Etiket: Kalmayın

  • Güneşin zararlı ışınlarına maruz kalmayın

    Uzmanlar, güneş ışınlarının yoğun olduğu saatlerde mümkünse dışarı çıkılmaması, açık hava aktivitelerinin ise güneş ışınlarının daha az yoğun olduğu 11.00 ile 16.00 saatlerinin dışında gerçekleştirilmesi gerektiğini söyledi.

    Güneş ışınlarının ekosistem için enerji kaynağı olma, D vitamini sentezi ve fototerapötik etkinlik gibi birçok faydalı etkisinin yanı sıra, kanser oluşumu, alerjik reaksiyonlar ve fotoyaşlanma gibi zararlı etkileri de bulunduğu açıklandı. Güneş ışınlarının deri üzerindeki olumsuz etkilerin önlenebilmesi için, etkili koruma ve güneş koruyucular konusunda toplumun bilinçlendirilmesinin de büyük önem taşıdığını belirten Acıbadem Bursa Hastanesi Deri Hastalıkları Uzmanı Dr. Selçuk Özdoğan, güneş ışınlarının yeryüzüne ulaşanlarından yarısı kızılötesi iken, geri kalanının büyük bölümü görünür ışık, yaklaşık yüzde 5’i ise UV ışınlarından oluştuğunu söyledi. İstenmeyen etkilerin kaynağı olan UV ışınlarından alınan zarar, maruz kalınma süresi ve sıklığı, ışınların yeryüzüne gelme açısı ve genetik olarak belirlenen deri fototipine bağlı olarak değiştiğine dikkat çeken Özdoğan, “Yeryüzüne ulaşan UV ışınları yüzde 5-10’u UVB; yüzde 90-95’i ise UVA olarak ikiye ayrılıyor. Güneş yanığından sorumlu olan UVB ışınlarının, fotoyaşlanma ile deri kanserlerinin gelişimi üzerine etkinliği de biliniyor. UVB ve UBV ışınlarına beraber maruz kalmak kanser riskini daha çok artırıyor. Fototoksik ve fotoalerjik reaksiyonlardan ise genellikle UVA sorumlu oluyor. UVC ışınlarının ise ozon tabakasında filtre edilmesiyle yeryüzüne ulaşmadığı kabul ediliyor” dedi.

    Güneşten korunmanın yaşamsal bir alışkanlık olması gerektiğini belirten Özdoğan, “Güneşli havalarda özellikle gölge alanlarda bulunmak gerekiyor. Güneşten öncelikle açık renkli ve sık dokunmuş giysiler kullanılması çok önemlidir. Şemsiye gibi gölgeliklerin altında da kum ve denizden yansıyan ultraviyole ışınlarının önemli miktarda zarar verdiğinin unutulmalıdır. Katarakt başta olmak üzere gözde hasara neden olan zararlı ışınlara karşı büyük ölçüde koruma sağlayan UV koruyuculu güneş gözlükleri tercih edilmesi gerekiyor. Güneş banyosundan uzak durulması, güneş ışınlarının yoğun olduğu saatlerde mümkünse dışarı çıkılmaması, açık hava aktivitelerinin güneş ışınlarının daha az yoğun olduğu 11.00 ile 16.00 saatlerinin dışında gerçekleştirilmesi gerekiyor. Tüm bu önlemlere ek olarak, açıkta kalan deri bölgelerini korumak için güneş koruyucu kremlerin kullanılması önem teşkil ediyor” dedi.

  • Skolyoz Tedavisinde Geç Kalmayın

    Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof.Dr.Cengiz Bahadır, ‘skolyoz’ diğer adıyla omurga eğriliği, omurganın sağa veya sola eğilmesi hususunda bilgi vererek, “Skolyoz tedavisinde geç kalmayın” dedi.

    “Skolyoz da omurga sağa veya sola doğru eğimlenirken aynı anda bir dönme de meydana gelir” diyen Prof.Dr.Cengiz Bahadır, “Normal bir omurgaya arkadan bakıldığında düz bir görüntüye sahiptir fakat skolyoz olan omurgada bir yada birkaç tarafa eğim vardır. Aynı zamanda skolyoz olan bir omurgaya yandan bakıldığında da sırtta kamburlaşma görülür. Skolyoz omurganın herhangi bir bölümünde tek başına görülebileceği gibi birden fazla bölümde de görülebilir” dedi.

    Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof.Dr.Cengiz Bahadır, skolyoz tipleri hakkında şu bilgileri verdi:

    “Skolyoz doğumsal olabileceği gibi herhangi bir sebep olmadan (idiyopatik) kendiliğinden de gelişebilir. Sık görülmemekle beraber altta yatan kas iskelet sistemi hastalığına bağlı olarak da skolyoz gelişebilir. İdiopatik yani birincil skolyoz bebeklikte ortaya çıktığı gibi ergenlik ve yetişkinlik dönemde de başlayabilir. Nöromusküler yani ikincil skolyozun sebebi birçok hastalık (serebral palsi, çocuk felci, kas hastalıkları) olabilir. Skolyozun ilerleyişi kişinin yaşı, cinsiyeti, eğriliğin tipi ve büyüklüğüyle farklılık gösterir. Skolyoz kız çocuklarında daha fazla görülmektedir. Hızlı büyümenin olduğu ergenlikte eğrilik hızlı ilerler. Eğer çift eğrilik varsa yani omurganın birden fazla bölümü etkilenmişse bu da skolyozun ilerleme potansiyelinin yüksek olduğunu gösterir.”

    Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof.Dr.Cengiz Bahadır, skolyoz belirtileri hakkında şöyle konuştu:

    “Başın bir tarafa doğru eğimli olması. Göğüs kafesinde asimetri. Kürek kemiklerinden birinin diğerine göre daha tümsek şeklinde olması. Kalçalar ve omuz seviyeleri eşit olmaması. Kollar ile vücut arasındaki mesafenin eşit olup olmaması. Bacak eşitliklerinin aynı olmadığından şikayet edilmesi. Skolyozda tanı? Skolyozun tanısı için dikkatli bir muayene ve basit bir röntgen filmi yeterlidir. Yalnız her eğrilik skolyoz değildir. Skolyozda vertebra eğimi 10 derecenin üzerinde olmaldır. Bunun altındaki eğrilikler skolyoz olarak sınıflandırılmaz. Skolyozda Tedavi? Skolyozda erken tanı önemlidir. 40-50 dereceye ulaşmış skolyozlar genelde cerrahi olarak tedavi edildiğinden bu aşamalara gelmeden tanı konması önemlidir. Erken tanı ile tedavi çok daha başarılı olmaktadır. Erken yaşlarda özelikle ergenlik öncesi dönemde eğrilik fazla ise kişiye özel korse kullanılabilir. Skolyozun tedavisi her zaman özel egzersiz programları ile yapılmaktadır. Bunlardan en önemlisi olan Schroth methodu, kendisi de skolyoz olan Katherina Schroth tarafından geliştirilmiştir. 1921 yılında Schroth tarafından uygulanmaya başlayan üç boyutlu egzersiz tedavisi günümüzde gelişerek ve başta Almanya olmak üzere birçok ülkede yaygınlaşarak uygulanmaya devam edilmektedir. Egzersizler özellikle skolyozlu omurganın konkav tarafına nefes alınması ve ayna karşısında kişinin deformitelerini düzeltme temeline dayanır. Kişi ayna karşısında öğretilen duruşlar ve egzersizler ile duruş kontrolünü sağlayarak, bu düzgünlüğü günlük yaşamında nasıl devam ettireceğini öğrenir. Günlük yaşam alışkanlıklarının değiştirilmesi, kamburluk ve çukurlukların düzeltilmesi. Kollar ile vücut arasındaki mesafenin eşit olup olmaması. Bacak eşitliklerinin aynı olmadığından şikayet edilmesi. Skolyozda tanı? Skolyozun tanısı için dikkatli bir muayene ve basit bir röntgen filmi yaterlidir. Yalnız her eğrilik skolyoz değildir. Skolyozda vertebra eğimi 10 derecenin üzerinde olmaldır. Bunun altındaki eğrilikler skolyoz olarak sınıflandırılmaz. Skolyozda Tedavi? Skolyozda erken tanı önemlidir. 40-50 dereceye ulaşmış skolyozlar genelde cerrahi olarak tedavi edildiğinden bu aşamalara gelmeden tanı konması önemlidir. Erken tanı ile tedavi çok daha başarılı olmaktadır. Erken yaşlarda özelikle ergenlik öncesi dönemde eğrilik fazla ise kişiye özel korse kullanılabilir. Skolyozun tedavisi her zaman özel egzersiz programları ile yapılmaktadır. Bunlardan en önemlisi olan Schroth methodu, kendisi de skolyoz olan Katherina Schroth tarafından geliştirilmiştir. 1921 yılında Schroth tarafından uygulanmaya başlayan üç boyutlu egzersiz tedavisi günümüzde gelişerek ve başta Almanya olmak üzere birçok ülkede yaygınlaşarak uygulanmaya devam edilmektedir. Egzersizler özellikle skolyozlu omurganın konkav tarafına nefes alınması ve ayna karşısında kişinin deformitelerini düzeltme temeline dayanır. Kişi ayna karşısında öğretilen duruşlar ve egzersizler ile duruş kontrolünü sağlayarak, bu düzgünlüğü günlük yaşamında nasıl devam ettireceğini öğrenir. Günlük yaşam alışkanlıklarının değiştirilmesi, kamburluk ve çukurlukların düzeltilmesi, mobilizasyon ve egzersiz bu tekniğin temel elementleridir. Egzersizler nefes temelli olduğu için yapılan çalışmalarda akciğer kapasitesinde iyileşme, eğrilikte azalma ve gövde duruşunda düzelme görülmüştür. Geleneksel skolyoz tedavilerine göre daha başarılı sonuçlar elde edilmektedir. Method her yaş grubunda uygulanabilmektedir. Genelde 15 seanslık bir egzersiz programı ile bu teknik hastaya iyice öğretilir ve hasta bu egzersizleri hiç bırakmadan uygulamaya devam eder. Bu egzersiz tekniği sayesinde özellikle çok ilerlememiş eğriliklerde son derece başarılı sonuçlar alınmaktadır.”