Etiket: Kalmaktan

  • Köpeği Sayesinde Kamyonetin Altında Kalmaktan Kurtuldu

    Beşiktaş’ta bir apartmana beyaz eşya getiren kamyonet, yokuş aşağı kayarak bir apartman boşluğuna düştü. O anlar güvenlik kamerası tarafından kaydedilirken, bir kadının köpeği sayesinde kamyonetin altında kalmaktan kıl payı kurtulduğu görüldü. Kazada şans eseri ölen ya da yaralanan olmadı.

    Olay, Beşiktaş’Derya Dil Sokakta meydana geldi. İddialara göre, bir apartmana beyaz eşya getiren Musa K. kontrolündeki 34 ZV 6630 plakalı kamyonet, park halindeyken yokuş aşağı kayarak bir apartmanın boşluğuna düştü. Apartmanın boşluğunda yan yatan kamyoneti gören apartman sakinleri paniğe kapılarak kendilerini dışarıya attı. Olayı gören vatandaşlar durumu, sağlık ekipleri itfaiye ve polise bildirdi. Apartmanın boşluğuna uçan kamyoneti çıkarmak için olay yerine vinç istendi. Vincin kamyoneti olay yerinden çıkarma çalışması sürürken kazada şans eseri ölen ya da yaralanan olmadı. Güvenlik kamerası tarafından kaydedilen kaza anı görüntülerinde bir kadının köpeği sayesinde kamyonetin altında kalmaktan kıl payı kurtulduğu görüldü.

    “KÖPEK ARABAYI GÖRMESEYDİ KADIN GİTMİŞTİ”

    Olayı gören bir vatandaş, “Çok kötü oldu. Kadını Allah kurtardı. Köpek arabayı görmeseydi kadın gitmişti. Kadını sıyırdı. Kadının suratı bembeyaz oldu. Köpek önündeydi, kamyoneti görünce durdu. Kadında köpek durunca geri kaçtı. Köpekte kaçtı” dedi.

    KÖPEĞİ SAYESİNDE KAMYONETİN ALTINDA KALMAKTAN BÖYLE KURTULDU

    Faciaya davetiye çıkaran kaza anı güvenlik kamerası tarafından kaydedildi. Görüntülerde, kamyonet kaymaya başlıyor. Bu sırada yolun ortasında duran köpek kamyoneti fark etti. Kamyoneti fark eden köpek yol kenarına kaçıyor. Köpeğin kaçtığını fark edip kayan kamyoneti gören kadın ise yola çıkmayarak canını kurtarıyor.

  • Kanser Teşhisinden Değil, Geç Kalmaktan Korkun

    Acıbadem Kayseri Hastanesi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Abdullah Çelik, hastaların kanser teşhisi konmaktan değil, teşhisin geç konulmasından korkmaları gerektiğini söyleyerek, “Kanserde tarama ve erken teşhis ile başarılı sonuçlara ulaşılıyor” dedi.

    Acıbadem Kayseri Hastanesi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Abdullah Çelik, “Hastalar öncelikle kanser teşhisinden korkuyorlar ama biz kanser teşhisini ne kadar erken koyarsak, tedavi başarımızda o kadar yüksek olur. O nedenle kanser teşhisi konmaktan değil de, geç kalmaktan korkmak lazımdır. Bunun için hastaların mutlaka düzenli olarak sağlık kontrolüne gitmeler gerekir. Bu sadece hastalar için değil sağlıklı bireylerinde düzenli olarak sağlık kontrolüne gelmeleri gerekmektedir. Nasıl ki arabalarını düzenli olarak bakıma götürüyorlarsa, kendilerini de belirli periyotlar ile kontrole getirmeleri gerekmektedir. Bu hastalık ne kadar erken tespit edilirse, ne kadar erken tedaviye başlanırsa başarı şansımız o kadar yüksektir. O nedenle kanserde tarama ve erken teşhis konulması ile son derece başarılı sonuçlar elde ediliyor. Bu yüzden dolayı korkmamak ve tedaviye gitmek lazımdır. Kanser teşhisi koyduktan sonra hastaların korktuğu başka bir konu ise, ameliyattır. ’Eğer bunu ameliyat ettirirsek, hastalık azar ve daha çabuk yayılır’ diye bir inanış var ama bu yanlış bir inanıştır. Bu yüzden erken dönemde yakalanan hastaların mutlaka pürgatif cerrahi seçenekleri ile tedavi olunması gerekiyor. Bunun akabinde ise kemoterapi gibi tamamlayıcı tedavileri dikkate almak lazımdır” ifadelerini kullandı.

    Kanser hücreleri yayılmış hastalarda, agresif cerrahi seçenekleri dediğimiz yöntemleri uygulamalarının gerektiğinin altını çizen Çelik, “Bunlarda bir şekilde tümör kanamaya veya bir organın tıkanmasına sebep olduysa bu durumlarda cerrahi yapılabilir. Bazı tümörlerde de tümör dokusunu hafifletmek için cerrahi yöntem yapılabilir. İyi bir tümör yükünü azaltıcı cerrahilerde hastaların sağ kalımına olumlu katkısı vardır. Kanser hastalarında cerrahi yapmak hastalığı kötü yönde etkilemez. Erken dönem hastalarında pozitif katkı sağlar. Geç dönem hastaların da ise bu tıkanıkların olduğu durumlarda da uygulamak ise hem hastanın yaşam kalitesini hem de yaşam süresini uzatacaktır” şeklinde konuştu.

    “KANSER HASTALARININ BESLENMESI KISITLANMAMALIDIR”

    Kanser teşhisi konulduktan sonra hastaların beslenmesi ciddi bir şekilde hasta yakınları tarafından kısıtlandığını belirten Çelik, “Vücudumuzu yapı taşları olarak değerlendirdiğimiz zaman çeşitli vitaminlere ihtiyacımız var. O nedenle kemoterapinin oluşturduğu yıkım, bir taraftan da hastalığın oluşturduğu yıkımın yanı sıra bu hastaların beslenmelerini ciddi olarak kısıtlarsak karşımıza ileri derece zayıflamış bir hasta grubu ile karşılaşacağız. O nedenle abartmadan yeri geldiği kadar karbonhidrat, yağ ve protein ile beslenmeyi sağlamak lazımdır” dedi.

    “TEDAVİ SEÇENEKLERİ İLE HAYATLARINI DEVAM ETTİREN BİR SÜRÜ HASTA VAR”

    Hastalıkta bilinen yanlışlardan biride, kanser teşhisinin ölüm olarak algılandığını kaydeden Prof. Dr. Abdullah Çelik, şunları söyledi:

    “Bugün etkili tedavi seçeneklerimiz sayesinde kanser teşhisi konulan ve hayatlarını devam ettiren bir sürü hastamız var. Bunlar bizim takip randevularımızın önemli kısmını oluşturuyor. Bugün meme kanseri teşhisi alıp da tedavisini tamamlayan ve takip de olan yılları geçmiş hastalarımız var. Aynı hasta grubu olan kalın bağırsak kanserleri içinde geçerlidir. Burada tedaviye ne kadar erken başlarsak, ne kadar erken tanı koyarsak tedavi başarımız o kadar artıyor. Yayılmış bir kanser de benzeri sonuçları elde edebiliyoruz. Tedavi seçenekleri her geçen gün gelişiyor. Bu yeni tedavi seçenekleri de hastaların yaşam süresini uzatıyor.”

  • Kanserden Değil Geç Kalmaktan Kork

    İzmir Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekan Yardımcısı Prof. Dr. Melikşah Ertem, 4 Şubat Dünya Kanser Günü nedeniyle yaptığı açıklamada, erken tanının önemine dikkat çekti. Ertem, her yıl 8 milyondan fazla insanın kanser yüzünden hayatını kaybettiğini belirterek, alkol ve sigaradan uzak durarak düzenli spor yapılmasını tavsiye etti.

    Toplumun kanser konusunda bilgi düzeyini artırmak ve kanserden korunmayı sağlamak amacıyla çalışma yürüttüklerini ifade eden Prof. Dr. Melikşah Ertem, “Kanser ölümlerinin yüzde 30’u beslenme ve davranış alışkanlıklarıyla ilgilidir. Şişmanlık ve obezite, sebze ve meyve yönünden fakir beslenme, yetersiz fizik egzersiz, tütün ve tütün ürünlerinin kullanılması ve alkol içilmesi kansere zemin hazırlayan risk faktörleridir. Tütün ve tütün ürünleri tüm kanser ölümlerinin yüzde 22’si ve tüm akciğer kanseri ölümlerinin yüzde 71’inden sorumludur” dedi.

    ERKEKLERDE AKCİĞER, KADINLARDA MEME İLK SIRADA

    Prof. Dr. Ertem, bugün dünyada en sık ölüm nedenleri arasında kanserin yer aldığını belirterek “Yılda 8 milyondan fazla insan kanser nedeniyle hayatını kaybetmektedir. Ülkemizde de kanser ölümleri ikinci sırada yer almaktadır. Akciğer, mide, karaciğer, kolon ve meme en sık ölüm nedeni olan kanserlerdir. Erkek ve kadınlarda en sık kanser çeşidi farklılık göstermektedir. Erkeklerde en sık akciğer kanseriyken kadınlarda meme kanseridir” dedi.

    SİGARA İÇMEYİN

    Sigara kullanımının kanserin en büyük nedenlerinden olduğunu ifade eden Melikşah Ertem, “Dünyada 8 milyon kanser ölümünün 1,5 milyonu sigara nedenlidir. Kanserden korunmanın en bilinen en etkin yolu tütün ve tütün ürünlerinden uzak durulmasıdır. Tütün ve tütün ürünlerinde binden fazla kanserojen olduğu belirtilmektedir. Akciğer, dudak, gırtlak, mesane, rahim ağzı kanserlerinin nedeni tütün ve tütün ürünleridir. Sigara içmeyiniz, içilen ortamda bulunmayınız” diye konuştu.

    YAŞAM ALANLARINIZA DİKKAT EDİN

    Prof. Dr. Ertem, kentlerdeki hava kirliliğinin kanser nedenlerinden biri olduğunu belirterek şunları söyledi: “Ev içinde katı yakıtların yakılmasıyla oluşan hava kirliliği pek bilinmeyen ama önemli bir kanser nedenidir. Mobilyalarımızda kullanılan malzemelerin bazıları kanserojendir. Mobilyalarımızı seçerken kanserojen madde içermeyenleri tercih edin. Ayrıca, mesleksel kanserler tüm kanserlerin yüzde 5’ini oluşturmaktadır. Çalışma ortamında kanser etkeni olabilen faktör tanımlanmalı, risk analizleri yapılmalı ve koruyucu düzenleme uygulanmalıdır.”

    ERKEN TEŞHİS HAYAT KURTARIR

    İzmir Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekan Yardımcısı Prof. Dr. Melikşah Ertem, kanser ölümlerini önemli ölçüde azalttığı bilinen bir yolun da kanser taramaları olduğunu belirterek “Meme, rahim ağzı kanseri, deri, kolon kanserinde taramaların yararı bilinmektedir. Erken teşhis kanserlerde hayat kurtarıcıdır. Bu nedenle örneğin 35 yaşın üzerindeki kadınların en az iki yılda bir rahim ağzı kanseri taraması için kadın hastalıkları kliniklerine gitmeleri gerekir” dedi.

    DOĞRU BESLENİN

    Kanserden korunma noktasında sağlıklı beslenmenin önleyici olduğunu anlatan Prof. Dr. Ertem, sözlerini şöyle tamamladı: “Kanserden koruyucu besinlerin tüketimiyle korunma sağlarken, bir yandan da kansere neden olabilen gıdaların tüketimi ve aşırı beslenmeyle oluşan obezite kansere neden olabilmektedir. Özellikle antioksidan özelliği bilinen A ve E vitaminlerinin bolca bulunduğu badem, ceviz ile posa açısından zengin olan tam buğday, kepekli ekmek ve omega 3 açısından zengin olan balık, kansere karşı koruyucu etki göstermektedir. Tüm kanserlerin 5’te 1’i ile 4’te 1’i arasındaki kısmı şişmanlık, hareketsiz yaşam, kötü beslenme nedenleriyle oluşmaktadır. Şişmanlık ve obeziteden korunma da kanserlerden korunmayı sağlayacaktır.”