Etiket: Kampüsünü

  • Bahçeşehir Okulları 81. kampüsünü Samsun’da açtı

    Bahçeşehir Okulları’nın Samsun’daki ikinci kampüsü olan “19 Mayıs Kampüsü”nün açılışına katılan Gençlik ve Spor Bakanı Akif Çağatay Kılıç, “Meclisimize gelip inceleme yapan yabancı devlet adamları da keşke daha önce gelseymişiz söylemlerinde bulundular. Geç geldiklerini ve bizlere karşı ayıp ettiklerini söylemek zorunda kalmışlardır” dedi.

    Bahçeşehir Okulları 19 Mayıs Kampüsü’nün açılış törenine Gençlik ve Spor Bakanı Akif Çağatay Kılıç, CHP Samsun Milletvekili Hayati Tekin, Büyükşehir Belediye Başkanı Yusuf Ziya Yılmaz, Adalet Komisyonu Başkanı Kemal Alver, Bahçeşehir Uğur Eğitim Kurumları Başkanı Enver Yücel, AK Parti İl Başkanı Muharrem Göksel, İl Emniyet Müdürü Vedat Yavuz, İl Milli Eğitim Müdürü Coşkun Esen, Atakum Belediye Başkanı İshak Taşçı, İlkadım Belediye Başkanı Erdoğan Tok, TSO Yönetim Kurulu Başkanı Salih Zeki Murzioğlu, iş adamları, veliler ve öğrenciler katıldı.

    Anaokulundan itibaren STEM eğitimiyle geleceğe hazır bireyler yetiştiren Bahçeşehir Okulları’nın Samsun’daki yeni kampüsünde anaokulu, ilkokul ve ortaokul öğrencileri eğitim görecek. Bin 340 öğrenci kapasiteli kampüste tam donanımlı bilim laboratuvarı, müzik, resim, teknoloji, tasarım atölyeleri ve STEM Center bulunuyor. Kapalı spor salonu ve yarı olimpik yüzme havuzunun da bulunduğu kampüs, Bahçeşehir Okulları’nda verilen kaliteli eğitimi fiziksel olanaklarıyla destekliyor.

    “11 bin öğretmenimizden fire vermedik”

    Törende Bahçeşehir Okulları Karadeniz Bölge Koordinatörü Savaş Boyar’ın açılış konuşmasının ardından kürsüye çıkan Bahçeşehir Uğur Eğitim Kurumları Başkanı Enver Yücel, “Bahçeşehir Uğur Eğitim Kurumları, eğitim yatırımlarına devam ediyor. Hem Türkiye’de hem de yurt dışında devam ediyor. Şu anda 185 eğitim kurumumuzla Türkiye’de 120 bine yakın öğrenciye hizmet veriyoruz. 11 bin çalışan öğretmenimiz var. Gururla şunu söylemek istiyorum, 11 bin öğretmen içerisinde biz bir tane bile fire vermedik. Hepsi de sağlam, temiz, vatan, millet için çarpışan öğretmenlerden oldu. Onun için arkadaşlarıma bu titizlikten dolayı çok teşekkür ediyorum. 15 Temmuz’da Türkiye karanlık bir gece yaşadı. Keşke bunlar olmasaydı ve bizde Ankara’daki okulumuzun adını 15 Temmuz adını koymasaydık. Ama halkın o milli mücadelesi, polisimiz ve askerimiz ile birlikte verdi ve Türkiye böyle bir karanlık emellere alet olmaksızın darbe girişimini püskürttü” dedi.

    Eğitimcilerin bir yerden direktif alamayacağını, sadece öğrencilerini yetiştirmesi gerektiğini belirten Yücel, “Bizim işimiz eğitim. Eğitimciler bir yerden direktif almaz. Eğitimcinin yolu bellidir. Öğrencilerinin hizmetindedir. Öğrencilerini yetiştirir. Bizim kendi okullarımızın kendi bir duruşu vardır. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin, Milli Eğitim Bakanlığı’nın temel yasaları öngörülerek bu hedefte devam ederiz. Öğrencilerimiz memleket sevsin, milletini sevsin. Değerlerine, kültürüne ve medeniyetine önem versin. Bu temelleri açtıktan sonra evrensel dünyaya açık olsun istedik. Eğer sizler ve bizler bu temel yapıları oluşturamazsak, bunun üzerine öğretim inşa edersek biz onlara teknoloji öğretebiliriz, uçakta yaptırabiliriz ama o temel değerleri vermezsek, işte o Meclisimiz bombalanır. Onun için bizim önceliğimiz insan olmaktır, ahlaktır, vicdandır ve cumhuriyetimizin temel ilkeleridir. Biz bunları yaptıktan sonra öğretime geçeriz. Öğretimde de hedefimiz 21. yüzyıl becerilerini çocuklara kazandırmaktır” diye konuştu.

    Samsun’da özel eğitim kurumlarının artmaya devam ettiğini ifade eden Büyükşehir Belediye Başkanı Yusuf Ziya Yılmaz ise, “Buranın karşı tarafı da boş. İlerleyen günlerde burası belki bir üniversite kompleksi gibi olabilir. Bundan 15 sene önce çeşitli bilim insanları ve eski Devlet Bakanı Atilla Karaosmanoğlu Samsun’a geldiğinde ona yeni belediye başkanı olduğumu ve Samsun’u önümüzdeki süreç içerisinde yapmam için tavsiye edecekleri bir şey olup olmadığını sorduğumda bana ilk yapmam gereken şeyin özel eğitim olduğunu söyledi. Ondan sonra özel eğitim merkezleri Samsun’un her tarafında açılmaya başladı. Daha özeli sağlık hizmetleri Samsun’da inanılmaz boyutta gelişti. Neredeyse devletin hastanelerindeki yatak kapasitesi kadar özel sektör hastanelerinde yatak var. Bu gelişmiş bir alt yapı tesisleri ile birlikte oldu” şeklinde konuştu.

    “Samsun’un Türkiye için ayrı bir önemi var”

    Konuşmasına 3 Eylül’de Çukurca’da gazi olan Yavuz Mete’nin bu akşam şehitlik mertebesine ulaştığını söylemesiyle başlayan Gençlik ve Spor Bakanı Akif Çağatay Kılıç, “Kendisine Allah’tan rahmet, ailesine sabırlar, milletimize başsağlığı diliyorum. Rabbim inşallah mekanını cennet eylesin. Samsun’un ülkemiz için çok ayrı bir önemi var. Samsun Milli Mücadele’nin ilk adımının atıldığı ilimizdir. Gazi Mustafa Kemal, İlkadım ilçemizde Samsun’a ayak basıyor. Oradan istiklal ateşini yakarak Meclisimizin açılışına, Cumhuriyetimizin ilanına ve 2023 yılında Cumhuriyetimizin 100. yılına muasır medeniyetler seviyesine hep beraber taşıyacağımız Türkiye Cumhuriyeti devletimiz kurulmuş oluyor. Samsun’un Karadeniz’in en büyük şehri olması, en geniş alana sahip olması sebebiyle gerçekten en önemli illerimizden birisidir. Türkiye’nin sayılı tarım illerinden ve aynı zamanda çok önemli bir medikal sanayisi vardır. Bunların gelişmesi için sanayi ile beraber atılacak adımlardan biri, gençlerimizin kendilerini yetiştirebilecekleri bu tip eğitim kurumlarının kurulmasıdır” dedi.

    Bakan Kılıç şöyle devam etti:

    “FETÖ’nün 15 Temmuz’daki darbe girişiminden bu yana neredeyse 2 ay geçti. Keşke 15 Temmuz olmasaydı. Fakat 15 Temmuz gecesinden çıkaracağımız çok önemli sonuçlar var. Nasıl ki 19 Mayıs’ta bu ülke, bu millet Gazi Mustafa Kemal’in önderliğinde esarete ‘hayır’ dediyse, 15 Temmuz gecesi bu millet kesinlikle teröre, devletini yıkmaya çalışanlara, Cumhuriyetini, demokrasisini, hukuk düzenini yıkmaya çalışanlara geçit vermeyeceğini tüm dünyaya haykırdı. Cumhurbaşkanımızın çağrısı, Başbakanımızın daveti ile akın akın sokaklara inen her vatandaşımız, biz Samsun’da da tüm siyasi parti il başkanları ile beraber ve tüm farklı noktada duran vatandaşlarımızın katılımı ile bir miting de yaptık. 15 Temmuz gecesi de 81 ilimizde olduğu gibi Samsun’da da birdik beraberdik, hiçbir farklılığımız yoktu ve tek bir şey söylüyorduk. Bu devletin milletin geleceğini biz bir avuç teröriste teslim etmeyeceğiz ve etmedik. Buradan çıkaracağımız çok farklı dersler var. Biz eğitimlerimizi, öğretimlerimizi hayata geçirirken medeniyetlerimizin, geleneklerimizin, inancımızın gereği olan ve kültürümüzden gelen bu özelliklerimizi de geleceğe taşıyacağız. Çünkü 15 Temmuz gecesi gözünü kırpmadan canını veren 251 şehidimizin ortaya koyduğu duruş medeniyetlerinden aldıkları, inançlarından aldıkları ve bu milletin, bu devletin hainlere teslim edilmeyeceğinin en büyük göstergesiydi.”

    “Fırat Kalkanı operasyonu başarılı bir şekilde sürüyor”

    Fırat Kalkanı operasyonunun başarılı bir şekilde sürdüğünü belirten Bakan Kılıç, “Bugün Türk Silahlı Kuvvetlerimiz bu hain darbe girişiminin üzerinden henüz 2 ay geçmeden çok önemli bir harekatı Fırat Kalkanı operasyonunu çok başarılı bir şekilde Suriye’de icra etmektedir. DAİŞ teröristlerine karşı, El Kaide teröristlerine karşı, El Nusra, YPG, PYD teröristlerine karşı bu ülkenin, bu vatanın 910 kilometre sınırını korumaktadır. Uluslararası haklarımızdan kaynaklanan meşru müdafaa hakkımızı kullanmaktadır. 15 Temmuz gecesi sonrası bazıları TSK’nın bu tramvayı atlatamayacağını ve uzun süre toplanamayacağını düşünmüşlerdi. Bu milletin evlatları bunun böyle olmadığını ve TSK’nın içerisine sızmış olan bu hainlerin ayıklandıktan sonra ne güçte olduğunu tüm dünyaya göstermiştir. Tüm güvenlik güçlerine Rabbim muvaffakıyetler versin. İnşallah ve şu anda emniyet teşkilatımız, yargımız son derece kararlı bir şekilde ve hiçbir şekilde müsamaha göstermeksizin adaletle bu terör örgütünün de üzerine gitmektedir. Bizler Başbakanımızın da dile getirmiş olduğu gibi en ince ayrıntısına kadar bizler elimizdeki tüm verileri hata yapmamak için en ince ayrıntısına kadar değerlendirerek kararlı bir şekilde yürüyüşümüze devam ediyoruz. Bu noktada milletimize karşı bir sorumlulukla karşı karşıyayız. Milletimiz 15 Temmuz gecesi milli iradeyi temsil eden siyasilere bir ve beraber olarak milletin karşısında durmaya çalışanlara, ihanet edenlere beraberce cevap verin demiştir. 7 Ağustos ruhu işte bunu ortaya koymuştur. Yenikapı’da Cumhurbaşkanımız, Meclis Başkanımız, Başbakanımız, CHP Genel Başkanı, MHP Genel Başkanı, Genelkurmay Başkanımız, ülkemizin milletimizin en üst noktasındaki temsilcilerinin bir araya geldiği ve hep beraber dünyaya bu millet, geleceğe beraber yürüyecek haykırışını yaptıkları bir gün olmuştur. Bizim üzerimizde bunun sorumluluğu vardır. Bu noktadaki kararlı duruşumuz da devam edecektir” ifadelerini kullandı.

    “Meclisimizi geç ziyaret edenler ayıp ettiklerini söyledi”

    15 Temmuz’da bombalanan TBMM’yi geç ziyarete gelenlerin ayıp ettiğini söylediklerini belirten Bakan Kılıç, sözlerini şöyle tamamladı:

    “Diğer siyasi partilerden farklı düşündüğümüz konular da var. Farklı düşündüğümüz konular olmasaydı zaten Meclis’te ayrı partilerde siyaset yapmıyor olurduk. Bu farklılıklar 2023, 2053 ve 2071 hedeflerine ulaşmamız için belirleyeceğimiz yöntemlerin müzakere yollarını açan şeylerdir. Yoksa bizim hedeflerimiz aynıdır. Hedeflerimiz, bu aziz milletimizin ve cennet vatanımızın en üst seviyelerde olmasıdır. G20 Liderler Zirvesi’nde Cumhurbaşkanımızın 15 Temmuz gecesi yaşananları tüm dünyaya birinci elden tekrar anlatma imkanı olmuştur. Buradan Batı dünyasına da seslenmek istiyorum. Bir araya gelmiş olduğunuz Avrupa Birliği değerleri söz konusu olduğunda konuşmaktan asla geri durmuyorsunuz. Bu doğrudur. Avrupa Birliği’ne üyelik sürecinde AK Parti hükümetlerinde yapılan çalışmalar ortadadır. 15 Temmuz gecesi demokrasi, hukuk ve millete karşı silah çekenlere, bu devleti yıkmaya çalışanlara karşı bu milletin yanında durmalılar. Darbeyi önledikten hemen sonra bu darbeciler ne oldu düşüncesine kapıldılar. Öncelikle seçilmiş Cumhurbaşkanı’nın, Başbakan’ın, milletvekillerinin ve siyasi partilerin durumunu sormalıydılar. Öncelikle değerlendirilmesi gerekenler bunlardı. Demokrasimizin ne kadar sağlam olduğunu görmeleri gerekmekteydi. Ondan sonra farklı noktalardaki konular üzerine konuşmalıyız. Meclisimizin hainler tarafından bombalandığı o gece tüm siyasi partilerimizin milletvekilleri oradaydı. Gazi ve aziz Meclisimizin dimdik ayakta durduğunu tüm dünyaya göstermişlerdir. Bunu görmeliler. Meclisimize gelip inceleme yapan yabancı devlet adamları da ‘keşke daha önce gelseymişiz’ söylemlerinde bulundular. Geç geldiklerini ve bizlere karşı ayıp ettiklerini söylemek zorunda kalmışlardır. Keşke onlar bunları söylemek zorunda kalmasaydı, biz de onlara niye geç geldiniz demek zorunda kalmamış olurduk. Gelecekte bu tür adımları erken atmaları konusunda bu olay onlara ders olmuştur diye düşünmekteyim.”

    Konuşmaların ardından kampüsün açılışı yapıldı. Açılışın ardından Bakan Kılıç ve beraberindekiler kampüsü gezerek bilgi aldılar.

  • Rektör Özer, Çaycuma Kampüsünü Ziyaret Etti

    Bülent Ecevit Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mahmut Özer, Üniversitenin Çaycuma Kampüsünde incelemelerde bulundu.

    Özer Çaycuma Kampüsünde bulunan Sivil Havacılık Yüksekokulu, Mühendislik Fakültesi Gıda Mühendisliği Bölümü ve Çaycuma Meslek Yüksekokulunda (MYO) sürdürülen akademik ve bilimsel çalışmalar ile fiziki düzenleme çalışmaları hakkında bilgi aldı. Çaycuma Kampüsünün pek çok disiplini bir araya getiren akademik yapısının yanı sıra çevre düzenleme çalışmalarının tamamlanması ile örnek bir eğitim merkezi haline dönüşüyor.

    Bülent Ecevit Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mahmut Özer, incelemelerde bulunmak üzere Çaycuma Kampüsünü ziyaret etti. Üniversitenin ilçelerde bulunan kampüslerini sık sık ziyaret eden ve buralarda sürdürülen eğitim, araştırma ve yenileme çalışmalarını yakından izleyen Rektör Özer, Çaycuma’da bulunan Mühendislik Fakültesi Gıda Mühendisliği Bölümü, Çaycuma Meslek Yüksekokulunun tüm programlarının ve önümüzdeki dönemlerde öğrenci kabul etmeye başlayacak olan Sivil Havacılık Yüksekokulunun bölümleri ile aynı kampüste hizmet veren Sakine-Şevki Yurtbay Gıda Teknolojileri Uygulama ve Araştırma Merkezinin ilçenin geleceği için önemli yatırımlar olduğunu söyledi.

    Rektör Prof. Dr. Mahmut Özer, ziyarette ilk olarak Çaycuma MYO Müdürü Yrd. Doç. Dr. Hikmet Yazıcı’dan çalışmalar hakkında bilgi aldı. Kampüs çevre düzenleme çalışmaları kapsamında spor alanlarında sürdürülen yenileme çalışmalarının kısa süre içinde biteceğini ve öğrencilerin ders dışı zamanlarını spor yaparak geçirmeleri için en sağlıklı koşulları oluşturmak hedefinde olduklarını belirten Özer, Sivil Havacılık Yüksekokulu Müdürü Doç. Dr. Umut Güneş Sefercik’ten bölüm, program, akademisyen sayısı, 2016 yılında alınacak öğrenci sayıları gibi konularda bilgi aldı. Özer yaptığı değerlendirmede, “Sivil Havacılık günümüzde çok önemli bir sektör. Bu alanda bir yüksekokul açarak yetişmiş insan kaynağına destek vermek istiyoruz. Akademik ve fiziki alt yapı çalışmalarımız tamamlandığında öğrenci kabul etmeye başlayacağız. Bu alanda kullanılan son teknoloji ürünü teknik donanıma sahip bir yüksekokulda, gerek bilgi gerek deneyim anlamında yetişmiş bireyleri sektöre kazandırmayı hedefliyoruz” dedi.

    Rektör Prof. Dr. Mahmut Özer, akademik faaliyetlerini Çaycuma Kampüsünde sürdüren Mühendislik Fakültesi Gıda Mühendisliği Bölümü ile hayırsever işadamı Zeki Yurtbay tarafından yaptırılan Sakine-Şevki Yurtbay Gıda Uygulama ve Araştırma Merkezi (GIDAMER)de de bir dizi incelemelerde bulundu. Mühendislik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Orhan Uzun ile Gıda Mühendisliği Bölüm Başkanı Yrd. Doç. Dr. Duygu Özge Okur’dan bölümün çalışmaları hakkında, GIDAMER’de devam eden ve planlanan projeler konusunda ise Merkez Müdürü Özge Algan Cavuldak’dan bilgi alan Rektör Özer, Gıda Mühendisliği Bölümünün 2014 yılında kurulduğunu ve 2014-2015 Akademik Yılında ilk öğrencilerini kabul ederek kısa sürede eğitim ve öğretim hizmetine başladığını vurguladı. Özer Bölümün akademisyenleri ve öğrencileri ile bir araya gelerek bir süre sohbet etti. Öğrencilerin talep ve önerilerini dinleyen Özer, Bölümün ve GIDAMER’in laboratuvarlarını gezdikten sonra Kampüsten ayrıldı.

  • Esnaf Sanatkarlar Odalar Birliği Üniversite Kampusünü Gezdi

    Adıyaman Esnaf Sanatkarlar Odalar Birliği Başkanı Ziya Duranay ve yönetim kurulu üyeleri Adıyaman Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Talha Gönüllü’yü ziyaret etti.

    Rektörlük makamında gerçekleşen ve Adıyaman Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Seyit Temir’in de hazır bulunduğu ziyarette Adıyaman Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Talha Gönüllü ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getirerek teşekkür etti.

    Adıyaman Esnaf ve Sanatkarlar Odası Başkanı Ziya Duranay ve yönetim kurulu üyeleri ise Adıyaman Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Talha Gönüllü’ye teşekkür ederek üniversitede yapılan çalışmalar hakkında bilgi aldı.

    Ziya Duranay Adıyaman Üniversitesi’nin son yıllarda büyük bir gelişme gösterdiğini, Adıyaman’ın gurur duyabileceği bir kurum haline geldiğini belirterek, bu konuda büyük çaba gösteren Rektör Gönüllü’ye ve çalışma arkadaşlarına teşekkür etti.

    Rektör Gönüllü daha sonra, Duranay ve yönetim kurulu üyeleri ile birlikte kampüs alanında yapılan Minyaman ile Adıyaman Evi’ni ve yapımı devam eden Adıyaman Üniversitesi camisini gezerek bilgi aldı.

  • Adalet Bakanlığı Basın Mensuplarına Sincan Cezaevleri Kampüsünü Gezdirdi

    Adalet Bakanlığı basın mensuplarına Sincan Cezaevleri Kampüsü’nde F Tipi, kadın ve çocuk cezaevi ile örnek iş atölyesi gezisi düzenledi.

    Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürü Enis Yavuz Yıldırım’ın katılımıyla Sincan Cezaevleri Kampüsü’nde F Tipi, kadın ve çocuk cezaevi gezisi ile örnek iş atölyesi gezisi gerçekleştirildi. Gezi öncesi yaptığı konuşmada Yıldırım, “Programın düzenleme amacı Türkiye’de son 10 yıldır devam eden ceza infaz alanında yürütülen ciddi değişim ve reform çalışmalarının uygulama alanında paylaşılması. Şuan itibariyle Türkiye ceza infaz kurumlarında 173 bin hükümlü ve tutukluyu barındırıyoruz. Bunlar yaklaşık 51 bin personelimiz ile biz bu hizmeti yürütmeye çalışıyoruz. Bu mevcudun yine önemli bir bölümünü teşkil eden yaklaşık 6 bin 500 tutuklu ve hükümlüyü de şuanda içerisinde bulunduğumuz Sincan Ceza İnfaz Kurumları Kampüsünde barındırıyoruz. Hiç şüphesiz çağdaş bir infaz hizmetinin olmazsa olmazı alt yapı olan fiziki yapılardır. Bu sebeple son 10 yıllık değişim, dönüşüm hareketinin ilk adımı fiziki yapıların iyileştirilmesidir. Hiç şüphesiz temel infaz anlayışının değişmesinden sonra fiziki yapıların iyileştirilmesidir” diye konuştu.

    “ÖNÜMÜZDEKİ YILLARDA 2015-2019 YILLARI ARASINDA 142 CEZA İNFAZ KURUMUNUN DAHA KAPATILMASI PLANLANMAKTADIR”

    “Geçtiğimiz 2002-2015 yılları arasında 260 ceza infaz kurumumuz kapatılarak yerlerine daha yüksek kapasiteli 106 ceza infaz kurumu yapılmıştır” ifadesini kullanan Yıldırım, “Önümüzdeki yıllarda 2015-2019 yılları arasında 142 ceza infaz kurumunun daha kapatılması planlanmaktadır. Eski ceza infaz kurumlarının kapatılmasının infaz açısından sebebi alt yapı olarak çağdaş infaz hizmetlerinin verilmesine müsait olmayışı, kişi hakları açısından uygun elverişli alt yapıya sahip olmamaları, bina olarak fiziki olarak ve mimari olarak çağ dışı kalmış olmalarıdır” dedi.

    “SİNCAN CEZA İNFAZ KURUMLARI KAMPÜSÜNDE GEÇTİĞİMİZ YIL AÇTIĞIMIZ T TİPİ CEZA İNFAZ KURUMUYLA BİRLİKTE 9 KURUMUMUZ BULUNMAKTADIR”

    Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürü Yıldırım, konuşmasını şöyle sürdürdü:

    “Sincan Ceza İnfaz Kurumları Kampüsünde geçtiğimiz yıl açtığımız T tipi ceza infaz kurumuyla birlikte 9 kurumumuz bulunmaktadır. Bunların 2’si F tipi yüksek güvenlikli kurumlarımızdır. 2 tanesi L tipi diye adlandırdığımız mimariye sahiptir. 1 T tipi cezaevimizi yeni açtık. 1 kadın kapalı cezaevimiz bulunmakta. Türkiye’de halihazırda 3 yerde bulunan çocuk ceza infaz kurumlarımızdan birisi de kampus içerisinde. Çocuk açık cezaevi olarak ifade edilen tanımlanabilecek 1 çocuk eğitim evimiz bulunmakta kampus içerisinde. Bu eğitim evinden 1 tanede İstanbul’da var. Birde kampusun açık ceza infaz kurumu var. Burada da özellikle ziyaretimizin sonunda bası atölyelerine ziyarette bulunacağız. İçerisinde bulunduğumuz kampus 2 milyon 500 bin metrekare üzerine kurulu. Burada yaklaşık 2 bin 500 personelimiz görev yapıyor. bunların yaklaşık 75’i uzman personel, öğretmen, psikolog ve sosyal çalışmacılardan oluşuyor. Kampuse günlük bin 500 ile 2 bin arasında ziyaretçi geliyor. 640 tane lojmanımız var personelle ilgili. Kampuste açık öğretim ortaokulundan lisesine kadar örgün eğitimine kadar toplam bin 169 öğrencimiz var. Bu kampus içerisinde yaklaşık 400 hükümlü ve tutuklu sigortalı olarak iş yurdu faaliyetlerinde çalışıyor.”

    Yeni cezaevi yapımında kampuslere öncelik verildiğini anlatan Yıldırım, “Gereceksiniz ki birçok hizmet daha derli toplu yürüyor. Daha kaliteli yürüyor ve yönetimi açısından kolaylıklar var. Bunların başında da sağlık hizmetleri geliyor. 1 kampus hastanesi var. Bu hastanede 15 hekim görev yapıyor. 10’u uzman olmak üzere. 33’de yardımcı sağlık personeli görev yapıyor. Bu kampus hastanemize ayık ortalama 3 bin 500 civarında hasta müracaatı var” şeklinde konuştu.

    ÇOCUK CEZA İNFAZ KURUMUNDA 307 ÇOCUK BULUNUYOR

    Basın mensuplarına ilk olarak çocuk ceza infaz kurumu gezdirildi. Ankara, İstanbul ve İzmir’de çocuk ceza infaz kurumu olduğunu belirten Yıldırım, “Halen yapımı devam eden 5 çocuk ceza infaz kurumu daha var. Bu kurumlar çocukların ihtiyaçları gözetilerek planlanmış kurumlar” dedi.

    Çocuklar için ödül olarak düzenlenen aile görüş odasında çocuklar aileleriyle birlikte bir ev ortamında bir gecelerini geçirebiliyorlar. Bu ödül çocuklara ayda birde verilebiliyor üç ayda bir verilebiliyor. Çocuk ceza infaz kurumunda 307 çocuk bulunuyor. 2015 yılında bu ödülü almaya hak kazanan 146 çocuktan 37’si aileleriyle vakit geçirebildi.

    Çocuk ceza infaz kurumunda bulunan derslikler ve resim atölyeleri de gezdirildi.

    İŞ ATÖLYELERİNDE HEM MESLEK EDİNİLİYOR HEM DE PARA KAZANIYORLAR

    Kadın kapalı ceza infaz kurumunda ise 389 tutuklu ve hükümlü olduğunu söyleyen Yıldırım, “İş yurtları açısından da kadınlarımızın meslek edinmeleri ve sosyal hayata hazırlanmaları açısından da zengin donanımı olan bir kurumumuz” ifadesini kullandı.

    İş yurtlarındaki mantı atölyesinde çalışan mahkumlardan 10 aydır atölyede çalıştığını kaydederek, hem para kazandıklarını hem de meslek edindiklerini anlattılar.

    Kadın Ceza İnfaz kurumunda avluya ve ortak sosyal yaşam alanına açılan 12 adet oda bulunuyor. Hükümlü ve tutuklular tek kişilik odalarda kalıyor ve sosyal yaşamlarını bir arada sürdürüyor.

    Cezaevi içerisinde bulunan SEGBİS odasıyla ilgili bilgi de veren Yıldırım, 221 cezaevinde 524 adet SEGBİS odası bulunduğunu ifade etti. Yıldırım, bu odalarda tutukluların duruşmalarıyla ilgili mahkemeye adliyeye gitmeyen mahkeme heyetiyle ifade vermelerini sağlayan bir sistem olduğunu bildirdi.

    F TİPİ CEZA İNFAZ KURUMU MEVCUDU 324

    2 Nolu F Tipi ceza infaz kurumunun en yüksek güvenlik segmentine sahip kurumlar olduğunu bildiren Yıldırım, “Tehlikeli adli hükümlü ve tutukluları barındırıyoruz. 324 mevcudumuz var” dedi.

    2 Nolu F tipi cezaevinde de avukatla görüşme yeri ve hükümlülerin odaları gezildi.

    “CEZA İNFAZ KURUMLARIMIZA SEÇİM SANDIĞI KURULUYOR”

    Yıldırım, “Taksirli suçlar hariç hükümlülerin oy kullanma hakkı yok. Dolayısıyla hükümlüler oy kullanamıyor. Ancak tutukluların ve taksirli suçlardan oy kullanma hakkını kullanabilmeleri maksadıyla ceza infaz kurumlarımıza seçim sandığı kuruluyor. Seçim günü oylarını kullanıyor” bilgisini de verdi.

    2 Nolu F Tipi Cezaevinin kamera kontrol odasında açılıp kapanan kapılar görülüyor cezaevi 200 adet kamerayla izleniyor.

    MOBİLYA ATÖLYESİNDE 100 HÜKÜMLÜ ÇALIŞIYOR

    Mobilya atölyesinde 100 hükümlü çalışıyor. Hükümlüler hem meslek sahibi oluyor, hem de üretimin içerisinde bulunuyor. Türkiye genelinde geçen sene 34 bin tutuklu ve hükümlü iş yurtları faaliyetlerinde sigortalı olarak çalıştı. Mobilya atölyesinde bu yıl 6,5 milyonluk ciro elde edildi.

    Atölye de çalışan mahkumlar önce eğitimden geçiyor. Cezaları tamamlanıp dışarıya çıkanları ise bu alanda deneyimli oldukları için özel sektör değerlendiriyor.

    Tekstil atölyesinde 10 aydır çalışan mahkumlardan bir tanesi atölyede çalışırken zamanın daha çabuk geçtiğini ve kendileri için iyi olduğunu ifade etti.

    PEMBE ODA UYGULAMASINDA 45 BİN KİŞİ EŞLERİYLE GÖRÜŞTÜ

    Cezaevlerinde bulunan tutuklu ve hükümlülere telefon görüşmesi, aile görüşme sürelerinin uzatılması ve eş görüşü gibi çeşitli ödüller veriliyor. 2013 yılından bu yana kadar 165 bin kişi bu ödülleri almaya hak kazandı. Bu ödüller içerisinde yer alan cezaevlerinde hükümlü ve tutukluların eşleriyle özel görüşmelerine olanak sağlayan pembe oda uygulamasıyla ise 45 bin kişi eşleriyle görüştü. Bu yıl ise 17 bin kişi eşleriyle görüştü.