Etiket: Kanadı

  • TDED Erzurum’dan “Türkün Kanadı At” programı

    TDED Erzurum’dan “Türkün Kanadı At” programı

    Türkiye Dil ve Edebiyat Derneği (TDED) Erzurum Şubesi “Türkün Kanadı At” başlıklı bir etkinlik düzenledi.

    Erzurum’un Aziziye ilçesi Yarımca mahallesinde gerçekleştirilen etkinlikte, Türkistan dil ve edebiyatı ile ilgili araştırmalar yapan ve TDED Erzurum Yönetim Kurulu Üyesi olan Hanifi Karadağ atın Türkistan coğrafyasındaki ve Türk tarihindeki yeri ve önemine dair bir sunum yaptı.

    Hanifi Karadağ bilhassa Türkmenistan’da ata bambaşka bir değer verildiğini ve bugün Türkmenistan’da “At Bakanlığı”nın bulunduğunu söyledi. Türkmenistan Ahal-Teke atlarının saf ırk olduğunu ve bu atın atalarından kalan en önemli miras ve zenginlik olarak kabul edildiğini söyleyen Karadağ her nisan ayının son Cumartesi, Pazar’ının “Türkmen Atı Milli Bayramı” olarak kutlandığına dikkat çekti. Hanifi Karadağ daha sonra Bahtiyâr Vahapzâde’nin 1956’da İngiltere’ye götürülen bir Karabağ ırkı atın kahrından iki ay sonra İngiltere’de ölmesini hikâyeleştirdiği, “Zaman” adlı ata 1976’da yazdığı şiiri Azerbaycan Türkçesiyle okudu. Programa katılanlar da Türk edebiyatında öne çıkan at şiirlerini okudular. Köroğlu’ndan, Dadaloğlu’ndan, Necip Fazıl’dan, Faruk Nafiz Çamlıbel’den, Dilaver Cebeci’den, Yusuf Tuna’dan, Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu’ndan, Yahya Kemal’den şiirler okudular.

    Program’da kısa bir konuşma yapan TDED Erzurum Şube Başkanı Murat Ertaş, atın Divan-ı Lugat’it-Türk’te “Türkün Kanadı” olarak tanımlandığını ifade ederek “Ata Senfoni” kitabının yazarı Necip Fazıl’ın Erzurum’da yaşadığı atla ilgili hatırasını anlattı ve atın Türkün zafer, fetih ve asalet remzi olduğunu belirterek Mısır’da Türklere mağlup olan Napolyon’un ünlü sözünü hatırlattı: “Beni Türk askeri değil, Türk atı yendi!” TDED Başkanı Murat Ertaş ayrıca Lütfi Bergen’in “Türkün Kanadı At” adlı kitabını da ısrarla tavsiye ettiğini söyledi.

    Yakutiye gençlik merkezinden gençlerin de katıldığı programda daha sonra, başkanlığını Özdemir Yıldırım’ın yaptığı Yarımca Atlı Spor Kulübü sporcuları atlarla gösteri yaptılar. Atların şaha kalkması izleyicileri coştururken programa katılan profesyonel fotoğrafçılara birbirinden güzel pozları yakalamak düştü. Gösterinin ardından programa katılanlar atlarla gezinti yaptılar. Usta gazeteci Vedat Refayeli’nin de ilk defa ata binme tecrübesi yaşadığı etkinlikte Erzurum’un sevilen gazetecilerinden ve fotoğraf sanatçısı Nihat Kılıçoğulları’nın attan düşmesi keyifleri kaçırsa da Nihat Kılıçoğullarının genel sağlık durumunun iyi olması yüreklere su serpti.

  • Kanadı kırık kerkeneze evinde bakıyor

    Kanadı kırık kerkeneze evinde bakıyor

    Erzurum’un Oltu ilçesinde hayvansever vatandaş piknik yaparken rastladığı kanadı kırık kerkeneze 15 gündür gözü gibi bakıyor.

    Oltu Halitpaşa Mahallesi sakinlerinden Karahan Uçar, Oltu Atatürk Orman Çiftliğinde piknik yaparken rastladığı uçamayan kerkenezi bakmaya başladı. Uçar, “Eve getirdim, kanadının kırık olduğunu gördüm. 15 gündür tedavi ediyorum. İyileşti ellerimle et yediriyorum sağlığı iyi ama uçamıyor, sağlık durumu gayet iyi ama yine de bu kuşun bir hayvan hastanesine gitmesi gerekiyor. Bu konuda yetkililerden yardım istiyorum” dedi.

  • Kanadı kırık leyleğe fizik tedavi uygulanıyor

    Elazığ’da kanadı kırık halde bulunan ve bir daha uçamama gibi bir durumu oluşan leyleğe fizik tedavi uygulanarak tedavisi yapılıyor.

    Elazığ’ın Keban ilçesinde vatandaşlar tarafından yol kenarında bulunan ve uçamadığı fark edilen leylek, Doğa Koruma ve Milli Parklar Müdürlüğüne teslim edildi. Leylek buradan tedavi için Fırat Üniversitesi Hayvan Hastanesine getirildi. Yapılan tetkikler sonucu leyleğin sağ kanadında eklem içi bir kırık olduğu ve kendiliğinden yanlış kaynadığı tespit edildi. Ömür boyu uçamama riski olan leyleğe merhem ve fizik tedavi uygulanmaya başlandı. Leyleğin gerekli tedavilerinin tamamlanmasının ardından Gaziantep Büyükşehir Belediyesi Hayvanat Bahçesine teslim edilmesinin planlandığı bildirildi.

    Leyleğin Doğa Koruma ve Milli Parklar Şube Müdürlüğünden geldiğini dile getiren FÜ Veteriner Fakültesi Cerrahi Ana Bilim Dalı Araştırma Görevlisi Eren Polat, “Leyleğin sağ kanatta eklem biçiminde bir kırığı olmuş. Bu kaynadıktan sonra bize getirilmişti. Eklem içi bir kırık olduğu için çok yapılacak bir müdahale olmadığından dolayı biz sadece o bölgede kanatlarını tam açması için rahatlatıcı tedavilerde bulunduk. Bunun için bir süredir merhem uygulamaları yapıyoruz. Onun dışında kanadı yavaş, yavaş açarak germeye çalışıyoruz. Bu şekilde fizik tedavi uygulaması yapıyoruz” dedi.

    Son dönemlerde sağ kanadını bir miktar daha açabildiği ama uçma konusunda ömür boyu bir sıkıntısının olacağının vurgulayan Polat, “Bunun için de doğaya bırakmak yerine Gaziantep’deki hayvanat bahçesiyle iletişime geçip orada ömür boyu yaşayabileceği bir alan oluşturmak istiyoruz. Bir daha uçması eklemdeki kırığın eklemin içerisinde kaynamasından dolayı biraz zor. Bu sebepten dolayı büyük ihtimalle uçamayacak. Yine de bir ümidi var. Normal uzun bir kemiği olsa kemiği kırıp tekrar operasyonla eski haline getirmek gibi şeyler olabiliyor. Ama eklem içi bir kırık ve üzerinden uzun bir zaman geçtiği için bu tarz operasyonlar biraz daha zor” şeklinde konuştu.

  • Kanadı sıkışan çakırkuşunu ekolog kurtardı

    ISPARTA (İHA) – Süleyman Demirel Üniversitesi Orman Fakültesi’nde şaft boşluğunda kanadının sıkışması sonucu mahsur kalan ve yaralanan atmacagiller familyasından çakırkuşu (Accipitergentilis), Yaban Hayatı Ekoloğu Yrd. Doç. Dr. Yasin Ünal tarafından kurtarıldı. Kanadı tedavi edilen çakırkuşu doğal hayata bırakıldı.

    Süleyman Demirel Üniversitesi’nin (SDÜ) nadide misafirinin imdadına Orman Fakültesi Öğretim Üyesi Yaban Hayatı Ekoloğu Yrd. Doç. Dr. Yasin Ünal yetişti. Ünal, çakırkuşunu sıkıştığı yerden kurtardı. SDÜ Orman Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Yasin Ünal, çakırkuşunu Yaban Hayatı Müzesi’ne götürerek tedavisini yaptı. Çakırkuşunun (Accipitergentilis) atmacagiller familyasından gündüz yırtıcısı olduğunu belirten Ünal, şunları kaydetti:

    ’’İnsanlar doğanın bir parçasıdır. Ve doğayı kurtarmak aslında kendimizi kurtarmaktır. Doğa uzakta değil. Her an içindeyiz. Yaşıyor, nefes ve bizim çok önemli bir parçamız. İşte, en güzel kanıt çakırkuşu Tahminim kaya güvercini avlamak için buraya geldi. Sıkıştı. Heyecanlandı ve kendini yaraladı. Biz de sakinleştirdik ve sıkıştığı yerden onu kurtardık. Çakırkuşu gündüz yırtıcısıdır. Leş yemez. Verdiğin suyu içmez. Kendisinin avladıklarını yer. Dolayısıyla sakinleşmesi için belirli bir saat bekledikten sonra gerekli müdahaleyi yaptık.’’

    Kurtarılan çakırkuşu sakinleştikten sonra doğal ortamına bırakıldı. Özgürlüğe kanat çırpan çakırkuşu, Orman Fakültesi’nin karşısındaki ağaçlarda bir süre dinlendikten sonra özgürlüğe kanat çırparak gözden kayboldu.

    210 kuş türü yaşıyor

    Kızılırmak Deltası’ndan sonra Türkiye’nin ikinci En Büyük Kuş Cenneti olan Isparta’da son sayım ve gözlemlere göre 210 tür yaşıyor. Bunlardan biri de atmacagiller familyasından çakırkuşu (Accipitergentilis). SDÜ Öğretim Üyesi Yaban Hayatı Ekoloğu Yrd. Doç. Dr. Yasin Ünal, Isparta’da 210 kuş türünün yaşadığını söyledi. Ulusal ve uluslararası 45 yayını bulunan Yaban Hayatı Ekoloğu Ünal, bunların 104’ünün yerli, 63’ünün yaz, 26’sının güz göçmeni olduğunu ve 17 kuş türünün de Isparta’yı geçit olarak kullandığını ifade etti.

    Yaban Hayatı Ekoloğu Ünal, Uluslararası Doğayı Koruma Birliği’nin (IUCN) kayıtlarına göre Isparta’da 1 türün ’en tehlike’de; 3 türün ’hassas’, 6 türün ise ’tehlike sınırında’ olduğunu belirtti.

  • Kanadı kırılan alaca baykuş tedavi edildi

    Balıkesir’in Bandırma ilçesinde kanadı kırık halde Bandırma Belediyesi Hayvan Barınağı’na getirilen alaca baykuş, yapılan tedavisi ardından doğal ortamına salındı.

    Mayıs ayında Hayvan Barınağı Bakımevi’ne getirilen ve veteriner uzmanlarca kanadında kırık tespit edilen alaca baykuşa 3 ay boyunca gerekli tedavi yapıldı.

    Yapılan bakımları sonucu bitkin halinden kurtulan alaca baykuşun, yapılan ameliyatla kanadına pin takıldı. Uzun bir süre toparlanması beklenen baykuş için uçma alıştırmaları yapıldı. Uzun bir süredir uçmayan alaca baykuş doğal ortamına adapte olması ve uçmaya yeniden alışkanlık kazanması amacıyla Bandırma Kuşcenneti Milli Parkı’na götürüldü. Kanadına takılan pinin uçuş kabiliyetini etkilemediği görülen baykuş, milli parkta doğal ortamına bırakıldı. Alaca baykuşların Türkiye’de yok olma tehlikesi altında olan ve koruma çerçevesinde tutulan 14 kuş türünden biri olduğu öğrenildi.