fatih Oğuz Önder, Türkiye’de en sık görülen kanserler arasında üçüncü sırada yer alan kalın bağırsak (kolon) kanserinin giderek yaygınlaştığını vurgulayarak, “Her 20-30 kişiden birinin yaşamının bir döneminde karşısına çıkan kolon kanserine; yanlış beslenme alışkanlıklarından alkol ve sigara kullanımına dek birçok faktör yol açıyor. Sinsice ilerleyen ve erken dönemde hemen hiçbir belirti vermeyen, buna karşın henüz polip halinde iken tespit edildiğinde önlenebilen kolon kanserinde erken teşhis kritik rol oynadığından toplumsal bilincin artması çok önemli. Bu nedenle 2000 yılından buyana dünyada Mart ayı Kolon Kanseri Farkındalık Ayı olarak kutlanıyor. Kalın bağırsak kanseri ve poliplerin erken dönemde hemen hiçbir belirti vermemesinden dolayı; genetik riski olmayanların en azından 50 yaşından sonra hiçbir şikayeti olmasa bile kolonoskopi yaptırmaları gerekiyor. Kalın bağırsak kanserinin gelişmeden önlenmesinde ve erken tanısında kolonoskopinin rolü büyüktür. Kolonoskopi oldukça güvenli ve uygun şartlarda yapıldığında konforlu bir işlem. Ailesinde kolonda polip veya kolon kanseri olanlar daha erken yaşlarda taramalara alınmalıdır. Kolon kanserinin ileri aşamasında ise hastalarda kansızlık, tuvalette kan gelmesi, sümük benzeri akıntı, bağırsak alışkanlıklarında ishal veya kabızlık gibi değişme, karın ağrısı ve kilo kaybı gibi belirtiler kendini gösterebiliyor” şeklinde konuştu.

    Yanlış beslenme alışkanlıkları

    Dünya Sağlık Örgütü’nün 2015 yılında salam, sucuk, sosis, pastırma gibi işlenmiş et ürünlerini kesin kanserojenler arasına dahil ettiğini söyleyen Doç. Dr. Önder, “Aşırı kırmızı et tüketilmesinin de özelikle kolon kanseri riskini artırdığına aynı duyuruda dikkat çekiliyor. Yanlış beslenme alışkanlıkları kolon kanseri riskini artırıyor. Aşırı beslenme ve obezite birçok sağlık sorunu ile birlikte kolon kanseri gelişmesine de neden olabiliyor. Özellikle sebze ve meyvenin az tüketilmesi tüm sindirim sistemi sağlığını bozarken, kolon kanseri açısından da önemli risk teşkil ediyor. Kolon kanserinde pişirme biçimi de çok önemli. Özellikle mangal gibi pişirme yöntemlerinde etin yanması sonucu kanserojenler oluşabiliyor. Bu kanserojenler mide, pankreas ve kolon kanserinin gelişmesini tetikleyebiliyor. Bu nedenle etin ateşe en az 15 cm’den yakın mesafede olmamasına dikkat edin. Etin mangalda kalma süresi uzadıkça da kanserojen madde oluşma riski artıyor” ifadelerini kullandı.

    “Ailesel ve genetik faktörler çok büyük rol oynuyor”

    “Yapılan bilimsel çalışmalar, alkol ve sigara kullanımının genel sağlığı bozucu etkilerinin yanı sıra, diğer kanserlerde olduğu gibi kolon kanseri açısından da ciddi bir risk faktörü olduğunu ortaya koyuyor” diyen Doç. Dr. Önder, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Kalın bağırsak kanserinin nedenleri arasında ailesel ve genetik faktörler çok büyük rol oynuyor. Yakın akrabalarında bağırsak kanseri olan insanlarda kolon kanseri gelişme riski daha fazla oluyor. Bu kişilerde düzenli aralıklar ile kanser taramaları yapılması çok önemli. Ayrıca kendisinde meme, yumurtalık ve rahim kanseri olan kişiler de mutlaka kolon kanseri açısından taranmalı. Kolon polipleri, kalın bağırsağın en sık görülen hastalıklarından. Hemen hemen tüm kalın bağırsak kanserleri; bağırsak iç duvarından oluşan ve bağırsak içine doğru uzanan anormal yapıdaki bu doku parçalarından gelişiyor. Zaman içinde polip içindeki hücreler değişerek kansere dönüşebiliyor ve buradan yayılıyor. Bu polipler kolonoskopi ile tespit ediliyor ve kötü dönüşüm gerçekleşmeden önce yok edilebiliyor.”

    İlerleyen yaş

    Gastroenteroloji Uzmanı Doç. Dr. Önder, ilerleyen yaş ile birlikte kalın bağırsak kanseri riskinin arttığını belirterek, “Hastaların yüzde 90’ından fazlası 40 yaş üzerinde tespit edilmektedir ve 40 yaşından sonra kolon kanserine yakalanma oranı her 10 yılda bir ikiye katlanarak artmaktadır. Kolonoskopi, günümüzde oldukça güvenli ve uygun şartlarda yapıldığında konforlu bir işlem. Ancak eski algılar kolonoskopiden çekinilmesine neden olduğundan, erken teşhiste bu kritik fırsat kaçırılabiliyor. Oysa endişeye gerek yok! İşlemden bir gün önce evde uygulanabilen bir diyet ve ilaç tedavisi ile bağırsaktaki kirlilik temizleniyor. İşlem günü taramaya girecek olan kişide hafif veya derin sedasyon denilen işlemi hissetmesini ve hatırlanmasını önleyen ilaçlar ile hafif bir uyku sağlanıyor. Bu hafif uyku durumunda kişi rahatsızlık hissetmiyor, ağrı duymuyor. İşlem sırasında tespit edilen ve teknik olarak uygun olan tüm polipler alınarak kolon kanseri gelişmesi riski azaltılıyor. İşlemin olumsuz sonuçlanma ihtimali çok düşük. Hastalar işlemden sonra birkaç saat gaz şişkinliği hissedebilirler ancak aynı gün içinde normal hayatlarına dönebilirler” diyor. Genetik riski olmayan kişilerin 40 yaşından sonra yılda bir kez gaitada gizli kan var mı diye taranması gerekiyor. 50 yaşına gelen kişilerin ise kolonoskopi yöntemi ile polip ve kanser taraması önemli. Tespit edilen polip sayı ve cinsine göre ileri takipler düzenleniyor” açıklamasını yaptı.