Etiket: kalma

  • Bandırma’da Yazdan Kalma Günler Yaşanıyor

    Balıkesir’in Bandırma ilçesinde hava sıcaklığının 15 dereceyi bulması ile birlikte vatandaşlar sahil kenarlarına akın etti.

    Yazdan kalma son günleri değerlendirmek isteyen çocuklar parkları, vatandaşlar cadde ve sokakları doldurdu. Güneşli havayla cadde ve sokaklar hareketlenirken, esnafın da yüzü güldü. Hava sıcaklığının 15 derecenin üzerinde olduğu ve hafta sonunda sıcak havanın mevsim normallerinin üzerinde seyredeceği öğrenildi.

  • (Özel Haber) Sur’da 10 Bin Kişi İşsiz Kalma Tehdidiyle Karşı Karşıya

    Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası (DTSO) Başkanı Ahmet Sayar, Sur ilçesindeki 360 esnafın dükkan kapattığını, 50’sinin de yer değiştirme talebinde bulunduğunu belirterek, sokağa çıkma yasakları nedeniyle 10 bin kişinin işsiz kalma tehdidiyle karşı karşıya olduğunu söyledi.

    Diyarbakır’ın Sur ilçesinde 22. güne giren sokağa çıkma yasağının olumsuz etkileri ortaya çıkmaya devam ediyor. Yaklaşık 25 bin kişinin göç ettiği ilçede, çatışma ve bomba sesleri yükselmeye devam ederken, Sur genelinde 360 esnafın dükkan kapattığı, 50’sinin de yer değişim talebinde bulunduğu öğrenildi. Çatışmalar nedeniyle hemen bütün iş yerlerinin kapalı olduğu ilçede, 10 bin kişi de işsiz kalma tehlikesiyle karşı karşıya.

    Sur’da devam eden sokağa çıkma yasakları ve ekonomiye etkileriyle ilgili İHA muhabirine açıklamalarda bulunan DTSO Başkanı Ahmet Sayar, çatışmalı ortamın, halkın direk yaşam koşullarını etkileyen bir durum olduğunu söyledi. Çatışmalı ortamın ekonomiye de zarar verdiğine değinen Sayar, “Buradaki işletmeler, esnaf, sadece Sur ilçesine değil hem Diyarbakır’ın tümüne hem çevre il ve ilçelerine ürün dağıtımı yapan bir ilçemizdir. Neredeyse bir aya yakındır burada ekonomik faaliyetler durmuş durumda. Buradaki esnafımızın çok güçlü bir sermaye yapısı yok. İki ay üç ay iş yapmadan kendi faaliyetlerini sürdürebilme imkanı olmayan işletmeler. Dolayısıyla bu bir aylık zaman zarfında işletmelerin kapalı olması buradaki esnafı çok ciddi anlamda iflasla karşı karşıya bırakmıştır. Hatta 360 esnaf resmi olarak kapatma başvurusu yapmıştır, 50’si de yer değişim talebinde bulunmuştur. Aynı zamanda burada esnafın etkilenme durumu ile beraber 10 binin üzerinde bu işletmelerde çalışan insanlar var. Bu bile, hem buradaki binlerce esnafı iflasa götürme, iflasla karşı karşıya gelme durumuyla beraber 10 binin üzerinde çalışanın da işsiz kalma riskiyle karşı karşıya kaldığını görüyoruz” dedi.

    “ALIŞVERİŞLERDE YÜZDE 50 ORANINDA DÜŞÜŞ SÖZ KONUSU”

    Çatışmalı ortam ve sokağa çıkma yasağının sadece Sur ilçesini etkilemediğini kaydeden Sayar, şunları söyledi:

    “Bu durumlar, genel Diyarbakır’ın ekonomisini de etkilemiş durumda. Evet, Sur’da büyük oranda kepenkler kapalı olduğu için dükkan açılmadığı için doğal olarak hiçbir iş yapamayan esnaf, aynı zamanda şehrin genelinde de özellikle alışverişlerde yüzde 50’lere varan iş hacminde bir düşüş söz konusu. Aynı zamanda üretim yapan ve yine Sur ilçesine de ürün veren firmalar, buralara ürün veremediğinden dolayı kendi üretimlerini azaltmaya yöneltti. Bu sokağa çıkma yasakları, güvenlikten dolayı, gece vardiyalarını da olumsuz etkiledi.”

    “BU SIKINTILAR, ÇATIŞMALI SÜRECİN GETİRDİĞİ SONUCUDUR”

    Sokağa çıkma yasakları ve çatışmaları ortamların ihracatı da olumsuz yönde etkilediğini ifade eden Sayar, şöyle konuştu:

    “Diyarbakır’ın ağırlıklı olarak ihracat yapmış olduğu ülke Irak ve şu anda Diyarbakır’dan veya bölgeden Habur Sınır Kapısı’na gitme başka bir sıkıntı. Yaklaşık 10 gündür Habur Sınır Kapası da kapalı durumda. Yüz binlerce TIR şu anda mal sevkıyatı ve ürünü Irak’a götürebilme koşullarına sahip değil. Bu sıkıntılar, çatışmalı sürecin getirdiği sonucudur. Biz biliyoruz ki, bu sorunların ortadan kalkması, barışçıl bir ortamın oluşmasına bağlıdır. En çok mağdur olan da halktır.”

    “ATILAN ADIMLAR ESNAFIMIZIN YARASINA DERMAN OLAN ADIMLAR DEĞİL”

    Geçen hafta Diyarbakır iş çevreleri olarak, Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek ve Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz ile görüştüklerini hatırlatan Sayar, şu ifadeleri kullandı:

    “8 maddelik önerimizi Bakanlara sunduk. Bu taleplerimizin değerlendirileceği ifade edildi. Dün Başbakan bu taleplerimizden iki tanesi ile alakalı olumlu cevap verdi. Bu taleplerimizin karşılık bulması olumlu fakat talep etmiş olduğumuz diğer maddelerin de ivedi bir şekilde değerlendirilmesi gerekiyor. Bu atılan adımlar özellikle ekonomik atılan adımlar, bizim esnafımızın yarasına derman olabilecek, derman olabilecek adımlar değil. Biz önümüzdeki süreçte diğer taleplerimizin de değerlendirileceği ve bunlarla ilgili adımların atılacağı noktasında beklentimiz var.”

  • Antalya’da Yazdan Kalma Günler

    Ülke genelinde karlı ve soğuk hava etkisini gösterirken, Antalya’da yazdan kalma günler yaşanıyor.

    Tüm yurt soğuk ve karlı hava etkisine girerken, Antalya’da güneşli bir gün yaşanıyor. Hava sıcaklığının 20 derece ölçüldüğü kentte deniz suyu sıcaklığı ise 18 derece ölçüldü. Güneşin ısıttığı kentte vatandaşlar, Konyaaltı sahiline akın etti. Sahilde yürüyüş yapan, balık tutan ve güneş keyfi yapanlar görüldü.

  • Yalnız Kalma Hissi İntiharı Tetikliyor

    Türkiye Psikiyatri Derneği Örgütlenme Sekreteri Psikolog Şahut Duran, son günlerde artan intihar vakalarının çoğunun yalnız kalma hissi, işsizlik ve ekonomik sorunlardan kaynaklandığına dikkat çekti. Özellikle ergenlik döneminde artan intihar vakalarının ise ailelerin tutumuyla ilgili olduğunu ifade eden Duran, bu dönemde ailelerin çok serbestçi veya baskıcı bir tutum sergilemek yerine rol model olmalarının çocuğun gelişimi açısından önemli olduğunu söyledi.

    Manisa’da son günlerde artan intihar olaylarıyla ilgili Türkiye Psikiyatri Derneği Örgütlenme Sekreteri Psikolog Şahut Duran, önemli açıklamalarda bulundu. Duran, Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre dünyada her yıl 800 bin kişinin intihar ettiğini söyledi. Duran, özellikle son 10 yılda intihar edenlerin sayısının arttığına dikkat çekerek, intihar hızının kadınlara göre erkeklerde daha fazla olduğunu belirtti. Duran, “İntihar hızı kadınlara göre erkeklerde daha fazla ama Doğu ve Güneydoğu’da kadınlar daha fazla intihar ediyor. Erkeklerde 35 yaşından sonra kadınlarda ise 15-29 yaş aralığında daha fazla oluyor. Son zamanlarda yapılan araştırmalarda ergenlerde bir artışın olduğu gözleniyor” dedi.

    İNTİHARA SÜRÜKLÜYOR

    İntihara sürükleyen risk faktörlerinden bahseden Duran, “İşsizlik, ekonomik sorun, yalnız kalma intiharı tetikliyor. Sosyal konumda ortaya çıkan ani değişiklikler, düşük sosyal sınıftan olma, eğitimin sınıfının düşük olması, ailede intihar öyküsünün olması, aile içi şiddet önemli etkenlerden biridir. Ruhsal anlamda baktığımızda depresyon en önemli intihar nedenidir. İntihar edenlerin yüzde 75-80’inin intihar etmeden önce depresyonda olduğu düşünülüyor. Depresyon tedavi edilebilen bir hastalık olduğuna göre aslında intiharı önleme konusunda depresyonu tedavi etmenin çok büyük bir öneme sahip olduğunu görüyoruz. Alkol ve madde bağımlılığı, şizofren de intiharı tetikliyor. Sevilen biri tarafından terk edilme, çocukluk ve ergenlik döneminde yaşanan travmalar etkiliyor. Ateşli silahlara ulaşımın kolay olması, birden fazla olayla aynı dönemde karşılaşma intihara neden oluyor” diye konuştu. İntiharı önlemeyle ilgili bilgiler veren Duran, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Yaşam amacı ve gelecek planının olması, iletişim becerilerinin iyi olması, kişinin kendini ifade araçlarını kullanması, yardım alma ve tedavi olma konusunda istekli olması önemlidir. Sosyal desteğin olması, yakın arkadaş ilişkilerine sahip olma, dini inanç, kadınlar için küçük çocuğun olması gibi etkenler koruyucu etkenlerdir.”

    NE FAZLA SERBESTLİK NE DE BASKI

    Ne fazla serbestliği, ne de baskıyı doğru bulmadıklarını ifade eden Duran, “Çok serbest bırakmak da iyi değildir tabii ki. Bebeklikten itibaren belirli sınırlar koyarsınız. Mesela on yaşındaki bir çocuğu emzirmeye kalkışmazsınız. Çünkü belirli bir ihtiyaca göre sınırlar koyarsınız. Yani sınır belirli ihtiyaca göre çocukluktan itibaren konması gereken bir durumdur. Aile eğitimi ve okul eğitimi için de geçerli bir durum olmakla beraber çok fazla serbestlik de çok fazla baskı da aynı yere çıkıyor. Kontrollü ve ergenin sorunlarını anlayabilmektir önemli olan nasihat vermek değil istenen. Çünkü çocuklar bu yaşlarda artık bir birey olduğunu göstermeye çalışıyor. Hayata, aileye ve kişilere karşı farklı isyanları olabiliyor. Ailesi ile çok iyi anlaşır ama bunu hayata yansıtır. Bu durum o yaşın bir özelliğidir. Kendini kanıtlama, gösterme çabası içerisindedir. O zaman çok serbest bırakırsanız sınırını bilmez en ufak bir ket vurma da çok farklı tepkiler verebilir. Ama bunu zaman içerisinde yavaş yavaş serbest bıraktığınız zaman onu daha rahat aşabilir. Mesela 15-16 yaşına gelmiş bir çocuğun önüne aniden bir engel koyuyorsunuz onu aşması çok zor olur. Ama zamanla küçük engellerle karşılaşırsa onları aşarak hem öz güveni gelişir hem de problemleri çözebilmeyi öğrenir. Çok fazla katı, çok fazla bastırılmış bir ergen için de depresyon oraya çıkabilir. Burada yaşam umudu, yaşam amacı kalmayınca intihar girişimleri artıyor” dedi.

    AİLE ROL MODEL OLMALI

    “Aile ve yaşadığımız sistem önemlidir” diyen Duran, şunları söyledi:

    “Ailelerin tutumu önemlidir ama o çocukların dışarıda kontrolü de önemlidir. Ailelerin birinci görevi çocuğu anlayabilmektir ve rol model olabilmektir. Nasihat etmek demiyorum rol model olma yani benim gibi yap değil de nasıl davranılması gerektiğini uygulayarak göstermek. Çünkü çocuklar sorunlarla baş etme yöntemlerini aile ile öğrenir. Mesela ailelerde bir çocuk da intihar girişimi yaşandıysa diğer çocuklarda görülme olasılığı daha fazla oluyor.

    Bu konuyla ilgili olarak Aile ve Sosyal Politikalar bünyesinde seminerlerin aktif olarak yürütülmesi ve eğitimlerin olması gerekir. Ailelerin ve çocukların bizzat bilgilendirilmesi ve yönlendirilmesi gerekir. Fakat bizler sonuç odaklı bakıyoruz. Yani sorunun sebebine değil de o an olan olayla ilgileniyoruz. Mesela ülkemizde bu konuyla ilgili olarak yeterli sayıda psikolog, sosyal psikolog yok, psikiyatri yok. Ama biz dernek olarak intiharı önlemeye yönelik olarak sağlık bakanlığıyla da ortak çalıştaylarımızı yapıyoruz. Tedavi yöntemleri üzerinde duruyoruz. Bu son zamanlarda her dört kişiden birinin depresyon yaşadığını varsayarsak üçte ikisi intiharı düşünürken, yüzde 15’i intihar girişiminde bulunuyor.”

  • Osmanlı Döneminden Kalma Mayın Balıkçı Ağına Takıldı

    Sarıyer açıklarında balıkçıların ağına takılan mayın, balıkçılar tarafından çıkarılarak yetkililere teslim edildi.

    Olay, Sarıyer ilçesi Rumeli Feneri’nde sabah saatlerinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, balık avlamak için balıkçı barınağından ayrılan Paşo Dayı 61 isimli balıkçı teknesi, barınağın dört deniz mili kuzeyine ağ attı. Balıkçıların ağına Osmanlı zamanından kaldığı tahmin edilen mayın takıldı. Uzun uğraşlar sonrası mayını güverteye çıkartan balıkçılar, yetkilileri arayarak bilgi verdi. Olay yerine gelen jandarma ekipleri mayının patlama ihtimaline karşı balıkçıları ve vatandaşları bölgeden uzaklaştırarak inceleme yaptı. Yapılan incelemeler sonrası Sualtı Savunma Komandoları (SAS) tarafından incelenen mayın savcılık talimatıyla imha edilmek üzere limandan alındı.

    Olayla ilgili başlatılan incelemelerin sürdüğü öğrenildi.