Etiket: Kanı

  • Melocan bitkisi kanı temizliyor

    Ordu’da ‘melocan’ olarak adlandırılan ve yöresel yemek olan diken ucu bitkisinin frengi hastalığını tedavi ettiği ve kanı temizlediği belirtildi.

    Ordu Üniversitesi Ziraat Fakültesi tarafından yapılan ’Ordu yöresinde doğal olarak yetişen tıbbi ve aromatik bitkilerin kullanım alanları’ konulu araştırmada ilginç sonuçlar ortaya çıktı. 55 bitkinin mahalli isimleri, yetiştiği yerler, botanik özellikleri ve bilimsel verilerinin incelendiği araştırmada, zambakgiller familyasından olan, yol kenarlarında ve çalılıklarda yetişen, yörede ’melocan’ diye bilinen ve yöre insanlarının kavurmasını yaparak yediği bitkinin insan sağlığına olumlu etkisi olduğu belirlendi.

    Uzmanlar, melocan kavurmasının yörede sevilerek yendiğini belirterek, “Sarmaşık dikenlerin ucundaki sürgünün insan sağlığına birçok olumlu etkisi olduğu ortaya çıktı. Melocan sürgünü insanı terletiyor, kanı temizliyor. Cilt hastalıklarına faydalı olduğu belirlenen melocan, frengi hastalığının tedavisinde kullanılıyor. Bitkinin en küçük bir toksik etkisi bulunmuyor” dediler.

    Ordu’da tezgahları süslemeye başlayan melocan bitkisi kilosu 8 liradan satılıyor.

  • Yrd. Doç. Özcan Uzkur: “Kırmızı aşkı değil kanı temsil ediyor”

    Yrd. Doç. Özcan Uzkur, 8 Nisan’a kadar ziyaretçilerine kapısını açık tutan “Red is Red” sergisi ile ilgili olarak, “Bu sefer kırmızı aşkı değil kanı temsil ediyor” dedi.

    İstanbul Kemerburgaz Üniversitesi Güzel Sanatlar ve Tasarım Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Özcan Uzkur’un “Red is Red” isimli sergisi Galeri İlayda’da 3 Mart’ta ziyaretçilerine kapılarını açmıştı. Uzkur, 8 Nisan’a kadar açık olan sergi ile ilgili olarak eserlerinde kırmızının bu sefer aşkı değil acıyı ve kanı temsil ettiğine değindi.

    “Red is Red” isimli sergisinde yer alan işlerin, Goya’nın “Savaşın Felaketleri” serisinden bu yana gelen “acının temsili” geleneği içinde düşünülmesi gerektiğini söyleyen Uzkur, sergisi hakkında, “Can çekişen bir çağın tanığı olarak sanatçı akıl almaz vahşete isyan ettiğinde yapabileceği tek şey kayıt tutmaktır. İnsanoğlunun kederini, eti delip geçen acının en somut halinde yakalamalıdır. Duyguların kaydını resmi belgeler, rakamlar, haber fotoğrafları tutamaz. Acıyı ancak beden ve sanat hatırlar. Kayıpların yası ancak bedende ve sanatta tutulabilir. Yas tutan bir insan ya da yapıtla karşılaştığınızda o size bakar, sizi saklandığınız yerden çıkarırlar. Size kendi yüzünüzü gösterirler. İşte oradasınız, işte oradayım: Hem kurban hem katil. Acı çeken tüm insanlar kardeştir. Ve onlara yüzyıllardır Habil ve Kabil diye seslenilir” ifadelerini kullandı.

    Tekstilin sadece sektörel bir olgu olmadığını belirten Özcan Uzkur, “Giyinmek, örtünmek ya da yaşamın belirli bir yerinde kullanmak amacıyla üretildiği gibi aynı zamanda sanatsal ifadenin bir malzemesi olarak da kullanılabilir. Günümüz plastik sanatlarında bilinen klasik malzemeler kullanıldığı gibi tekstil malzemeleri de kullanılmaktadır. Bende çalışmalarımda tekstil disiplinine hakim olmam nedeniyle interdisipliner bir şekilde tekstil malzemelerini kullanıyorum” dedi.

    Özcan Uzkur kimdir?

    1952 yılında, Balıkesir’de doğan sanatçı, 1978 yılında Devlet Tatbiki Güzel Sanatlar Yüksek Okulu (M.Ü.G.S.F.) Tekstil Sanatları Bölümünden mezun oldu. 1982-2011 yılları arasında Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesinde Tekstil Sanatları Bölümünde öğretim üyesi olarak çalıştı. Halen İstanbul Kemerburgaz Üniversitesi Güzel Sanatlar ve Tasarım Fakültesi Moda ve Tekstil Bölümünde öğretim üyesi olarak görev yapan Uzkur, 11 kişisel sergi gerçekleştirdi. Ulusal ve Uluslararası workshoplar yöneten, çeşitli sergi ve projelere katılan Uzkur, son dönem iki ve üç boyutlu çalışmalarında tekstil ve farklı malzemeler kullanarak plastik sanatların farklı alanlarında çalışmalar yapmaktadır.

  • Türk kimyagerlerden kanı durduracak buluş

    Antalya’da iki kimya mühendisinin karides ve yengeç kabuklarından elde ettiği madde, çiftçilerin tarım ürünlerindeki hastalık ve böcek gibi en büyük sıkıntısını ortadan kaldırıyor, insandaki birçok sağlık sorununa iyi geliyor, kanı durduruyor. Türk Silahlı Kuvvetleri için kanı durdurucu bez imali için çalışmalarını sürdüren ikili, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının 1 milyon 300 bin lira desteğiyle Ar-Ge çalışmalarına başladı.

    Antalya’da bir firmada çalışan Kimya Mühendisi Koray Öztürk ile Kimyager Anıl Yamuk’un üniversite zamanlarından bu yana takip ettikleri kitin ile kitosan maddesi, insan sağlığı ve tarım ürünleri üzerindeki şaşırtan etkisiyle dikkat çekiyor. Sadece deniz canlılarının kabuğunda bulunan iki maddeyi keşfeden kimyagerler, bu maddelerin tarım ürünlerindeki hastalık ve böcek sıkıntısını ortadan kaldırdığını, kolesterol, eklem, zedelenmiş kıkırdak dokusuna iyi geldiğini, hatta bu maddelerden elde edilen bezin de kanı durdurduğunu söylüyor.

    Ege Üniversitesinde eğitim gördükleri sırada üniversite hocalarının deniz canlılarının kabuklarında bulunan kitin maddesi üzerindeki çalışmalarını takip eden Öztürk ile Yamuk, bu maddenin insan sağlığı ve tarım üzerindeki etkisini araştırdılar. Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının 1 milyon 300 bin lira desteğiyle Ar-Ge çalışmalarına başlayan ikili, keşfettikleri kitin ile kitosanla ilgili deneyler yaparak yüzde yüze varan başarıya ulaştı. Türk kimyagerlere ayrıca KOSGEB de fuarlarda ve personel konusunda destek sağladı.

    Denizdeki tüm kabuklu canlılarda bulunan kitini saf suyla lensinleştirerek kitosanı ortaya çıkardıklarını belirten Kimyager Anıl Yamuk, kitinin doğada selülozden sonra en büyük ikinci büyük polimer olduğunu söyledi. Kitosanın kitine göre birçok avantajı olduğunu aktaran Yamuk, “Antimikrobiyal, antifungal, reaktivitesi yüksek, bio bozunabilir özelliklere sahip. Aynı zamanda kolesterol düşürücü, eklem, kıkırdak dokusu tedavi edici gibi birçok özelliği vardır. Kanı pıhtılaştırma özelliği mevcut. Bu konuda orduya özellikle kan durdurucu bez yapma çalışmalarımız devam ediyor. Herhangi bir yan etkisi yok, tamamen doğal, organik bir polimer” diye konuştu.

    Çiftçiye ilaç olacak

    Kitosanın tarım ürünleri üzerindeki etkisinden bahseden Kimya Mühendisi Koray Öztürk ise, sıvı formundaki nanovit olarak kullandıkları kitosan maddesinin kırmızı örümcek, saman akarı, tuta ve tripserin üzerinde yüzde yüze varan başarılı sonuçlar aldıklarını söyledi. Bunun üzerine ikinci bir çalışma yaparak ürünü geliştirdiklerini belirten Öztürk, “Çiftçilerimizden gelen olumlu tepkiden dolayı ikinci bir ürün yapma gereği duyduk. Bunun içeriği de kitosanlı bir ürün. Bunu da çiftçilerimizin kök çürüklüğü, kök bazlı bakteriyel leke, küllenme gibi sorunlarını çözmek için sunduk ve bunların karşılığında iyi sonuçlar aldık. Çünkü çiftçilerimizin en büyük sorunlarından birisi hastalıklar ve böcekler. Çeşitli gübre ve ilaçlarla çözüm aramalarına rağmen herhangi bir çözüm bulunamadığı için böyle bir ürünü gerçekleştirdik” dedi.

    “Verim süresi 40 günden 20 güne düşüyor”

    Ürünün çiftçilerin belini büken ilaç maliyetini ortadan kaldıracağını belirten Öztürk, “Çiftçimiz ilaçları kullandığı zaman 10-15 günde bir tekrarlama gereksinimi duyuyor. Çiftçimize bunlar da bir maliyet oluşturuyor. Bunda öyle bir sorun yok. 3-4 ayda bir sezon başı ve sonuna kadar uygulatıyoruz. İster istemez ilaçlar bitkilere kalıntı yapıyor, zarar veriyor ve bitkinin gelişmesini engelliyor. Bizimki aksine kitosan dediğimiz ürün, bitkinin savunma mekanizmasını geliştiriyor, ilaçlara karşı direncini azaltıyor, bitkide herhangi bir kalıntı ve hastalık bırakmıyor. Normal bir gübre kullandığı zaman 40 günde verim alıyorken, bizim gübreler kullanıldığında 20-25 gün sürüyor” diye konuştu.

    İlaç firmaları peşlerine düştü

    İhracat için yurt dışından birçok ülkeyle temas halinde olduklarını da kaydeden Öztürk, “İran, Irak, Kanada, Fas ve Mısır üzerinde çalışmalarımız var. O ülkelere ihracatlara başlayacağız. Türkiye’deki ilaç firmaları ve yurt dışından da birkaç ilaç firmasıyla görüşüyoruz. Çünkü ilaçların da çözüm olmadığını bildiğimiz için onların etkinliğini arttırmak adına çalışma içerisindeyiz” ifadelerini kullandı.

  • Uyuşturucu Bağımlısı Suriyeli Kardeş Kanı Döktü: 2 Yaralı

    Antalya’da uyuşturucu kullandığı ön sürülen Suriyeli bir kişi henüz bilinmeyen bir nedenle iki kardeşini bıçaklayarak kayıplara karıştı.

    Antalya’nın Kepez ilçesi Güneş Mahallesi’nde yaşayan Suriyeli ailede kardeşler arasında kavga çıktı. İddiaya göre, bir süredir uyuşturucu kullanan Muhammed M. (27) sürekli ailesiyle tartışıp onları öldüreceği yönünde tehditler savuruyordu. Bu sabah henüz bilinemeyen bir sebepten dolayı aile içinde yine tartışma çıkınca Muhammed M. mutfaktan aldığı bıçakla önce ablası Fatma M.’yi (35), ardından da duruma müdahale etmek isteyen Ali M.’yi (20) yaraladı. Kanlar içinde kalan kardeşler kendilerini dışarı atıp komşulardan yardım istedi.

    Olay yerine çağrılan sağlık ekipleri Fatma M.’ye olay yerinde müdahale ederek ambulansa aldı. Bu sırada aşırı kan kaybından bilincini kaybeden Ali M. yere yığıldı. Başına toplanan komşuları Ali M.’nin fazla kan kaybetmemesi için yardımcı olurken anne Emine M. (60) çocuklarının başında uzun süre Arapça feryat ederek ağladı. Olay yerine gelen ikinci bir ambulansla müdahale edilen Ali M. de tedavisi için hastaneye kaldırıldı.

    Polis, olayın ardından kaçarak kayıplara karışan Muhammed M.’yi yakalamak için çevrede geniş çaplı arama başlattı.

  • DİSK Başkanı Kani Beko: “1 Mayıs’ı Taksim’de Kutlamaktan Vazgeçmeyeceğiz”

    Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) Başkanı Kani Beko, “Taksim’de 1977 yılında katledilen arkadaşlarımızın katilleri bulununcaya kadar, hesap soruluncaya kadar biz kesinlikle 1 Mayıs günlerini Taksim’de kutlamaktan vazgeçmeyeceğiz. Kimse bizi vazgeçiremez” dedi.

    1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü, çeşitli sendika ve sivil toplum kuruluşlarınca Bakırköy Halk Pazarı’nda düzenlenen mitingle kutlandı. Alanı dolduran binlerce kişiye seslenen DİSK Başkanı Kani Beko, “Ülkemizde yaşanan katliamları durdurmak için, bu ülkede kardeş kanı akmaması için, analar ağlamaması için, çocuklar ölmemesi için bizim barışa kardeşliğe ihtiyacımız var. Barışı ve kardeşliği mutlaka bu ülkede sağlamalıyız” diye konuştu.

    Yaşanan işçi ölümlerine dikkat çeken Beko, “İşçi sağlığı iş güvenliği önlemleri alınmadığından dolayı işçi kardeşlerimizi kaybettik. Ermenek’e gittiğimizde yerin altındaki madenci kardeşimizin babası Recep amca lastik ayakkabı ile ortada dolaşıyordu. O lastik ayakkabıların yırtık olduğunu da orada gördük. Hükümetin lastik ayakkabı ile dolaşan Recep amcadan öğrenecek çok dersi var” şeklinde konuştu.

    DİSK Başkanı Beko Ankara ve Suruç’ta yaşanan saldırıları da hatırlatarak, “Sokaklarda adalet, özgürlük ve barış isteyen kardeşlerimizi katlettiler. Ankara’da barış için yollara düşmüştük, adalet için demokrasi için düşmüştük. Biz Ankara’da yitirdiğimiz barış güvercinlerimizi unutacak mıyız. Onları ne unuturuz, ne de unuttururuz” ifadelerini kullandı.

    Beko Taksim’de 1 Mayıs kutlama isteklerini de miting alanında tekrar ederek, “Taksim’de 1977 yılında katledilen arkadaşlarımızın katilleri bulununcaya kadar, hesap soruluncaya kadar biz kesinlikle 1 Mayıs günlerini Taksim’de kutlamaktan vazgeçmeyeceğiz. Kimse bizi vazgeçiremez” dedi.