Etiket: kalaycılık

  • Ekmeğini, kalaycılık yaparak kazanıyor

    Dede baba mesleği olan kalaycılığı yapan 57 yaşındaki Mehmet Tokgöz, kalaycı arabasıyla il il gezerek ekmeğini kazanıyor.

    Teknolojiye karşı direnen kalaycılar bir taraftan zor şartlarda baba mesleğini sürdürmeye çalışırken, diğer taraftan da kalaycılığa alternatif olarak mutfak aletlerinin tamiri yaparak ayakta durmaya çalışıyor.

    Bin 890 kilometre uzaklıkta bulunan Bursa’dan kendisine ait aracıyla Kars’a gelen 57 yaşındaki Mehmet Tokgöz, seyyar kalaycılık yaparak ailesinin geçimini sağlıyor. Mehmet Tokgöz, kendisine ait aracıyla yaz sezonunda Doğu, Güneydoğu ve Karadeniz bölgelerindeki illeri eşi Aysel Tokgçz ile birlikte gezerek bakır kapların ve mutfak malzemelerine yeniden hayat veriyor.

    Eskiyen çeliklere yeniden hayat verdiklerini ifade eden Mehmet Tokgöz, “Bakımını yapıyoruz. Kalay işi yapıyoruz. İşler normal gidiyor. Ekmeğimizi alıyoruz. Durumumuz işe bağlı, gelecek malın kalitesine bağlı, ev aletlerine yeniden hayat veriyoruz” dedi.

    Eşi Aysel Tokgöz ile birlikte kendisine ait araçla Bursa’dan Kars’a gelerek eşiyle birlikte eski mutfak aletlerinin tamir, bakım ve kalayını yapan Mehmet Tokgöz, il il gezerek ekmeğini çıkarıyor.

    15 gün Kars’ta kalacak olan Tokgöz, Kars’ta sonra Ardahan’a gidecek. Ölmek üzere olan dede, baba mesleğini sürdüren Mehmet Tokgöz, eşi Aysel Tökgöz yardım ediyor. Karı koca sıcak havada caddelerde güneş altına ekmeğini kazanmanın haklı gururunu yaşıyor.

  • Teknoloji geliştikçe, kalaycılık ölüyor

    Teknolojinin gelişimi ve mutfaklarda bakır kullanımının azalması kalaycılığı da kaybolan meslekler grubuna sokuyor.

    Eskişehir’de 40 yıllık kalaycı Ramazan Kalay, ilgisizliğin devam etmesi halinde bir sonraki neslin kalaycılığın ne olduğunu bilmeyeceğini ifade etti. Dedelerinin Osmanlı döneminden itibaren kalaycılık yaptığını, Cumhuriyet döneminde de bu nedenle Kalay soyadını aldıklarını belirten Ramazan Kalay, “Benim görüşüm, bakırın kullanımı eskiye göre azaldı. Yeni teknolojiler çıktıkça bakırın değeri azaldı. Bu mesleğe de yansıdı tabii. Bu meslek dededen bize kalmasına rağmen benim çocuğum dahi bu mesleğe yönelmek istemedi. Artık çocuklar, doktor olmak, öğretmen olmak istiyorlar. Kalaycılık gibi, demircilik gibi el işleri hiç akıllarından geçmeyen bir meslek dalı. Teknoloji geliştikçe bu mesleklerin de yavaş yavaş sonu geliyor. Benim neslimden sonra muhtemelen kalaycılık da son bulacaktır diye düşünüyorum. Kaybolmaya yüz tutmuş bir sanat. Halbuki bakır ne kadar önemli bir şey. Hem daha sağlıklı hem de daha manevi bir yanı var. Ancak bakıra olan ilgi de artık yok denecek kadar az” dedi.

    “Kalaycılık, toplumumuz için bir gelenek”

    Kalaycılığın Türk toplumunda bir gelenek haline geldiğinin altını çizen Kalay, “Ben 10 yaşımdan beri bu işi yapıyorum. Ben dedemden öğrendim bu işi diyebilirim. Eskiyle bugünü kıyasladığımda şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki; eskiden biz 3 kişi işlerimizi yetiştiremezdik. Şimdi tek başıma bu işi halledebiliyorum. Eskiye kıyasla talep çok düşük. Tabi bu bizim dededen kalma bir geleneğimiz. Bu mesleğin kaybolması en çok beni üzer. Bitti mi, bir dahası yok” şeklinde konuştu.

    “Gençler, kalaycılığa ön yargı ile bakmasınlar”

    Açıklamasını gençlere seslenerek sonlandıran Kalay, “Gençlere tavsiyem, bu işe ön yargı ile bakmasınlar, maddi kazanç gözüyle de bakmasınlar. Kalaycılık bir Türk geleneğidir. Yüzyıllardır yapılmış bir sanat bu. Bir çare bulunmazsa muhtemelen bizden sonraki nesil kalaycılığı bilmeyecek. Bunu kaybolmaya mahkum edemeyiz. Türkiye’de kalaycılık yapan kaç kişi kaldı bilemiyorum, ancak bizden sonraki nesil için hiçbir kalaycı bugün ümitli değildir düşünüyorum. İnşallah her şey çok daha güzel olur diye ümit ediyoruz” ifadelerini kullandı.

  • Kalaycılık bitiyor

    Sinop’u Erfelek ilçesinde bir zamanlar çekiç sesinin eksik olmadığı Bakırcılar Çarşısı’nda, bakırcıların şekil verdiği ürünleri parlatmak için körüklerini ateşleyen kalaycıların sayısı gittikçe düşüyor.

    Çelik ve alüminyumun ardından seramik ve porselen tencerelerin de yaygınlaşması bakır tencerelere olan ilgiyi azaltırken, bakır tencerelerin ömrünü uzatan kalay ustaları ise Sinop’ta artık bir elin parmaklarını geçmiyor. Kentte 1960’lı yıllarda onlarca kalaycı bulunurken, şu anda 2 usta mesleği ayakta tutmaya çalışıyor.

    “Bizimle birlikte yok olup gidecek”

    Çarşıda kalaycılık yapan 65 yaşındaki Şaban Özen 1974 yılında başladığı meslekte 43. yılını geride bırakırken, mesleğin kendi kuşakları ile birlikte yok olup gideceğini belirtiyor. Çok sayıda yaşıtı ile başladığı mesleğini sürdüren usta sayısının artık Sinop ve ilçelerinde bir elin parmaklarını geçmediğini ifade eden Özen, “1974 yılında dükkan açtım. Hatta ustam gelip tezgâhı kendisi kurdu. O günden itibaren burada çalışmaktayım. 2 kız, 2 erkek evlat sahibiyim. Bakır kazanları, güğümleri yapıyorum. Yoğurt bakraçları, sinileri yapıyorum. Aynı zamanda eski bakır banyo kazanları tamir ediyorum, oksijen kaynağı yapıyorum. Radyatör şişleyip, tamir ediyorum. Kalaylama yaparken öncelikle ateş üzerinde tavlıyorum, temizliyorum ve tabii ilacı var onunla da temizliyorum. Deniz kumu ile silip. Daha sonra tokmakla doğrultuyorum ve ardından kalaylama işlemini yapıyorum. Ocağımızın altında kömürümüz var. Eskiden kestane kömürü kullanırdık, şimdi ise meşe kömürü kullanıyoruz. Hatta 1974’te dükkân açtığımda elektrik yoktu lükslerle çalışırdık, herkesin lüks alacak para yoktu ustamın lüksünü kullanırdım. Ateş üzerinde doğruladıktan sonra isimizi sürüyoruz. Ve kalayımız hazır oluyor. Buradaki kalaylama işinde körükte ve buradaki tezgâhta kullanılan kömür Erfelek’in meşe dağının meşe kömürüdür. Özellikle meşe ve kestane kömürü kullanıyoruz. Az is yaptığı için bunları kullanmaya özen gösteriyoruz. Erfelek’te benimle birlikte bir arkadaşımız daha bu işi devam ettiriyor. Hayatta babamdan sonra ustam gelir babam beni büyüttü ama mesleği veren ustamdır. Ben buraya 12 yaşında geldim bu zamana kadar onun sayesinde ekmek yiyorum” dedi.

    Şaban Usta, 1975 yıllarında iş oranının çok yüksek olduğunu ancak son yıllarda kendilerine gelen iş sayısının giderek düştüğünü ifade ederek, “Mesleğe başladığım ilk yıllarda bakırdan yapılan mutfak eşyalarını insanlar günlük yaşamlarında kullanıyorlardı. Hemen hemen her evde bakır ürünü bulunuyordu. Bunlar da tabii ki bizim işimize olumlu bir şekilde yansıyordu. Ancak şimdi çelik ve alüminyumun ardından seramik tencereye ilgi arttı. Şu anda kalayını yaptığımız ürünlerin büyük bir bölümünü insanlar süs eşyası olarak kullanıyor. Mesleğin son temsilcilerinden biri olmak beni üzüyor” diye konuştu.

  • Unutulmaya yüz tutmuş kalaycılık, kurbanda kavurma ile hayat buluyor

    Mutfaklarda bakırın yerini çelik, alüminyum, teflon ve granit gibi malzemelerden yapılan eşyaların alması kalaycılık mesleğine olan ilgiyi her geçen gün azaltırken, kurban bayramlarında kavurmanın bakır tencerelerde yapılma isteği bu mesleği biraz da olsa canlı tutuyor.

    Teknolojinin gelişmesiyle beraber, mutfaklarda bakırın yerini çelik, alüminyum, teflon ve granit gibi malzemelerden yapılan ev eşyalarının her geçen gün daha fazla kullanılması, yaklaşık milattan önce 3 binli yıllara dayanan kalaya, bakıra olan ilgiyi iyice azalttı. Ancak Denizli’de kalaycılık, bakırcılık mesleğiyle uğraşanlar ustalar, yaz aylarında salça yapımı, düğün, mevlit ve özellikle kurban bayramlarında kavurmanın bakır kaplarda yapılma isteği, kullanılan kazanların kalaya ihtiyaç duyması az sayıda kalan bu işi yapan ustaların yüzünü güldürüyor. Eski tatları özleyenler, yoğurt yapmak isteyenler ve kurban kavurmasını bakır kaplarda yapmayı isteyenlerin sayesinde, kalay ustaları bugünlerde fazladan mesai yapıyor.

    Kalaydan yapılan kaplardaki yoğurdun tadı için tabak kalaylatmaya geldiğini belirten 52 yaşındaki Ali Demiray, “Yoğurdu çok güzel olur içerisinde annemiz yoğurt çalardı zamanında çocukluğumuzda zamanında. Lezzeti bir başka olur yani diğer normal plastik kapların içerisinde çalınan yoğurda hiç benzemez. Tavsiye ederim bunu da. Mesela ben geçen hafta çaldırdım bu yoğurttan şeyin içerisinde mesela bilmeyenler şaşırdı bu yoğurdun lezzeti nereden geliyor gibisinden, hiç yemedik bu şekilde gibisinden dedim bu bakır kap bunun içerisinde de çalınan yoğurtlar, çok lezzetli olur. Herkes de ilgi duydu bundan gerçekten de çok lezzetli olur bununla yapılan ne bileyim içerisinde keşkek yapardı annemiz, aşure yapardı çocukluğumuzda çok başka olurdu yani. Tabi ki şimdi artık bunlar bitti, devir değişti ama tabi ki bunu zamanında bilenler hala daha devam ettiriyor” dedi.

    “3-5 usta kaldık”

    Koskoca çarşıda sadece elle sayılır ustanın kaldığını, bu mesleğin bitmeye doğru gittiğini belirten 63 yaşındaki kalay ustası Ali Akın, “Eskiden buralarda kulaklarını tıkıyordu insanlar girdiği zaman. her dükkanda 3- 5 tane kişi oluyordu. Bu arastanın içinde şimdi yok bir tane işte. Eskiden iyiydi güzeldi eskiden. O zaman maden yoktu alüminyum falan yoktu, yeni şeyler yoktu. Vardı da hani buralarda yoktu belki. Buralara düştü ondan sonra bu işte bitti yani. Şimdi işte gördüğünüz gibi birer ikişer tane şeyle vakit geçiriyoruz burada. Öyle bir şeyli iş yok yani devamlı” diye konuştu.

    “Eskiden bu çarşıdan herkes kulaklarını tıkayarak geçerdi”

    Eskiden bu çarşıdan kalabalıktan geçilmediğini, şimdi ise kimsenin pek uğramadığını belirten 65 yaşındaki bakır ustası Ali İhsan Orhan ise, “63 senesinde geldik, 78’e kadar çıraklık yaptık. Askerden geldik başladık bakırcılığa 85’e kadar bakırcılık yaptık. 85’e kadar çok güzel işlerimiz vardı, çok güzel bakır satılıyordu. 85’te cam sanayi fabrikası kuruldu, bizim bakır düştü gitti. Herkes alüminyum alıyor, paslanmaz alıyor, çelik alıyor derken bizim de yaş geçti işte buralarda böyle vakit geçiriyoruz. Meslek çok güzel bir meslek idi eskiden yani bir dükkanda 10 çırak- 15 çırak vardık takırtıdan buralardan millet kulağını tıkayarak geçiyordu şimdi artık herkes kendi başına çalışıyor bizim yaş olmuş 65 bundan sonra bitiyor yani yavaş yavaş biz de gittik mi bakırcılığın nesli kalmıyor artık. 80 tane usta vardı belki 110 -120 tane çırak vardı bunların hepsi bitti artık şimdi 2 kişi kaldık, 2 kişi bakırcı var, dört kişi kalaycı var, bu kalaycı bakırcı bitti miydi her şey bitiyor artık” diye belirtti.

    “Bayram önü olması nedeniyle biraz güzel işler”

    Herkes alüminyum, paslanmaz, çelik malzeme kullanmaya başladığını ama eski tadını bu eşyalarda bulunmadığını ifade eden bakır ustası Orhan, “Şu anda bayram önü iyi güzeldir. Şu bir ay için güzel çünkü neden güzel salça zamanı, ekşi zamanı efendim aşçılar yemek yapıyor bunlar bu bir iki ay işimiz güzel olur ondan sonra yatarız artık. İş biter yani iş olmaz yani. Tabi şimdi bayramlarda kavurma için bakır deriz biz ona bakırda kavrulan pişen yemek tadından yenmez. Alüminyum da pişir, paslanmaz da pişir bir tadına bak hangisi daha tatlı hangisi daha güzel. Bakır daha güzeldir yani. Eski nesillerimiz, eski nenelerimiz devamlı bakırda yerdi, bakır getirirdi bakır kalaylattırırdı ama şimdiki nesil bulaşık makinesi var ya tabi bakır bulaşık makinesinde yıkanmadığı için hani paslanmaz, melamin hemen yemeği yiyecek makineye atacak keyfine bakacak ama eski insanlarımız öyle değildi eski insanlarımız küllen yıkardı bulaşığı. Şimdi artık bulaşık ilaçları çıktı bulaşık ilaçları yemeğin yağını çıkarmıyor bile. Yani şimdi kavurma leğenleri var en çok bayramda kalaya gelen kavurma leğenleri. Çanak çömlek bunlar bitti artık da kavurma leğeni geliyor en çok yani. İhtiyarladığın zaman zor geliyor, gençlikte hiç geliyordu. Gençlik bitti ihtiyarlık başladı zor gelmeye başladı yani bu yani. Gençlikte her şey kolay oluyor ama yaş geçtiğinde her şey zor geliyor” dedi.