Etiket: Kaliteyi

  • Turizmde kaliteyi düşürmeme uyarısı

    Son dönemde önce dünyanın en önemli büyük turizm pazarlarından biri olan Hindistan’da yoğun bir faaliyet programı yürütün ve önemli sonuçlar alan, ardından da rotayı Kazakistan’a çeviren Dalaman Ortaca Köyceğiz Turizm Birliği Derneği’nin (DOKTOB) Başkanı Yücel Okutur, kaliteyi düşürmenin turizmini bitireceğini belirterek sektörü dikkatli olmaya çağırdı.

    Türkiye’nin son üç yılda turizm sektöründe zorlu bir süreçten geçtiğini belirten DOKTOB Başkanı Okutur, “2014 yılında 35 milyon turisti misafir ederek 50 milyar dolar (yan kollarıyla) geliriyle dünya sıralamasında 6.lığa kadar gelmiştik. Turizm sanayinde potansiyelimiz, turistik tesislerimizin yeni olması, bulunduğu doğaya uygun mimarisi ve hizmet kalitesiyle üst sıralara yükseliyordu. Türkiye, tarihi değerleri, tarımsal çeşitliliği, deniz, göl ve doğasıyla hiçbir ülkeyle mukayese olmayacak kadar güzel bir konuma sahip olduğunu tüm Avrupa’nın bildiği bir gerçektir. Bu mükemmel özellikler Avrupalı ve diğer bazı ülkeleri telaşlandırdı. Bir anda ülkemizde 2015 yılı başlarında birbiri ardına bombalar patladı, terörizm zirve yaptı, bütün Avrupa ve bazı ülkeler hemen Türkiye’yi riskli ülke ilan ediverdiler. 2016 yılında yine aynı yıkıcı dış ve iç güçler faaliyetlerine devam ederek ülkemize gelen turist sayısı 12 milyona geriledi” şeklinde konuştu.

    “Ucuz turizm çare değil”

    Türkiye’nin 2016 yılının ardından 2017 ile birlikte toparlanma dönemine girdiğini ancak bunun yeterli olmadığını dile getiren Okutur, şu anda sektörde en kritik noktanın kalite olduğuna dikkat çekti. Ucuz turizmin kaliteyi yok edeceğine dikkat çeken DOKTOB Başkanı Okutur şunları söyledi:

    “Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın açıkladığı verilere göre ilk 6 ayda Türkiye’ye gelen turist sayısı geçen yıla göre yüzde 14 artarak, 10 milyon 740 bin 226’dan, 12 milyon 249 bin 449’a çıktı. Her ne kadar yükseliş yaşanmış olsa da 2015’in ilk 6 ayındaki 14 milyon 894 bin 754 kişinin gerisinde kalındı. Sadece haziran ayı dikkate alındığında ise 2016’da 2 milyon 438 bin 293 kişi Türkiye’ye gelirken 2017’de yüzde 43 yükselişle 3 milyon 486 bin 940 kişiye ulaşıldı. Yakın geçmişteki bu düşüş diğer ülkelerin avantajına dönüşerek, İspanya, Yunanistan, İtalya, Fransa gibi ülkelerde turist sayısında rekora ulaşarak turistik otellerinde tarihi doluluklara ulaştılar. Türkiye’de gelişen olaylarla birlikte, terörizm, Suriye savaşı ve diğer olumsuzluklar tamamen planlanmış ve kurgulanmıştır. Geçmişe dönerek baktığımızda bir ülkede 40 yıldır terörizmin devam ettiği görülmemiştir. Türkiye’de terörizm, diğer ülkeler tarafından lojistik destekleniyor, silah yardımı yapılarak, eğitim verilerek besleniyor ise, o ülkede terörü bitiremezsiniz. Bize demokrasi dersi veren Avrupa, terörist ve yandaşlarına kucak açıp oturma izni vererek destekliyorsa, o zaman Türkiye’nin yapacağı tek şey, Avrupa’da yazılı ve görsel basınında Türkiye’nin haklılığını açık bir şekilde anlatacak çözümleri bulmalıdır. Turizmciler ise internet, web, ve diğer tanıtım organlarını kullanarak, gerçekleri ve Türk halkının misafirperverliğini Avrupa’ya anlatmalıdırlar. Turizm birlikleri, yatırımcılar ve diğer kuruluşlar, devletle el ele vererek yeni pazarlar bulmalıdır, yani turizmciler daha çok çalışarak, Türkiye’yi daha iyi tanıtmak için çalışmalıdır, yeni pazarlar bularak, hizmet kalitesini yükseltmelidir. Gelen turist sayısında önceki yıllara göre düşüş olsa da ucuz turizm kaliteyi yok edeceği için hiçbir zaman çözüm değildir. Turizmde yeniden büyük hedeflere ulaşmak için kaliteyi düşürmemek gerekir.”

  • Erken toplanan yaş çay yaprakları çayda kaliteyi yükseltti

    2017 yılı birinci sürgün dönemi çay sektörü için üretimde kalitenin arttığı dönem oldu. Özel sektör yüksek rakım yaş çay alımlarında fiyatları 220 kuruşa kadar çıkartırken, özel sektör belki de ilk kez devlet fiyatının üzerine çıktı.

    Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan Çay Sanayicileri ve İşadamları Derneği (ÇAYSİAD) Genel Sekreteri Mustafa Yılmaz Kar, bu yıl hasat mevsiminin Ramazan ayına denk gelmesi nedeniyle çayın erken toplattırıldığını, bu nedenle birinci sürgün döneminde verimin düşük ancak kalitenin yüksek olduğuna dikkat çekti. Kar, çayın bu yıl erken toplattırılmasının dezavantajdan ziyade avantaj getirdiğini belirterek “Zaten en kaliteli hammadde olan birinci sürgün yaş çay yaprakları bir de Ramazan sebebi ile erken toplattırılınca ortaya yüksek kaliteli hammaddeyi ve sonuçta çok iyi bir damak tadı yakalanan mamul maddeyi çıkarmıştır. 2017 yılı birinci sürgün üretimi istisnaidir ve özeldir. Çayımızın kalitesinden şüphe etmesek de, çay tiryakileri yüksek kalitede çay içmek istiyorlarsa 2017 yılı birinci sürgün üretiminden temin etmelidirler. Çay toplama döneminin Ramazan’a rastlamasıyla ortaya çıkan ve üretici firmalarca değerlendirilen bu özel şartlar her zaman bir araya gelmiyor” dedi.

  • Yeşil Kokarca fındıkta randımanı ve kaliteyi düşürüyor

    Fındıkta halk arasında “Pis kokulu böcek” olarak da adlandırılan yeşil kokarcaya karşı bahçelerde ilaçlı mücadeleye başlanması istendi.

    Türk fındığının en önemli kullanıcıları arasında yer alan ve bunda da kaliteyi ön planda tutan Ferrero, Değerli Tarım Projesi kapsamında zararlı ile mücadelede, sahadaki 55 tarım danışmanı ziraat mühendisi ile üreticilere bahçelerinde yardımcı olmaya çalışıyor.

    Projenin Tarım İşleri Müdürü Gökhan Arıkoğlu, üreticilerin fındık hastalık ve zararlılarına karşı bilinçli mücadele etmesi için tüm fındık üretilen illerde ekipler kurduklarını hatırlattı. Arıkoğlu “Bahçelerde yapılacak inceleme ile, fındık mercimek büyüklüğüne ulaşınca; 10 Ocak’ta 1’den fazla zararlı görüldüğünde, kimyasal mücadeleye girişilmelidir. Bu zararlıya karşı ilaçlama yapılırken, fındık kurduna karşı da etkili olan bir ilaç kullanıldığında, yapılmış olan uygulama; iki zararlı içinde etkili olacaktır. Zararlı yoğunluğuna bakılarak, ilk mücadele; fındık mercimek büyüklüğünde iken bölgeye ve iklim şartlarına göre değişmekle birlikte 20-25 tarihleri arasında ilk mücadeleye başlanmalıdır. Zararlı ile yoğunluğuna göre, 20-25 Haziran ile ve gerekirse 7-10 Temmuz arası mücadelenin tekrarlanarak iki ve üçüncü ilaçlamanın yapılması gerekmektedir. Bu konuda her ilde bulunan tarım danışmanlarımız üreticilerimize taleplerini dikkate alarak yardımcı olmaya çalışmaktadırlar” dedi.

    “Yeşil kokarca fındıkta erken dönemdeki beslenmesi ile boş oluşuma, şekilsiz iç meydana gelmesine ve meyve dökülmelerine sebep olur” diyen Arıkoğlu, açıklamasını şöyle sürdürdü:

    “Fındık meyvelerinde iç bağlama döneminden sonraki beslenmesi ile de lekeli iç şeklinde zarara neden olmaktadır. Lekeli iç şeklindeki zarar, iç fındıklarda bazen yüzde 6 seviyesinde olabilmektedir. Gizli çürüklük ve buruşukluğa, şekilsiz iç oluşumuna sebep olan; kaliteyi olumsuz etkileyen ve randımanı düşüren bu zararlı, ihracatta da düşen kalite sebebi ile ciddi bir sorun oluşturmaktadır.”

  • Türk Çayı’nda kaliteyi arttıracak proje

    Doğu Karadeniz Projesi Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı (DOKAP) ile Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi (RTEÜ) arasında Türk Çayı’nda kalitenin artırılmasına yönelik iş birliği protokolü imzalandı.

    Rize Öğretmen Evi’nde ÇAYKUR’da çalışan Çay Eksperleri ile bir araya gelen DOKAP Başkanı Ekrem Yüce, görüşmenin ardından RTEÜ Rektörü Prof Dr. Hüseyin Karaman ile Çay Eksperleri’ni de gelecekte yakından ilgilendirecek önemli bir konuya imza attı. Yüce ve Kahraman arasında, RTEÜ’nün Türk Çayı’nda kaliteyi arttırmaya yönelik araştırmalarında DOKAP tarafından kaynak sağlanması noktasında işbirliği protokolü imzalandı. Protokol kapsamında RTEÜ’nün çayın kalitesinin arttırılmasına yönelik araştırmaları DOKAP tarafından desteklenecek.

    Konuyla ilgili açıklama yapan RTEÜ Rektörü Prof. Dr. İsmail Kahraman, proje ile çayın gelecek nesillere daha kaliteli olarak taşınacağını belirterek “DOKAP ile birlikte çayın kalitesini arttırılması projesini imzaladık. Çay bölgemizin olmazsa olmaz ürünlerinden birisidir. RTEÜ olarak bizde, ülkemiz ve bölgemiz için vazgeçilmez bir ürün olan çay konusunda uzmanlaşmayı öncelikli araştırma alanlarımızdan birisi olarak çayı belirlemiştik. Üniversitemiz olarak bu konuda değişik araştırma grupları kurduk. Bugün de çayın kalitesinin arttırılması ve gelecek nesillere daha kaliteli çay taşıma noktasında DOKAP başkanlığı ile bu projeyi imzaladık. Ben DOKAP’a verdiği ve vereceği desteklerden dolayı teşekkür ediyorum” dedi.

    Çay bahçeleri ekonomik ömrünü tamamlıyor

    DOKAP Başkanı Ekrem Yüce ise açıklamasında, çay bahçelerinin bir bölümünün ekonomik ömürlerini tamamladıklarını ifade ederek “RTEÜ Rektörümüzün ve üniversitemize bağlı Ziraat ve Doğa Bilimleri Fakültesi Dekanımız ile birlikte DOKAP olarak bölgemizin olmazsa olmaz ürünü olarak tabir ettiğimiz çayımızın ekiminden bu güne kadar 70 yılı aşmıştır. Bu zaman dilimi içerisinde ekonomik ömrünü tamamlamış bahçelerimizi görmekteyiz. Bugün ekonomik ömrünü tamamlamak üzere olan bahçelerimizin ’yeterli verim veremiyorum’ dediği an DOKAP bünyesinde yaptığımız bu iş birliği ile şu anda imzaları atıyoruz. Protokolümüzü imzaladık. Bu imza törenini Rizemiz başta olmak üzere tüm sektöre hayırlı olmasını diliyorum” ifadelerini kullandı.

  • Plato MYO Eğitimde Kaliteyi Arttırmak Amacıyla Etkinliklerine Devam Ediyor

    Plato Meslek Yüksekokulu Müdür Yardımcısı Dr. Suat Dönmez, “Biz meslek yüksekokulu olarak öğrencilerimiz mezun olduktan sonra onları kendi haline bırakmıyoruz. Onların bilgilerini sürekli takip ederek çeşitli formlarda kendilerini işbirliği içerisinde olduğumuz kurum ve kuruluşlarla bir araya getirerek işe yerleştirilmelerini ve yeni işler bulmalarını temin etmeye çalışıyoruz” dedi.

    Plato Meslek Yüksekokulu (MYO), Ankara Olgunlaşma Enstitüsü’nde yürütülen faaliyetlerin tanıtımı ve öğretmenler ile görüş alışverişinde bulunmak amacıyla tanıtım etkinliği düzenledi. Kızılcahamam Patalya Otel’de düzenlenen etkinliğe öğretmenlerin yoğun ilgisi oldu. Plato MYO’nun 2009 yılından bu yana meslek yüksek okulu olarak bir vakıf çatısı altında eğitim- öğretim faaliyetlerini sürdürdüğünü belirten Plato MYO Müdür Yardımcısı Dr. Suat Dönmez, Türkçe ve İngilizce olmak kaydıyla yaklaşık 30 civarında eğitim programlarının olduğunu söyledi. Ankara Olgunlaşma Enstitüsü’nde yürüttükleri faaliyetlerin tanıtımını yapmak amacıyla öğretmenlerle bir araya geldiklerini dile getiren Dönmez, “Mesleki eğitim alanındaki hocalarımızla görüş alışverişi yapmak maksadıyla Ankara’da eğitim-öğretim yapan liseler, meslek liseleri öğretmenlerimizle bir araya geldik. Hocalarımızla meslek eğitimi hakkında fikir alışverişi yaptık. Onlara bizim uyguladığımız programlarımız, yeni fikirlerimiz, yeni düşüncelerimiz ve gelecekteki projelerimiz ile ilgili bilgiler verdik, çeşitli konuları tartıştık” diye konuştu.

    “OLMAZSA OLMAZIMIZ OLARAK TEMEL FAKTÖRLERDEN BİR TANESİ UYGULAMAYA DAYALI EĞİTİM YAPMAKTIR”

    Dönmez, meslek eğitimi alanında dünyada meydana gelen bütün gelişmeleri yakından takip ederek ülkeye en kısa sürede ithal etmeye çalıştıklarını söyledi. “Meslek yüksekokulu olarak olmazsa olmazımız temel faktörlerimizden bir tanesi de uygulamaya dayalı eğitim yapmaktır” diyen Dönmez şunları kaydetti:

    “Uygulamaya dayalı eğitim ancak bunun içerisini biraz daha açmak gerekir. Uygulama, sadece daha önceden alışılagelmiş bir takım yöntemlerin uygulanması, yapılmasından ziyade o alandaki sektörle işbirliği içerisinde o alandaki en son gelişmeleri takip etmek ve öğrencilerin o programdaki hem müfredatlarını hem de uygulama yapacakları alanları sektörle ortaklaşa olarak belirlemek ve sektörün değişen ihtiyaçlarını takip ederek onları eğitim programlarımızı ithal etmek. Zira biliyorsunuz teknolojinin son yıllarda çok hızlı bir şekilde artması ve giderek teknolojinin çok daha çabuk katlanmaya başlaması nedeni ile sektörün ihtiyacı süratle değişiyor. Bazı meslek alanlarına artık ihtiyaç kalmayabiliyor ve bazen yeni meslek alanları ortaya çıkıyor. İşte bizim işimiz bu alanları çok iyi bir şekilde tespit edip yeni alanları hem eğitim programımıza dahil etmek hem de öğrencilerimizin uygulamaya dönük çalışmalarında onların mezun olduklarında sektörde iş yapabilecek şekilde hazır hale gelmelerini sağlamaktır.”

    “ÖĞRENCİLERİMİZ MEZUN OLDUKTAN SONRA ONLARI KENDİ HALLERİNE BIRAKMIYORUZ”

    Dönmez, “Bizim bugün yaptığımız etkinlikte Ankara’daki lise öğretmenlerimize özellikle vurguladığımız konular var. Biz meslek yüksekokulu olarak öğrencilerimiz mezun olduktan sonra onları kendi haline bırakmıyoruz. Onları kariyer gelişme merkezimiz vasıtasıyla sürekli takip ederek, zaman zaman kariyer günleri yaparak onları sektörle buluşturuyoruz. Onların bilgilerini sürekli takip ederek çeşitli formlarda kendilerini işbirliği içerisinde olduğumuz kurum ve kuruluşlarla bir araya getirerek işe yerleştirilmelerini ve yeni işler bulmalarını temin etmeye çalışıyoruz” şeklinde konuştu.

    “30 CİVARINDA PROGRAMLA EĞİTİM-ÖĞRETİM FAALİYETLERİMİZE DEVAM EDİYORUZ”

    Kurumlarında eğitim gören öğrencilerin bir kısmının mezun olduktan sonra hemen işe girdiklerini vurgulayan Dönmez, bir kısmının da dikey geçiş sınavına katılarak yüksek öğretimlerine devam edip 4 yıllık lisans tamamlama eğitimlerini sürdürdüklerini kaydetti. Mezun öğrencilerin ciddi bir kısmının sektörde hemen istihdam edildiğinin altını çizen Dönmez, “Bizim çok geniş yelpazede programlarımız var. Bunlar, okul öncesi eğitimine yönelik olarak çocuk gelişimi programından tutunda, bilişim alanlarındaki bilgisayar programcılığı, internet ve ağ teknolojileri programı, bilgisayar destekli animasyon gibi bilişim programlarına kadar eğitimler. Bunun yanı sıra sanat dallarında bir takım grafik tasarım gibi çeşitli alanlar, sosyal bir takım alanlarda da programlarımız var, halkla ilişkiler gibi. Dünya mutfak tadını en iyi şekilde öğrencilere öğretmek maksadıyla açtığımız aşçılık programlarımız ve otelcilik turizm programlarımız var. Bunun yanında sağlık programlarımız da son derece önemli. Bu anlamda birçok alanda 30 civarında programla eğitim-öğretim faaliyetlerimize devam ediyoruz” dedi.