Etiket: Kalite

  • Zeytinde yüksek verim ve kalite üreticiyi sevindirdi

    Türkiye’nin en önemli zeytin üretim merkezlerinden Balıkesir’in Burhaniye ilçesinde, zeytin hasadına başlanırken, yüksek verim ve zeytinyağındaki kalite üreticiyi sevindirdi. Fabrikalarda sıkılan ilk ürün zeytinlerden kaliteli zeytinyağı çıkarken, zamanında yapılan zeytin sineği mücadelesinin kaliteyi artırdığı kaydedildi.

    Burhaniye’de, fabrikaların bahçeleri zeytinlerle dolmaya başlarken, zeytindeki verim ve kalite de üreticiyi sevindirdi. Son yağışların zeytinde kaliteyi artırdığını anlatan üreticilerden Hüseyin Nizam, ”Yöremizde yeşil zeytin alımına başlandı. Şu anda yeşil zeytin fiyatları iyi. Son yağışlar da zeytinde irileşmeyi sağladı. İlk sıkılan zeytinlerden 4-5 kilodan bir kilo yağ çıkarken, yağ asitleri de çok düşük. İnşallah, zeytinyağı fiyatları da iyi olursa yüzümüz gülecek” dedi. Zeytinci Necat Kaynak da son yağışların kaliteyi artırdığını söylerken, yağda kalitenin artmasında zamanında yapılan ilaçlamanın etkili olduğu söyledi. Burhaniye TARİŞ Müdürü Emrah Öztürk’ de, “İki fabrikamızda da zeytin işlemeye başladık. Her geçen gün fabrika bahçeleri zeytinlerle dolmaya başladı. Şu anda çıkan zeytinyağları çok kaliteli. İnşallah, bereketli bir yıl olacak” dedi.

  • Safran’da üretim ve kalite arttırma hedefleri

    Karabük’ün Safranbolu ilçesinde yetiştirilen ve dünyanın en pahalı bitkisi olan Safran’nın farklı uygulama koşullarında verim ve kalite artışının yanısıra üretim maliyetini düşürmek için çalışma başlatıldı.

    Gıda Tarım ve Hayvancılık Karabük İl Müdürü Mustafa Şahin, yaptığı açıklamada, 4 farklı şekilde uyguladıkları proje kapsamında önceliklerinin vatandaşın safran üretimindeki maliyetini en aza indirebilmek olduğunu söyledi.

    4 farklı uygulama deneniyor

    Safran üretiminde yabancı ot kontrolüyle ilgili çok ciddi sorunlar olduğunu belirten Şahin, “Yevmiyeler çok yüksek, insanlar bu işe çok büyük paralar harcıyorlar. Bizde ’Tıbbi Bitkiler ile Aromatik Bitkileri Yetiştiriciliğinin Geliştirilmesi’ projesi kapsamında bütün girdilerini karşılıyoruz. Onlarda bize işçilikten yana yardımcı oluyorlar. 4 ayrı tekerrür kurduk, bu tekerrürlerden bir tanesi, Karabük ve Safranbolu’da klasik yapılan yetiştiricilik. Bir diğeri üzerine hayvan gübresi yerine işlenmiş, paketlenmiş ve içindeki yabancı ot tohumları arındırılmış bir gübreyle kapatmak, bir diğeri ise sadece toprak dışındaki özel hazırlanmış sebze üretiminde kullanılan bir yetiştirme materyali ekildi, son aşamada ise çiftçi şartlarının bir benzeri toprağa yapıldı. Ancak burada malç adını verdiğimiz örtüyle kapattık, özel gübreyi kullandık.” dedi.

    Hedef maliyeti düşürerek üretimi arttırmak

    “Burada işçiliğimiz ne kadar düşecek, çiçek kalitemiz ne kadar artacak ve soğan iriliğimiz nereye varacak? Bunu gözlemleyeceğiz.” diyen Şahin, şöyle konuştu:

    “Bu 3 yılın sonunda düşündüklerimiz gerçekleşecek olursa dünyadaki en kıymetli, en pahalı ürünlerden bir tanesi olan, tıbbi ve aromatik bitkilerin vaz geçilmezi olan Safranbolu’ya adını vermiş olan safranı bu bölgede daha fazla üretebileceğiz. Buradaki insanlarımızın bu işten kaçınması işçilik. Bizim ana hedefimiz işçiliği ne kadar düşürebileceğiz?”

    Safranbolu’ya adını veren safrana yakışacak derece üretim potansiyeli olmadığını da aktaran Şahin, “Bundan en büyük unsur işçiliğimiz. Bizim işçilik maliyetini düşürdüğümüz anda, alanları artırabilecek maliyeti düşürecek projeler geliştirmek. Maliyet düştükten sonra insanlar para kazanabiliyor ve üretecektir. Hedef, bu şehre tescil edilmiş bir safranı kazandırmak. Safranbolu’ya ait bir çeşidin tescillenmesi için Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı düzeyinde çalışıyoruz. İnşallah bu konuda da talep edecek bir üreticimize de destek vereceğiz. Doğruyu ve ucuzu buluncaya kadar biz faaliyetlerimize devam edeceğiz.” İfadelerine yer verdi.

    Projenin uygulandığı safran tarlasının sahibi çiftçi Recep Kartal da projenin çok güzel olduğunu belirterek, “ Yapılan proje kapsamında hangi uygulamanın daha iyi olduğunun anlaşılmasının ardından onu uygulayacağız çiftçiye göre. Telaşemiz o. Yevmiye ve işçi maliyeti çok yüksek. Bu nedenle çiftçi bu işi bırakmaya başlıyor ve üretim azalıyor” dedi.

  • Belediye Başkanı Mehmed Ali Saraoğlu: Termal turizmde hizmet kalite ve standardını her geçen yükseltiyoruz

    Gediz Belediye Başkanı Dr. Mehmed Ali Saraoğlu, Gediz Termal Tatil Köyü’ndeki incelemeler sonrası yaptığı açıklamada; termal turizmde hizmet kalite ve standardını her geçen yükselttiklerini söyledi.

    Belediye Başkanı Dr. Mehmed Ali Saraoğlu, İl Genel Meclisi Başkanı Musa Yılmaz, İl Genel Meclisi Üyeleri ve İl Özel İdare Teknik Ekibi Temmuz ayında temeli atılan bölgenin en büyük turizm yatırımlarından biri olan Gediz Termal Tatil Köyü’ndeki çalışmaları yerinde inceleyerek yapılan çalışmalar hakkında bilgi aldılar.

    Termal turizmi geliştirmek için gayret ettiklerini belirten Belediye Başkanı Mehmed Ali Saraoğlu,“Söz verdiğimiz gibi Gediz’imizi termal turizm merkezi haline getirmek için bir yandan yeni yatırımlar yapıyor, diğer yandan mevcut tesislerimize nicelik ve nitelik kazandırıyoruz. Termal turizmde hizmet kalite ve standardını her geçen yükseltiyoruz. Gediz Termal Tatil Köyü Projesi tamamlandığında Türkiye çapında termal turizmdeki markamızı artırarak ilçemizi sadece Kütahya’nın değil, bölgenin cazibe merkezi haline getirecektir” diye konuştu.(EFE)

  • KARDEMİR’e ‘Küresel Kalite, Mükemmellik ve İdeal Performans’ Ödülü

    Karabük Demir ve Çelik İşletmeleri (KARDEMİR) AŞ., Uluslararası Kalite Zirvesinde “Küresel Kalite, Mükemmellik ve İdeal Performans Ödülü”ne layık görüldü.

    KARDEMİR, Fransa merkezli Otherways Management Association Club-Paris (OMAC) kuruluşu tarafından, Kalite ve Mükemmellik alanlarında “Küresel Kalite, Mükemmellik ve İdeal Performans Ödülü” nü aldı.

    Bugüne kadar her yıl değişik kategorilerde düzenlenen ve bu yıl 15.’si düzenlenen, 33 ülkeden 40 farklı kuruluşun katıldığı ödül töreni, İtalya’nın Roma kentinde gerçekleşti.

    Ödül töreninde KARDEMİR’in kısa tanıtım filminin izlenmesinin ardından, şirketin Yönetim Kurulu Üyesi Burak Yolbulan tarafından, üretim kapasitesi, yatırımlar ve ürünler ile ilgili bilgilendirme sunumu gerçekleştirildi.

    Şirketin ideal performans, kalite ve mükemmeliyetçilik konularında sektörde gösterdiği başarısı ve özverisinin sonucu almaya hak kazandığı bu ödül, gerçekleştirilen ödül töreninde, şirketin Yönetim Kurulu üyesi Burak Yolbulan ve Kalite Metalurji ve Laboratuvarlar Müdürü Figen Dikilitaş’a takdim edildi.

    KARDEMİR AŞ.’den yapılan açıklamada şirketin, gücüne güç katacak her türlü başarıyı, daima sürdürülebilir kılmaya çalışıldığı da belirtildi.

  • KALDER Kayseri’de Toplam Kalite Yönetimini yaygınlaştıracak

    Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin Avrupa’da ‘kararlılık belgesi’ alan tek parlamento olmasını sağlayan Türkiye Kalite Derneği (KALDER)’nin Kayseri Temsilcisi Salih Yalçın, amaçlarının Türkiye’nin her yerinde olduğu gibi Kayseri’de de Toplam Kalite Yönetimi (TKY) felsefesini yaygınlaştırmak olduğunu söyledi.

    1990 yılında dönemin Başbakanı Turgut Özal’ın yönlendirmesiyle, Koç, Sabancı, Eczacıbaşı gibi kurumların bir araya gelerek TSE desteğiyle kurduğu KALDER, amacı Toplam Kalite Yönetimi felsefesini Türkiye’de yaymak olan bir sivil toplum kuruluşu. Merkezi İstanbul’da olan KALDER, Kayseri’de yaklaşık 4 yıldır faaliyet gösteriyor ve amacına uygun hareket ederek, işletmelerde TKY felsefesinin yaygınlaşmasını, dolayısıyla toplu bir kurumsallaşmayı hedefliyor. KALDER Temsilcisi Salih Yalçın’ın, Kayseri’de yapılan faaliyetlerle ilgili söyleşisinin ayrıntıları şöyle:

    Neden böyle bir derneğin kurulmasına ihtiyaç duyulmuş?

    “KALDER’den kısa bir süre önce de 1988 yılında Avrupa ülkelerinde standartları artırmak amacıyla Avrupa Kalite Yönetim Vakfı (EFQM) kurulmuş. KALDER kurulduktan sonra Batı’ya bakıyor ve EFQM’i ve onun kendi geliştirdiği Mükemmellik Modeli’ni fark ediyor. KALDER de bu modeli alıp Türkiye’de uygulama kararı alıyor ve EFQM’in uluslararası iş ortağı oluyor. 93 yılından itibaren de KALDER ulusal düzeyde Türkiye Mükemmellik Ödüleri’ni vermeye başladı. Bu ödüller kamu ve özel sektör kategorilerindedir. Kamu ödülleri Cumhurbaşkanlığı himayesinde verilir, özel sektör ödülleri de her yıl Kasım ayında düzenlenen Kalite Kongresi’nde takdim edilir. Ki bu kongre Avrupa’nın en büyük yönetim-organizasyonu addedilir.”

    Türkiye’de ne şekilde faaliyet gösteriyorsunuz?

    “Merkezimiz İstanbul’dadır. 2000 yılına kadar da KALDER yayılımı amacıyla Ankara, Eskişehir, İzmir, Bursa’da şubeler kurdu. 2000 yılından sonra da Anadolu’ya yayılım çerçevesinde temsilcilikler oluşturmaya başladı. Şu anda Trakya’da, Kayseri, Antalya ve Kocaeli’nde temsilciliklerimiz var. 2 bin 500 civarında üyemiz var, bunların bin kadarı kurumsal üye. Bunların yüzde 35’i kamu kuruluşu. Kayseri’de 2014 yılı itibariyle faaliyete geçtik. Sanayi Odasında hizmet veriyoruz.”

    “Misyonumuz TKY’yi yaymak”

    “Temelde eğitim veriyoruz. Eğitim portföyümüz de 120’ye yakın eğitim konumuz var. Stratejik yönetim, süreç yönetimi, mükemmel liderlik, ISO serisi eğitimleri sahada verimliliği artırıcı 5S. Kayzen, TPM, yalın gibi konular, insan kaynakları, performansa dayalı yönetim sistemleri, mülakat teknikleri gibi Bu eğitimler sahadan yöneticiler tarafından veriliyor. Faaliyetlerimizi bize destek, yön versin diye ‘istişare kurulu’ adı altında bir gönüllü birim ile yürütüyoruz. Yaklaşık 10 kurum yöneticisinden oluşan bir kurul bu. Şu anki İstişare Kurulu Başkanımız Başyazıcıoğlu Yönetim Kurulu Üyesi Murat Başyazıcıoğlu. Bu kurul içerisinde Sanayi Odası, Ticaret Odası, Kayserigaz, Kilim Mobilya, 2. Anabakım Müdürlüğü, BOYTAŞ, Orta Anadolu kurumları var.”

    Kayseri’deki üye sayınız nedir?

    “ Şu anda 30 kurumsal üyemiz var. O kurumlardan büyüklüklerine göre 2 ya da 3 temsilci oluyor, dolayısıyla 90’a yakın bireysel üyemiz var.”

    Türkiye Büyük Millet Meclisi de KALDER’den hizmet alıyor, bu süreci anlatır mısınız?

    “Toplam Kalite Yönetimini benimsemiş, Mükemmellik Modelini kendi öz değerlendirmesinde sorgulama aracı olarak kabul eden kurumları bir araya topladığımız ve 1998 yılında çalışmalarına başlayan ‘Ulusal Kalite Hareketi’ adını verdiğimiz bir kurulumuz var. 2013 yılında da TBMM Ulusal Kalite Hareketi’ne dahil oldu. Bu yoldaki çalışmaları ile EFQM’den ‘kararlılık belgesi’ aldı. Bu modelle yürütülen Avrupa’daki tek parlamentodur. Elbette ki bu işin siyasi kanadı değil, TBMM’de güvenlik, eğitim, yemek gibi hizmetlerde çalışan personelin idari hizmetleri ile ilgili. Gelir İdaresi hem kendi merkez teşkilatında bu modeli uygulamayı seçti hem de taşra teşkilatına yayma çabası oldu. Yayınladığı bir genelge ile EFQM Mükemmellik Modelini eski adıyla KİT’lere tavsiye etti. Yine Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı KALDER üyesidir. Yaptığı çalışmalarla kararlılık belgesi almış bir bakanlıktır. Pek çok belediye de KALDER eğitimlerinden yararlanmış, hem Türkiye’de hem Avrupa’da ödüller almıştır. Tarsus, Bursa Nilüfer Belediyesi, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, İETT gibi.”

    Kayseri’de çalıştığınız kurumlardan örnekler verecek olursanız

    “Kayseri’de de 2 yıl önce Belediye Başkanımız Mustafa Çelik’in imzaladığı Kalite Hareketi ile Kayseri Ulaşım AŞ bu yolda yürümeye başladı. EFQM Mükemmellik Modeli konularında bizden hizmet alıyor. Çok da başarılı gidiyorlar. Özel sektörde ise Başyazıcıoğlu Tekstil, Kilim Mobilya, Turkuaz Seramik önde gelen kurumlarımız.”

    Kayseri’de TKY’yi yaygınlaştırmak konusunda etkiniz ne oranda?

    “Bu biraz maddi imkanlarla da alakalı. Sonuçta biz bir derneğiz. Ancak dokunduğumuz kuruluşlarda bir fark oluşuyor. Ama dokunabilme kabiliyetimiz maddi imkanlarımızla ve personel sayımızla sınırlı. Burada ben ve Genç KALDER’den bir arkadaşımız var. Ama dokunduğumuz kurumlarda stratejik planlama yapılması konusunda başarılı olduğumuz aşikar. Bir kere küçük, orta ya da büyük ölçekli işletme ya da kamu veya özel sektör, hangi işletme olursa olsun bir süre sonra nerede olacağını tasarlamak zorunda. Buna da vizyon diyoruz. Vizyonunu tasarlamayan kurumlar başarı elde ediyorsa bunun tesadüf sonucu olduğunu düşünüyoruz ya da geçici başarılar olarak görüyoruz. Gerçekten hedeflediği noktaya bir stratejik plan dahilinde koşan kuruluşlar ancak planlı başarı elde etmişlerdir. KALDER önce bunun önemini vurguluyor. Her girdiği kurumda mutlaka vizyon belirleme ve stratejik plan çalışmalarını güçlü bir şekilde hayata geçirmeye çalışıyor ve EFQM Mükemmellik Modeli bu stratejik planın hayata geçmesinde çok önemli bir sorgulama aracı. Önceden ‘müşteri odaklı olmak’ çok popülerdi. Oysa Mükemmellik Modeli mükemmelliği; paydaş (hissedarlar, müşteri, çalışanlar, toplum ve bunun içinde devlet ya da kamu) beklentilerini en iyi şekilde tanımlayan, anlayan, hatta aşabilen ve bunu sürdürebilen kurumlar mükemmellikte olgunlaşmış kurumlardır şeklinde tanımlıyor. Batı da, ‘The God yani Tanrı mükemmeldir, mükemmel olmak mümkün değildir, ancak ona yolculuk vardır, ona ulaşmaya çalışanlar da olgunlaşmış kurumlardır’ denilir. Mükemmellik Modelini uygulayan kurumları ‘radar’ adını verdiğimiz ölçekleme sistemimizle bin puan üzerinden değerlendiriyoruz. Dolayısıyla teoride bin puan almış bir kurum yoktur, her zaman sürekli iyileşme vardır. Sistemin felsefesi bu şekilde işler. Sonuç olarak dokunduğumuz kurumlarda öncelikle vizyon belirleme mantığını geliştirmeye çalışıyoruz, ikincisi de vizyonun belirlenmesi için stratejik planın olması gerektiğini söylüyoruz. Üçüncüsü de Mükemmellik Modelinin, kendilerini stratejik plana taşıyacak önemli bir felsefe olduğunu aktarıyoruz. Dolayısıyla kurumlar başarıya daha farklı bakmaya ve rakamlarla konuşmaya başlıyor.”

    Kayseri aile şirketlerinin yoğun olduğu bir kent, bu durum sizi sınırlayan bir etken midir?

    “Kesinlikle bizi sınırlıyor ama biz bunun bir yolculuk olduğunu düşünüyoruz. Bu sorunla sadece Kayseri’de karşılaşmıyoruz, Türkiye’nin geneli için de bu böyle. KALDER’in kurucularından Koç, Sabancı, Eczacıbaşı da öyleydi bir zamanlar. Onların kurumlarında bu çalışmalar ilk başladığında çalışanlarla, üst yöneticilerle ilgili dirençle karşılaşılmış. Kayseri’de de TKY’i anlatmaya çalıştığımızda pek çok şirket bunun önemini anlayamayabiliyordu ilk başta. Bu bir değişim yönetimi; önce fikirlerin değişmesi gerekiyor. TKY’nin babası addedilen Edward Deming, bu konuya dair, ‘Toplam kalite yönetim kurulu odasında başlar’ der. Biz de randevu alırken hep üst yöneticilerden alıyoruz, onlara yaşanmış hikayelerden yola çıkarak modelin, TKY’nin, stratejik plan çalışmalarının öneminden söz ediyoruz. Bu elbette tek seferde anlattığımızda karşılık bulamayabiliyor. Etkinliklerimiz, teknik gezilerimiz, yaptığımız her faaliyet aslında kendimizi anlatma çabamız için bir taş daha koyduğumuz anlamına geliyor ve bir süre sonra ancak yerini buluyor.”

    Kayseri’de bu gelişimi engelleyen en problemli durum nedir?

    “Adı üzerinde TKY’yi bir tarafından tutmanız yeterli olmayabiliyor. Biz KALDER olarak sahada TKY’yi anlatabiliyoruz. Ama bu, Sanayi Odasının, Ticaret Odasının, Belediyelerimizin, kamunun desteğinin olduğu toplu bir hareket gerektiriyor. Böyle bir ortamda bu çabalarımız daha hızlı ilerleyecektir.”

    Ama Kayseri’de kurumlararası işbirliğinin iyi olduğu ifade edilir her fırsatta.

    “Üniversite sanayi işbirliği hemen hemen her şehirde konuşulur. Kayseri’mizde görece bu ilişkinin daha iyi olduğunu söyleyebilirim. Ama kamu otoritesinin desteği TKY’yi daha farklı noktalara taşır. Örneğin sigaranın sağlığa zararlı olduğu pek çok ortamda doktorlar, sağlık kuruluşları tarafından anlatılır, bununla ilgili eğitim ve benzeri çalışmalar yapılırdı. Ama ne zaman ki devletimiz konuya el koydu ve kapalı ortamlarda sigarayı yasakladı, bu sorun o zaman ancak çözülebildi. Önemini herkes biliyor ve faydasından herkes mutlu. TKY’nin yararlı ve ölçülebilir başarıları da var. İngiltere ve Belçika’da yapılmış çalışmalarda EFQM Mükemmellik Modelini uygulayan ve uygulamayan 500 kurum karşılaştırılmış ve modeli uygulayan kurumların ölçülebilir başarıları gözlemlenmiş. Bir başka araştırmada da küçük ölçekli olup da modeli uygulayan kurumlarla büyük ölçekli kurumlar karşılaştırılmış, bununla ilgili çalışmada da KOBİ’ler ve küçük ölçekli işletmelerin EFQM Mükemmellik Modeline uyum sağladıkları takdirde kısa zamanda başarı gösterdikleri ortaya çıkmış. Dolayısıyla bu, başarısı ortada bir model. Dünyada 48 bin kurum bugün EFQM Mükemmellik Modelini uyguluyor. Madem bu kıymetli; keşke kamu otoritesi ile de bunun eğitimleri verilebilse ve buna dair yasal düzenlemeler yapılabilse”

    Özetle size gelmeleri için başlıklar halinde ilk 3 neden nedir?

    “Bir kere planlı başarı için KALDER’in çok ciddi argümanları var. Sistematik olmak için gelebilirler ve kamu ya da toplumsal bilinç edinmek açısından faydalı olmak için de gelebilirler. KALDER’in sistematiğindeki kriterlerinden biri topluma katkıdır. KALDER bir kriteri buna ayırmıştır ki, bununla ilgili neler yaptığımızı sorgular ve kurumları sosyal sorumluluk açısından buna teşvik eder. Dolayısıyla ilki kurumsal başarı için, ikincisi vizyoner bakan daha başarılı bireyler olabilmek amacıyla bireysel başarı için, üçüncüsü de topluma katkı sağlamak KALDER’e başvurabilirler.”

    Bu yılki Mükemmellik Zirvesinde neler göreceğiz?

    “Bu yılki Mükemmellik Zirvesi ‘Geleceği Tasarlamak’ ana temasıyla Kayseri Ticaret Odasında Ekim ayında gerçekleştirilecek. Bu etkinliğe Kayseri’de 2014’te başladık, 2015’te de ilk Erciyes Mükemmellik Zirvesi’ni organize ettik. İlk ikisini çok keyfili ve başarılı düzenledik. Üçüncüsünün de iskeleti tamam. Bu yıl da çok başarılı bir organizasyona imza atacağız.”