Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op.Dr.Aslı Alay, meme ve yumurtalık kanserinde genetiğe dikkat edilmesi konusunda uyarıda bulundu.
Alay, “Yaşadığımız dünyada tükettiğimiz gıdalar, kullandığımız ürünler, maruz kaldığımız güneş ışınları, kansere yakalanmamızı sağlayan masum gibi görünen ama oldukça tehlikeli maddeler içerebilir. Çevresel faktörleri değiştirebilmek biz insanoğlunun elinde. Ama ya genetiğimiz. Radyasyonun olmadığı, sigara içmediğimiz, doğal ortamda yaşam ile kanserden kurtulabilir miyiz? Bu sorunun yanıtı kocaman bir hayır. Çünkü değiştiremediğimiz genetik yapımız” dedi.
Genetik faktörlerin yol açtığı kadın kanserlerinin başlangıç yaşının genellikle 40 ve öncesi olduğunu söyleyen Alay, “Yani genç kadın hastalığı olup ailede aynı tip birçok kanser hastası vardır.Yada aynı anda ortaya çıkmış birçok kanser türü bir aradadır. Soy geçmiş dediğimiz kişinin kötü aile öyküsü olan bu bireyler yakın takibe alınmalıdır” diye konuştu.
Ayrıca, risk grubu olan bireylere genetik test yapılması ve yapılan bu testlerin doğru yorumlanması gerektiğini ifade ederek, “Yapılan test sadece bilgi vermemeli, aynı zamanda tedavi açısından da fayda sağlamalı. Kadınlarda en sık görülen kanser meme kanseri olup, hem meme hemde yumurtalık kanserlerinde genetik öykü önemlidir.Genetik nedenlerle oluşan kanserler birtakım özellikler taşır. Bunlar arasında aile bireylerinde özellikle menapoz öncesinde yumurtalık ve meme kanseri olan 3 veya daha fazla kadının olması, erkek akrabada meme kanseri ve BRCA-1, BRCA-2 denilen genlerde mutasyon sayılabilir. Yumurtalık yani over kanseri yüzde 1,4 sıklığında görülen bir kanserdir. Eğer kadın genetik açıdan riskli ise yani ailesel geçişli birtakım mutasyon taşıyor ise 70 yaşına kadar yüzde 16-39 oranında yumurtalık kanserine yakalanabilir. Doğum kontrol ilaçları over kanserlerine karşı koruyucudur. Over kanserinin kadın kanserleri arasında geç tanı konulan ve oldukça hızlı seyreden bir kanser türü olması nedeni ile tıp dünyası bu kişilerin genetik yapısını incelemiştir. Mutasyonların araştırıldığı toplumlarda 1/500 gibi bir taşıyıcılık saptanmıştır. Önerilen genetik kanser yatkınlığı olan bireyler mutlaka genetik danışma almalı ve gerekli durumda tanısal testler yani genetik analiz yapılmalıdır” şeklinde konuştu.
Ülkemizde sık görülen kalın bağırsak kanserinde robotik cerrahinin kullanımı ile dar alanlarda robotun hareketleri ile üstünlük sağlandığını belirten Prof. Dr. Abdulkadir Bedirli, “Özellikle kalın bağırsağın son 15 cm’lik rektum olarak adlandırılan bölgesinde ortaya çıkan kanserler, robotik cerrahinin avantajlarını daha fazla sergilediği bir bölgedir” dedi.
Özel Dünyam Hastanesi Mesul Müdürü Prof. Dr. Yusuf Öztürk, Büyükkışla Yardımlaşma, Dayanışma ve Kültür Derneği kadın üyelerine ’Meme kanseri ve kendi kendine muayenesi’ konulu seminer verdi.
Çağın korkulu rüyası kansere karşı tedavi yöntemlerinde umut veren yöntemler geliştiriliyor. Onlardan biri de, cilt kanserinin bir türü olan melanom tedavisinde yaşanıyor. Acıbadem Adana Hastanesi Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Hüseyin Abalı, son yıllarda melanom kanserine karşı daha gelişkin ve tamamıyla hedefe yönelik, bağışıklık sistemini güçlendirici ilaçların kullanılmaya başlandığını belirterek, “Bu ilaçlar sayesinde kişinin hastalığını daha uzun süre kontrol altında tutmak ve geriletmek mümkün oluyor” dedi.
Turgut Özal Üniversitesi (TÖÜ) mide ülseri ve tedavisinde önemli bir başarıya imza attı. Üniversitenin ATOMS iGEM Takımı midede bu iki hastalığa sebep olan bakteriyi bir başka bakteride genetik değişiklik yaparak yenmeyi başardı. Hastalık yapan bakterinin etkisiz hale getirilebileceği laboratuvar ortamında kanıtlandı. Çalışma ABD’de dünyanın en saygın sentetik biyoloji yarışması iGEM’de gümüş madalya aldı.