Etiket: Kalın

  • “B12 vitamini ve ginkgo biloba ile dinç kalın”

    Kimya Mühendisi Nigar Yıldırım, “B12 vitamini ve son dönemlerde adından sıklıkla söz ettiren ginkgo biloba bitkisi tam bir zihin dostudur” dedi.

    Aksuvital Ar-Ge Merkezinden Kimya Mühendisi Nigar Yıldırım, “B12 vitamininin ve mabed ağacı olarak ta bilinen ginkgo biloba bitkisinin zihin yorgunluğunu aldığını söyledi. Günlük hayatın getirdiği stres, yorgunluk, trafik, sınav, evlilik gibi bir çok koşturmacanın insanı bedenen yorduğu gibi zihinsel olarak ta yorduğunu aktaran Yıldırım, “Hatta zihinsel yorgunluk önemsenmeyen,ancak fizyolojik açıdan insanı en çok hasara uğratan yorgunluk çeşididir. Zihinsel yorgunluk uykusuzluk,konsantrasyon bozuklukları,gerginlik,tahammülsüzlük şeklinde dışa vurum sergiler. Bu ve buna benzer etkiler kişinin sosyal hayatında olumsuz değişimler yaşatır. Eğer sizde aynı durumda olduğunuzu ve stres altında olduğunuzu hissediyorsanız,zihinsel yorgunluğun içindesiniz demektir” dedi. “Zihinsel yorgunlukta doğal yardımcımız B vitaminidir” diyen Yıldırım, “B vitamini 40 farklı formda mevcuttur.B vitamini suda eriyen vitaminler grubundadır ve günlük olarak alınması gerekmektedir. Vücutta depolanamayan bu vitaminler beslenme açısından oldukça önemlidir” şeklinde konuştu.

    Son dönemlerde adından sıklıkla söz ettiren ginkgo biloba bitkisinin tam bir zihin dostu olduğunu dile getiren Yıldırım, “Yapılan araştırmalar neticesinde mabed ağacı olarakta bilinen ginkgo biloba bitkisinin zihinsel fonksiyonları korumada etkili bir bitki olduğu ortaya çıkmıştır. Ginkgo biloba,hafif beyin kanaması, unutkanlık, konsantrasyon zafiyeti, anlama zafiyeti, hafıza güçlüğü, uyku sorunu, yorgunluk gibi beyin fonksiyonlarındaki zayıflama etkilerinde kullanır. Kısacası ginkgo bitkisi tam bir zihin canlandırıcıdır” diye konuştu.

    “B12 vitaminini deniz ürünlerinden, et ve süt ürünlerinden, yumurta ve peynirden alabiliriz”

    B12 vitaminini deniz, et ve süt ürünleri ile yumurta ve peynirden alabileceğini belirten Yıldırım, “B vitamini kompleksleri ve ginkgo bitkisi bir araya gelince günlük hayatın koşturmacasına doğal destek olarak günlük alınması gereken bir gıda takviyesi konumundadır. B vitaminlerinden özellikle büyük öneme sahip B12 vitaminini deniz ürünlerinden, et ve süt ürünlerinden, yumurta ve peynirden alabiliriz. Akşamlar eve daha zinde gitmek istiyorsanız, sevdiklerinizle daha kaliteli zaman geçirmek, uyku kalitenizi arttırmak istiyorsanız, B vitamini kompleksi ve ginkgo bitkisini günlük almalısınız.Aradaki farkı düzenli kullanım sonucu,hemen fark edeceksiniz”şeklinde konuştu.

  • Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın, okurları ile buluştu

    Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Büyükelçi İbrahim Kalın, “80 milyonluk bir ülke olarak yeteri kadar okumuyoruz. İşin hakikati daha fazla okumamız lazım. Her kitap farklı dünyaya açılan bir kapıdır aslında. O imkandan kendimizi mahrum etmemek lazım” dedi.

    “Ben, Öteki ve Ötesi” isimli kitabının imza programında okurları ile buluşan Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, çok sayıda okuru için kitap imzaladı, okurları ile sohbet etti. İmza programının ardından gazetecilerin sorularına cevap veren Kalın, “Yazarların okuyucuları ile buluşması güzel. Etkileşim insana birçok kapı da açıyor hem okuyucu hem de yazar açısından. 80 milyonluk bir ülke olarak yeteri kadar okumuyoruz. Bunu hep söylüyoruz, klişe cümle gibi tekrar ediyoruz ama işin hakikati daha fazla okumamız lazım. Her kitap farklı dünyaya açılan bir kapıdır aslında. O imkandan kendimizi mahrum etmemek lazım. Gençlerin daha çok okuması lazım, yaşlıların da daha çok okuması lazım. Yaşlılar okumaz, emekliler okumaz diye bir şey yok. Bu tür fuarlar okumaya, kitapla buluşmaya vesile olur” dedi.

    “Avrupa merkezci bakış açısı bence Avrupalıların dünya ufkunu da daraltan bir şey”

    Kitabın zamanlamasının çok iyi olduğunun altını çizen Kalın, “Çağımızın ana meselelerinden birisi İslam ve Batı toplumları arasındaki ilişkilerin modalitesi. Nasıl bir ilişki olacak? Avrupa merkezci bakış açısını Batı toplumları aşabildiler mi sorusu hala orada duruyor. Kitapta bunları biraz anlatmaya çalıştım. Batı toplumları henüz Avrupa merkezciliği aşabilmiş değil. Dünyaya, kültüre, topluma, siyasete, ekonomiye, spora bakarken hala Avrupa merkezci perspektiften bakıyorlar. Yani her şeyin merkezi Avrupa değerleri, evrenselliği orası tanımlıyor, rasyonaliteyi özgürlüğü, birey olmayı oranın değerleri tanımlıyor şeklindeki Avrupa merkezci bakış açısı bence Avrupalıların dünya ufkunu da daraltan bir şey. Çünkü başka toplumlarla, kadim medeniyetlerle ilişki kurmalarını zora sokuyor. Batılı olmayan toplumların bu Avrupa merkezci etkiden kurtulması kolay olmuyor. Bizim Türkiye gibi ülkelerde, başka ülkelerde de mesela eğitim müfredatımıza baktığımızda tarih, felsefe, sosyoloji, bilimler tarihi hala Avrupa merkezci perspektiften okutulmaya devam ediyor. Bunların ciddi sorgulanması lazım. Türkiye’nin bu anlamda entelektüel birikimi bu meselelerle baş edebilecek imkanlara sahip. Önemli olan bunları harekete geçirmek. Günümüzde Avrupa’da yükselen İslamofobi, ırkçılık, yabancı karşıtlığı, mülteci meselesinde Avrupalıların takındığı tavır, Müslüman azınlıklara gösterilen tavırlar, çoğulculuk, çok kültürlülük, demokrasi, şeffaflık gibi temel değerlerin ne kadar savrulabildiğini de gösteriyor. Çünkü Müslüman azınlıklar söz konusu olduğunda Batılı toplumların farklı reflekslerle hareket etmeye başladığını görüyorsunuz. Bütün bu konuların bir tarihi, felsefi arka planını anlamak, bir çerçeveye oturtmak anlamında inşallah kitap okuyucularımıza faydalı oluyordur” diye konuştu.

    “Yeni türkü ve türküler inşallah gelecek”

    Müziğe olan ilgisinin sorulması üzerine Kalın, “Yeni türkü ve türküler inşallah gelecek. Müzik bizim hayatımızın çok temel bir parçası. Biz doğduğunda kulağına ezan okunan bir gelenekten geliyoruz. Doğduğumuz andan itibaren bir müzikalite var aslında. Annelerimizin okuduğu ninnilerle büyüyoruz. Bulunduğumuz ortamlarda müzik hayatımızın bir parçası. Ben hep söylüyorum, müziğe eğlence olarak bakmak büyük bir haksızlık olur. İnsanın içinde ne varsa, yöneldiği müzik de odur aslında. O yüzden iyi müzik ile iştigal etmek lazım. Bazen sorarlar ‘ne tür müzik seviyorsun’ diye, ben klasik hale gelmiş bir cevabı hatırlatıyorum. İki tür müzik var; iyi müzik, kötü müzik. İyi müzik yapıyorsanız Batı müziği de Türk müziği de güzeldir. Kötü müzik yapıyorsanız hangi tür müzik olursa olsun ondan keyif alamazsınız. Anadolu müzik kültürümüz çok zengin. Oradan istifade edecek, bugüne ve yarınlara taşıyacak çok fazla birikimlerimiz var. Onu bu günlere taşıyacak, evrensel bir dil ile yeniden anlatacak imkanları ortaya çıkartmak lazım. Ben Türk müziğinin bütün boyutları ile şu günlerde iyi bir noktada olduğunu düşünüyorum. Çok iyi ustalar var, müzik yapan müzisyenler var. Şüphesiz dejenerasyon da var, inşallah iyi olanlar ham olanları geride bırakır. Ana istikameti inşallah bu güzel eserler belirler” şeklinde konuştu.

  • Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın: “Süreci takip ediyoruz”

    Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, CHP İstanbul Milletvekili Enis Berberoğlu’nun tutuklanmasına ilişkin, “Süreci takip ediyoruz” dedi.

    “Ben, Öteki ve Ötesi” isimli kitabının imza programında okurları ile buluşan Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, gazetecilerin Enis Berber’in tutuklanmasına ilişkin sorularına cevap verdi. Kalın, “Yargı süreci, onunla ilgili bir açıklama, yorum yapmamız doğru olmaz. Bir görelim. Süreci takip ediyoruz. İddianame, suçlamalar vesaire, ben detaylarına hakim değilim, çünkü bugün gelişen bir hadise, onunla ilgili bir spekülasyonda bulunmam doğru olmaz. Yargı süreci. Konu ile ilgili hukuki süreç işler, bir görelim nasıl ilerleyeceğini” ifadelerini kullandı.

    Kalın, Kılıçdaroğlu’nun Kızılay Meydanı’nda buluşma çağrısı yapmasına ilişkin soruya, “CHP’nin kendi kararıdır” ifadeleriyle cevap verdi.

  • Cumhurbaşkanı Sözcüsü Kalın, ABD ziyareti ve Suriye’deki gelişmeleri anlattı

    Cumhurbaşkanı Sözcüsü İbrahim Kalın, Kocaeli 9. Kitap Fuarındaki söyleşisinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ABD ziyareti ve Suriyedeki gelişmeler hakkında bilgiler verdi.

    Cumhurbaşkanı Sözcüsü İbrahim Kalın, Kocaeli 9.’ Kitap Fuarında “Ben, Öteki ve Öncesi“ adlı söyleşi düzenledi. Uluslararası Fuar Merkezi’nde düzenlenen programa Kocaeli Valisi Hasan Basri Güzeloğlu, Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı İbrahim Karaosmanoğlu ve çok sayıda vatandaş katıldı.

    “Terörle mücadele ediyoruz’ başlığı altında bölge siyasetini dizayn etmeye çalışanlar var”

    Orta Doğudaki savaşların 100 yıldır devam ettiğini belirten Cumhurbaşkanı Sözcüsü İbrahim Kalın, “100 yıldır tramva yaşıyoruz. Bu bölgede büyük acılar yaşanmaya da devam ediyor. Bu coğrafyaların ve toprakların sanatın ve düşüncelerin merkez haline gelmesi gerekiyor. Bunun içinde bu acımasız vekalet savaşlarının bir an önce sona ermesi gerekiyor. Şu anda Suriye’de yaşanan bundan farklı değil. ‘Terörle mücadele ediyoruz’ başlığı altında bölge siyasetini dizayn etmeye çalışanlar var.

    “DEAŞ Terör örgütünün oralara nasıl geldiğini gördük”

    Suriye’deki savaşın bitmesi için çözüm ürettiklerini belirten Kalın, “DEAŞ Terör örgütünün nasıl palazlandırıldığını ve oralara nasıl geldiğini ve Terörle mücadele söylemlerinden ne tür oyunların oynandığını gördük, görüyoruz. Biz Türkiye olarak hem Cenevre hem de Astana süreçleriyle bu savaşın bir an önce sona ermesi için elimizden geleni yapıyoruz. Orada 100 binlerce insan hayatını kaybetti. Buna daha fazla göz yummak mümkün değil. Bir yandan küresel insani değerlerden bahsedilirken, Suriye’de yaşanan bu trajediyi özellikle gelişmiş kalkınmış ülkelerin ilgisizliği, aslında bu konuda nasıl bir çifte standardın hatta bir ikiyüzlülüğün olduğunu gösteriyor. Suriye’deki savaşın bitmesi için herkesin katkı sağlaması gerekiyor. Bunun bir yolu var, DEAŞ’ı yıkmak, yenmek imkansız değil” diye konuştu.

    “ABD’de Terörle mücadele bağlamında görüşmelerimiz oldu”

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ABD ziyareti hakkında bilgi veren Kalın, “İki gün önce ABD Beyaz Saray’da Terörle mücadele bağlamında Cumhurbaşkanımızın başkanlığında bir takım görüşmelerimizde oldu. Bizim orada söylediğimiz gibi bir terör örgütünü, bir başka terör örgütüyle ber taraf edemezsiniz tezini ifade ettik. Bu pozisyonumuzda bir değişiklik söz konusu değil. Bunun sonuçlarını aslında Cumhurbaşkanımız çok güzel özetledi ve ‘Bir gün Suriye konusunda kapımızı çalacaksınız’ dedi. Biz o politikanın yanlış olduğunu ifade ettik. Bundan sonra da etmeye devam edeceğiz” açıklamasını yaptı.

    “Sınırlarımıza tehdit olduğunda bunun gereğini yaparız, kimseden izin almayız”

    ABD’nin destek verdiği Rakka Operasyona destek vermeyeceklerini belirten Kalın, “ABD, Rakka ile ilgili karar vermiş olabilir. YPG’ye destek vermek suretiyle Rakka operasyonunu yapabilir. Cumhurbaşkanımızın ifade ettiği gibi ‘Eğer YPG var ise biz Rakka operasyonunda yokuz’. Dolayısıyla bizim bulunduğumuz yer aynı. Türkiye ulusal çıkarları söz konusu olduğunda sınırlarımıza tehdit söz konusu olduğunda bunun gereğini de hiç tereddütsüz yapar. Bunu yapmak içinde kimseden izin almak zorunda değildir. Bunun için bölgede yaşanan savaşların bitmesi için elimizden geleni yapıyoruz. Ben bölgenin geleceğinin aydınlık olduğuna inanıyorum” diye konuştu.

    Söyleşi programının ardından Kalın, Ben, Öteki ve Öncesi“ adlı kitabını imzaladı.

  • Kalın bağırsak kanserine yol açan 7 etken

    Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi Gastroenteroloji Uzmanı Doç. Dr. Fatih Oğuz Önder, 3 Mart Dünya Kolon Kanseri Günü dolayısıyla kolon kanserine yol açan başlıca 7 etkeni anlattı.

    Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi Gastroenteroloji Uzmanı Doç. Dr. Fatih Oğuz Önder, Türkiye’de en sık görülen kanserler arasında üçüncü sırada yer alan kalın bağırsak (kolon) kanserinin giderek yaygınlaştığını vurgulayarak, “Her 20-30 kişiden birinin yaşamının bir döneminde karşısına çıkan kolon kanserine; yanlış beslenme alışkanlıklarından alkol ve sigara kullanımına dek birçok faktör yol açıyor. Sinsice ilerleyen ve erken dönemde hemen hiçbir belirti vermeyen, buna karşın henüz polip halinde iken tespit edildiğinde önlenebilen kolon kanserinde erken teşhis kritik rol oynadığından toplumsal bilincin artması çok önemli. Bu nedenle 2000 yılından buyana dünyada Mart ayı Kolon Kanseri Farkındalık Ayı olarak kutlanıyor. Kalın bağırsak kanseri ve poliplerin erken dönemde hemen hiçbir belirti vermemesinden dolayı; genetik riski olmayanların en azından 50 yaşından sonra hiçbir şikayeti olmasa bile kolonoskopi yaptırmaları gerekiyor. Kalın bağırsak kanserinin gelişmeden önlenmesinde ve erken tanısında kolonoskopinin rolü büyüktür. Kolonoskopi oldukça güvenli ve uygun şartlarda yapıldığında konforlu bir işlem. Ailesinde kolonda polip veya kolon kanseri olanlar daha erken yaşlarda taramalara alınmalıdır. Kolon kanserinin ileri aşamasında ise hastalarda kansızlık, tuvalette kan gelmesi, sümük benzeri akıntı, bağırsak alışkanlıklarında ishal veya kabızlık gibi değişme, karın ağrısı ve kilo kaybı gibi belirtiler kendini gösterebiliyor” şeklinde konuştu.

    Yanlış beslenme alışkanlıkları

    Dünya Sağlık Örgütü’nün 2015 yılında salam, sucuk, sosis, pastırma gibi işlenmiş et ürünlerini kesin kanserojenler arasına dahil ettiğini söyleyen Doç. Dr. Önder, “Aşırı kırmızı et tüketilmesinin de özelikle kolon kanseri riskini artırdığına aynı duyuruda dikkat çekiliyor. Yanlış beslenme alışkanlıkları kolon kanseri riskini artırıyor. Aşırı beslenme ve obezite birçok sağlık sorunu ile birlikte kolon kanseri gelişmesine de neden olabiliyor. Özellikle sebze ve meyvenin az tüketilmesi tüm sindirim sistemi sağlığını bozarken, kolon kanseri açısından da önemli risk teşkil ediyor. Kolon kanserinde pişirme biçimi de çok önemli. Özellikle mangal gibi pişirme yöntemlerinde etin yanması sonucu kanserojenler oluşabiliyor. Bu kanserojenler mide, pankreas ve kolon kanserinin gelişmesini tetikleyebiliyor. Bu nedenle etin ateşe en az 15 cm’den yakın mesafede olmamasına dikkat edin. Etin mangalda kalma süresi uzadıkça da kanserojen madde oluşma riski artıyor” ifadelerini kullandı.

    “Ailesel ve genetik faktörler çok büyük rol oynuyor”

    “Yapılan bilimsel çalışmalar, alkol ve sigara kullanımının genel sağlığı bozucu etkilerinin yanı sıra, diğer kanserlerde olduğu gibi kolon kanseri açısından da ciddi bir risk faktörü olduğunu ortaya koyuyor” diyen Doç. Dr. Önder, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Kalın bağırsak kanserinin nedenleri arasında ailesel ve genetik faktörler çok büyük rol oynuyor. Yakın akrabalarında bağırsak kanseri olan insanlarda kolon kanseri gelişme riski daha fazla oluyor. Bu kişilerde düzenli aralıklar ile kanser taramaları yapılması çok önemli. Ayrıca kendisinde meme, yumurtalık ve rahim kanseri olan kişiler de mutlaka kolon kanseri açısından taranmalı. Kolon polipleri, kalın bağırsağın en sık görülen hastalıklarından. Hemen hemen tüm kalın bağırsak kanserleri; bağırsak iç duvarından oluşan ve bağırsak içine doğru uzanan anormal yapıdaki bu doku parçalarından gelişiyor. Zaman içinde polip içindeki hücreler değişerek kansere dönüşebiliyor ve buradan yayılıyor. Bu polipler kolonoskopi ile tespit ediliyor ve kötü dönüşüm gerçekleşmeden önce yok edilebiliyor.”

    İlerleyen yaş

    Gastroenteroloji Uzmanı Doç. Dr. Önder, ilerleyen yaş ile birlikte kalın bağırsak kanseri riskinin arttığını belirterek, “Hastaların yüzde 90’ından fazlası 40 yaş üzerinde tespit edilmektedir ve 40 yaşından sonra kolon kanserine yakalanma oranı her 10 yılda bir ikiye katlanarak artmaktadır. Kolonoskopi, günümüzde oldukça güvenli ve uygun şartlarda yapıldığında konforlu bir işlem. Ancak eski algılar kolonoskopiden çekinilmesine neden olduğundan, erken teşhiste bu kritik fırsat kaçırılabiliyor. Oysa endişeye gerek yok! İşlemden bir gün önce evde uygulanabilen bir diyet ve ilaç tedavisi ile bağırsaktaki kirlilik temizleniyor. İşlem günü taramaya girecek olan kişide hafif veya derin sedasyon denilen işlemi hissetmesini ve hatırlanmasını önleyen ilaçlar ile hafif bir uyku sağlanıyor. Bu hafif uyku durumunda kişi rahatsızlık hissetmiyor, ağrı duymuyor. İşlem sırasında tespit edilen ve teknik olarak uygun olan tüm polipler alınarak kolon kanseri gelişmesi riski azaltılıyor. İşlemin olumsuz sonuçlanma ihtimali çok düşük. Hastalar işlemden sonra birkaç saat gaz şişkinliği hissedebilirler ancak aynı gün içinde normal hayatlarına dönebilirler” diyor. Genetik riski olmayan kişilerin 40 yaşından sonra yılda bir kez gaitada gizli kan var mı diye taranması gerekiyor. 50 yaşına gelen kişilerin ise kolonoskopi yöntemi ile polip ve kanser taraması önemli. Tespit edilen polip sayı ve cinsine göre ileri takipler düzenleniyor” açıklamasını yaptı.