Etiket: Kanı

  • Vali Toprak: “Şehitlerin kanı yerde kalmadı”

    Hakkari Valisi Cüneyit Orhan Toprak, özel harekat polislerinin bayramını kutlayarak, şehitlerin kanının yerde kalmadığını söyledi.

    Vali Cüneyit Orhan Toprak ve İl Emniyet Müdürü S. Suvat Dilberoğlu, Biçer Mahallesi’nde bulunan Özel Harekat Şubesini ziyaret etti. Özel Harekat Şube Müdür Vekili Mihri Gölcük ve özel harekatçılar tarafından karşılanan Vali Toprak, özel harekat polisleri ve aileleri ile tek tek tokalaşarak bayramlarını kutladı.

    Burada basın mensuplarına açıklamada bulunan Vali Toprak, çok önemli görevler ifa eden Özel Harekat Şube Müdürlüğünü ziyaret ettiklerini söyledi. Vali Toprak, “Bu kahraman kardeşlerimizi burada ziyaret ettik. Buraya gelirken gördük ki hepsi büyük bir enerji ve moral içersinde, yüksek bir motivasyonla kendilerine verilen görevleri yerine getirmek için sabırsızlanan bir ruh hali gördüm hepsinde de. Hepsinin gözlerinden cesaret, fedakarlık, vatan ve bayrak aşkı rahatlıkla okunabiliyor. Bizde bu kardeşlerimizi gördüğümüzde ilimiz adına, devletimiz adına onlarla gerçekten gurur duyuyoruz. Ne kadar güçlü, kararlı ve cesur kardeşlerimizin olduğunu burada gördük. Gerçekten dosta güven düşmana korku veren bir özel harekatımız var. Kökü eski tarihlere dayanan, eğitimlerini tam anlamıyla almış, her türlü göreve hazır olan kardeşlerimizin Hakkari’de de almış oldukları eğitimin hakkını yerine getiriyorlar” dedi.

    “Bugüne kadar vermiş olduğumuz bütün görevleri hiç düşünmeden büyük bir moralle tamamlayıp döndüler” diyen Vali Toprak, “Bundan yaklaşık bir ay önce yapılan bir başarılı operasyon esnasında Muhammet Ali Mevlüt Dündar kardeşimiz şehit oldu. İki gün önce yine emniyetimizin, jandarmamızın müştereken yapmış oldukları operasyonda Mevlüt kardeşimizi şehit eden ve sözde bölgede sorumlu olarak gösteren teröristler, güvenlik güçlerimizin başarılı operasyonu sonucu etkisiz hale getirildiler. Giden kardeşimiz geri gelmemekle beraber onun kanının yerde kalmamış olması bizim için bir moral ve sevinç kaynağıdır. Bu operasyonu düzenleyen özel harekatçılarımızı, jandarmamızı tebrik ediyorum. İnşallah özel hareketimiz bugün olduğu gibi bundan sonra da kendine verdiği görevleri en hassas ve en dikkatli şekilde, en az zayiatla yerine getireceklerdir. Bundan hiç şüphemiz yok. Bizde onlara moral vermek için üzerimize ne düşüyorsa yapmaya hazırız. Ben bu vesile ile tüm güvenlik güçlerimizin ve ailelerinin Kurban Bayramı’nı kutluyorum, hepsini Allah’a emanet ediyorum” diye konuştu.

    İl Emniyet Müdürü S. Suvat Dilberoğlu ise, bir ay önce Oğul köyü yakınlarında özel harekatçı Muhammet Ali Mevlüt Dündar’ı şehit eden teröristleri etkisiz hale getirdiklerini belirtti. Dilberoğlu, bir ay önce Şemdinli ilçesine bağlı Altınsu köyündeki operasyonda teröristlerce şehit edilen özel harekatçı Erhan Konuk’un faillerini de belirledikleri ve yakında etkisiz hale getireceklerini söyledi.

  • Hakkari’de bir haftalık bebeğin kanı değiştirildi

    Hakkari Devlet Hastanesinde yapılan başarılı çalışmayla bir haftalık bebeğin kan değişimi yapıldı.

    Karşıyaka Mahallesi’nde oturan ve 3’üncü bebeğine hamile Medine Tekçe’nin sancıları artınca, yakınları tarafından Hakkari Devlet Hastanesine kaldırıldı. Çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanına sevk edilen anne Medine Tekçe, burada bir erkek bebek dünyaya getirdi. İsmi dahi konulmayan bebeğin yapılan muayenesinde kan uyuşmazlığı tanısı konuldu.

    Hakkari Devlet Hastanesinde görevli Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Gözdem Kaykı, ilk defa kan değişimi uyguladıklarını söyledi. Dr. Kaykı, “Anne ve bebek arasında kan uyuşmazlığı olduğu durumlarda, anneden geçen aniskörler kan hücrelerini parçalıyor, bebekte kansızlık oluşuyor hem de sarılık çok büyük değerlere ulaşıyor. Sarılık çok fazla değerlere ulaştığında beyin etkilenmesi de olabiliyor. Böyle bir durumda bebekte kan değişimi uygulanıyor. Bebeğin kanı uygun hazırlanmış bir kanla değiştirilerek sarılığın çok yükseklere çıkması engelleniyor. Bizde 5 gün önce kan uyuşmazlığı olan bir hastamız oldu. Hakkari Devlet Hastanesinde ilk defa kan değişimi uyguladık ve bu bizim için sevindirici bir haber oldu” dedi.

    Başarılı sonuçların alındığı kan değişiminin ardından çocuğunun başından ayrılmayan anne Medine Tekçe ise doktor ve hastane yönetimine teşekkür etti.

  • Yeni doğan bebeğe topuk kanı testi

    Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Burçin Şanlıdağ, fenilketonüri taramasının yenidoğan her bebeğe yapıldığını belirterek, bebeğin topuğundan alınan kan örneği ile yapılan testin (Guthrie testi) bir tarama testi olup yükseklik saptanması durumunda ileri tetkiklerin yapılması gerektiğini ifade etti.

    Fenilalanin’in gıdalarla alınan ve vücutta sentezlenmeyen bir protein türü olduğunu söyleyen Yrd. Doç. Dr. Burçin Şanlıdağ, diyetle alınan bu proteinin öncelikle vücut içerisindeki ihtiyacı karşıladığını, artan kan miktarının ise karaciğerde bulunan fenilalanin hidroksilaz enzimi ile başka bir protein yapı taşı olan tirozine çevrildiğini belirtti.

    Yrd. Doç. Dr. Burçin Şanlıdağ konu hakkında şunları söyedi: “Fenilketonüri hastalarında fenilalanin hidroksilalz enziminin aktivitesi yoktur veya azalmıştır. Bu nedenle diyetle alınan fenilalanin fenil ketonlara dönüşmekte ve bu metabolik ürünler normal metabolizmayı bozarak beyin hasarına neden olmaktadır. Yani doğumda zekası normal olan bir bebekte, tanı ve tedavide gecikme olması zararlı maddelerin vücutta birikerek zeka geriliğine yol açmasına neden olmaktadır”.

    Fenilketonüri hastalığının tedavi yöntemi: Yaşam boyu diyet

    Fenilketonüri hastalığının tedavi yönteminin yaşam boyu süren diyet olduğunu söyleyen Yrd. Doç. Dr. Burçin Şanlıdağ, beslenme düzenlenirken amacın beyin hasarını önlemek olmakla birlikte büyüme gelişme için de yeterli düzeyde fenilalanin sağlamak olduğunu belirtti. Yrd. Doç. Dr. Burçin Şanlıdağ şöyle devam etti: “Fenilketonürili bir bebeğin diyet tedavisi yaş ve ihtiyaçlarına göre uzman kişilerce düzenlenmelidir. Fenilketonüri bebeklerde gelişme ve zeka geriliği olmaması hastalığın erken dönemde tanımlanıp, yaşam boyu kan fenilalanin düzeyinin güvenli sınırlar içerisinde tutmak gerekmektedir. Tedavisi mümkün olan bu hastalığın tanısının konabilmesi için tüm yeni doğan bebeklerinize bu çok basit olan tarama testinin mutlaka yaptırılması gerekmektedir”.

  • Bakan Işık: “Hiçbir şehidimizin kanı yerde kalmayacak”

    Milli Savunma Bakanı Fikri Işık, Kocaeli Başiskele’de düzenlenen iftar yemeğinde şehit ve gazi aileleriyle bir araya geldi.

    Milli Savunma Bakanı Fikri Işık şehit ve gazi ailelerinin davet edildiği iftar yemeğine katıldı. Başiskele’de düzenlenen iftar yemeği, Milli Savunma Bakanı Fikri Işık, Kocaeli Valisi Hasan Basri Güzeloğlu, Gölcük Donanma Komutanı Oramiral Veysel Kösele, Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı İbrahim Karaosmanoğlu, milletvekilleri, ilçe belediye başkanları, siyasi partilerin il başkanları ile şehit ve gazi ailelerinin katılımlarıyla gerçekleşti.

    İftar yemeğinde konuşan Milli Savunma Bakanı Fikri Işık verilen mücadeleyi devam ettireceklerinin vurgusunu yaparak, “Hiçbir şehidimizin kanı yerde kalmayacak. Hiçbir hain de bu ülkede emeline ulaşamayacak. Bunun için gece gündüz mücadele veriyoruz. Bu mücadeleyi ta ki Türkiye Cumhuriyeti’ne yönelik hiç kimse yan gözle bakamaz hale gelene kadar sürdüreceğiz” dedi.

    Şehadet makamının önemine değinen Bakan Işık, “Şehit ailelerimiz bize şehitlerimizin en önemli emanetidir. Şahadet makamı bizim için peygamberlikten sonraki en yüksek makamdır. Biz de şehit olmak ölümlerin en güzeli ve en hayırlısıdır. Bu açıdan da şehitlerimizin, şehadet sebebi de ülkemizin varlık sebebidir. Şehitlerimiz bu topraklarda milletimiz hür ve bağımsız yaşasın, milletimiz kendi değerleriyle yaşayabilsin diye canlarını feda ettiler. Onlara layık olmanın en önemli ve öncelikli yolu şehadet değerlerine sıkı sıkıya bağlı kalmaktır” şeklinde düşüncelerini ifade etti.

    Bakan Işık 35 yıldır süren terörle mücadelenin en yoğun olduğu bir dönemde bulunulduğunun vurgusunu yaparak, “Bir taraftan şehitlerimizin kanını yerde bırakmıyoruz. 35 yıldır terörle mücadele tarihinde en yoğun mücadelenin olduğu dönemdeyiz. Şehit veriyoruz. Her bir şehit haberi yüreğimizi dağlıyor. Şunu da çok iyi biliyoruz ki şehitlerimizin hiçbirinin kanı yerde kalmıyor ve kalmayacak. 23 Temmuz 2015’te hain terör örgütünün Ceylanpınar’da iki polisimizi yatağında şehit etmesinin ardından başlayan operasyonlarda bugüne kadar 10 bin 564 terörist etkisiz hale getirildi. Şundan emin olunuz ki, hiçbir şehidimizin kanı yerde kalmayacak. Hiçbir hain de bu ülkede emeline ulaşamayacak. Bunun için gece gündüz mücadele veriyoruz. Bunun için devletimizin bütün birimleri tam bir koordinasyon içerisinde hareket ediyor. Bu mücadeleyi ta ki Türkiye Cumhuriyeti’ne yönelik hiç kimse yan gözle bakamaz hale gelene kadar sürdüreceğiz” şeklinde konuştu.

    Terör örgütlerinin milletin bağımsızlığına el uzattığına değinen ve FETÖ terör örgütünün de bunlardan biri olduğunun vurgusunu yapan Bakan Işık, “Allah’a hamd olsun bu ayın 9’unda Savunma Sanayi Fuarı’nı gerçekleştirdik. Orada sergilediğimiz silahlarımız, mühimmatımız, teçhizatımız dostlarımıza büyük bir güven verdi. Düşmanlarımızda da büyük bir korku oluşturdu. Türkiye’nin artık eski Türkiye olmadığını herkes gördü. Bu açıdan bu çalışmalarımızı kararlılıkla sürdüreceğiz. Şu anda artık Türkiye Cumhuriyeti’nin sınırlarının hiçbir karışı terör örgütlerinin, ’Ben burada rahatım. Kimse operasyon yapamaz’ diye düşünebileceği bir yer değil. 15 Temmuz gibi bir hain darbe girişimini bu asil millet göğsünü kurşunlara siper ederek, tankların önünde durarak altına yatarak etkisiz hale getirdi. 15 Temmuz bir kez aha gösterdi ki Türkiye’de mücadele etmemiz gereken terör örgütleri sadece PKK, DEAŞ, YPG, veya PYD değil. Aynı zamanda FETÖ terör örgütü de milletin bağımsızlığına el uzatmaya çalışan örgütlerden biridir” şeklinde düşüncelerini ifade etti.

    Fırat Kalkanı operasyonunda 3 bin 563 teröristin etkisiz hale getirildiğinin altını çizen Bakan Işık, “Bir tarafta terör örgütüyle mücadele sürdürülürken sınırlarımızın dışındaki tehditleri bertaraf etmek için de askerlerimiz tüm gücüyle çalışmaya devam ediyor. Fırat Kalkanı operasyonu sırasında askerlerimiz tarafından 3 bin 563 tane DEAŞ’lı terörist etkisiz hale getirildi. Türkiye şu anda hem PKK hem DEAŞ hem de diğer terör örgütleriyle en fazla mücadele eden tek ülkedir. Bu mücadeleyi de kararlılıkla sürdüreceğiz” dedi.

    Bakan Işık, TSK içerisinden 7 bin 800’ün üzerinde kişinin terör örgütüyle bağı olduğu gerekçesiyle temizlendiğini belirtirken, bir yandan Milli Savunma Üniversitesi’ne öğrenci alımıyla ilgili konuya da değinerek, “Bizler 15 Temmuz’un ardından peygamber ocağımız Türk Silahlı Kuvvetleri’nin içerisine sızan hainleri tek tek tespit ediyoruz. TSK içerisinden 7 bin 800’ün üzerinde kişiyi bu örgütle bağı olduğu gerekçesiyle uzaklaştırdık. Bir taraftan bu hainleri temizlerken, bir taraftan da ordumuzu güçlendirmeyi ihmal etmiyoruz. Milli Savunma Üniversitemizin 2016-2017 eğitim ve öğretim yılı için 5 bin 200 öğrenciye ihtiyacı vardı. Duyuruyu yaptığımızdan beri 305 bin gencimiz başvuru yaptı. Bu millet kendi ordusuna sahip çıkmayı sürdürüyor. Bundan sonra da sürdürmeye devam edecek. Birliğimizi, beraberliğimizi korudukça, hiçbir gücün Türkiye’nin bileğini bükmesi mümkün değil” şeklinde konuştu.

  • Aort damarı yırtılan yaşlı adamın kanı vücuduna doldu

    Sivas’ta tansiyon ve baş dönmesi şikayetleri ile Cumhuriyet Üniversitesi (CÜ) Tıp Fakültesi Hastanesi’ne başvuran 83 yaşındaki Hüseyin Aycan’ın aort damarının yırtıldığı ve vücudundaki kanın 4’te 3’ünün karnına boşaldığı tespit edildi. Yüzde 80 ölüm riski ile ameliyata alınan Aycan, yaklaşık 4.5 saat süren operasyonun ardından sağlığına kavuştu.

    Sivas’ta yaşayan 4 çocuk babası Hüseyin Aycan, geçtiğimiz hafta tansiyon ve baş dönmesi şikayetleri ile Numune Hastanesi’ne kaldırıldı. İddiaya göre, burada rahatsızlığı belirlenemeyen Aycan daha sonra CÜ Tıp Fakültesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi’ne sevk edildi. Burada Kalp ve Damar Cerrahisi Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Şinasi Manduz, tarafından yapılan muayenede Aycan’ın aort damarının yırtıldığı ve vücudundaki kanın 4’te 3’ünün karnına boşaldığı tespit edildi. Ameliyata alınan Aycan, yaklaşık 4.5 saat süren operasyonun ardından sağlığına kavuştu.

    Hastada daha önce abdominal aort anevrizması olduğunu belirten Doç. Dr. Manduz, “Hasta tedavi olmadığı için bize abdominal aort rüptürü ile yani damar yırtılarak geldi. Hastanın vücudundaki mevcut kanın 4’te 3’ü karnın içine boşalmış durumdaydı. Hasta saat 22.00 sıralarında Numune Hastanesi’nden bize geldi. Biz kendisini acil serviste gördüğümüzde hipokramik şoktaydı. Tansiyonu 50’ye 60’dı, mevcut hemoglobini 16-17 olması gerekirken 5 civarındaydı. Soğuk soğuk terlemesi vardı, hastayla iletişim kurmakta zorlanıyorduk. Acil müdahale edilmesi gerekiyordu. İlk müdahalenin endovasküler stent uygulaması olması gerekiyor ama maalesef bu stentlerin çaplarını hastaya uygun durumda bulmak çok zor. Birçok merkezle görüşüldü, hastanın riski anlatıldı. Bu rüptür durumlarında hastanın kaybedilme oranı yüzde 80 civarında. Yakınları ile görüştük ve bu tabloyu tersine çevirmek için elimizden geleni yapacağımızı söyledik. Kan merkezimizle görüştük, 10 ünite kan ve 3 ünite aferez hazırlandı. Biz hastanın mevcut olan kanını kaybetmemek için toraks bölgesini önce göğsünden açtık kalbin önüne yani sol kolun alt tarafına ana damara klemp konuldu. Daha sonra karın açıldı ve burada biriken litrelerce kan boşaltıldı. Hastanın böbreklerini altında her iki bacağına doğru 8-10 santim civarında anevrizma olduğu gibi yırtılmıştı. Ve pantolon greft dediğimiz yöntemle böbreklerini altına her iki kasık bölgesine yakın anastomoz yapıldı. Hasta bize geldiğinde karaciğer ve böbrek fonksiyonları bozuktu, ameliyattan sonra hasta kısa sürede toparlamaya başladı. Şu anda genel durumu çok iyi” dedi.

    “Cenazeye yetişelim dedik”

    Yaşlı adamın kızı Nuran Barış ise, “Babam hastaneye geldikten sonra, kurtulma şansını yüzde 20 olduğunu söylediler. Bende Ankara’daydım, cenazesini bari yetişelim dedik. Ama Allah’a çok şükür hocamızın sayesinde kurtardık” diye konuştu.