Etiket: kanseri

  • Kolon Kanseri İki Kardeşi Aynı Anda Yakaladı

    Kayseri’de yaşayan ve aynı dönemde kalın bağırsak kanserine yakalanan; 42 yaşındaki Muzaffer ve 40 yaşındaki Yaşar Şahanlar kardeşler, 2 saat arayla yapılan ameliyatla sağlığına kavuştu.

    Kayseri’de yaşayan Muzaffer Şahanlar (42), kabızlık ve aşırı kilo kaybı nedeniyle bir sağlık kuruluşuna başvurdu. Tetkik aşaması uzun süren Muzaffer Şahanlar bu süreci telefonla, Almanya’da yaşayan kardeşine anlattı. Yaşar Şahanlar (40) ağabeyinin söyledikleri karşısında şoke olmuştu. Çünkü kendisi de aynı şikayetleri yaşıyordu ve belirtiler tıpa tıp aynıydı. O da en yakın sağlık kuruluşuna giderek gerekli testler yaptırdı.

    Almanya’da yapılan tetkikler sonucunda, Yaşar Şahanlar’a kalın bağırsak kanseri olabileceği söylendi. Bunun üzerine Türkiye’ye gelen Yaşar Şahanlar, ağabeyi ile birlikte Memorial Kayseri Hastanesi’ne başvurdu. Burada yapılan tetkik ve tahliller sonucu, her iki kardeşin de aynı dönemde kolon kanserine yakalandığı ortaya çıktı.

    Memorial Kayseri Hastanesi Genel Cerrahi Bölümü’nden Op. Dr. Mustafa Gök, iki kardeşin hastalık öyküsünü dinledikten sonra yapılan tetkikler sonucunda kolon kanseri teşhisinin konulduğunu anlattı. Muzaffer ve Yaşar Şahanlar’ın iki saat arayla ameliyat edildiğine dikkat çeken Op. Dr. Gök, “İki kardeşi aynı gün, 2 saat arayla ameliyata aldık. Yaşar Bey’in tümörlü kalın bağırsağının sağ yarısını aldıktan sonra sol yarısını ince bağırsakla birleştirdik. Muzaffer Bey’in ise kardeşine oranla kalın bağırsağının tümörlü olan daha büyük bir bölümü alındı” diye konuştu.

    Yaşar Şahanlar, ailesinde de kolon kanseri öyküsünün olduğunu, amcası ve babasının da bu hastalığa yakalandığını söyledi. Almanya’da kanser şüphesiyle kontrolleri yapılırken Türkiye’ye gelmeye karar verdiğini ve tedaviye ülkesinde devam etmek istediğini dile getiren Şahanlar, “Ağabeyimde ve bende bu hastalığın aynı anda ortaya çıkması bizim için çok şaşırtıcıydı. Başarılı bir ameliyat sonrasında sağlığımıza kavuştuğumuz için mutluyuz. Prof. Dr. Alper Akcan’a ve Op. Dr. Mustafa Gök’e çok teşekkür ediyoruz” dedi.

  • Bu Mesleklerde Çalışıyorsanız Mesane Kanseri Olma Riskiniz Yüksek

    Üroonkoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Sümer Baltacı, boya sanayi, lastik, kimya, asfalt ve petrol sanayi, pil üretimi gibi kimyasal sanayilerde çalışanların mesane kanserine yakalanma riskinin yüksek olduğunu söyledi. “Bu meslek gruplarında çalışmayın” uyarısı yapmadıklarını belirten Baltacı, risk grubunda oldukları için daha dikkatli olmaları gerektiğini söyledi.

    Üroonkoloji Derneği tarafından düzenlenen ve 750’yi aşkın katılımcının takip ettiği 12’nci Üroonkoloji Kongresi’nde konuşan Üroonkoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Sümer Baltacı, mesane kanserini ele aldı. Dünyada 1 yıl içerisinde 350 bin mesane kanserli hastanın tespit edildiğini belirten Baltacı, bu hastaların yarısının bir yıl içerisinde hayatını kaybettiğini söyledi. Mesane kanserinin iyi tedavi edilmediği takdirde ölümcül olduğuna dikkat çeken Prof. Baltacı, “Kanserin tespit edildiği andaki yaygınlığına bakılarak tedavi şekilleri değişebiliyor. Mesanede sınırlı kaldıysa mesane içerisine uygulanan bazı kemoterapi ya da verem aşısı diye bilinen tüberküloz ilaçlarıyla hastalığı tedavi edebiliyoruz. Derine geçen kanserlerde ise mesaneyi çıkarmak zorunda kalıyoruz. Mesane çıkarılınca durumu uygun olan kişilerde kişinin kendi bağırsağından yeni bir mesane yapıp eskisinin yerine yerleştirerek hastanın normal yolla idrarını yapmasını sağlıyoruz. Eğer hastanın durumu bu uygulamaya uygun değilse, o zaman cilt altında bir torbada idrarı topluyoruz” dedi.

    BU MESLEKLERE DİKKAT

    Cep telefonu ya da benzeri radyasyon yayan cihazların mesane kanserine yol açıp açmadığıyla ilgili ellerinde bilimsel veri olmadığını da belirten Prof. Baltacı, bazı meslek gruplarında çalışanların dikkatli olması yönünde uyarıda bulundu. “Bu mesleklerde çalışmayın” uyarısı yapmadıklarını ancak risk altında oldukları için daha dikkatli olmalarının gerektiğini belirten Baltacı, “Meslek gruplarına bakacak olursak. Sigara etkenlerin nerdeyse yarısından fazlasına sahip. Bunun dışında boya sanayi, lastik, kimya, asfalt ve petrol sanayi, pil üretimi gibi sanayilerde bazı kimyasal maddelere maruziyet çok fazla olabiliyor. Bu meslek gruplarında risk artışı söz konusu olabiliyor. Bu meslek gruplarında çalışmayın demiyoruz. Ancak bu insanlar idrarda mikroskobik bir kanama olsa bile ya da gördükleri ilk kanamada ürologa müracaat etmeleri gerekir. Bu kişilerin daha dikkatli olması gerekir” dedi.

    TESTİSİ YUKARIDA OLAN GENÇ ERKEKLERE UYARI

    Üroonkoloji Derneği Genel Sekreteri Prof. Dr. Güven Aslan, testis kanserinin sıklıkla genç erkeklerde görüldüğünü belirten Prof. Aslan, bebek ve çocuklarda testisi torbada olmayanlar için uyarıda bulunarak şöyle konuştu:

    “Bu hastalık genç erkeklerde daha sık görülüyor. Tümörün biyoloji buna uygun olduğu için gençlerde sıklıkla görülüyor. İnmemiş testise dikkat etmek lazım. Çocukların ya da bebeklerin yumurtalarının olması gereken torbada olmaması. Aslında çok sık görülen bir sorundur. Geç kalındığı zaman yumurta yerine indirilse bile risk değişmiyor. Testis kanserinin temel risk grubu 15-35 yaş aralığıdır. Dolayısıyla bu yaş grubunun nasıl bu konuda bilgilendirebilirizin araştırılması lazım. Hastalık genital bölgede yer aldığı için çok rutin kontrollerde bakılmayıp atlanabiliyor. Burada kişilerin kendilerinin farkında olmaları gerekir. 15’li yaşlarda dediğimiz grup çocuk sayılabilecek gruptur. Burada anne babalara görev düşüyor. Bedensel değişimlerin yanı sıra genital bölgelerin değişimlerinin de anlatmalıdırlar.”

    Erken teşhis edildiğinde yüzde 100 tedavi edilebileceğini ifade eden Prof. Aslan, “Erken teşhis edildiğinde yüzde 100 tedavi edilebilen bir hastalıktır. Diğer organ kanserlerinde görülemeyen bir durumdur bu. O nedenle erken teşhis çok önemli. Erken tanıda cerrah müdahale ile kanserli hücre alınıyor ve organ yerinde kalıyor. İleri aşamalarda bile bazen yüz güldürü sonuçlar alabiliyoruz. Daha başlarda teşhis edildiği zaman organ kaybına neden olmadan tedavi edilebilir” dedi.

  • Genç Erkeklere Testis Kanseri Uyarısı

    Antalya’da düzenlenen 12’nci Üroonkoloji Kongresi’nde Üroonkoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Sümer Baltacı, “Mesane tümörlerinde bazı mesleklerde daha çok görülüyor. Boya, kimya gibi kimyasal alanlarda çalışanlarda sık görülebilir” dedi.

    Üroonkoloji Kongresi’nin 12’ncisi Antalya’nın Belek bölgesinde başladı. Üroonkoloji Derneği tarafından düzenlenen ve 750’yi aşkın katılımcının takip ettiği kongrede; Türkiye’den 56, yurtdışından 15’e yakın davetli yabancı konuşmacı ve 33 oturum başkanının görev aldığı oturumlarda yeni gelişmeler katılımcılarla paylaşıldı.

    Prostat kanseri gelişimine yol açan sebeplerin tam olarak bilinmediğinin belirtildiği kongrede prostat kanserine yakalanma riskinin sigara içenler, tarım ilacına maruz kalan çiftçiler, pil imalatında çalışanlar, kaynak yaparken metal kadmiyuma maruz kalan işçilerde yüksek olduğu ifade edildi. 12. Üroonkoloji Kongresi Başkanı Prof. Dr. Çağ Çal, idrar yapma ile yakınmalar başta prostatın iyi huylu büyümesi olmak üzere pek çok başka hastalıkta da görülebildiği belirtilirken aynı şikayetlerin başka hastalıkların habercisi olabileceği için uzman hekimlere muayene edilmesinin önemi vurguladı. Geç dönem prostat kanseri hastalarında halsizlik, iştahsızlık, hastalığın kemiklere yayılması nedeniyle sırt, kalça veya bacak ağrıları öncelikli yakınmalardan olabileceğini belirten Çal, belirtileri hisseden hastaların uzman hekimlere başvurmasının gerektiğini söyledi.

    MESANE TÜMÖRLERİNİN SIK GÖRÜLDÜĞÜ MESLEKLER

    Üroonkoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Sümer Baltacı da mesane kanserinin önemine değinen bir konuşma yaptı. Sigaranın mesane kanserinin yüzde 50 nedenlerin başında yer aldığını belirten Prof. Baltacı, mesane kanserinin dünya da kanserler içerisinde sıklık açısından 9’ncu sırada yer aldığını söyledi. Hastalığın yılda 50 bin insanın ölümüne yol açtığını da belirten Baltacı, “Mesane tümörlerinde bazı mesleklerde daha çok görülüyor. Boya, kimya gibi kimyasal alanlarda çalışanlarda sık görülebilir. 60 yaş üzerinde görülen bir tümör ama genç yaşta görülenlerde var. İdrarda kanama oluyor. Sıklıkla ağrı olmaksızın olan kanamalar bunu gösterebilir. Gözle görülen kanamaların yanı sıra mikroskobik kanamalarda bu kanserin habercisi olabilir. Tanısı konulduktan sonra bununla ilgili cerrahi işlemler başlıyor. Kapalı ameliyatla idrar deliğinden girerek tedavi edilebilir. Kasa geçmemiş ve geçmiş gibi ikiye ayrılır. Kasa geçmemiş olanlarda yüksek risk oluşturulanları düşündüğümüzde belirli bir süreden sonra tekrar ameliyata alabiliyoruz. Mesaneyi çıkardığımızda bağırsaktan yapılan yeni bir mesane ile yeniden idrar çıkarımı sağlanabilir” dedi.

    “TESTİS KANSERİ GENÇ ERKEKLERDE DAHA SIK GÖRÜLÜYOR”

    Üroonkoloji Derneği Genel Sekreteri Prof. Dr. Güven Aslan, testis kanserinin sıklıkla genç erkeklerde görüldüğünü belirterek erken tanıyla tedavinin yüzde 100 başarıya ulaştığını söyledi. Özellikle genç erkeklerin kendi kendini muayenesine değinen Prof. Aslan, “Testis kanseri genç yaşta sıkça görülen bir kanser türüdür. Erken tanıyla yüzde 100 tedavi edilebilir. Rutin check-uplarda görülmeden gözden kaçabilen bir hastalıktır. Genç erkeklerin farkındalığının artması lazım. Kişiler kendilerini muayene ederek teşhisleri yaygınlaştırabilir” dedi. İnmemiş testis şikayetlerinden genelde anne babaların tedirgin olduğunu belirten Aslan şöyle konuştu: “İnmemiş testi öyküsü bebeklerin bir ya da iki testisinin yukarıda olması anne babaları tedirgin edebilir ama daha önceleri bu tür öyküsü olan kişiler riski yüksek yaşayan gruptur. Bunun bir risk faktörü olduğunu ve kontrollerinin yapılması gerektiğini vurguluyoruz. Meme kanserinde de kendini muayene gibi durumlar ve testislerde de bu değerlendirmeler yapılabilir. Genital bölgedeki her türlü görünüm şişlik ve sertlik gibi durumlarda hekime başvurulmalıdır. Böyle olunca daha komplike tedavi yerine daha basit ve organ koruyucu tedavi şekilleri uygulayabiliriz. Erken yakalanırsa yüzde 100 başarı sağlanır ve hastayı daha az etkileyen tedavilerle sorunu çözebiliriz” dedi.

    “BÖBREK KANSERİ GENELDE 50 YAŞ ÜZERİNDE GÖRÜLÜYOR”

    Üroonkoloji Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Talha Müezzinoğlu böbrek kanseri erken tanı konulduğunda tedavisi mümkün olan ama geç kalındığında ise ölüme yol açan sinsi bir kanser türü olduğunu söyledi. Ölüm oranına da değinen Müezzinoğlu Avrupa’da her yıl yaklaşık 90 bin yeni böbrek kanser tanısının konulduğunu ve yaklaşık 35 bin kişinin bu hastalıktan hayatı kaybettiğini söyledi. Böbrek kanserini saptanan kanserli kitleyi dışarı çıkarmak suretiyle tedavi ettiklerine değinen Prof. Müezzinoğlu, erken tanının hayat kurtardığını söyledi. Hastalığın genelde 50 yaş üzerinde görüldüğüne de değinen Müezzinoğlu, “Yalvarıyorum kanserden korkmayın geç kalmaktan korkun. 1-2 cm iken tedavi etmek mümkün ancak bu boyutları aştığında tedavi olma şansı azalıyor. Şakası olmayan bir hastalıktır. 50 yaş üzerinde böbrek kanseri görülüyor. Sigaranın bırakılma kampanyası iyi bir adım oldu. Salıklı beslenme de bunun gibi bir kampanya olursa iyi olacaktır. Böbrek kanserinde risk faktörleri arasında bir sigara, iki obezite. Sigara içip kilo alıyorsanız intihar ediyorsunuz demektir” dedi.

    Bilinçsiz ilaç kullanımına da değinen Prof. Müezzinoğlu, Türk toplumunun canı sıkıldıkça ilaç içen bir toplum olduğunu ve bilinçsizce ilaç kullanımının da böbrek tahribatına neden olduğunu ifade ederek gerekmedikçe ilaç kullanılmamasının gerektiğini söyledi.

  • Resim Yaparak Kanseri Yendi

    Bursa’nın Mudanya ilçesinde yaşayan ressam İsmail Özdemir, yakalandığı kanser hastalığını resim yaparak atlattığını söyledi.

    Esman Otel’de 4. kişisel sergisini açan 74 yaşındaki İsmail Özdemir, resimle hayata tutunduğunu belirtti. Mudanya’da doğduğunu, hayatının büyük kısmını İsveç’te geçirdiğini belirten Özdemir, “Stockholm’de Güzel Sanatlar Akademisinde iç mimarlık okuyarak buradan mezun oldum. 20 yıl yaşadığım bu şehirde tasarım çalışmalarında bulundum. Türkiye’de sergiler açtım. Bu dördüncü sergim. 50 yıldır resim yapıyorum., Mudanya Aydınpınar’da bir köy evinde ikamet ediyorum. Yakalandığım kanser ve daha sonra verem hastalıklarını resimle yendim” dedi.

    35 resimden oluşan sergi 25 Kasım’a kadar açık kalacak.

  • Obezite Kanseri Bile Tetikliyor

    Beslenme ve Diyetetik Uzmanı Ayşe Şahika Karagöz, obezitenin kanserden kalp hastalıklarına, karaciğer yağlanmasından felce kadar birçok hastalığa yol açabildiğini söyledi.

    Bir fabrikanın çalışanlarına yönelik düzenlediği sağlık seminerine Medical Park Tarsus Hastanesi Beslenme ve Diyetetik Uzmanı Ayşe Şahika Karagöz konuşmacı olarak katıldı. Karagöz, obezitenin sadece görsel bir sorun olmadığını belirterek, “Obezite, kanserden kalp damar hastalıklarına, yüksek tansiyondan karaciğer yağlanmasına, astımdan uyku apnesine, kas-iskelet sistemi hastalıklarından felce, şeker hastalığından böbrek hastalıklarına kadar birçok hastalığa yol açabiliyor” dedi

    “ŞOK DİYETLERE ALDANMAYIN”

    Obezitenin tedavisi için 2 ana yöntemin olduğunu söyleyen Karagöz, bunların diyet tedavi ve cerrahi müdahale olduğunu kaydetti. Diyet tedavisinin kişinin yaşı, yaşam şekli ve fizyolojik durumuna göre diyetisyen tarafından belirlenmesi gerektiğini anlatan Karagöz, “Özellikle internet ve görsel medyadaki ‘şok diyet’, ‘hızlı zayıflama’ ve ‘kolay zayıflama’ gibi sloganlarla tanıtılan yöntemlere itibar edilmemeli. Diyet mutlaka bir diyetisyen gözetiminde yapılmalı” diye konuştu.