Etiket: Kanaat

  • Kanaat önderlerinden Vali Memiş’e ziyaret

    Kanaat önderlerinden Vali Memiş’e ziyaret

    Erzurum Valisi Okay Memiş, Hınıs ilçesinin kanaat önderlerini makamında kabul etti. Heyete, ilçeye bağlı köy yollarının asfaltlanacağı müjdesini veren Vali Memiş, devlet olarak tüm vatandaşlara eşit mesafede olduklarını söyledi.

    Hınıs Kaymakamı Bülent Ay ve ilçenin ileri gelenlerinden oluşan kalabalık heyet Vali Okay Memiş’i makamında ziyaret etti. Heyete Hınıs’ı kısa zaman önce ziyaret ettiğini anımsatan Vali Memiş, “Hınıs, bulunduğu coğrafyanın adeta merkezi konumunda. İlçe ziyaretimde Hınıs’ın çok kadim bir yerleşim yeri olduğunu gözlemledim. İnsanının genel durumuna baktığımda ziyadesiyle memnun oldum. Bu memnuniyetimi de her ortamda paylaşıyorum. Bu önemli yerleşim yerinde siz değerli kanaat önderlerinin büyük emeği var. Gençlerimiz, çocuklarımız terbiyeyi ailede, kültürü ise okulda ve mahallede öğreniyor” dedi.

    “Köy yollarının tamamını asfaltlayacağız”

    Büyükşehir belediyesinin ilçede önemli çalışmalar yaptığını aktaran Vali Memiş, “Köy yollarının asfaltı konusunda biraz eksiklerimiz var. Buna mukabil valiliğimiz bütçesinden ağırlıklı olarak güney ilçelerimizin köy yollarının asfaltlanması için çalışmalar yapacağız. Bu anlamda kaymakam arkadaşımıza da talimat verdim. Öncelikle grup yollarını yapacağız. Bu yıl köy yollarının en az yüzde 70’inin asfaltını bitireceğiz. 2 yıl içerisinde de tamamını bitireceğiz” diye konuştu.

    Köyde yaşayan vatandaşın önceliğinin içme suyu ve köy yolu olduğunu ifade eden Vali Memiş, şöyle devam etti:

    “Köylerin birinci önceliği içme suyudur. İçilebilir sağlıklı içme suyu. Hem kendi hem de beslediği hayvanlar için kullanabileceği su. İkinci önceliği ise yoludur. Yol, ilçe merkezine gelen yoldur. Çünkü köylerimizi ilçeye bağlayan yolları iyi bir asfalt yapabilirsek, ilçe merkezini çok canlandırır. Köyde oturan vatandaşlarımız isterse her gün ilçeye gidebilir. Sadece ihtiyacı ve pazar olduğunda değil. Kolay ulaşım sağlandığı için her gün. Hınıs’ın yaklaşık 100 köyü var. Burada oturan vatandaşlarımızın her gün ilçeye gidip geldiğini düşünürsek, ilçe tamamen canlanır. Hem esnafın hem de vatandaşlarımızın yüzü güler bu sayede. Bu konulara ağırlık vereceğiz. Ve hep birlikte bu sorunları gidereceğiz.”

    “Farklılığımız zenginliğimizdir”

    Devlet olarak tüm vatandaşlara eşit mesafede olduklarını dile getiren Vali Memiş, “Aldığımız eğitim, ailemizden aldığımız terbiye, dinimizin bize emrettiği hükümler herkesi kucaklamamızı gerektiriyor. Kimse doğarken ailesini seçmiyor. 1997-1999 yıllarında terörün yoğun olduğu dönemlerde Bingöl, Genç kaymakamlığı yaptım. Orada çok güzel işlere imza attığımızı düşünüyorum. Bizim farklılığımız zenginliğimizdir. Biz bunu kesinlikle böyle görüyoruz. Biz artık etle tırnak olmuşuz” ifadelerini kullandı.

    Ziyaret, karşılıklı fikir alışverişinin ardından sona erdi.

  • Bakan Soylu, Tunceli’de kanaat önderleriyle bir araya geldi

    İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, terör örgütü PKK’nın mensuplarının ikna yoluyla dağdan indirdiklerini ve birçoğunun teslim olduğunu belirterek, “Hikayeleri hep aynı. Ya belediye binasında kandırılıp yönlendirilmişler ya HDP il binasında ya ilçe binasında ya da HDP’nin bir etkinliğinde kurulmuş bir çadırda kandırılıp dağa gönderilmişler” dedi.

    Tunceli temasları kapsamında kanaat önderleriyle bir araya gelen İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, açıklamalarda bulundu. İmkanlar elverdiği ölçüde kanaat önderleriyle, aşiret temsilcileriyle, muhtarlarla toplantılar yapmaya gayret ettiklerini belirten İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, “Sayın Cumhurbaşkanımızın talimatları da bu yöndedir. Keza vali ve kaymakamlarımıza da aynı talimatı verdik, onlar da bu buluşmaları gerçekleştiriyorlar. Sebebi de şudur, Türkiye bugün, büyük bir gayretin ve mücadelenin içerisindedir. Bir kalkınma, kendi iç huzurunu temin etme, bunu daim kılma ve kendisine yönelen birtakım saldırıları bertaraf etme gayretindeyiz. Bunu sadece Ankara’dan temin etmek, mümkün değildir. Mutlaka milletimizin desteği, özellikle toplumda nasihat edecek, sözü geçen insanların bu işe destek vermesi gereklidir, elzemdir. Hepimiz birer aile sahibiyiz, babayız, kimimiz dedeyiz. Torunlarımız, çocuklarımız, yeğenlerimiz gelecekte de mutlu olsun, bu topraklarda refah içinde yaşasın isteriz. Bunu ancak hep birlikte başarabiliriz. Bakın fitne çıkarmak, dünyanın en kötü ama en kolay işidir. İki kelimeyle insanları birbirine kırdırırsınız. Türkiye yıllarca bu işlerle uğraştı, bedel ödedi. Yaşı müsait olanlar hatırlar, Çorum ve Maraş olaylarını yaşadık. Onlarca vatandaşımızı şehit verdik. Tamamen tiyatroydu, tamamen kurgulanmış bir fitneydi. Malatya’da Hamido Suikastini yaşadık” dedi.

    “PKK için uçurumdan yuvarlanma başlamıştır”

    40 yıldır PKK fitnesinin yaşandığını aktaran Bakan Soylu, “Ben lafımı esirgeyen bir adam değilim, açık açık söylüyorum, PKK’nın Kürt vatandaşlarımı bir çakıltaşı kadar düşündüğü ve dert ettiği yoktur. İdeolojisi falan yoktur. Ne Tunceli’ye ne Diyarbakır’a ne Şırnak’a, Eruh’a, Cizre’ye, Ağrı’ya çakıltaşı kadar bir faydası yoktur, olmamıştır. PKK’nın işi gücü derdi, uyuşturucu kaçırsın, oradan para kazansın, Suriye’den insan ticareti yapsın, oradan para kazansın, milletin kanından kazandıkları paraları örgüt liderleri Avrupa’da lüks yerlerde yesin. Milletin çocuğunu dağda bayırda telef etsinler, kendi ahlaksız alemlerine meze etsinler, tek dertleri budur. Siz bakmayın onların öyle dağda falan poz verdiklerine. Kendi yayın organlarında ‘mücadele, gerilla’ diye yüksek perdeden beyanat vermelerine aldırmayın. Biz onların çektirmedikleri fotoğrafları iyi biliriz. Sefahat fotoğraflarını, ahlaksızlıklarını iyi biliriz. Avrupa uyuşturucu pazarının yüzde 80’i bu örgütün elinde. Yılda 1,5 milyar dolar sadece uyuşturucudan para kazanıyorlar. Göçmen kaçakçılığından ve diğer işlerden kazandıklarını saymıyorum. Daha Suriye’deki petrole de çökeceklerdi, pazarlıkta anlaşamadılar. Amerika ‘Suriye’den çekiliyorum’ deyince paniklediler, şimdi kendi küçük akıllarıyla bölge ülkelerini çatıştırmaya, böylece canlarını kurtarmaya çalışıyorlar. Hiç kimse merak etmesin, bu iş bitmiştir. PKK için uçurumdan yuvarlanma başlamıştır. Buradan dönüş mümkün değildir” ifadelerini kullandı.

    “Türkiye elini geleceğe uzatmıştır”

    Artık Ortadoğu’da yeni bir iradenin filizlendiğini dile getiren Soylu, “Bu irade terörün bitmesi iradesidir ve inşallah hem içeride hem dışarıda bu kötülük yuvası, bu irin yuvası kısa zamanda kurutulacaktır. Terör bize çok zaman kaybettirdi. Çok can kaybettirdi. Ben bu teröre ‘fuzuli işler’ diyorum. Kimseye bir hayır getirmeyen, sadece kaybettiren, insanları üzen, çoluk çocuğu, anne babaları ağlatan, fuzuli işler. Bu fuzuli işlerle çok oyalandık. Sizler toplumda sözü geçen insanlarsınız. Artık Türkiye elini geleceğe uzatmıştır ve Türkiye bu fuzuli işlerden kurtulmak, bu yükü sırtından atmak zorundadır. Yıllardır buralarda belediyeleri güya yönettiler. Tek ve basit bir soru sormak isterim. Tunceli için ne yaptılar. PKK için değil, kandildeki ahlaksız adamlar için değil, çocuklarını dağa kaçırdıkları anne babalar için, ne yaptılar. Bu şehrin gençleri için, esnafı için, bu şehrin kalkınması için ne yaptılar. İşleri güçleri, tek dertleri Kandil. Özgürlükten bahsedenlere diyorum. Tunceli ile Pülümür arasından eğer gidemiyorsan senin memleketinin neresi özgürdür. Ne yaptılar. Şu güzelim şehirleri, binlerce yıldır şu topraklarda yaşamış insanları sırf kendi sefahatleri için kavga ettirdiler. Kendilerinden başka kimseye bir hayırları olmadı. Onlar güldüler, millet ağladı” şeklinde konuştu.

    “Ya HDP binasında, ya da bir etkinliğinde kandırılıp dağa gönderilmişler”

    Terör örgütü PKK’nın dağdaki elemanlarının ikna yoluyla dağdan indirdiklerinin altını çizen Soylu, “Ailelerine tek tek gidiyoruz. Ne olursun bunları geri çağırın diye. Birçokları da kendi teslim oluyorlar. Hikayeleri hep aynı. Ya belediye binasında kandırılıp yönlendirilmişler, ya HDP il binasında ya ilçe binasında, ya da HDP’nin bir etkinliğinde kurulmuş bir çadırda kandırılıp dağa gönderilmişler. Bunların anne babası anne baba değil miydi, onlar evladına ağlamaz mıydı, yazık değil miydi. Diyarbakır belediyesinde anneler çadır kurdu, evlatlarını istedi, günlerce yüzlerine bakmadılar. O anneler neden evlatlarını belediyeden, onlardan istedi. Çünkü o anneler, kimin ne kabahat ettiğini çok iyi bilirler. Allah’ınızı severseniz niye yöneticilik yapıyoruz. Eğer bugün sen 13 yaşındayım diye bir kızı anasının dizi dibinde, öğretmenin aklı ile büyümesi gerekirken onu zorla anasının koynundan alıp dağa getiren adama engel olamıyorsan, onun eline boyundan büyük silah verip onu eğitime tabi tutana hayatı dar edemiyorsa ne işe yararız. Kimin çocuğu olması önemli mi sizce. İsminin Zilan, Dilan, Mehmet, Ayşe olması önemli mi. Bunlar bizim çocuklarımız. Geleceğimizi çalıyorlar. Anne ve babaların umutlarını yok ediyorlar” şeklinde konuştu.

    Toplantıya Bakan Soylu’nun yanı sıra, Vali ve Belediye Başkan Vekili Tuncay Sonel, Jandarma Bölge Komutanı Tuğgeneral Vedat Çolak, İl Jandarma Komutanı Albay Sinan Şen, İl Emniyet Müdürü Doğu Ateş, muhtarlar ve kanaat önderleri katıldı.

  • Diyanet İşleri Başkanı Erbaş, STK temsilcileri ve kanaat önderleriyle bir araya geldi

    Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş, “Vahdet, toplumsal birlik demektir. İslam’ın özünde hem tevhid vardır hem vahdet vardır. Birlik ve beraberlik vardır” dedi.

    Diyanet İşleri Başkanı Erbaş, Tunceli’de çeşitli sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ve kanaat önderleriyle bir araya geldi. Diyanet İşleri Başkanı Erbaş, Tunceli’nin Sahabi döneminde İslam’a kapılarını açmış olan bir bölgenin şehri olduğunu söyledi.

    İslam dininin barış dini olduğunu ifade eden Erbaş, “Bizim inancımızın, medeniyetimizin en önemli unsurlarından birisi muhabbettir. Müslüman muhabbet, barış, sevgi insanı demektir. Biz, sevgi medeniyetinin çocukları, sevgi medeniyetinin mensuplarıyız. Ahmet Yesevi’den Hacı Bektaş’a, Baba Mansur’dan Ağuiçen’e, Horasan ve Anadolu ile evliyanın temsil ettiği irfan yolu; Anadolu’muzun ve Balkanların gönül dünyasına asırlardır hitap etmiştir” ifadelerini kullandı.

    Erbaş, medeniyetimizdeki irfan geleneğinin canlılığını sürdürdüğünü dile getirerek şöyle konuştu:

    “Hak Muhammed Ali anlayışıyla Allah’ın varlığını ve birliğini, rahmet Peygamberi Hazreti Muhammed’in peygamberliğini, Hazreti Ali Efendimizin evliyanın piri olduğunu esas alan geleneğimiz, bin yıldan beri Anadolu’muzun önemli unsurlarındandır. İrfan geleneğimizin ‘Edeb Yâ Hû’ kalıbıyla ifade ettiği eline, diline, beline sahip olma düsturunu esas kabul edip, hayatı anlamlandıran ocaklarla devam eden bu geleneğimiz, bugün de canlılığını sürdürmektedir. Kelime-i tevhidlerin, “Hû”ların çekildiği bu erkanlar geçmişten günümüze tekke ve dergahlar gibi kurumsal mekanlarda ya da yeteri büyüklükteki evlerde icra edilmiştir. Başkanlığımız günümüzde farklı sosyo-kültürel etkinliklerle birlikte Hakk Muhammed Ali anlayışına dayalı geleneğimiz ve edeb erkanının yürütüldüğü söz konusu yapıların mecrasında faaliyetlerinin tarihimize ve dini geleneğimize sahip çıkma anlamında önemli görmektedir.”

    “İslam’ın özünde hem tevhid vardır hem vahdet vardır”

    Tevhid ve vahdetin İslam’ın en önemli unsurlarından olduğunu belirten Erbaş, “Vahdet, toplumsal birlik demektir. İslam’ın özünde hem tevhid vardır hem vahdet vardır. Birlik ve beraberlik vardır” ifadelerini kullandı.

    Erbaş, “Ülkemizin en zor anlarında müftülerimiz, görevlilerimiz, imamlarımız, dedelerimiz, kanaat önderlerimiz hep el ele vermedik mi? Ülkemizi işgal etmeye kalkanları birlikte püskürtmedik mi? 7 cephede birlikte göğüs göğse savaşmadık mı?” dedi.

    Diyanet İşleri Başkanlığının tüm personeliyle birlikte millete hizmet etmeye çalıştığını kaydeden Erbaş, şöyle konuştu:

    “Birliğin, beraberliğin en iyi gösterildiği yer, ülkemizde, vatanımızda, bayrağımızla, milletimizle ilgili herhangi bir sorun olduğunda omuz omuza gayret etmemiz, mücadele etmemizdir. 15 Temmuz gibi bir karanlık gece, bir işgal girişimi yaşadık. O zaman birlikte olduk, beraber olduk. O kötü günleri, Allah bir daha göstermesin inşallah. Çoluğumuzla, çocuğumuzla, gencimizle, yaşlımızla, kadınımız ve erkeğimizle hep birlikte vatanımızın hem huzuru hem maddi ve manevi kalkınması için hep birlikte olacağız.”

    Erbaş’ın konuşmasının ardından bazı katılımcılar söz alarak düşüncelerini paylaştı.

    Programa, Tunceli Valisi Tuncay Sonel, Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı Dr. Selim Argun, Din İşleri Yüksek Kurulu Başkanvekili Prof. Dr. Cenksu Üçer, Eğitim Hizmetleri Genel Müdürü Kadir Dinç, Yönetim Hizmetleri Genel Müdürü Haydar Bekiroğlu, İl Müftüsü Aşır Durgun’un yanı sıra çok sayıda STK temsilcisi ve kanaat önderi katıldı.

  • Diyanet İşleri Başkanı Erbaş, Bitlis’te kanaat önderleri ve STK’larla bir araya geldi

    Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş Bitlis ziyareti kapsamında polis evinde kanaat önderleri, din görevlileri ve STK’larla bir araya geldi.

    İlk olarak Bitlis Eren Üniversitesini (BEÜ) ziyaret eden Erbaş, daha sonra üniversitenin merkezi konferans salonunda 800’e yakın din görevlisi ile bir araya geldi. Ardından Bitlis’in Mutki İlçesine bağlı Koyunlu Köyünde bulunan Alaiyye Medresesini ve merkezde bulunan Geylani Medresesini ziyaret eden Erbaş, çalışmalar hakkında bilgiler aldı. Polis evinde düzenlenen yemeğe katılan Diyanet İşleri Başkanı Erbaş, yaptığı konuşmasında özellikle üniversite öğrencilerine sahip çıkılması gerektiğini söyledi.

    Medresenin akademiden, akademinin ise medreseden istifade etmesi gerektiğine vurgu yapan Erbaş, “Sivil toplum kuruluşları kanaat önderler o kadar önemli ki üniversiteler bir o kadar önemli şimdi her ilimizde bir üniversite var. Bitlis’te üniversitemizi ziyaret ettiğim zaman kaç öğrenci olduğunu sordum. 12 Bin’e yakın öğrenci var dediler. Bunlar bizim çocuklarımız Türkiye’nin her yerinden geliyorlar. Onlara bizim sahip çıkmamız lazım. İlahiyat Fakültesi öğrencilerimiz var aynı şekilde onlarında medrese ilminde istifade etmesi lazım. Medresenin de akademinde istifade etmesi lazım. Aynı noktaya doğru gayret ediyoruz. Amacımız Allah rızası için ilim elde etmektir. Diyanet İşleri Başkanlığında yapmış olduğumuz eğitim programları çerçevesinde ihtiyaç odaklı Kuran kursları programı diye bir program uyguluyoruz. Biz yediden öncede yetmişten sonrada Kuran kurslarımızda camilerimizde hocalarımızın her yaş grubunda talebeleri var diyoruz” dedi.

    Mayasının İslam ile yoğrulmuş bu milletin evlatlarının nasıl olurda dağa çıktığına dikkat çeken Diyanet İşleri Başkanı Erbaş, sözlerine şöyle devam etti:

    “Türkiye’de İlahiyat Fakültelerinin sayısı 102 oldu. Ben isterim ki bu fakültelere medreselerden istifade etmiş İmam Hatip Liselerinde ve İlahiyat Fakültelerinde okumuş bir şekilde hafızlığını yapmış ve İlahiyat Fakültesinde kürsüde tefsir derdi anlatıyor. Bu yüzden diyorum ki birbirimizin birikiminden istifade etmemiz lazım. Din eğitiminin sıkıntıya girdiği zamanlar 60 Bin’e kadar düşen İmam Hatip Lisesi öğrencisi sayısı şimdi 1 milyon 500 bini aşmış durumda. Şimdi nicelik tamam yani sayı itibari ile hem medreselerimizde, hem liselerimizde hem de fakülte ve üniversitelerimizde 1 Milyonlardan 5-6 Milyonlara çıktı sayımız. Dünyada nüfusu bizim üniversite öğrencilerimizde daha az olan ülkeler var. Bizim ülkemizde üniversite dahil tüm öğrencilerimizin sayısı 20 Milyon’un üzerinde. Yani 20 Milyonluk bir ülkeyi orta derecede yani büyük bir ülke olma yolunda sayıyorlar. Bizim öğren sayımız 100’ün üzerinde ülkeyle neredeyse eş değer. O zaman niteliğe önem vereceğiz. İyi yetiştirip kaliteye önem vereceğiz. Kalite bizim inancımızın temek noktalarından birisidir. Peygamber Efendimiz buyuruyor ki işi ehline vermediğiniz zaman kıyameti bekleyiniz diyor. O zaman bizim ehliyetli insanlar yetiştirmemiz lazım. Hangi alanda olursak olalım ehliyetli, nitelikli ve kaliteli insanlar yetiştirmemiz lazım. Sahip çıkalım gençlerimize sahip çıkalım çocuklarımıza biz sahip çıkmazsak başkaları sahip çıkıyor. Hem de bir takım inkarcı ideolojiler dinden uzak ideolojiler sahip çıkıyor. Bu bölgeler Hz. Ömer dönemlerinde fetih edildi. Yani o gün bugündür mayası İslam ile yoğrulmuş olan bu milletin çocuklarını inkarcı bir ideoloji nasıl elde edipte dağa çıkarabiliyor, yanlış yerlere gönderebiliyor yönlendirebiliyor. Medrese alimleri, İmam Hatipliler ve fakülteliler olarak kendimizi muhasebeye çekmemiz lazım.”

  • Vali Toprak Şemdinli’deki kanaat önderleri ile bir araya geldi

    Irak sınırında bulunan Hakkari’nin Şemdinli ilçesi Üzümkıran bölgesindeki kanaat önderleri Hakkari Valisi Cüneyit Orhan Toprak’ı ziyaret etti.

    Valilik toplantı salonunda Şemdinli’deki kanaat önderleri ile bir araya gelen Vali Toprak, uzun yolda gelen kanaat önderlerine teşekkür etti. Birlik bütünlüğü temin etmek sürdürmek amacıyla, muhtarlar, ekonomik temsilcilerle, işadamları, kanaat önderleri ve gerekse reis olarak adlandırılan kişilerle zaman zaman bir araya geldiklerini söyleyen Vali Toprak, bundan da neticelerini aldıklarını söyledi. Vali Toprak, ”İki yılık görev süresinde bu toplantıların büyük faydalarını gördüm. Devletimiz de zaten bunu teşvik ediyor. Cumhurbaşkanımız olsun, İçişleri Bakanımız olsun halkla ilişkilere çok önem veriyor. Bizde onların göstermiş olduğu duyarlılığa vatandaşlarımız, kanaat önderlerimiz, işadamlarımızla, muhtarlarımızla, STK temsilcileri ve spor önderleri ile bir araya gelmekten büyük keyif alıyoruz. Bu vesile ile hem yerindeki sorunları vatandaşlardan birinci ağızdan duymuş oluyoruz. Dertlerini, sıkıntılarını ve sevinçlerini bunları öğrenmiş oluyoruz. Birlikte istişare yaparak bunlara nasıl çözüm bulacağımızı değerlendirmiş oluyoruz. Tabi ki arkasında bizim yönetim anlayışın da bir gereği olarak burada alınan kararları, düşünceleri, önerileri takip ederek netice almaya gayret harcıyoruz. Burada konuşu dağılmıyoruz bunların neticelerini alıyoruz. İlimizde özeliği olan bu tip toplantıların ben çok büyük faydalarını gördüm. Bugünde Üzümkıran bölgesindeki kanaat önderlerimiz; vatandaşlarımız bize ziyaret gerçekleştirmişler hepsine ayrı ayrı teşekkür ediyorum” dedi.

    Kanaat önderlerinin başında bulunan Ak Parti 26. Dönem Hakkari Milletvekili adayı Mehmet Fırat ise, kendilerine zamanlarını ayıran ve yakından ilgilenen Vali Cüneyit Orhan Toprak’a şükranlarını sunduklarını söyledi.

    Fırat, ”Valimizle bir araya gelmememiz ilk değil, haftada bir araya gelme fırsatımız oluyor. Valimiz sürekli halkla iç içedir. Halkla iç içe olmasını mutluluğunu yaşıyoruz. Hakkari il genelinde terörle mücadele de olsun, yapılan hizmetlerde olsun yaptığı çalışmalar takdire şayandır. Valimizin çalışmalarından memnunuz. Şemdinli ilçesi Üzümkıran köyünde yaptığı yatırım ve hizmetlerden ötürü kendisine şükran ve minnet borçlu olduğumu belirtmek istiyorum” dedi.