Etiket: Kalitenizi

  • Yaşam Kalitenizi Adiponektin İle Arttırın

    Mayasente Poliklinikliği Diyetisyeni Eda Ağıllı Akın, kişilerin yaşam kalitelerini Adiponektin ile arttırabileceğini ifade etti.

    Obeziteyi önleyen, diyabet ve kalp-damar hastalıklarına karşı koruyucu olan ve bağışıklık sistemini destekleyerek yaşam kalitesini arttıran mucize hormon Adiponektin hakkında bilgi veren Mayasente Poliklinikliği Diyetisyeni Eda Ağıllı Akın, “Vücutta yağ dokudan salgılanan protein yapıda bir hormon olan Adiponektin’in, bedenin yağ ağırlığına, kişinin beslenme alışkanlıklarına ve fiziksel aktivite durumuna bağlı olarak sentezi değişiyor. Vücut dengesinde büyük öneme sahip bu hormonun sentezini arttırmak ise kişinin elinde” dedi.

    AKDENİZ DİYETİNİ SEVEN HORMON

    Yağ dokudan salgılanan bir hormon olmasına rağmen, vücutta yağ ağırlığı fazlalığı olduğunda sentezi azalan Adiponektin için sağlıklı bir diyet ile kilo kaybının şart olduğunu belirten Diyetisyen Akın, kişinin yüzde 10 ağırlık kaybetmesinin ve özellikle bu kilo kaybını “Akdeniz Diyeti” uygulayarak gerçekleştirmesinin Adiponektin düzeyini yüzde 25 oranında arttırdığını vurguladı. Akın, “Temel anlamda yüksek miktarda tam tahıl, zeytinyağı (tekli doymamış yağ asitlerinden zengin), sebze – meyve tüketimini içeren Akdeniz Diyeti’nde orta düzeyde balık, süt ve süt ürünleri tüketimi ile düşük miktarda kırmızı et, şeker ve doymuş yağ tüketimi sağlanması gerekiyor” diyen konuştu.

    YÜKSEK LİFLİ KARBONHİDRATLAR TÜKETİN

    Diyetisyen Akın’ın aktardığı çalışma sonuçlarına göre, Adiponektin düzeyini yüzde 115 oranında arttırmada en etkili yöntemlerden biri de meyve, sebze, kuru baklagiller, tam tahıl, bulgur, yulaf ezmesi gibi glisemik indeksi düşük ve liften zengin kompleks karbonhidratlar tüketmek.

    SARI RENK SEBZE VE MEYVELER DOST

    Japonya’da yaşayan bireylerde fiziksel aktivite ve vücut ağırlığından bağımsız olarak Adiponektin hormon seviyesinin daha yüksek olmasının, yüksek miktarda koyu sarı renk sebze ve meyve tüketmelerine bağlı olarak açıklandığını ifade eden Diyetisyen Akın, “Adiponektin düzeyinizi arttırmak için, beslenmenize mutlaka sarı biber, limon, mısır, patates, zencefil, greyfurt, ananas gibi koyu sarı renk sebze ve meyveleri katın.” diyor.

    DOYMUŞ YAĞLARDAN UZAK DURUN

    Doymuş yağ tüketiminin Adiponektin hormonunun sentezinde olumsuz etki oluşturduğunun altını çizen Diyetisyen Akın; tereyağı, margarin, sakatatlar, süt ve süt ürünleri, et ve et ürünleri gibi yüksek miktarda doymuş yağ içeren besinler yerine somon, fındık, badem, ceviz, zeytin, keten tohumu, ay çekirdeği, avokado gibi tekli ve çoklu doymamış yağ asitli besinlerin tüketiminin arttırılması gerektiğini ifade ediyor.

    DAHA FAZLA MAGNEZYUM, DAHA FAZLA ADİPONEKTİN

    Magnezyum içeren besinlerin tüketiminin de Adiponektin sentezinde büyük öneme sahip olduğunu belirten Diyetisyen Akın, magnezyum kaynağı besinleri şu şekilde sıralıyor: “Koyu yeşil yapraklı sebzeler, kuru baklagiller, badem, fıstık gibi kabuklu kuru yemişler ve kuru meyveler iyi magnezyum kaynaklarıdır, Adiponektin sentezini bu besinler ile destekleyebilirsiniz.”

  • Tiroid Bezi Hastalıkları Yaşam Kalitenizi Bozabilir

    Tiroid bezinde üretilerek salınan tiroid hormonlarının uygun miktarda olmamasının yaşam kalitesini bozacak birçok belirtiye neden olduğu bildirildi.

    Acıbadem Adana Hastanesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Şebnem Aktaran, bu gibi durumlarda tanının erken dönemde konularak uygun tedavinin zamanında başlanmasının önemine dikkati çekti. Prof. Dr. Şebnem Aktaran, “Boynun ön bölümünde yer alan ve yaklaşık 15-20 gram ağırlığındaki tiroid bezinde üretilen tiroid hormonlarının bebeğin anne karnında gelişiminde, doğum sonrası zihinsel-bedensel gelişim ve büyümesinde ayrıca yaşam boyu metabolizma faaliyetlerinin düzenlenmesinde etkisi büyüktür” dedi.

    Prof. Dr. Aktaran, tiroid hormonlarının vücuttaki hücreler üzerinde etkileri olduğunu, bu nedenle tiroid hormonlarının dengesiz üretiminin diğer organ ve sistemlerin de çalışmasını olumsuz etkileyebileceğinden yaşamın her döneminde, özellikle gebelik döneminde bebek ve anne sağlığı için normal düzeylerde tutulması gerektiğini belirtti.

    Tiroid bezinin az çalışarak yeterli miktarda tiroid hormonu salgılamamasına hipotiroidi, aşırı çalışmasına ise hipertroidi dendiğini hatırlatan Prof. Dr. Aktaran, tiroid hastalıklarının birçok belirtiyle ortaya çıkabileceğini, bu nedenle söz konusu belirtileri olan kişilerin vakit kaybetmeden tiroid hormon seviyelerini ölçtürmelerini ve gerektiğinde tedavi altına alınmalarını söyledi.

    “TİROİT BEZİ HASTALIKLARININ NEDENLERİ DEĞİŞEBİLİR”

    Tiroid hastalıkları hakkında genel bilgiler de veren Prof. Dr. Şebnem Aktaran, “Tiroid bezi hastalıkları, tiroid bezinin az çalışması, aşırı çalışması, tiroid bezi iltihabı (tiroiditler) ve guatr (tiroid bezinin büyümesi nodüllü veya nodülsüz) olarak ortaya çıkar. Tiroid bezi hastalıklarının genellikle iyot eksikliği, genetik ve çevresel nedenlere bağlı olabileceği düşünülmektedir. İyot eksikliği ülkemizde guatrın en önemli nedenlerindendir” dedi.

    Tiroid bezi hastalıklarının belirtileri görülen kişilerde kanda tiroid hormonlarının değerlendirildiğini ve tiroid bezinin ultrasonografi (USG) ile görüntülendiğini belirten Prof. Dr. Aktaran, tiroid hastalıklarında tedavinin tiroid hormonlarının düzeyine, tiroid bezinin özelliklerine göre belirlendiğini; tedavide takip, ilaç, radyoaktif iyot veya operasyon seçeneklerinden uygun olanına karar verildiğini kaydetti.

    Guatrda, tiroid bezinin tümünün yaygın şekilde büyüyebileceğini veya bezde tek veya çok sayıda nodüller (yuvarlak, oval kitleler) olabileceğini belirten Prof. Dr. Aktaran, “Son yıllarda boyun muayenesi ile birlikte USG de yapıldığı için küçük tiroid nodülleri de tespit edilebilmekte ve bu nedenle tiroid nodülü tanısına da sıklıkla rastlanmaktadır. Tiroid nodüllerinde hastanın özgeçmişi, aile öyküsü ve USG bulguları önemlidir” dedi.

    Nodüllerin kötü huylu olma olasılığı, aşırı hormon üretimi varlığı ve iri nodüllerin nefes borusuna basısının değerlendirilmesi gerektiğini de anlatan Prof. Dr. Aktaran, şöyle devam etti:

    “Bu nedenle tanıda tiroid hormonları ölçülür, görüntüleme yöntemleri değerlendirilir ve tiroid ince iğne aspirasyon biyopsisi (İİAB) yapılır. Alınan materyal sitopatolog tarafından incelenir, operasyon veya izlem kararı verilir. Operasyon düşünülmeyen hastalar belirli aralıklarla izlenir. İzlem sırasında tiroid hormonları, tiroid USG ile kontroller yapılır, gerektiğinde tiroid İİAB yapılır. Nodüllerin takibi sırasında cerrahi operasyon önerildiğinde hasta tarafından gereği yapılmalıdır.”

    Prof. Dr. Şebnem Aktaran, trioidin az çalışmasında yorgunluk, deride kuruma, kilo alma, saçlarda kuruma, soğuğa tahammülsüzlük, reflekslerde ve hareketlerde yavaşlama, kas ve kemiklerde ağrı, uyuşma, tansiyon yüksekliği, kolesterolde yükselme, adet düzensizliği, kabızlık, şişkinlik, hafıza problemleri ve depresyon belirtilerinin görüldüğünü kaydetti.

    Prof. Dr. Şebnem Aktaran, trioidin aşırı çalışmasının belirtilerini de şöyle sıraladı:

    “Çarpıntı, terleme, sinirlilik, huzursuzluk, sıcak ve nemli deri, sıcağa tahammülsüzlük, kilo kaybı (iştahın iyi olmasına rağmen zayıflama), ellerde titreme, saçlarda incelme, kırılma ve dökülme, ishal, göz bulguları (canlı bakış), adet düzensizliği.”