Etiket: Kalitesi

  • AOSB Teknik Bilimler MYO’da eğitim kalitesi yükseliyor

    Çukurova Üniversitesi (ÇÜ) Adana Organize Sanayi Bölgesi Teknik Bilimler Meslek Yüksekokulu Müdürü Prof. Dr. Nigar Yarpuz Bozdoğan, eğitim kalitesini yükseltmek amacıyla bu yıldan itibaren öğrenci başına sağlanan YÖK desteğinin, sanayicilerin istedikleri vasıflara sahip aranan elemanların yetiştirilmesine büyük katkı sağladığını bildirdi.

    Yüksekokul Müdürü Prof. Dr. Nigar Yarpuz Bozdoğan, konuya ilişkin açıklamasında, Yükseköğretim Kanununun 46. Maddesine eklenen fıkraya istinaden, Türkiye genelinde OSB’lerde eğitim öğretim veren 8 yüksekokulun desteklendiğini bildirdi.

    Desteklenen meslek yüksekokullarının içerisinde Adana Organize Sanayi Bölgesi Teknik Bilimler Meslek Yüksekokulu’nun da yer aldığını ifade eden Prof. Dr. Bozdoğan, “Eğitim desteği, makine, elektrik, tekstil ve elektronik programı öğrencilerine verilmiştir. Bu bağlamda eğitim kalitesinin yükseltilmesine yönelik bir çok önemli projeler hayata geçirildi” dedi.

    Sağlanan destekle bilgisayar laboratuvarı, basket ve voleybol sahasının yenilendiğini, mevcut olan programların altyapılarının güçlendirildiğini ifade eden Prof. Dr. Bozdoğan, şöyle konuştu:

    “Öğrencilere yönelik Forklift, Bekoloader ve Ekskavatör operatörlüğü ile ilk yardım ve diksiyon kursları verildi. Bunun yanı sıra yine öğrencilerimize yönelik çeşitli eğitim seminerleri düzenledik. Karar Verme ve Problem Çözme Teknikleri, Isı Pompaları, Zaman Yönetimi, Kariyer Planlama konulu seminerler düzenlendi.”

    3+1 İş Yeri Eğitim Sistemi’ne geçildi

    Çukurova Üniversitesi’ne (ÇÜ) bağlı Meslek Yüksekokulları arasında ilk kez AOSB Teknik Bilimler MYO’da 3+1 iş yeri eğitim sistemine geçiş yapılığını vurgulayan Prof. Dr. Bozdoğan, bu kapsamda ilk olarak 2018-2019 bahar yarıyılında öğrencilerin haftada 4 gün işletmelerde ve kamu kurumlarında intörn tekniker olarak iş yeri eğitimine başlayacaklarını bildirdi. Prof. Dr. Bozdoğan, bununla ilgili olarak AOSB Yönetim Kurulu Başkanı Bekir Sütcü ile ÇÜ Rektörü Prof. Dr. Mustafa Kibar tarafından protokol imzalandığını kaydetti. Bu bağlamda tüm sanayicilerden destek beklediklerini ifade etti.

    Danışma kurulu oluşturuldu

    Prof. Dr. Bozdoğan, Adana OSB Teknik Bilimler Meslek Yüksekokulu’nun Bölüm Başkanları ile Adana Organize Sanayi Bölgesinden Yönetim ve Denetim kurulu üyelerinin yer aldığı Eğitim ve Danışma Kurulu oluşturulduğunu, bu kapsamda ayda bir kez yapılan toplantılarda okul sanayi iş birliğiyle okulun ihtiyaçları ve sanayicinin beklentileri hakkında görüşlerin paylaşıldığını ifade etti.

    Prof. Dr. Bozdoğan, kuruldukları günden itibaren büyük desteklerini gördükleri AOSB Başkanlığı tarafından bu yıl okullarına makine atölyesinin de yapıldığını bildirdi.

    Prof. Dr. Bozdoğan, okullarında eğitim kalitesinde çıtayı her geçen yıl daha da artırmak için çaba harcadıklarını, bu konuda Rektör Prof. Dr. Mustafa Kibar, AOSB Başkanı Bekir Sütcü ve yönetimi ile OSB Müdürü Mustafa Keskin’in gösterdikleri duyarlılık ve ilgiye teşekkür ettiklerini sözlerine ekledi.

  • Hakan Peker: “Üretilen şarkıların kalitesi ve sözleri kötü”

    Ünlü şarkıcı Hakan Peker, CRI TÜRK’te Michael Kuyucu’nun sorularını yanıtladı. Günümüz müzik endüstrisinin kötü bir durumda olduğunu söyleyen Peker, “Bugünkü müzik dünyasından zevk almıyorum. Üretilen şarkıların kalitesi, sözleri kötü. Şimdi ’single’ yapıyorsun, o şarkı yayınlanıyor. Arkasından 3 tane şarkıyı single yapan sanatçı bu ülkede ’star’ oluyor” diye konuştu.

    Kasım ayının başında ‘Asi’ adlı albümünü müzik marketlere sunmaya hazırlanan Hakan Peker, CRI TÜRK’te Michael Kuyucu’nun sorularını yanıtladı. Ünlü şarkıcı, bu albümünün son albümü olacağını söylerken, bundan sonra tekli çalışmalarla müzik kariyerine devam edebileceğinin sinyallerini verdi. Peker, Michael Kuyucu’ya dijital medyada yapılan manipülasyon yüzünden müzik endüstrisinde haksız rekabetin yapıldığını söylerken, müzik endüstrisinin beş konu tarafından tehdit edildiğini söyledi.

    “İnternette başarısız sanatçıları başarılı gibi gösteriyorlar”

    Hakan Peker, Michael Kuyucu’nun eskiden kaset ve CD satışlarından para kazanırdınız, şimdi satışlar internetten yapılıyor. İnternet satışlarından para kazanıyor musunuz?” sorusuna şöyle cevap verdi: “İnternet bize çok fazla para kazandırmıyor, tam tersine internet bir dijital mecra ve biliyorsunuz ki bu işlerin dünyada hackerleri var. Bizde öyle hackerler var ki başarısız sanatçıları başarılı, başarılıları da başarısız gibi gösteriyor. Türkiye’de şu anda internet korsanları, para karşılığında bazı firmalar ve sanatçıların tıklamalarını yüksek göstererek bunu da algı operasyonuyla, “Şu sanatçının videosu şu kadar tıklandı” diyerek halkı yanıltmaya çalışıyorlar. Sanatçıları da var bunların içinde, prodüktörleri de var. Bunlarla ilgili çok yakında bir operasyon olacak, onu da buradan ilk kez söyleyeyim” diyerek Youtube’da kliplerinin izlenme oranlarını sahte tıklanmalarla yükselten yorumculara göndermede bulundu.

    Müzik endüstrisini tehdit eden 5 konu

    Hakan Peker, Michael Kuyucu’ya günümüz müzik endüstrisinin kötü bir durumda olduğunu söyledi ve bunun nedenlerini “Bugünkü müzik dünyasından zevk almıyorum. Üretilen şarkıların kalitesi, sözleri kötü. Şimdi ’single’ yapıyorsun, o şarkı yayınlanıyor. Arkasından 3 tane şarkıyı single yapan sanatçı bu ülkede ’star’ oluyor. Üç, dört şarkıyla star oluyor, açık hava sahnesinde konser veriyor. Peki, üç – dört şarkı 15 dakika yapar, sonra ne söylüyorsun? Bana göre burada birçok problem var. Sadece sanatçılarla ilgili değil, halkın algısıyla, sanata ve şarkılara bakış açısıyla da ilgili birçok problem var. Sosyolojik birtakım şeyler var diyebilirim. Müzik endüstrisini tehdit eden konular içinde “sahte organizasyonlar”, “medyanın ayakları”, “lobicilik”, “çeteleşme”, “gruplaşma” gibi konular var” sözleriyle dile getirdi.

  • MODEF’in ziyaretçi sayısı ve hizmet kalitesi arttı

    3-8 Nisan 2018 tarihlerinde İnegöl’de düzenlenen MODEF mobilya fuarına 19 bin 656 ziyaretçi geldi. Geçen yıl Mart ayında yapılan fuara kıyasla toplam ziyaretçi sayısında yüzde 4, yabancı ziyaretçi sayısı da yüzde 70 artış olurken, katılımcı firmalar doldurdukları ankette fuar süresince verilen hizmetin kalitesinin yükseldiğini beyan ettiler.

    İnegöl mobilyasının yurt içinde ve yurtdışında yer edinmesinde önemli rol oynayan 39. MODEF fuarına ilgi oldukça yüksek oldu. Fuar sonrasında Modef Fuarcılık Şirketi Yönetim Kurulu üyeleri ile birlikte açıklama yapan Başkan Yavuz Uğurdağ, fuarın beklentilere cevap verdiğini söyledi.

    Yavuz Uğurdağ, önceki yıllarda sadece iç pazara yönelik düzenledikleri MODEF ilkbahar fuarında değişikliğe giderek bu yıl ilk kez yabancı katılımcılara da davet gönderdiklerini belirterek, fuarda 69 ülkeden 863 yabancı ziyaretçiyi ağırladıklarını söyledi. Uğurdağ, “Fuarımıza Türkiye içinden de 17 bin 930 ziyaretçi geldi. Toplam ziyaretçi sayımız ise 19 bin 656 olarak gerçekleşti. Böylece ziyaretçi hedefimize ulaştık. Geçen yıl Mart ayında yaptığımız fuar ile kıyaslandığımızda yerli ziyaretçilerin sayısında yüzde 4, yabancı ziyaretçi sayısında da yüzde 70 artış sağlandı” dedi.

    Fuarın ziyaretçi profili, sayısı ve iş bağlantıları açısından bakıldığında maksimum fayda sağladığını görmenin memnuniyetini yaşadıklarını dile getiren Başkan Yavuz Uğurdağ, önceki yıllarda sadece sonbahar fuarında yabancı ziyaretçilere ağırlık verdiklerini hatırlatarak, “Katılımcılarımızdan ilkbahar fuarında da yabancı katılımcı gelmesi talepleri olunca bu yönde çalışma yaptık ve meyvesini aldık. İnegöl mobilyasının yurt dışı pazarda daha etkili olması için yürüttüğümüz, ‘İnegöl dünya ile buluşuyor’ projesi ve bu proje ile bağlantılı olarak, farklı ülkelere yaptığımız ziyaretler, B2B çalışmaları etkili olmaya başladı. Gelecek yıllarda daha çok müşteriye ulaşmak için çalışmaya devam edeceğiz” diye konuştu.

    Katılımcı firmalar fuardan memnun

    Yavuz Uğurdağ, fuar katılımcıları ile yapılan anketin sonuçlarını da değerlendirdi. Ankete katılan firmaların büyük çoğunluğunun yerli ve yabancı ziyaretçilerden memnun kaldıklarını dile getirdiklerini anlatan Başkan Uğurdağ, “Katılımcı firmalarımız, ziyaretçi sayısı ve kalitesindeki artıştan ve fuar süresince verilen hizmetlerin geçmişe oranla daha da iyileşmesinden memnuniyetlerini dile getirdiler. Aldığımız olumlu tepkiler çalışma azmimizi daha da arttırdı. sektöründeki fuarların öncüsü olan MODEF gittikçe profesyonelleşiyor” dedi.

  • İçmesuyu kalitesi standartların çok çok üzerinde

    Sakarya Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresi (SASKİ) Genel Müdürü Dr. Rüstem Keleş, Sabancı Üniversitesi, Yalova Üniversitesi, İstanbul Teknik Üniversitesi MEM-TEK ve ESAN işbirliğiyle düzenlenen Desalinasyon Teknolojileri Çalıştayı’na katıldı.

    4 oturum halinde gerçekleştirilen çalıştayda Sapanca Gölü havzasının korunması, gölden su temini ve arıtma teknolojileri ile ilgili bir konuşma gerçekleştiren Dr. Rüstem Keleş, “Sakarya’nın en önemli içmesuyu kaynağı olan, aynı zamanda doğal güzelliğiyle de şehre büyük değer katan Sapanca Gölü’ne gözümüz gibi bakıyor, onu her türlü tehlikeden korumak için büyük gayret sarf ediyoruz” diye konuştu. Dr. Rüstem Keleş burada yaptığı açıklamada, “Sapanca Gölü yüksek su kalitesiyle dünyanın en önemli içmesuyu kaynaklarından birisi olmasının yanı sıra sadece Sakarya’nın değil çevresiyle birlikte Türkiye’nin en önemli doğal güzelliklerinden birisi. Gölü 24 saat izliyoruz. Göl seviyesi, bulanıklık, ph değeri ve debi gibi kontrollerin yanı sıra gölün çevresini de sıkı bir şekilde denetliyoruz. Korumaya yönelik faaliyetlerimizi sadece göl sınırları içerisinde değil gölün beslendiği dereler ve havza bazında gerçekleştiriyoruz. Buna uygun olarak hem göl çevresinde hem dere yataklarında temizlik çalışmaları yapıyoruz. Ekiplerimiz paydaş kurumlarla denetimlerini aralıksız olarak sürdürüyorlar” dedi.

    “Teknolojiyi yakından takip ediyoruz”

    Sakarya’nın her noktasına kesintisiz hizmet ulaştırmak için çalışmalara ara vermeden devam ettiklerini vurgulayan Dr. Rüstem Keleş, “Büyük yatırımlarla içmesuyu altyapısı ve içmesuyu arıtma tesisleri inşa ediyoruz. Teknolojiyi yakından takip ediyoruz. Şehrimizin dört bir yanında yüksek donanımlarla inşa ettiğimiz içmesuyu arıtma tesislerimizde suyu dünya standartlarında arıtıyoruz. Tesislerimizi yine teknolojinin tüm imkânlarından yararlanarak 7 gün 24 saat kontrol altında tutuyoruz. Çok şükür hayata geçirdiğimiz çalışmalarla standartların çok çok üzerinde bir içmesuyu kalitesi yakaladık ve hemşehrilerimize bu suyu ulaştırmanın mutluluğunu yaşıyoruz” ifadelerini kullandı.

  • Otizmli çocukların yaşam kalitesi özel eğitim ile artıyor

    Psikiyatri Uzmanı Dr. Yeliz Cengiz, çocuklarının gelişimiyle ilgili farklılık gözlemleyen ebeveynlerin yapması gerekenlerle ilgili açıklamalarda bulundu.

    Yakın Doğu Üniversitesi (YDÜ) Hastanesi Psikiyatri Anabilim Dalı Uzmanı Dr. Yeliz Cengiz, tüm dünyada otizmle ilgili araştırmaların teşvik edilmesi, otistik bireylerin sorunlarına çözüm bulunması ve toplumla bütünleşmelerinin sağlanmasına yönelik çalışmaların devam ettiğini, öte yandan çocuklarının gelişimiyle ilgili farklılık gözlemleyen ebeveynlerin çocukları hangi yaşta olursa olsun zaman kaybetmeden bir çocuk ve ergen psikiyatrisi uzmanına başvurmaları gerektiğini ifade etti.

    “Otizm yaşamın ilk 3 yılında saptanıyor”

    Uzm. Dr. Yeliz Cengiz genellikle yaşamın ilk 3 yılında saptanan ’Otizm Spektrum’ bozukluğunun, duygusal ve sosyal gelişim ile sözel veya sözel olmayan iletişim gelişiminde gecikme ya da sapma, tekrarlayıcı davranış ve kısıtlı ilgi alanları ile kendini gösteren nörogelişimsel bir bozukluk olduğunu ifade etti. Dünya’da otizmin 2014 verilerine göre 68 çocukta bir görüldüğünü söyleyen Uzm. Dr. Yeliz Cengiz, erkek çocuklarındaki yaygınlığın kız çocuklarından 4 kat daha fazla olduğunu belirtti. Uzm. Dr. Yeliz Cengiz şunları söyledi:

    “Otizm, nedeni tam olarak bilinmeyen, genetik temelli olduğuna ilişkin bulgular olsa da hangi genin ya da genlerin sorumlu olduğunun bilinmediği bir bozukluktur. Çevresel faktörlerin (özellikle ileri baba yaşı) etkisi ise oldukça tartışmalı bir konu olup, otizme her çeşit toplumda, farklı coğrafyalarda, ırkta ve ailede rastlanmaktadır.”

    “Ebeveynlerin, çocuklarının normal gelişim sürecine uyum sağlayıp sağlayamadığını dikkatle gözlemlemesi gerekiyor”

    Bebeklerin iletişim kurma becerisi ve sosyalleşmelerinin ihtiyaç ile doğduğunu söyleyen Uzm. Dr. Yeliz Cengiz, sağlıklı bir bebeğin dış dünyaya tepki vermesi gerektiğini, bu nedenle ebeveynlerin, bebeklerinin normal gelişim sürecine uyum sağlayıp sağlayamadığını dikkatle gözlemlemesi gerektiğini belirtti. Otizmde gelişim basamaklarında aksama gözlendiğini ifade eden Uzm. Dr. Yeliz Cengiz, bebeğin becerilerden bazılarını hiç geliştirememiş olabileceği gibi, kimi zaman kazanılan becerilerinde gerileme ya da kaybın da gerçekleşebildiğini belirtti. Otistik spektrum bozukluğu olan çocukların çevreye ilgisiz olduğunu söyleyen Cengiz, ayni zamanda kısıtlı göz teması, ismi çağrıldığında tepkisiz kalma, güldürmeye çalışılınca gülmeme, aynı yaş gurubundaki çocuklar gibi taklit becerilerinde gelişmeme, oyuncaklar ile amacına uygun oynamama, hoşça kal mahiyetinde el sallamayıp, öpücük göndermemenin görüldüğünü belirtirken, gelişimsel aksamaya ek olarak anlamsız el çırpma, sallanma, dönme gibi tekrarlayıcı hareketlerin de gözlendiğini ifade etti.

    Otizm belirtileri

    Uzm. Dr. Cengiz, otizmin belirtilerini ise şu şekilde sıraladı:

    “Bebeğiniz 6 aylık olduğu halde anne babasını tanımıyor veya gülümsemiyorsa, 1 yaşını geçtiği halde işaret ile göstermiyor, ce – e oyunları oynamıyorsa, anlamlı birkaç kelime söylemiyorsa, adı ile seslenildiğinde bakmıyorsa, göz teması kurmuyorsa, 2 yaşını geçtiği halde 2 kelimelik cümleler kuramıyor ve oyuncaklarla amaca uygun şekilde (oyuncak bebeği uyutur gibi, uçağı uçurur gibi, arabayı ses çıkararak sürer gibi) oynamıyor sadece belli başlı parçaları ile ilgileniyorsa, 3 yaşını geçtiği halde 3 kelimelik cümleler kuramıyor ve taklide ya da oyun kurmaya yönelik oynamıyorsa, hayali oyunlar kurmuyorsa, çevresinde olup bitene ilgisiz görünüyorsa, yaşıtlarına karşı ilgisiz kalıyorsa, karşılıklı oyun oynamıyor kendi halinde bir köşede oynuyorsa gelişim basamaklarında bir sorun yaşandığını düşünmek gerekir.”

    “Erken tanı ve özel eğitimle çocuğunuzu yaşıtlarıyla birlikte aynı okulda okuyacak seviyeye getirmek mümkün”

    Otizmin tanısını koyduracak herhangi bir testin bulunmadığını söyleyen Uzm. Dr. Yeliz Cengiz, sadece klinik muayene ile uzman hekimler tarafından tanının konulabileceğini belirtti. Otizmde erken tanı, uygun müdahale ve düzenli psikiyatrik takibin tedavi sonucunu etkileyen en önemli faktör olduğunu belirten Uzm. Dr. Yeliz Cengiz, çocuğun yeterli ve uygun sosyal uyaranlar içeren bir ortamda bulunup bulunmadığının da değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Otizmin günümüzde bilinen tek tedavisinin erken tanı ile yoğun sürekli özel eğitim olduğunu belirten Uzm. Dr. Yeliz Cengiz, erken tanı ve ardından gelecek haftada en az 20 saat özel eğitimle, otizmli çocukların hayatlarında büyük fark oluşturmanın, yaşam kalitesini artırmanın, sağlıklı gelişim gösteren yaşıtlarıyla birlikte aynı okulda okuyacak seviyeye getirmenin mümkün olabileceğini ifade etti.