Etiket: kanseri

  • Sağlıkçılar basket atarak meme kanseri için farkındalık oluşturdular

    Sağlıkçılar basket atarak meme kanseri için farkındalık oluşturdular

    Samsun’da Ekim Ayı Meme Kanseri Bilinçlendirme ve Farkındalık Ayı ve 15 Ekim Dünya Meme Sağlığı Günü etkinlikleri kapsamında meme kanserine dikkat çekmek amacıyla Samsun Eğitim ve Araştırma Hastanesi bahçesinde sağlık çalışanları basket atarak farkındalık oluşturdular.

    15 Ekim Dünya Meme Kanseri Günü etkinlikleri kapsamında Samsun Eğitim ve Araştırma Hastanesi Polikliniği önünde etkinlik düzenledi. Etkinliğe, Kadınlar Basketbol Süper Ligi’nde mücadele eden Canik Kadın Basketbol Takımı sporcuları da katıldı. Sporcular ve sağlık çalışanları poliklinik önünde getirilen potaya basket atıp gösteri maçı yaptılar.

    Samsun Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Ahmet Şen yaptığı açıklamada, “Bugün Dünya Meme Kanseri Farkındalık Günü dolayısıyla etkinlik düzenlemeye kara verdik. Samsun Eğitim ve Araştırma Hastanesi olarak onkoloji anlamında, normal hizmetlerimiz anlamında faaliyetlerimi devam ederken aynı zamanda farkındalık günlerinde de, sosyal sorumluluk günlerinde de üzerimize düşenleri yerine getirmeye çalışıyoruz. Bu anlamda şehrimizin süper ligde temsilcisi olan Canik Basket Takımı da bize destek oldular. Sağ olsunlar, bu etkinlikte bizimle birlikte oldular. Bilindiği gibi meme kanseri Türkiye’de kadınlarda en sık görülen kanserlerden bir tanesi. Son yıllarda tarama yaşının daha aşağılara çekildiği, daha aşağılara düştüğü düşünülerse farkındalığının ve ehemmiyetinin daha çok görülmesi gereken bir kanser. Bu anlamda biz de meme kanseri farkındalığına işaret etmek ve bu hastalığı yaşayan arkadaşlarımıza ve vatandaşlarımıza destek olmak adına böyle bir farkındalığı düzenlemeyi uygun gördük” dedi.

    Sporcularıyla birlikte etkinliğe katılan Canik Kadın Basketbol Takımı Başkanı Zafer Şimşek, “15 Ekim Meme Sağlığı Günü etkinliğine biz de katkıda bulunmak istedik” diye konuştu.

    Sağlık çalışanları ve hastane idarecileri kadın basketbolcularla kısa bir gösteri maçı yaparak meme kanseriyle ilgili farkındalık oluşturmaya çalıştılar.

  • MEÜ’de ’Meme Kanseri Farkındalık Günü’ etkinliği

    MEÜ’de ’Meme Kanseri Farkındalık Günü’ etkinliği

    Mersin Üniversitesi Onkoloji Hastanesi helikopter pist alanında, ’Meme Kanseri Farkındalık Günü’ etkinliği düzenlendi.

    Etkinlikler kapsamında, hem Tıp Fakültesi Hastanesi hem de Onkoloji Hastanesi girişine birer stant kuruldu. Bu stantta görevli personel, hastalara bu konuda bilinçlenmeleri için bilgiler vererek, katılımcılara kurdeleler ve küçük hediyeler takdim etti. Hastane personeli pembe tişörtler ve ellerindeki pembe balonlarla kelebek şekli yaparken, balonları bir süre sonra gözyüzüne bıraktı. Etkinlikte konuşan Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Ahmet Dağ, “Ekim ayı, Meme Kanseri Farkındalık ayı. Bu kapsamda Mersin Üniversitesi olarak, farkındalıkla ilgili etkinliklerimize devam ediyoruz. Farkındalık şu anlamda önemli. Biliyorsunuz meme kanseri, tedavi edilebilir kanser türlerinden. Ama erken teşhis çok önemli. Kötü haber, meme kanseri giderek artıyor. Önceden 12 kadından biriyken, şu anda 8 kadından biri risk altında. Ama iyi haber şu, artık kolay kolay hasta kaybetmiyoruz. Ölüm oranları gittikçe azalıyor. Bunda erken teşhis, farkındalık, bilinçlilik önemli. Her kadının duyarlı olması gerekiyor” dedi.

    Hastalığın az da olsa erkeklerde de görülebildiğini kaydeden Dağ, “Bu hastalıkta kadın-erkek farkı yok. Herkesin farkında olmasında fayda var. Erken teşhis için bizim hedeflediğimiz, hastanın bir semptomu olmadan bize başvurması. Tarama programlarıyla 1. evrede yakalayabiliyoruz. Belirti olarak, özellikle kitle ile başvuruyor hastalarımız ama meme başında çekinti, meme başında akıntı, kanlı akıntı, meme cildinde değişiklikler, kolda şişme, koltuk altında ödem. Bu tarz şikayetler olabilir. Yanlış bilinen bir şey var. Meme kanseri ağrı yapmaz diye bilinir. Ama biz yüzde 3 – 4 hastada ağrıyla gelen hastalarımızın da olduğunu görüyoruz. Başvuru anında şüphelendiğimizde ultrason, mamografi, gerektiğinde MR tetkiklerimiz var. Kanserin tam adını koymak için patolojik inceleme de yaptırıyoruz. Tedavisi olan bir hastalık. Cerrahi müdahale, olmazsa olmazımız. Ardından kemoterapi, radyoterapi, immünoterapi dediğimiz aşı tedavileri ve hormonoterapiler var” şeklinde konuştu.

  • Elle meme muayenesinde kanseri yakaladılar: Üç kadın, üç hikaye

    Elle meme muayenesinde kanseri yakaladılar: Üç kadın, üç hikaye

    İzmir’de ikisi geçtiğimiz Şubat, biri de Mayıs ayında kendi kendine elle muayenede memelerinde kitle fark eden üç kadın, kanser mücadelesine bir sıfır önde başladı. Meme kanseri tanısı alan Funda Öztolan (58), Neslihan Ergin (38) ve Nesrin Tunç (38) pandemiyi bahane etmeden hemen tedavilerine başlarken, Doç. Dr. Gürbüz Görümlü, “Meme kanserinde erken teşhis ne kadar önemliyse tedavinin de geciktirilmemesi hayati önemde. Bu hastalarımız bu iki avantajı da kullanabildi, ancak maalesef virüs bulaşır korkusuyla birçok kadın tanı ve tedavide ihmal kurbanı oluyor. Oysa sağlık kuruluşları gerekli önlemleri alarak hastalarına güvenli hizmet sunuyor” dedi.

    Balıkesir’in Ayvalık ilçesinde oturan iki çocuk, iki torun sahibi Funda Öztolan (58), eşine ait eczanede yıllarca çalıştı, üç yıl önce de çalışma hayatına veda etti. Artık kendisine ayıracak zaman bulan Öztolan, 22 Mayıs günü banyo sonrası yaptığı meme kontrolünde eline gelen şişlikle irkildi. Kanser olabileceği hissiyle kimselere haber vermeden hemen tetkiklere başladı. Nitekim şüpheleri doğru çıktı. Öztolan, Kent Onkoloji Merkezi’nde Prof. Dr. Ömer Harmancıoğlu tarafından gerçekleştirilen ameliyat sonrası Medikal Onkolog Doç. Dr. Gürbüz Görümlü’nün takibinde kemoterapi almaya başladı.

    5 yaşında kızı var

    Defne adında 5 yaşında bir kız çocuğu annesi olan ve sağlık güzellik ürünleri pazarlayan bir Alman firmasında çalışan 38 yaşındaki Neslihan Ergin için ise 27 Şubat günü tarihi bir gün oldu. Yoğun bir iş gününün ardından halk oyunları çalışmasını tamamlayan Ergin, göğüslerine eliyle dokunduğunda farklılık hissetti. Ailesinde kanser tedavisi gören hastaların fazlalığı onu hiç zaman kaybetmeden doktora gitmesini sağladı. Yaşı itibarıyla bugüne kadar hiç mamografi yaptırmamış olan Ergin’e yapılan tetkikler sonucu kanser tanısı koyuldu. Meme ucunda da tümör bulunan genç anne, Kent Onkoloji Merkezi’nde Prof. Dr. Murat Kapkaç tarafından ameliyat edildi. Doç. Dr. Gürbüz Görümlü, sağ memesi alınıp yerine protez yapılan Ergin’e 4 Haziran’da kemoterapiye başladı. Son 4 kürü kalan Neslihan Ergin’in tedavisi akıllı ilaçla devam edecek.

    40 yaş altı olduğu için mamografi çektirmeyen, bu yüzden de elle muayenesini rutin bir şekilde sürdüren bir çocuk annesi ev hanımı Nesrin Tunç (38) da titizliği sayesinde kanseri eliyle yakaladı. Pandeminin başında sağ memesinde eline gelen kitle üzerine soluğu doktorda alan Tunç’a kanser tanısı koyuldu. Prof. Dr. Murat Kapkaç’ın 4 cm’lik kitlenin ameliyattan önce küçültülmesi gerektiğini söylemesi üzerine Kent Onkoloji Merkezi’nde Medikal Onkolog Uzm. Dr. Ahmet Özveren’e başvuran Tunç’a tedavi planlandı. Tümör 1 santimetreye gerilediğinde ameliyat olan Tunç, kanserin lenflere sıçramadığını, yavaş ilerleyen bir tip olduğunu öğrenirken, psikolog, diyetisyen gibi destek programlarından da yararlanarak rahat bir tedavi süreci geçirdi, tedavinin sonuna geldi.

    Ne dediler?

    Grip bile olmayan, sağlıklı bir kişi olduğunu belirten Funda Öztolan, “Kendimi emekli ettikten sonra artık her şeye zaman bulabiliyordum. Yaklaşık 5 ay önce bir banyo sonrası sütyen balenin altında iç kısımda elime bir kitle geldi. Kanser olabileceğimi düşündüm. Bu kitleyi uzanarak kontrol ederken fark ettim. Kesin sonucu alıncaya kadar da aileme hiçbir şey söylemedim. Agresif ve sıçrayan, çabuk büyüyen bir kitle olduğu ortaya çıktı. İlk öğrendiğimde kendimi kötü hissettim, hastanenin yeri ayağımdan kayıp gitmişti. Kitleyi bulmadan bir gün önce torunum doğmuştu, o süreçte kimseyi üzmek istemedim. Son raporu alınca aileme açıkladım. Kitleyi fark ettiğim günden Kent’e gelinceye kadar geçen sürede bomboştum, hiçbir şey algılayamıyor, söyleneni anlayamıyordum, anlatılanı aklımda tutamadığım gibi ne yapacağımı bilmiyordum. Kızlarım otur dese oturacak, kalk dese kalkacak durumdaydım. Büyük kızım Nihal’in ‘anne kendine gel, sen lazımsın’ uyarısından sonra varlığımın önemini anladım. Hayatın sadece çocuklara ait, işe ait olmadığını anladım. ‘Ben’ demeyi öğrenmeye başladım, daha düzenli beslendim, stresli, üzücü haberlerden uzak durmaya çalıştım, hala da böyle devam ediyorum. Tedavimi bir gün bile aksatmadan uyguluyorum. Pandemiye karşı gerekli önlemler alındığı için güven içinde tedavim başladı, öyle de sürüyor. İyi olacağıma inanıyorum, en önemlisi bu. Beklentilerim var. Torunlarımın büyüdüklerini görmek istiyorum. Saçlarım dökülmesin diye tedavi sırasında uygulanan buz kaskı işe yarıyor. Sokağa çıkınca kemoterapi alan bir hasta gibi görünmüyorum, bu da moralimi düzeltiyor. Bir müzik derneğinin başkanı ve solistiyim, pandeminin bitmesini ve eskiden olduğu gibi konserlerimizin başlamasını, şarkı söylemeyi iple çekiyorum. Kadınlara önerim elle muayenelerini mutlaka uzanarak yapsınlar, ben böyle yakalayabildim. Diğer bir önerim ise kendinizi önemseyin, sevin. Hayatı ıskalamayın, ben demeyi öğrenin” dedi.

    “Çok yorulmuşum, hayat bana ’biraz dinlen, daha güçlü olacaksın’ diyor, ben buna inanıyorum”

    “Tedavimin yarısındayız, her şey güzel gidiyor” diyen Neslihan Ergin (38) duygularını şöyle anlattı:

    “Hem iş hem sosyal açıdan çok aktif bir insanım. Yoğun geçen bir ayın son günüydü. Göğsümde elime bir kitle gelir gelmez doktora gittim. 2. evrede yakaladım kanseri. Hiç mamografi çektirmemiştim. Bu elle kontrol benim şansım oldu. Kent Onkoloji Merkezi’ne geldim. Önce ameliyat, ardından tedaviler başladı. 4 Haziran’da başlayan tedavimin yarısı bitti, akıllı ilaçla devam edeceğim. Başlamak bitirmenin yarısı. Karamsar olmamak gerek. Ben hep hayat doluydum, hala da öyleyim, hiç pes etmedim hayatımda. Yine pes etmiyorum, o da tedavime yansıyor. Herkese erken teşhisin hayat kurtarıcı olduğunu söylüyor, yaşadıklarımı çevremdekilere anlatarak rehberlik ediyorum. Bu benim hayatımda kısa bir mola. Çok yorulmuşum, hayat bana ’biraz dinlen, daha güçlü olacaksın’ diyor, ben buna inanıyorum. Covid hepimizin hayatına bomba gibi düştü. İnsanlık için çok kötü bir şey ancak pandemiye karşı alınan önlemler bizim gibi hastalar açısından olumlu oldu. Ziyaret kısıtlaması, mesafe, maske kendimizi daha iyi koruduk. İyi yönlerine bakmak lazım. Ben hafta sonlarını doğada geçirerek kendimi ödüllendiriyorum. Önlemlerimi alıp kendimi hayattan soyutlamadan yaşıyorum.”

    “Mamografi çektiremediğim için sık sık elle muayenemi yapardım, bu kontrolde yakaladım”

    Ailesinde hiç kanser vakası olmadığını, 38 yaşında olduğu için hiç de mamografi çektirmediğini belirten Nesrin Tunç şunları söyledi:

    “Benim hastalığım genetik değil, ne anne ne baba tarafında kanser olan var. Mamografi çektiremediğim için sık sık elle muayenemi yapardım. Bu kontrolde yakaladım. Tetkikler yapıldı, tanı koyuldu. Kardeşim hekim. Onun araştırması sonucu Kent Onkoloji Merkezi’ne geldik. Önce kemoterapi aldım, ardından ameliyat oldum. Şimdi ise akıllı ilaç ve ışın tedavisi görüyorum. Kemoterapi başladığında oğluma saçlarımın döküleceğini söyledim, çok üzüldü. O üzülmesin diye 4. kürden itibaren buz kaskı kullanmaya başladım, seyrelmeler olmuştu; ama hafif ilaçlara başlayınca ondan sonra çıkmaya başladı. Kemoterapim bitmeden saçlarım çıktı, gürleşti. Bu süreçlerde moral çok önemli. Ben de hiç moralimi bozmadım, hiç yokmuş gibi hayatıma devam ettim. Kendimi soyutlamadım hayattan. Arkadaşlarımla görüşmeye devam ettim. Tedavi görürken yüzünüzde vücudunuzda şişkinlikler, eklem ağrıları, kaş kirpik dökülmesi oluyor ama umursamamak gerekiyor. Önemli olan sağlığınızın yerine gelmesi. Dökülen kaş, saç da yerine geliyor. Moralinizi bozar, kendinizi kapatırsanız, üzülürseniz yıpranırsınız. Kendinizi kontrolü elden bırakmayın, tedavinizi de salgını bahane ederek ertelemeyin.”

    “Covid-19’a yakalanma riski nedeniyle doktora gitmeyi erteleyebildiğini gördük”

    Kent Onkoloji Merkezi Medikal Onkoloğu Doç. Dr. Gürbüz Görümlü, kanser ile mücadelede için en önemli stratejinin kanserin erken saptanması olduğunu söyledi. Görümlü, “Meme kanseri, erken evrede saptandığında başarıyla tedavi edilebilen bir hastalıktır. Meme kanserinde erken teşhis ne kadar önemliyse tedavinin de geciktirilmemesi hayati önemde. Bu hastalarımız bu iki avantajı da kullanabildi. Son dönemde pandemi sürecinde meme kanseri belirtileri ortaya çıksa bile kadınların Covid-19’a yakalanma riski nedeniyle doktora gitmeyi erteleyebildiğini gördük. Bu durumun ciddi olarak tanıda gecikmelere ve olumsuz sonuçlara yol açabildiğini gözlemledik. Bu nedenle kanser şüphesi olan veya teşhis konan hastalarımızın tedavilerini geciktirmeden pandemi öncesi dönemde olduğu şekilde ivedilikle ilgili doktorlara başvurmaları çok önem taşımaktadır” diye konuştu.

  • Mavi ışık yansıtan cihazlarda bağırsak kanseri tehlikesi

    Mavi ışık yansıtan cihazlarda bağırsak kanseri tehlikesi

    Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Uğur Coşkun, “Mavi ışığa fazla maruz kalmak psikolojik ve fiziksel birçok hastalığa yol açabilmektedir” dedi.

    Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Uğur Coşkun, cep telefonu, bilgisayar, tablet gibi mavi ışık yansıtan cihazlar hakkında uyarıda bulundu. Mavi ışığa maruz kalan bireylerin; psikolojik ve fiziksel birçok hastalığa davetiye çıkaracağının altını çizen Coşkun, İspanya’da yapılan bir araştırmanın da detaylarını paylaştı.

    İspanya’da 2 bin kişi üzerinde yapılan bir araştırmanın sonuçlarını aktaran Coşkun, “2 bin kişi üzerindeki bir araştırmada ev dışında ki sokak ışıkları, reklam panoları gibi aydınlatmalardaki mavi ışığa fazla miktarda maruz kalan bireylerde kolon kanseri riski yüzde 60 oranında daha fazla bulundu. Daha önceden yapılan çalışmalarda mavi ışığa maruz kalma durumunun meme ve prostat kanseri riskini artırabileceğine dair şüpheler vardı. Mavi ışık özellikle geceleri daha zararlı olabilmektedir. Mavi ışığın en büyük özelliği uyumamızı sağlayan melatonin hormon salınımını azaltmasıdır. Melatonin vücutta kanser hücrelerinin kendi kendisine ölmelerini tetikleyici ve kişinin kanser hücrelerine karşı bağışıklık sistemini düzenleyici etkileri bulunmaktadır. Özellikle geceleri maruz kalınan mavi ışık melatoninin salınımını azaltmakta ve bu şekilde belki de bağırsak kanseri dahil bazı kanserler açısından risk oluşturabilmektedir” ifadelerini kullandı.

  • Atatürk Üniversitesi’nde ‘Meme Kanseri Farkındalık Ayı’ etkinlikleri devam ediyor

    Atatürk Üniversitesi’nde ‘Meme Kanseri Farkındalık Ayı’ etkinlikleri devam ediyor

    Atatürk Üniversitesi “Meme Kanserini Birlikte Göğüslüyoruz” sloganıyla caddelerinde ağaçlara bezediği “Pembe Kurdele” simgeleri, hastanesinde kurduğu “Pembe Masa” ve birçok faaliyetiyle bilinçlendirme etkinliklerine devam ediyor.

    Dünya sağlık örgütünün her yıl “Meme Kanseri Farkındalık Ayı” olarak kabul edilen Ekim ayı, tüm dünyada “Pembe Kurdele” sembolüyle gündeme taşınıyor. Meme kanseri vakaların artmasına rağmen, mamografi taramalarıyla sağlanan erken teşhis birçok kişinin hastalıktan kurtulmasını imkan tanıyor.

    ‘Meme kanserinde erken teşhis çok önemli’

    Atatürk Üniversitesi “Meme Kanseri Farkındalık Ayı” kapsamında yaptığı etkinlikleriyle; ağaçlara Pembe Kurdele bağlanılması, ışıklandırma sistemlerinin pembe renkle yanması, bilgilendirme broşürlerinin dağıtılması ve kampüs billboardlarında yer alan çeşitli görsellerle desteklerini sürdürüyor. Ayrıca Atatürk Üniversitesi 31 Ekim’e kadar ücretsiz tarama testleriyle; Araştırma Hastanesinde pembe masa birimi ve 3 Alışveriş Merkezlerinde kurulan stantlarla halkı bilgilendiriyor. Atatürk Üniversitesi yapmış olduğu etkinliklerle bireylerinin bilinçlenmesi ve hastalığın toplum içindeki olumsuz ön yargılarını yıkarak, sağlığın önemine dikkat çekecek bir şekilde toplumsal bir mesaj veriyor. Özellikle kampüs caddelerinde ağaçlara bağlanan “Pembe Kurdele” simgeleri hem Erzurum halkının hem de öğrencilerin ilgisini çekiyor.

    Bu ve benzeri hastalıkların her kesimden insanı ilgilendirdiğini belirten vatandaşlar, üniversitenin böyle bir etkinlik gerçekleştirerek farkındalık oluşturduğu için mutlu olduklarını söylediler.

    “Kanserin her türlüsüne beraber göğüs germeliyiz”

    Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ömer Çomaklı ise sadece meme kanserine değil her türlü kanser hastalığına karşı aktif bir rolle toplumun bilinçlenmesi için birçok çalışma gerçekleştirdiklerini ve bundan sonra da yine aynı şekilde bilinçlendirme faaliyetlerine devam edeceklerini ifade etti. Çomaklı göğüs kanserinin önemine ise şöyle dikkat çekti: “Ülkemizde en çok kadınlarda görülen göğüs kanseri ne yazık ki erken teşhis edilmezse durumu daha da riskli bir hale getiriyor. Üniversite olarak bizim de amacımız insanların korkmadan gidip testlerini yapması ve erken teşhisle hastalıktan kurtulmaları. Vatandaşlarımızın daha duyarlı bir şekilde davranmaları adına Ekim ayı boyunca Araştırma Hastanesi poliklinik girişinde “Pembe Masa” birimiyle her türlü desteği veriyoruz.”

    “Kadınlar mamografi testlerinden korkmamalı”

    Erken teşhisin her hastalık için büyük önem arz ettiğini dile getiren Rektör Çomaklı değerlendirmesine şöyle devam etti:

    “Kadınlar radyasyondan korktukları için mamografi yapmıyorlar. Oysa bir hastalığın bertaraf edilme süreci de tam olarak buradan başlıyor. Bu yüzden her türlü testlerin erkenden yapılması gerekiyor. Atatürk Üniversitesi olarak “Meme Kanserini Birlikte Göğüslüyoruz” sloganımızla toplumsal bilinçlenme ve etkili bir farkındalık oluşturmak adına desteklerimizi esirgemiyoruz.”

    Meme Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında Atatürk Üniversitesinde ayrıca, 27 Ekim Pazar günü saat 14.00’te Mavi Salonda, Prof. Dr. Müfide Nuran Akçay, Prof. Dr. Salim Başol Tekin, Dr. Öğretim Üyesi Fadime Güven ile Dr. Öğretim Üyesi Erdem Karadeniz’in katılımlarıyla farkındalık paneli düzenlenecek.