Etiket: kanseri

  • Robotik Cerrahi İle Prostat Kanseri Ameliyatı

    Robotik cerrahi ile yapılan prostat kanseri ameliyatı sonrası hastada daha az ağrı ve daha hızlı iyileşme görülüyor.

    Erkeklerin korkulu rüyası haline gelen ve ileri yaşlarda ortaya çıkan prostat kanserinin prostat dokusunda başladığını belirten Koru Hastanesi Sağlık Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Hasan Biri, tedavi edilmezse vücudun diğer organlarına yayılabileceğini ve hayatı tehlikeye sokabileceğini söyledi. Prostat kanserinin erken bir belirtisi olmadığını, genellikle prostat bezinin dış kısımlarına yakın başladığı için BPH’da görülen şikayetlere benzer durumların (idrar kanalının tıkanması nedeni ile oluşan) ancak hastalığın ilerlemiş aşamalarında ortaya çıkabildiğini söyleyen Biri, “Daha geç dönemlerde idrarda ve menide kan görülmesi, kalça ve bel kemiklerinde ağrı, makat bölgesinde ağrı ile kendini gösterebilir” dedi.

    “Günümüzde herhangi bir yere yayılmamış, prostat bezine sınırlı olan prostat kanseri vakalarında dünyaca kabul edilen ilk tedavi yöntemi cerrahi tedavidir” diyen Biri, “Bu ameliyatta prostat bezi ve mesanenin alt arka tarafında sağlı ve sollu yerleşen vezikula seminalis isimli sperm keseleri tamamen çıkarılarak idrar torbası ile idrar kanalı tekrar birbirine birleştirilir. Açık ve kapalı olarak iki şekilde yapılabilir. Günümüz teknolojisinin gelişmesi ile paralel olarak gelişen laparoskopi ve özellikle robotik cerrahi sayesinde bu ameliyatlar kapalı olarak laparoskopik veya robotik olarak gerçekleştirilmekte. Laparoskopik ve robotik cerrahi sayesinde özellikle açık yöntemle yapılan radikal prostatektomi ameliyatlarından sonra görülebilen kanama, sertleşme sorunu ve idrar kaçırma gibi problemler en aza indirilmiştir” diye konuştu.

    Prof. Dr. Hasan Biri şunları söyledi:

    “Laparoskopik ve robotik cerrahide hastanın prostatına açık cerrahide olduğu gibi büyük bir karın kesisi ile değil de karın üzerinde çeşitli bölgelere 5-6 adet küçük kesi yapılarak (0.5-1 cm’lik) yerleştirilen portlar (borucuk) içerisine yerleştirilen aletler ile ameliyat yapılmaktadır. Açık cerrahiye göre üstün yanları çoktur. Bunlar ameliyat sahasının cerrah tarafından normalin 10-15 katı daha büyük görülmesi (kullanılan yüksek çözünürlüklü teleskop ve kamera sistemi sayesinde), büyütülmüş görünüm sayesinde cerrahın daha detaylı diseksiyonu sayesinde sertleşmeyi sağlayan siniri ve idrar tutmayı sağlayan kasları daha net görmesi, ayırması ve istenmeyen sertleşme sorunu ve idrar kaçırma riskinin en az düzeye indirilmesi. Daha az kanama olması, kozmetik açıdan büyük bir karın kesisi yerine 5-6 adet küçük kesiler olması, ameliyat sonrası ağrının ve rahatsızlık hissinin laparoskopik ve robotik cerrahi ile oldukça az olması, hastanede yatış ve iyileşme süreleri laparopskopik ve robotik cerrahide açık cerrahiye göre az olması, hastaların günlük aktivitelerine ve sosyal hayatlarına daha kısa sürede geri dönmeleridir. Robotik cerrahi yöntemi ile prostat kanserinin tedavisi sıklıkla ve başarı ile yapılmaktadır.”

  • Kadınlarda Rahim Ağzı Kanseri Hastalığı Ülkemizde 3. Sırada Yer Alıyor

    Kadın hastalıklarından rahim ağzı kanserinin dünyada ve ülkemizde 3. sırada en sık görülen jinekolojik kanser hastalıklarından biri olduğunu belirten Op. Dr. Ahmet Özek, rutin tarama ve erken yakalama şansı nedeniyle ölüm oranının oldukça düştüğünü söyledi.

    Koru Ankara Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Kliniği’nden Op. Dr. Ahmet Özek, rahim ağzı kanserinin kadınların kafasını en çok kurcalayan konulardan biri olduğunu ifade ederek, rahim ağzı kanseri hakkında bilgi verdi. Rahim ağzı bölgesinde bulunan hücrelerin anormalleşip kontrolsüz bir şekilde büyümeye başlaması ile oluşan hastalığın kansere rahim ağzı kanseri olduğunu bildiren Özek, bazı risk faktörleri ile rahim ağzı kanserinin oluşumunun arttığı görüldüğünü belirterek, bu riskleri şöyle sıraladı:

    “Rahim ağzı kanseri risk faktörleri içerisinde HPV 16 ve 18 virüslerinin özel bir yeri vardır. 100’ün üzerinde HPV (human papilloma virüs insan papilloma virüs) tipi vardır. Özellikle HPV 16-18 serviks kanseri sebebidir. Cinsel öykü; HPV esas olarak cinsel yolla bulaşmaktadır. Cinsel hayata erken başlayan ve çok partner değiştiren kadınlarda serviks kanseri riski artmaktadır. Sigara, çok doğum yapmış olmak (multiparite), düşük sosyoekonomik düzey, doğum kontrol hapı kullanımı, HSV ve klamidya, enfeksiyonları HPV için kofaktorlerdir. Bağışıklık sisteminin yetersizliği, baskılanması ve AIDS de risk faktörleri arasında sayılabilir.”

    RAHİM AĞZI KANSERİ BELİRTİLERİ

    Rahim ağzı (serviks) kanserinin erken dönemlerinde pek fazla şikayet olmayabileceğini, çoğu kadının hastalık iyice ilerleyip başka organların çalışmasını engellemeye başlayıncaya kadar hastalığından habersiz olduğunu söyleyen Dr. Özek, “Erken evrelerinde bile ağrı şikayeti olmayabilir. Oluştuğunda ise genellikle ilk şikayetler ilişki sonrasında olan lekelenme tarzındaki kanamalardır” dedi.

    RAHİM AĞZI KANSERİNDEN KORUNMAK İÇİN NE YAPMAK GEREKİR?

    Serviks kanserinin sebebi olduğu düşünülen risk faktörlerinden uzak durulması gerektiğini belirten Özek, özellikle HPV 16-18’den korunmak için üretilmiş özel aşılar kullanılabileceğini söyledi. Op. Dr. Özek, yine erken yaşta cinselliğin başlamaması, ilişki sırasında kondom kullanmak ve düzenli olarak rahim ağzı kanseri taranmasının serviks kanserinden korunmada etkili yöntemler olduğunu bildirdi.

    IŞIKLA TARAMA TEKNOLOJİSİ NEDİR?

    Ahmet Özek, Amerika’da geliştirilen 18 patente sahip bu son teknoloji ile saf beyaz xenon ışığı kullanılarak rahim ağzı hücrelerinin derinlemesine üç boyutlu olarak tarandığını, floresan ve reflektan spektroskopi ile dokudaki hücrelerde oluşan fiziksel ve kimyasal değişiklikleri tarayarak hücrelerdeki displazinin en erken evrede saptandığını bildirdi. Klasik smear ile rahim ağzı hücrelerinin dökülmesi ile yüzeyden bu hücreleri toplayarak değerlendirme yapıldığını bildiren Özek, “Luviva ile ise derin tabakalara kadar tarama yapıldığı için çok daha erken evrede hastalığı yakalayabiliyoruz. Hasta başında anında sonuç vermesi, 2 yıl sonra smear ile görülebilecek sonuçların dahi öğrenilebilmesi en büyük avantajı olmaktadır” diye konuştu.

    AVANTAJLARI VE DEZAVANTAJLARI NELERDİR?

    “Avantajları 2 dakika gibi çok hızlı bir sürede yüzde 95 doğrulukta iki yıl daha erken evrede tespit yapabilmesi, invazive olmayan acısız bir yöntem olmasıdır” diyen Ahmet Özek, şu bilgileri verdi:

    “Rahim ağzı kanseri taranmasının yüksek oranda duyarlı ve anında sonuç veren bir yöntemle yapılması hasta memnuniyeti ve gerekli durumlarda tedavinin hemen uygulanmaya başlanabilmesi, hem bizi hem de hastalarımızı çok memnun etmektedir. Yeni kullanmaya başladığımız bir teknoloji olmasına rağmen hastalarımıza luvivayı açıkladığımızda rahim ağzı kanser taramasının klasik yöntem yerine luviva ile yapılmasını istiyorlar. Hemen sonuç verdiği için bekleme döneminde olan stres ve gerginlik kalmıyor. Şimdiye kadar yaptığımız tüm luviva kontrollerinde hastalarımız memnun kaldılar.”

  • Bağırsak Kanseri Hemoroid İle Karıştırılabiliyor

    Genel Cerrahi Uzmanı Op.Dr. Kadir Uskuay, halk arasında basur, mayasıl olarak da bilinen hemoroidin en az 4 bin yıldır bilinen ve tedavi edilen bir hastalık olduğunu ifade ederek, “Ancak yakın zamanda gerçek anlamda hastalık ve tedavisi anlaşılabilir olmuştur” dedi.

    Toplumda 2-3 kişiden birinde hemoroidin mevcut olduğunu ifade eden Op.Dr. Kadir Uskuay, “Kadın ve erkekte eşit görülür. Orta yaşlarda görülme sıklığı artar,65 yaş sonrası azalır. Toplum yaşamında en çok mağduriyete yol açan hastalıktır. Hemoroid denen yapı normalde bulunan ve dışkı algılanması, dışkı ve gazın tutulmasının sağlanması, dışkılamada makatın tahriş olmasını engelleme görevlerini gören dokulardır. Bunların zaman içerisinde gevşeme ve genişlemesiyle, makattan dışarı sarkmasıyla hastalık oluşur” diye konuştu.

    Ailesel yatkınlık, kabızlık, tuvalette uzun oturma, çok ıkınma, şişmanlık, ishal ve gebelik oluşumuna etki eden faktörler olduğunu belirten Op.Dr. Kadir Uskuay, şu bilgileri verdi:

    “Elle dokunabildiğimiz bölgedeki hemoroidler dış, makattan dışarı çıkanlar ise iç hemoroidlerdir. İç hemoroidler de dört derecede kendini gösterir. Birinci derece: Kanama olabilir. İkinci derece: Tuvaletle meme çıkar, bitince içeri çekilir. Üçüncü derece: Tuvaletten sonra çıkan memeleri elle içeri itmek gerekir, kendi girmez. Dördüncü derece: Hemoroid memeleri sürekli dışarıdadır, içeri girmezler. Belirtileri: Kaşıntı, yanma, ıslaklık, kanama, memelerin ele gelmesi, ağrı, tuvalet hissinin bozulması ( tuvaletten sonra tuvalet bitmemiş hissi ) gibi belirtiler verir. Bu şikayetler bölgenin hemen hemen her hastalığında aynıdır. Kişi kendini hemoroid hastası sanır ancak kanser dahil diğer hastalıklarla karışabilir. Bölgede hemoroidle karışabilecek diğer hastalıklar: Fissür: Makat halkasının yırtığıdır. Çok ciddi ağrı yapar, tuvalete girmek eziyet olur. Doğru tanı ve tedaviyle 10 dakikada kurtulmak mümkündür. Fistül: Makat kenarında iltihap akan deliktir, farklı ameliyat yöntemleriyle tedavisi mümkündür. Siğil: Çok bulaşıcı, tekrarlayan, tedavi edilmez ise kansere yol açabilen bir hastalıktır. Kalın barsak kanseri: En sık görülen kanserler sıralamasında üçüncü sıradadır. Muayene olmadan anlayabilmek mümkün değildir. Barsağın iltihabi hastalıkları. Hemoroidin başta kanser olmak üzere birçok hastalıkla karıştırılması çok olasıdır. Bu nedenle bu bölgeden en ufak şikayeti olan, ailesinde barsak kanseri olan herkes mutlaka bu konuda uzman, bu hastalığın tanı ve tedavisinin yapılabileceği teçhizatı olan bir hekime, kliniğe başvurmalıdır. Muayene hayat kurtarıcıdır. Kanser henüz başlamadan barsakta oluşturduğu polip dediğimiz yapının teşhis edilmesi ve alınması ameliyata gerek kalmadan, başlamadan kanseri önler. Hemoroidin de ameliyata gerek kalmaksızın 10 dakikada tedavisine olanak sağlar. Hemoroidin tedavisi uzman ellerde çok kolay, ağrısız, anestezisiz, hiçbir hazırlığa gerek olmadan, günlük yaşamdan kopmadan ve risksizdir. Hermoroidin ve barsakların son 20 cm’ sinin mutlak muayenesi (Başka bir hastalık özellikle kanser varlığını araştırmak için )sonrasında tedavi planlanır. Çok yeni başlamış hemoroidlerde ilaçla tedavi denenir. Hasta rahatlar ve hastalık tekrarlamaz, ilerlemez ise yeterlidir. Tercih edilmesi gereken ameliyatsız tedavidir. En sık kullanılan ve en iyi sonuç veren band ligasyon denen yöntemdir.5-10 dakika içerisinde uygulanır, hiçbir ön hazırlık gerekmez anestezi gerekmez. Uzman kişinin elinde hasta tedavinin yapıldığını bile fark etmeyebilir. Hiçbir komplikasyon ihtimali yoktur. Çok korkulan tuvaletini gazını tutamama ihtimali sıfırdır. Hasta tedavi sonrası yürüyerek günlük yaşamına, işine geri döner. Diğer bir yöntem ilaç enjeksiyonudur, genelde tek başına yetersizdir, bant yöntemiyle beraber kullanılabilir. Hastalık dördüncü evreye geldiğinde artık ameliyat kaçınılmazdır. Ameliyat mutlaka hastaneye yatmayı ve genel anestezi uygulanmasını gerektirir. Sonrası çok ağrılı olup, şifası 15-45 gün sürer ve komplikasyon ihtimali az da olsa vardır.”

  • Çok Eşlilik Serviks Kanseri Sebebi

    Serviks (rahim ağzı) kanserinin dünya genelinde 45 yaş altı kadınlarda en sık görülen 2. kanser türü, meme ve akciğer kanserinden sonra kanserden ölümlerin önde gelen 3. sebebi olduğunu ifade eden Tekirdağ Çerkezköy Özel Optimed Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Rahime Bekar, “Serviks kanseri risk faktörleri arasında çok eşlilik, çok sayıda doğum yapmak, cinsel ilişkiye 20 yaşından önce başlanması, viral ve bakteriyel enfeksiyonlar, sigara içmek, bağışıklık sisteminin baskılanması gibi durumlar yer alır“ dedi.

    Türkiye’de en sık görülen 8. sırada yer alan kanser türü olan rahim ağzı kanserinin sebeplerini de açıklayan Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Rahime Bekar, “Kadın rahmi, gövde ve rahim ağzı kısımlarından oluşur. Rahim ağzı, rahmin doğum sırasında genişleyerek bebeğin çıkmasını sağlayan kısmıdır. Rahim ağzı kanserine yol açan temel etkenin Human Papilloma Virus (HPV) olduğu bilinmektedir. 100 farklı tipi olmasına rağmen en sık kanserle ilişkili olanların tip16 ve 18’dir. Ancak bu HPV virüsü taşıyıcılarının hepsinin kanser olacağı anlamına gelmemektedir” diye konuştu.

    “RAHİM AĞZI KANSERİNE YOL AÇAN HPV CİNSEL YOLLA BULAŞIR”

    Op. Dr. Rahime Bekar, “HPV vücuda cinsel yol ile bulaşarak rahim ağzında bulunan yüzey hücrelerinde anormal değişikliklere yol açar. Bu değişiklikler 10-15 yıl içinde ilerleyerek kansere dönüşür. Görüldüğü gibi HPV ile enfekte olan kadında hemen rahim ağzı kanseri gelişmez. Basit anormal hücrelerin gelişimi çok önceden tespit edilebilir ise, gerekli tedaviler ile kansere dönüşüm engellenebilir. Rahim ağzı kanseri belirtileri; adet dışı kanama, ilişki sonrası kanama, menapoz sonrası vaginal kanama, kötü kokulu vaginal akıntı ve hastalığın ileri dönemlerinde ağrıdır. Ancak genellikle hastalık iyice ilerleyinceye kadar hiçbir belirti vermeyecektir” dedi. “Servisk kanseri tespitinde rutin aralıklarla PAP-smear testi yaptırılması önemlidir. Ulusal serviks kanseri tarama standartlarına göre 30 yaşından sonra her 5 yılda bir PAP-smear testi yaptırılması önerilir. Fakat smear sonucunuz ya da risk faktörünüze göre bu sıklık hastanın durumuna özel olarak düzenlenebilir” diyen eden Tekirdağ Çerkezköy Özel Optimed Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Rahime Bekar, şunları kaydetti:

    “ÇOK EŞLİLİK SERVİKS KANSERİ RİSK FAKTÖRÜ”

    Serviks kanseri risk faktörleri arasında çok eşlilik, çok sayıda doğum yapmak, cinsel ilişkiye 20 yaşından önce başlanması, viral ve bakteriyel enfeksiyonlar, sosyoekonomik düzeyin düşük olması, sigara içmek, bağışıklık sisteminin baskılanması gibi durumlar yer alır. Anormal PAP-smear test sonucu oldukça sık görülmekte olup, serviks kanseri olduğunuz anlamı taşımaz. Hücrelerinizdeki değişiklikler hafif derecede ise yalnızca PAP-smear testinin tekrarlanması önerilebilir. Çünkü hafif derecede hücresel değişiklikler sıklıkla kendi kendilerine iyileşebilmektedirler. Belirgin bir anormallik varsa çeşitli tedavi yöntemleri önerilecektir. Serviks kanserine en sık neden olan HPV türlerine karşı iki tip koruyucu aşı geliştirilmiştir. !2 ile 40 yaş aralığında uygulanabilmektedir. İdeal olanı bir genç kızın cinsel deneyimini yaşamadan aşılanmasıdır. Ancak bilinmelidir ki, bu aşılar sadece bir kısım HPV tipine karşı koruyuculuk sağlayacaktır. Bu nedenle aşılanan bireylerin PAP-smear taramalarını düzenli yaptırmaya devam etmeleri gerekmektedir.”

  • Doç. Dr. Gültekin: “Obezite, Kalın Bağırsak Kanseri Gelişme Riskini Arttırıyor”

    Bülent Ecevit Üniversitesi Genel Cerrahi Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Fatma Ayça Gültekin, obezitenin kalın bağırsak kanseri ve bir çok kanser türü gelişimi riskini arttırdığını söyledi.

    Bülent Ecevit Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı Genel Cerrahi Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Fatma Ayça Gültekin, günümüzde obezitenin pek çok hastalığa neden olan önemli bir sağlık sorunu haline geldiğini söyledi.

    Dolaşım, solunum ve endokrin sistem hastalıkları, uyku bozuklukları ve psikolojik sorunlara yol açmasının yanı sıra kalın bağırsak kanserlerinin de gelişmesinde obezitenin önemli bir risk faktörü olduğunu açıklayan Doç. Dr. Gültekin, “Günümüzde obezite pek çok hastalığa neden olan önemli bir sağlık sorunu haline gelmiştir. Dolaşım, solunum ve endokrin sistem hastalıkları, uyku bozuklukları ve psikolojik sorunlara yol açmasının yanı sıra, kalın barsak kanserleri de dahil olmak üzere birçok kanserin gelişmesinde obezite önemli bir risk faktörüdür. Yapılan çalışmalarda, kalın barsak, yemek borusu, pankreas, meme, rahim, böbrek, tiroid ve safra kesesi kanseri gelişiminde obezitenin de önemli bir risk faktörü olduğu görülmüştür. Erkeklerde obezite kalın barsak kanseri gelişimi riskini arttırmaktadır. Aşırı kiloların vücuttaki dağılımı özellikle de erkeklerde karın bölgesinde görülen yağlanmanın kalın barsak kanseri gelişimi riskini arttırdığı çalışmalarda ortaya konmuştur. Kadınlarda ise obezite ve basen bölgesinde biriken aşırı kiloların kalın barsak kanseri gelişimi üzerinde etkisi olduğu tespit edilmiştir. Obez kişilerin kanında, insülin ve insülin benzeri büyüme faktörü isimi verilen hormonların yüksek olmasının kalın barsak kanseri gelişimine neden olduğu düşünülmektedir” dedi.

    “PROFESONEL TIBBİ YARDIM ŞART”

    Kanser riski azaltılmış bir geleceğe ulaşmak için profesyonel tıbbi yardım almanın şart olduğunu aktaran Doç. Dr. Fatma Ayça Gültekin, “Risk faktörlerini azaltmak kanserden korunmada çok önemlidir. Kalın barsak kanseri riskini arttıran faktörlere bakıldığında risklerin birçoğundan kaçınmanın kişilerin kendi iradesine bağlı olduğu görülür. Düzenli egzersiz, sigara ve alkolden kaçınmak, bol su içmek, bol sebze-meyve tüketmek ve stresten uzak durmak kalın barsak kanserinden korunmak adına bireylerin kolayca uygulayabileceği önlemlerdir. Ancak obezite kritik sınıra ulaştığında ki buna morbid (ölümcül) obezite denilmektedir, bireysel önlemlerin ötesinde tedbirlerin alınması gerekir. Morbid obezitede altta yatan obezite nedeni diyet ve egzersizle önlenebilecek obezite nedenlerinden farklı olmaktadır. Kişinin sağlıklı kilosuna ulaşması ancak cerrahi yöntemlerle mümkün olabilmektedir. Tanımlanan cerrahi yöntemler; sleeve gastrektomi, gastrik bypass, gastrik band ve biliopankreatik diversiyon-duodenal switch olup, sleeve gastrektomi-tüp mide en çok uygulanan obezite cerrahisidir. Kalın barsak kanseri ve pek çok kanserin gelişimini engellemede risk faktörlerinden kaçınmak önemli bir yere sahiptir. Yukarıda sayılan ve günlük yaşamda kişisel olarak basitçe uygulanabilecek değişiklikler bizi sağlıkla yaşayacağımız yarınlara taşırken, obezite ve morbid obezite gibi aslında ciddi sağlık sorunları olan kişilerin hastalıksız ve kanser riski azaltılmış bir geleceğe ulaşmaları için profesyonel tıbbi yardım almaları şarttır” ifadelerini kaydetti.