Etiket: Kanserine

  • Meme Kanserine Karşı Bilinçlendirme Semineri

    Kadın kanserleri içinde en sık görülen ve akciğer kanserinden sonra en fazla ölüm nedeni olan meme kanserine karşı farkındalığı artırmak amacıyla Adana Optimum Alışveriş Merkezi’nde 4 Aralık Cuma günü “Meme Kanseri ile Mücadele ve Erken Tanı” semineri düzenleniyor.

    “Anne Baba Destek Programı -19” kapsamında düzenlenecek ücretsiz seminer 10.30-11.30 saatleri arasında Optimum’daki Avşar Sineması’nda gerçekleştirilecek.

    Adana, Seyhan, Çukurova, Güney, Tepebağ, 5 Ocak Rotary Kulüpleri ile Rönesans Eğitim Vakfı’nın işbirliğiyle gerçekleştirilecek seminerde Dr. Nilgün Kocabıyık, katılımcıları meme kanseri konusunda bilgilendirecek. Dr. Nilgün Kocabıyık, meme kanserlerinin ölümcül sonuçlara yol açmadan tedavisinde en etkili yol olan erken tanının önemi ve yeni tanı yöntemleri konusunda da aydınlatıcı bilgiler verecek.

    HER SEKİZ KADINDAN BİRİNİ TEHDİT EDİYOR

    Meme kanseri, dünya genelinde tüm kadın kanserlerinin yüzde 24’ünü, kanserden ölümlerin ise yüzde 14’ünü oluşturuyor. Her sekiz kadından birinin hayatının belirli bir zamanında meme kanserine yakalandığı bildirilirken nadir de olsa erkeklerde de meme kanseri görülebiliyor. Araştırmalar meme kanseri görülme sıklığının giderek arttığını işaret ederken, erken teşhis hayat kurtarıyor.

  • Deri Kanserine Yakalananlar Artıyor

    Prof. Dr. Ufuk Bilkay, deri kanserine dikkat çekerek artık sıklıkla görülmeye başlandığını belirtti.

    Deri (cilt) kanserinin, insanda en sık görülen kanser türü olduğunu ifade eden Prof. Dr. Ufuk Bilkay, “ Deri, dış dünya ile ilişkimizi sağlayan, oldukça büyük alan kaplayan bir organdır. Bu geniş alanda zaman içinde çeşitli değişiklikler olması kaçınılmazdır. Bu değişikliklerin çoğu (benler, güneş lekeleri, iyi huylu tümörler vs.) iyi huyludur. Ancak bir kısmı da kötü huylu tümörler olabilir. Son yıllarda ozon tabakasındaki incelme nedeniyle kötü huylu tümörlerde önemli miktarda artış olmuştur. Ancak, cilt tümörlerinin büyük çoğunluğu tedavi edilebilir ve sağlık açısından bir daha sorun oluşturmaz.” dedi.

    Deri kanserinin nedenleri hakkında bilgi veren Prof. Dr. Ufuk Bilkay, şöyle konuştu:

    “Güneşe uzun sure maruz kalmak, genetik yatkınlık, açık ten rengine sahip olmak, bazı kimyasal maddelere uzun sure maruz kalmak, vücuttaki benler ( nevus), uzun sure kapanmayan yaralar, deri kanseri (Cilt kanseri ) nin en sık nedenleri arasındadır. Cildimi güneşten korumalı mıyım? Yazın bronzlaşmak için güneş altında yatmak herkezin sevdiği bir aktivitedir, Ancak güneş ışınlarının ciltde yaptığı tahribat da büyüktür. Özellikle açık tenki kişiler güneşten kaçınmalıdır. Cilt tümörlerinin bilinen en önemli etkeni güneş ışınlarıdır. Bunun dışında, güneş ışınları cildin erken yaşlanmasına da sebep olurlar. Güneşe çıkacağınız zaman koruyucu kremler kullanmanız şarttır. İyi huylu bir lekeyle kötü huylu bir tümörü nasıl ayırabilirim? Siz ayıramazsınız. Bazen bu işin uzmanları bile ayırmakta zorlanır ve ciltten bir parça alıp laboratuarda inceleme gereği duyabilirler. Ancak sizin yapabileceğiniz, değişiklik gösteren bir leke olduğunda veya 3-4 hafta içinde iyileşmeyen kabuklu, kanamalı bir yara olduğunda doktora başvurmaktır. Vücuttaki lekeler ve renkli (pigmentli ) oluşumlar çoğunlukla tehlikesizdir. Bazen de yaşa bağlı veya güneşe bağlı lekeler görülebilir. Ancak mevcut benlerde veya yeni çıkanlarda bazı değişmeler fark ederseniz doktorunuza başvurun. Bu değişmeler şunlardır: benin son birkaç ay içinde büyüme göstermesi; sınırlarının düzensiz, asimetrik bir hal alması; renk değişikliği olması.”

    Şüpheli bir leke görüldüğünde nasıl bir yol uygulanması hususunda Prof. Dr. Ufuk Bilkay, “Tümör olabileceği şüphesi olan bir leke görülürse kesin tanı koymanın tek yolu patolojik inceleme yapmaktır. Eğer leke, tamamen çıkarıldığında geride kalan alan sorunsuz onarılabilecek kadar küçükse (ki genelde öyledir), o zaman tamamını çıkartıp patolojik incelemeye göndermek en iyisidir. Böylece hem dokuyu inceleyen patolog daha iyi bir tanı koyma şansını yakalar, hem de çoğu durum için, tanı ve tedavi tek seferde gerçekleşmiş olur. Daha büyük lekeler için sadece bir parça alıp incelemeye gönderilir. Gelen rapora göre tedavi yolu izlenir. Çevremden bana “bıçak vurdurma, bıçak vurulursa yayılır diyorlar”. Bu ne derece doğru? Bu tamamen yanlış bir inanıştan kaynaklanmaktadır. Eğer kötü huylu bir tümörse ve dokunulmazsa kesinlikle yayılacaktır. Ama ameliyat olursanız tedavi olma şansınız da yüksektir. Bazen, konunun uzmanı olmayan hekimlerce iyi huylu olduğu düşünülerek cilt tümörlerine müdahale edilmekte ve çıkartılan doku incelemeye gönderilmemektedir. Adı konmayan bu doku eğer yetersiz çıkarılmışsa tekrar eder ve yayılır. Bu da halk arasında yaygın olan “bıçak vuruldu, yayıldı” inanışına sebep olmuştur. Bu çok yanlış bir düşüncedir. Böyle bir ihtimal tümörün cinsine de bağlıdır, ama tekrar ortaya çıkma şansı vardır. Cilt tümörlerinin çoğu güneşin de etkisine bağlı olarak özellikle açık renk tenli kişilerde ortaya çıkar. Bu sebeple cilt tümörü çıkarılan hastaların bir kısmında aynı etkiler altında kalan diğer bölgelerde de yeni tümörler çıkabilir. Dolayısıyla cilt tümörü nedeniyle ameliyat olan kişilerin hem tümörün tekrar ortaya çıkması, hem de yeni tümör oluşumu açısından takipte tutulması gerekir.” diye konuştu.

  • Meme Kanserine Tango İle Dikkat Çektiler

    Muğla’nın Fethiye ilçesinde düzenlenen etkinlikte meme kanserine dikkat çekmek için tango ile farkındalık oluşturuldu.

    Geçtiğimiz 22 Nisan tarihinde göğüs kanseri olduğunu öğrenen ve erken teşhis ile kanseri yenmek için mücadele eden Nural Yılmaz’ın da katıldığı etkinlikte meme kanseri anlatılıp tango gerçekleştirildi. Antalya’dan uzman doktorlar Ali Özlük ve Harun Şimşek ile Fethiye Devlet Hastanesinden onkoloji uzmanı Uğur Muslu’nunda konuşmacı olarak katıldığı etkinlikte sorularda cevaplandırıldı.

    Uzmanlar meme kanserinde erken teşhis’in önemine dikkat çekip kadınların düzenli olarak bu konudaki sağlık kontrollerini yaptırmalarını istedi. Toplantıda yapılan konuşmaların ardından etkinliğe katılanlar müzik eşliğinde tango yaparak meme kanserine karşı dikkat çekti.

  • Kolon Kanserine Neştersiz Ameliyat

    Neştersiz ameliyat, kolon adı da verilen kalın bağırsak kanserinin tedavisinde de en çok tercih edilen yöntem haline geldi.

    Genel Cerrahı Uzmanı Opr. Dr. Berkhan Savaşçın, kalın bağırsak kanserinin artık laparoskopik denilen kapalı yöntemle ameliyat ve tedavi edilen kanserler arasına girdiğini söyledi. Bu yöntemin açık ameliyat yönteminin yerini de aldığını belirten Opr. Dr. Savaşçın, “Ameliyat sonrası konforunun çok iyi olması, hastanın daha kısa sürede günlük yaşama dönme şansı bu yöntemin önem ve değerini artırıyor” dedi.

    “Kolon” diye adlandırılan kalın bağırsağın, yaklaşık 1,5-2 metre uzunluğundaki sindirim sisteminin ince bağırsaktan sonra gelen kısmı olduğunu hatırlatan İzmir Kent Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanlarından Opr. Dr. Savaşçın, kolon kanserinin erkek ve kadında eşit oranda görüldüğünü kaydetti. Savaşçın, görülme sıklığı bakımından kolon kanserinin tüm kanserler içinde 3. sırada yer aldığını, hemoroid kadar olmasa da alt sindirim yollarındaki kanamaların önemli nedenlerinden biri olduğunu ifade etti. Opr. Dr. Savaşçın, kolon kanserinin nedeninin kesin olarak bilinmediğini, ancak oluşumunda etkili olan bazı çevresel ve genetik nedenler olduğunu belirtirken, beslenmenin önemine dikkat çekti. Ayrıca daha önceden meme ve yumurtalık kanserini geçirmiş kişilerde ve ailelerinde kolon kanseri görülme sıklığının daha fazla olduğunu kaydeden Opr. Dr. Savaşçın, “Beslenme, kolon kanserinde önemli bir yere sahip. Özellikle batı tipi fast food dediğimiz beslenme kolon kanseri ihtimalini arttırır. Kolon kanserinin oluşmasında hayvansal yağların tüketiminin de etkili olduğu iddia edilmektedir. Böyle bir risk yaratmamak için doğru ve sağlıklı beslenmeliyiz. Fazla lifli gıdalarla beslenmenin kolon kanserine karşı koruyucu olduğu bilinmelidir. Ayrıca bazı kimyasal maddeler de kolon kanseri nedenleri arasındadır. Sanayi işçilerinde, bazı fabrikalarda çalışanlarda kolon kanserinin daha sık oranlarda görülmesi bu iddiayı güçlendirmektedir” diye konuştu.

    AMELİYAT OLMAMIŞ GİBİ

    Kalın bağırsak kanserlerinde öncelikli tedavinin cerrahi olduğunu söyleyen Opr. Dr. Berkhan Savaşçın, Artık günümüzde “total mezo eksizyonu” denilen cerrahi tedavi yönteminin kullanıldığını belirtti. Bu yöntem sayesinde eski cerrahiye göre kanserin tekrarlama oranının yüzde 30 azaldığını belirten Opr. Dr. Savaşçın, hastaya “ameliyat olmamış gibi” konfor sağlayan kapalı yöntemle ilgili, “Cerrahi tedaviye ek kemoterapi ve radyoterapi tedavileri de kullanılır. Erken tanı konulan kanserlerde tedavi oranı yüzde 80’dir. Bu ameliyatlar, uygun vakalarda, ‘kapalı yöntem’ dediğimiz laparoskopik yöntemle de yapabilmektedir. Tüm dünyada olduğu gibi bu hastalıklarda da kapalı yöntem açık cerrahinin yerini aldı. Ameliyat sonrası konforunun çok iyi olması, daha kısa sürede günlük yaşama dönme şansı gibi nedenler cerrah olarak hastalarımıza bu tedaviyi uygulamaya yöneltti. Uygun vakalarda biz de hastalarda açık ameliyat yerine bu yöntemi tercih ediyoruz” dedi.