Kadınlarda rastlanan ve en ölümcül kanserlerden biri olan rahim ağzı kanserinde erken tanı için tek bir test yaptırmak yetiyor. Smear testi denilen bu test rahim ağzı kanserinden ölüm oranını yüzde 50-70 oranında azaltıyor.
Hastalık hakkında bilgi veren Koru Ankara Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Kliniği Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Mehmet Fırat Mutlu, serviks kanseri de denilen bu kanser türünde PAP-smear testi ile henüz başlangıç aşamasındaki kanserin dahi yakalanabildiğini söyledi.
Yrd. Doç. Dr. Mehmet Fırat Mutlu, “Gelişmiş ülkelerde cinsel aktif kadınların yılda bir kez smear testi yaptırması zorunlu hale getirildikten sonra serviks kanserlerinden ölüm oranı yüzde 50-70 oranında azaldığı izlenmiştir“ diye konuştu.
Serviks yani rahim ağzı kanserinin büyük çoğunluğunu cinsel yolla bulaşan HPV adlı virüsün rahim ağzındaki hücrelerde neden olduğu değişiklikler sonucunda ortaya çıktığını ifade eden Yrd. Doç. Dr. Mutlu, “HPV enfeksiyonlarının yüzde 90‘ı vücudun bağışıklık sistemi ile ortadan kaldırılabilmesine rağmen yaklaşık yüzde 10’u rahim ağzında yerleşir. Uzun süren inatçı yüksek riskli HPV enfeksiyonu sonucu hücrelerde değişiklikler ortaya çıkıp kanser öncüsü değişimler yapabilir. HPV virusununu 200 den fazla tipi olmasına rağmen bunlardan yaklaşık olarak 13 tanesi yüksek riskli ve serviks kanserine yol açabilen olarak belirlenmiştir. HPV 16 ve 18 Türkiye’de servikal kanserlerle ilişkili en sık görülen iki yüksek risk HPV tipidir “ dedi.
Günümüzde serviks kanserinin taranmasında en sık PAP smear ve HPV DNA testi kullanılıyor. PAP smear testi rahim ağzındaki hücrelerden alınan örneklerin mikroskopta incelenerek anormallik olup olmadığını ortaya koyuyor.
Hücrelerde şüpheli görünüm var ise patolojik olarak bu değişiklerin önemini kesinleştirmek için rahim ağzından biyopsi alınması gerekebildiğini söyleyen Mutlu, “PAP testi yapılmasına rağmen bir çok nedenden dolayı mevcut hücresel değişikliklerin hepsi yakalanamayabilmektedir. Bu nedenle rahim ağzı kanserlerinin neredeyse tamamından sorumlu olan HPV virusünün rahim ağzında mevcut olup olmadığını anlamak için serviksteki hücrelerde DNA analiz yapılabilir. Bu testin sonucunda ileri tetkik gerekip gerkmediği belirlenir” diye konuştu.
Serviks kanserinden korunmanın başka yolları da var. Örneğin genç yaşta cinsel ilişkiden kaçınılması, cinsel ilişki sırasında prezervatif kullanmak, cinsel partnerlerin sayısını azaltmak ve sigarayı bırakmak temel önlemler olarak belirtiliyor.
Son yıllarda teknolojinin gelişimiyle beraber rahim ağzı kanserinden korunmak için hızla yeni gelişmeler olduğunun altını çizen Yrd. Doç. Dr. Mehmet Fırat Mutlu, sözlerine aşının önemine vurgu yaparak devam etti:
“HPV aşılarının gelişmesi önemli bir korunma yöntemi olarak kullanılmaya başlanmıştır. HPV aşıları 9 ile 26 yaş arasında 3 doz halinde yapılabilmektedir. Farklı tipte HPV aşılarının bulunsa da bunların ortak özelliği rahim ağzı kanseri ile en sık ilişkisi olan HPV tip 16 ve tip 18 karşı koruyuculuğun olmasıdır. Aşılanma sonrası kişi rutin olarak aşılanmamış kişiler gibi taranmaya devam etmelidir. Her ne kadar HPV aşısı serviks kanserinin bir kısmını önlese de tamamını ortadan kaldıramadığı akılda tutulmalıdır.”
Boğaziçili Biyomedikal Mühendisi Umut Ağyüz, meme kanseri tanısında Türkiye’de bir ilke imza attı. Ortak genetik mirasa sahip Türk ve Ortadoğu toplumu baz alınarak, meme kanseri riskinin genetik faktörlerini belirleyen DNA tarama testi yaptı. Genç mühendisin geliştirdiği kit ile meme kanseri riskli kişi, doktor yönlendirmesiyle DNA testi yaptırabilecek. Kişiye özel rapor hazırlanacak, risk yüzde 40 oranında düşürülecek. Çalışma Türkiye’de 2017 yılında başlayacak.
Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Profesör Doktor Polat Dursun, rahim kanserinde risk faktörleri konusunda uyardı.
Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Radyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ayşenur Oktay, meme kanserinin tüm kadın kanserleri içinde görülme sıklığı olarak birinci sırada, kanser ölümleri içinde ise ikinci sırada yer aldığını kaydederek, hastalıkla mücadelede ellerinde olan en güçlü silahın erken tanı olduğunu belirtti. Türk Radyoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Tamer Kaya ise hırpalanmış Çocuk Sendromunun özellikle ileri ülkelerde çocuk ölümlerinin ilk sırada yer almasına neden olduğunu kaydetti.
Eskişehirli kadınların meme kanserine karşı daha duyarlı olmasını sağlamak amacıyla ve ‘Meme Kanserinde Farkındalık Ayı’ sebebiyle Özel TSG Anadolu Hastanesi yönetimi tarafından ekim ayının son haftasında çeşitli etkinlikler düzenlenecek.