Etiket: Kahvesi

  • Fuarın en gözdesi Dibek Kahvesi

    Diyarbakır’da evlenen çiftlere ve evini yenilemek isteyenlere yönelik açılan ‘Ev’leniyoruz Fuarı’ üçüncü gününde devam ediyor. Yoğun ilginin sürdüğü fuarda en gözde ürünlerden biri Dibek Kahvesi oldu.

    Diyarbakır’da ilki gerçekleştirilen ‘Ev’leniyoruz Fuarı’ üçüncü gününde devam ediyor. Yoğun ilgi gören fuarda bugün de sürpriz etkinlikler ve defileler gerçekleştirildi. Evlilik hazırlığı yapan çiftlerin mobilyadan şekerlemeye kadar her türlü hizmeti bulduğu fuarda en çok ilgi gören ürünlerden biri bölgeye has tatlardan biri olan Dibek Kahvesi oldu. Ziyaretçilere ücretsiz olarak tadımlık kahve dağıttıklarını ifade eden Zeyn Kahve standı sorumlusu Hüseyin Şam, iki ayrı standa üç gün içerisinde yaklaşık 5 bin kişiye kahve ikram ettiklerini ve ziyaretçilerin kahveye ilgi gösterdiklerini ifade etti. Şam, “Yaklaşık 5 yıldır Diyarbakır’da kendi imalathanemizde üretim yapıyoruz. Bu fuarda biz de yer almak istedik. İki ayrı stand açtık. Ziyaretçiler ilgi gösteriyorlar. Gelip tadına bakıyorlar ve çoğu tattıktan sonra alıyor. Bugün ilk iki güne göre neredeyse iki kat ziyaretçi var. İlgiden memnunuz” dedi.

  • ’Alistakis’in Kahvesi’ olarak da bilinen tarihi yapı gün yüzüne çıkarılıyor

    TEKİRDAĞ (İHA) – Yaklaşık 7 sene önce tescil edilen Marmaraereğlisi ilçesindeki ‘Alistakis’in Kahvesi’ olarak da bilinen tarihi yapıda başlatılan kazı çalışmaları devam ediyor.

    Marmaraereğlisi ilçesindeki Koruma Amaçlı İmar Planında 1. derece arkeolojik sit alanı içerisinde, sahil caddesi üzerinde, eski iskele kenarında yer alan sivil mimarlık örneği yapı, Edirne Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun 3206 karar numarası ile 17 Eylül 2010 tarihinde 2. grup yapı olarak tescil edildi.

    Yapımı 19. yüzyıla dayanıyor

    1895 yıllarında bölgeye gelen Avusturyalı araştırmacı Ermst Kalinka’nın yazdığı makalede de adına rastlanan 19. yüzyıla ait yapının rekonstrüksiyonunun daha sağlıklı yapılabilmesi adına Edirne Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulundan izin alındı ve Müze Müdürlüğü denetiminde Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi tarafından yapılan kazı çalışmalarına sürdürülüyor. Yaklaşık bir aydır devam eden ve sona yaklaşılan kazı çalışmalarında tarihi yapının tüm izleri büyük oranda bulundu. Ayrıca çalışmalarda rölöve çizimlerine de başlandı.

    Sırada Süleymanpaşa ve Uçmakdere var

    Tekirdağ’ın tarihi doku ve eserlerini ortaya çıkarmak amacıyla Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi tarafından yürütülen kültür ve turizm çalışmaları şehrin farklı ilçelerinde de devam ediyor. Bu kapsamda Süleymanpaşa ilçesi Ertuğrul Mahallesinde Miras Atölyesi-1 projesi ile 16 adet ahşap yapı kamulaştırılıp restore edilecek. Böylece yerli ve yabancı turistler Tekirdağ’ın özgün ahşap evlerinde geçmişe yolculuk yapacaklar. Çalışmaların devam ettiği bir diğer yer olan Uçmakdere’de ise üç tarihi yapı kamulaştırılarak restore edilecek.

  • (Özel haber) Portakal içinde pişen ‘Türk Kahvesi’

    Kendine has tadı, köpüğü, kokusu ve sunuluş biçimiyle oldukça sevilen Türk kahvesi, son dönemlerde portakal içinde pişirilmesiyle gündeme gelmeye başladı.

    Sosyal medya üzerinden geçen günlerde paylaşılmaya başlanan ve herkes tarafından denenen ‘Portakal kabuğu içinde Türk kahvesi’ kısa sürede ilgi odağı oldu. Binlerce kişi sosyal medya hesapları üzerinden Türk mutfağının vazgeçilmez lezzetlerinden kahveyi, cezvede değil portakal kabuğu içerisinde pişirip paylaşmaya başladı. Yapımı normal kahveye göre biraz daha uğraş gerektiren ‘Portakal içinde Türk kahvesi’, farklı tadıyla da deneyenlerin hoşuna gidiyor.

    “Portakalın kahveye kattığı aroma herkesin hoşuna gitti””

    Sosyal medya üzerinde gördüğü ‘Portakal içinde Türk kahvesini’ Eskişehir’de bulunan işletmesinde deneyen ve müşterilerine sunan kafe işletmecisi Oğuzhan Erol, daha önce duyulmayan bir tat olduğunu söyledi. Erol, “Son dönemde portakallı kahve trendi gidiyor. Bunun üzerine biz de bir ‘deneyelim’ dedik. Denemelerimizden de olumlu sonuç aldık. Portakalın kahveye kattığı ekstra aroma herkesin hoşuna gitti. Tamamen doğal olan portakalın içini oyarak daha sonra ateşin üzerinde su ve kahveyle beraber pişirilmesiyle yapılıyor. Tabi biraz uğraştırıyor. Portakalın içi boşaltılıyor, ateşe konulduktan sonra portakalla beraber kahve pişirildiği için yapımı biraz daha uzun sürüyor. İnsanlar duyduğunda bir durup düşünüyor doğal olarak ‘Nasıl oluyor?’ diye. Çünkü daha önce denemedikleri ya da duymadıkları için farklı geliyor. Eskişehir’de duyulmuş bir şey değil ama İstanbul’da oldukça revaçta olan bir içecek. Denedikleri zaman da herkesin hoşuna giden bir şey. Çak farklı bir aroması var çünkü” dedi.

    Portakal içinde Türk kahvesinin yapımını anlattı

    ‘Portakal içinde Türk kahvesi’nin yapımını da anlatan Oğuzhan Erol şunları aktardı:

    “İlk önce portakalın içi boşaltılıyor. Tam olarak boşalmasa bile kahve olacak kadar bir boşluk olması gerekiyor. Daha sonra kahve ve su konuluyor. İsteğe göre şeker de atılabilir. Daha sonrasında ise ocağa koyuluyor ve yavaş yavaş pişiriliyor. Portakalın kabuğu da ateşten dolayı delinmiyor merak edilmesin.”

    Kahveyi deneyen müşteriler de daha önce kahveyi bu şekilde hiç tatmadıklarını, portakal aromasının da kahveye eklenmesiyle ortaya güzel bir tadın çıktığını dile getirdiler.

  • Türk kahvesi ve lokum, Honduras pazarına Türk dizileri ile girecek

    Latin Amerika pazarının lojistik merkezlerinden olan Honduras’tan gelen alım heyetinin başında ki isim olan Guachicafe CEO’su Dora Oseguera, “Türk kahvesi ve lokumu çok özel ürünler. Bu kültürü bizde kendi ülkemizde yaygınlaştırmak istiyoruz. Bu kültürün tanıtımını Honduras’ta Türk dizileri ile yapacağız” dedi.

    İhracat pazarlarımızı çeşitlendirmek için ülke olarak harekete geçtiğimiz bugünlerde Ekonomi Bakanlığı’nın UR-GE projesi kapsamında Honduras’tan gelen alım heyetini ağırlayan İstanbul Hububat, Bakliyat, Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği ve Şekerli Mamuller Tanıtım Grubu, Honduras pazarına Türk kahvesi ve lokum ile girecek. Honduras’tan gelen heyetin başında yer alan Guachicafe CEO’su Dora Oseguera, “Türk kahvesi ve lokumu çok özel ürünler. Bu kültürü biz de kendi ülkemizde yaygınlaştırmak istiyoruz. Honduras’taki insanlar kahveyi ve şekerlemeyi çok seviyor. Türk lokumunun Honduras’ta olmasını ve Türk kahvesi ile birleştirip sunmayı çok istiyorum.Türk dizileri Honduras da oldukça popüler ve izleniyor,bu da Türk kahvesi ve lokumun konumlandırılmasında, pazarlanmasında fayda sağlayacaktır. Türk dizisinin yayınlandığı kanal ile görüşmeyi düşünüyorum. Pazarlama medya ile gelir.Bu kültürün tanıtımını Honduras’ta yine Türk dizileri ile yapacağız” dedi.

    Gerçekleştirdikleri çikolata ithalatına da değinen Oseguera, “Amerika ve Meksika’dan çikolata ithalatımız var. Ana ürünümüz çikolata. İthalat düşündüklerimizden ABD, sizin rakibiniz çünkü kalitesi çok iyi. Türkiye’deki ürünlerin kalitesi ve fiyatları da çok iyi. Fiyat açısından ABD Türkiye’den daha pahalı fakat kalite olarak Türkiye ile aynı. Paketleme olarak Türk ürünleri çok renkli ve ilgi çekici ayrıca oldukça yenilikçi. Ambalaj konusunda da pazarda yine en büyük rakibiniz ABD. Latin Amerikalı üreticiler ambalajın önemini henüz kavrayamadılar” diye konuştu.

    “Honduras Latin Amerikan’ın lojistik üssü”

    Latin Amerika ülkeleri arasında Honduras’ın lojistik açıdan çok büyük bir öneme sahip olduğunu vurgulayan Oseguera, “Honduras jeopolitik açıdan Latin Amerika’nın merkezi konumunda. Bölgemize gelen ürünlerin birçoğu bizim ülkemizden yayılıyor. Ülkemizin 9 milyon nüfusu var. Ülkenizden getireceğimiz ürünleriniz 1 milyon veya daha az bir popülasyona hitap ediyor olacağız. Türkiye yüksek kalitede ürün üretebilmek için çok fazla efor sarf ediyor. İyi fiyatla iyi kaliteyi birleştirmek hiç kolay değil ama Türkiye bunu başarıyor. Hatta Amerika’da bile mesafeye ve rekabete rağmen kendine yer bulabiliyor. Türkiye’nin konumlandırması oldukça iyi. Ürünlerin çoğunu denedim tadı çok güzel, denemelerde hepsinin tadına baktım hatta bazı ürünlerin hepsini yedim. Buradaki firmaların hemen hemen hepsinin yenilikçi ürünleri var. Belçika waffleını Honduras’a götürmeyi düşünüyorum. Türkiye’nin kruvasan ve waffledan pazar payı alabileceğini düşünüyorum. Çikolatalı kruvasanı çok beğendim. Honduras’ta çikolatalı kruvasan yok” diye konuştu.

    “2017 yılında çok daha fazla çalışacağız”

    Honduras’tan gelen alım heyetine ev sahipliği yapan İstanbul Hububat, Bakliyat, Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Zekeriya Mete, “Bu zor dönemde Honduras’tan böyle bir ekibi getirmek bizler için çok önemli. Ekonomi Bakanlığımızın Ur-Ge projesi kapsamında 2017 yılının ilk alım heyetini ülkemizde ağırladık. 2017 yılında da alıcıları ülkemize getirmeye devam edeceğiz. 2016 yılı içerisinde 19 ülkeden alım heyetlerini ülkemizde ağırlamıştık. 2017 yılı bu alanda çok daha fazla çalışmamızın gerektiği bir yıl. İhracat seferberliğine çıktık. Bu pazar uzak diyerek oralara gitmeme şansımız yok” dedi.

  • Turistlere 40 yıllık hatıra sahip Türk kahvesi ikramı

    Merkezi Aydın’da bulunan ve Türkiye genelinde yaklaşık 65 mağazası bulunan Tuğba Kuruyemiş kültür hizmeti de vermeye başladı. Firma mağazalarında tarihten bu yana, dostluğun zarafetin ve keyfin bir sembolü olan ve adına Atasözü bile bulunan Türk Kahvesi ikram ediyor. Özellikle turistler bu enfes tada hayran kalırken, kahve içimi sırasında yabancı misafirlere Türk misafirperverliği de sergileniyor.

    Türkiye’de yetişmemesine rağmen Türk adı ile anılan kahvenin aynı zamanda bir kültür olduğunu belirten Tuğba Kuruyemiş Halkla İlişkiler Müdürü Meryem Yağmur Uzun, “Firma olarak mağazamıza gelenlere kahve ikram ediyoruz. Bu ikramımız özellikle turizm beldelerinde ve mağazamıza alışverişe gelen turistler tarafından yoğun ilgi görüyor” dedi.

    TÜRK KAHVESİNİN TARİHÇESİ

    Katip Çelebi’nin Mizanül Hak Adlı eserinde belirttiğine göre: Kahve, Moka Yarımadası’na sürgün edilen bir Şazeli Dervişi tarafından 1555 yıllarında İstanbul’a getirildi. İlk kahvehane de 1556 yılında İstanbul Tahtakale’de açıldı. Aradan geçen 450 yıllık süreçte şu anda sudan sonra en fazla tüketilen içecekler arasında yerini alan kahve Avrupa’ya da Türk kahvesi olarak yayıldı.

    İlk yıllarda haram-helal olduğu konusu bile tartışılan kahveye dönemin ulamalarından Balıkesirli Çelebi Mehmet Efendi verdiği fetva ile “Sindirimi kolaylaştırdığı, zekayı açtığı ve bunun yanında insan sağlığına bir çok faydası bulunduğundan dolayı” helal olduğunu belirtmiştir.

    Mükemmel damak tadı, zor bulunması ve eskiden çok meşakkatli bir işlem olması nedeniyle sadece özel ve çok değerli insanlara ikram edilen Türk kahvesi kıymetinden dolayı “Bir fincanı 40 yıl dostluğun vesilesi” olarak görülerek “Bir fincan kahvenin 40 yıl hatırı vardır” atasözüne neden olmuştur.

    Değerli dostlarla içilen ve özellikle kıymet vermenin de bir göstergesi olan Türk Kahvesi’ni içen turistlerin hem çok beğendiğini belirten Tuğba Kuruyemiş Halkla İlişkiler Müdürü Meryem Yağmur Uzun, kahvenin sadece bir içecek değil aynı zamanda bir kültür olduğunu da belirtti.