Etiket: Kanının

  • Suriyeli Yüzbaşı Kadri, Kanının Son Damlasına Kadar Çanakkale’yi Böyle Savundu

    Çanakkale’de Anafartalar Cephesi’nin son noktası olan Kireçtepe’de Bursa Seyyar Jandarma Taburu ile Gelibolu Seyyar Jandarma Taburu’nun kahramanlık destanı, komutanların cepheden gönderdiği günlük raporlarla gün yüzüne çıktı. Suriye’nin Hama kenti nüfusuna kayıtlı Yüzbaşı Kadri, “Düşman taarruz ediyor. Sağ tarafımız da kuşatıldı. Fakat biz savunmamamızı namusla yerine getireceğiz inşallah” dedikten kısa süre sonra şehit düştü. Başta Binbaşı Hasan Tahsin ve Yüzbaşı Kadri olmak üzere tüm komutanların isimleri pano haline getirilerek Kireçtepe Şehitliği’nde ölümsüzleştirildi.

    Bursa’dan 150 otobüsle yaklaşık 6 bin kişi Kireçtepe’de bir kez daha atalarına olan vefa borcunu fatihalar ve yasin-i şerif okuyarak gösterdi. Bursa Garnizon ve Jandarma Bölge Komutanlığı ve Büyükşehir Belediyesi 101 yıl önce Kireçtepe’de İngilizler’e karşı verilen destanı askeri raporlardan derleyerek kitaplaştırdı.

    Bursa Seyyar Jandarma Tabur Komutanı Binbaşı Hasan Tahsin ile Bursalılardan oluşan Gelibolu Seyyar Jandarma Taburu’nun Komutanı Suriye Hama’lı Yüzbaşı Kadri’nin yazdıkları okuyanları duygulandırıyor. Cepheden komutanlığa gönderilen cerideler (günlük raporlar) Bursalı askerlerin nasıl kahramanlık ortaya koydu.

    Yüzbaşı Kadri, şehadet şerbetini içmeden kısa süre önce, “Düşman yoğun taarruz ediyor. Sağ tarafımız da kuşatıldı. Fakat biz, elden geldiği kadar savunmamızı namusla yerine getireceğiz inşaallah ” diye yazdı. Binbaşı Hasan Tahsin de, imkansızlık içinde ama büyük bir gayretle savunma hatlarını tuttuklarını, düşmanın yoğun taarruzlarına karşı dayandığını ifade ederken, “100 adet kum torbası geldi. Cephenin en kritik yerine onlarla destek yaptım” diye rapor hazırladı.

    Başkomutan Vekili Enver Paşa da Bursalıların destanını meclisi mebusanda şu sözlerle dile getirdi: “Düşmanın 10 bin tüfeklisine karşılık Bursa ve Gelibolu Seyyar Jandarma Taburları 800’er mevcutlu idi. Kahramanca mücadele ettiler. Gerçi bu taburlar eridi. Fakat vatanın kalpgahı emindir” dedi. Enver Paşa’nın bu sözleri de Kireçtepe şehitliğinde yazdırıldı.

    KOMUTAN DESTANI İÇİŞLERİ BAKANI’NA AKTARDI

    Kireçtepe’deki anma töreninde Bursa Garnizon ve Jandarma Bölge Komutanı Tümgeneral Seyfullah Saldık, İçişleri Bakanı Efkan Ala’ya şehit komutanların destanını pano üzerinden anlattı. Panoyu İçişleri Bakanı’na gösteren Tümgeneral Seyfullah Saldık, Suriye Türkleri’nden olan Yüzbaşı Kadri ve diğer komutanların biyografileri hakkında bilgi verdi.

    Kireçtepe’de Bursalıların destanı Anafartalar Grup Komutanı Yarbay Mustafa Kemal Atatürk’ün de dikkatini çekti. Kasım 1915’te Atatürk, Kireçtepe’yi ziyaret etmiş ve ziyaretinde o gün yapılan anıtın önünde fotoğrafı çekilmiş. O fotoğraf zamanın Askeri Dergi olan Harp Mecmuası’nda yayınlanmış. Fotoğrafın orijinal hali de Büyükşehir Belediyesi tarafından satın alınarak şu anda Bursa Kent Müzesi’nde sergileniyor.

    KİREÇTEPE DÜŞSEYDİ İNGİLİZLER İSTANBUL’A GELECEKTİ

    Kireçtepe Destanı, İngiliz Kuvvetleri’ nin İstanbul önlerine gelmesini önlerken, buradaki görevinin ardından Binbaşı Hasan Tahsin’in Makedonya’da Fransızlara karşı görevlendirildi. Oradan Filistin Cephesi’nde savaşırken İngilizlere esir düştüğü, 26 ay esir kampında kaldıktan sonra esir mübadelesiyle memlekete geri döndüğü ifade ediliyor. Milli mücadelede yine cepheye büyük yardımları olan Binbaşı Hasan Tahsin, 1932 yılında Sivas Jandarma Bölge Komutanı iken hayatını kaybetti.

  • Kordon Kanının Saklanması

    Medicana Anne, Çocuk Merkezi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Can Şener, kordon kanını saklamanın gerekli olup olmadığını cevaplandırdı.

    İlerde bebekleri kanser olursa endişesiyle bebeklerinin kordon kanını saklatmak isteyen çiftlere verilen cevabın teknik bilgilerle dolu olduğunu berten Şener, “Ancak bu soruya verilecek kısa cevap bize göre net değildir. Belki, ama büyük ihtimalle gerekmez” dedi.

    Göbek kordonu kanının hemopoetik sisteme ait kök hücreleri barındırdığının keşfedilmesinin üstünden yaklaşık 30 sene geçtiğini hatırlatan Şanar, “Bu zaman zarfında anlaşılmıştır ki kök hücrelerin donorden alınan kemik iliğine kıyasla avantajları artık çok nettir. Kemik iliğine kıyasla çok kolay ulaşılabilmesi ve doku uyumu sağlama oranının da çok yüksek olması büyük önem taşımaktadır. Kordon kanındaki hücrelerin immunolojik immatürlükleri ve kemik iliğine kıyasla kordon kanında çok daha yüksek oranda kök hücre bulunması da bu önemi artırmaktadır.

    Bu kadar belirgin avantajlar dikkate alındığında hükümetlerin sağlık politikaları içinde ulusal kordon kanı bankaları oluşturması ilik nakli için gerek donor gerekse ekonomik koşullar yüzünden çaresizce bekleyen hastalar için çok önemli bir müjde olacaktır.

    Aksi yönde kişilerin kendi kordon kanlarını kendileri için saklatmaları aynı oranda mantıklı gözükmemektedir. Kordon kanı nakli için aday olan kanser dışı hastalıkların tamamı genetik orijinli olup otolog (kişinin kendisinden alınıp saklanmış) kök hücre nakline uygun değildir.

    Bugün birçok lösemi ve lenfoma artık konvansiyonel kemoterapi veya radyoterapi yöntemleri ile çok yüksek başarı oranları ile tedavi edilmekte olup ilik nakline gerek duyulmamaktadır. Ayrıca habis değişiklikler göstermiş aynı kök hücrelerin tedavi amaçlı nakli de şu anki bilgiler ışığında cevaplanmamış birçok soruyu da beraberinde getirmektedir.

    Doğacak herhangi bir çocuğun kemik iliği nakli gerektirecek bir hastalığa yakalanma riski yüzde 0,04 olarak hesaplanırken kardeşler veya anne baba da bu orana dahil edilirse oran hala yüzde 1’in altında kalmaktadır. Görüldüğü gibi saklanan kanın saklanma bedeli ile kullanılma oranı şu anki teknoloji dikkate alındığında saklanma yönünde tercih yapmayı zorlaştırmaktadır. İleriki yıllarda muhtemel tıbbi gelişmeler sonucu yeni kullanım gerekçeleri oluşabileceği yönündeki tezlerde kordon kanının yedi seneden uzun saklanması sonrası akıbetinin belirsizliği gerçeğine takılmaktadır.

    Henüz ülkemizde çok fazla gündeme getirilmeyen başka bir konu da etik sorunlardır. Saklanan numunenin sahibi harcamayı yapan aile mi yoksa kanın sahibi bebek midir? Özellikle üçüncü şahıslara nakle kimin izin vereceği konusu etik konulara çok önem veren ülkeler için tartışma konusudur.

    Kadın doğum uzmanlığı ahlaki kararlar verecek veya finansal danışmanlıklar yapacak bir pozisyon değildir kuşkusuz ancak kordon kanının saklanması konusunda sorularla karşı karşıya kalan her doktor, hasta ailelerine, sağlıklı karar verebilmelerine yardımcı olacak teknik bilgiyi verecek dağarcığa sahip bulunmalı ve bu konuda istekli olmalıdır” dedi.