Etiket: kahve

  • Clk Akdeniz’den “Bir Kahve De Bizden” Kampanyası

    Antalya, Burdur ve Isparta’daki 1.7 milyonu aşan abonesine hizmet veren CLK Akdeniz, yeni kampanyası kapsamında abonelerine Robert’s Coffee’de kahve ısmarlıyor.

    Robert’s Coffee ile birlikte düzenlenen “Bir kahve de bizden” kampanyası kapsamında, bir kahve alan aboneler, ikinci kahveyi ücretsiz içebilecek. Eş değer ya da düşük fiyatlı ikinci kahvenin hediye edileceği kampanyaya katılım ise faturalarla yapılabilecek ve Antalya, Alanya ve Manavgat’taki Robert’s Coffee şubelerinde geçerli olacak. Faturasını ibraz edip ilk kahvesini alan aboneler, ikinci kahvelerini ücretsiz olarak içebilecekler.Kampanyanın, 06 Kasım 2015-15 Ocak 2016 tarihleri arasında geçerli olacağı bildirildi.

  • 5 fincandan sonrasına dikkat!

    Kalp ve Damar Cerrahisi Prof.Dr.Güven Erdoğ, günde 5 fincan kahve içenlerdeki kalp krizi geçirme oranının içmeyenlere göre iki kat daha fazla olduğunu söyledi.

     

    “Bağımlılık yapan maddelere tiryak; tiryaklara bağımlı olana da tiryaki denir.Her tiryak madde gibi kafeinde tiryakilik yani bağımlılık yapar. Kimisi abartır bu bağımlılığını kimisi sadece keyif için arada içer” diyen Özel Elit Polikliniği Hekimlerinden Kalp ve Damar Cerrahisi Prof.Dr.Güven Erdoğ, “Günde beş fincan kahve içenlerdeki kalp krizi görülme oranı; içmeyenlere göre iki kat daha fazladır” dedi.

    Prof. Dr. Güven Erdoğa, açıklamalarını şöyle sürdürdü: “Kafein bir ilaçtır. Evet yanlış okumadınız Kafein bir ilaçtır. Hem de en psikoaktiflerinden. Doğrudan merkez sinir sistemini etkiler.Yoğun kahve içiciler genelde gergin ve sinirli olurlar.Günlük alınan fazla kafein dozu vücut yağ dokusunda birikir ve kolay kolay atılamazlar.Kafein vücuttaki B vitaminlerini, C vitaminini , çinko , potasyum ve diğer mineralleri azaltır.
    Kafein mide barsak sistemindeki asiditeyi arttırır ,hafif derecede kabızlığa ve rektal kaşınmalara sebep olur.Kafeindeki aktif kimyasallardan methylxanthine ; selim meme hastalıklarına ve bazı prostat problemlerine sebep olabilir.

    Bazı doktorlar mesleki uygulamalarında hipertansiyon hastalarının alabileceği kafein miktarını azaltmaktadırlar.The Lancet Dergisinde yayınlanan makalelere göre aşırı kafein alımının idrar kesesi ve alt üriner yollar kanserleri arasında yakın ilişkileri vardır.

    Kafein hangi içeceklerde ne kadar var , bunları bilmek isteyen firmaların internet sitelerine baksın oralarda yazıyor ,ben size günlük tüketimimizde farkında olmadıklarımızdan bahsedeceğim.

    İlk akla gelen tabii ki kahvedir. Fincanında ortalama 110 mgr bulunmaktadır. Sıcak su ilavesi ile hazırlanan kahvedeki miktarı bir az daha azdır 66 mgr gibi. Demek bu yüzden bir türlü yeterli olmuyor içene. Okkalı Türk kahvesi gibi değil yani. Bazı komşu ülkeler Greek cafe de deseler adı bile Türk kahvesi olunca yakışıyor…
    Çayda da var , sallama çayda ilk dakikada 28 mgr a çıkıyor, beşinci dakikada da 46 mgr oluyor.Çikolatada ki oranlarından bahsedersek ; Sütlüsünün 80 gr ında 15 mgr , acısında ise (bitter dediğimiz hani) 50 mgr a kadardır. “ 80 gr çikolata ne ki ?” derseniz.

    Hani bizim kare çikolata dediğimiz tür var ya onlar işte. . Her keseye uygun olanlar yani. Bayramlarda kapıya dayanan ve “iyi bayramlar “diyerek bir türlü alacağını almadan gitmeyen çocukları göndermenin en kolay yolu olan çikolata türü… Başlayınca bir türlü ara veremeden bitirdiğimiz çikolata. Öyle bir ayarlanmış ki 100 gr olsa iç bayacak, 60 gr olsa yetmeyip kişiyi söylendirecek . 80 gr tam gramı. Bitteri sevsem de sütlü olanı daha yumuşak , içindeki mutluluk hormonu ise biraz daha fazla sanki. Zaten yedikçe mutlu oluyorsunuz.Nasıl mutlu olunmaz ki. Düşünün kurallara karşı çıkıyorsunuz. Diyete, diyetisyene .. Yok falan diyeti,yok filan diyeti. Aç karnına gidiyor insanlar dünyadan. Neredeyse “ yiyen de ölüyor yemeyen de , yiyenin yanına kar kalıyor” diyeceğim ama demiyorum. Doktor tarafım “ ne yapıyorsun “ diyor. Zayıflama kapsüllerinde genelde kafein takviyesi oluyor. Hani bir az daha kendinizi dinç hissedin diye. Sırası gelmişken hemen söyleyeyim. Sözüm diyet yapanlara.

    Hangi diyeti yaparsanız yapın mutlaka açlık hissiniz size baştan çıkarmayı deneyecektir. Lafın kısası aç kalmadan kilo veremezsiniz! Sadece gayret sonra başardım ve kilo verdim , gelsin yemekler demeden bir ömür dikkat etmek iyi bir şey olsa gerek… Peki kafeinin alternatifleri var mı ? Var tabii ki . Önce alışkanlıklardan kurtulma isteği olmalı! Çay, kahve yerine geçer mi ? Geçse de kafein miktarı neredeyse kahve kadar. İçmesi de kolay yapması da. Demle,altı az az kaynasın önce fincanda sonra bardakta en sonra da ince belli de … İçerken bardağı şöyle ileriye doğru uzatıp “ vay be, ne de demlenmiş ama , renge bak “ diye diye devam etmek var. Bitkisel çaylar olabilir. Kahvenin uyarıcı gücünü bulamazsınız ancak idare edilir. Kafeinin uyarıcı gücüne hemen hemen eşit Ginseng var. Sallama çayları da var. Benden söylemesi kahvenizi abartmadan için , keyifle. Beni uyarıyor ihtiyacım var diyorsanız biraz daha istirahatinize dikkat etmelisiniz. Gece yarısını geçirip sonra uyumak zorunlu değil. Saat on gibi yatmayı deneyin. Daha dinç kalkacaksınız.”

  • Kahve ve şekere dikkat!

    Dermatec Polikliniği Dermatoloji Uzmanı Dr. Ata Nejat Ertek, cilt sağlığı konusunda kahve ve şeker tüketimine dikkat edilmesini önerdi.

     
    Dermatoloji Uzmanı Dr. Ata Nejat Ertek, “Yediğimiz yemekler, içtiğimiz içecekler cildimizin nasıl görüneceği üzerinde önemli bir role sahiptir.Cilt için zararlı olan besinleri tüketirseniz çabuk yaşlanan ve sağlıksız bir cilde sahip olmanız kaçınılmazdır.En büyük organımız olan cildimiz günlük hayatımız içinde onlarca farklı problemle karşı karşıya kalır ve yıpranmaya başlar.Cilde zarar veren bir çok faktör söz konusudur.Bu faktörlerin için de bazı yiyecek ve içeceklerde vardır.” dedi.

     

    Günde 2-3 bardaktan daha fazla kahve tüketmenin vücutta mevcut olan kortizol düzeyini artırabildiğini dile getiren Dermatoloji Uzmanı Dr. Ata Nejat Ertek daha sonra şunları kaydetti; “Yüksek kortizol (stres hormonu) yaşlanma hızını artırır ve cildi yine hızlı bir şekilde yıprandırır.Ayrıca kahve diüretik yönde etki göstermektedir. Bu sebeple vücudun susuz kalmasına sebep olmaktadır. Vücut susuz kaldığı zamanda ciltte kuruluğa ve cansızlığa sebep olur.Bu durumda da kuru olan cilt kışıklıkların oluşmasını kolaylaştırır. Yine şeker cildin düşmanları arasında olan bir besindir.Cildin daha parlak ve sağlıklı bir yapıda olması için kandaki şeker miktarının sürekli kontrol altında tutulmasına özen gösterilmelidir. Şeker bağışıklık sistemini zayıflatırken bakterilere karşı savaşan antikorların üretimini baskılayabilir. Zayıflayan bağışıklık sistemi ciltte lekeler, sivilce ve aknelere yol açabilir.Yine şekerli içeceklerde cildin kurumasına neden olabilir.Bu nedenle cildin sıvı ihtiyacını su ile karşılamak en doğru seçenek olacaktır.”