Etiket: Kalıcı

  • Biberci ve zeytinci esnafına “kalıcı yer” yapılacak

    Adana Valisi Mahmut Demirtaş, biberci ve zeytinci esnafının “kalıcı yer” eksikliğinin giderilmesi için gerekli çalışmanın yapılacağını söyledi.

    Vali Demirtaş, Fatih Mahallesi Muhtarlığını ziyaret ettikten sonra Kıyıboyu’nda faaliyet gösteren Karaisalı Biberciler ve Zeytinciler esnafıyla buluştu.

    Karaisalı Biberciler ve Zeytinciler Derneği Başkanı Murat Kılıç’tan, biberci ve zeytinci esnafının sorunları hakkında bilgi alan Vali Demirtaş, en önemli sorun olarak dile getirilen “kalıcı yer” eksikliğinin giderilmesi konusunda gerekli çalışmanın yapılacağını belirtti.

    Vali Mahmut Demirtaş daha sonra Mithatpaşa Mahallesi’nde bulunan kurbanlık satış alanında incelemelerde bulundu. Satıcıların, seyyar lavabo ve su eksikliği konusundaki taleplerini dinleyen Vali Demirtaş, bu eksikliklerin giderilmesinin takipçisi olacağını söyledi.

    Kıyıboyu’nda kurulan semt pazarında vatandaşlarla da bir araya gelerek sohbet eden Vali Mahmut Demirtaş, vatandaşların Kurban Bayramı’nı rahat ve huzurlu bir şekilde geçirmeleri için gerekli tüm önlemlerin alındığını sözlerine ekledi.

  • 85 yaşındaki kadına kalıcı kalp pili takıldı

    Denizli’de halsizlik ve göğüs ağrısı sebebiyle hastaneye başvuran 85 yaşındaki 4 çocuk 9 torun sahibi Sultan nineye kalp pili takıldı.

    Son aylarda yaşadığı halsizlik ve göğüs ağrısı şikayetleri dolayısıyla Denizli’de özel bir hastaneye başvuran Sultan Gülbahçe’nin yapılan anjiyo sonucunda damarlarının tıkalı olduğu tespit edildi. Yaşlı kadın vakit kaybedilmeden ameliyata alındı.

    Operasyonu gerçekleştiren Uzm. Dr. Nihat Pekel, hastanın ilerlemiş yaşı sebebiyle kalp pili takılmasının risk taşıdığını belirterek “Hastamız bize 6 ay önce başvurmuş, nabızda yavaşlama olması nedeni ile kalp anjiyosu ve kalp pili takılması önerilmişti. O zaman hasta ve yakınları bu müdahaleleri hastanın vücudu kaldıramaz diye düşünerek olmak istememişlerdi. Ancak hastanın şikayetlerinin devam etmesi ve son olarak da bir kaç kez bayılması nedeni ile tekrar geldiler. Anjiyoda gördük ki bir damarı tamamen, bir damarı da tamamına yakın tıkalı idi. Oldukça büyük olan bu iki damarı hemen anjiyo masasında işleme devam ederek balon ve stent yöntemi ile açtık. Daha sonrasında hastamızı yatağında izleme aldık, başarılı damar açma işlemine rağmen kalp ritim bozuklukları devam eden kalp atışları aşırı hızlanan ve yavaşlayan hastamıza şoklama özelliği olan iki odacıklı kalp pili taktık” dedi.

  • Obezite cerrahisi ile kalıcı kilo vermek mümkün

    Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Salim Gümüş, obezite cerrahisi ile kalıcı kilo vermenin mümkün olduğunu söyledi.

    Halk arasında şişmanlık olarak bilinen obezite günümüzde en tehlikeli sağlık sorunları arasında yerini alıyor. Bunun nedeni obezitenin başlı başına bir sorun olmasının ötesinde kalp ve tansiyon hastalıklarına, şeker hastalığına, böbrek hastalıklarına, solunum sistemi hastalıklarına, eklem hastalıklarına, ani gelişen felçlere neden olması olarak gösteriliyor. Medicana Samsun Hastanesi Genel Cerrahi Bölümünden Uzm. Dr. Salim Gümüş, obezite ve obezite cerrahisi konusunda bilgi verdi.

    Dr. Salim Gümüş, “Obezite, besinlerle alınan enerji miktarının, metabolizma ve fizik aktivite ile tüketilen enerji miktarını aştığı durumda ortaya çıkar. Obezite, vücut Kitle İndeksi:VKİ (body mass index:BMI) vücut ağırlığının vücut yüzeyine oranı olarak değerlendirilir ve popüler olarak bireylerin kilo değerlendirilmesinde kullanılır. Bilinçsiz, dengesiz ve düzensiz beslenme, günlük fiziksel aktivitelerin asgari düzeyde tutulması, genetik eğilimler obezitenin en sık nedenleri arasında sayılmaktadır. Obeziteyi teknolojik gelişmeye paralel ortaya çıkan bir tehlike olarak ta tanımlamak mümkündür. Teknolojik tüm gelişimler insanların hareket kabiliyetlerinin azalmasına, beslenme alışkanlıklarının değişmesine, çevresel yapıların değişimine neden olmaktadır. Şöyle ki; artık yakın mesafelerde bile yürümek yerine ulaşım araçlarından yararlanmak, evde pişen sağlıklı yemekler yerine, fast food olarak tanımlanan, pratik ve bol karbonhidratlı besinleri tercih etmek, merdiven yerine birkaç kat için asansör kullanmak, nüfus artışına bağlı beton yapılaşmaların artışı ile doğal yeşilliklerden uzak kalmak, medeniyetin bize sunduğu kolaylıkların yanı sıra obezitenin gelişiminde en önemli rolü oynamaktadır. Bu nedenle son yıllarda özellikle gelişmiş ülkelerdeki obezite sorunu çok ciddi bir ağlı sorunu olarak karşımıza çıkmaktadır. Gelişmemiş ülkelerde obezite sorununun olmaması, medeniyetin obezitedeki rolünü bir kez daha ortaya koymaktadır” dedi.

    Obezite tedavisinde cerrahi seçenek

    Obezite tedavisi hakkında da konuşan Salim Gümüş, “Obezitenin tedavisi sadece obeziteye yönelik olmakla birlikte, komplikasyonları ile birlikte de gerçekleştirilmektedir. Medikal tedavinin yetersiz olduğu durumlarda ise cerrahi tedavi seçenekleri ile de çok başarılı sonuçlar alınmaktadır. Günümüzde sıklıkla diyabetik obezlerde kullanılan yöntemler sayesinde hastalar hem kilolarından, hem şeker hastalığından ve de bunlara bağlı oluşabilecek komplikasyonlardan kurtulmaktadırlar. Obezitenin cerrahi tedavisi, sadece obez olan kişilerde; VKİ 40 ve üzeri olanlara, şeker hastalığı gibi ek hastalığı olanlarda; VKİ 35 ve üzeri olanlarda tercih edilebilir. Bu konu ile ilgili araştırmalar son yıllarda oldukça ileri düzeylere gelmiş ve çeşitli teknikler geliştirilmiştir. Uygulanan farklı teknikler yardımı ile hastalara yönelik olarak başarının üst düzeyde gerçekleştirilmesi sağlanmıştır. Obezite tedavileri mide balonu, mide bandı, tüp mide, mide by-pass uygulamaları şeklinde farklı birçok yöntemi içermektedir. Yapılacak seçim hastanın tercihine göre değil, hastanın genel durumunun değerlendirilmesine göre yapılmalıdır. Günümüzde en sık kullanılan yöntem tüp mide uygulaması olmakla birlikte, bu tekniğin uygulanmasını engelleyen durumlar da söz konusudur. Bu nedenle hastaya uygulanacak tedavi seçiminde ameliyat öncesi mutlaka detaylı incelemelerin yapılması gerekmektedir” diye konuştu.

    Tedavi yöntemleri ve sonrasında yapılacak uygulamalara değinen Gümüş, şunları söyledi:

    “Bariyatrik veya metabolik cerrahi olarak tanımlanan bu tedaviler artık laparoskopik yöntem olarak tanımlanan ve halk arasında kapalı yöntem olarak bilinen şekilde gerçekleştirilebilmektedir. Bu sayede hastaların hastanede kalış süreleri ve iyileşme süreleri daha kısa olmakta ve normal yaşama dönüş bu sayede daha çabuk gerçekleşmektedir. Hastaların çoğu kısa zamanda hem kilolarından hem de eğer varsa şeker ilaçlarından kurtulmaktadırlar. Buna bağlı olarak kişilerin yaşam kalitesi artmakta ve riskler asgari düzeye inmektedir. Ancak unutulmaması gereken, obezitenin başlı başına ciddi bir sorun olmasının yanı sıra tedavilerinde de birtakım risklerinin de söz konusu olmasıdır. Burada en önemli nokta hangi hastaya hangi yöntemin uygulanacağına karar verilmesi ve hastaların her konuda bilinçlendirilmesidir. Unutmayalım ki obezite mutlaka tedavi edilmesi gereken bir hastalıktır. Ancak tedavi kesinlikle bir ekip işidir. Bu ekip endokrinoloji, psikiyatri, genel cerrahi ve beslenme, diyet uzmanlarından oluşmakta ve uygulanacak tedavi yöntemi belirlenmektedir. Ayrıca sonrasında fizik tedavi kliniklerince yapılacak, operasyon sonrası rehabilitasyon çalışmaları da başarının daha belirgin olmasını sağlamaktadır. Bu tip sorun veya sorunları olan hastalarımızın, öncelikle obezite ile ilgili ve bu konuda tecrübeli ve tam donanımlı ekiplerin bulunduğu sağlık merkezlerine müracaatları gerekmektedir. Tedavide uygulanacak en doğru seçim, başarıyı ve buna bağlı olarak sağlığı da beraberinde getirecektir. Bu konuda belirli bir standart olmamakla birlikte, hastanın durumuna uygun tedavinin seçimi başarının sağlanmasındaki en önemli noktadır.”

  • Cizre’de ilk kez iki hastaya kalıcı kalp pili takıldı

    Şırnak’ın Cizre İlçesi Devlet Hastanesinde 80 yaşındaki Susun Kömür ile 66 Yaşındaki Kumri Kurkmaz’a ameliyatla kalıcı kalp pili takıldı. Cizre Devlet Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Doktor Serhat Günlü, bu ameliyatın ilçede ilk kez yapıldığını söyledi.

    Cizre’de yaşayan 80 yaşındaki Susun Kömür ile 66 Yaşındaki Kumri Kurkmaz rahatsızlanarak Cizre Devlet Hastanesi Kardiyoloji Polikliniğine kaldırıldı. Hastaneye kaldırılan hastalar doktorlar tarafından yapılan muayene ve değerlendirmeden sonra ameliyata alındı. Kardiyoloji Uzmanı Doktor Serhat Günlü tarafından yapılan başarılı ameliyatlarla Kömür ve Kurkmaz’a kalıcı kalp pili ve şoklama takıldı. Kömür ve Kurkmaz, kendisini hayata döndüren Doktor Günlü’ye teşekkür etti.

    Kardiyoloji Uzmanı Doktor Serhat Günlü, Batman, Siirt ve Mardin’de yapılamayan bu riskli işlemin Cizre Devlet Hastanesinde ilk kez yapıldığını belirtti. Diyarbakır, Şanlıurfa ve Gaziantep dışında bölgedeki birçok hastanede bu ameliyatın yapılmadığını belirten Günlü, “Bu işlem elektro fizyoloji dediğimiz Kardiyolojinin üst dalıdır ve bu birçok hastanede yapılmaz. Özel hastanelerin bazıları yapıyor ama birçok devlet hastanesinde yapılamıyor. Şırnak’ta Cizre Devlet Hastanesinde bu işlemi biz ilk defa gerçekleştirdik. Bu işlem Güneydoğu Anadolu’da Diyarbakır, Şanlıurfa ve Gaziantep dışında ilk defa Cizre’de yapılıyor. Bu yüzden Şırnak Kardiyoloji anlamında Anjiyo ve hemodinami laboratuvarı olmamasına rağmen Güneydoğu Anadolu’da dördüncü sırada yer almaktadır” dedi.

    Bu işlemin sıfır riske sahip olduğuna vurgu yapan Günlü, “Bu işlem cilt altından bataryası ile birlikte kalbi indükleyecek kabloların takılması ile alakalı bir durumdur. Herhangi bir komplikasyonda gelişmeyecektir. Bu hastalarda gelişebilecek tek komplikasyon pnömotorakstır. Bizde çok dikkatli girişimlerimizi yaptığımız için herhangi bir komplikasyon gelişmedi, gelişmesi de beklediğimiz bir şey değil ve hastalarımızın da ameliyattan sonraki durumları da gayet çok iyi” diye konuştu.

  • Emekli Tuğgeneral Başbozkurt: “Türkiye asla Afrin bölgesinde kalıcı değildir”

    Şah Fırat Operasyonu Komutanı Emekli Tuğgeneral İhsan Başbozkurt, milli silah sistemleriyle göz dolduran Zeytin Dalı Harekatı’nın dünyaya artık Türk Silahlı Kuvvetlerinin (TSK) kendi silah sistemi ile her türlü harekatı yapacak güce sahip olduğunu gösterdiğini söyledi.

    Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD) Konya Şubesinde Şah Fırat Operasyonu Komutanı Emekli Tuğgeneral İhsan Başbozkurt’un katılımıyla “Zeytin Dalı Harekatı’nın Kodları” anlatıldı. Konferansın açılış konuşmasını yapan MÜSİAD Konya Şubesi Başkanı Ömer Faruk Okka, “Suriye topraklarında ülkemizi tehdit eden terör örgütlerine yönelik düzenlenen Zeytin Dalı Harekatı’nın ekonomimizi etkileyecek yönündeki yorumlara en güzel cevap Ocak ayındaki ihracat rakamları olmuştur. Türkiye, ekonomisi, ordusu, sanayisi ve sivil toplum kuruluşlarıyla, güçlü ve büyük bir devlettir. Operasyonun en önemli özelliklerinden biri de askerimizin sahada kullandığı silahlar büyük çoğunluğu milli ve yerli üretim olmasıdır. Bu operasyon göstermiştir ki, savunma sanayimize daha fazla yatırım yapmak geleceğimiz için son derece önemlidir” dedi.

    Başkan Okka’nın konuşmasının ardından sözü 2015’te Suriye’nin Münbiç kenti DEAŞ işgalindeyken, Süleyman Şah ve iki askerinin naaşını Şah Fırat Operasyonu ile oradan alıp sınır bölgesindeki Eşme köyüne getiren Emekli Tuğgeneral İhsan Başbozkurt aldı. Başbozkurt, “Bu coğrafyanın haritası 100 yılda önce çizilmiştir. Bu coğrafyanın sahibi biziz. 1918 yılında bizi İngilizler Kerkük’ten, Musul’dan çıkartarak kendi bölgenize gidin dediler. İngilizlerin attığı tohum gözyaşı, kan, açlık sefalet ve Müslüman kanı dökmek ve hala yıllardır bu böylede devam etmektedir. Ama 1800 yılından önce Devlet-i Osmaniye’nin elinde bulunan bu topraklarda bir tane gözyaşı yoktu, bir tane Müslüman kanı dökülmüyordu. Bizler haçlı oyunlarını hiçbir zaman unutmamalıyız. Sömürü düzenine hayır demeliyiz. Rabbime şükürler olsun ki, bizi şuanda yöneten irade, nasıl bir ecdadın torunu olduğunu bilen ve ona göre hareket eden bir iradedir. İnşallah bu topraklar yine sahiplerini bulacaktır. Bu topraklarda huzur hakim olacaktır. Türkiye, 26 Ağustos 2016’da, ABD, İngiltere’nin ülkemizin güneyinde İsrail’in emniyeti için oluşturmak istedikleri sözde Kürt devletine Fırat Kalkanı ile dur dedi. Hain plana ikinci kalkan ise İdlib Harekatı oldu. Türkiye İdlib bölgesine, diğer devletler gibi işgal ya da petrole sahip olmak için değil tamamen insani gerekçelerle harekat gerçekleştirmiştir ve ülke normale döndüğünde de bu toprakları asıl sahiplerine teslim edecektir. Şimdiden yaklaşık 1 milyon insan İdlib’e yerleşti, burada güven içinde ve rejimin korkusunu hissetmeden yaşamaya başladılar” ifadelerini kullandı.

    “Türkiye’nin, bölgede huzur ve güvenin hakim olması için 3’üncü kalkan harekatı Afrin’dir”

    Harekatın ana hedefinin bölgedeki terör yuvalarının yok edilmesi ve Türkiye’nin kendi bekasının sağlanması olduğunu belirten Emekli Tuğgeneral İhsan Başbozkurt, “Türkiye’nin, bölgede huzur ve güvenin hakim olması için 3’üncü kalkan harekatı Afrin’dir. Harekatı, Türkiye’de bulunan Suriyeli vatandaşların geriye dönerek kendi topraklarına sahip olmaları, Cerablus ve El Bab’da olduğu gibi topraklarında yönetim haklarına kavuşmaları için gerçekleştirildi. Şunu herkes iyi bilmelidir ki Türkiye asla Afrin bölgesinde kalıcı değildir. Harekatın ana hedefi bölgedeki terör yuvalarının yok edilmesi ve Türkiye’nin kendi bekasının sağlanmasıdır. Sözde haritaların ortadan kaldırılarak Türkiye’nin güneyinde oluşacak bir oluşuma asla müsaade edilmemesi burada temel amaçtır” şeklinde konuştu.

    “Harekat dünyaya artık TSK’nın kendi silah sistemi ile her türlü harekatı yapacak güce sahip olduğunu göstermiştir”

    Harekatın çok ayrıntılı, detaylı bir şekilde planlandığını belirten Başbozkurt, “Harekatın başlangıç safhası ve bugüne kadar kaydedilen ilerlemeye bakıldığında mükemmel bir taktik ve stratejik başarı olduğu görülmektedir. Harekatın akış şekline bakıldığında da çok zor şartlarda, dağlık, kayalık, ormanlık, coğrafi bölgelerde bir harekat böyle planlanır ve böyle uygulanır dedirtmiş, tüm dünyayı ve cani örgütü şaşırtmıştır. Herkesin beklediği gibi ‘bir gece ansızın’ değil ‘bir gündüz ansızın’ şaşırtmacası, harekatın başarısını arttırmıştır. Ayrıca yerli ve milli silahların bu harekatta mükemmel bir şekilde hedef cinslerine göre kullanılması, dünya kamuoyunu ve örgütü şaşkına çevirmiştir. Milli silah sistemleriyle de göz dolduran bu harekat dünyaya artık Türk Silahlı Kuvvetlerinin kendi silah sistemi ile her türlü harekatı yapacak güce sahip olduğunun göstermiştir. Zeytin Dalı Harekatının en kritik noktası; coğrafi olarak Tel Rifat, Minniğ Havaalanı ve İdlib’de gözetleme noktalarının bulunduğu hattın birleştirilmesidir. Zeytin Dalı Harekatı’nda haçlı zihniyetine, hak ve hukuk tanımayanlara, özellikle Ortadoğu’yu kan gölüne çevirenlere, ABD, İsrail ve yandaşlarına, ’Yerinizi ve duruşunuzu, tarafınızı belirtin, masadaki haritaları yırtıp atın mesajı verilmektedir” dedi.

    Konferansın sonunda MÜSİAD Konya Şube Başkanı Ömer Faruk Okka, Emekli Tuğgeneral İhsan Başbozkurt’a hediye takdim etti.