Etiket: kanayan

  • Edremit MHP İlçe Başkanı Halil Görmen, Edremit’in kanayan yarası haline gelen jeotermal sorununu dile getirdi

    Edremit MHP İlçe Başkanı Halil Görmen, Edremit’in kanayan yarası haline gelen jeotermal sorununu dile getirdi

    Balıkesir’ in Edremit MHP İlçe Başkanı Halil Görmen, Edremitlilerin uzun yıllardır yaşadığı jeotermal ısınma olayına değinerek yetkili makamları göreve davet etti.

    Başkan Görmen sosyal medya aracılığı ile yaptığı açıklamada, “Edremit Jeotermal A.Ş’ nin uzun yıllardır izlediği politika nedeni ile Edremitli vatandaşlarımızın üzerine karabulut gibi çökmüştür. Bu firmaya abone olan vatandaşlarımız 12 ay boyunca kullanım bedelini öderken bölgemizde malum kış ayları toplamda 1 ayı geçmediği halde ısınamıyorlar. Bu firma mevcut ısıtacağı konut sayısının üzerine çıkarak kendi menfaatlerini gözettikleri için Edremitli vatandaşlarımızı resmen soymaktalar. Jeotermalli ailelerde yeni doğmuş bebeği olan, yaşlısı bulunan yüzlerce kişi şuan soğuktan hastalıklar geçirmektedir. Bunun vebalini bu şirket nasıl ödeyecek? Yıllardır haksız kazanç elde eden bu firmaya gerekli şikayetler yapıldığı halde neden yetkili merciler müdahale etmiyor. Edremitlilerin bu şekilde soyulmasına, mağdur bırakılmasına göz yumamayız” dedi.

    Görmen “Edremit Belediyesi işletme hakkı verilen bu firmaya gerekli yaptırım ve uygulama neden yapmamaktadır. Edremit’in ve Edremitlinin öz malı olan bu kurum tekrar kazanılması gerekmiyor mu? Edremit Belediyesi’nde mecliste geçen bu konu ya Cumhur İttifakı olarak da destek verdiğimiz halde adımlar neden atılmıyor? Edremitlilerin hakkını artık ne zaman koruyacaksınız? İnsanlarımıza uygulanan bu zülme bir son verme zamanı gelmedi mi?” dedi.

  • Durer: “Metruk binalar, şehrin kanayan yarasına dönüştü”

    Bitlis’te faaliyet gösteren Akademi Düşünce Derneği Başkanı Serdar Durer, atıl durumda olan metruk binaların şehrin kanayan yarasına dönüştüğünü belirtti.

    Son zamanlarda Bitlis’te de uyuşturucu kullanımında artış yaşandığına dikkat çeken Akademi Düşünce Derneği Başkanı Serdar Durer, geleceğin teminatı olan gençlerin bu bataklığa terk edilmemesi gerektiğini belirtti. Durer, “Bitlis, tarihin şafağında doğmuş, birçok medeniyette beşiklik etmiş kadim bir kenttir. Bu kentte başta madde bağımlılığı olmak üzere, son süreçte çeşitli alışkanlıkların hat safhaya çıktığını hep beraber üzüntüyle görmekteyiz. Bu sıkıntıların minimize edilmesi içinde düşünce akademisi olarak bir gayret içerisindeyiz.” dedi.

    “Düşünce akademisi olarak daha önce bu ve buna benzer viran ve metruk yerlerin yıkılmasıyla ilgili çalışmamız oldu” diyen Durer, şunları söyledi. “TOKİ mevkiinde AFAD konutlar vardı. Bunların yıkılmasıyla ilgili çabalarımız oldu. Nihayetinde kısa bir süre sonra o mevkiinde bulunan AFAD konutlar olmak üzere çeşitli yerlerde bulunan bu ve buna benzer viran, metruk ve atıl durumda bulunan yerlerin yıkılmasıyla ilgili ciddi manada bir çalışma başlatıldı. Bitlis’in birçok mahalle ve sokağında bulunan bu metruk ve atıl durumdaki evler, maalesef Bitlis’in kanayan yarsı durumuna gelmiştir. İnanıyorum ki önümüzdeki günlerde bir seferberlik ilan edilerek, bu ve benzer yerlerle ilgili daha ciddi bir çözüm üretilir.”

    Uyuşturucuyla mücadelede yasaların caydırıcı olmadığının altını çizen Durer, daha ciddi ve caydırıcı yasaların oluşturması gerektiğini söyledi.

    Durer, açıklamasının devamında, “Farklı kesimdeki arkadaşlarımızla yaptığımız çalışmalarda şu ortak kanaate varıyoruz. Aynı konuyla ilgili adli makamların önüne çıkarılan, aynı kişilerin farklı cezai müeyyidelerle karşılaştıkları, bu müeyyidelerin herkese farklı uygulandığı yönünde iddialar var. Biri içiciymiş, biri satıcıymış, biri bilmem kaç gram taşırsa ceza alacakmış da o gramdan az taşıyan pasif bir durumda değerlendiriliyormuş. Oysa olaya mantıken bakmak lazım. Belli bir gramın altında taşıyanlar pasif içicidir, satıcı değildir diye bir durum olmamalı. O kişi belki azar azar satıyor. Buradaki müeyyidelerin biraz daha caydırıcı olması gerektiğiyle ilgili herkeste ortak bir kanaat oluşmuş durumda” diye konuştu.

    Bitlis’te bulunan tescili evlerin restorasyonuyla ciddi adımların atılması gerektiğini dile getiren Durer, “Eğer siz bu kadar eserin olduğu bir kente, olayları sadece bu ve benzer metruk yapılarla sınırlandırırsanız bu da olmaz. Vakıf ve kültür eserlerinin de rehabilitasyonuyla ilgili çalışmalar hızlandırılmalı. Bu yapıların yıkılmasıyla ilgili bir talepte de bulunamıyoruz. Talepte bulunsak da reddedilir. Tescilli yapılar mutlak surette rehabilite edilmeli. Bununla ilgili çalışmalar yapılmalı. Vakıflar Genel Müdürlüğümüzden ve Kültür Bakanlığımızdan istirham ediyoruz. Tüm içtenliğimizle buradan sesleniyoruz. Bu kente siz de sahip çıkın” şeklinde konuştu.

  • (Özel haber) Çeyrek asırdır kanayan yara: Hocalı

    Azerbaycan’ın Dağlık Karabağ bölgesinde yer alan Hocalı kasabasında Ermeni güçleri tarafından yapılan katliamın üzerinden tam 25 yıl geçti.

    Tarihler 26 Şubat 1992’yi gösterdiğinde, Azerbaycan’ın Hocalı kasabasında büyük bir vahşet yaşandı. Azerbaycan Cumhuriyeti’nin resmi açıklamasına göre 106’sı kadın, 83’ü çocuk olmak üzere toplam 613 Azerbaycanlının hayatını kaybettiği katliam, İnsan Hakları İzleme Örgütü tarafından Dağlık Karabağ’ın işgalinden bu yana gerçekleşen en kapsamlı sivil katliam olarak nitelendirildi. Katliamın üzerinden çeyrek asır geçmesine rağmen, acılar tazeliğini koruyor.

    “Biz soykırım olarak nitelendiriyoruz”

    Olayın 25’inci yılında bir açıklama yapan Eskişehir Azerbaycanlılar Derneği Başkanı Cavid Aydın, Hocalı’da yaşananların katliam değil soykırım olduğunu ifade etti. Hocalı’da insanların vahşice katledildiğini belirten Aydın, “Biz Azerbaycan tarafı olarak Hocalı’da 1992 yılında yaşanan olayı kesinlikle katliam olarak değil, soykırım olarak nitelendiriyoruz. Katliam toplu bir kitlenin imhası olarak nitelendirilse de, soykırım ırka karşı yapılır. Özellikle Ermeni tarafının Hocalı’da yaptıkları olayları daha sonradan Türk ırkı üzerine yaptıklarını vurgulamaları üzerine veya anlatılan hatıratlar ve konuşmalarda bunu kesinlikle Türk ırkına bilerek yaptıkları için biz soykırım olarak nitelendiriyoruz. Yaşanan bu olayda sadece Azerbaycan resmi kaynaklarına göre sadece defnedilen şehitlerimiz sayısı 613 gözükse de, aslında bu sayının çok çok üzerindedir. Çünkü bin 275 rehine veya kayıp olarak gözüken sayıdan halen hiçbir haber alınamamaktadır. Zaten Hocalı kasabasının savaş başlamadan önceki nüfusu 10 civarındaydı. Ancak olayın yaşandığı tarihler itibariyle Hocalı’da 2 bin nüfus kalmıştı. Tabii Hocalı’da saklanan insanlar, Ermeniler tarafından ele geçirildikten sonra vahşice katledilmiş” dedi.

    “Faili meçhuller aslında bellidir”

    Ermenilerin de yazdıkları hatıralarında olayı doğruladığından bahseden Aydın, hiçbir ayrım yapılmadan insanlara işkenceler yapıldığını sözlerine ekledi. Hocalı’da yaşanan olayın sorumlularının kimler olduğunun ortada olduğunu açıklayan Cavid Aydın, “Bu zaten Ermeni bir doktorun yazdığı hatıratlarında, soykırıma maruz kalan çocukların nasıl derilerini yüzdüklerini, nasıl paramparça edip, ’kendi ırklarından olan köpeklere attık’ gibi ibareler kullanarak, bunları kendi kitaplarında birebir anlatmışlardır. Yani bu Hocalı’da yaşananlar bizim için bir kanayan yaraydı. Bu sadece Azerbaycan Türklerini değil, tüm Türk Dünyasını etkileyen bir olaydı. Çünkü Türklüğe karşı yapılmış bir soykırımdır. Bizim Azerbaycan tarafı olarak her zaman temennimiz, faillerinin bir an önce yargılanmasıdır. Hocalı soykırımının gerçek anlamda soykırım olarak kabul edilmesi ve Azerbaycan Türklerinin çektikleri acıların son bulmasını da istiyoruz. Faili meçhuller aslında bellidir. Halihazırda Ermenistan Cumhurbaşkanı Hocalı soykırımının yapıldığı dönemlerde komutanlık yapmıştır. Yani oradaki çetelerin birisinin komutanıydı. Bunları artık Avrupa Birliği, Birleşmiş Milletler biliyor. Ama ne yazık ki cezalandıramıyorlar. Maalesef bir haçlı yürüyüşü niteliğinde Azerbaycan Türklerine karşı yapılan bu olayı cezasız bırakıyorlar” şeklinde konuştu.

    “Ermenilerin aslında tarih boyunca Türk ırkına karşı bir düşmanlığı vardı”

    Ermenilerin Türklere karşı tarihten gelen bir düşmanlıklarının bulunduğunu aktaran Eskişehir Azerbaycanlılar Derneği Başkanı Cavid Aydın, sözlerini şöyle tamamladı:

    “Ermenilerin aslında tarih boyunca Türk ırkına karşı bir düşmanlığı vardı. Nankör bir ırka ve millete sahipler. Benim rahmetli bir babamın bir lafı vardı, ’güçlü olduğun sürece Ermeni senin uşağındır, en ufak bir zaafını gördüğü anda seni arkadan vuracaktır.’ Yani benim babam Ermenistan Devlet Üniversitesi’nde Sovyetler döneminde okumuş, eğitimini almış ve tarihi Azerbaycan topraklarından 1948 yılında sürgün edilen bir ailenin çocuğudur. O yüzden her zaman bu sözü hatırlatırdı. Seni ne kadar hümanizm düşünceleri ile barıştırsalar da, barış süreci devam etse de, iyi geçinelim dense de seni zayıf buldukları ya da kendilerini güçlü buldukları bir anda kesinlikle senin üzerine çullanacaktırlar.”

  • Artvin’in kanayan yarası: “Cankurtaran Tüneli”

    Artvin’de 2017 yılının ilk İl Koordinasyon toplantısı gerçekleştirildi.

    2017 yılının ilk İl Koordinasyon Toplantısı Artvin Valiliği’nde gerçekleşti. İl Koordinasyon toplantısına Artvin Valisi Ömer Doğanay’ın yanı sıra, belediye başkanları, bölge Müdürleri, il müdürleri, kurum amirleri ve kaymakamlar katıldı.

    Kurumların yıllık değerlendirilmelerinin yapıldığı toplantıda Cankurtaran Tünel İnşaatı hakkında bilgi veren Karayolları Bölge Müdür Yardımcısı Ahmet Şirin’in sunuma müdahale eden Artvin Valisi Ömer Doğanay, “Bize biteceği tarih lazım, ne zaman biter? Ben zaten biliyorum inşaatı var, 2010 yılında başladı KİK’e gitti, orada iki kişinin çatışmasıyla, ihanetiyle bu kadar aksadı. Af edersiniz ama 2 kişinin çatışmasının bedelini Artvin ödüyor. Devletin kamu gücü, kamu parası ödüyor” dedi.

    Konu ile ilgili açıklama yapan Karayolları Bölge Müdür Yardımcısı Ahmet Şirin ise, “Parasal gerçekleşmesi Nisan ayının ortasında bitecek. Sözleşmelerde bitecek. Ancak KİK sürecinde olan ihalemiz açıklanmadan biz bu kısmı da açamıyoruz. KİK süreci bittiğinde çalışmalarımız, hedeflerimiz 2017’nin sonu. Fakat KİK süreci devam ederse 2018’e de sarkar” ifadelerini kullandı.

    Delme işleminin 2014 yılında tamamlandığı Cankarturan Tüneli, Artvin-Hopa arasında ulaşımının 12 kilometre kısaltacak ve kış aylarında ulaşımda yaşanan olumsuzluklarda bu tünelle giderilmiş olacak.

  • Ümmetin kanayan yarası Filistin için bir araya geldiler

    Kahramanmaraş Müstakil Sanayici İş Adamları Derneği (MÜSİAD) ve Kahramanmaraş Türkiye Gençlik Vakfı ( TÜGVA), Mescidi Aksa imamlarından Omar Awadallah Kıswani’nin de katıldığı bir toplantıda Kahramanmaraşlıları bir araya getirdi.

    Toplantıda konuşan Kahramanmaraş MÜSİAD başkanı Atıf Şirikçi, Filistin davasının bütün Müslümanların ortak derdi olduğunu belirterek,“Filistin davası sadece Filistinlilerin değil Dünya genelinde yaşayan tüm Müslümanların ortak davasıdır. Yaklaşık 50 yıldır hürriyetlerini kısıtlayan İsrail’in zorbalıklarına direnen Filistinli kardeşlerimizin yaşadıkları acılar hepimizin ortak acısıdır. Ne yazık ki bugün Müslümanlar, Filistin’le birlikte Suriye de, Irak’ta, Doğu Türkistan’da, Arakan ’da ve daha birçok bölgede zulme uğramaya devam ediyor. Zalimler kadın, çocuk, genç, yaşlı demeden Müslümanları katlediyor. Her zaman insan hak ve hürriyetlerinden dem vuran, kendilerini çağdaş olarak tanımlayan toplumlar ise katledilenler Müslümanlar olduğu için zulme seyirci kalmayı sürdürüyor. Hatta destek oluyorlar. Kendileri için huzur isterken Müslüman topluluklarına kan gözyaşı ve ölümü layık görenler elbette sonunda Allah’ın gazabına uğrayacaklardır” dedi.

    Kahramanmaraş TÜGVA Başkanı Ahmet Asım Demirdöğen da Filistin’in ümmet coğrafyasının kanayan yarası olduğunu söyledi. Türkiye’nin ve Türkiye’de ki gençlerin, Türkiye’de ki Müslümanların Filistin davasını kendi davasından bağımsız görmeyişi, kendi davası bilmesinin çok önemli olduğunu vurgulayan Demirdögen, Kahramanmaraş TÜGVA Başkanı Ahmet Asım Demirdöğen, “Hatta bazen gençlik çalışmaları içerisinde bulunurken ne zaman ümmet coğrafyasından haber etsek gençlerimize, ümmet coğrafyasının kanayan yarasından birazcık haberdar etsek konu Filistin’e geldiğinde hepsinin yüreklerinin biraz daha sızladığını, hepsinin gözlerinin biraz daha açıldığını, cesaretlerinin biraz daha arttığını görüyoruz“ dedi.

    Toplantıya katılan Mescidi Aksa imamlarından Omar Awadallah Kıswani da, Türkiye’nin Filistin’in enerjisi ve Filistin’in sabrını sürekli desteklediğini anlattı. Kıswani, “Bu etkinlik sizlerin bir Türk olarak Filistin’le ne kadar ilgilendiğinizi ve etkilendiğinizi gösteriyor. Biz Türkiye hükümetinden ve Türkiye’den gerçekten çok gurur duyuyoruz. Mescidi Aksa ’ya Türkiye’den birçok kafileler geliyor. Özellikle Cuma namazlarını kılıyor ve bizle birlikte saf tutuyor cihat yapıyor. Bu Türk kafileleri gönderen, destekleyen ve çalışan herkesten Allah razı olsun. Özellikle Filistinlileri, Filistinlilere ayrılan otellere yerleştiren kişilerden çok teşekkür ederim. Türkiye’den gelen kafileler sadece namaz kılmak için gelmiyorlar hem bize saf tutuyorlar hem de bizimle cihat yapıyorlar. Çarşılar geziyorlar. Filistinlilerin bulunduğu semtleri gezdiklerinde Filistinlilere destek oluyorlar. Türkiye bunu yaparak Filistinlilerin enerjisinin, Filistinlilerin sabrını desteklemiş oluyor. Ben bunun için özellikle Türkiye hükümetine, Türkiye halkına ve oraya gelen Türk kafilelerine teşekkür ediyorum. Çünkü onlar gerçekten bize destek oluyorlar. Aynı zamanda mescidi aksaya gelerek, Hazreti Peygamberimizin hadisini gerçekleştirmiş oluyorlar ”dedi.

    Yapılan toplantıya Kahramanmaraş Valisi Vahdettin Özkan, Ak parti il ve ilçe başkanlarının yanı sıran merkez ilçe belediye başkanları ve çok sayıda dernek ve vakıf üyeleri katıldı. Toplantı Omar Awadallah Kıswani’nin yaptığı duayla son buldu.