Etiket: kanseri

  • İki Ayda İki Kanseri Birden Yendi

    İdrarında kanama şikayeti ile hastaneye başvuran 67 yaşındaki Ercan Özkunt, hem mesane, hem de prostat kanseri olduğunu öğrendi. İki ay içerisinde iki başarılı bir ameliyat geçiren Özkunt, şimdi ise sağlığına kavuşmanın mutluluğunu yaşıyor.

    İdrarında kanama şikayeti olan ve durumdan şüphelenen Ercan Özkunt’un (67), yapılan bazı tetkikler sonucunda hem mesane, hemde prostat kanseri olduğu ortaya çıktı. Üroloji Uzmanı Op. Dr. Ersin Konyalıoğlu’nun kontrolünde tedavi süreci başlatılan ve iki kez ameliyat olan 67 yaşındaki Ercan Özkunt, iki ay sonra ise yeniden sağlığına kavuştu. İki ay süresinde iki kez başarılı ameliyat olan ve bir anda kararan hayatı yeniden aydınlanan Özkunt, doktoruna ve hastane personeline teşekkür etti.

    Hastanın tedavi sürecini anlatan Özel Gözde İzmir Hastanesi Üroloji Uzmanı Op. Dr. Ersin Konyalıoğlu, iki ameliyatına rdından gelen sonuçların başarılı olduğunu söyledi. Konyalıoğlu, “Hastamız idrarında kanama şikâyetiyle polikliniğimize başvurdu. Ultrasonografi incelemesinde mesanesinde bir tümör saptadık. Aynı zamanda 50 yaş üzerinde olduğu için PSA tahlili istedik. İlk olarak kapalı mesane ameliyatı (TUR M) ile mesanesindeki tümörü temizledik, sonraki kontrol sistoskopisinde mesanede yeni tümör oluşumuna rastlamadık. Ardından yüksek seyreden PSA değerleri sebebi ile hastaya prostat biyopsisi yaptık ve sonucunda prostat kanseri olduğunu saptadık. Radikal Prostatektomi ameliyatı ile de prostat kanserini tedavi ettik. Prostatın çevre dokuları ve komşu lenf bezleri ile birlikte vücut dışına çıkartıldığı bu ameliyat sadece tam teşekküllü hastanelerde uygulanmaktadır. Hastamızı iki ay gibi bir sürede iki kanserden de kurtarmış görünüyoruz. İki ameliyatın da ardından gelen sonuçlar oldukça başarılı. Bundan sonraki yaşantısında da kendisine sağlıklı ve uzun bir ömür dileriz” dedi.

    “İKİ ÜROLOJİK KANSERE YAKALANMASI BÜYÜK ŞANSSIZLIK”

    Hastanın iki önemli ürolojik kansere aynı anda yakalanmasının hasta için büyük şanssızlık olduğunu belirten Op. Dr Ersin Konyalıoğlu, erken teşhisin kanser tedavisinde önemine dikkat çekti. Üroloji dalında dört temel kanserin bulunduğunu ifade eden Konyalıoğlu, “Bunlar prostat, mesane, böbrek ve testis kanserleri. Elli yaş üstü erkeklerde tüm kanserler içerisinde en sık görülen kanser tipi prostat kanseridir. Prostat kanseri erken dönemde belirti vermeyen bir hastalık türüdür. Hastada şikayet oluşturmaya başladığında ise genellikle cerrahi tedavi imkanı ortadan kalkar ve sağ kalım süresi düşer. Bu nedenle prostat kanserinde yıllık düzenli kontrol hayati önem taşır. Elli yaş üzerindeki erkeklerde yılda bir kez, ailesinde (baba, dede, amca) prostat kanseri öyküsü olan erkeklerde ise 45 yaş üzerinde yılda bir kez Üroloji uzmanı muayenesi ve PSA tahlili hayati önem taşır” şeklinde konuştu.

  • Kadınlarda Yaş Arttıkça Meme Kanseri Görülme Oranı Da Artıyor

    Dilovası Belediyesi halkı bilgilendirme konferansları devam ediyor.

    Dilovası Belediyesi Kültür Merkezinde düzenlenen konferansta “Meme Kanseri Tedavisinde Yeni Gelişmeler” adlı düzenlenen seminerde Prof. Dr.Serdar Turhal, dünya her yıl 8 milyon insanın kanserden hayatını kaybettiğini belirterek, Türkiye’de kadınlarda meme ve troid, erkeklerde ise mesane kanserinin çok yaygın olduğunu söyledi. Meme kanserinin akciğer kanserinden sonra ikinci sırada olduğuna ifade eden Turhal, burada en büyük riskin yaş olduğunu kaydetti.

    Prof. Dr. Serdar Turhal “Tüm kadınlar meme kanseri riski taşıyor. Ülkemizde her 8 kadından biri yaşadığı ömür boyunca meme kanserine yakalanacak. Meme kanserine yakalananların sayısı ne yazık ki her geçen yıl artmaya devam ediyor. Kadınlar 75 yaşına kadar risk altında. Meme kanserinin belirtileri arasında memenin sertleşmesi, memenin içeri doğru çekilmesi, memede ciltte yara ve kızarıklık, akıntı gelmesi, elle muayenede kitle hissedilmesi sıralanabilir.”Prof. Dr. Turhal, kanserden korunmak için alkolden ve obeziteden kaçınılması, düzenli taramaların ihmal edilmemesi gerektiğini anlatarak, erken teşhisin önemli olduğunu vurguladı.

  • Gençlere Yumuşak Doku Kanseri Uyarısı

    Yumuşak doku kanserlerinin, çocukluk ve gençlik çağındaki tüm kanser hastalıklarının yaklaşık yüzde 6,6’sını oluşturduğu bildirildi. Memorial Antalya Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ahmet Turan Aydın, yumuşak doku kanserinin kol ve bacaklarda tümör oluşumlar ile kendini gösterdiğini belirterek, “Yumuşak doku kanserleri, çocukluk ve gençlik çağındaki tüm kanser hastalıklarının yaklaşık yüzde 6,6’sını oluşturuyor. Hastalık ilk evrelerinde genellikle hiçbir belirti göstermiyor ancak tedavide geç kalındığı takdirde, vücutta hızla yayılabiliyor” dedi.

    “AĞRILI ŞİŞLİKLER ORTAYA ÇIKABİLİR”

    Yumuşak doku kanserlerinin kas, yağ dokusu, bağ dokusu, damarlar ve sinirlerde görüldüğünü ifade eden Prof. Dr. Aydın, “Vücudun tamamında yumuşak doku bulunduğundan, tümörler vücudun her yerinde oluşabilmektedir. Tümörlerin yüzde 60’ı kollar, bacaklar ve kalçada, yüzde 20’si göğüs ve batında, yaklaşık yüzde 10’u da baş ve boyunda görülmektedir. Tümör yumuşak dokuda büyüdükçe, şişme ya da yumrulara sebep olabilir. Daha sonra, sinirler ve adaleler üzerine baskı uygularsa ağrıya neden olabilir. Genetik geçiş, lenf sisteminin uzun süren yetmezliği, vinil klorit ve arsenik gibi kimyasallarla karşılaşma ve travmalar, hastalığa sebep olan faktörler arasında sayılabilir” diye konuştu.

    “5 SANTİMDEN BÜYÜK KİTLELERE DİKKAT”

    Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Turan Aydın şöyle devam etti:

    “Yumuşak doku kanserlerinin yarısı çocukluk yaşında görülen atipik çizgili kas hücrelerinden kaynaklanan ve ender rastlanan kötü huylu tümörlerdir. Farklı dokulardan kaynaklanmalarına rağmen genellikle yumuşak doku kanserlerinin belirtileri benzerdir. Nadir görülen ve sıklıkla geç evrede tanınan tümörler olduğu için tarama programları faydalı olmaktadır. Özellikle yüksek risk taşıyan genetik sendromları olan veya radyasyona maruz kalan kişiler yakından takip edilmelidir. Hastalarda derin yerleşen, ağrılı, az hareket eden ve 5 santimden büyük bir kitle ile karşılaşıldığında yumuşak doku sarkomundan kuşkulanılmalıdır. Tanı için ortopedik onkoloğun yapacağı dikkatli bir muayene ve görüntüleme yöntemleri yeterlidir. Yumuşak doku kanserinin belirtileri ise, kemikler zayıflar ve kırılmalar, eklem şişmeleri ve hassaslığı, yorgunluk, ateş, kilo kaybı ve anemi görülebilir.”

    “TÜMÖRÜN EVRELENDİRİLMESİNDE PET-CT ÇOK ÖNEMLİ”

    Kesin tanıda biyopsinin büyük bir önem taşıdığını kaydeden Prof. Dr. Aydın, “Biyopsi, doğrudan veya ultrason ile yapılabildiği gibi bazı zor alanlarda CT eşliğinde özel biyopsi iğnesi ile örnek alınarak gerçekleştirilmektedir. Yumuşak doku sarkomları görünüm ve vücutta yayılma şekillerine göre dört evrede incelenirler. Evre 1 ve 2 lokaldir. Evre 3’te tümör yakın lenf bezlerine, evre 4’te ise vücuda yayılmış demektir. Evrelendirmede Pet-CT çok değerli bir incelemedir. Tümör sıklıkla kollar ve bacaklara yerleştiği için ortopedik onkoloji uzmanının müdahale etmesi beklenmelidir. Ancak baş-boyun, göğüs ve karın-pelvis içindeki ve komşuluğundaki tümörlerde; genel cerrahi, göğüs cerrahisi, plastik cerrahi ve damar cerrahisi uzmanlarının ekip çalışmasında önemli katkıları olmaktadır. Tümörün büyümesinin durdurulmasında radyoterapinin yararı önemlidir. Yumuşak doku tümörlerinin tedavisinde erken tanı, ekip çalışması ve ortopedik onkolojide deneyimli hekimlerle tedavi edilmesi büyük önem taşımaktadır” dedi.

  • Meme Kanseri Erkeklerde Daha Hızlı İlerliyor

    Genel Cerrahi Uzmanı Yrd. Doç. Dr. İsmail Özsan, kadınlarda görülen meme kanserinin, erkeklerde daha agresif ve hızlı ilerlediğini söyledi.

    İzmir Üniversitesi Hastanesi doktorlarından Yrd. Doç. Dr. İsmail Özsan, kanserin çoğu zaman ileri evrelerde fark edildiğini belirterek, erkeklerin de kadınlar gibi ayda bir kez elle meme kontrolü yapmasını önerdi. Meme kanserinin kadınlara özgü bir hastalık olduğunun düşünüldüğünü; ancak tüm meme kanserlerinin yaklaşık yüzde birinin erkeklerde de görüldüğünü anlatan Özsan, “Hastalığın farkına geç varıldığı için tanı kadınlara göre daha geç konur. Genel Cerrahi Uzmanı Yrd. Doç.Dr. İsmail Özsan , kanserin en yaygın görülen belirtisinin meme dokusunda kitle olduğunu kaydederek, “Erkeklerde az da olsa bir meme dokusu vardır. Bu meme dokusu kadınlarda olduğu gibi meme hastalıklarına açıktır. Erkeklerde meme kanseri yüzde 1 oranında görülür. Kadınlarda olduğu gibi erkeklerde de memede kitle, meme başında akıntı, meme başı çatlaklıkları, şekil bozuklukları ve elle anlaşılabilen kitleler olarak belirti verir. Meme dokusu az olduğu için tanısı kolaydır. Ancak hızlı yayılır. Genelde ileri evrede anlaşılır. Erkeklerde kadınlara göre daha agresiftir. Meme kanseri erkeklerde daha ölümcül olabiliyor” dedi.

    Genel Cerrahi Uzmanı Yrd. Doç. Dr. İsmail Özsan, “Erkeklerde 40 yaşın üstü risk faktörünü arttırmaktadır. Elle muayene erkekler açısından çok önemli. Sadece kadınların yapması gerektiği düşünülüyor ancak erkekler elle meme kontrolünü bilmeli ve uygulamalı. Erkekler ayda bir kez ayna karşısında tıraş sonrası meme kontrolünü yapmalıdır. Kadınların yaptığı gibi hissedilebilen bir kitle olup olmadığına bakmalılar. Her kitle olumsuz değildir ancak bunun ayrımını hekimler yapmalı” diye konuştu.

    MEME KANSERİ ERKEKLERDE DAHA HIZLI İLERLİYOR

    Yrd. Doç. Dr. İsmail Özsan, meme kanserinin erkeklerde daha hızlı ilerlediğini ifade ederek, “Erkeklerde meme koruyucu ameliyat yapamıyoruz; çünkü meme kütlesi yok. Tedavi nedeniyle bütün meme dokusu çıkarılıyor. Kol altındaki lenf bezleri ve yağ dokusu temizleniyor. Bazı durumlarda meme altında bulunan kasların alınması gerekebiliyor. Meme altında doku olmaması nedeniyle hastalık hızla ilerliyor. Sigara içen erkekler risk grubunda yer alıyor. Ailede erkek meme kanseri öyküsü olan kişilerde risk artıyor. Erkeklerde meme büyümesi meme kanseri sanılabiliyor. Ancak bu hastalık kanser değildir. Kullanılan ilaçlar, genetik yapı ve testis tümörleri erkekte meme büyümesine neden olabilir. Şüpheli bir durumda bir hekime başvurulmalı” diye konuştu.

  • Meme Kanseri 40 Yaş Altına Düştü

    Manisa Celal Bayar Üniversitesi Hastanesi Radyasyon Onkolojisi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ömür Karakoyun Çelik, “40 yaş altı kanser türü normalden daha fazla” dedi.

    Manisa Celal Bayar Üniversitesi Hastanesi Radyasyon Onkolojisi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ömür Karakoyun Çelik, meme kanseriyle ilgili basın mensuplarına bilgilendirme toplantısı düzenledi. Toplantıda meme kanseriyle ilgili açıklama yapan Çelik, meme kanserinde yaş oranının düşerek 40 yaşın altında hastaların bulunduğu bilgisini verdi. Meme kanserinin kadınlarda en çok görülen kanser türü olduğunu söyleyen Çelik, “Erken yakalanmadığı takdirde ölümcül bir kanser. Erkan tanı hayat kurtarır. Bizim klinikte gözlemlediğimiz 40 yaş altı kanser türü normalden daha fazla. Yaklaşık 40 hastamız var. Bu 40 hastadan 15’i 40 yaş altında. Yani 3’te 1 hastamızın 40 yaşın altında olduğunu görüyoruz. Baktığımızda tarama programları 40 yaş üstü bayanları tarıyor. Yani 40 yaş altı tarama programı kapsamında değil. O nedenle 40 yaş altı bayanların meme kanseri olmayacak diye bir şey yok. 24 yaşında meme kanseri hastamız var. 30 yaş altı bir sürü hastamız var. Kliniğimize gelen hastalarımıza baktığımızda biz bunu görüyoruz. Meme kanseri bir yaşlılık hastalığı aslında”

    “YILDA BİR KEZ DOKTORA GİDİLMELİ”

    Meme kanseri vakalarının yüzde 10’unun kalıtsal olduğunu söyleyen Çelik, anne, teyze ve yakın akrabalarında meme kanseri olan kişilerin dikkatli olması gerektiğini vurguladı. Çevresel faktörlerin de meme kanserine yol açabildiğini sözlerine ekleyen Çelik, “Ailede erkek meme kanseri olan varsa bunların da genetik geçiş söz konusu. Çevre koşulları eskisi gibi değil. Beslenme tarzı, yaşam şekli, aktivite azlığı gibi bir sürü faktör var. Bizim kendi sağlığımızı korumak adına yapabileceğimiz, sağlıklı ve dengeli beslenmemiz. Yeterli fiziksel aktivitede bulunmamız. Sigara içmememiz, alkol fazla kullanmamamız. Tarama programlarında bayanlarda meme muayenesi 20’li yaşlardan itibaren bayanların her ay kendini muayene etmesi adet bittikten sonra. Yılda bir kez de doktora gitmesi gerekir” diye konuştu.

    “BUNUN İLACI MORAL”

    Klinikte meme kanseri tedavisi gören 42 yaşındaki Sema Kocaman ise, hastalık sürecini anlattı. Duş sonrası göğsünün üst bölgesinde ceviz büyüklüğünde bir kitle fark ettiğini söyleyen Kocaman, “Sonrasında genel cerrah doktoruna gittim. Mamografi ve ultrason istedi. Sonuçları beğenmedi sanırım. Celal Bayar Üniversitesine sevk edeceğini söyledi. Celal Bayar Üniversitesinde biyopsi oldum. Onun sonucunda netleşti” dedi.

    Hastalığı yenmesinde moralinin yüksek olmasının ve aile desteğinin çok önemli olduğunu vurgulayan Kocaman, “Ben ameliyattan sonra ziyaretime gelen bütün eş dost akrabalarıma bayanlara mamografi çekilmelerini hep önerdim. Bu hastalık dönemi uzun bir süreç isteyen bir tedavi. Bu dönemde eşim çok destekçi oldu bana. Kızım var yetişkin o çok destek oldu. Çevrenin ve ailenin destekçi olması çok önemli. Bunun ilacı moral” diye konuştu.

    “BU SAVAŞI KAZANANLAR EŞİNİN DESTEĞİ OLAN HASTALARIMIZ”

    120 meme kanseriyle yapılan araştırma neticesinde, meme kanserini yenenlerin moral olarak daha yüksek olan hastaların olduğunu belirten Çelik ise, “120 meme kanserli hastayla ilgili bir çalışmamız var. Bu bir depresyon araştırma çalışmasıydı. Biz bu çalışmayı değerlendirdiğimizde gördük ki; moral, sevgi yumağı ile sarmallanmak eşin desteği yani bu savaşı kazananlar eşinin desteği olan hastalarımız. Sosyal olarak aktif olmasını, aile bağları güçlü olan hastalarımız bu hastalığı daha iyi atlatıyor” diye konuştu.