Etiket: kanser

  • Dünya kanser günü

    Dünya kanser günü

    SANKO Üniversitesi Hastanesi İç Hastalıkları / Tıbbi Onkoloji Kliniği tarafından 4 Şubat Dünya Kanser Günü etkinlikleri kapsamında mini bir müzik dinletisi düzenlendi.

    Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Yıldırım müzik dinletisi öncesi yaptığı konuşmada, Dünya Kanser Günü nedeniyle düzenledikleri etkinlikte hastalarla bir arada olmaktan mutluluk duydukların ı söyledi.

    SANKO Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi de olan Prof. Dr. Yıldırım, “SANKO Üniversitesi Hastanesi Tıbbi Onkoloji Kliniğimizin açılmasına destek olan Konukoğlu Ailesine, SANKO Holding, üniversite ve hastane yöneticilerimize teşekkür ederim. Tüm hastalarımıza süreçte birlikte olduğumuzu bir kez daha hatırlatarak bu mücadelede başarılar diliyorum” dedi.

    Ferit Ginol Kültür ve Sanat Merkezi’nin katkılarıyla düzenlenen müzik dinletisiyle moral bulan hastalara, Prof. Dr. Yıldırım tarafından karanfil takdim edildi.

    4 Şubat Dünya Kanser Günü etkinlikleri kapsamında hastane yönetimi, personeli ile hasta ve hasta yakınlarına günün anlamını sembolize eden kurdeleler dağıtılarak, Kemoterapi Ünitesi balonlarla süslendi.

  • Prostat kanseri erkeklerde en sık görülen ikinci kanser türü

    Prostat kanseri erkeklerde en sık görülen ikinci kanser türü

    Dünyada ve Türkiye’de erkeklerde en sık görülen kanser türlerinden olan prostat kanseri, erkeklerde kansere bağlı ölümlerde de akciğer kanserinin ardından ikinci sırada yer alıyor. 2018 yılı istatistiklerine göre, dünya genelinde 1,28 milyon hasta prostat kanseri tanısı almış bulunuyor.

    Türk Üroonkoloji Derneği tarafından hazırlanan “Türkiye Prostat Kanseri Haritası”nın sonuçlarına göre, prostat kanseri, hastaların yarısında 60-69 yaş aralığında görülürken, düzenli kontrollere dair farkındalığın artmasıyla geçmiş yıllara oranla daha erken aşamalarda tespit ediliyor.

    Türk Üroonkoloji Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Süleyman Ataus, “Sık idrara gitme, idrar yaparken zorlanma ve idrarda kan görülmesi gibi ürolojik şikayetlerin yaklaşık yarısında prostat kanseri saptanıyor. Yine derneğimiz tarafından 2009 yılında yapılan çalışmada bu oran yüzde 90’a yakındı. Bu oranın azalmasında prostat kanserine yönelik toplumsal bilincin artmasının etkili olduğunu düşünüyoruz. Bununla birlikte mevcut oran da, belirtilerin çeşitliliği karşısında prostat kanserine yönelik düzenli kontrollerin önemini ortaya koyuyor. Hazırladığımız rapor ülkemizde prostat kanseri farkındalığının artırılmasını, bu konuların bilimsel alanlarda tartışılmasının sağlanmasını amaçlıyor” diye konuştu.

    Tanı anında metastatik kanserin saptanma sıklığı son 10 yılda yarı yarıya azaldı

    Raporda, hastalığın prostat dışında başka dokularda ve organlarda da saptanması anlamına gelen metastatik yayılmaya da dikkat çekiliyor. Metastatik kanserin tanı anında hem hasta hem de hekim açısından can sıkıcı bir durum olduğunun altını çizen Ataus, “Hastaların yüzde 8,9’unda tanı anında metastatik hastalık saptanırken, bu oran 2009 yılında yine derneğimiz tarafından gerçekleştirilen çalışmada yüzde 17 olarak saptanmıştı. Aradan geçen 10 yılda yaklaşık yarı yarıya azalmanın söz konusu olduğunu görmek sevindiricidir” ifadelerini kullandı.

    Son 10 yılda erken teşhiste önemli ilerlemeler yaşandı

    PSA (Prostat Spesifik Antijen) taraması, özellikle metastatik hastalık (yaygın-sistemik hastalık) görülme oranlarında düşüşe neden olan faktörler arasında gösteriliyor. Rapora göre hastaların yüzde 62,5’inde tanı anında ölçülen PSA değeri 10 ng/dl’nin altında saptanıyor. Bu oranın 2009 yılında yine Üroonkoloji Derneği tarafında gerçekleştirilen bir çalışmada yüzde 50,6 olarak saptandığını hatırlatan Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Sinan Sözen, “Son 10 yılda prostat kanseri çok daha düşük PSA değerlerinde yakalanıyor ve erken teşhiste büyük ilerlemeler yaşanıyor. Bununla birlikte PSA testinin tek başına yeterli olmadığı ve mutlaka üroloji uzmanı tarafından yapılacak prostat muayenesi ile birlikte değerlendirilmesi gerektiğini de unutmamamız gerekiyor” dedi.

    Sözen, “Özel prostat MR’ında prostat bezinde kanser için şüpheli bir alan olup olmadığı değerlendiriliyor. Kanser şüphesi saptanan bölümler işaretlenip daha sonra özel bir yazılım sayesinde ultrasona yerleştiriliyor. Biyopsi yaparken MR ve ultrason görüntülerinin birleşmiş halini görüp doğru noktadan, doğru hedeften biyopsi yapabilmek mümkün oluyor” dedi.

    Hastaların yüzde 6’ya yakınında tanı sonrası aktif izlem kararı alınıyor

    Prostat kanseri tanısında son on yılda yaşanan en önemli değişiklerden biri olarak hastalığın ilerlemesi açısından düşük risk grubundaki hastalara yapılan-önerilen “Aktif İzlem” tedavi protokolü gösteriliyor. Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Saadettin Eskiçorapçı, “Hastaya zarar verme riski düşük olan hastalığın tedavisinin yol açabileceği olası komplikasyonlardan sakınmayı sağlayan aktif izlem protokolünde hastalar yakın bir takip programında tutulurken, aktif tedaviye ilerleme görülen olgularda geçiliyor” ifadelerini kullandı. Türkiye’de Prostat Kanseri Raporuna göre hastaların yüzde 5,7’sinde tanı sonrası aktif izlem ile takip kararı alındığı belirtiliyor.

    Robotik ve fokal tedaviler yükselişte

    Lokalize hastalıkta dünya genelinde en çok başvurulan tedavi yönteminin ise cerrahi olduğu vurgulanıyor. “Radikal Prostatektomi” ameliyatı sadece ABD’de yılda 80 bin hastaya uygulanırken bu cerrahi teknikle ilgili olarak son yıllardaki en önemli gelişmenin robot yardımıyla gerçekleştirilen laparoskopik cerrahi yöntemi olduğu vurgulanıyor. Eskiçorapçı, “Radikal prostatektomi ameliyatı uygulanan hastaların yaklaşık 3’te 1’inde laparoskopik veya robot yardımıyla laparoskopik cerrahi yöntemi uygulanıyor. Seneler içerisindeki dağılıma bakıldığında ise, açık cerrahi sayılarının sabit seyrettiği ancak laparoskopik ya da robot yardımıyla laparoskopik cerrahi sayılarında ise bir artışın olduğu görülüyor. Hastaların tedavileri için bir teknik arayışı içinde olmaları yerine tecrübeli ve güvenilir bir cerrah arayışı içinde olmaları faydalıdır. Tüm organı tedavi etmek yerine görüntülemeye dayalı hedefe yönelik ‘Fokal Tedaviler’ ise yakın gelecekte ön plana çıkmaya başlayacaktır” dedi.

  • ‘Sen İste Yeter Kanser Çeker Gider Projesi’ne Vezirköprü damgası

    ‘Sen İste Yeter Kanser Çeker Gider Projesi’ne Vezirköprü damgası

    SAMSUN (İHA) – Bu yıl beşincisi düzenlenen “Sen İste Yeter Kanser Çeker Gider Projesi”ne Vezirköprü’de bulunan okullar damgasını vurdu.

    Kanserin de diğer hastalıklar gibi bir hastalık olduğu gerçeğini vurgulamaya çalışarak, ilkokul öğrencileri tarafından büyüklerin sağlıklı kalmaları için kanser tarama merkezlerine yönlendirilmelerini amaçlayan ve bu yıl beşincisi düzenlenen “Sen İste Yeter Kanser Çeker Gider Projesi”nde Vezirköprü’de bulunan okullar farkındalık oluşturdu.

    Samsun’da bulunan 177 ilkokuldan 681 öğrencinin katıldığı proje kapsamında toplamda 3 bin 606 kişi tarama merkezlerine yönlendirildi. Vezirköprü’de bulunan ilkokul öğrencileri tarafından da yoğun katılım sağlanan Sen İste Yeter Kanser Çeker Gider Projesi, ilkokullar arası yönlendirme yarışmasında toplamda 9 öğrenciye bisiklet, 6 öğrenciye kitap seti, 3 öğretmene tablet ve 3 okula spor seti ödül olarak verilirken Vezirköprü okulları, öğretmen ve öğrencileri tarafından alınan dereceler ve kazanılan ödüller şu şekilde sıralandı:

    Öğrenciler Arası Yönlendirme Yarışması kapsamında il ikincisi Mehmet Paşa İlkokulu’ndan Melek Serra Bayram oldu. İl üçüncüsü Akören İlkokulundan Fahrettin Uzun, il altıncısı Mehmet Paşa İlkokulu’ndan Deniz Geyik, il yedincisi Akören İlkokulu’ndan Şerife Naz Gül ve il dokuzuncusu da Mezra İlkokulu’ndan Mustafa Kartal olurken bu öğrenciler bisiklet hediyesi kazandı. İl 12’cinsi olan Oymaağaç İlkokulu öğrencisi Ali Karaipek ise kitap seti hediyesi kazandı.

    Öğretmenler Arası Yönlendirme Yarışmasında Mehmet Paşa İlkokulu’ndan il ikincisi Azmi Elikara ve Akören İlkokulu’ndan il üçüncüsü Elif Atıcı tablet hediyesi kazandı.

    Okullar Arası Yönlendirme Yarışması’nda ise il birincisi Akören İlkokulu ve il üçüncüsü Mezra İlkokulu spor seti kazandı.

    Vezirköprü İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü yetkilileri de projeye katılan tüm öğrencilere hassasiyetleri nedeniyle teşekkür edip, ödül alan tüm okulları, öğretmen ve öğrencileri tebrik etti.

  • Yeni nesil ışın tedavisi ile kanser hastaları kanserden korkmasın

    Yeni nesil ışın tedavisi ile kanser hastaları kanserden korkmasın

    Medical Park Gaziantep Hastanesi Radyasyon Onkolojisi Uzmanı Dr. Ali İhsan Şeran, günümüzde kanser tedavilerinde kullanılan Radyoterapi (Işın tedavisi) cihazlarında sağlanan gelişmelerle kanser tedavilerinin sürelerinin kısaldığını hatta tedavilerin dakikalar içinde uygulanabildiğine dikkat çekti.

    Medical Park Gaziantep Hastanesi bünyesinde yer alan Onkoloji Ünitesi, uzman, profesyonel ekibi ve yeni nesil teknolojik araçları ile adından söz ettirmeye devam ediyor. Medical Park Gaziantep Hastanesi Onkoloji Ünitesi, çevre illerden kanser tedavisi için gelen misafirlerini ağırladığı gibi bölgede kanser alanında gerçekleştirmiş olduğu çalışmalarla referans hastane konumundadır. Kanser hastaları için her türlü konforun düşünüldüğü hastanede, onkoloji hastalarına moral için hastanede gerçekleştirilen birçok etkinliğin yanı sıra, haftanın belli günlerinde de profesyonel bir müzik ekibiyle canlı müzik dinletileri gerçekleştiriliyor.

    Dr. Şeran, Işın tedavisinde hekim tarafından en çok dikkat edilmesi gereken unsurun; kısa sürede, doğru hedefe, minimum yan etkiyle ulaşabilmek olduğunun altını çizdi.

    Radyoterapi (Işın Tedavisi ), onkolojik tedavide izlenen süreçler ve tedavide kullanılan cihazlar hakkında bilgiler veren Uzman Dr. Şeran, ‘’ İlk olarak yeterli tedavi dozunun doğru bir şekilde tümöre uygulanma aşaması amacımızın temelini oluşturmaktadır. Tümöre yeterli dozun verilmesi öncelikle tecrübeli bir ekiple sağlanabilir. Tümöre gerekli doz verilemedikten sonra tedavide diğer algoritmaların anlamı kalmaz. İkincil olarak radyoterapinin akıllı olmasıdır. Tek başına radyasyon akıllı bir tedavi değildir, çünkü tümör hücrelerini öldürürken karşısına çıkan sağlıklı dokulara da büyük zararlar verebilir. Yıllardır çevre dokularda oluşabilecek zararları minimuma indirgemek için birçok tedavi prensipleri geliştirilmeye çalışıldığı gibi, bu bağlamda ve bu şartlarda akıllı radyasyondan söz edebiliriz. Onkolojik tedavide en sık tercih edilen Co 60 cihazları ile yıllarca iki boyutlu tedaviler uygulanan hastalarda istenmeyen yan etkiler oldukça fazlaydı. Teknolojinin gelişmesi ile birlikte Lineer akseleratör cihazlarının devreye girmesi ile daha sağlıklı tedavilerin uygulanması sağlanmıştır. Bilgisayar yazılımlarının yaygın biçimde kullanılması, üç boyutlu konformal tedavilerin başlamasını sağlamış akıllı tedavilerin önünü açmıştır. Son 10 yıldır onkoloji tedavisinde sıklıkla kullanılan IMRT (doz yoğunluklu tedavi/tedavileri) yöntemi ile tümöre yüksek dozlar sağlanabilirken minimum yan etkiler ile onkolojik tedaviler çok daha sağlıklı boyutlara ulaşmıştır. Sonrasında bu tedavilere görüntü eşliğinde gerçekleştirilmesi işlemi eklenince daha üst boyutlarda tedavi olanakları doğmuştur. Görüntü eşliğinde akıllı radyoterapi olanağı sunan aynı zamanda doz yoğunluklu radyoterapi ile beraber sterotaksi ve radyo cerrahi yapabilen TrueBeam cihazı da bu tedaviler için en gelişmiş radyoterapi olanaklarını sunmaktadır. Hastanemizde hem görüntülemenin, hem de planlama ve tedavi olanaklarının tek bir cihazda birleştirildiği Tomoterapi cihazları ile konformal, IMRT, sterotaktik radyocerrahi, hareketli organlar için kullanılan adaptif radyoterapi gibi tedaviler tek bir cihazda yapılmaktadır. Hastanemizde var olan TrueBeam cihazı ile IMRT, ICRT, Sterotaktik Radyoterapi ve radyocerrahi yapılabilmektedir” dedi.

    Radyasyon Onkolojisi Uzmanı Dr. Ali İhsan Şeran, son yıllarda onkolojik tetkiklerde önemli bir yer tutan ve daha detaylı tümör görüntüsü ile yayılımların saptanmasını sağlayan PET BT görüntüleme cihazlarının desteği ile hedefe yönelik radyasyon tedavilerinde daha ileri noktalara gelindiğini sözlerine ekledi.

    Dr. Şeran, Son zamanlarda bazı merkezlerde kullanılmaya başlanan MR-LİNAC cihazları da özellikle hareketli tümörlerde (hastanın solunumu ile yer değiştiren) hedefi tam isabetle yakalamanın mümkün olduğunu kaydetti. Şeran, Bu cihaz ile pankreas ve prostat kanserlerinde başarı ile tedavi edilebildiğini, diğer tüm kanser tedavilerinde de uygulama alanı bulunduğunu sözlerine ekleyerek, cihazlara eklenen robotik kol ile de radyocerrahi ismi verilen ulaşılamayan beyin tümörleri ve bazı organ yayılımlarının da 3-4 seans da tedavi edilebildiğine dikkat çekti.

    Uzman Dr. Şeran, “İleri görüntüleme tekniklerinin daha fazla kullanıldığı, yeni nesil bilgisayar yazılımlarının desteği ile akıllı radyasyon olarak tanımlanan tedavi yöntemleri kanser tedavilerini çok ileri boyutlara taşımaktadır. Tecrübeli ekiplerle yapılacak bu tedavilerle hastalar en az yan etkiyle maksimum tedavi olanaklarına sahip olabileceklerdir. Medical Park Gaziantep Hastanesi merkezinde yer alan Onkoloji Ünitesi ve bu merkezde bulunan yeni nesil sistemlerle donatılmış radyasyon cihazları ile hastalara şifa dağıtmaya devam etmektedir” diye konuştu.

  • Uzm. Dr. Uluşık: “Akciğer nodülü kanser işareti olabilir”

    Uzm. Dr. Uluşık: “Akciğer nodülü kanser işareti olabilir”

    Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Aziz Uluışık, kişideki akciğer nodülünün büyüklüğüne göre kanser olma ihtimalinin arttığını vurgulayarak, “İyi huylu nodüllerde gereksiz cerrahi girişimden kaçınmak gerekir. Kötü huylu nodüllerde ise erken dönemde tanı konarak ameliyatla sağ kalım süresi artırabilir” dedi.

    Son zamanlarda bilgisayarlı tomografi cihazlarının gelişmesiyle akciğerlerdeki nodülleri saptamak kolaylaştı. Liv Hospital Samsun Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Aziz Uluışık, akciğer nodülleri hakkında önemli açıklamalarda bulundu.

    Nodüller hakkında bilgi veren Uzm. Dr. Aziz Uluışık, “Kötü huylu (malign) nodüllere mümkün olduğunca erken dönemde tanı konulup ameliyat edilmesi halinde sağ kalım süresi artar. İyi (benign) nodüllerde ise gereksiz cerrahi girişimden ve buna bağlı oluşacak sorunlardan kaçınmak gerekir. Bu nedenle nodül saptandığında nasıl bir karar verileceği çok önemlidir. Günümüzde bilgisayarlı tomografi cihazlarının gelişmesi ve tomografi çekilen hasta sayısı artması sayesinde akciğerlerdeki nodülleri saptamak kolaylaştı. Akciğer tomografilerinin yaklaşık yüzde 30’unda bir veya birden fazla nodül saptama ihtimali vardır. Ancak bunların önemli mi, önemsiz mi, kötü mü yoksa iyi huylu mu olduğuna karar vermek bazı durumlarda zor olabiliyor” diye konuştu.

    “Nodülün boyutu önemli”

    Uzm. Dr. Aziz Uluışık, öncelikle görülen nodülün boyutunun çok önemli olduğunun altını çizerek, “3 mm ve daha küçük nodüllerin kansere bağlı olma ihtimali yaklaşık yüzde 0,2 gibi düşük bir orandadır. 8-20 mm arasındakilerde bu ihtimal yüzde 18’e çıkarken, 20 mm’den büyük nodüllerde yüzde 64’den fazladır. Saptanan bir nodülün takibinde eski tomografiler ile karşılaştırmak önemlidir. Nodül boyutunda yüzde 25’den fazla bir artış olması kanser riskinin yüksek olduğuna işaret eder. Boyutundan sonra nodülün kenarlarının düzgün olup olmadığına bakmak gerekir. Kenarı düzensiz olan nodüllerin kanser riski 5 kat fazladır. Nodülün içinde kireçlenme bulunması, çoğunlukla iyi huylu olduğu anlamına gelir. Genellikle 2-3 yıl, bazı durumlarda ise 5 yıllık izlemde eğer nodülde bir değişiklik yoksa ileri incelemeye gerek yoktur” şeklinde konuştu.

    “Kanser riski nodül özelliklerine göre tayin edilebilir”

    Kanser riski hakkında da bilgiler veren Uluışık, şunları söyledi:

    “Büyüme saptanan her nodülde kanser ihtimali arttığı için radyolojik veya cerrahi biyopsi gerekir. Kanser ihtimali yüksek nodül varlığı ve riskli hastalarda ameliyat ile nodülü çıkarmak hayat kurtarıcı olabilir. Sigara kullanmış ya da halen kullanmakta olan, 40 yaş üzeri ve de kendisinde ve 1. derecede akrabalarında kanser öyküsü bulunan kişiler yüksek risk grubuna girer. Özellikle ileri yaş ve içilen sigara miktarının çokluğu ile kanser potansiyeli artar. Hekim görülen nodülün özelliklerine bakarak kanser riskini tayin eder. Buna göre de hastanın tomografi ile takip edilmesi mi, yoksa biyopsiye mi gönderilmesi gerektiğine karar verir. Bu karar hasta adına hayati olabilir. Her hasta ve nodül için aynı senaryo geçerli olmayabilir. Bu yüzden sayılan özelliklerin sadece olasılık üzerinden değerlendirildiği ve her zaman için düşük ihtimalli durumlarla da karşılaşılabileceği unutulmamalıdır.”