Etiket: Kansere

  • Defne Samyeli, Üniversiteli Öğrencilerle Kansere ‘’Dur’’ Dedi

    İçinde bulunduğumuz Kanser Haftası kapsamında düzenlenen etkinliklerden biri de İstanbul Kemerburgaz Üniversitesi’nde gerçekleşti. ‘’Farkındayız Kansere Karşı Yanınızdayız’’ sloganıyla düzenlenen etkinlikte, sanatçı ve oyuncu Defne Samyeli üniversiteli öğrencilerle buluştu.

    Her yıl 1-7 Nisan tarihleri arasında gerçekleşen Kanser Haftası etkinlikleri, kanser hakkında farkındalığı artırmayı amaçlıyor. Bu kapsamda düzenlenen etkinliklerden birinin ev sahipliğini de İstanbul Kemerburgaz Üniversitesi yaptı. ‘’Farkındayız Kansere Karşı Yanınızdayız’’ sloganıyla gerçekleşen etkinliğin konuşmacıları, sanatçı ve oyuncu Defne Samyeli ile İstanbul Kemerburgaz Üniversitesi Tıp Fakültesi Radyasyon Onkolojisi Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Berrin Pehlivan’dı. Kanserden korunmanın yolları ile erken tanı için bilinmesi gerekenleri Doç. Dr. Berrin Pehlivan anlatırken, Defne Samyeli kişinin kanserle mücadelesinde olumlu düşünmenin önemine değindi.

    ‘’KANSER YENİLMESİ GÜÇ BİR HASTALIK DEĞİL’’

    Etkinlik öncesi verdiği röportajda kendisinin de kansere teğet geçmiş biri olduğunu söyleyen Defne Samyeli, ‘’Kansere, yenilmesi çok güç, amansız, canavar bir hastalık gibi değil, sadece hayatımızda küçük bir engelmiş gibi bakmak gerekiyor. Eğer vücudumuzla yeterince bağlantı halinde olursak, onun bize ne anlatmak istediğini vaktinde tespit edebilirsek her şey daha kolay olacaktır. Biz genellikle bunu yapmıyoruz. Başımız ağrıdığı zaman ilaç alıp başımızın ağrısı unutmaya çalışıyoruz, omzumuzda bir ağrı olduğu zaman geçip gider diyoruz. Oysa ki vücudumuz bize bir şeyler anlatmak istiyor. Bedenimizdeki değişiklikleri daha iyi tartıp, vaktinde hareket edebilirsek hiçbir şey yenilmez değildir. Kanser de bu hastalıklardan sadece bir tanesi. Esas amacımız hem bu anlamda farkındalığı yaymak hem de şu anda bu hastalıktan muzdarip olan, morali bozuk, kendisini kötü hisseden, sevdiklerinden ayrılma korkusu yaşayanlara moral kazandırmaya çalışmak’’ diye konuştu.

    ‘’KANSER HASTALIĞININ BÜYÜK KISMI ÇEVRESEL FAKTÖRLERE BAĞLI’’

    Kanserin, kalp-damar hastalıklarının ardından dünyada ve Türkiye’de en önemli ölüm sebebi olduğunu vurgulayan İstanbul Kemerburgaz Üniversitesi Tıp Fakültesi Radyasyon Onkolojisi Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Berrin Pehlivan, ‘’Çoğu insan kanserin kalıtımsal bir hastalık olduğuna inanıyor ve aileden kişiye geçtiğini düşünüyor. Oysa kanserin sadece yüzde 10-15’i kalıtsal sebeplere bağlı geri kalanı ise başta sigara ve dengesiz beslenme olmak üzere çevresel sebeplerle ilgili’’ dedi.

    ‘’KANSER HAKKINDA FARKINDALIK OLUŞTURMAK ÇOK ÖNEMLİ’’

    Kanserin bu faktörlerin ortadan kaldırılmasıyla tedavi edilebilir bir hastalık olduğunun da altını çizen Pehlivan, ‘’Kanser, oluşması çok komplike ve mekanizması çok karışık bir hastalık. Ancak buna karşın önlenmesi kolay. Bu noktada kanser konusunda farkındalık oluşturabilmek, bilgilendirmek, bilinçli olmak çok önemli. Bu amaçla da 1-7 Nisan tarihleri arasındaki hafta Kanser Haftası olarak kutlanıyor. Bu hafta içerisinde çok sayıda bilinçlendirme ve bilgilendirme toplantıları yapıyoruz. Şu andaki etkinlikte de amacımız üniversite öğrencilerini, halkı bu konularda bilinçlendirmek. Çünkü kanser önlenebilir, erken teşhis edilebilir ve teşhis edildiğinde tedavi edilebilir bir hastalık. Ama bütün bunlardan önce kanseri tamamen önleyebilmek çok önemli’’ diyerek sözlerini noktaladı.

  • Bilecik’te Kansere Karşı Farkındalık Eğitimi

    Bilecik Belediyesi tarafından 1-7 Nisan Kanser Haftası dolayısıyla kansere karşı farkındalık sağlanması için eğitimler verildi.

    Bilecik Belediyesi Spor Merkezi’nde gerçekleştirilen eğitimler kapsamında Bilecik Belediyesi Spor Merkezi Diyetisyeni Hacer Kayaalp tarafından kanserden korunma yolları ve sağlıklı yaşam hakkında bilgiler verildi. Sağlıklı yaşamda sporun önemi ile hareketli yaşamın, kansere karşı sağlayacağı faydalar hakkında bilgilerin verildiği eğitimler ile kansere karşı farkındalığın sağlanması amaçlanıyor.

  • Kansere Karşı El Ele

    Bursa Büyükşehir Belediyesi personeline kanserle mücadele konusunda seminer verildi.

    Bursa Büyükşehir Belediyesi Sağlık İşleri Dairesi Başkanlığı tarafından düzenlenen seminerde kanserde erken teşhisin önemine dikkat çekildi. Büyükşehir Belediyesi Meclis Salonu’nda gerçekleştirilen panele, Büyükşehir Belediyesi çalışanları ilgi gösterdi. Belediye Başkanvekili Şükrü Köse, “‘Kanserde erken teşhiş hayat kurtarır. Osmangazi Toplum Sağlığı Merkezi ve Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezleri (KETEM) işbirliği ile gerçekleşen panel, kanser konusunda bilgimizi artırdı. Hayatta her şeyin başı sağlık. Sağlık faaliyetlerini çok önemsiyoruz” dedi.

    konuşmacı olarak katılan Dr. Betül Bakış ile Op. Dr. Can Başaran da, kanserle ilgili merak edilen konularda bilgiler verdi. Bakış, hastaların yanı sıra sağlıklıların da kanser tetkiki yaptırmaları gerektiğine dikkati çekti.

  • Lazer, Kansere De Umut

    İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi Biyomedikal Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Nermin Topaloğlu, yurtdışındaki kliniklerde, kanserli hücrelerin yok edilmesinde lazer kullanılabilmesi üzerine laboratuvar çalışmalarının devam ettiğini söyledi.

    Özellikle hamile veya yeni doğum yapan bayanların, ‘tümörü tetikler mi, meme kanserine sebep olur mu’ gibi sorularla lazere tereddütle yaklaştığını kaydeden Yrd. Doç. Dr. Topaloğlu, “Kıl kökü uygulamalarında kullanılan lazer dokulara zarar vermez. Epilasyonda amaç kıl kökünün yok edilmesidir. Güzellik merkezleri kıl köküne etki edecek lazeri alır ki; uygulamada başarılı olsunlar. İşin temeline inersek, lazerin en belirgin özelliği tek bir dalga boyunu yansıtmasıdır. Odamızda kullandığımız ampul, floresan gibi lazer de zararsız bir ışık kaynağıdır. Etrafa dağılan bir ışık olmadığı için sadece odaklanarak belli bir bölgeye etki eder” açıklamasında bulundu.

    “GENÇLEŞMEYE LAZER ETKISI”

    Lazer kullanımının sağlık uygulamalarındaki başarısına işaret eden Yrd. Doç. Dr. Topaloğlu, lazerin gücü ayarlandığında, hücre bölünmesi tetiklenerek dokuların yenilendiğini, bu yüzden estetik uygulamalarda kullanıldığını da ifade etti. Topaloğlu, dikiş yerine lazerle kapatma yönteminin de revaçta olduğuna vurgu yaparak; “Günümüz hayatında varisli damarların tedavisinde de lazer kullanılabiliyor. O sorunlu damarın içine damara lazer veriliyor. Varisli damar, çekip koparılmaya gerek duyulmadan tedavi edilmiş oluyor. Dikiş atma yerine lazerle doku kaynağı yapıldığında iyileşmenin daha hızlı olduğunu görüyoruz. Yüz lekeleri dediğimiz kılcal damarların yok edilmesinde de lazer uygulamaları olumlu sonuçlar veriyor” şeklinde konuştu.

    “KANSERLI HÜCREYE FOTODINAMIK TERAPI”

    Yurtdışındaki kliniklerde, kanserli hücrelerin yok edilmesinde lazer kullanılabilmesi üzerine laboratuvar çalışmalarının devam ettiğini ifade eden Yrd. Doç. Dr. Topaloğlu, cilt kanserinde kullanılan fotodinamik terapiye dikkat çekti. Kanserli bölgeye uygulanan lazerin kanserli hücrelerin yok edilmesini sağladığını, benzer şekilde yara enfeksiyonları, diyabetik hastalarda görülen ve iyileşmesi zor hale gelen enfekte olmuş yaralarda ve uçuklarda da bu tedavinin alternatif bir iyileştirme yöntemi olduğunu belirtti.

    Topaloğlu, “Kanser tedavisinde kullanılan kemoterapi veya radyoterapiden bahsettiğimizde bunlar bütün vücuda uygulanan, ciddi zarar veren uygulamalar. Bunlar kanserli hücreyi yok ederken sağlıklı hücreyi de yok ediyor. Fotodinamik tedavide lazerin yanında bir ilaç da eşlik edebiliyor. Lazerle sağlanan enerji aktarımı sayesinde ortamda oksijen radikalleri oluşturularak kanserli hücrelerin, bakterilerin, virüslerin ölmesi sağlanıyor. Lokalize bir uygulama olduğu için kemoterapide olduğu gibi sağlıklı hücreleri de yok etmesi söz konusu değil. Bilim dünyası farklı kanser türlerinde kullanılabilmesi için çalışmalar yürütüyor. ”dedi.

    “ÖNÜNÜZE GELEN YERDE LAZER UYGULATMAYIN”

    “Lazer 200-300 nanometre civarıysa kansere yol açabilir.” uyarısında da bulunan Yrd. Doç. Dr. Topaloğlu, düşük dalga boylarının DNA’yı etkilediğine dikkat çekti. Almanya’da sadece estetik uygulamalar ve cerrahi müdahaleler de değil; epilasyon gibi alanlarda da lazer kullanma sertifikasının sadece hekimlere verildiği bilgisini de veren Topaloğlu, “ Bizde önüne gelen merkez açıp bu uygulamaları yapıyor. Sertifikasını alıp merkezlerde düşük ücretlerde eleman çalıştırıp tecrübesiz mesleki deneyimi olmayanlara lazer uygulaması yaptırılıyor. Gittiğiniz merkezi mercek altına alın. Eğer uygulama sırasında deri tipine uygun lazer dozu seçilmezse ciddi yanıklar oluşabilir. Eğer yanık tedavi edilmeyip kronik bir yaraya dönüşürse sonrasında belki deri kanserine yol açabilir. Ama bu lazerden kaynaklı bir kanser değildir. Önünüze gelen yere gitmeyin“ uyarısında bulundu.

  • Çocukluk Çağında Maruz Kalınan Dış Etmenler Kansere Zemin Hazırlıyor

    Acıbadem Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Armağan Oğuz, çocukluk çağının yaşamın en hassas dönemlerinden birisi olduğuna dikkat çekerek, bu dönemde maruz kalınan dış etmenler ve genetik faktörlerin çocukluk çağı kanserlerine zemin hazırladığını vurguladı.

    Çocukluk dönemi kanserleri ile ilgili bilinmesi gerekenleri anlatan Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Armağan Oğuz, “1-7 Nisan Kanser Haftası” dolayısı ile çocukluk çağında kansere zemin hazırlayan faktörleri ve erken teşhis için dikkat edilmesi gerekenleri anlattı. Çocukluk çağı kanserlerinin tüm kanserler içinde önemli bir paya sahip olduğunu ve doğumdan ergenliğe kadar her yaşta görülebilen çok ciddi durumlar olduğunu belirten Oğuz, “Ayrıca, diğer çocukluk çağı hastalıkları ile karışabilecek semptomlar göstermesi nedeniyle teşhis ve tedavisinin gecikmesi de olasıdır. Bu nedenle 1-7 Nisan Kanser Haftası içerisinde çocukluk çağı kanserleriyle de ilgili farkındalığın arttırılmasını amaçladık. Çocuklarda kanserler yetişkinlere göre seyrek olup, her yıl 1 milyon çocuktan yaklaşık 150 kadarına kanser teşhisi konulmaktadır. Ülkemizde her yıl yaklaşık 2 bin 500-3 bin yeni vaka ile karşılaşılmaktadır. Çocukluk çağında en sık görülen kanserler sırasıyla lösemiler, lenfomalar ve beyin tümörleridir” dedi.

    ERKEN TEŞHİS İÇİN DİKKAT EDİLMESİ GEREKENLER

    Çocuklarda ani gelişen, olağan gelmeyen ve süreklilik gösteren bir takım belirti ve bulgular konusunda dikkatli olunması gerektiğini vurgulayan Dr. Oğuz, bu tür belirtilerin varlığının her zaman kanseri işaret etmese de erken teşhis için uyarıcı olduğunu söyledi. Oğuz, erken teşhis için dikkat edilmesi gereken etmenleri paylaştı. Oğuz, diyet yapmaksızın son 6 ayda yüzde 10 üzerinde kilo kaybı, ciltte yaygın morluk ve çürükler, uzun süreli açıklanamayan halsizlik, lenf bezlerinde önemli düzeyde büyüme (özellikle koltuk altı ve kasıklarda), uykudan uyandıran sabahları daha belirgin olan baş ağrıları, gözde beyaz parlaklık olması, ani görme kaybı, şaşılık, ateşsiz nöbet geçirme, dengesizlik, ciltte belirgin solukluk, idrarda kırmızı renk değişikliği (kanama), burun ve diş eti kanaması, herhangi bir sebeple açıklanamayan ani kusma ve bulantı, belde veya diğer eklemlerde uzun süreli şişlik ve ağrılar, boyun, karın, kol ve bacaklarda ele gelen şişlik ve sürekli ağrı, düşmeyen uzun süreli yüksek ateş gibi şikayetlerin başka bir nedenle ilişkilendirilemediği taktirde kanser için tetkik edilmesi gerektiğinin uyarısını yaptı.

    “ÇOCUKLAR BANYO YAPTIRILIRKEN İYİ GÖZLENMELİDİR”

    Erken tanı ve doğru tedavi uygulamaları ile kanserli çocukların yüzde 70’inin tam olarak iyileşebildiğini belirten Oğuz, “Ancak geleceğimizin güvencesi çocuklarımızın sağlığı konusunda biz büyüklere çok önemli görevler düşer. Çocuklar banyo yaptırılırken, kıyafetleri giydirilirken dikkatlice gözlenmeli, şikayetlerine kulak kabartılmalı ve şüphelenildiğinde vakit kaybetmeden bir çocuk hekimine danışılmalıdır” dedi.