Etiket: Kalktı

  • Üst Geçitte Soyunup İntihar Etmeye Kalktı

    Bursa’da, çırılçıplak soyunarak üst geçitten atlamaya kalkan şahsı vatandaşlar ikna ederek aşağı indirdi.

    Edinilen bilgiye göre, Merinos’ta bulunan Çarşamba Kapalı Pazar Yeri’nde güvenlik görevlileri tarafından yarı baygın halde bulunan bir kişi, buradan uzaklaştırılmak istenince etrafa zarar vermeye çalıştı. Daha sonra pazardan uzaklaştırılan şahıs, İzmir Yolu üzerinde bulunan bir üst geçide çıktı. Uyuşturucu içtiği iddia edilen şahsın burada soyunması üzerine vatandaşlar polise haber verdi.

    Polis ekiplerinin yanına yaklaşmasını istemeyen şahıs, sürekli kaçmaya kalkışınca polis çaresiz kaldı. Bu esnada olay yerindeki muhabiri fark eden şahıs, “Bir de atlarken çek” diyerek üst geçitten atlamaya kalkıştı. Vatandaşların ikna ettiği genç atlamaktan vazgeçti. İsmi öğrenilemeyen şahıs, giyinmesini isteyen vatandaşlara, “Param yok, nasıl giyineyim? Niye giyineyim?” diye tepki gösterdi.

    Vatandaşlar tarafından ikna edilen şahıs giyindikten sonra üst geçitten indirilip, ambulansla hastaneye kaldırıldı. Şahsın üzerinden kimlik çıkmazken, polis olayla alakalı tahkikat başlattı.

  • Dolandırıcılar Başkan Adıyla Para Toplamaya Kalktı

    İzmir’de dolandırıcılar, kendilerini Çeşme Belediye Başkanı Muhittin Dalgıç’ın özel kalem müdürü olarak tanıtarak vatandaştan para toplamaya kalktı.

    Dolandırıcıların Belediye Başkanı Dalgıç’ın adını kullanmaları üzerine belediye yetkilileri açıklama yayınladı. Yapılan açıklamada Çeşme Belediyesi ve Çeşme Belediye Başkanı Muhittin Dalgıç’ın bu kişilerle yakından ve uzaktan hiçbir ilgisinin olmadığı duyuruldu. Söz konusu şahıslar hakkında Çeşme Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulduğu belirtildi.

  • Fransız Gazeteci Sahte Pasaportla Güvenliği Test Etmeye Kalktı

    Çeşme Deniz Hudut Kapısından Sakız Adasına gitmeye çalışan Fransız gazeteci, güvenlik güçleri tarafından sahte pasaportla yakalanınca sorgusunun ardından sınır dışı edildi.

    Çeşme ilçesine gelen Fransız uyruklu bir gazeteci, Çeşme Deniz Hudut Kapısından Nikoleta adlı Yunan bayraklı özel yatla Yunanistan’ın Sakız Adasına çıkış yapmak istedi. Pasaport kontrol işlemini yaptıran Fransız gazeteci, görevlilere Thomas Steroz adına düzenlenmiş Fransa pasaportunu ibraz etti. Pasaportu dikkatle inceleyen görevli polis memuru, ibraz edilen pasaportun kimlik sayfasının renk tonunun, baskı yönteminin yazı karakterleri ile sayfa köşe kesimlerinin orijinal olmadığını tespit etti.

    SAHTE PASAPORTU İSTANBUL’DAN ALMIŞ

    İhlas Haber Ajansının edindiği bilgiye göre, görevlilere sahte pasaportla yakalanan Fransız gazeteci, hemen ekipler tarafından gözaltına alındı. Sorguya alınan gazeteci, gerçek kimliğini açıklayarak sahte pasaportu İstanbul’dan aldığını itiraf etti. Fransız basın mensubu, sahte pasaport ile hudut kapılarından geçiş yapılabildiğini, sığınmacıların da bu şekilde geçebildiklerini öne sürerek bu konuda haber yapmak istediğini dile getirdi. Gerçek kimliği Guillaume J.L. olan Fransız şahıs ifadesinin ardından adliyeye sevk edildi. Fransız gazeteci işlemlerin ardından Çeşme Deniz Hudut Kapısından sınır dışı edildi.

  • “İyileşmez” Denen Şah Damarı Felçli Hasta 1 Haftada Ayağa Kalktı

    Şah damarı tıkananıklığı sebebiyle felç olan ve tıp litaratüründe tedavisi mümkün olmadığı söylenen hasta, Türk doktorların başarılı ameliyatları sayesinde 1 haftada ayağa kalktı.

    Bahçıvanlık yaparak hayatını kazanan 63 yaşındaki Ramazan Başkale’nin geçirdiği felç kendisini de doktorlarını da çaresiz bıraktı. Sol tarafını kullanamayan ve haftalarca çaresiz yatan talihsiz adamın sağ tarafından da felç geçirme olasılığı çok yüksekti. Rahatsızlığın bu aşamasında cerrahi müdahalesi Tıp literatüründe mümkün olmayan hasta tamamen yatalak kalma riski ile karşı karşıya kaldı. Ancak doktorunun tecrübesi ve başarılı bir ekibin 1 hafta ara ile gerçekleştirdiği operasyonlarla hasta yeniden ayağa kalkmayı başardı.

    Yaşadıkları zorlu süreci anlatan Ramazan Başkale’nin oğlu Murat Başkale, ”Her şey 6 ay önce başladı. Biz önce böyle bir durum geliştiğinin farkına varamadık. Aynı dönem tansiyon sorunu baş gösterdi ve birkaç defa fenalaştı. Yine buna bağlı bir şey olduğunu düşündük ama durum bu sefer farklıymış. Şah damarları her iki taraftan da tıkanmış sol tarafına da felç indi. Nöroloji durumu değerlendirdi ve kalp damar cerrahisine sevk etti. Ancak orada da tıkanan bu damarların açılamayacağı söylendi. Bu arada ilaç kullanıyordu ama bunlar bir işe yaramadı. Sağ şah damarı yüzde 100, sol şah damarı yüzde 90 tıkalıydı. Eğer tedavi edilmezse diğer taraftan da felç geçirme olasılığı yüksekti. Çaresini araştırırken bu tarz hastalarda uygulanan bir teknik olduğunu ve uygun hastalarda işe yaradığını gördük. Küçük de olsa bir umut doğdu bizim için. Zaman kaybetmeden doktorumuzla görüştük. Hastamızın durumunu değerlendirdi ve geç kalındığını ancak tetkiklerde beyinde görülen canlı dokuların ameliyatın olumlu geçmesi açısından bir şans olduğunu söyledi. Ancak her iki damara da aynı anda müdahalenin mümkün olamayacağını söyledi. Önce tam tıkalı olan ve felce neden olan sağ tarafı açmaya çalışacaklarını eğer her şey yolunda giderse birkaç gün sonra diğer tarafa müdahale şanslarının doğabileceğini söyledi doktorumuz. Ama şansımızın yüzde 50 olduğunu ve felcin hiç dönmeme olasılığı olduğunun da altını çizdi. Zaman kaybetmeden hazırlıkları tamamlayıp hemen ameliyata aldılar babamı. Ameliyatta yüzde 50’lik mucize gerçekleşti. Doktorları babamın damarını açmayı başarmış, el ve ayağı ameliyatın hemen ardından hareket etmeye başlamıştı. Bu olumlu gelişme diğer damarla ilgili sorunu da ortadan kaldırma fırsatını da beraberinde getirdi. 1 hafta sonra da tıkalı olan diğer damarı ameliyatla açıldı. Şimdi babamız bizim desteğimizi almadan yürüyebiliyor. Kolu için de fizik tedaviye devam ediyor. Morali yüksek ve tamamen iyileşeceği konusunda çok umutlu. Pes etmeyip babamız için çözüm yolları aradığımız için biz de çok mutluyuz. Hocamızdan ve ekibinden Allah razı olsun.” dedi.

    Şah damarı kaynaklı felçlerde uygulanan bir erken cerrahi yöntemi olan İnme Cerrahisi, uygun felçli hastalarda olumlu cevaplar verebiliyor. Aynı teknikten esinlenilerek planlanan ameliyat Ramazan Başkale’de olumlu cevap verdi. Konu ile ilgili bilgi veren Kalp Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Yusuf Kalko, ”Klasik tıp literatürü felç durumda hastaların bir ay bekletilmesini söyler. Çünkü felç bedende şiddetli bir deprem etkisi yaratır ve dokular zarar görür. Bu bekleme süresi neticesinde hastanın durumuna göre gerekirse cerrahi müdahale yapılabileceğini söyler. Öte yandan şah damarı yüzde yüz tıkanmış bir hastaya ameliyat tavsiye edilmez. Çünkü açılmayacağı düşünülür, risk faktörleri de yüksek olduğu için bu hastalar bekleme sürecine girer. İnme merkezlerinde yapılan uygulamalarda ise 6 saate kadarki vakalarda damar yolundan ya da anjiyo ile şah damarının içine verilen pıhtı eritici ilaçlarla sorun aşılmaya çalışılır gerekirse stent takılır. Ancak bu işlemler belli saate kadar yapılabiliyor. İnme cerrahisi ile daha da gecikmiş hastalara müdahale şansımız doğdu. 1 Hafta 10 gün geçmiş ve beyninde hala canlı doku gördüğümüz uygun hastaları ameliyata alabiliyoruz. Bunların arasında tıp literatürünün açılmaz dediği yüzde 100 tıkalı damarlara da müdahale edebiliyoruz. Ramazan bey çok gecikmiş bir hastaydı. Aileye de konu ile ilgili detaylı bilgi verdik. Dönme ihtimali yüzde 50 idi. Damarın biri yüzde 100 tıkanmış ve beraberinde felç getirmiş, diğeri ise yüzde 90 tıkalı ve açılmazsa yeni bir felci işaret ediyordu. Hastanın en büyük şansı hala beyninde kana aç canlı doku tespit etmemiz oldu. Bunu göz ardı etmedik ve tam tıkalı damara müdahale ettik önce. Şanımız da yaver gitti ve damarı açmayı başardık. Hasta daha ameliyat anında bacağını hareket ettirmeye başladı. Tekniğin en büyük avantajı da bu zaten, canlı yayın gibi hastanın durumunu daha ameliyat anında takip edebiliyoruz. Bu aşamadan sonra diğer damarı açmak artık kolaydı ve 1 hafta içinde bir ameliyat planlayarak diğer damarı da açtık. Gencecik bir hasta ve hayatı kurtuldu. Biz en kötü ihtimalle ikinci bir felci önlemeyi planlıyorduk ama çok küçük bir ihtimali de ekipçe değerlendirelim istedik ve felci de geri getirmeyi başardık. Bu ülkemiz ve Türkiye’de tıbbın geldiği son nokta konusunda bize de gurur veriyor.” şeklinde konuştu.

  • Fizyoterapi İle Ayağa Kalktı

    Konya’da beyin tümörü sebebiyle 3 defa ameliyat olan 49 yaşındaki Gülistan Ural, Medicana Hastanesi’nde uygulanan fizyoterapi ile ayağa kalktı.

    Konya’nın Akşehir ilçesinde yaşayan iki çocuk annesi Gülistan Ural, 1996 yılında geçirdiği baygınlık üzerine Meram Tıp Fakültesi Hastanesine götürüldü. Burada yapılan tetkikler sonucunda Gülistan Ural’da epidermoid kist olduğu anlaşıldı. Kist teşhisi üzerine iki ameliyat geçiren Ural, 24 Kasım 2015’te Medicana Hastanesi’nde üçüncü ameliyatına alındı. Burada ameliyatı gerçekleştiren Beyin ve Sinir Cerrahi Bölümü Prof. Dr. M. Özerk Okutan, ameliyat sonrasında tedavi sürecinin iyi devam etmesi için fizyoterapi tedavisinin uygulanması gerektiğini belirtti. Rahatsızlığı sebebiyle yürüyemeyen Ural, fizyoterapi tedavisine başladı. Gülistan Ural, uygulanan fizyoterapi tedavisi ve egzersizler sonucunda ayağa kalkmayı başardı.

    “TÜMÖRÜN ÖZELLİĞİ BÜYÜYEREK BEYİN DOKULARINA BASI YAPMASIDIR”

    Yapılan ameliyatın ardından yaklaşık bir buçuk aydır hastayı takip ettiklerini belirten Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Doktoru Prof. Dr. M. Önder Özerbil, “Hasta iki ay önce üçüncü defa beyin tümörü nedeniyle beyin ameliyatı oldu. Bu tümörler iyi huylu tümörler. Kistik yapıda olan tümörler iyi huylular. Nitekim hastamızın da üçüncü ameliyatıydı bu iki ay önce geçirdiği ameliyat. Tümörün özelliği büyüyerek etraf dokulara beyin dokulara bası yapmasıdır. Bu nedenle de bir takım ahrazlar oluşturmaktadır. Bu nedenle mutlaka nüks olursa da takip ediliyor. Çok kolaylıkla teşhis konuluyor MR ya da tomografi ile. Rahatlıkla tümörü tespit edilebiliyor ve beyin cerrahlarımız güzel başarılı bir ameliyatla tümörü temizlediler” dedi.

    “BİR BUÇUK AY İÇERİSİNDE BİR HAYLİ YOL ALDIK”

    Hastanın daha önceden de yarım felci olduğunu belirten Doktor Özerbil, “Bu ameliyatlar tabi ki hastanın felcini arttırabilir bası özelliği olması sebebiyle tümörlerin. Tümör çıkarıldıktan sonra ve hasta kendini toparladıktan sonra biz süratle rehabilitasyona başladık. Kuvvetlendirme egzersizleri ve yürüme eğitimi şeklinde rehabilitasyonumuzu halen de gerçekleştirmekteyiz. Ama bir hayli yol aldık bir buçuk ay içinde. Bu şekilde hastamızı tamamen yataktayken şu anda ayakta durup birkaç adım atar şekle getirdik. Bu başarımız inşallah daha da büyücek inşallah. Tamamen bağımsız bir yürüme söz konusu olamaz. Yardımcı cihazlarla ev içinde kendine bakım aktivitelerini yapabilecek bir şekilde bir yürümesi olacaktır. Hiçbir zaman daha önceki gibi bağımsız dışarılarda gezebilen bir durumu söz konusu değildir” ifadelerini kullandı.

    “KÜÇÜK BİR BAYILMA İLE FARKINA VARDIK”

    Hastalığının yaklaşık 15 yıldır kendisinde olduğunu ifade eden Gülistan Ural, “İlk ameliyatımı Selçuk Tıp Fakültesi’nde oldum. İkinci ve üçüncü ameliyatımı burada oldum. Allah’ıma şükürler olsun Önder bey, Mehmet Özerk doktorumun sayesinde ve Gülser hanımın sayesinde bu seviyeye geldim. Şükürler olsun bin kere Rabbime. Bütün hastane personeline teşekkür ediyorum. Allah bin kere razı olsun hepsinden” dedi.

    1996 yılında ilk küçük bir bayılmayla olayı anladıklarını belirten Gülistan Ural’ın eşi Tacettin Ural (48), “Akşehir Devlet Hastanesi, Konya Numune Hastanesi ve ardından Meram Tıp Fakültesi Hastanesine ileri tetkik için biz sevk olduk. 1996 yılında epidermoid kist diye bize Meram Tıp Fakültesinde teşhis kondu” diye konuştu.

    2015’in Temmuz ve Ağustos ayında eşinin tekrar sol tarafında uyuşma, halsizlik, dilinde dolaşma ve unutkanlık olmaya başladığını anlatan Tacettin Ural, “Önce Rabbimin müsaadesi ve eşimin ailemin yakınlarımın desteğiyle tekrar buraya geldik. Mehmet Özerk Okutan hocamıza geldik. Daha önceden de hastasını bildiği için ikiletmeden bizi hastaneye kabul etti. Riskli bir ameliyat olacağını bize söyledi. Bize ön bilgi verdi. Biz de ’önce Rabbimin müsaadesi ardından sizlerin elinizin hüneri ile inşallah’ dedik ve eşimi ameliyata aldı. Yaklaşık beş ile altı saat gibi bir zaman süresinde ameliyatı bitti. Çok güzel çok başarılı geçtiğini söyledi” şeklinde konuştu.

    Tümörün büyümüş ve genişlemiş olması nedeniyle eşinin sol ayağında ve sol kolundaki uyuşukluğun arttığını belirten Tacettin Ural, “Ameliyatın ardından Prof. Dr. M Özek Okutan hocamız bize fizyoterapi olacağını uyandıktan sonra söylemişti zaten. Önder hocamız Fizyoterapist Gülser hocamız sağ olsun bize bir buçuk aydır çok yoğun bir tetkikle tahlille ve çalıştırmayla özenle eşimi sıfırdan bu hale getirdi. Çok minnettarım. Yani hastane personeline çok teşekkür ederim. Bizleri sevindiren Rabbim cümle hasta ve hasta yakınlarını sevindirsin” diye konuştu.