Etiket: Kanaat

  • Bakan Soylu Diyarbakır’da STK ve kanaat önderleri ile bir araya geldi

    İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, terörü tasfiye noktasındaki kararlılık sonucunda yapılan operasyonlarla bölgeye yatırımların geldiğini belirtti. 16 Nisan’da referanduma sunulacak olan yeni sistemin laf üretilen değil, iş üretilen bir sistem olduğunu ifade eden Bakan Soylu, Cumhuriyet Halk Partisi’ne (CHP) göndermede bulunarak, “Bir şey önermiyor. Bir projesi yok. 2019’da Cumhurbaşkanımızla Kılıçdaroğlu karşılıklı aday olsun. 2019’da kaybettiği zaman peşine tenekeyi takarlar” dedi.

    Referandum çalışmaları kapsamında Diyarbakır’a gelen İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, akşam bir otelde düzenlenen yemekte sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ve kanaat önderleri ile bir araya geldi. Vali Hüseyin Aksoy, AK Parti Diyarbakır Milletvekilleri Galip Ensarioğlu, Ebubekir Bal, İl Jandarma Komutanı Tuğgeneral Ali Demir, Büyükşehir Belediye Başkanı Cumali Atilla, Diyarbakır Ticaret ve Sanayi odası (DTSO) Başkanı Ahmet Sayar, AK Parti İl Başkanı Muhammed Dara Akar, Çermik Belediye Başkanı Şehmus Karamehmetoğlu, Çüngüş Belediye Zübeyir Arslanca ve muhtarların da katıldığı yemekte bir konuşma yapan Bakan Soylu, kendi içerisindeki en ufak meseleleri bile halledemeyenlerin kendilerine akıl veremeyeceğini ifade ederek, “Bize aklı şu anda faşizmin tam göbeğine oturmuş olanlar veremez. Bize aklı sadece kelle hesabı, çıkar, para hesabı yapanlar veremez. Bize aklı istişaremiz, müşaveremiz, ortak danışmamız verir. Biz yolumuzun ne olduğunu iyi bilenlerdeniz. Benim içim acıyor. 13-14 yaşında bir genç kızı annesinin sevgisine en çok ihtiyacı olduğu bir dönem içerisinde dağa kaçıran ve orada ona ahlaksızca davranan, onu bir terörist haline getirmeye çalışan, ona sapkın fikirler yerleştirmeye çalışanlardan hepimiz sorumluyuz. İmamı da, öğretmeni de, içişleri bakanı da sorumludur. Biz bu sorumluluğu ortadan kaldırmakla mükellefiz” diye konuştu.

    “Çalışanın emeğinden para kesilip dağa gönderilir mi?”

    Belediyelere yapılan görevlendirmeler ile ilgili konuşan Bakan Soylu, görevlendirmelerden önce terör örgütüne para aktarıldığını anımsatarak, “Hani ilçesinde bir kaymakam, bir belediye başkan vekili gayret gösteriyor, enerji ortaya koyuyor. 5 ay içerisinde 160 milyon liralık yatırım planlıyor. Bunun bir bölümünün ihalesini yapıyor. Bir bölümünü harekete geçiriyor. Kulp ilçesine geliyoruz 60 milyon liralık yatırım. Kendi ilçesine kanalizasyondan içme suyuna kadar, parkından meslek lisesine kadar hepsini tek tek yapmaya çalışıyorlar. Sonra Diyarbakır Büyükşehir Belediyesinin yapmaya çalıştıkları. Allah’ınızı severseniz çalışan insandan, emeğinden para kesilip de terör örgütüne gönderilir mi? Bu nasıl bir şeydir. Kandil’de yaşayanların hangi bir parçası şu salonun içindeki insanlarla özdeşleşiyor. Hangi dünyaya bakışı, hangi kıblesi bizimle özdeşleşiyor. Onlar kim ki bize akıl veriyor, bizi idare etmek için çaba sarf ediyor. Onla kim ki benim Kürt kardeşimle arama nifak sokmaya, fitne tohumu sokmaya çalışıyor. Kim onlar?” ifadelerinde bulundu.

    “Operasyonları yapmasaydık yatırımcı gelmezdi”

    Terörü tasfiye noktasındaki kararlılık ortaya konulmasaydı yatırımcıların gelmeyeceğini dile getiren Bakan Soylu şunları kaydetti:

    “Lice’deki operasyonları yapmasaydık ki devam ediyoruz. Mardin’deki, Amanoslar’daki, şehir içi yapılanmalar ile ilgili operasyonları yapmasaydık ki devam ediyoruz, bugün bu yatırımcıların hiçbirisi Diyarbakır’ı, Muş’u, Hakkari’yi, Yüksekova’yı, 23 ilin hiçbirini tercih etmezdi ve daha doğrusu hiçbir yeri tercih etmezdi. Batı’yı da tercih etmezlerdi. Van’da 4 bin 417 kişiye istihdam sağlanacak, 1 Milyar TL yatırım yapılacak. Mardin’de 28 bin 90 kişiye istihdam sağlanacak ve 4 buçuk milyar TL yatırım yapılacak. Siirt’te 7 bin kişiye istihdam sağlanacak, 3 milyar TL yatırım yapılacak. Bingöl’de 8 bin 680 kişiye istihdam sağlanacak ve 2 milyar TL yatırım yapılacak. Diyarbakır’da 37 bin 246 kişiye iş, aş, ekmek sağlanacak 6 buçuk milyar TL yatırım yapılacak. Biz sadece terörizmle mücadele etmiyoruz. Hem demokrasi hem hukukun üstünlüğü hem de ekonomik, sosyal, siyasal politikaların olduğu bir anlayışın gerçekleşmesinin mücadelesini veriyoruz. Biz bundan vazgeçmeyiz. Biz sadece yol, köprü, baraj yapmadık. Herkesin kendisini ifade edebileceği bir iklim oluşturduk. Bu coğrafyada bizim olmadığımız bir oyunu ne kurdururuz ne de müsaade ederiz. Herkes bunu böyle bilsin”

    “Karar milletimizin kararıdır”

    16 Nisan’da yapılacak referanduma da değinen Bakan Soylu, şu ifadelerde bulundu:

    “Karar milletimizin kararıdır. Başımızın gözümüzün üstüne. Bu 18 madde milletin talebidir. Milletin kendi kararıyla beraber yönetmeye amir kılan bir akıldır. Yoksa bir gün Yargıtay’ı başımıza getirirler, bir gün Anayasa Mahkemesini bize patron kılarlar, bir gün Danıştay’ı, bir gün rahmetli Özal’ı hanımıyla, çocuklarıyla beraber mahkum etmeye çalışan, rahmetli Menderes’in kasasına iç çamaşırı yerleştirip, onun fotoğrafını çekerek kendi gazetelerinde yayınlayan, bir gün Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a attıkları iftiralarla onu millet nezdinde zayıflatmaya çalışan medya patronlarını patronumuz yaparlar. Bir gün IMF’nin orta dereceli memurunu getirip patron yapmaya çalışırlar. Biz 16 Nisan’da bunlara bir itiraz gerçekleştireceğiz. Sizin adamlarınız değil millet patrondur diyeceğiz. 15 yılda yüzde 34’den yüzde 52’ye çıkmak bu coğrafyada kolay bir iş değildir. Bu kadar sıkıntının arasında kolay bir iş değildir. Bu ay 6 tane insansız hava uçağımız İçişleri Bakanlığımızın envanterine, jandarmamızın envanterine ikisi silahlı insansız hava uçağımız dahil edildi. İsrail’den almadık kendimiz ürettik. Üzerinde ay yıldızlı patent var. Biz bugün insanımızın ayağına birinci sınıf insan olduğuna inandığımız için doktor da gönderiyoruz, hemşire de gönderiyoruz, ilaç da gönderiyoruz. Yüzde 34’den 52’ye böyle çıktık ama CHP durduğu yerde böyle durur. Yüzde 25, 24, 26. Bir ileri bir geri. CHP’nin Diyarbakır’da bir derdi yok benim var. Onun Diyarbakırlıyla bir ortak noktası yok benim var. Bir şey önermiyor. Bir projesi yok. Hadi ben 2023 dedim. Mübarek sen de 2030 de. 2053 dedik sen de 2060 de. Bir şey söyle. Biz şehir hastanesi dedik sen de bölge hastanesi de. Biz otomobil yapacağız dedik sen uçak yapacağız de. Bir şey söyle bu millete. Yeni sistem laf üretilen değil, iş üretilen bir sistemdir. 2019’da Cumhurbaşkanımızla Kılıçdaroğlu karşılıklı aday olsun. Tartı Cumhurbaşkanımız adına biraz haksız ama hadi aday olsun. Şimdiki sistemde zaten genel başkan, devam edecek. Şu salon kadar adam ayarladın mı sırça köşkte oturmaya devam. Sistem bunun üzerine kurulmuş. 61 ve 82 anayasaları rahmetli Menderes’in kanı, bu milletin ıstırabı üzerine inşa edilmiş. Hayırsız anayasalardır bunlar. Hala bu anayasaları savunmak onların en önemli görevi olarak ortada durmaktadır. 2019’da kaybettiği zaman peşine tenekeyi takarlar yallah derler. Burada temel meselelerden bir tanesi de budur. Yeni sistemde proje üretmek zorundasınız, birileriyle beraber işbirliği yapmak zorundasınız ama PKK ile FETÖ ile değil. PKK ve FETÖ ile işbirliği yaparsan tarih seni affetmez. Avrupa tarihinin en zayıf noktasında. Ortak anayasa yapamamış, ortak para birimine geçememiş. Almanya neredeyse hepsini tek elden yönetmek istiyor. İngiltere bunu görüp kaçmış. Irkçılığın ve faşizmin tam göbeğine oturmuşlar. 15 yılda son 300 yılda açılan makası iyice kapatıyoruz. Şimdi bu makası biraz daha kapatmamız lazım. Arkamıza dönüp bakmaktan yorulduk yeni bir 15 Temmuz gelir mi diye. Bu sistemle kimse gelmeyeceğini garanti edemiyor. Bu sistemle yeni bir 28 Şubat gelmeyeceğini kimse garanti edemiyor. Bu endişelerimizi geride bırakmak istiyoruz. Milletimizin dünyaya söyleyeceği sözün hüküm olduğu bir Türkiye istiyoruz. Namluyu görüp de geri dönmeyen siyasi adama ender rastlanır. Biz güçlü bir lider bulduk. Bu meseleleri ancak Tayyip Erdoğan ile beraber aşarız”

  • Ulaştırma Bakanı Arslan, STK’lar ve kanaat önderleriyle bir araya geldi

    Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Ahmet Arslan, “Kars’ı beş altı yerden birden bölünmüş yollarla etraftaki coğrafyası ile buluşturacağız. Bunu gerçekleştirdiğimiz zaman biz ticaret merkezi, koridor merkezi olacağız. Taşımanın merkezi olacağız” dedi.

    Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Ahmet Arslan, Kars’ta sivil toplum kuruluşu temsilcileri ve kanaat önderleriyle bir araya geldi. Karayolları 18. Bölge Müdürlüğü Toplantı Salonu’nda yemeğe Vali Rahmi Doğan, Belediye Başkanı Murtaza Karaçanta, AK Parti Milletvekili Selahattin Beyribey, AK Parti Kars İl Başkanı Adem Çalkın, İl Emniyet Müdürü Faruk Karaduman da katıldı. Bakan Arslan, yaptığı konuşmada, “Ben istedim ki Kars’ın değerleri olan siz değerli Sivil Toplum Kuruluşları (STK)’lar ve Kanaat önderleriyle biz ille ilgili neler yapıyoruz. Neler düşünüyoruz. Siz bunları nasıl görüyorsunuz. Ve bunlara ilave olarak neler yapmamızın daha doğru olacağını ya da neler yapmamamızın daha doğru olacağını düşünüyorsunuz. Sizlerle konuşalım. Çünkü sizler yıllardır bu ilde bulunduğunuz STK’yı temsilen veya kanaat önderi olarak bulunduğunuz çevrede, bulunduğunuz cemaatte ilin gelişmesi adına kafa yoranlarsınız. Elbette ki çok değerli fikirleriniz var. Bu fikirlerden yararlanalım. Ortak aklın sonucu olarak ilimize, bölgemize, insanımıza hizmet edelim istedik. Dolayısıyla bu akşam bu amaçla bir araya geldik. Özellikle inanıyoruz ki herksin amacı ülkemizin kalkınması, ilimizin kalkınması, bu kalkınma çerçevesinde de bütün hemşerilerimizin bundan yararlanması ve geleceğe, gelecek nesillere daha iyi bir ülke bırakmak. Bunu biliyoruz” dedi.

    “ERMENİSTAN KARABAĞ’DAKİ İŞGALİNE SONLANDIRIR, AZERBAYCAN İLE OLAN İLİŞKİLERİNİ DÜZELTİRSE EYVALLAH, O ZAMAN BURAYI DA AÇARIZ”

    Kars’ı Bakü-Tiflis-Kars demiryolu hattı ve bölünmüş yollarla etrafındaki coğrafyası buluşturacaklarına dikkat çeken Arslan, Ermenistan sınır kapısının ise Ermenistan’ın Azerbaycan ile ilişkilerini düzettikten sonra mümkün olabileceğini vurguladı. Bakan Arslan, “Ne yazık ki Ermenistan sınırı kapalı, keşke kapalı olmasaydı. Ancak onun bir şartı var. Ermenistan Karabağ’daki işgaline sonlandırır, Azerbaycan ile olan ilişkilerini düzeltirse eyvallah, o zaman burayı da açarız. Ancak bu problemi çözmediği sürece burayı kullanamadığımıza göre Aktaş Sınır Kapısı o zaman bizim için, ilimiz için çok önemli, Gürcistan’a giden güzergah olarak orada Mozaret Tüneli diye bir tünelimiz var. Hemen Çıldır’dan sonra onun inşaatı başladı. Bu sene ortalarında tüneli bitireceğiz. İnşallah önümüzdeki sene de yolu bitireceğiz. Böylece biz Kars’ı beş altı yerden birden bölünmüş yollarla etraftaki coğrafyası ile buluşturacağız. Bunu ben çok önemsiyorum. Bunu gerçekleştirdiğimiz zaman biz ticaret merkezi, koridor merkezi olacağız. Taşımanın merkezi olacağız. Bunu da çok çok önemsiyoruz” diye konuştu.

    Bakan Arslan’ın konuşmasının ardından yemek basına kapalı olarak devam etti. Yemekte STK’lar ve kanaat önderleriyle Türkiye ve Kars’taki gelişmeler konuşuldu.

  • Vali Çınar kanaat önderleriyle bir araya geldi

    Bitlis Valisi Ahmet Çınar, 15 Temmuz darbe girişimine değinerek, “Eğer istedikleri gibi olaylar gelişseydi, zaten perişan olan İslam alemi ve onun merkezi olan Türkiye çok sıkıntılı günler yaşayacaktı” dedi.

    Vali Çınar, kanaat önderleri ve sivil toplum kuruluşu temsilcileriyle polisevinde bir araya geldi. 2016 yılında Türkiye’nin başına bela olan olaylardan bahseden Vali Çınar, Türkiye’nin çok büyük bir şekilde etkilendiği büyük olaylar yaşadığını kaydetti. Vali Çınar, “Gönlümüzden sizinle daha sık görüşmek geçiyor. Ama şimdi valiliğin yanında bir de belediye başkanlığı görevi de verdiler. Dolayısıyla sizlere çok zaman ayıramıyoruz. 2016 yılını geride bıraktık. Sanıyorum ki bu kadar fırtınalı, bu kadar çalkantılı, bu kadar hareketli ve bu kadar riskli bir yılı hemen hemen en azından benim yaştakiler yaşamamışızdır. Yaşanan az bir şey değildi. Böyle 100 yılda bir, ‘tarih tekerrürden ibarettir’ diyor ya Mehmet Akif, 100 yılda bir insanlığın başına gelen olaylar vardır. Bizde bütün dünyanın sebep olduğu ve en çok bizim ülkemizin etkilendiği büyük hadiseler yaşadık. Bu hem bizim içimizden hem de dışımızdan oldu. Ama bizim içimizdeki olayların müsebbibi, hepimizin de bildiği gibi dışımızdaki güçler organize ettiler. Allah’a şükür bütün millet ferasetini ortaya koyarak, Allah’ın da yardımıyla büyük belaları def ettik. Bunda herkesin ve herkesimin emeği var, ama en çok topluma etki eden devlet yöneticileri ve kanaat önderlerinin emeği daha büyük oldu. Bunun için hepimiz Allah’a ne kadar şükretsek hakikaten azdır. Eğer istedikleri gibi olaylar gelişseydi, zaten perişan olan İslam alemi ve onun merkezi olan Türkiye çok sıkıntılı günler yaşayacaktı. Köle olmak, fukara olmak, acılar çekmek ve emperyalistlere kul olmak gibi bir risk vardı. 2016 yılını bu şekilde atlattık. Bu hepimizin, milletimizin bir zaferi oldu. Bu İslam aleminin geleceği açısından da, İslam aleminin bir zaferi oldu” diye konuştu.

    “Ölümü seyretmenin zevkini tatmak sadece bunlarda var”

    Ülkenin başına bela olan dış güçlerin insanlıkla, hakla, hukukla alakalarının olmadığına değinen Vali Çınar, “Emperyalist dediğimiz, bugün dünyaya fiyaka satan ve bir kedi köpek konu olduğu zaman televizyonlarda bir sürü haberler yaptıran bir alem, kendi insanını seviyor, kendi insanının rahatı, kıymeti için bütün insanlığı feda ediyor. Bunların insanlıkla, medeniyetle, hoşgörüyle, hukukla ve hakla hiçbir ilgileri yok. Bu tarihte de böyleydi, bugün de böyledir. Sadece kendi vatandaşlarına bu ayrıcalıkları var. Ama kendi vatandaşlarına bunu yapmazken, bütün dünyayı kasıp kavurmak, çalmak, dövmek, öldürmek gibi reva gören bir anlayış var. Meydanlara aslan atıp insanları yedirirken, kahkaha atmak bunların geleneğinde var. ‘Gladyatör’ gibi kahraman isimler koyup, büyük arena dediğimiz meydanlarda canlı canlı insanları orda dövüştürüp, ölümü seyretmenin zevkini tatmak sadece bunlarda var. Dolayısıyla medeniyet kökleri bozuk, bunu da bugün bir salonda üç beş kişi bir atari oyunu oynar gibi ve bir film sahnesi düzenler gibi bütün dünyayı kasıp kavuran, perişan eden, tabi bütün dünya derken bunun tamamına yakın Müslüman alemdir. Bunlar ölümü seyrederken inanın zevk alıyorlar. Bilerek, isteyerek ve hedefleyerek yapıyorlar. Bugün Irak’ta, Suriye’de, Libya’da, Afganistan’da ölen çocuk, kadın, fukaralık ve perişanlığın tamamı planlı bir harekettir. Onların bu ülkeleri işgal etmeleri için hiçbir gerekçeleri yok. Bunu hepimiz biliyoruz, bu resim çok daha güzel bir şekilde ortaya çıktı. Bunu birileri ‘ya o kadarda değildir’ derken, halk tabanımız dedi ki öyleymiş, çünkü olay netleşti. Bunu da yaparken hepimiz görüyoruz ve biliyoruz. Bizim çocuklarımızı ve Müslüman çocuklarını birbirlerine düşman kılarak, silahları ellerine vererek, biri alta düşünce ona silah verip tekrar üste çıkartıyorlar. Bu da fotoğrafın çok net olan bir kısmıdır” ifadelerini kullandı.

    Vali Çınar’ın konuşmasının ardından toplantıya katılan kanaat önderleri ile karşılıklı görüş alışverişinde bulunuldu.

    Toplantıya Vali Ahmet Çınar, Tatvan Belediye Başkanı Fettah Aksoy, İl Emniyet Müdürü, İl Jandarma Komutan Vekili, İl Müftüsü, kanaat önderleri, STK temsilcileri ve bazı kurum amirleri katıldı.

  • Bakan Soylu, Kanaat önderleriyle bir araya geldi

    İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Yeni dünya düzeninde yeniden Türkiye’yi şekillendirmek isteyen ve etrafımızdaki coğrafya’ya ve bu medeniyete bambaşka bir rol biçmek isteyenlerin var olduğun u söyledi.

    İçişleri bakanı Süleyman Soylu, Hatay programı kapsamında Ottoman Palace’de Kanaat önderleri ,siyasi parti temsilcileri, belediye başkanları ve protokol üyeleri ile akşam yemeğinde bir araya geldi.

    Bakan Soylu, yaklaşık 300 yıldır dünya’ya avrupanın hakim olduğunu belirterek: “Bu memleketin sırrını çözmek, bu Anadolu insanının mihnetidir. Bu memlekete dışarda bir şeyle biçmeye çalışanlar aslında benim biraz önce keşfedemedikleri için hem dumura uğramaktadırlar. Bu ülkenin insanını anlamayanlar hangi medeniyetin parçası olursa olsun onun birlikteliğine, onun beraberliğine, onun hangi hamurla yoğurulduğuna bir anlam veremeyenler maalesef kaderleri mağlubiyetle karşılaşmaktır. Ve çok zora düştük. Çok sıkıntıya düştük. Ve çok zora, çok sıkıntıya düştüğümüz andan itibaren öyle bir destek geldi ki bu coğrafyadaki insanlara, öyle bir dayanışma oluştu ki, sanki tereyağından kıl çeker gibi o anlayış kendini bambaşka bir güzelliğe yitti. Yepyeni bir dünya düzenine gidiyoruz. Bu yeni dünya düzeninde yeniden Türkiye’yi şekillendirmek isteyen ve etrafımızdaki coğrafya’ya ve aslında bu medeniyete bambaşka bir rol biçmek isteyenler var. Bu yeni dünya düzeni yaklaşık 300 yıldır dünya’ya Avrupa hakimdir. İlimde, sanatta, medeniyette, edebiyatta bir özellikle Kristof Kolomb ve ardından rönesans’tan sonra dünya’da bir Avrupa egemenliği söz konusudur. Ama biz 21. Yüzyıla adım attığımız bu günlerde ki bilmenizi isterim ki, gerek etrafımızdaki coğrafya’da gerekse de bütün bunlarla birlikte dünyadaki bu yeni eprilmenin tam anlamıyla sebebi budur” dedi.

    Bakan soylu, dünyanın 7 gelişmiş ülkesinin 1980 yılından 2020 yılında alacakları payları söyleyerek: “Bakınız dünyanın 7 gelişmiş ülkesi var. G7’ler dediğimiz. G7’lerin 1980 yılında dünyanın toplam zenginliğinden arttırdığı pay yüzde 56-57’dir. Oysa bugün aldıkları pay yaklaşık yüzde 42-43’tür. 2020 yılında alacakları payda yüzde 37-38’dir” ifadelerini kullandı.

    Bakan Soylu, Soft Power denilen güç hareketinden söz ederek: “Eğer batı ile doğu arasındaki bir başka fabrikayı ortaya koyarsak yine ülkeler şöyle anılırdı. Ekonomik gücü olan ülkeler, siyasi gücü olan ülkeler, askeri gücü olan ülkeler. Bu gücün olduğu ülkeye süper güç denir. Örneğin Rusya’nın ekonomik gücü yoktu ama askeri ve siyasi gücü vardı. Varşova Paktından dolayı. Veya Japonya’nın ekonomik gücü var, askeri gücü yoktu. Yeni bir kavram geldi, bizim soft power dediğimiz yumuşak güç. Yani konuşmama başlarken ifade ettim. Medeniyetin, kültürün, geleneğin, tarihsel birlikteliğin, kız alıp vermenin, akrabalığın, yakın ticaret yapmanın, sanatın, edebiyatın, şiirin, insanın yumuşak güç. Ve insan kaynaklarının yine bir fayda ortaya koymak istiyorum. Tam 21 yüzyılda yaşadığımız terör ve göç, bu yumuşak gücü tasfiye etmeye yönelik dünyanın dengesini normala getirmeye çalışanlar, hakim ve egemen olmaya çalışanların aslında kendi odaklandıkları hedeflerden onları uzaklaştıracak güç. Bütün bunlar olurken biz bu işin neresindeyiz. Eğer dünya Avrupa’dan Uzakdoğu Asya’ya doğru bir dünya merkezi kayması söz konusu ortaya koyuyorsa herhalde bir vinç ile bunu bir taraftan alıp başka bir tarafa koyabilmek mümkün değildir. Bunun tarihsel yolları vardır. Ve belki de Anadolu coğrafyasının oturduğu en güzel güç burasıdır” ifadelerine yer verdi.

    İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Türkiye’nin 21. Yüzyılın başında önemli bir gerçeği görerek harejet ettiğini kaydederek: “Türkiye 21. Yüzyılın başından itibaren önemli gerçeği gördü ve buna uygun hareket ediyor. Gördüğü gerçek neydi, tarihsel bu kayış önüne geçebilecek bir kayış değildi. Ve Türkiye bunu şuan da gerçekleştirmeye çalışmaktadır. Yani pek yolunun modern ticaret yoluna döndürebilmek için büyük bir çapayı ve büyük bir gayreti ortaya koymaktadır” sözlerine ekledi.

    Yapılan konuşmaların ardından Kanaat önderleri ,siyasi parti temsilcileri, belediye başkanları ve protokol üyeleri ile sohbet eden İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Hatay’dan ayrıldı.

  • Bakan Soylu Bitlis’te kanaat önderleri ve STK temsilcileriyle bir araya geldi

    Çeşitli ziyaret ve toplantılara katılmak üzere Bitlis’e gelen İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, kanaat önderleri ve sivil toplum kuruluşu temsilcileriyle biraya geldi.

    İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, kanaat önderleri ve sivil toplum kuruluşu temsilcileriyle polisevinde düzenlenen toplantıda biraya geldi. Bakan Soylu, somut ve soyut kavramların kendilerine ait bir belirleme takvimi olduğunu belirterek, “Memleketlerin, coğrafyaların, bölgelerin, insanların hatta nebatatın ağacın, şehirlerin soyut ve somut kavramların hemen hemen yaratılanların her birinin kendine ait bir belirleme takvimi vardır. Bizim kültürümüz ve inancımız bu bahsettiklerime Allah’ın belirlediği olarak bakarız. Ülkelerin de insanların da ağaçların da önemli çağları vardır. Biz böyle bir dilim içerisindeyiz. Bu dilime ilk defa hazırlıksız yakalanmadık. Biz buna hazırlıksız yakalanabilirdik. Etrafımızdaki coğrafya yeniden şekillenebilirdi. Nato, Varşova, Amerika ve Rusya arasından çok kutuplu bir döneme gitti. Nüfusu ne olursa olsun bir ülkede bir insanın icadının ortaya koyacağı kazanım o ülkeyi önemli bir yere getirecek bir anlayışın içersindeyiz. Eğer, aynen 80’lerden hemen sonra 90’ların başındaki gibi yüksek enflasyon ile yakalanmış olsaydık, biz elini açıp emekli maaşını veremeyen ülke konumda olsaydık. Kendi bütçesinin yarısından fazlasının faize harcandığı durumda olsaydık. Üniversitelerden mezun olanların ihtiyacı ne olduğu zamanda yakalanmış olsaydık, bugün çok zor durumda kalan bir ülke konumunda idik. Şunu söylemek istiyorum önemli bir dönemdeyiz. Son 300 yılın en önemli dönemindeyiz” dedi.

    “HEDEFLERİMİZ DE VAR EKSİKLİKLERİMİZ DE”

    İçişleri Bakanı Soylu, konuşmasını şöyle sürdürdü:

    “Geriye doğru dönüp bakalım. Benzin kuyruklarından lastik ayakkabılara kadar. Havalimanlarından alınacak bir biletin bir aylık maaştan fazla olduğu günlere kadar. Veya senin oğlum İmam Hatip Lisesine gidemez diye zihni bir kelepçelenme ruhu içerisinde olduk. Sıkıntılarımız var mı? Var. Hedeflerimiz var mı? Var. Bunu engellemek isteyenler var mı? Var. 2023, 2050, 2071 yılına kadar Avrupa’dan 10 yaş daha güçlüyüz. 81 ilimizde 190’ın üzerinde üniversite açtık. Memleketimizin insan kaynaklarını kaliteli ve rekabet edebilir seviyeye getirmek için. Bugün başka bir tablo içerisindeyiz” dedi.

    “ÇOK FAKTÖRLÜ SÜREÇLE MÜCADELE EDİYORUZ”

    Soylu, “Türkiye terörle mücadele ediyor. Doğru ancak bir şeyle daha mücadele ediyor. İnsanın standardını kalkındırmak için biz zenginliği ortaya koymak için mücadele ediyor. Tek faktörlü bir süreçle mücadele etmiyoruz. Çok faktörlü süreçle mücadele ediyoruz. Bundan 100 yıl önce Kafkasya’dan ve balkanlardan zorla insan göç ettirdiler. Muş’ta, Adana’da İstanbul’da Amasya, Balıkesir, Niğde, Nevşehir’de de var. Bu coğrafya onlara sırtını dönmedi. Bu coğrafyada yaşayanlarla akraba oldukları için gönderildiler” şeklinde konuştu.

    “BİZ KİMSEYE SIRTIMIZI DÖNMEDİK”

    “15 Temmuz’da hayvanca suçsuz insanları öldürmeye çalışanlarla Bulgaristan’da komşularını katlettirenler arasında bir fark yoktur” diyen Soylu, “Biz o zaman da onlara sırtımızı dönmedik. Selanik’ten gelenlere de sırtımızı dönmedik. Bulgaristan’dan, Yunanistan’dan kim ne gelmişse evini bağını bahçesini bırakıp bu topraklara geldiklerinde kimse sırtını dönmedi. Özel döneminde belene kamplarından gelenlere biz sizi almayacağız demedik. Peşmergeler sınıra geldiğinde yok demedik. Batı gibi -3-5 kuruşun hesabını yapmadık. Bu bize insanlığımızın göstergesidir. Bunu ne PKK, DAEŞ 80 ihtilali, 28 Şubat, televizyon dizleri bizden alamadı. Ezanımızın ve bayrağımızın altında durduk, durmaya da devam edeceğiz. Bu millet bazen sabreder, bazen başını önüne eğer, ferasetli bir milletir. Bu milletin kardeşliği kalu beladan gelen kardeşliktir. Bizi batı anlayamaz, bizi dünya da anlayamaz. Birbirimize olan kardeşliğimiz sevgimizi anlayamaz. Bizim ağrı dağına çiçeğe baktığımızda neyi gördüğümüzü anlayamaz. Biz onlar gibi değil, mezarlarımıza gidip mezarlarda geçmişimizi bir borç olarak eda edecek bir milletiz. Bir kadirşinas bir milletiz. Kendi inancı ile zikredilen bir milletiz. 15 Temmuz’da selaları onlarda gördüler. Biz bir medeniyetin parçasıyız. O medeniyette, Balkanlar, İran, Suriye, Kafkaslar var” diye konuştu.

    “ARTIK BOYUN EĞEN BİR TÜRKİYE YOK”

    Bakan Soylu, Türkiye’nin artık eski Türkiye olmadığını ifade ederek, “Boyun eğen Türkiye yok. Bunu her adımızda görüyoruz. Tedbirli atıyoruz. Gücümüzün ölçeğinde atıyoruz. İnce eleyip sık dokuyoruz. Bunu milletimizle başarıyoruz. 14 yıldır Türkiye’nin öz güveni önemli ölçüde kendine gelmiştir. Avrasya tünelini sadece insanlarımız rahat geçsinler diye yaptık mı? Yaptık. Bunu yapamazsınız diyenlere inat yaptık. Güçlü bir Türkiye’nin bayrağını salmaya devam edeceğiz. Muhakkak bir yerde yanlışımız oldu. Bunu telafi etmek hepimize düşüyor. Burada bu milletin birlikteliğinin en önemli hamur Müslümanlardır. Bu bölgede bu coğrafyada farklı ideolojilerle birlikte 13-14 yaşındaki kızları dağlara çıkarıp, 60 yaşındaki adamlarla birlikte fotoğraflamak, ne demektir. Buna bir insan olarak tahammül edemiyorum. Biz onlara kıyamıyorum. Bunlar iyi bir insan olsunlar diye çaba sarf ederken, demek ki bir yerde eksiğimiz var. Burada hepimize çok iş düşüyor. Çok gayret edip, az yiyip, az uyuyup çok çalışmak zorundayız. İyilikleri anlatacağız. Kötülüklerden sakınacağız. Bunun üzerinden gidersek Allah bize yardım eder. İşte bir FETÖ meselesi neredeyse bir milleti çaresi bıraktı. Bunu öyle kullanıyorlar ki, öyle bir karşılık almaya çalışıyorlar ki bunu hep birlikte görüyoruz. Bu eksikliklerimizi görmeliyiz. Biz bu coğrafyada istesek de ayrılamayız. Bunu sağlamaya çalışanlar bunu iyi biliyorlar. Sadece bize güç kaybettirmek için nefislerimizi okşayarak bizi güçsüz ve zayıflatmaya çalışıyorlar. Bugün ayakları üzerinde duran 2071’i kendine hedef koyan bir tablo ile karşı karşıyayız. Büyük bir mücadelenin içerisindeyiz. Tek amacımız insanlarımızı sabah uyandığında huzurla işyerlerini açmasıdır. Bizi bugüne kadar şiddetle silahla kimse korkutamadı” diye konuştu.

    “TERÖRLE İLGİLİ OLARAK ENDİŞELENMEYİN”

    Soylu, “Terörle ilgili endişe etmeyin adım adım ne yaptığımız biliyoruz. Biz buraları cazibe merkezi haline getireceğiz. Burada fabrikalar tütecek. Burada en önemli çalışmalar yapılacak. Bizim bu merhamet elimiz kardeşliğimiz etrafımızda coğrafyaya da huzur sağlayacaktır. Sizden istediğimiz nettir. Türkiye’yi huzursuz etmeye çalışanlara karşı rehberimizin ne olduğunu biliyoruz. Hep birlikte bu coğrafyayı yarına büyük bir azimle taşıyacağız” ifadelerini kullandı.

    Soylu, konuşmasının ardından STK temsilcileri ve kanaat önderlerinin sorularını yanıtladı.