Etiket: kalması

  • Hayatta kalması kalp ve akciğer nakline bağlı

    Konya’nın Ereğli ilçesinde 16 yıldır KOAH ve kalp yetmezliği hastalığıyla mücadele eden 45 yaşındaki Salim Karabel’in hayatta kalabilmesi için kalp ve akciğer nakli olması gerekiyor.

    Ereğli ilçesinde ikamet eden üç çocuk babası Salim Karabel (45) 16 yıldır KOAH ve kalp yetmezliği hastalığı ile mücadele ediyor. Her iki hastalığının da son evresini yaşayan Karabel’in hayatta kalabilmesi için kalp ve akciğer nakli olması gerekiyor. Doktorlar tarafından hayatta kalmasına ihtimal verilmeyen Salim Karabel’in tek korkusu ailesinin sahipsiz kalması. Hastalığı nedeniyle 24 saat boyunca evinden dışarıya çıkmayan ve oksijen cihazlarına bağlı olarak hayatına devam eden Salim Karabel, Sağlık Bakanlığı yetkililerinden akciğer ve kalp nakli konusunda kendisine yardımcı olunmasını istiyor.

    “Kalbine takılan pil sayesinde ayakta durabiliyorum”

    2001 yılından beri rahatsız olduğunu ve hastalığının son evresini yaşadığını ifade eden Salim Karabel, “Bu nedenle acil nakil olmam lazım. Bana yardım edecek hastaneler ve yetkililerden gelecek olan güzel haberi bekliyorum. Hastalığımı fazla önemsemiyorum. Yaşamak istememin tek sebebi çocuklarımın istikbalidir. Ben ölürsem onların durumu ne olacak” diye konuştu.

    Kandaki oksijen seviyesinin düşük olduğunu, fazla karbondioksitin dışarı atılması gerektiğini de ifade eden Karabel, “Kalp nakli için müracaat ettim ve sıra gelene kadar kalbine takılan pil sayesinde ayakta duruyorum” dedi.

    “Geceleri kalkarak öldü mü diye kontrol ediyorum”

    Salim Karabel’in eşi 37 yaşındaki Utku Karabel ise “Eşimin akciğer ve kalp nakli olması gerekiyor. Ölmesinden çok korkuyorum. Yetkililerden yardım bekliyoruz. Maddi olarak bir sıkıntımız yok. Sadece hastane ve doktorlarımızdan gelecek olan güzel haberi bekliyoruz. Eşim dışarı çıkamıyor ve sürekli cihazlara bağlı olarak yaşıyor. Tek çaremiz eşimin nakil olmasıdır” şeklinde konuştu.

    Geceleri sürekli kalkarak eşinin ölüp ölmediğini kontrol ettiğini söyleyen Utku Karebel, “Sürekli gece kalktığımda eşim acaba nefes alıyor mu? Ölümü yoksa, canlı mı bulacağım diye kontrol ediyorum. O ölürse ben çocuklarıma nasıl bakarım. En büyük kızım evli, diğer ikisi erkek çocuğu olduğu için kendime güvenemiyorum. İnşallah en kısa sürede eşim nakil olur” diye konuştu

  • Patatesin destek dışı kalması çiftçiyi üzdü

    İnegöl Ziraat Odası Başkanı Sezai Çelik, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nca açıklanan destek formları arasında patatesin yer almamasının çiftçiyi üzdüğünü söyledi.

    Ziraat Odası Başkanı Sezai Çelik, havzalara göre model açıklanmaya başlandığını belirterek, “Biz şu anda Söğüt havzası diye adlandırılan bir havzadayız. Yenişehir ile aynı yerdeyiz. Uzun bir çalışma neticesinde bunları yapmışlar. Gördüğümüz eksiklikler var. Onları genel başkanımıza ilettik. Daha sonra vekillerimizle de paylaşacağız. Patates herhangi bir seferberlikte stratejik bir ürün değil midir? Ama bizim bölgemizde patatese destek çıkmamış. Bu çok büyük bir yanlış. Diğer bölgelerde de yok, bizde de yok. Patatesin kesinlikle desteklenmesi, çerezlik ayçekirdeğinin bu desteğe dahil edilmesini istiyoruz. Son zamanlarda bölgemizde kanola yaygınlaşmaya başladı. Yenişehir bölgesinde kanola ekimi yapılmakta. Kanolanın da aynı şekilde İnegöl’ün söğüt havzasına konulmasını rica ettik. Eksikleri gördüğümüz zaman söylüyoruz” dedi.

    İnegöl Belediye Meclisi’nin 21 metrekarelik kulübelerin 5 dönüm ve üzeri tarlalara yapılması kararını hatırlatan Sezai Çelik, “Kendilerini tebrik ediyorum, bu konunun arkasındayız. Çiftçi bize 2 dönüm bahçe tapusu getirdiğinde ya da kiralama getirdiğinde biz onu mevzuat gereği Ziraat Odası’na üye yapıyor ve çiftçi belgesi veriyoruz. Daha önce Büyükşehir Belediyesi’nin aldığı karara göre çiftçi belgesini götürdüğü zaman oraya kulübeyi koyabiliyordu, fakat burada İnegöl Belediyesi’nin aldığı kararla bu yanlıştan dönüldüğünü düşünüyorum. Zaten ovanın gitmesiyle ilgili sürekli serzenişte bulunuyoruz. Son zamanlarda OSB’nin kırsal yerlere gitmesiyle rahatlamış durumdayız. Maksadımız İnegöl ovasını korumaktır” diye konuştu.

  • Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu: “FETÖ’nün Amerika’da kalması, Amerika’ya da yaramaz, hiç kimseye de yaramaz”

    Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, FETÖ’nün ABD’de kalmasının kimseye yaramayacağını söyledi.

    Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci ile birlikte Denizli’de İl Teşkilatı İstişare Toplantısına katılan Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, ““FETÖ’nün Amerika’da kalması, Amerika’ya da yaramaz, hiç kimseye de yaramaz” dedi.

    AK Parti il Başkanı Necip Filiz ve partililer tarafından karşılanan iki bakan, selamlaştıktan sonra toplantı salonuna geçti.

    AK Parti Denizli İl Binası Toplantı Salonunda gerçekleşen istişareye, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, AK Parti Denizli İl Başkanı Necip Filiz, Denizli Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Zolan, ilçe belediye başkanları, parti teşkilat üyeleri ve basın mensupları katıldı.

    Bakanlardan önce AK Parti Denizli il Başkanı Necip Filiz ile Denizli Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Zolan birer konuşma yaptı.

    Darbe girişimi Türk ekonomisini etkilemediğini savunan Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, “O gece ile ilgili olarak, ben şunu söylüyorum. Bu vaka, dünyanın güçlü ülkelerinde birinde olsaydı, Amerika’da, İngiltere’de, Almanya’da, Fransa’da, Japonya’da olsaydı, üç ay, beş ay o bankalar kapalı olurdu. Ülke ekonomisi yıllarca yerle bir olurdu. Pazartesi günüden itibaren tüm sistem çalışıyordu. Çünkü milletin adamları, milletin emanetin canından aziz bilerek, savundu. Millet demokrasiyi ele aldı, hukukun üstünlüğünü ele aldı. Özgürlükleri ve insan haklarını, ne kadar hassasiyet varsa artık bu millet el koydu. Millet ülkeye el koydu, demokrasiye el koydu, her şeye el koydu. Bundan sonra kimse de yan gözle bakamaz. Bundan sonra sağımızı, solumuza gocunarak, bakmayacağız, önümüze bakacağız” dedi.

    Türkiye’nin yurt dışında daha iyi tanınması için çalışma başlattıklarını belirten Zeybekci, “Şimdi bir seferberlikle, Dışişleri Bakanımızın koordinatörlüğünde tüm dünyayı dolaşıyoruz. 26 ülkede aktiviteler yapacağız. 20 küsur ülkede Türkiye’yi tanıtacağız, Türkiye’yi dostlarına anlattıracağız, biz anlatmayacağız. Türkiye’de üretim yapan, yatırım yapan, yaşayan, dünyanın en önemli şirketlerinin CEO’larını veya o ülkelerdeki başkanlarına Türkiye ile ilgili konuşmalar yaptıracağız. Bununla ilgili faaliyetlerimize devam ediyoruz” diye konuştu.

    “Darbe girişimi akşamı bazı ülkelerin tehdit söylemleri vardı”

    Darbe girişimi sürecinde birçok ülkeni tavrını belirlediğini belirten Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, “Bu darbe sürecinde dostu da, düşmanı da gördük, ayrıt ettik. Bizi şaşırtanlar da oldu, şaşırtmayanlar da oldu. Yani kimin zor durumda nasıl tavır sergileyebileceğini, tahmin ettiğimiz ülkelerde, siyasetçiler de vardı. Ama gerçekten bizi mutlu eden de, tam tersine hayal kırıklığına uğratanlar da oldu. Daha ilk akşamdan bize akıl verenler de oldu. İyi darbeyi yeniyorsunuz, millet kazanıyor, siz kazanıyorsunuz, ama şöyle yapın, böyle yapın. Daha sonra bunun dozajı artamaya başladı. Bu uyarılar, sert uyarılara dönüştü. Daha sonra bu uyarlar, tehdide dönüşmeye başladı. Türkiye’nin AB’ye üyeliğini durduralım ya da müzakereyi durduralım gibi, tehdide varan söylemler oldu. Onlar hangi tonda, hangi ölçüde bize uyarı yaptıysa ya da tehdit yaptıysa, onlarınkinden daha sert tonda onların cevaplarını verdik. Ondan sonra bizimle diyalog içinde olacaksanız, önce darbeye karşı olduğunuzu net bir şekilde söyleyin. Biz sizin çifte standardınızı, ikiyüzlülüğünüzü çok iyi biliyoruz. Çok da gördük, Mısır’da da gördük, işte Mısır’ın hali ortadadır” ifadelerini kullandı.

    Özellikle Rusya ile ilişkileri düzeltin diye tavsiye eden ülkelerin, şimdi rahatsızlığını görmeye başladık. Acaba Türkiye zemin kayması mı yaşıyor? Türkiye acaba başka bir yöne doğru mu gidiyor? Acaba Türkiye’de eksen kayması mı var? 24 kasımdan önce de bizim Rusya ile ilişkilerimiz vardı. İlişkilerimiz çok iyiydi, o zaman niye söylemedin. Dert başkadır, onlar da aynı şeyi söylüyor. Siz bizim patronumuz değilsiniz, biz kendi dış politikamızı, biz kendimiz belirleriz. Biz hiçbirini, birbirine alternatif olarak görmeyiz. Son derece dengeli bir şekilde, biz bunu yürütürüz, yürüttük, o nedenle bize böyle, akıl verir gibi ya da itham eder gibi bizim dış politikamızı etkilemeye çalışmayın” diye belirtti.

    Darbe girişiminde bulunan hainlerin nerede olursa olsun izlerini sürdüreceklerini belirten Çavuşoğlu, bu ihanetin bedelinin hem dışarıda, hem de içeride soracaklarını söyledi.

    “Amerika ile anlaşmamız var, FETÖ’yü verecek”

    Sözlerini yurt dışına kaçan darbecilerin getirilmesiyle ilgili sürdürün Çavuşoğlu, “Yunanistan’a kork fare gibi sığınan o hainleri getirmek için çalışıyoruz. Onları da getireceğiz. Ama terörist başı FETÖ’yü getirip adalete teslim etmek için gayretlerimizi arttırarak devam ediyoruz. Çabalarımızı görüyorsunuz, izliyorsunuz ve 22 Ağustos’ta, Amerika’dan Adalet Bakanlığından bir heyet geliyor. 23-24 Ağustos tarihlerinde görüşmeler olacak ve üst düzey ziyaret bekliyoruz. Daha sonra dosya ile beraber, şuanda dosya hazırlatıyorum, bu darbe girişimi ile ilgili dosyadır. Adalet Bakanı ile birlikte Amerika’ya gideceğiz ve bütün dosyalar teslim ettikten sonra iade işlemlerinin tamamlanması için her türlü girişimi yapacağız. Amerika’dan beklentimiz bu haini vermesidir. Bu hainin orada kalması, Amerika’ya da yaramaz, hiç kimseye de yaramaz. Dolayısıyla bu isteğimizi, ısrarla sürdüreceğiz, aramızda anlaşmamız var” şeklinde konuştu.

    “Terörle mücadelede ayrım yapmadık”

    Çıkışta bir gazetecinin, FETÖ’nün iade edilmemesinin DAEŞ ile mücadeleyi etkiler mi sorusu üzerine Çavuşoğlu, “DAEŞ’le mücadele başka bir şeydir. Biz terör örgütlerinin hepsiyle mücadele ediyoruz, hepsiyle mücadele edilmesinden yanayız. Dolayısıyla bir terör örgütüyle mücadele mesafe kat edilmedi, diğeri ile kat edelim, böyle bir saçmalık olmaz. Koalisyonu da etkilemez. DAEŞ de düşmanımız, FETÖ de bizim düşmanımız, PKK da, YPG de, PYD de düşmanımız, DHKP-C de aynı şekilde, bunların hepsi terör örgütü, biz terör örgütleriyle mücadelede ayrım yapmayız. Yapmadık bugüne kadar. Başkaları yapıyorsa, onların çifte standardını ve ikiyüzlülüğünü gösterir. Ama Türkiye olarak, onunla mücadele etmedik, o zaman bununla mücadelede aksama olur, aksatırız gibi anlayışın içine hiç girmedik. Böyle bir şey düşünmedik bile, yanlış olur zaten” sözlerini kullandı.