Etiket: kanseri

  • (Özel Haber) Kanseri Uzay Teknolojisi Robot İle Yendi

    Adana’da sağ kolon kanseri hastası, uzay teknolojisinin ameliyathanelere girmiş hali olarak tanımlanan ve kamu hastanelerinde sınırlı sayıda bulunan robotik cerrahi sistem ‘Da Vinci’ ile gerçekleştirilen ameliyatla sağlığına kavuştu.

    Osmaniyeli Hasan Yılmaz’a kontrol için gittiği hastanede ‘sağ kolon kanseri’ teşhisi kondu. Ardından Adana Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne gelen Yılmaz, burada doktorların önerisiyle robotik cerrahi sistem ‘Da Vinci’ ile ameliyat olmaya karar verdi. Prof. Dr. Abdulkadir Bedirli gözetiminde, Gastroenteroloji ve Cerrahi Onkoloji uzmanları Doç. Dr. Oktay İrkörücü, Op. Dr. Alper Sözütek ve Doç. Dr. Enver Reyhan’ın katıldığı ameliyat oldukça başarılı geçti.

    Sağlığına kavuşan emekli Hasan Yılmaz, “Kızımın sayesinde geldim buraya. Alper Bey ile görüştük. Doktorlarım bana nasıl ameliyat olmak istediğimi sordu. Ben de ‘size güveniyorum’ dedim. Atatürk’ün; ‘Beni Türk hekimlerine emanet edin’ dediği gibi ben de geldim bu şekilde ameliyat oldum. Ameliyattan 2 gün sonra ayağa kalktım ve bol bol yürüdüm. Bir haftada da taburcu oldum. Herhangi bir şikayetim yok” dedi.

    “KAMU HASTANELERİNDE BU TEKNOLOJİNİN KULLANILMASI ÖNEMLİ”

    Doç. Dr. İrkörücü, ‘Da Vinci’in robotik cerrahi alanında kullanılan yeni teknolojilerden bir tanesi olduğuna dikkat çekerek, “Şu anda ağırlıklı olarak kanser cerrahisinde kullanılan bir yöntemdir. Robotik cerrahisinde hastalar ameliyat sonrası işlerine daha erken dönebiliyorlar. En önemli avantajlarından bir tanesi bu. Daha küçük kesilerden ameliyatlar gerçekleşebiliyor. Daha kontrollü ve iyi bir görüntü ile cerraha konforlu bir ameliyat imkanı sağlıyor. Bu nedenle kamu hastanelerinde bu tip teknolojilerin kullanılması son derece önemli. Bu tip operasyonlar genellikle özel ve vakıf üniversitesi hastanelerinde gerçekleştirilmekteydi. Son dönemde kamu hastanelerinde de ileri teknoloji ile bu tip operasyonlar gerçekleştirilmektedir” diye konuştu.

    “ADANA’DA ‘DA VİNCİ’ İLE YAPILAN İLK KOLON KANSERİ AMELİYATI”

    Hasan Yılmaz’ın sağ hemikolektomi ameliyatının son derece başarılı geçtiğini kaydeden Doç. Dr. İrkörücü, “Adana Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde sağ kolon kanseri olan bir hastaya robotik yöntemle ameliyat gerçekleştirilmiştir. Bu operasyon genel cerrahi kliniği tarafından Adana’da gerçekleştirilen sağ kolon tümörü olarak ilk vakadır. Bu ameliyat son derece başarı ile sonuçlandı. Sağlık Bakanlığı bünyesinde kamu hastanelerinde bu tip operasyonların gerçekleşmesi büyük önem arz etmektedir” şeklinde konuştu.

    ’Da Vinci’ robotu, hareket kabiliyeti sayesinde cerraha 7 eksende hareket özgürlüğü sağlıyor. Üç boyutlu ve yüksek görüntüleme sistemi bulunan robot, insan bileğinin yapamayacağı hareketleri kendi çevresinde 540 derece dönüş yaparak gerçekleştiriyor. Da Vinci ile kardiyovasküler, üroloji, genel cerrahi, kulak burun boğaz, kadın hastalıkları ve doğum ile göğüs cerrahisi yapılıyor.

  • (Özel Haber) Bitkilerle Kanseri Yendi

    2012 yılında meme kanserinin 4. evresinde olduğunu öğrenen ve yaşama dair bütün umutlarını yitiren hemşire Zeynep Değirmenci kullandığı bitkisel ürünlerle kanseri yenerek tekrar işinin başına geçti. Değirmenci, hastanedeki işinin yanında 112’de bile geçici görev yaptığını ve kendisini eskisinden çok daha sağlıklı hissettiğini söyledi.

    Balıkesir’in Edremit ilçesinde hemşire olarak çalışan 40 yaşındaki Zeynep Değirmenci, 37 yaşında yakalandığı meme kanserinden bitkisel tedavilerle kurtuldu. Manisa’nın Kırkağaç ilçesinde Ege Lokman olarak bilinen Şevki Güngör’e ulaşan Değirmenci yaşama dair tüm umutlarını yitirmişken bitkisel tedaviyle birlikte 8 ay gibi bir sürede tüm değerleri normale dönerek hem kanseri yendi hem de eskisinden çok daha sağlıklı bir yaşam sürmeye başladı.

    “AĞLAYA AĞLAYA GİTTİM GÜLE GÜLE DÖNDÜM”

    Bugün 40 yaşında olan hemşire Zeynep Değirmenci 2012 yılında elle muayene sonucu meme kanseri olabileceği şüphesiyle doktoruna başvurdu. Yapılan tahliller sonucu meme kanseri olduğunu ve kanserin 4. evresine ulaştığını öğrenen Değirmenci yaşama dair bütün umutlarını kaybederken bir tavsiye üzerine ulaştığı Ege Lokmanı olarak bilinen ve bitkisel tedavilerle birçok hastanın iyileşmesine katkı sağlayan Şevki Güngör’ün önerdiği bitkisel tedavi yöntemiyle kanseri yendi. 2012 yılında kanser olduğunu öğrendiğini kaydeden Zeynep Değirmenci, “Kanser olduğumu öğrendikten sonra kemoterapi, radyoterapi süreçleri başladı. Bu arada 4. evrede olduğumu öğrendim. Evde bir gün ağlarken 112’de çalıştığım dönemde bir yeğenim vardı. Annesi de rahim kanseriydi. Ege Lokman diye bir yer olduğunu söyledi. O gün hemen internetten takip etmeye başladım. Gerçekten de baktım Ege Lokman’ın metastas yapan hastaları bile iyileştiğini gördük. Tamamen ümidimi kesmiştim. İkinci kemoterapide bırakın merdivenleri çıkmayı yürüyemiyordum bile. Ege Lokman’la görüşmem anında annesinin de böyle bir durumu olduğunu hatta şu an babasına baktığını söyledi. Yolda ağlaya ağlaya gitmiştim dönerken de güle güle geldim. İyileşeceğimi söyledi kendisi. Oradan ilaçlarımızı aldık. Onun tarif ettiği bir şekilde belli süre içinde bitkisel ilaçları kullandıktan sonra inanmazsınız belki ama 3. kata kahvaltıya asansörle gidiyordum. Daha önce hastalanmadan önce asansörle çıktığım kata merdivenleri yürüyerek çıktım Şevki Beyin ilaçlarından sonra” dedi.

    “ESKİSİNDEN SAĞLAMIM”

    “Şu an eskisinden daha sağlamım” diyen Değirmenci, eskisinden daha çok çalıştığını anlatarak şunları söyledi: “Eskiden bu kadar çok çalışmıyordum. Şu an işime döndüm. Allah razı olsun kendisinden. Önce inanç tabii ki önce Allah’a inanarak, önce Allah’tan şifa bulduk sonra Şevki Beyin ilaçlarından. Daha çok hastaların iyileşeceğine inanıyorum. Kendisiyle bir ara irtibatı kestiğimde Akçay’da bir eczaneden böyle bir şey alayım aynısından diye. Bir ay içerisinde laboratuar testlerimde karaciğer enzimlerinin yükseldiğini gördüm. Şevki Beyin ürünlerini kullandığımda laboratuar tetkiklerinin hiçbirinde oynama, kemoterapi anında bile kan değerlerinin düşmediğini gördüm. Bundan çoğu zaman doktoruma bahsetmedim, bilsin bile istemedim. Ama şimdiki doktorlarıma hepsine bahsediyorum. Hatta Şevki Beyin kitabını istiyorlar, yazdığı kitabı bile istiyorlar onların tedavilerini reddedince. Gerçi Şevki Bey ‘Asla tıbbi tedavinizi kullanmamazlık yapmayın, ona da devam edin’ dedi. Bana sorarsanız ben hala bu işin içindeyim. Sağlık camiasının içindeyken kemoterapi ve radyoterapiye hayır diyorum. Bu ürünlerle yola devam etmenin açıkçası daha doğru olduğunu düşünüyorum kim ne derse desin.”

    Hastalanmadan önceki performansından bile daha fazla çalıştığını kaydeden Değirmenci, “Bu kadar çalışmıyordum. Şu anda hastaneden hariç 112’lerde bile geçici görev yapıyorum. Verilen ürünlerde bağışıklık sistemini güçlendirici çok fazla şey olduğu için, kanser de bağışıklık sistemini yenince, düşünce vücutta başlıyor. Yani bu ürünler bağışıklık sistemini yukarıda tuttuğu sürece biz kanseri yeniyoruz. Bunu ben kendimde denedim. Çoğu hastaya da tavsiye ettik. Onlarda da aynı şeyi görüyoruz. İddiamı herhangi bir profesörle, doktorla paylaşabilirim” diye konuştu.

    Şu anda tedavinin üzerinden yaklaşık 4 sene geçtiğini anlatan Değirmenci, “Hiçbir metastasım yok. Kendisinden koruyucu da kullandım. Onlarla birlikte spor da yapıyorum, yürüyüş yapıyorum. Bunlarla beraber yiyeceklerime dikkat ediyorum. Ama ürünlerden daha çok fayda gördüğümü her yerde anlatıyorum” dedi.

    “KEMOTERAPİNİN ÖLDÜRDÜĞÜNE İNANIYORUM”

    Son 5 yıl içinde her 3 kişiden birinin kanser olacağının günümüzde tespit edildiğini vurgulayan Değirmenci şunları söyledi: “Bu beklenen bir şey. Kanser hastalarına şöyle bir tavsiyem var. Kemoterapi vücut direncini düşürdüğü için, daha doğrusu kan değerlerinin hepsini alt üst ettiği için daha da iyileştireceğine kötü hücreleri yok ederken, iyi hücreleri de yok ediyor. Bu yüzden insan farklı bir durum içine giriyor, toparlayamıyor. Bazen kanserin değil de kemoterapinin öldürdüğünü düşünüyorum. Sonuçta vücuda verilen artı bir zehir. O yüzden kemoterapiyi almadan bu ürünlere başlamak daha bir net açıklık getirir. Daha bir iyileştirici olur. Beraberde kullanılır ama kemoterapiye hala karşıyım, karşıyım diyorum.”

    “ÜRÜNLERLE TEDAVİ BİRLİKTE YAPILMALI”

    Ege Lokman olarak bilinen Şevki Güngör ise Zeynep Değirmenci’nin kendisine geldiğinde moralinin çok kötü olduğunu ve umutsuz bir durumda olduğunu belirterek, “’İyileşemeyeceğim’ kaygısı vardı. Biz onu aydınlattık. Kendisi de bu sektörde olduğundan bu işin inceliklerini, nasıl yapılacağını hepsini anlattıktan sonra kafası da yattı ve uygulamayı başlattık. 4. evre olan bir kanserin tıpta iyileşmesi oldukça zordur, yüzde 10-20 ihtimaldir. Biz de Allah’ın izniyle yüzde 80-90 netice aldığımız kişiler oluğu için bizde aynısını kendisine ilettik. 4 yıl önce başlayan bu tedavi yapılan ürünlerin kullanılması tabi o kadar uzun sürmedi ama 4 yıldan beri şu anda sağlıklı gayet iyi, hiçbir rahatsızlığı yok. Şu anda görevine devam ediyor. Kendisi de bizden memnun. Haklı çıktığımızı gördük. İnşallah bunun gibi her türlü hastalık iyileşir. Elimizden gelen gayreti biz gösteriyoruz zaten. Bizim tavsiyemiz önce bu verdiğimiz ürünleri başlayıp daha sonra kemoterapiye başlarlarsa yıpranması daha az olur diye düşünüyorum” dedi.

  • Rahim Ağzı Kanseri 60-65 Yaş Aralığında Daha Sık Görülüyor

    Mersin Halk Sağlığı Müdürü Dr. Aytekin Kemik, rahim ağzı kanserinin 60-65 yaş aralığında daha sık görüldüğünü belirterek, kadınları 30 yaşından itibaren düzenli olarak 5 yılda bir HPV taraması ve smear testi yaptırmaları konusunda uyardı.

    Halk Sağlığı Müdürü Dr. Kemik, yaptığı yazılı açıklamada, rahim ağzı (serviks) kanseri ve Mersin’deki kanser taramalarına ilişkin bilgi verdi. Kadınlarda, rahim ağzı kanserine Human Papilloma (HPV) virüsünün neden olduğunu ifade eden Kemik, bu virüsün cinsel yolla bulaşan bir enfeksiyon olduğunun altını çizdi. Rahim ağzındaki normal hücrelerin anormal hale gelip kontrolsüz bir şekilde çoğalmasıyla tümör oluştuğuna dikkat çeken Dr. Kemik, rahim ağzı kanserinin dünyada kadınlarda en sık görülen 4’üncü kanser türü olduğunu kaydetti.

    “30’UNDAN SONRA HPV TARAMASI VE SMEAR TESTİ YAPTIRIN”

    Kadınları rahim ağzı kanseri konusunda uyarak Dr. Kemik, bu kanser türünün kadınlarda her yaşta görülmekle birlikte 60-65 yaş aralığında daha sık görüldüğünün altını çizdi. HPV ve smear tarama testlerinin düzenli yaptırılması ile rahim ağzı kanserinin erken teşhis edilebildiğine işaret eden Kemik, kadınların 30 yaşından itibaren düzenli olarak HPV taraması ve smear testi yaptırmaları gerektiğini dile getirdi.

    Rahim ağzı kanserinin en sık rastlanan belirtilerini, adet dönemleri dışında ve cinsel temas sonrası görülen kanamalar, menopoz sonrası olan kanamalar, kötü kokulu akıntılar ve cinsel temas sonrasında meydana gelen ağrılar olarak sıralayan Dr. Kemik, rahim ağzı kanserinden korunmak için alınması gereken önlemler hakkında da bilgi verdi. Kadınlardan, düzenli HPV taraması ve smear testi yaptırmalarını isteyen Dr. Kemik, diğer önlemleri de şöyle sıraladı:

    “Sigara ve alkol kullanmamak, tek eşlilik ya da bariyer yöntem (condom) kullanmak, düzenli beslenmek, ayaküstü ve hızlı beslenme tarzından uzak durmak, bitkisel gıdalara ağırlık vermek, düzenli fiziksel aktivite yapmak, anne karnındaki bebeği ilaç, kimyasal maddeler, toksinler ve radyasyondan korumak, çalışma ortamındaki zararlı maddelerden ve gereksiz radyolojik tetkiklerden sakınmak.”

    Kanserde erken teşhisin tedavi başarısını artırdığını vurgulayan Kemik, Mersin’de Mersin Halk Sağlığı Müdürlüğü’ne bağlı KETEM (Kanser Erken Teşhis ve Tarama Merkezi) ve Toplum Sağlığı ve Aile Sağlığı Merkezlerinde 30-65 yaş arasındaki kadınlara rahim ağzı kanseri yönünden ücretsiz taramalar yapıldığı bilgisini verdi. Dr. Kemik, “30-65 yaş aralığındaki kadınlarımızın 5 yılda bir test yaptırmaları önerilmektedir. Kadınlarımızın rahim ağzı kanserine yönelik taramalarını sevdikleriyle geçirecekleri güzel, huzurlu ve sağlıklı günler adına aile hekimlerinden talep etmelerini öneriyoruz” ifadelerini kullandı.

  • Kandıra’da Meme Kanseri Erken Tanı Ve Tedavisinin Önemi Anlatıldı

    Kocaeli’de kadınlara, “Meme Kanserinde Erken Tanı ve Tedavi Yaklaşımları” anlatıldı.

    Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, Kocaeli Üniversitesi, Kandıra Belediyesi Kamu Hastaneleri Birliği Genel Sekreterliği, İl Halk Sağlığı Müdürlüğü, Kocaeli Kanserle Mücadele Derneği ve Kent Konseyi’nin ortaklaşa düzenlediği “Meme Kanserinde Erken Tanı ve Tedavi Yaklaşımları” konulu panel Kandıra Belediyesi Turan Güneş Kültür Merkezi’nde gerçekleştirildi. Sağlıklı bir yaşam için meme kanserinde erken tanı ve tedavi yaklaşımları panelinde, kadınların korkulu rüyası haline gelen meme kanseri konusunda erken tanı ve tedavi süreciyle ilgili bilgiler, Kocaeli Üniversitesi(KOÜ) Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Zafer Utkan tarafından aktarıldı.

    Prof. Dr. Utkan, erken tanının tedavi sürecindeki önemine vurgu yaptı. Utkan, “Kanser bir hastalık değil, hastalıklar gurubudur. Kanseri vücudumuzdaki hücrelerin kontrolsüz dağılmasıdır. Dünyada her yıl yaklaşık on milyon yeni kanser olgusu ortaya çıkıyor. Kanserden dolayı gerçekleşen ölümlerin dünyadaki oranını yüzde 12’dir. Erkeklerde akciğer, prostat, kadınlarda ise meme ve troid kanserlerine daha sık rastlanılır” dedi.

    Her 11 dakikada 1 kadının, meme kanseri nedeniyle hayatını kaybettiğini söyleyen Prof. Dr. Utkan, ‘’Her 3 dakikada 1 kadına yeni meme kanseri tanısı konmaktadır. Kadınların 40’lı yaşlara gelir gelmez mutlaka Sağlık Bakanlığı’nın bu maksatla başlattığı tarama yöntemlerine katılmalarının önemli bir faktördür. Bu yüzde kadınların erken tanı için Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Erken Teşhis Merkezi(KETEM) ünitelerine başvurmaları ve gerekli incelemeleri yaptırmaları en doğrusudur” diye konuştu.

    Düzenlenen panelin ardından Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Erken Teşhis Merkezi(KETEM) tarafından tarama programı düzenlendi.

  • Eskişehir’deki İlk Kapalı Rahim Kanseri Ameliyatı ESOGÜ Hastanesi’nde Gerçekleşti

    İstanbul, Ankara gibi büyük şehirlerde yapılan kapalı rahim kanseri ameliyatı Eskişehir’de de yapıldı.

    Eskişehir Osmangazi Üniversitesi (ESOGÜ) Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Tufan Öge tarafından Eskişehir’de ilk kez laparoskopik yöntemle rahim kanseri ameliyatı gerçekleştirildi. Böylece İstanbul, Ankara gibi büyük şehirlerde yapılan kapalı rahim kanseri ameliyatı Eskişehir’de de yapılmaya başlanmış oldu.

    Doç. Dr. Tufan Öge, yaptığı açıklamada, ameliyatın başarılı geçtiğini, açık ameliyatla iki haftayı geçen iyileşme sürecinin iki günde tamamlandığını ve hastanın günlük aktivitelerine hızlıca döndüğünü ifade etti. Laparoskopik yöntemle rahim alınmasının son birkaç yıldır ESOGÜ Hastanesi’nde başarıyla uygulandığını belirten Doç. Dr. Tufan Öge, şimdi ise bunu bir adım daha ileri götürerek lenf damarlarının temizlenmesini de sağladıklarını söyledi. Doç. Dr. Tufan Öge, teknolojinin hayatımızın içine iyice girdiği bugünlerde teknolojik gelişmelerden hastalıklarla mücadele için yararlanmamızın da kaçınılmaz olduğunu vurgularken, ilerleyen yıllarda kapalı ameliyatların standart tedavi haline geleceğini kaydetti.